İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1972/47 K.1972/56

Karar günü:21/11/1972

Esas1972/47Karar1972/56Tarih21 Kasım 1972Okuma10 dk · 2.046 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
21 Kasım 1972
Esas Sayısı
1972/47
Karar Sayısı
1972/56
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.046 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

Karar günü:21/11/1972

Resmi Gazete traih/sayı:5.2.1973/14439

İtiraz yoluna başvuran : Foça Sulh Ceza Mahkemesi

İtirazın konusu : Türk Ceza Kanununun 456 ncı maddesinin dördüncü fıkrası Anayasa'nın 33 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına ve eşitlik ilkesine 2556 sayılı Hâkimler Kanununun değişik 35 inci maddesini Anayasa'nın 132. ve 12 nci maddelerine aykırı gören mahkeme Anayasanın değişik 151 inci maddesine dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

I.

OLAY

Birinci

şikâyetçi - sanığın Türk Ceza Kanununun 482 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca bir ay hapis ve 250 lira ağır para cezasiyle; ikinci şikâyetçi -

sanığın Türk Ceza Kanununun 456 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına göre 200 lira

ağır para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin olarak Foça Sulh Ceza

Mahkemesinin verdiği 21/12/1971 günlü, 1971/164-154 sayılı hükmün sanıklardan

birisi ve Cumhuriyet Savcısınca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay îkinci Ceza

Dairesi birinci sanık hakkındaki hükmün onanmasına ve ikinci sanık hakkındaki

hükmün ise tahrik kurallarının uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmediği ve

tartışmasız bırakıldığı gerekçesiyle bozulmasına 29/2/1972 güründe 1253-1409

sayı ile karar vermiş ve hâkim bu temyiz incelemesi dolayısiyle orta not almış;

mahkeme hakkındaki hüküm onanan kişinin de huzuru ile yaptığı duruşmanın 4 üncü

oturumunda Türk Ceza Kanununun 456 ncı maddesinin dördüncü fıkrasını ve 2556

sayılı Kanunun Yargıtay'ca temyiz incelemeleri sırasında hakimlere not

verilmesine ilişkin değişik 35 inci maddesini Anayasa'ya aykırı görerek Anayasa

Mahkemesine başvurulmasına ve Yargıtay bozma ilâmına uyulup uyulmamasının

Anayasa Mahkemesinden sonuç alındıktan sonra düşünülmesine 26/9/1972 gününde

karar vermiştir.

II.

YASA METİNLERİ

l- Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun kuralları :

a) 1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 456 ncı maddesinin dördüncü fıkrası;

Türk Ceza Kânununun 9/7/1953 günlü, 6123 sayılı Kanunla değişik 456 ncı maddesinin Anayasaya aykırılığı ileri sürülen dördüncü fıkrası (Üçüncü Tertip Düstur, Cilt 34 - sayfa 1502 deki metne göre) şöyledir :

"Madde 456/4- Eğer fiil, hiçbir hastalığı veya mûtat işgallerden mahrumiyeti mucip olmamış yahut bu haller on günden ziyade uzamamış ise tahkikat icrası mutazarrırın şikâyetine bağlı olmak şartiyle fail hakkında iki aydan altı aya kadar hapis veya 200 liradan 2500 liraya kadar ağır para cezası hükmolunur."

b) 4/7/1934 günlü, 2556 sayılı Hâkimler Kanununun 35 inci maddesi.

Hâkimler Kanununun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen (9/7/1945 günlü, 4791 sayılı Kanunla değişik) 35 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları (Üçüncü Tertip Düstur, Cilt 26 - sayfa 1323 deki metne göre) şöyledir :

"Madde 35/1, 2- Yargıtay daireleri yaptıkları temyiz tetkikatı esnasında tek veya toplu olarak hüküm veren yargıçlardan her birisinin ilmî liyakatlarını tespit ederek bir not verirler. Notlar çok iyi, iyi, orta ve zayıf olmak üzere dörde ayrılır. Not verilirken hükmün esasında sağlanan isabet ve iltizam olunan kanaat ve içtihadın gerekli sebepleriyle tahlil ve izahında gösterilen kudret ve başarı gözönünde tutulmakla beraber davanın kanunî sebepler dışında uzatılıp uzatılmadığı ve mahkemenin sevk ve idaresinde ilmî ve hukukî hatalar bulunup bulunmadığı da incelenir ve bu cihetler de ayrıca derece takdirine esas tutulur.

Rulonun onanmış veya bozulmuş olması mutlaka leh ve aleyhe not vermek için sebep olamaz. Leh ve Aleyhte kanaat istihsaline müsait olmayan kâğıtlar için not verilmez. Ancak bu zaruretle not verilmediğinin gösterilmesi yeter sayılır."

2- Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa Kuralları :

İtiraz yoluna başvuran mahkemenin Anayasa'ya aykırılık görüşünü desteklemek üzere ileriye sürdüğü Anayasa'nın 12 nci maddesi, 33 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 132 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıda yazılı olduğu gibidir :

"Madde 12- Herkes, (fil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."

"Madde 33/3- Kimseye, suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez."

"Madde 132/1, 2- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler.

Hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz."

III.

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 21/-11/1972 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında rapor, Foça Sulh Ceza Mahkemesinin 12/10/1972 günlü, 1972/20 sayılı yazısına bağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, konuyu ilgilendiren öteki metinler okunduktan sonra önce mahkemenin itiraz yoluna başvurmaya yetkili bulunup bulunmadığı üzerinde durulmuştur.

Anayasa'nın değişik 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27 nci maddeleri kurallarına göre bir mahkemenin herhangi bir kanun hükmünü, Anayasa'ya aykırılık denetiminden geçirilmesi için, Anayasa Mahkemesine getirebilme yetkisini kazanması her şeyden önce elinde bakmakta olduğu bir dâvanın bulunmasına bağlıdır.

İncelenen

işe gelince iki sanık hakkında Foça Cumhuriyet Savcılığının İ971/332-191-59

sayılı 21/12/1971, günlü iddianamesi ile açılarak Sulh Ceza Mahkemesinin

1971/164 esas sayısını alan kamu dâvası bu mahkemenin 21/12/1971 günlü,

1971/164-154 sayılı hükümle işi kendi yönünden sona erdirmesi üzerine "bakılmakta

bulunan dâva" olmaktan çıkmıştır. Hükmün birinci sanığa ilişkin bölümü

Yargıtay 2. nci Ceza Dairesinin 29/2/1972 günlü, 1253-1409 sayılı ilâmiyle

onandığına göre artık işin bu bölümünün "bakılmakta olan dâva"

niteliğini yeniden kazanması söz konusu olamaz. Hakkındaki hüküm aynı ilâmla

bozulan ikinci sanığa ilişkin işin ise "bakılmakta olan dava"

durumuna geçebilmesi ancak ve ancak Foça Sulh Ceza Mahkemesinin Yargıtay'ın

bozma kararına uymasına bağlıdır. Oysa mahkeme bu konuyu karara bağlamamış ve

Yargıtay bozma ilâmına uyulup uyulmaması sorununun çözümünü Anayasa

Mahkemesinin vereceği kararın sonuna bırakmıştır. Şu duruma göre mahkemenin

elinde bakmakta olduğu bir dâvanın bulunduğundan söz edilemeyeceği ortadadır.

Elinde bu gün için bakmakta olduğu bir dâva bulunmayan Foça Sulh Ceza

Mahkemesinin ve Anayasa'nın değişik 151 inci maddesine dayanarak bir takım

kanun kurallarının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi düşünülemez.

Çünkü yukarıda da değinildiği gibi bu yol için Anayasa'ca öngörülmüş olan iki

koşuldan birincisi yani elde bakılmakta olan bir dâvanın bulunması koşulu

gerçekleşmiş değildir. Anayasa'nın değişik 151. ve 44 sayılı Kanununun 27 nci

maddelerine uymayan başvurmanın itirazda bulunan mahkemenin yetkisizliği

yönünden reddi gerekir.

Fazıl Uluocak, Nuri Ülgenalp, İhsan Ecemiş, Ziya Önel, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

IV-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir dâvanın bulunduğundan söz edilemeyeceği için Anayasa'nın değişik 151 inci maddesine uymayan başvurmanın, başvuran mahkemenin yetkisizliği yönünden reddine Fazıl Uluocak, Nuri Ülgenalp, İhsan Ecemiş, Ziya Önel, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçukluğu ile 21/11/1972 gününde karar verildi.

Başkan

Muhittin Taylan

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Nuri Ülgenalp

Üye

Şahap Arıç

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Kâni Vrana

Üye

Muhittin Gürün

KARŞIOY

YAZISI

Bir mahkeme, gördüğü dâva sonunda verdiği hükmün Yargıtay'ca bozulması üzerine o dâvayı yeniden ele alarak usul hükümleri dairesinde yeni bir karar vermek mecburiyetindedir. Bu son hüküm verilinceye kadar dâva, mahkemenin bakmakta olduğu bir dâva niteliğini muhafaza eder. Bu düşünce ile işin esasının incelenmesi gerektiğinden çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

Olayda, Yargıtay sanıklardan birisine ait hükmü onamış, diğerine ait hükmü ise, tahrik yönünden bozmuştur.

Birinci sanık yönünden, hüküm kesinleştiği için, bakılmakta olan bir dâva yoktur.

İkinci sanık yönünden, mahkeme ya bozma kararma uyacak ve tahrik hükmünü, dolayısıyla 456 ncı maddeyi, uygulayacak yahut da eski hükümde ısrar edecektir. Bu nedenle mahkemenin dâva üzerinde tasarruf yetkisi ve bakılmakta olan bir dâva vardır.

Ancak mahkemenin bozma karan uyarınca tahrik hükmü ile 456 ncı maddeyi uygulayabilmesi için bozma kararına uyması gerekir. Bozma kararına uyulmadığına göre 456 ncı madde hâkimin halen uygulayacağı bir hüküm değildir; itirazın bu yönden reddi gerekir.

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

İhsan Ecemiş

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın 151 inci maddesi, dâvaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bîr kanun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır hükmünü koymuştur.

Çoğunluk gerekçesi, mahkemenin kendi yönünden işi hükme bağlamakla ortada görülmekte olan bir dâva kalmadığı, Yargıtay bozmasından sonra dâvanın bakılmakta olan dâva haline dönüşmesi için mahkemece bozmaya uyulması gerektiği yolundadır.

Kanımızca

mahkemenin görmekte olduğu bir dâva vardır ve bozmaya uyulup uyulmamasının

dâvanın görülmekte olan bir dâva niteliğinde sayılıp sayılmamasında bir etkisi

yoktur. Gerçekten gerek özel ve gerekse kamu hukuku alanlarında kişilerce veya

kamu adına açılan davalar, mahkemelerce incelenerek hükme bağlanır. Kanun

yollarından geçmesi veya bu yolların kapanması suretiyle sonuçlanmış olur ve

ortadan kalkar. Bu iki evrede dâva daima mevcuttur. Özel hukuk alanında olduğu

gibi kimi dâvalara bakılması ve bakmakta olan dâva haline getirilmesi

tarafların iradesine ve işin takibine bağlıdır. Amma kimi dâvalar ve özellikle

kamu adına açılmış olanları mahkemece işin ele alınmasından itibaren hükmünün

kesinleşmesine kadar hiç bir zaman görülmekte olan dâva olma niteliğini

yitirmezler. Bilindiği gibi dâvaları nihai şekilde karara bağlama yetkisi, ilk

mertebe mahkemelere, mahal mahkemelerine verilmiştir ki, bunlara kısaca

hüküm mahkemesi de denilmektedir. İtiraz mercileriyle, Yargısal denetim yapan

üst mahkemeler dâvayı esas yönünden hükme bağlama hak ve yetkisine sahip

değildir.

Olayımızda

mahal mahkemesince tesis edilen hükmün sanıklarından birine ait kısmı Yargıtay

Özel Dairesince onanmış ve böylece kesinleşerek ona ait olan dâva ortadan kalkmıştır.

Ancak diğer sanık hakkındaki hüküm bozulmuş ve böylece hüküm mahkemesince

tekrar ele alınması zorunlu hale gelmiştir. Bu suretle mahkemece ele alınan

dosya üzerinde oturumlar açılmış ve yapılan tetkikat sonunda mahkeme uygulamak

durumunda olduğu Türk Ceza Kanununun 456/4 üncü fıkrasını Anayasa'ya aykırı

görerek Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve davanın geri bırakılmasına karar

vermiştir. Bozma kararı şu yönü de düşünerek hükmünü ona göre tesis etmen

lâzımdır diyor. Bu şekilde bozma esas kararı askıya almıştır, lâkin dâva ortada

kalmış değildir. Dosya tekrar hüküm mahkemesince ele alınarak dâva görülecek

hale gelmiştir ve bundan kaçınılamaz. Mahkemenin bozmaya uyması özel dairenin

işaret ettiği hukuki görüş ve yolu benimsemesi demektir ki bozmanın

gerektirdiği şekilde karar verilmesini icabettirir. Direnmesi ise hükmüne

dayanak olan hukuki görüşünün haklı ve özel daire bozmasının uygun olmadığını

ileri sürerek Genel Kurulu hakem kılmasından ibarettir, bundan başka ve bunun

ötesinde bir anlamı yoktur. Bu açıdan bakılınca da bozmaya uymanın bakılmakta

olan bir dava olma koşulunu gerçekleştireceği ve direnme halinde ise, davaya

bakan bir mahkeme olamayacağım düşünmek doğru bir düşünce biçimi olamaz. Çünkü

mahkeme bozmaya uymak için olduğu gibi direnmek içinde duruşmayı açmak

ilgililerden diyeceğini sormak ve nihayet bir karara varmak ve yeni bir karar

yazmak durumundadır. Bütün bu işlemler ise dâvaya bakmanın ta kendisidir ve

dâvaya bakmadan direnmeyi anlamak her halde kolay olmasa gerekir. Kaldı ki Anayasa'ya

aykırılığın Yargıtay bozmasına ilişkin olabileceği düşünülürse çoğunlukça

benimsenen yorumun hatalı olduğu daha da belirgin şekilde ortaya çıkar. Öte

yandan Anayasa'nın 151 nci maddesi Anayasa'ya aykırılık iddialarının öncelikle

çözümlenmesini öngörmüştür. Olayımızda da bu evrede karar verilmesi bozmaya

uyup uymama yönünden mahkemeye bir ışık tutabileceği gibi işin daha süratli

sonuçlanmasına da yardımcı olur. Bundan başka davayı bakılmakta olan bir dava

haline getirebilmek için bozmaya uyma koşulunu öne sürmek hakimin bu konudaki

hukuki görüşlerini dolaylı bir şekilde ve olumsuz bir yönde etkilemek gibi

sakıncalı bir sonuca da yol açabilir. Bu önemli cihetin gözönünde

bulundurulmasında da yarar vardır.

Sonuç: Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle hakkındaki hüküm bozulan sanık için mahkemenin bakmakta olduğu bir dava vardır ve esasın incelenmesine karar verilmesi gerekir düşünce ve oyundayım.

Üye

Nuri Ülgenalp

KARŞIOY

YAZISI

İki

sanık hakkında Foça Cumhuriyet Savcılığının 1971/332-191-59 sayılı 21/12/1971

günlü suçlama yazısı ile (iddianame) kamu davası acımış ve o yer Sulh Ceza

Mahkemesinin 1971/164 esas sayısını alan bu dava 21/12/1971 günlü, ,

1971/164-154 sayılı kararla sonuçlandırılmıştır. Yargılamanın bu evresinde

mahkeme yönünden görülmekte olan bir davadan söz edilemez. Ne varki mahkemenin

hükmü Temyiz edilmiş ve Yargıtay'ca sanıklardan biri hakkındaki, hüküm onanmış

diğer sanık hakkındaki hüküm ise tahrik kurallarının uygulanıp

uygulanmayacağının düşünülmesi ve tartışmasız bırakılması gerekçesiyle

bozularak dava dosyası mahalli mahkemeye iade olunmuştur. Bu suretle mahkemenin

eline geçen dava dosyası yeniden esas defterine kaydı yapılarak yeni bir numara

almış ve kamu davasının sonuçlanmasını temin için duruşma açılmış oturumlar

yapılmış yargılama usulü yasasının saptadığı usul kuralları uygulanmıştır.

Yargılamanın bu evresinde de mahkemenin elinde görülmekte olan bir kamu

davasının bulunduğu kuşkusuzdur. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer bir durumda

verdiği 17/2/1972 günlü 1972/3-6 sayılı kararında "Adana Asliye 2 nci

Hukuk Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir dava vardır Ancak mahkeme

Yargıtay'ın bozmasından evvel 10 yıllık hak düşürücü süreyi uygulamayarak davanın

esasını davacıların istemi uyarınca sonuçlandırmıştır. Yargıtay, 10 yıllık hak

düşürücü sürenin uygulanmamış" olmasını bozma nedeni saymış ve çekişmeli

yerin tapuya tescil talihinin sorulmasını öngörmüştür. Mahkeme bozma kararına

uyulup uyulmamasının düşünülmesini dosyanın Anayasa Mahkemesinden geldikten

sonraya bıraktığından olayda on yıllık süreyi başka deyimle 766 sayılı Kanunun

31 nci maddesini uygulayıp uygulamıyacağı henüz belli değildir." Demek

suretiyle Yargıtay'ca bozulan karara ait dava dosyasının mahkemenin önüne

getirilmesini davanın görülmesi koşulu içinde gördüğünü açıkça belirtmiştir.

Çoğunluk tarafından "hakkındaki hüküm aynı ilâmla bozulan ikinci sanığa ilişkin işin ise bakılmakta olan dava durumuna geçebilmesinin ancak ve ancak Foça Sulh Ceza Mahkemesinin Yargıtay'ın bozma kararına uymasına bağlıdır" biçiminde açıklanan görüş ceza yargılama kurallarına aykırı düştüğü gibi Anayasa Mahkemesi karariyle de çelişmektedir. Çoğunlukça benimsenen bu görüş davanın yapısı yönünden değil o dâvada uygulanacak kanun hükmü bakımından geçerli olabilir.

Bu düşünce ile işin esasının incelenmesi kanısı ile çoğunluk görüşüne karşıyız.

Üye

Ziya Önel

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1972/47, K. 1972/56, 21 Kasım 1972 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. Yasa Metinleri
  5. İlk İnceleme
  6. Iv-
  7. Karşıoy
  8. Yazısı
  9. H. Boyacıoğlu
  10. Karşıoy
  11. Yazısı
  12. Karşıoy
  13. Yazısı
  14. Karşıoy
  15. Yazısı
  16. H. Boyacıoğlu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1972/47
Karar No
1972/56
Tarih
21 Kasım 1972

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1972/54 K.1972/59
  • AYM Norm Denetimi E.1971/55 K.1972/60
  • AYM Norm Denetimi E.1972/40 K.1972/61
  • AYM Norm Denetimi E.1972/35 K.1972/62
  • AYM Norm Denetimi E.1972/55 K.1973/1
  • AYM Norm Denetimi E.1972/58 K.1973/3

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.