KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 1974
- Esas Sayısı
- 1973/23
- Karar Sayısı
- 1974/2
- Karar Günü
- 15/1/1974
Karar Metni
2.529 kelime·13 dk okuma·12 bölüm
Resmi Gazete tarih/sayı:27.2.1974/14812
İtiraz yoluna başvuran : Fethiye Tapulama Mahkemesi
İtirazın konusu : (Rüyeti bir mahal mahkeme veya dairesi adliyesine ait olan deavi ve mesalihi diğer mahal mahkeme veya dairei adliyesinde rüyet ve hükkâm ve müstantikler ve hâkim muavinleriyle müddeiumumilere vazifei asliyelerine ilâveten vezaifi sairei adliyeyi dahi kezalik muvakkaten ifa ettirmeğe Adliye Vekâletinin mezuniyetine) dair l Kasım 1339 günlü, 367 sayılı Kanunun l inci maddesini Anayasaya aykırı gören mahkeme Anayasa'nın değişik 151 inci maddesine dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I.
OLAY
Fethiyenin Kaya Köyünde 22/10/1955 günlü tapulama tutanağı ile yapılan tespite ilgilisinin itirazı üzerine ihtilaflı sayılarak 12/3/1957 gününde Fethiye Bölgesi Gezici Arazi Kadastrosu Mahkemesine verilen ve 1957/97 esas sayısını alan, 12/5/1966 gününde bu mahkeme tapulama mahkemesine dönüşünce orada bakılmasına başlanan işle ilgili 21/6/1973 günlü duruşmada mahkeme, davaya geçici yetkili olarak sorgu hâkiminin bakmakta bulunması dolayısiyle bu yetkiye kaynaklık eden l Kasım 1339 günlü, 367 sayılı Kânunun l inci maddesini Anayasa'ya aykırı görerek Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve davanın geri bırakılmasına karar vermiştir.
II.
YASA METİNLERİ
l- İtiraz konusu Kanun kuralı :
1 Kasım 1339 günlü, 367 sayılı Kanunun Anayasaya aykırılığı ileri sürülen l inci maddesi - Üçüncü Tertip Düstur, Cilt: 5, sayfa 164 ve 165 teki metne göre - şöyledir :
"Madde l- Rüyeti bir mahal mahkeme veya dairei adliyesine ait olan deavi ve mesalihi diğer mahal mahkeme veya dairei adliyesinde muvakkaten rüyet ve hükkâm ve müstantikler ve hâkim muavinleriyle müddeimumilere vazifei asliyelerine ilâveten vezaifi saîrei adliyeyi dahi kezalik muvakkaten ifa ettirmeğe Adliye Vekili mezundur."
2- Dayanılan Anayasa kuralları:
Mahkemenin Anayasa'ya aykırılık görüşünü desteklemek üzere ileri sürdüğü Anayasa'nın 12., değişik 32. ve 42/3. maddeleri aşağıda yazılı olduğu gibidir :
"Madde 12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
"Değişik Madde 32- Hiç kimse, kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.
Bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkartma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz."
"Madde 42/3- Angarya yasaktır."
IV.
İLK İNCELEME
l- Birinci ilk inceleme (3/7/1973 günlü toplantı):
Anayasa
Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 3/7/1973 gününde Muhittin Taylan,
Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş,
Ahmet Akar, Ziya Önel, Abdullah Üner, Kani Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi
Ömerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyle yapılan ilk
inceleme toplantısında dosya içindekilerin mahkemece bu konu ile ilgili
görülenlerin örnekleri gönderilmek gerekirken dosyanın aslının yollandığı
anlaşıldığından 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddesine aykırı düşen
bu eksiklik giderilmek üzere dosyanın geri çevrilmesine Avni Givda'nın işin niteliğine
göre geri çevirmeğe yer olmadığı yolundaki karşı oyu ve oy çokluğu ile 3/7/1973
gününde 1973/20-25 sayiyle karar verilmiştir.
2- İkinci ilk inceleme (22/10/1973 günlü toplantı) :
İşin Anayasa Mahkemesine yeniden gelmesi üzerine 22/10/1973 gününde Muhittin Taylan, Avni Givda, Sait Koçak, Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Kani Vrana, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil, Nihat O. Akçakayalıoğ'u, Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyle yapılan ilk inceleme toplantısında dosyanın eksiği bulunmadığı görülmüş ve mahkemenin itiraz yoluna başvurmaya yetkili bulunup bulunmadığı konusu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın değişik 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre bir mahkemenin birtakım yasa kurallarım Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmek üzere Anayasa Mahkemesine getirebilmesi için elinde bakmakta olduğu bir davanın bulunması ve itiraz konusu kuralları o davada uygulama durumunda olması gerekir.
İtiraz
yoluna başvuran Fethiye Tapulama Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir
davanın bulunduğunda kuşku yoktur. Bu yukarıda (I. Olay) bölümünde değinildiği
gibi, Fethiye'nin Kaya Köyünde 22/10/1955 günlü tapulama tutanağı ile yapılan
tespite ilgilisinin itirazı üzerine oluşan 1957/97 esas sayılı davadır. Mahkeme
tapulama tespitine itiraz davası dolayısıyle l Kasım 1339 günlü, 367 sayılı
Kanunun 1. maddesinin Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesini
istemektedir. Bu maddenin mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanacak bir
kural olup olmadığı aşağıda tartışılacak ve böylece Anayasa'ya aykırılığı ileri
sürülen kural yönünden mahkemenin itiraz yoluna başvurmaya yetkisi bulunup
bulunmadığının saptanmasına gidilecektir.
Bir
tapulama tespitine itiraz davasında hâkimlere geçici yetki verilmesine ilişkin bir
kuralın uygulama yeri olmadığı ilk bakışta düşünülebilir. Ancak Anayasa'nın
değişik 151. maddesinde gecen "uygulanacak bir kanunun hükümlerini"
deyiminin yalnızca taraflara uygulanarak anlaşmazlığı çözecek kurallarla
sınırlanmasına olanak bulunmadığı da ortadadır. Mahkemenin ve işleyişinin
Anayasa'nın "kanunî yargı yolu" ilkesine ve özellikle değişik 136.
madde kurallarına uygunluğunun, davaya bakan hâkimin yargılama yetkisi ile
yolunca donatılmış, olup olmadığının ve bunların benzeri konuları araştırılması
mahkemenin başta gelen işlerindendir. Böyle bir araştırma ancak ilgili
kanunlara dayanılarak bir sonuca vardırılabilir. Bu ise, dayanılan kanunun veya
kanun kuralının o davada uygulanması demektir.
Olayda
tapulama mahkemesi hâkimliğini eden kimse gerçekte sorgu hâkimidir. Bu görev
kendisine Yüksek Hâkimler Kurulu Birinci Bölümünce, geçici yetki yoliyle
verilmiş ve görevlendirme işi 8/1/1970 günlü, 439 sayılı yazı ile Adalet
Komisyonu Başkanlığına bildirilmiştir. Hâkimlere asıl görevlerine ek olarak başka
mahkeme işlerine bakmak üzere geçici yetki verilebilmesinin kaynağı ve dayanağı
l Kasım 1339 günlü, 367 sayılı Kanunun 1. maddesidir. Fethiye Sorgu Hâkimi
Tapulama Mahkemesinde baktığı her davada bu durumu belirlemek ve belirlerken de
itiraz konusu kurala dayanmak, başka deyimle o kuralı o davada uygulamak
zorundadır. Öyle ise Fethiye Tapulama Mahkemesi Anayasa'nın değişik 151.
maddesinde yazılı yoldan yararlanarak 367 sayılı Kanunun 1. maddesinin
Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesini istemeğe yetkilidir, işin
esasının incelenmesi gerekir.
Avni Givda, Sait Koçak, Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş ve Ahmet Akar bu görüşe katılmamışlar ve itirazın yetki yönünden reddi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
Böylece, dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşıldığından Anayasa'nın değişik 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uygun düştüğü görülen işin esasının incelenmesine Avni Givda, Sait Koçak, Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş ve Ahmet Akar'ın mahkemenin itiraz konusu kuralı uygulama durumunda bulunmadığı ve itirazın yetki yönünden reddi gerektiği yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile 22/10/1973 gününde karar verilmiştir.
V.
ESASIN İNCELENMESİ
İtirazın esasına ilişkin rapor, Fethiye Tapulama Mahkemesinin 9/7/1973 günlü, 1957/97 sayılı yazısına ilişik 21/6/1973 günlü gerekçeli karar ve ekleri iptali istenen Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kurallara, bunlara ilişkin gerekçeler ve başka yasama belgeleri ve konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
l Kasım 1339 günlü, 367 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen l, maddesi iki konuyu düzenlemektedir. Bunlardan birincisi; görülmesi bir yer mahkeme veya adliye dairesine ilişkin olan dava ve işlerin başka yer mahkeme ve adliye dairesinde gördürülmesi; ikincisi ise hâkim, sorgu hâkimi ve hâkim yardımcılarına asıl görevlerine ek ve geçici olarak başka adlî işlerin de gördürülebilmesidir. Olayda bir yer sorgu hâkimine o yer tapulama mahkemesi davalarına da bakma yetkisi verilmiş olduğuna ve Anayasa'ya aykırılık görüşünün gerekçesi yalnızca bu soruna yönelmekte bulunmasına göre itiraz konusu maddenin özellikle bu yönünün ele alınması gerekecektir.
Kamu
hizmetlerinin düzenli ve sürekli biçimde yürütülmesi bir hukuk devletinin başta
gelen görevlerindendir. Yurttaşların hak ve hürriyetleri, mal ve can
güvenlikleriyle ilgili adalet ve yargı işlerinin ise ötekilerinden ayrımlı ve
çok daha önemli olduğu; özellikle bu hizmetlerin görülmesinde hiçbir kaygı ve
kuşkuya yer verilmemesi gerektiği tartışmasız benimsenecek gerçeklerdendir.
Onun içindir ki konu Anayasa'da doğrudan doğruya ele alınarak mahkemenin ve
hâkimlerin bağımsızlığı ve güvenceleri yönünden genel nitelikte kurallar
konulmuş; söz gelimi hâkimlerin nitelikleri, atanmaları, haklan ve ödevleri,
aylık ve ödenekleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli
olarak değiştirilmesi gibi konuların mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre
kanunla düzenleneceği (değişik madde 134); mahkemelerin kuruluşu, görev ve
yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin yine kanunla düzenleneceği
(değişik madde 136) yolunda kurallara yer verilmiştir.
Hastalık,
izin ve benzeri gibi nedenlerle görevinden aynlan bir hâkimin görevi başına
dönmesine veya hâkimlik yeri boşsa o yere başkasının atanmasına değin
beklemenin hizmetin niteliğinin ve öneminin gerekleri ile bağdaşamayacağı, işin
bir süre duraklaması ve aksamasının sakıncalı sonuçlara yol açacağı ve böyle
durumları önleyebilmek üzere bir yasal düzenlemeye gereksinme olduğu ortadadır,
işte incelenen yasa kuralı bu gereksinmeyi karşılamaktadır ve yargı hizmetinin
düzenli, sürekli biçimde yürütülmesine önemli katkılarda bulunacağı için bu
konuda büyük titizlik gösteren Anayasa Koyucunun ereği doğrultusunda olduğu da
kuşkusuzdur. Maddede geçici olarak görevlendirme yetkisi Adalet Bakanına
bırakılmış gibi görünmekte ise de 22/4/1962 günlü, 45 sayılı Kanunun 22/12/1962
de yürürlüğe giren 29. maddesinin 6 sayılı bendi gereğince "geçici yetki
vermek" Yüksek Hâkimler Kurulunun Birinci Bölümünün görevleri arasına girmiş
ve aynı Kanunun 103. maddesi uyarınca Adalet Bakanının yetkisi Hâkimler
yönünden kaldırılmış, Cumhuriyet Savcıları yönünden ise Bakanın yetkisi Anayasa
Mahkemesinin 24/6/1969 günlü, 1969/9-38 sayılı kararı ile iptal olunmuştur.
(14/5/1970 günlü, 13494 sayılı Resmî Gazete-Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi:
sayı 7, sayfa : 375/384). Böylece hâkimlere geçici yetki verilmesi Yüksek
Hâkimler Kurulunun, başka deyimle Hâkimlerin atanmalarını yapan yerin görevleri
arasına girerek Anayasa'ya uygunluk kazanmış bulunmaktadır.
İtiraz
yoluna başvuran mahkeme söz konusu düzenlemenin ve uygulamasının yargı
yetkisine sahip olağanüstü merciler kurmaya yöneldiğini ileri sürmüştür.
Tartışmada Fethiye'deki durum ele alınırsa konu daha kolay açıklığa
kavuşacaktır. Dosyada örneği bulunan Adalet Bakanlığının 13/7/1966 günlü, 1828
sayılı yazısında 5602 sayılı Kanuna göre kurulmuş bulunan Fethiye Gemici Arazi
Kadastro Mahkemesinin kadro ve teşkilâtı değişmeksizin adının 766 sayılı
Tapulama Kanununun yürürlüce girmesi dolayısiyle 12/5/1966 gününden başlayarak
Tapulama Mahkemesine çevrildiği ve durumun Yüksek Hâkimler Kuruluna
bildirildiği açıklanmaktadır. Demek ki Fethiye'de bir tapulama mahkemesi
vardır. Bu mahkeme, Anayasa'nın değişik 32. maddesinde anlatımını bulan
"kanuni yargı yolu" ilkesine uygun, kimlerin hangi işler dolay isiyle
buraya tabi olacakları önceden kanunla belirtilmiş bir yargı yeridir. Fethiye
Sorgu Hâkimine Yüksek Hâkimler Kurulu Başkanlığının 8/1/1970 günlü, 439 sayılı
yazısı ile Tapulama Mahkemesinin işlerine de bakmak yetkisi verilmiştir.
Fethiye Tapulama Mahkemesine başlı başına bir hâkim atanmayarak işlerin geçici
yetkili hâkimle gördürülmesinin davaların azlığından (bir yıl içinde 16
tapulama davası) ileri geldiği anlaşılmaktadır. (Adalet Bakanlığının dosyada
Örneği bulunan 5/10/1972 günlü, 5408S sayılı yazısı). Bir mahkeme, Anayasa'nın
"Kanunî yargı yolu" ilkesine uygun olarak kurulmuşsa bu mahkemedeki
davaların doğrudan doğruya atanmış bir hâkim eliyle değil de yasal yolu
uyarınca yetkilendirilen bir hâkim tarafından görülmesi onu "bir kimseyi
kanunen tabı olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkartma sonucunu doğuran
yargı yetkisine sahip olağanüstü bir mercie dönüştüremez. Çünkü böyle bir
mahkemenin hâkimi, ister atanmış ister geçici yetki ile donatılmış olsun, her
bakımdan aynı kurallara bağlı kalacak ve mahkeme "kanunî yargı yolu"
niteliğini koruyacaktır. Onun İçindir ki itiraz konusu kuralın Anayasa'nın
değişik 32. maddesine aykırılığı düşünülemez.
Sözü
geçen kuralda ek görevin "geçici" olacağı yazılıdır. Bu deyim açıktır
ve çeşitli yorumlara elverişli bir nitelik taşımaz. "Geçici" liğin
bir süre ile sınırlanması düşünülebilirse de bunun zorunlu olarak Yasa'da yer
alması gerektiği ileri sürülemez. Kaldı ki "geçici" liğin yasal bir
süre ile sınırlandırılmasının uygulamalarda türlü sakıncalara yol açabileceği
de ortadadır. Burada açıklananlar "geçici" deyiminin kuralı
Anayasa'ya aykırı duruma düşüremiyeceğini belirlemeğe de yeterli olduğundan
mahkemenin bu iddiası üzerinde ayrıca durulmayacaktır. Öte yandan Yasa kuralı
"ek görev" yönünden hâkimler arasında herhangi bir ayırım
yapmamıştır; tüm hâkimler, sorgu hâkimleri ve hâkim yardımcıları hakkında
uygulanabilir bir nitelik taşımaktadır. Bu bakımdan Anayasa'nın 12.
maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bir yönü yoktur.
İncelenen Yasa kuralında, geçici yetki verilen hâkimlere aylıklarından ayrı bir karşılık ödenmesini engelleyen bir hüküm bulunmadığı gibi ödemelere ilişkin düzenlemenin yeri de bu Yasa ve bu kural değildir. Kaldı ki hâkimler asıl görevlerine karşılık bir aylık almakta ve ek görevlerini de bu aylığın karşıladığı çalışma süreleri içinde yerine getirmektedirler. Bu nedenlere göre ve hâkimlik görevinin niteliği dolayısiyle, incelenen kuralın, Anayasa'nın 42. maddesinin angaryayı yasaklayan ilkesine aykırı düşmek bir yana,bu ilke ile bir ilişkisi bile olmadığı ortadadır.
Özetlenecek olursa; iptali istenen Yasa kuralı Anayasa'ya aykırı değildir. Anayasa'ya aykırı uygulamalara elverişli bir nitelik de taşımamaktadır. Böyle bir kural, mahkemece ileri sürüldüğü gibi, Anayasa'ya aykırı uygulamalara konu ediliyorsa, bu tutum apayrı bir sorunu oluşturur ve Anayasa'ya uygunluk denetiminin kapsamı dışına çıkar. İtirazın reddedilmesi gereklidir.
VI.
KARŞI
OY YAZISI
Anayasa'nın değişik 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre bir mahkemenin Anayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getirebileceği yasa kuralları ancak bakmakta olduğu davada uygulanacak olanlarla sınırlıdır. Başka deyimle itiraz yoluna başvuran mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir dava bulunmalı ve Anayasa Mahkemesine getirdiği kuralları mahkeme o davada doğrudan doğruya uygulama durumunda olmalıdır.
İtiraz yoluna başvuran Fethiye Tapulama Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir dava bulunduğunda kuşku yoktur. Bu. Fethiye'nin Kaya Köyünde 22/10/1955 günlü tapulama tutanağı ile yapılan tespite ilgilisinin itirazı üzerine oluşan 1957/97 esas sayılı davadır.
İkinci koşulun var olup olmadığına gelince; bu konu aşağıda tartışılacaktır :
Fethiye Tapulama Mahkemesinin Anayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getirdiği, hâkimlere geçici yetki verilmesine ilişkin bulunan ve l Kasım 1339 günlü, 367 sayılı Kanunun 1. maddesinde yer alan kuraldır.
367
sayılı Kanunun 1. maddesi Fethiye Tapulama Mahkemesinin bakmakta olduğu
tapulama tespitine itiraz davasında uygulayacağı kural değildir. Gerçi davaya
bakan hâkim gerçekte sorgu hâkimidir. Bu görev kendisine Yüksek Hâkimler Kurulu
Birinci Bölümünce, geçici yetki yoliyle verilmiş ve görevlendirme işi 8/1/1970
günlü, 439 sayılı yazı ile Adalet Komisyonu Başkanlığına bildirilmiştir.
Hâkimlere asıl görevlerine ek olarak başka mahkeme işlerine de bakmak üzere
geçici yetki verilebilmesinin kaynağı ve dayanağı l Kasım 1339 günlü, 367
sayılı Kanunun 1. maddesi ise de kuralı uygulayan Fethiye Tapulama Mahkemesi
değil geçici yetkiyi vermek yoliyle işlem yapan Yüksek Hâkimler Kurulu Birinci
Bölümüdür. Zaten itiraz konusu kural o niteliktedir ki ancak bu kurala
dayanılarak bir işlem yapılmak yoliyle, ya geçici yetki verilerek yahut geçici
yetki kaldırılarak uygulanabilir. Onun için de kuralın bir mahkemece
uygulanması hiçbir zaman söz konusu olamaz.
Fethiye Tapulama Mahkemesinin yetkili hâkimi bu durumunu duruşma tutanağında belirler. Ayrıca hâkimlik niteliği üzerinde içine kuşku düşmüşse durumunun Yasa'ya uygun olup olmadığını araştırabilir; kendisine Yüksek Hâkimler Kurulunca geçici yetki verilmesine ilişkin yazıyı ve buna kaynaklık eden Yasa kurallarını gözden geçirebilir. Ancak şu tutum hiçbir zaman o kuralların bakılmakta olan davada hâkimce uygulandığı veya uygulanacak olduğu anlamını taşımaz. Kaldı ki; Anayasa'ya göre bakılmakta olan davada uygulanmış değil, uygulanacak yasa kurallarının Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülebilir.
Tersine
bir görüş "uygulanacak" deyimini değil delâlet ettiği hukuki
kavramdan, sözlük anlamından bile uzak düşürecek biçimde bir yorum zorlaması
olur; iptal davası (Anayasa - değişik madde 149) ve itiraz (değişik madde 151)
yollan arasında hiçbir ayrım bırakmaz. Oysa bu iki yol arasında anayasal ayrım
göze batacak keskinliktedir. Benzeri karşı oy yazılarında bu konuya birçok kez
değinilmiş ve ayrıca yine benzeri bir işte itirazı, itiraz yoluna başvuran
mahkemenin yetkisizliği yönünden reddeden Anayasa Mahkemesinin 11/2/1971 günlü,
1971/3-17 sayılı kararının gerekçesinde (6/8/1971 günlü, 13918 sayılı Resmî
Gazete; Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, sayı 9, sayfa 303-307) yer verilmiş
olduğundan bu kez ayrıntılara girmekten kaçınılacaktır.
Özetlenecek olursa : l Kasım 1339 günlü, 367 sayılı Kanunun 1. maddesi Fethiye Tapulama Mahkemesinin bakmakta olduğu davada uygulayacağı bir kural değildir. Anayasa'nın değişik 151. ve 44 sayılı Yasa'nın 27. maddelerine uymayan itirazın, itirazda bulunan mahkemenin yetkisizliği yönünden, reddi gerekir.
1973/23 esas sayılı işte, 22/10/1973 günlü ilk inceleme toplantısında itiraz konusu Yasa kuralının mahkemenin elindeki davada uygulama yeri olduğu ve esasın incelenmesi gerektiği yolunda verilen karara bu nedenlerle karşıyız.
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Nihat
O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet
H. Boyacıoğlu
KARŞI
OY YAZISI
1/11/1339 günlü, 367 sayılı Kanunun 1. maddesi, itiraz yoluna başvuran mahkemenin, bakmakta olduğu davada uygulayacağı bir hüküm değildir. Mahkeme bu hükmü Anayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getiremez. Bu nedenle Anayasa'nın 151 ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uymayan itirazın, itirazda bulunan Mahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gerekir.
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Ahmet Akar
KARŞI
OY YAZISI
Sayın Avni Gİvda ve Ahmet Akar'ın karşı oy yazılarındaki görüşe katılıyorum.
Üye İhsan · Ecemiş Üye Kemal · Berkem Üye Şahap Arıç
Anayasa Mahkemesi, E. 1973/23, K. 1974/2, 15 Ocak 1974 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası