İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1973/1 K.1973/18

Resmi Gazete tarih/sayı:29.8.1973/14640

Esas1973/1Karar1973/18Tarih17 Nisan 1973Okuma16 dk · 3.184 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
17 Nisan 1973
Esas Sayısı
1973/1
Karar Sayısı
1973/18
Karar Günü
17/4/1973
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.184 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:29.8.1973/14640

İtiraz yoluna başvuran : Danıştay 12 nci Dairesi.

İtirazın

konusu : 15/5/1959 günlü 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle

Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2/7/1968 günlü, 1051

sayılı Kanunla değişik 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki "afet

bölgesi içinde ve dışında tespit olunan imar Ve iskan alanları içindeki

taşınmaz mallardan Hazineye, özel idareye, belediyeye, köy tüzel kişiliğine

veya katma bütçeli dairelere ait olanlardan ...... ihtiyaca tekabül eden

miktarı, İmar ve İskân Bakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işe

tahsis ve temlik olunur." hükmünün davada uygulanacak olan "köy tüzel

kişiliğine ait taşınmaz mallara ilişkin kısmını" Anayasa'nın 36. ve 38.

inci maddelerine aykırı gören mahkeme Anayasa'nın değişik 151 inci maddesine

dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına 26/5/1972 gününde karar vermistir.

I -

OLAY

6/10/1964

günü Marmaris Bölgesinde oluşan deprem âfetinin Karacabey ilçesinin Akhisar

Köyünde de hasara ve 'kimi konutların yıkılmasına yol açması üzerine İmar ve

İskân Bakanlığı konut yaptırılmak üzere bu köy tüzel kişiliğine ilişkin üç

parça taşınmaza el koyup afete uğrayanlara dağıtmış; onlar da aldıkları

yardımlarla bu yerler üzerinde kendilerine konut yaptırmışlardır. İmar ve İskân

Bakanlığı, söz konusu taşınmazların karşılığını satın alma veya anlaşma yolu

ile köy tüzel kişiliğine ödemek için gerekli işlemlere girişmiş ise de bu arada

7269 sayılı Kanunun 21 inci maddesi 1051 sayılı Kanunla değiştirilince yeni

kural uyarınca taşınmazlar bedelsiz olarak Hazineye geçmiştir. Bunun üzerine

Akhisar köyü tüzel kişiliği adına muhtarca imar ve iskân Bakanlığı aleyhine;

taşınmaz bedellerinin tazmini isteği ile Danıştay 12 nci Dairasinde dava

açılmış ve bu dairece de, yukarıda değinildiği gibi, 7269 sayılı Kanunun 1051

sayılı Kanunla değiştirilen 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki kuralın

"köy tüzel kişiliğine ilişkin" bölümü Anayasanın 36. ve 38 inci

maddelerine aykırı görülerek itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulmasına

karar verilmiştir.

III

- YASA METİNLERİ

l - İtiraz konusu Kanun hükmü :

15/5/1959 günlü, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara dair Kanunun 2 Temmuz 1968 günlü ve 1051 sayılı Kanunla değiştirilen ve birinci fıkrasının köy tüzel kişiliğine ilişkin taşınmazlarla ilgili kuralı itiraz konusu edilen 21 inci maddesi, Beşinci Tertip Düstur Cilt 7 İkinci kitap, sayfa 2594 teki metne göre, şöyledir:

"Afet bölgesi içinde ve dışında tespit olunan imar ve iskân alanları içindeki taşınmaz mallardan Hazineye, özel idareye, belediyeye, köy tüzel kişiliğine veya katma bütçeli dairelere ait olanlardan (Vakıflar Genel Müdürlüğü taşınmaz malları ile Hazineye, özel idareye ve belediyeye ait taşınmaz mallardan bir kamu hizmetine tahsis edilenler hariç) ihtiyaca tekabül eden miktarı, İmar ve İskân Bakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işe tahsis ve temlik olunur.

Afet sahaları içinde ve dışında yeniden kurulacak iskân yerleri (Şehir kasaba, köy) ile mevcut iskân sahalarına yapılacak eklemeler için, yiıkarıdaki hükümler dairesinde arazi temini mümkün olmayan hallerde (normal gelişme alanlarına öncelik verilmek şartiyle) arazi ve bina satın alınabileceği gibi, kamulaştırma mevzuatı dahilinde, kamulaştırma da yapılabilir.

Bu maddeye göre sağlanan taşınmaz mallar imar ve iskân Bakanlığının isteği üzerine ayrıca ferağ şartı aranmaksızın Hazine adına resen tescil olunur.

2 - Mahkemenin dayandığı Anayasa kuralları:

Mahkemenin Anayasaya aykırılık görüşünü desteklemek üzere ileri sürdüğü Anayasanın 36. ve 38 inci maddeleri aşağıda yazılı olduğu gibidir.

a) "Madde 36 - Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacı ile, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykrı olamaz."

b) "Madde 38/1 - (1488 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki metin)

Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartı ile özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların, kanunla gösterilen esas ve usullere göre tamamını veya bir kısmını kamulaştırmaya veya bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir."

c) "Madde 38/1, 2, 3 (1488 sayılı Kanunla değişik)

Devlet ve kamu tüzel kişileri kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartiyle, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malları, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya bir kısmını kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Ödenecek karşılık, taşınmaz malm tamamının kamulaştırılması halinde o mâlın malikinin kânunda gösterilecek usul ve şekle uygun olarak bildireceği vergi değerini; kısmen kamulaştırmalarda da, vergi değerinin kamulaştırılan kısma düşen miktarını aşamaz.

Kamulaştırılan taşınmaz mal karşılığının vergi değerinden az takdir edilmesi halinde malikin itiraz ve dava hakkı saklıdır."

3 - Konuyu ilgilendiren Anayasa kuralları:

Anayasa'nın konuyu ilgilendiren 112. ve 116. maddeleri şöyledir:

"Madde 112 - İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.

İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.

Kamu tüzel kişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur."

"Madde 116 - Mahalli idareler, il belediye veya köy halkının müşterek mahalli ihtiyaçlarını karşılayan ve genel karar organları halk tarafından seçilen kamu tüzel kişileridir.

Mahalli idarelerin seçimleri, kamunun gösterdiği zamanlarda ve 55 inci maddede yazılı esaslara göre yapılır.

Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanma ve kaybetmeleri konusundaki denetim ancak yargı yolu ile olur.

Mahalli idarelerin kuruluşları, kendi aralarında birlik kurmaları görevleri yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezi idare ile karşılıklı bağ ve ilgilileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır."

IV -

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 8/2/1973 gününde Muhittin Taylan. Avni Givda, Fazıl Uluoacak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Kâni Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbns, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmaları ile yapılan ilk inceleme Toplantısında dosyanın eksiği bulunmadığı saptandıktan sonra işin esasının incelenmesine "Muhittin Gürün'ün başvurmanın, başvuran mahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gerektiği yolundaki karşı oyu ile" ve oyçokluğu ile 8/2/1973 gününde karar verilmiştir.

Danıştay 12. Dairesi elindeki davanın görevi içinde olduğunu kabul ederek davaya bakmakta bulunduğundan ve işin niteliğine göre bu tutuma müdahale, Anayasaya uygunluk denetimi kapsamını aşacağı için, düşünülemiyeceğinden, karşı görüş çoğunlukla benimsenmemiştir.

V -

ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, Danıştay Başkanlığının 10/1/1973 günlü, 615 0053 sayılı yazısına bağlı olarak gelen Danıştay 12. Dairesinin 26/5/1972 günlü, 1969/2081 sayılı gerekçeli kararı vj ekleri, Anayasaya aykırılığı ileri sürülen kanun hükmü ve iddiaya destek yapılan ve konu ile ilgisi bulunan Anayasa maddeleri ile öteki aydınlatıcı kurallar okun' duktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Türkiye

umumi hayata etkili doğal afetlere sık sık sahne olan bir ülkedir. Onun için de

bu afetler ara ara kent ve köylerde bazan büyük hasarlara, bu arada konutların

yıkılmasına, ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açmaktadır. Bu gibi

durumlarda hasar ve zararların telâfisine çalışmak; konutları yıkılmış açıkta

kalmış yurttaşlara acele konut yaptırmak veya konut yapımında kendilerine

yardımcı olmak Devletin başta gelen sosyal görevlerindendir. Anayasa'nın 2.

maddesinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin nitelikleri belirtilirken aynı

zamanda "sosyal bir nukuk devleti" olduğu ilkesi saptanmıştır. Yine

Anayasa'nın 10. maddesindeki "Devletin, sosyal adalet ve hukuk devleti

ilkeleri ile bağdaşmayan bütün iktisadi ve sosyal engelleri kaldıracağı",

41. maddesindeki "İktisadi ve sosyal kalkınmayı demokratik yollardan

gerçekleştirmekle ödevli" olduğu ve 49. maddesindeki "yoksul ve dar

gelirli ailelerin sağlık şartlarına uygun konut ihtiyaçlarını karşılayıcı

tedbirleri alacağı" yolundaki hükümler de sosyal devlet anlayışının

gereklerinden bulunmaktadır.

Burada şu noktanın belirtilmesi yerinde olacaktır. İptali istenen kanun kuralının ilişkin bulunduğu konunun, aşağıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, mülkiyet hakkını koruma ilkesiyle bir ilişkisi yoktur; onun için de Anayasanın 36. ve 38. maddeleri kapsamının dışındadır.

Bilindiği

gibi Anayasa'nın 112. ve 116. maddelerine göre köyler, Devlet genel yönetimi

içinde ve kamu tüzel kişilerinden sayılmış ve 112. madde de idarenin bütünlüğü

ilkesine özellikle yer verildiği görülmüştür. Ohalde Anayasaya göre bir kamu

kuruluşu olan köy tüzel kişiliğine ilişkin malların da kamu malı niteliğinde

olacağında kuşku yoktur. Böyle olunca köy tüzel kişiliğine ilişkin

taşımazların, doğal afetler dolayısiyle yine kamu yararına bedelsiz olarak

tahsis edilmesi ve incelenen itirazla ilgili olayda olduğu gibi deprem

felaketinde konutları yıkılan köy halkına konut yaptırmak üzere aynı köye ait

taşınmazların bedelsiz olarak ayrılması Anayasa'nın sözü edilen ilke ve

hükümlerine uygun düşmektedir. Bu nedenlerle itirazın reddine karar

verilmelidir.

Avni Givda ve Ahmet Akar kanun kuralının Anayasaya aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini ileri sürmüşlerdir.

Nuri Ülgenalp sonuçta birleşmeme birlikte gerekçeye katılmamış Ahmet H. Boyacıoğlu ek gerekçe yazmak hakkını saklı tutmuştur.

VI -

Sonuç : 15/5/1959 günlü, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2/7/1968 günlü 1051 sayılı Kanunla değişik 21 inci maddesinin birinci fıkrasının "Köy tüzel kişiliğine ait taşınmaz mallar "a ilişkin bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Avni Givda ve Ahmet Akar'ın karşıoyları ile ve oyçokluğu ile 17/4/1973 gününde karar verildi.

Başkan

Muhittin Taylan

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Nuri Ülgenalp

Üye

Şahap arıç

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Abdullah Üner

Üye

Kâni Vrana

Üye

Muhittin Gürün

KARŞIOY

YAZISI

Danıştay 12. Dairesinin Anayasaya aykırılığını ileri sürdüğü, "Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair" 15/5/1959 günlü, 7269 sayılı Kanunun 2/7/1968 günlü, 1051 sayılı Kanunla değişik 21. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve "afet bölgesi içinde ve dışında saptanan imar ve iskân alanları içindeki taşınmaz mallardan köy tüzel kişiliğine ait olanların ihtiyacı karşılayacak miktarının İmar ve iskân Bakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işe tahsis ve temlik edilmesi" ne ilişkin bulunan kuraldır.

Anayasa Mahkemesi, itiraz yoliyle gelmiş böyle bir kuralın Anayasaya uygunluk denetimini yaparken olayda sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı hüküm vermeyecekse ki bu işte böyle bir hüküm söz konusu olmamıştır - itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davanın konusuna özgü özellikleri ve ayrıntıları bir yana bırakmak denetiminden geçirdiği yasa kuralını Yasa Koyucunun ona verdiği kapsam içinde ele alıp değerlendirmek zorundadır.

Olayda

ileri sürüldüğü gibi köy tüzel kişiliğinin elindeki taşınmaz kamu hizmetine

tahsis edilmemiş ve burasının yine o köy içinde doğal afete uğramış bulunanlara

konut yapılması için kullanılması öngörülmüş olabilir. Tahsis ve Temlik konusu

taşınmaz köy tüzel kişiliğinin özel mülkiyetindedir, yahut değildir. Bütün

bunların ve bunlar gibi ayrıntıların bir önemi olamaz. Çünkü Anayasa'ya

aykırılığı ileri sürülen kural geniş kapsamlı, genel ve mutlak niteliktedir.

Taşınmaz, köy tüzel kişiliğinin özel mülkiyetinde bulunsun veya köy orta malı

olsun; bir kamu hizmetine tahsis edilsin veya edilmesin; imar ve iskân

Bakanlığınca o köy veya başka yerler halkının ihtiyaçlarına tahsis edilmesi

düşünülsün; kural işleyecektir. Onun içindir ki, yukarıda değinildiği üzere

olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı hüküm verilmiyeceğine göre,

Anayasaya uygunluk denetiminde kanun kuralının tam anlamı ve kapsamiyle ölçüye

vurulması gereklidir.

Böyle

yapıldıkta saptanan durum şudur: Anayasa'nın 112. maddesine göre "İdare

kuruluş ve görevleriyle bir bütündür" Amma 116. maddeye göre de köy

idaresi, köy halkının müşterek mahalli ihtiyaçlarını karşılayan ve genel karar

organları halkça seçilen bir kamu tüzel kişisidir. Bu İdareye Devlet, görevleri

ile orantılı gelir kaynakları sağlamak yükümündedir. Köy tüzel kişiliğinin özel

mülkiyetindeki taşınmazlar o köyün bir gelir kaynağıdır. Köye yeterli gelir

kaynağı sağlaması gerekirken merkezi idarenin kendi görev ve ödev alanına giren

işler için köyün gelirine hele gelir kaynaklarına el atması düşünülmez. Bir köy

tüzel kişiliğine ilişkin taşınmazların başka bir köy halkının ihtiyacı için

bedelsiz olarak o köyün elinden alınması ise köy idaresinin kuruluşundaki

"o köy halkının müşterek mahalli ihtiyaçlannı karşılama" ereğine ters

düşer. Kaldı ki genel hayatı etkileyecek ağalıkta doğal afetlerin bir köydeki

zararlarının giderilmesiyle o köyü yükümlü tutmak da köyün gelir kaynaklarının

gücünü aşacak bir girişim demektir. Şu duruma göre genel hayata etkili afetler

dolayısiyle tedbir alınması ve yardım yapılması gibi bir gerekçe dahi bir köy

tüzel kişiliğinin özel mülkiyetindeki taşınmazların parasız olarak elinden

alınmasını haklı gösteremez. İptali istenen kural, kararda belirtildiği gibi,

Anayasa'nın 116. maddesine uygun değil apaçık aykırıdır; İptal edilmesi gerekir

Öte Yandan 7269 sayılı Kanunun 1051 sayılı Kanunla değşiik 21. maddesinin birinci fıkrasında Hazine'ye özel idareye, Belediyeye ilişkin taşınmazlardan bir kamu hizmetine tahsis edilmiş olanlar, bedelsiz el konma kuralı dışında bırakılmışken köy tüzel kişiliğinin taşınmazları için bu türlü bir istisna dahi tanınmamıştır. Mahalli idareler arasında hiçbir haklı nedene dayanmayan böyle bir ayrım yapılması Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri arasında sayılan "hukuk devleti" kavramı ile bağdaşabilir bir tutum ve böyle bir devletin yasalarında yer alabilecek bir kural olarak savunulamaz.

Yukarıdan beri açıklananlarla varılan sonuca göre konunun Anayasa'nın mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin ilkeleri yönünden tartışılmasına yer görülmemiştir.

7269 sayılı Kanunun 1051 sayılı Kanunla değişik 21. maddesinin birinci fıkrasındaki köy tüzel kişiliği taşınmazlarına ilişkin kuralın Anayasa'ya aykırılığı dolayısiyla iptali gerekirken Aanayasa'ya aykırı olmadığı ve itirazın reddi yolunda verilen 17/4/1973 günlü, 1973/1 18 sayılı karara bu nedenlerle karşıyız.

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın 151. maddesinin ilk fıkrasında:

(Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır) denilmektedir.

Öteyandan Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27. maddesinin l işaretli bendinde de, bir davaya bakmakta olan mahkemenin (o dava sebebiyls uygulanacak kanun hükümlerini) Anayasa'ya aykırı görürse itiraz yoluna başvurabileceği belirtilmek suretiyle Anayasa ilkesi tekrar edilmiş bulunmaktadır. Anayasa'nın ve kanunun açıklanan bu hükümlerine göre bir mahkemenin itiraz yoluna başvurarak bir kanun hükmünün Anayasa'ya uvgun olup olmadığının karara bağlanmasını isteyebilmesi için aşağıdaki koşulların mevcut olması gerekmektedir:

1 - Mahkemenin bir davaya bakmakta olması,

2 - Anayasa'ya uygunluğunun çözümlenmesi gereken hükmün, o davada uygulanacak hüküm bulunması,

Bu iki koşuldan birinin bile eksik olması halinde itiraz yoluna başvurulamıyacağı açıktır.

Herkesi bağlayıcı olan bu Anayasa ilkesi karşısında, Anayasa Mahkemesinin de itiraz yolu ile bir istem geldiği zaman bu koşulların tam olduğunu araştırmak zorunda bulunduğunda kuşku gösterilemez. Aksi takdirde geçersiz bir istemin karara bağlanması gibi bir durumla karşılaşılaşabilirki böyle biı halde Anayasa Mahkemesi de Anayasa'ya aykırı bir tutum ve durum içine düşürülmüş olur.

Bu bakımdan, itirazda bulunan mahkemenin elindeki herhangi bir işi (dava) sayması ve bir kanun hükmünü o davada uygulama durumunda bulunduğunu belirtmiş bulunması, Anayasa Mahkemesini bağlamaz ve onun tarafından da koşulların var olup olmadığının ayrıca araştırılması gereğini ortadan kaldırmaz. Anayasa Mahkemesinin de kendi kanısına göre bu koşulların tamam olup olmadığını saptaması zorunludur.

Anayasa'nın 151. maddesinde öngörülen nitelikte bir dava ne zaman var sayılabilir' Bir başka deyimle, kanunlara dayanan gerçek uyuşmazlıklar yanında, usul hukukuna göre sadece şekli itibariyle de (dava) olarak nitelendirilebilen her istem, Anayasa'nın 151. maddesinde sözü edilen (dava) olarak kabul olunabilir mi'

Bu sorunun, Anayasa'nın 151. maddesinin amacı doğrultusunda cevaplandırılması gerekmektedir:

Anayasa'ya

uygunluk denetiminde iptal davası yanında bir de itiraz yoluna yer verilmiş

bulunması, bu konudaki hükümlerin niteliğinde de anlaşılacağı üzere, kişiyi

Anayasaya aykırı kanunların uygulanmasından koruyarak Anayasa güvencesi altına

almak ve Anayasa'nın üstünlüğünü sağlamak amacına dayanmaktadır. Şu halde madde

de öngörülen (dava) deyimi ile, Anayasa ve kanunlara göre yetkili olan bir

mahkeme önüne getirilerek kişi hakkında olumlu veya olumsuz yönde bir karar ile

sonuçlanabilmesi mümkün olan uyuşmazlıkların kasdedildiği anlaşılmaktadır. Zira

ancak böyle bir durumda, kişinin Anayasaya aykırı bir kanunun uygulanmasından

korunması söz konusu olabilir. Buna göre Anayasa ve kanunlara uygun olmayarak

görevi dışındaki bir istemin bir mahkeme önüne getirilmiş olmasını, Anayasa

denetiminin sağlanması için başvurulabilecek bir neden saymaya imkân yoktur.

Anayasa'nın 2. madesinde devlet düzeninin temellerinden birisi olarak

gösterilen "Hukuk devleti" kavramı, kanunsuz ve hukuk açısından

değersiz işlemlere, geçerli sayılabilecek bir neden bulunmadıkça, hakuki sonuç

ve etki tanınmasına izin vermez.

Yukarıdaki açıklamadan anlaşılacağı gibi Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerinde sözü edilen (Bakılmakta olan dava) deyimi ile, kanunlara uygun biçimde ve mahkemenin görevi içinde açılmış bir davanın öngörülmüş olduğunda kuşku olmamak gerekir.

Dosyaya nazaran, bir köy tüzel kişiliğine ait olup İmar ve İskân Bakanlığınca 7269 sayılı Kanun gereğince ev yapıp âfete uğrayanlara dağıtmak maksadiyle el konulmuş bulunan üç parça taşınmazın, sözü geçen kanunun 1051 sayılı Kanunla değişen 21. maddesi gereğince bedelsiz olarak Hazine, adına tescili üzerine köy tüzel kişiliği tarafından Danıştay 12. Dairesinde taşınmaz bedellerinin tahsili isteği ile Bakanlık aleyhine dava açılmış ve 12. Daire de bu davayı görmeye kendisini yetkili saymıştır.

Yukarıda da görüldüğü üzere davacının istemi, taşınmazlara el koyma işleminin gereksizliği ve kanunsuzluğu gibi konulara ilişkin olmayıp sadece bedelinin verilmesinden ibarettir. Bedelin verilmemesi ise, bir idari eylem ve işlemin gereği olmayıp kanun hükmünün kendisinden doğmaktadır.

Anayasa'nın 140. maddesi, idari uyuşmazlıkları ve idari davaları görmek ve çözümlemek görevini Danıştay'a vermiştir.

Keza

24/12/1964 gün ve 521 sayılı Danıştay Kanunu bu kuruluşa sadece idari eylem ve

işlemlerden doğan, kişi ile idare arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin davaları

çözümlemek görevi vermiştir. (Madde 29. 30) Olayda köy hükmi şahsiyetinin,

aşağıda açıklandığı gibi Anayasa ve kanunlara göre hakkı olmadığı halde,

istediği bedelin ödenmemesi hali, yukarıda da belirtildiği gibi idarenin kendi

işlem ve eylemi ile öngördüğü bir sonuç olmayıp kanun hükmünün kendisidir. Bu

sonucun, taşınmazın söz konusu hizmete idarece tahsisi üzerine ortaya çıkmış

bulunması, kanunun öngördüğü (bedelsizlik) durumunun, bir idarî eylem ve

işlemin sonucu olarak sayılmasına imkân vermez, şu hale göre buradaki bedel

uyuşmazlığı bir idari eylem ve işlemden ileri gelmeyip kanundan doğmaktadır.

Kanunlara karşı olan istemlerin çözüm yeri ise Danıştay değildir.

Öteyandan bu el koyma işlemi, niteliği bakımından bir çeşit kamulaştırmaya benzetilse bile kamulaştırma işlemlerinde bedele ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yerinin de Danıştay olmadığı bilinmektedir.

Kaldıki konunun, tamamen ayrı bir açıdan ele alınmasında zorunluk vardır:

İdari bir işlem ve eylem sonucu olarak kişinin hak veya menfaatinin zarar görmesi halinde idari bir uyuşmazlığın doğabileceği bilinen bir ilkedir. (Hak veya menfaatın) öne sürülebilir nitelikte olması ise onun Anayasa'dan veya kanunlardan doğmasına bağlıdır.

Köy

tüzel kişiliği, Anayasa'nın 112. maddesinde sözü edilen ve kanunla düzenlenen

kuruluş ve görevleriyle bir bütün teşkil ettiği belirtilen (idare) nin bir

parçasıdır. Anayasa'nın 115. ve 116. maddelerinde ise idarenin kuruluşu,

(Merkezi idare) ve (Mahalli İdare) olmak üzere iki ayrı düzende ilkelere

bağlanmıştır. Şu halde Anayasa açısından köy tüzel kişileri de idarenin bir

bölümü olup köylere ilişkin kamu hizmetlerini yürütmek üzere kurulmuş birer

kamu tüzel kişileridir. Yani devlete ait kamu görevlerinden bir bölümü (köy

halkının müşterek ve mahalli ihtiyaçları) köy tüzel kişileri tarafından

yürütülecek ve bunların kuruluşları, görevleri ve yetkileri de kanunda

gösterilecektir. (Anayasa Madde: 116). Ancak kuruluştaki bu ayrılığın,

Anayasanın 112. maddesinde öngörülen (İdare Birliği) nden köyleri dışarıda

tutma sonucunu doğurmayacağı unutulmamalıdır. Bu bakımdan köyün yetişemediği

kamu hizmetlerine, merkezi idarenin yardımcı olması veya o hizmeti büsbütün

üzerine alması doğal bir sonuçtur. Esasen yine Anayasanın 116. maddesinde, köy

tüzel kişilerinin merkezi idare ile olan bağve ilgilerinin kanunla

düzenleneceği bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanacağı

açıkça belirtilmiştir.

Öteyandan köy mallarının da, bir kamu hizmetine tahsis edilmiş olsun veya olmasın, kamu malı olduklarında kuşku yoktur. Bunlardan bir kamu hizmetine tahsis edilmiş olanlar, doğrudan doğruya; böyle bir tahsis dışında kalanlar da, sağladıkları gelir veya başka biçimdeki menfaatlarla köye ilişkin kamu hizmetlerinin yürütülmesinde kullanılmaktadır.

Bu mallar üzerinde, Anayasa'nın 38. maddesine göre, köy tüzel kişiliğinin (mülkiyet) hakkının bulunduğu ve üçüncü şahıslara karşı bu hakkına dayanarak davalı veya davacı olacağında kuşku yoktur.

Ancak bir bütün teşkil eden idarenin çeşitli bölüm ve kademelerine ait kamu mallarının kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi amaciyle ve bir kanunla birinden ötekine yapılan devir ve tahsislerinin, bu bölüm ve kademelerin (Mülkiyet) hakları öne sürülerek adli veya idari bir uyuşmazlığa konu yapılması ve bedel istenilmesi Anayasa'nın yukarıda belirlenen 112. ve 116. maddeleri karşısında mümkün değildir. Anayasaya aykırılığı öne sürülen 2/7/1968 günlü ve 1051 sayılı Kanunun 21. maddesi de esasen bu konuda herhangi bir bedel öngörmüş olmayıp aksine intikalin bedelsiz olacağını açıklamıştır.

Şu duruma göre, merkezi idareye karşı köy tüzel kişiliğinin bu konuda öne sürebileceğine Anayasa'dan ve ne de kanundan doğan bir hakkı söz konusu olmadığından, böyle bir istemde bulunma, yani "davacı" olma yetkisi de yoktur. Zaten Anayasa Mahkemesi de yukarıki karariyle bu gerçeği tespit etmiş bulunmaktadır.

Bu açıklamalardan ortaya çıkan sonuç şudur :

Danıştay, Anayasa ve kanunlarla kendisine görev olarak verilmemiş bir konuya ilişkin olmak üzere yapılmış yetkisiz bir istemi, Anayasa'nın 151. maddesine olanak saplayıcı nitelikte bir (dava) sayarak sözü geçen kanun hükmü hakkında Anayasa'ya aykırılık itirazında bulunmuştur.

Halbuki Anayara'nın 4. maddesi hiçbir kimse veya organın, kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisini kullanamıyacağı ilkesini koymuş ve Anayasa'nın 8. maddesi de Anayasa hükümlerinin yargı organları da dahil olmak üzere herkesi bağlıyacağını kuşkuya yer vermiyecek bir açıklıkta belirtmiştir.

Bu durumda Anayasa'ya aykırı olarak yapılmış olan bu itirazın, itirazda bulunan Danıştay 12. dairesinin yetkisizliği yönünden reddine karar verilmelidir.

Yukarıki nedenlerle kararın konuya ilişkin begümüne katılmıyorum

Avni · Givda Başkanvekili Üye Ahmet · Akar Muhittin Gürün Üye

Anayasa Mahkemesi, E. 1973/1, K. 1973/18, 17 Nisan 1973 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I -
  4. Olay
  5. III
  6. - Yasa Metinleri
  7. IV -
  8. İlk İnceleme
  9. V -
  10. Esasın İncelenmesi
  11. VI -
  12. Karşıoy
  13. Yazısı
  14. H. Boyacıoğlu
  15. Karşıoy
  16. Yazısı

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1973/1
Karar No
1973/18
Tarih
17 Nisan 1973

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1973/15 K.1973/19
  • AYM Norm Denetimi E.1973/16 K.1973/20
  • AYM Norm Denetimi E.1972/24 K.1973/21
  • AYM Norm Denetimi E.1973/17 K.1973/22
  • AYM Norm Denetimi E.1973/13 K.1973/23
  • AYM Norm Denetimi E.1973/12 K.1973/24

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.