İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1975/145 K.1975/198

Resmi Gazete tarih/sayı:11.3.1976/15525

Esas1975/145Karar1975/198Tarih14 Ekim 1975Okuma113 dk · 22.508 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
14 Ekim 1975
Esas Sayısı
1975/145
Karar Sayısı
1975/198
Karar Günü
14/10/1975
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

22.508 kelime·113 dk okuma·72 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:11.3.1976/15525

İptal davasını açan: Millet Meclisinin üye tamsayısının altıda birini aşan sayıda üyeleri.

Davanın konusu: 22 Mayıs 1975 günlü, 15423 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 15/5/1975 günlü, 1896 sayılı (13/2/1974 tarihli, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, 30/5/1974 tarihli, 12 sayılı Kanun hükmünde Kararnamenin "Ek geçici 10. madde" (g) bendinin, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili hükmünün yürürlükten kaldırılmasına dair Kanun) un Anayasa ve Yasama Meclisleri İçtüzükleri hükümlerine aykırılığı nedeniyle biçim ve esas yönünden iptali istemidir.

II -

YASA METİNLERİ

l - İptali istenen Kanun:

22/5/1975 günlü, 15243 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 15/5/1975 günlü. 1896 sayılı Kanunun iptali istenmiştir. Bu kanun şöyledir:

"13/2/1974 tarihli 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 30/5/1974 tarihli 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "ek geçici 10. madde" (g) bendinin, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili hükmünün yürürlükten kaldırılmasına dair kanun

Madde l - 15 Şubat 1974 tarihli 14800 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yetki dışı çıkarılmış olmakla, bütün sonuçlariyle birlikte ret ve İptal edilmiştir.

31 Mayıs 1974 tarihlî 14991 sayılı Resmî Gazetede yayınlanmış olan 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin işbu kanuna aykırı olan hükmü de kaldırılmıştır.

Madde 2 - Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 3 - Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

(22/5/1975 günlü, 15243 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1896 sayılı Kanunun 1. maddesinde, 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Resmî Gazete sayısı 14991 olarak gösterilmiş ise de doğrusu 14901 olmak gerekir. Çünkü 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı 31 Mayıs 1974 günlü Resmî Gazete sayısı 14901 dir.)

2 - İlgili öteki Yasa hükümleri:

Diğer Kanunların konumuzla ilgili görülen hükümleri aşağıya alınmıştır:

A -

31/5/1972 günlü, 14201 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/5/1972 günlü, 1589 sayılı "Devlet Memurları Kanunu ile ilgili yetki kanunu şöyledir:

"Amaç

Madde l - 1327 sayılı Kanunla bazı maddeleri değiştirilen ve bazı maddeler eklenen 657 sayılı "Devlet Memurları Kanunu" kapsamına giren konularda ve aşağıda belirtilen çerçevede Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verilmiştir.

Kapsam

Madde 2 - Bu Yetki Kanununa göre çıkarılacak kararnameler;

a) Devlet memurlarının istihdam esas ve usullerine, disipline, aylıklarına, sosyal haklarına ilişkin esasları.

b) İntibak hükümlerinin yarattığı farklılıkları, haksızlıkları, mevcut maddelerin yetersizliği sebebiyle ortaya çıkan farklı uygulamaları giderecek hükümleri,

Kapsar.

İlkeler

Madde 3 - Bakanlar Kurulu l inci madde ile verilen yetkiyi kullanırken kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevin yerine getirilmesi şartına uymak suretiyle aşağıdaki ilkeleri gözönünde bulundurur:

a) Kanunun kapsamını, istihdam şekillerini, sözleşmeli ve muvakkat istihdam şekillerini, sınıflandırma esaslarını yeniden düzenleyerek kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesini sağlamak,

b) Disiplin hükümlerini düzenlemek,

c) Eski ve yeni personel rejimlerinden doğan farklılıkları gidermek, kıdem ve yetki dengesini tesis etmek,

d) Kanundaki boşluk ve tutarsızlıkları gidermek,

o) Eşit hizmete eşit ücret gereğini, ücretin aleniliğini, hizmette fırsat eşitliğini tahakkuk ettirmek,

f) Kamu personelinin değerlendirilmesi öngörülen hizmetlerine ait esaslara açıklık getirmek,

g) Devlet hizmetinde kadro piramidini sağlayacak esasları getirmek,

Yetki süresi

Madde 4- Bakanlar Kuruluna l inci madde ile verilen yetki bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl geçerlidir.

Yetki kapsamına giren maddeler.

Madde 5 - a) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 2, 5, 22, 39, 45, 46, 47, 49, 51, 52, 59, 60, 62, 63, 64, 66, 67, 69, 75, 76, 78, 79, 80, 82, 87, 90, 97, 99, 110, 116, 120, 121, 126, 127, 128, 129, 130, 132, 133, 134, 135, 136, 139, 141, 152, 153, 157, 164, 165, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 179, 180, 181, 197, 205, 209, 210, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 233, 234 üncü maddeleriyle geçici 3,16 ve 24 üncü maddeleri,

b) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda değişiklik yapan 31/7/1970 tarihli 1327 sayılı Kanunun 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 14, 17, 18, 25, 26, 27, 28, 30, 32, 33, 34, 36, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 47, 48, 49, 50, 55, 58, 59, 60, 63, 64, 66, 70, 71, 74, 77, 78, 79, 80, 81, 83, 84, 86, 88, 89, 90, 91, 52, 93, 94 üncü maddeleri,

c) 1567 sayılı 1972 Yılı Bütçe Kanununun 15. maddesi, hükümlerinden bu Kanunla Bakanlar Kuruluna verilen yetkiye dayanılarak çıkarılacak kararnamelere aykırı bulunan hususlar meskûr kararnamelerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yürürlükten kalkar. Bu hususları muhtevi hükümler çıkarılacak kararnamelerde ayrıca gösterilir.

Madde 6 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 7 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."

B -

14/7/1965 günlü, 657 sayılı " Devlet Memurları Kanunu" na 31/7/1970 günlü, 1327 sayılı Kanunun 90. maddesiyle eklenen ek geçici 10. madde şöyle idi:

"Ek geçici madde 10 - Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu devamlı kadrolarında çalışanlar hakkında 359 sayılı Kanun ve o Kanunun atıfta bulunduğu diğer kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Ancak;

a) Kurumun haber ve program hizmetlerini doğrudan doğruya yapan ve yürütenlerden yüksek öğrenim yapmış olanlar 9 uncu derecenin ilk kademesinden işe başlarlar, l inci derecenin son kademesine kadar yükselebilirler. Yüksek Öğrenim yapmamış olanlar 10 uncu derecenin ilk kademesinden işe başlarlar, 3 ncü derecenin son kedemesine kadar yükselebilirler.

b) (a) fıkrası dışında kalan personel hakkında 36 ıncı maddede öngörülen esaslar uygulanır.

c) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunda çalışan personele ödenecek (iş güçlüğü, iş riski ve teminindeki güçlük zamları) ile (mahrumiyet zammı) ve (fazla çalışma ücretleri) Kurumun yönetim kurulu tarafından, diğer devlet memurları için tesbit edilecek miktar ve şartlara uygun şekilde bir yönetmelikle tesbit edilir.

d) Kurumun l, 2, 3, 4 üncü derecelerden ihtiyacı olan kadroların Kurum yönetim kurulu, genel idarede bu derecedeki kadroların diğer kadrolara oranı ile bu kadrolara ilişkin görevlerin önemine uygun şekilde tesbit eder.

e) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun haber ve program hizmetlerinin yürütülmesinde her ne sebeple olursa olsun başka iş ve hizmet yasağına ilişkin hükümler uygulanamaz."

C -

31/2/1974 günlü, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname şöyle idi:

Karar sayısı: K. H. K. 11

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa 1327 sayılı Kanunla eklenen ek geçici 10 uncu maddeye bir fıkra eklenmesi hakkında kanun hükmünde kararname:

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa 1327 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesiyle getirilen ek geçici 10 uncu maddeye bir fıkra eklenmesi; 23/5/1972 tarihli ve 1589 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulunca 13/2/1974 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Madde l - 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 10 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürü Hakkında Devlet Memurları Kanununun istisnaî memurluklarla ilgili hükümleri uygulanır.

Madde 2 - Bu Kararname yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 3 - Bu Kararname hükümlerini, Bakanlar Kurulu yürütür."

D -

30/5/1974 günlü, 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesiyle değişik ek geçici 10 ncu madde şöyle idi,

"Ek geçici madde 10 - Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu devamlı kadrolarında çalışanlar hakkında 359 sayılı Kanunun ve o Kanunun atıfta bulunduğu diğer Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Ancak;

a) Kurumun haber ve program hizmetlerini doğrudan doğruya yapan ve yürütenlerden Yüksek Öğrenim yapmış olanlar 9 uncu derecenin ilk kademesinden işe başlarlar, 1. derecenin son kademesine kadar yükselebilirler. Yüksek öğrenim yapmamış olanlar 10 uncu derecenin ilk kademesinden işe başlarlar, 3 üncü derecenin son kademesine kadar yükselebilirler.

b) (a) Fıkra dışında kalan personel hakkında 36 ıncı maddede öngörülen esaslar uygulanır.

c) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunda çalışan personele ödenecek mahrumiyet zammı, bu Kanuna tabî memurlar için tesbit edilecek miktar ve şartlara uygun olmak şartiyle yönetim kurulu tarafından bir yönetmelikle tesbit edilir.

d) Kurumun genel idare sınıfının l, 2, 3, 4 ncü derecelerine dahil bazı görevler için ilgili memuriyetlerin yönetim sorumluluğu ve taşıdıkları önem gözönünde bulundurulmak suretiyle derecelerde işgal edilen kademelerin gösterge rakamlarına 50, 100, 150 veya 200 rakamlarının eklenmesinde yapılacak tesbite Kurumun yönetim kurulu yetkilidir.

e) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun haber ve program hizmetlerinin yürütülmesinde her ne sebeple olursa olsun, başka iş ve hizmet yasağına ilişkin hükümleri uygulanmaz.

f) 2/1/1964 tarihli 359 sayılı Kanunun değişik 47 nci maddesi hükümleri saklıdır.

g) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürü ile Genel Müdür Yardımcıları hakkında bu Kanunun istisnaî memurluklarla ilgili hükümleri uygulanır.

h) (a) Fıkrasına giren görevlerde bulunduktan sonra, öğrenim durumu itibariyle hizmete giriş derece ve kademesi bu fıkrada belirtilen giriş derece ve kademesinden daha aşağı olan sınıflardan birine geçenlerin, ilk ilerleme ve yükselmeleri için kanunî bekleme sürelerine, yukarıdaki dereceler arasındaki süre kadar ilâve edilir.

O

(a) Fıkrasına girenlerin intibakı bir defada, sözü edilen fıkradaki giriş dereceleri başlangıç alınmak ve 87 nci madde kapsamına giren kurumlarda 18 yaşın bitirilmesinden sora aynı fıkrada belirtilen yedek subaylıkta (muvazzaflık dışında geçen süre dahil) yedek subay öğretmenlikte, muvazzaf ve ihtiyat erlikte geçen süreleri toplamı değerlendirilmek suretiyle yapılır. Ek geçici 2 veya 3 üncü maddeler uyarınca yapılan intibak ile bu maddeye göre yapılan intibaktan hangisi lehine ise o esas alınır."

E -

15/5/1975 günlü, 1897 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen ek geçici 10. madde şöyledir:

Ek geçici madde 10,- Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu devamlı kadrolarında çalışanlar hakkında 359 sayılı Kanunun ve o Kanunun atıfta bulunduğu diğer kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Ancak;

a) Kurumun haber ve program hizmetlerini doğrudan doğruya yapan ve yürütenlerden yüksek öğrenim yapmış olanlar 8 inci derecenin ilk kademesinden işe başlarlar, l inci derecenin son kademesine kadar yükselebilirler. Yüksek öğrenim yapmamış olanlar 10 uncu derecenin ilk kademesinden işe başlarlar, öğrenim durumlarına göre tesbit olunan hizmette yükselebilme derecesinden aşağı olmamak üzere 3 üncü derecenin son kademesine kadar yükselebilirler.

b) (a) fıkrası dışında kalan personel hakkında 36 ncı maddede öngörülen esaslar uygulanır.

c) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunda çalışan personele ödenecek mahrumiyet zammı, bu kanuna tabi memurlar için tesbit edilecek miktar ve şartlara uygun olmak şartiyle yönetim kurulu tarafından bir yönetmelikle tesbit edilir.

d) Kurumun genel idare sınıfının l, 2, 3, 4 üncü derecelerine dahil bazı görevler için ilgili memuriyetlerin yönetim sorumluluğu ve taşıdıkları önem gözönünde bulundurulmak suretiyle derecelerde işgal edilen kademelerin gösterge rakamlarına 50, 100, 150 veya 200 rakamlarının eklenmesinde yapılacak tespite kurumun yönetim kurulunun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.

e) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun haber ve program hizmetlerinin yürütülmesinde her ne sebeple olursa olsun, başka iş ve hizmet yasağına ilişkin hükümleri uygulanmaz.

f) 2/1/1964 tarihli 359 sayılı Kanunun değişik 47 nci maddesi hükümleri saklıdır.

g) (a) fıkrasına giren görevlerde bulunduktan sonra, öğrenim durumu itibariyle hizmete giriş derece ve kademesi bu fıkrada belirtilen giriş derece ve kademesinden daha aşağı olan sınıflardan birine geçenlerin, ilk ilerleme ve yükselmeleri için kanunî bekleme sürelerine, yukarıdaki dereceler arasındaki süre kadar ilâve edilir.

h) 30/11/1970 tarihi itibariyle (â) fıkrasına göre intibakı yapılanlarla bu tarihten 1/3/1975 tarihine kadar bu fıkra kapsamına alınanların intibakı bir defa da aşağıdaki esaslara göre yapılır.

Öğrenim durumlarına göre (a) fıkrasındaki giriş dereceleri başlangıç alınmak ve 87 inci madde kapsamına giren kurumlarda 18 yaşın bitirilmesinden sonra geçen hizmetleri, hazırlık kıtası ile okul dönemi dahil yedek subaylıkta (muvazzaflık dışında geçen süre dahil), yedek subay öğretmenlikte, muvazzaf Ve ihtiyat erlikte, Basın Kanununa göre basın kartına sahip olmak suretiyle fiilen gazetecilik yaptıktan sonra memurluğa girip meslekleri ile ilgili görevlerde istihdam edilenlerin bu hizmetlerinin 3/4'ü (oniki yılı geçmemek üzere) değerlendirilir.

Değerlendirmeye esas alınan hizmetlerden ilkinde göreve başladıktan sonra öğrenim durumları (a) fıkrasına göre daha ileri kademe veya yüksek dereceden hizmete alınma hakkını verecek şekilde değişenlerin, sonradan yaptıkları öğrenimlerin (görev dışında iken geçen süresi hariç) normal sürelerin her yılına bir kademe, her üç yılına bir derece uygulanmak suretiyle ilâve edilir. Ancak; bu şekilde bulunacak derece ve kademe, intibakı yapılan memurun değerlendirilecek olan hizmet süresinden sonradan yaptığı öğrenimin (görev dışında iken geçen süresi hariç) normal süresi kadar noksan hizmeti bulunan emsali memurun intibak edeceği derece ve kademeden ileri olamaz.

Ek geçici 2 veya 3 üncü maddeler uyarınca yapılan intibak ile bu maddeye göre yapılan intibaktan hangisi lehine ise o esas alınır.

Yapılacak bu intibaklarda, yüksek öğrenim görmemiş olanlar hiç bir surette 3 ncü dereceyi geçemez."

F -

14/7/1965 günlü, 657 sayılı (Devlet Memurları Kanununun 15/5/1975 günlü, 1897 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişik 59. maddesi şöyledir:

"İstisnaî memurluklar:

Madde

59 - Cumhurbaşkanlığı Dairesi ile Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisinin

memurluklarına, Başbakanlık ve Bakanlık Müşavirliklerine, Başbakanlık ve

Bakanlıklar Özel Kalem Müdürlüklerine, Bakanlıklar Basın ve Halkla İlişkiler

Müşavirliklerine, Valiliklere, Büyük Elçiliklere, Elçiliklere, Daimî Temsilciliklere,

Dış Kuruluşlarda çalışma müşavirlikleri nezdinde görevlendirilecek sendika

uzmanlıklarına, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliklerine, Millî İstihbarat

Teşkilâtı memurluklarına, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği

Müşavirliklerine, Hukuk Müşavirliğine ve Genel Sekreter Sekreterliğine bu

Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine ilişkin

hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur

atanabilir. Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirlikleri ile Devlet Konservatuarında

görevlendirilecek uluslararası ün yapmış üstün yeteneklere sahip Devlet

sanatçılarının, atanma ve ilerlemelerinde de bu hükümler uygulanır.

Birinci fıkrada sayılan memurların bulundukları bu kadrolar emeklilik aylığının hesabında ve diğer memurluklara naklen atanmalarında herhangi bir sınıf için kazanılmış hak sayılmaz. Bu görevlerde bulunan memurların emeklilik kıdemleri yürümekte devam eder."

G -

24/12/1963 günlü, 359 sayılı "Türkiye Radyo - Televizyon Kurumu Kanunu"nun, 29/12/1972 günlü, 1568 sayılı Kanunla değişik 9. ve 47. maddeleri şöyledir;

"Genel Müdür ve Yardımcıları:

Madde 9 - Genel Müdür, Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle atanır.

Kurum, Genel Müdür tarafından temsil olunur ve yönetilir.

MÜH

Güvenliğin, kamu düzeninin veya Devletin dış güvenliğinin gerekli kıldığı veya Devlet memuru olma niteliğini yitirdiği hallerde, Genel Müdür, gerekçesi açıkça gösterilerek, Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle görevinden alınır.

TRT'nin, Anayasa'nın ve bu Kanunun öngördüğü esaslara aykırı yayın yaptığı ve tarafsızlık ilkesinden uzaklaştığı veya Genel Müdürün görevi ile ilgili olarak ağır bir hizmet kusuru işlediği hallerde de Başbakanın veya T. B. M. M. de grubu bulunan siyasî partilerden birinin yazılı olarak TRT Seçim Kuruluna başvurması ve bu kurulun olumlu görüşünü bildirmesi üzerine, Genel Müdür, Bakanlar Kurulu kararnamesi ile görevinden alınır.

Genel müdür ve yardımcısı olabilmek için gerekli şartlar şunlardır:

1 - Yüksek öğrenim yapmış olmak,

2 - Bu görevleri yerine getirebilecek ehliyet, bilgi ve tecrübe sahibi olmak,

3- Devlet memuru olmağa kanunî engeli bulunmamak.

Genel Müdür yardımcılarından birinin yüksek elektrik veya yüksek elektronik mühendisi olması şarttır."

Madde 47 - TRT Kurumu personeli hakkında aşağıdaki esaslara uyulmak şartı ile bu Kanun hükümleri ve 1327 sayılı Kanunun ek geçici 10 uncu maddesi hükmü uygulanır.

Kurum personeli bu kanunla, özel hükümlerle düzenlenen hususlar dışında, iktisadî devlet teşekkülleri personeline uygulanan genel hükümlere tabidir.

Kurum personeline, hizmetin bütünlüğü ve ifa edilen görevin önemi dikkate alınarak fiilen aldığı brüt aylığın % 60 ını geçmemek üzere Genel Müdürün teklifi ve Yönetim Kurulunca kesinleşecek bir yönetmelikle tazminat ödenir. Kurum personeline, bu tazminatın dışında 1327 sayılı Kanunun ek geçici 10 uncu maddesinin (c) fıkrasında öngörülen iş güçlüğü, iş riski ve teminindeki güçlük zamları ödenmez.

Kurum, daimi kadro ile yaptırılmayan veya daimi kadro ile yaptırılmasında sakınca bulunan işler için sözleşme ile personel çalıştırabilir. Sözleşmeli personelin istihdam şekilleri, personelin istihdam şekilleri, sözleşme esasları ve ödenecek en az ve en çok ücretler Genel Müdürlükçe hazırlanıp, Yönetim Kurulunca kabul edilecek bir yönetmelik ile tesbit edilir.

Kurumun l, 2, 3 ve 4 üncü derecelerden ihtiyâcı olan kadrolar Genel Müdürün teklifi üzerine, genel idarede bu derecelerdeki kadroların diğer kadrolara oranı ve kadrolara ilişkin görevlerin önemine uygun şekilde, kurumun hizmet özellikleri de dikkate alınarak, Yönetim Kurulunca tesbit edilir.

Kurum personeline ücretli fazla çalışma yaptırılabilir. Fazla çalışma esasları, süresi Devletin diğer personeli için tanınan sürenin iki katını geçmemek, saat ücreti ise Devletin diğer personeli için tanınan miktarlara bağlı kalınmak kaydiyle Genel Müdürlükçe hazırlanıp, Yönetim Kurulu karan ile kesinleşecek bir yönetmelikle tesbit edilir."

H -

16/10/1962 günlü, 77 sayılı "Uzun Vadeli Planın Yürürlüğe Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanun" un 2. maddesinin 1. bendi ve 3. maddesi şöyledir:

"Madde 2 - 1. Uzun vadeli plan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan Karma Komisyonunda görüşülür. Bu Karma Komisyon, Anayasa'nın 94 üncü maddesine güre seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisi Bütçe Karma Komisyonu üyelerinden kuruludur."

"Madde 3 - 1. Yasama Meclisleri komisyonları ve karma komisyonları kendilerine havale edilen kanun tasarısı ve tekliflerini, bunlarla ilgili metinleri ve bu tasarı, teklif ve metinler üzerinde verilen önerge ve değiştirgeleri, uzun vadeli plana uyguluk bakımından da inceler ve uygun bulmadıkları takdirde reddederler.

2. Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Başkanlıkları, uzun vadeli planla ilgili gördükleri tasarı ve teklifleri "en son olarak Plan Komisyonuna havale ederler. Kanun tasarı ve teklifleri, Hükümetin veya Genel Kurulun lüzum göstermesi halinde de, Plan Komisyonuna havale olunur.

Meclisi Plan Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan Karma Komisyonunun üyesi olan Milletvekillerinden; Cumhuriyet Senatosu Plan Komisyonu da, aynı karma komisyonun üyesi olan Cumhuriyet Senatosu üyelerinden kuruludur.

Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosundaki Plan Komisyonları, bu bendin l inci fıkrasında zikredilen kanun tasarı ve tekliflerinden başka, kamu harcama veya gelirlerinde artış veya azalışı gerektiren kanun tasarısı ve tekliflerini veyahut sadece belli maddeleri bu niteliği taşıyan tasarı veya tekliflerin bahis konusu maddelerini incelerler ve her bir yasama meclisinin içtüzüğü ile verilen diğer görevleri yerine getirirler.

3. Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Plan Komisyonları diğer komisyonların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plana aykırı buldukları hususları belirtir ve metni uzun vadeli plana uygun şekle sokarlar. Bu takdirde, Genel Kuruldaki görüşmelerde esas, Plan Komisyonunun raporudur. Ancak, Anayasa'nın 92. maddesi gereğince Karma Komisyon kurulması gereken hallerde, Genel Kurul görüşmelerinde esas, Karma Komisyonun raporudur.

Genel ve Katma bütçe kanunları tasarıları ile bu kanunlara ilişkin ek tasarılar ve değişiklik tasarıları, genel veya katma bütçeli daireler için ek ödenek veya olağanüstü ödenek verilmesi hakkındaki kanun tasarıları ile bu kanunlara ilişkin değişiklik tasarıları ve bahis konusu tasarılarda bölümler arasında aktarma veya olağanüstü aktarma yapılmasına dair kanun tasarıları ile kanuna uygun olarak Yasama Meclisleri idareci üyeleri tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine ait bütçenin değiştirilmesi hakkında verilecek kanun teklifleri için 2 inci bendin l nci fıkrası ile bu bendin l inci fıkrası hükümleri uygulanmaz.

4. Yasama Meclisleri Komisyonları ve karma komisyonlarında, Hükümetçe yürürlükteki uzun vadeli plana aykırılığı gerekçesiyle reddi istenen kanun tasarı, teklif ve metinlerinin veya bu tasarı, teklif ve metinlerin belli hükümlerinin ve kanun tasarı, teklif ve metinleri üzerinde verilen önerge ve değiştirgelerden Hükümetçe aynı gerekçeyle reddi islenenlerin kabulü, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla olur.

Yukarıdaki fıkranın Millet Meclisi Genel Kurulunda kanun tasarı, teklif ve metinlerinin veya bunların belli Hükümlerinin kabulünde ve önerge ve değiştirgelerin kabulünde uygulanması, Hükümetin red istemini güven istemine bağlamasıyla mümkündür."

3 - Dayanılan Anayasa kuralları:

Anayasa'nın konumuzla ilgili hükümleri aşağıya alınmıştır:

"II. Cumhuriyetin nitelikleri.

Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk 'devletidir."

"IV

- Egemenlik.

Madde 4 - Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir.

Millet egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu esaslara göre, yetkin organlar eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiç bir surette belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiç bir kimse veya organ, kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz."

"V

- Yasama yetkisi.

Madde 5 - Yasama Yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."

"VI

- Yürütme görevi.

Madde 6 - Yürütme Görevi, kanunlar çerçevesinde, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirilir."

"VII

- Yargı yetkisi.

Madde 7 - Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır."

"VIII

- Anayasa'nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı.

Madde 6 - Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz. Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."

T. B, M. M. nin görev ve yetkileri.

a) Genel Olarak;

Madde 64 - (20/9/1971 günlü 1488 sayılı Kanunla değişiklik şekli)

Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, Devletin bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerindendir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi kanunla, belli konularda, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararnameler çıkarmak yetkisi verebilir. Yetki veren kanunda, çıkarılacak kararnamelerin amacı, kapsamı ve ilkeleriyle bu yetkiyi kullanma süresinin ve yürürlükten kaldıracak kanun hükümlerinin açıkça gösterilmesi ve kanun hükmünde kararnamede de yetkinin hangi kanunla verilmiş olduğunun belirtilmesi lâzımdır.

Bu kararnameler, Resmî Gazete de yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir. Kararnameler, Resmî Gazete de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Yetki kanunları ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kararnameler, Anayasa'nın ve Yasama Meclisleri İçtüzüklerinin kanunların görüşülmesi İçin koyduğu kurallara göre, ancak komisyonlarda ve genel kurullarda diğer kanun tasan ve tekliflerinden önce ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.

Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler, bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazete de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazete'de yayımlandığı gün yürürlüğe girer.

Anayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hak ve hürriyetler ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.

Anayasa Mahkemesi, bu kararnamelerin Anayasa'ya uygunluğunu da denetler."

"b) Başkanlık Divanı.

Madde 84 - Meclislerin Başkanlık Divanları o Meclisteki siyasi parti gruplarının kuvvetleri ölçüsünde Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur.

Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Başkanları, kendi Meclislerince üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oy ile ikişer yıl için seçilirler; ilk iki oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, salt çoğunlukla yetinilir. Meclis Başkanlıkları için Meclisteki siyasî parti grupları aday gösteremezler.

Başkanlar ve Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partilerin veya siyasî parti gruplarının Türkiye Büyük Millet Meclisinin içinde veya dışındaki faaliyetlerine ve görevlerinin yerine getirilmesini gerektiren haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan oy kullanamaz.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşik toplantılarında Başkanlık Divanı, Millet Meclisi Başkanlık Divanıdır."

"c) İçtüzük, siyasî parti grupları ve kolluk işleri.

Madde 85 - Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını kendi yaptıkları İçtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler.

İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclislerin bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir. Siyasî parti grupları, en az on üyeden meydana gelir.

Meclisler, kendi kolluk işlerini Başkanları eliyle düzenler ve yürütürler."

"II. Bütçenin görüşülmesi ve kabulü; gider artırıcı ve gelir azaltıcı teklifler.

Madde 94 - Genel ve katma bütçe tasarıları ile millî bütçe tahminlerini gösteren rapor, malî yılbaşından en az üçay önce, Bakanlar Kurulu tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Bu tasanlar ve rapor, otuzbes milletvekiliyle onbeş Cumhuriyet Senatosu üyesinden kurulu bir karma komisyona verilir. .Bu komisyonun kuruluşunda iktidar grubuna veya gruplarına en az otuz üye verilmek şartiyle, siyasî parti gruplarının ve bağımsızların oranlarına göre temsilî gözönünde tutulur.

Karma Komisyonun en çok sekiz hafta içinde kabul edeceği metin önce Cumhuriyet Senatosunda görüşülür ve en geç on gün içinde karara bağlanır.

Cumhuriyet Senatosunca kabul edilen metin, en geç bir hafta içinde yeniden görüşülmek üzere, karma komisyona verilir. Karma komisyonun kabul ettiği son metin Millet Meclisinde görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclislerin Genel Kurullarında, Bakanlık ve daire bütçeleriyle katma bütçeler hakkındaki düşüncelerini, her bütçenin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında açıklarlar; bölümler ve değişiklik önergeleri, üzerlerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oya konur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, bütçe kanunu tasarılarının genel kurullarda görüşülmesi sırasında gider artırıcı veya belli gelirleri azaltıcı teklifler yapamazlar."

III

- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 10/6/1975 gününde Muhittin Taylan, Kani Vrana, Şahap Arıç, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Şevket Müftigil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyle yapılan ilk incelme toplantısında aşağıdaki sorunlar üzerinde durulmuştur:

l - Anayasa Mahkemesinin davaya bakmaya görevli ve yetkili olup olmadığı sorunu:

Anayasanın 20/9/1971 günlü, 1488 sayılı Yasa ile değiştirilen 147. maddesi ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 20. maddesinin l sayılı bendi uyarınca Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasada gösterilen şekil şartlarına uygunluğunu denetler.

İptali istenilen yasama belgesi Resmî Gazete'de "kanun" adı altında yayımlanmıştır. Konusu, l1 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin yürürlükten kaldırılmasıdır.

Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 64. maddesinin ikinci fıkrasında; "Türkiye Büyük Millet Meclisi kanunla belli konularda Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararnameler çıkarmak yetkisi verebilir.

Yetki

veren kanunda, çıkarılacak kararnamelerin amacı, kapsamı ve ilkeleriyle bu

yetkiyi kullanma süresinin ve yürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin

açıkça gösterilmesi ve kanun hükmünde kararnamede de yetkinin hangi kanunla

verilmiş olduğunun belirtilmesi lâzımdır." Vuralı, aynı maddenin dördüncü

fıkrasında da "yetki kanunları ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan

kararnameler, Anayasanın ve Yasama Meclisleri İçtüzüklerinin kanunların

görüşülmesi için koyduğu kurallara göre, ancak, komisyonlarda ve genel

kurullarda diğer kanun tasarı ve tekliflerinden önce ve ivedilikle görüşülüp

karara bağlanır." buyruğu yer almıştır. Bu hükümlerin incelenmesinden de

anlaşılacağı üzere, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini Bakanlar

Kuruluna veren ve bu kararnamelerin Türkiye Büyük Millet Meclisince Anayasanın

ve Yasama Meclisleri İçtüzüklerinin kanunların görüşülmesi için koyduğu

kurallara göre görüşerek red veya değiştirilerek kabul biçiminde oluşturduğu

metinlerin birer kanun olduğu ve Anayasa'nın değişik 147. maddesi uyarınca

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi bulunduğu kuşkusuzdur.

Anayasa'nın değişik 64. maddesinin son fıkrası ile kanun hükmünde kararnameleri de tıpkı kanunlar gibi Anayasa Mahkemesinin denetimine bağlı tutması karşısında, Anayasa'nın, yetki kanunlarını ve kanun hükmünde kararnameleri Türkiye Büyük Millet Meclisince kanunların görüşülmesi için öngörülen red veya değiştirerek kabul biçiminde oluşturduğu metinleri kanun saymadığını ve bunların denetimini Anayasa Mahkemesinin görev alanı dışında tuttuğunu düşünmek olanaksızdır.

Bu nedenlerle davaya bakmak Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkisi içine girmektedir.

2 - Süre sorunu:

İptali istenen kanun, 22/5/1975 günlü Resmî Gazete'de yayımlanmış ve dava dilekçesi ise 2/6/1975 gününde Anayasa Mahkemesine kayıt edilmiş bulunduğundan, iptal davası, Anayasanın 150. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 20. maddelerinde belirlenen 90 günlük süre içinde açılmış bulunmaktadır.

3 - Davacının dava açmaya yetkili olup olmadığı sorunu:

İptal davası Millet Meclisi üye tamsayısının altıda birini aşan sayıdaki üyeler tarafından açılmıştır. Dava dilekçesinin altı ve bunu izleyen sayfalar, kimlikleri ve seçim bölgeleri belirlenmiş 111 milletvekilince ayrık ve seçik olarak imzalanmıştır, imzalı sayfaların her biri sıra numarasını takip etmiş ve Millet Meclisi Zatişleri Evrak ve Eğitim l inci Müdürlüğü Mühürü ve imzası ile onanmıştır. Ayrıca son sayfada, "Yukarıda seçim belgeleri ve imzaları bulunan milletvekilleri halen Millet Meclisi üyeleridirler." sözleriyle, dilekçede adları bulunan milletvekillerinin sıfatları ve imzalarının kendilerine ait olduğu usulünce onanmak sureliyle kanıtlanmıştır.

Öte yandan dava dilekçesinde iptali istenen kanunla Anayasa'ya aykırılık gerekmesi ve iptale dayanak olan Anayasa kuralları gösterilmiş: kendiline tebligat yapılacak üyenin kimliği belirtilmiştir.

Bu durumda iptal davasının, Anayasa'nın, 1488 sayılı Kanunla değişik 149. maddesi ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 21. maddesinin 5 sayılı bendi uyarınca yetkili kişiler tarafından açıldığı ve yine aynı Kanunun 25., 26. maddelerinde öngörülen koşulların yerine getirildiği anlaşılmak ladır.

Varılan bu sonuca göre aşağıdaki karar alınmıştır:

"Dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşıldığından, işin esasının incelenmesine 10/6/1975 gününde oybirliğiyle karar verildi."

IV -

ESASIN İNCELENMESİ

Davanın esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali istenilen kanun, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak olarak gösterilen Anayasa kuralları ve Anayasa'nın öteki hükümleri, konu ile ilgili yasalar ve içtüzükler hükümleri, yasama belgeleri, Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Başkanlıklarından konuya ilişkin olarak alınan yazılar ve ekleriyle tutanak örnekleri ve dava konusu ile ilişkisi bulunan Öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A)

Biçim yönünden Anayasa'ya aykırılık sorunu;

1- Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Plân Komisyonlarının kuruluşuna ilişkin Anayasa'ya aykırılık sorunu:

Cumhuriyet

Senatosu ve Millet Meclisi Başkanlıklarından getirilen bu Meclisler Plân

Komisyonlarının konuya ilişkin tutanak örneklerinin incelenmesinden: iptali

istenilen 15/5/1975 günlü, 1896 sayılı Kanunla ilgili görüşmelerin, Millet

Meclisi Plân Komisyonunda ilk kez 30/1/1975 gününde. Cumhuriyet Senatosu Plân

Komisyonunda ise 9/2/1975 gününde yapıldığı, Millet Meclisince kabul edilen

metin Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunca değiştirilerek kabulü ile Millet

Meclisine geri yollanması üzerine de, Millet Meclisi Plân Komisyonunda ikinci

kez, 26/3,71975 gününde görüşüldüğü anlaşılmaktadır. Bu metin daha sonra başka

komisyonlardan geçirilmemiş, Yasama Meclisleri Genel Kurullarındaki

görüşmelerde, Plân Komisyonlarının sözü geçen görüşmelerine dayanan raporları

esas alınmıştır. (Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Plân Komisyonlarının

konuya ilişkin tutanak örnekleri)

Cumhuriyet

Senatosu ve Millet Meclisi Başkanlıklarından alınan yazılardan da; 17/11/1974

gününden 31/5/1975 gününe kadar görevde bulunan hükümetin, Cumhuriyetçi Güven

Partili 4 milletvekili ile Cumhuriyet Senatosu Kontenjan Grubundan 4 ve

bağımsızlardan 3 üye olmak üzere toplam 7 Cumhuriyet Senatosu üyesinden ve

Yasama Meclisleri üyesi olmayan 16 bakandan kurulmuş olduğu, Bakanlar Kuruluna

üye veren Cumhuriyetçi Güven Partisinin o tarihlerde 12 kişilik ve

Cumhurbaşkanınca seçilen Cumhuriyet Senatosu üyelerinin de Cumhuriyet

Senatosunda 12 kişilik birer grubu bulunduğu anlaşılmaktadır. (Cumhuriyet

Senatosu Başkanlığının 12/6/1975 günlü ve Kanunlar Müdürlüğü ifadeli 2956-3.64

sayılı yazısı ve eki ile Millet Meclisi Başkanlığının Kanunlar Müdürlüğü

başlıklı 9/6/1975 gün ve 2549 - 20791 sayılı yazısı).

Öte

yandan 12 şer üyeden kurulu Cumhuriyetçi Güven Partisi Millet Meclisi Grubu ile

Cumhuriyet Senatosu Kontenjan Grubunun iktidar" grupları sayılmaları

halinde bile, her iki grubun .üye sayılan toplamının 30'a uluşamayacağı durumu

karşısında, Anayasa'nın 94. maddesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Bütçe

Karma Komisyonuna, iktidar grubunca veya gruplarınca en az 30 üye verilmesi

buyruğunun gerçekleştirilmesi olanağı bulunmadığı gözönünde tutulmuş ve bu

durum, Millet Meclisi Genel Kurulunun 18/12/1974 günlü 19. Birleşiminde ve

Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun da 17/1/1975 günlü, 17. Birleşiminde bu

açıdan görüşülerek Bütçe Karma Komisyonunun Anayasa'nın 85. maddesi uyarınca

Meclislerdeki grupların kuvvetleri oranında kurulmasına karar verilmiştir.

16/10/1962 günlü, 77 sayılı "Uzun Vadeli Plânın Yürürlüğe Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanun" un 2. maddesinin 1 sayılı bendine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plân Karma Komisyonu, Anayasa'nın 94. maddesi uyarınca seçilen Büyük Millet Meclisi Bütçe Karma Komisyonu üyelerinden kurulmakta, aynı kanunun 3. maddesinin 2 sayılı bendinin ikinci fıkrası hükmünce de, Millet Meclisi Plân Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Bütçe Karma Komisyonu üyesi olan milletvekillerinden; Cumhuriyet Senatosu Plân Komisyonu ise, aynı karma komisyon üyesi olan Cumhuriyet Senatosu üyelerinden oluşmaktadır.

Dava dilekçesinde: dava konusu kanuna ilişkin yasama belgelerini görüşüp karara bağlayan Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Plân Komisyonlarının 77 sayılı Kanunun yollamada bulunduğu Anayasa'nın 94. maddesi uyarınca kurulmayıp, Anayasa'nın 85. maddesinin öngördüğü koşullarda oluşturulmuş bulunması, Anayasa'ya biçim yönünden aykırı düşen ve iptali gerektiren bir neden olarak ileri sürülmüştür.

Konunun tartışılıp değerlendirilmesine geçilmeden önce şu hususunda belirlenmesinde yarar vardır:

Bakanlar Kurulunun oluşumunda Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olmayan Bakanlara da yer verilmiş bulunması Anayasa'nın 102. maddesindeki, milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlardan Bakan atanmasına olanak tanıyan kurala uygun bulunduğundan Bakanlar Kurulu bu biçimde kurulmuş; ancak böylece oluşan Hükümet, Mecliste çoğunluğu teşkil eden siyasî parti grubuna ya da siyasî partiler gruplarına dayanmadığından, Büyük Millet Meclisi Bütçe Karma Komisyonu Anayasanın 94. maddesinin öngördüğü şekilde kurulamamıştır.

Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Plân Komisyonlarının bu yolda kuruluşlarının, Anayasa'ya biçim yönünden aykırılığı oluşturup oluşturmadığı ve böylece bu komisyonların görüşüp karara bağladığı dava konusu kanunun iptalini gerektirip gerektirmediği konusuna gelince:

Anayasa'da

olayla ilişkisi bulunmayan 92. madde bir yana bırakılırsa, 94. madde de öngörülen

Türkiye Büyük Millet Meclisi Karma Komisyonu dışında herhangi bir komisyonun

kuruluşuna yer verilmemiştir. Bu maddede gösterilen orandaki iktidar grubu veya

grupları Yasama Meclisin üyelerinin yer alacağı Bütçe Karma Komisyonu ise,

anılan madde hükmünce, yalnızca genci ve katma bütçe tasarıları ile millî bütçe

tahminlerim gösteren raporu görüşüp karara bağlamakla görevlendirilmiştir.

Yasama Meclislerinde bulunan komisyonlar, bu meclislerin çalışmalarını kendi

yapacakları içtüzüklerle yürütüleceğini öngören Anayasa'nın 85. maddesi

uyarınca hazırlanan İçtüzüklerle göre oluşturulmuş bulunmaktadır. Ancak, dava

konusu işlemi görüşüp karara bağlayan Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi

Plân Komisyonları, Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi İçtüzüklerinde yer

almamış; 18 Ekim 1962 günlü, 77 sayılı "Uzun Vadeli Plânın Yürürlüğe

Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanun" ile kurulmuşlardır. Bu

kanun ise. "Kalkınma Plânı ve Devlet Plânlama Teşkilâtı" konularını

kapsayan Anayasa'nın 129. maddesinde öngörülen" "....... ve plânın

bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak tedbirler özel

kanunla düzenlenir." biçimindeki kurala dayanılarak çıkarılmıştır. Anılan

kanunun 2. maddesinin l sayılı bendi ile uzun vadeli plânı görüşmek üzere

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Plân Karma Komisyonu" adında bir

komisyon kurulması öngörülmüş, bu komisyonun üyeleri de, "Anayasa'nın 94.

maddesine göre seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisi Bütçe Karma Komisyonu

üyelerinden ......... " oluşturulmuştur. Ayrıca 3. maddenin l sayılı

bendinde, Yasama Meclisleri Komisyonlarına havale edilen kanun tasarı ve

teklifleri ile bunlara ilişkin her türlü önerge ve değişikliklerin bu

komisyonlarca uzun vadeli plâna uygunluğu bakımından denetleneceği kuralı

getirilmiş; 2 sayılı bendinin ikinci fıkrasiyle de, Millet Meclisi ile

Cumhuriyet Senatosunda birer plân komisyonu kurulması öngörülmüştür. Bu son

kurala göre Millet Meclisi Plân Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plân

Karma Komisyonunun üyesi olan milletvekillerinden, Cumhuriyet Senatosu Plân

Komisyonu da, aynı karma komisyonun üyesi olan Cumhuriyet Senatosu üyelerinden

oluşmaktadır.

Şu

halde gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Plân Karma Komisyonu, gerek Yasama

Meclisleri Plân Komisyonları Anayasa'da yer almış komisyonlardan bulunmamakta,

77 sayılı Kanunla kurulması öngörülen, birer komisyon niteliğini taşımaktadır.

Bu komisyonların kuruluş biçimi yönünden, kuruluşa olanak sağlayan 77 sayılı

Kanunla, Anayasa'nın 94. maddesinde kuruluş biçimi ve görevi belirlenen Türkiye

Büyük Millet Meclisi Bütçe Karma Komisyonuna yollama yapılmış olması, Plân

Komisyonlarına Anayasal bir nitelik vermez. Çünkü bu komisyonlar, Anayasa'ca

kurulmamış, 77 sayılı Kanunla kurulmuşlardır. Ayrıca Anayasa, 94. maddesiyle

kurulmasını öngördüğü Türkiye Büyük Millet Meclisi Bütçe Karma Komisyonunu,

yalnızca genel ve katma bütçe tasarıları ile millî bütçe tahminlerini gösteren

raporu görüşüp karara bağlamakla görevlendirmiştir. Bunun dışında kalan kanun

tasarı ve tekliflerinin de bu komisyonda ya da bu komisyon üyelerinden kurulu

başka komisyonlarda görüşülmesini düşünmemiştir. Anayasa'nın 129 maddesinin,

uzun vadeli plânın bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak

önlemlerin alınmasının özel bir kanunla düzenleneceği kuralına dayanılarak yürürlüğe

konulan 77 sayılı Kanunda, bütün Kanun tasarı ve tekliflerinin uzun vadeli

plâna uygunluğu denetimini yapmak üzere Cumhuriyet Senatosunda ve Millet

Meclisinde birer Plân Komisyonu kurulmasını öngörmesi ve bunların kuruluşları

biçimi yönünden Anayasa'nın 94. maddesine yollamada bulunması, Plân

Komisyonları Bütçe Karma Komisyonu niteliğinde bir anayasal kuruluş haline

dönüştüremez. Bu olsa olsa Anayasa'da ve Yasama Meclisleri içtüzüklerinde

öngörülmemiş, başka bir komisyon teşkiline olanak sağlayan bir kural niteliğini

taşır.

Öte yandan, kanun tasarı ve tekliflerinin uzun vadeli plâna uygunluğunun sağlanması görevi, yalnızca plân komisyonlarına değil, aynı zamanda 77 sayılı Kanunun yukarıda değinilen 3. maddesinin l sayılı bendi gereğince Yasama Meclislerinin bütün komisyonlariyle karma Komisyonlarına da yükletilmiştir. Bu nedenle plân komisyonlarının Yasama Meclisleri İçtüzükleriyle kurulması öngörülen komisyonlar niteliğinde olması, sözü edilen komisyonların kuruluşundaki bu tür kimi aksaklıkların Anayasa'ya aykırılık sorununu oluşturmadığını açıkça ortaya koyar.

Bu

yönüyle içtüzük niteliğinde olan bir kanunla kurulması öngörülen plân

komisyonlarının o kanunun saptadığı biçime uyulmayarak kurulmuş olduğu

yolundaki iddiaya gelince: Böyle bir iddianın geçerliliğinden söz edilebilmesi

için Önce bu komisyonların 77 sayılı Kanunda Öngörülen biçimde kurulması

olanağının bulunup bulunmadığını saptamak gerekir. Yukarıda da değinildiği

üzere, o zamanki hükümetin kuruluşunun Millet Meclisindeki siyasî iktidar grup

ya da gruplarına dayalı olmaması nedeniyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Bütçe

Karma Komisyonunun, Anayasa'nın 94. maddesinde gösterilen biçimde oluşturulması

olanağı bulunamamıştır. Böyle olunca da Devlet hayatının kesintisiz olarak

sürdürülmesi zorunluluğu karşısında, plân komisyonlarının, Anayasa'nın 85.

maddesindeki koşullara uyularak kurulmuş olmasını Anayasa'ya aykırı nitelikte

saymaya olanak yoktur.

Kaldı ki Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarda, Anayada'da öngörülmeyip sadece İçtüzüklerle ya da kanunlarla kurulan komisyonların, kuruluş ve işleyişlerindeki aykırılıkların ilgili kanunu biçim yönünden sakatlayamayacağım açıkça belirtmiş bulunmaktadır. Örneğin, 3/12/1968 günlü. Esas 1967/32, Karar 1968/57 sayılı ve 23, 24, "25/10/1969 günlü, Esas 1967/41, Karar 1969/57 sayılı kararlarda bu konuya ilişkin olarak şöyle denilmiştir:

"Anayasa'da, kimi hallerde kurulması öngörülen Karma Komisyonlar (madde 92 ve 94) dışında kanun tasarı ve tekliflerinin önce komisyonlarda, sonra Meclislerin Genel Kurullarında inceleneceği hakkında zorunluk koyan bir hüküm yoktur. Gerçi Anayasa'nın kimi maddelerinde Meclislerin ilgili komisyonlarından söz edilmekte ise de bunlar, kanun tasarı ve tekliflerinin mutlak surette komisyonlardan geçirilmesi zorunluğu koyan bir Anayasa kuralı sayılamaz ve genellikle Yasama Meclislerince varlıkları bilinen komisyonlardan, o maddelerde öngörüden hallere münhasır olmak üzere, ne biçimde yararlanılacağım belirtmekten öteye bir anlam taşımazlar.

Bu açıklamadan anlaşılacağı üzere, Anayasa'nın kurulmasını emrettiği komisyonlar dışında kalan komisyonlar birer içtüzük düzenlemesidir.

Öte yandan bu komisyonların çalışmalarının, kanun tasarı ve tekliflerini Meclislerin Genel Kurulları adına inceleyerek düşüncelerini belirtmekten başka bir anlamı ve etkisi olmadığı, sonunda konuya Meclislerin tamamen hakim oldukları ve kendi iradelerine göre tam bir serbestlik içinde işi karara bağladıkları bilinen bir gerçektir. Bir kanun tasarı veya teklifinin bir komisyonda incelenmesini veya hiç incelenmemesini Meclis iradesinin gereği gibi belirmesine engellik edeceğinin düşünülmesi de mümkün değildir.

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 36. maddesinde belirtildiği gibi kimi hallerde komisyon çalışmalarından vazgeçilmesi ve kanunun doğrudan doğruya Meclislerin Genel Kurullarında görüşülerek sonuçlandırılabilmesi de bunu göstermektedir. Çünkü komisyon çalışmaları bir Anayasa gereğinin kuralı bulunsaydı, herhangi bir zorunluk yüzünden dahi bu yoldan vazgeçilmesi mümkün olamazdı.

Bu sonuca göre birer içtüzük düzenlenmesi olan ve Meclislerce kabul edilen kanunların sıhhati bakımından da şart bulunmayan komisyonların kuruluşlarına ilişkin hatalar veya usulsüzlükler, kanunların Anayasa'ya aykırı sayılması için yeterli bir sebep değildir." (Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, sayı: 7, sayfa: 95, aynı Dergi, sayı: 8, sayfa: 34).

Anayasa Mahkemesinin bu görüşü daha sonraki kararlarında daha da ayrıntılı bir biçimde belirlenerek sürdürülmüştür. Buna örnek olmak üzere konuyla ilgili başka bir karardan aşağıdaki bölüm alınmıştır.

".......Anayasa'nın

85. maddesinin birinci fıkrası kuralı uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi ve

Meclisler çalışmalarını kendi yaptıkları İçtüzükler hükümlerine göre yürütmek

durumundadırlar. Anayasa'nın bu kuralından İçtüzük hükümlerine Yasama

Meclislerince uyulmamış veya bu hükümlerin yanlış, eksik uygulanmış olmasının

olayla ilgili kanunu kesin olarak Anayasa'ya aykırı duruma getireceği anlamı

çıkarılamaz. Çünkü İçtüzüklerin biçime ilişkin tüm hükümleri aynı önem

derecesinde değildir. Bunlar arasında Yasama Meclislerince verilen kararların

geçerliği üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu gibi, ayrıntı

sayılabilecek nitelikte olanlar da vardır. İlk kümeye gireceklere aykırı

tutumun iptal nedenini oluşturacağını, buna karşılık öteki biçim kurallarına

uymamanın iptali gerektirmeyeceğini kabul etmek yerinde olur. Anayasa'da gösterilmeyen

ve yalnız içtüzükte bulunan biçim kuralları arasında böyle bir ayırım yapılması

zorunludur. Çünkü İçtüzüklerdeki biçim kurallarına aşırı bağlılık Yasama

Meclislerinin çalışmalarını gereksizce aksatır. İçtüzük hükümlerine aykırı

düşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeni sayılacağı, sorunu, uygulanacak

içtüzük hükümlerinin önemine ve işin niteliğine göre çözülecek ve incelemeleri

sırasında Anayasa Mahkemesince değerlendirilip saptanacak bir konudur. Şimdiye

değin Mahkemenin bu sorun üzerindeki görüşü hep böyle olagelmiştir.

Anayasa

Mahkemesinin değerlendirmeyi yaparak işi bir çözüme bağlarken yalnız içtüzük

hükümlerinin önem ve niteliğini değil, bir de kendi görev ve yetki sınırlarını

ve bu sınırların olanaklarını gözönüne almasında zorunluluk vardır. Anayasaya

uygunluk denetimi Anayasaca Anayasanın biçim kurallarına inhisar ettirilen veya

kanunun yapısı yönünden ö üzerinde denetim olanağı bulunmayan işlerde Anayasa

Mahkemesinin içtüzük kurallarını katı bir biçimde ele alarak değerlendirmeyi

buna göre yapması doğal sayılmak gerekir. Öz yönünden de denetim yetkisinin

veya olanağının bulunduğu konularda mahkemenin işi aynı katılıkta ele alarak

bir değerlendirmeye gitmesi savunulamaz ve böyle bir görüş haklı da

gösterilemez." (4 Ağustos 1974 günlü, 14966 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 21/5/1974 günlü Esas 1974/8, Karar 1974/19 sayılı karar.)

Gerek yukarıda belirtilen nedenler, gerek Anayasa Mahkemesinin açıklanan kararlarıa yer alan gerekçeler karşısında davacının Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Plân Komisyonlarının kuruluş biçimi yönüne ilişkin Anayasaya aykırılık savına dayalı iptali istemi red edilmelidir.

2 - Millet Meclisi Plân Komisyonundaki görüşmelere ilişkin Anayasaya aykırılık sorunu:

Bu sorun üç ayrı bölümde incelenecektir:

a) Millet Meclisi Plân Komisyonundaki işlemlerden 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin daha önce sunulan öteki kanun hükmünde kararnamelerden önce görüşülmesi sorunu:

Millet Meclisi Başkanlığından getirtilen ve Tutanak Müdürlüğünce onanmış bulunan tutanak örneklerine göre, Millet Meclisi Plan Komisyonunun 30/1/1975 günlü toplantısının birinci oturumunda Başkan, kimi üyelerce verilmiş bir önerge bulunduğunu ve bunu okutacağını bildirmiştir. Önerge şöyledir:

"Anayasamızın 64. maddesinin dördüncü fıkrası kanun hükmünde kararnamelerin komisyonlarda ve genel kurallarda diğer kanun tasarı ve tekliflerinden önce ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanması hükmünü ihtiva etmektedir.

Bu sebeple gündemin 4. maddesinde bulunan kanun hükmünde kararnamelerin öncelikle görüşülmesi gerekmektedir. 4 ncü gündem maddesinin 1. madde olarak öne alınmasını ve görüşmelere 13/2/1974 tarih ve 11 sayılı Kararnameden başlanmasını arz ve teklif ederiz."

Önerge okutulduktan sonra oya sunulmuş, kabul edildiği saptandığından görüşmelere önerge uyarınca 11 sayılı Kararnameden başlanmıştır.

Davacının, Anayasa'nın 64. maddesi dördüncü fıkrası île içtüzük hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürdüğü işlem budur.

Anayasa'nın 20/9/1971 günlü, 1488 sayılı Kanunla değişik 64. maddesi dördüncü fıkrası; "Yetki Kanunları ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Kararnameler, Anayasa'nın ve Yasama Meclisleri İçtüzüklerinin kanunların görüşülmesi için koyduğu kurallara göre, ancak, komisyonlarda ve genel kurullarda diğer kanun tasarı ve tekliflerinden önce ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır." kuralını koymuştur.

Komisyonca kabul edilen önerge ile gündemin 4. sırasında bulunan Kanun hükmünde Kararnamelerin tümünün, gündemin 1. sırasında alınması öngörüldüğüne göre, yapılan işlem anılan fıkradaki öncelik kuralına uygun olarak yerine getirilmiş bulunmakta ve bu işlemde Anayasa'ya ya da içtüzüğe herhangi bir aykırılık söz konusu olmamaktadır.

Gündemin 1. sırasına alınan kanun hükmünde kararnamelerden birinin diğerlerinden önce görüşülmesinin Anayasa'nın 64. maddesinin dördüncü fıkrası kuralına aykırılık teşkil edip etmediği konusuna gelince:

Burada

önemli olan bu tür kararnamelerin, gündemdeki öteki kanun tasarı ve

tekliflerinden öncelik ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanmasıdır. Çünkü,

Anayasa buyruğu budur. Bu husus sağlandığına göre, Anayasa buyruğu yerine

getirilmiş bulunmaktadır. Aynı sırada bulunan kararnamelerden birinin

ötekilerden daha önce görüşülmesi sorunu bundan sonra bir Anayasa sorunu

olmaktan çıkmış ve Yasama Meclisleri Komisyonlarının genel görüşme usulleri

içinde yürütülmesi gereken bir duruma dönüşmüştür. Anayasa'nın 64. maddesinin

dördüncü fıkrasında öncelik ve ivedilik koşulu dışında "yetki kanunları ve

Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kararnameler, Anayasa'nın ve Yasama

Meclisleri İçtüzüklerinin kanunların görüşülmesi için koyduğu kurallara

göre..... görüşülüp karara bağlanır." diye ifadesini bulan ana kural da bu

yolda işlem yapılmasını buyurmaktadır.

Öte yandan, öncelikle görüşülmesi kararlaştırılan kanun hükmünde kararnamelerin, komisyonca öncelik koşuluna bağlı kalmak kaydı ile, sıralarının değiştirillemiyeceği hakkında ne Anayasa'da, ne de İçtüzüklerde bir hüküm yer almadığı gibi tersine Millet Meclisi içtüzüğünün 27. maddesinin ikinci fıkrasının son tümcesindeki "....... komisyon gündemine hakimdir." kuralı ile komisyona gündem üzerinde geniş bir serbestlik tanınmıştır.

Bu nedenlerle, Millet Meclisi Plân Komisyonunun, Anayasa'nın bu konudaki öncelik kuralına uygun biçimde kanun hükmünde kararnamelerin tümünü gündemin birinci sırasına aldıktan sonra bunlar arasından il sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyi ötekilerden önce görüşüp karara bağlamasında Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırılık bulunmadığından davacının bu konuya ilişkin iptal istemi de red edilmelidir.

b) 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Komisyonca reddi kararlaştırıldıktan sonra verilen bir önerge kabul edilip, önergeye bağlı metin üzerinde görüşme açılmış olduğu halde, bir sonuca bağlanmadan bu metnin Komisyon Başkanlığınca Millet Meclisi Genel Kuruluna sunulması sorunu:

Yukarıda

(a) bölümünde sözü edilen tutanak örneklerine göre, Millet Meclisi Plan

Komisyonunun 30/1/1975 günlü toplantısının birinci oturumunda, 11 sayılı

Kararname üzerindeki görüşmeler tamamlandıktan sonra Başkan, görüşmelerin

bittiğini maddelere geçilmesi hususunu oya sunacağını, maddelere geçilmesi

kabul edildiği tekdirde, kararnamenin kabul edilmiş sayılacağını, reddedildiği

halde ise kararnamenin reddedilmiş olacağını belirtmiş ve oylamayı yapmıştır.

Sonuçta maddelere geçilmesinin reddedildiğini, ancak bir önerge bulunduğunu

açıklayarak bu önergeyi okutmuştur. Kimi üyeler tarafından verilen ve 3

maddeden oluşan bu önergenin; 1. maddesiyle, 11 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin tümünün reddi; 2. maddesiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun

ek 10. maddesine 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen (g) bendinin

yürürlükten kaldırıldığı; 3. maddesiyle de, Anayasa'nın 64. maddesine

dayanılarak önergenin birinci ve ikinci maddelerindeki hükümlerin komisyonca

önergeye ekli metin uyarınca karara bağlanması öngörülüyor ve önergenin oya

sunulması öneriliyordu.

Başkan önergenin tümünün okutulmasından sonra, önergenin 1. maddesi için daha önce karar alındığından bir işlem yapılamayacağını belirterek diğer maddeleri oya sunmuştur. Oylama kabul ile sonuçlandığından Başkan, bu kez önergeye bağlı metni okutmuştur. Bu metin şöyledir:

"657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, 31/7/1970 tarih ve 1327 sayılı Kanunun 90. maddesiyle getirilen ek geçici 10. maddeye bir fıkra eklenmesi hakkında 13/2/1974 tarih ve 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin reddine ve aynı geçici 10. maddeye 30/5/1974 tarih ve 12 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile eklenen (g) bendinin kaldırılmasına dair Kanun teklifi.

Madde l - 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa 31/7/1970 tarih ve 1327 sayılı Kanunun 90. maddesiyle getirilen ek geçici 10. maddesine bir fıkra eklenmesine dair 13/2/1974 tarih ve 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname reddedilmiştir.

Madde 2 - 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 10. maddesine 30/5/1974 tarih ve 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen (g) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 3 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 4 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."

Bu metin okutulduktan sonra Başkan görüşme açmış, lehte ve aleyhte konuşmak isteyenlere söz vermiştir. Önergenin lehinde konuşanlar özetle; kanun hükmünde kararnamenin yürürlükte bulunan bir kanun sayılacağını, bunu reddetmece, bir kanunun diğer bir kanunla yürürlükten kaldırıldığını, buna aykırı hükümlerin de aynı kanun metni içinde yürürlükten kaldırılabileceğini, nitekim İçtüzüğün 90. maddesi gereğince ölüm cezalarının yerine getirilmesinin onaylanması veya onaylanmaması hakkında bir kanun metni hazırlandığını, burada da bir kanun metni hazırlanmasının zorunlu bulunduğunu belirtmişlerdir.

Teklifin aleyhinde bulunanlar ise; Anayasa'nın 64. ve İçtüzüğün 36. maddeleri uyarınca kanun tasarı ve teklifinin reddi halinde bunun bir rapora bağlanarak Genel Kurula sunulması gerektiğini, red halinde ayrıca maddelerin görüşülemeyeceğini ve ayrı bir kanun metni hazırlanamayacağını, komisyonun kanun teklif edemeyeceğini, İçtüzüğün 90. maddesinin ayrık bir durumu düzenlediğini, o kuralın olaya uygulanamayacağını savunmuşlardır.

Bu

konuşmalardan sonra komisyon başkanı, konuyu tetkik etmek ihtiyacını duyduğunu

belirterek, saat 14.30 da tekrar toplanmak üzere oturumu kapatmıştır. Aynı gün

saat 14.30 da ikinci oturum açıldığında, Başkan, 12 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin görüşülmesine başlanacağını açıklayınca kimi üyeler bir önerge

bulunduğunu, bunun ne olduğunu sormuşlardır. Bunun üzerine Başkan, "efendim

metin hazırlama talebi vardı; öyle bir metin hazırlama hususunda bir gerek

görmedik, çünkü bir red kararı var, bu red kararının artık ayrıca bir metne

dercedilip bir metin tanzimi hususuna gerek görmedik. Yeni uygulama, böyle daha

uygun olacağı düşüncesindeyiz." diyerek 12 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin görüşülmesini başlatmıştır. (Tutanak Örnekleri sayfa 50 -79).

Millet Meclisi Plan Komisyonunun 3/2/1975 günlü, Esas 52/1, Karar 38 sayılı raporunda (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, Dönem 4, Cilt S. Tonlantı 2, sıra Sayısı 113) özetle şöyle denilmiştir.

"11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin müzakeresi yapılmış; tümü üzerindeki müzakere tamamlandıktan sonda maddelere geçilmesi oylanarak reddolunmuştur .......................Şu karar alınmıştır:

1 - Anayasa'nın 64., İçtüzüğün 81. ve 82. maddeleri ile eski İçtüzüğün 105. maddesi gereğince ve müesses teamüle göre;

Maddelere geçilmesi reddolunmakla 23/5/1972 tarihli ve 1589 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan ve 15 Şubat 1974 tarihinde yürürlüğe giren 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin reddine, yani iptaline,

2 - 15 Şubat 1974 tarihinde yürürlüğe giren 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan bu hüküm daha önce veya daha sonra yine 1589 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan kanun hükmünde kararnamelerde teyiden veya tekraren aynı hükmün yer almış bulunacağı düşünülerek, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname esas alınarak birlikte mütalâa edilip fer'in asla tabi olacağı görüşü ile karara bağlandığı kabul edildiğinden komisyonun aldığı red (iptal) kararına aykırı düşen bir kanun hükmünde kararnamelerde yer almış hükümlerin dahi birlikte ilga olunduğuna, asla ait bu kararın diğer kanun hükmünde kararnamelerde yer almış ve bu asıl kararı tekrar ve teyiden her şeklini kapsadığına,

3 - Bu kararın Resmî Gazete'de ilânı tarihinde yürürlüğe girmiş olacağına,

4 - Anayasa'nın 64/4 ncü maddesi gereğince öncelikle ve ivedilikle görüşülmesi gerektiğine,

Çoğunlukla karar verildi.

Genel Kurulun tasviplerine sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa arzolunur."

Bu rapora ayrıca 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin metni ile komisyonca yapılan değişiklik metni eklenmiştir.

"23/5/1972 tarihli ve 1589 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 13/2/1974 tarihli ve ll sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 30/5/1574 Tarihli 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (g) bendinin, yürürlükten kaldırılmasına dair Kanun teklifi" başlığını taşıyan değişiklik teklifinin maddeleri ise aşağıdaki hükümleri kapsamaktadır:

"Madde l - 15 Şubat 1974 tarihli 14800 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 13/2/1974 tarihli ve 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname reddedilerek yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 2 - 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 10. maddesine, 31/5/1974 tarihli 149o1 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 30/5/1974 tarihli 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen aynı konudaki (g) bendi reddedilerek yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 3 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 4 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."

Yukarıda

belirtilen yasama belgelerinin incelenmesinden; Millet Meclisi Plân

Komisyonunun 30/1/1975 günlü oturumunda yalnızca l1 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin görüşülerek reddi oylandıktan sonra verilen bir önergenin oya

sunularak kabul edildiği açıklanmasına karşın, önergeye bağlı kanun metni oya

sunulmadığı, Başkanın red kararı bulunduğu için ayrıca bir kanun metni

hazırlamaya gerek görülmediğini açıkladığı ve 11 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnameye ilişkin işlemlerin burada son bularak 12 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin görüşülmesine geçildiği anlaşılmaktadır. Ancak, bu durumu saptayan

3/2/1975 günlü komisyon raporunda, 11 sayılı kanun Hükmünde Kararnamenin

reddine ve aynı hükmü tekrar eden aynı tür diğer kararnamelerdeki hükümlerin de

birlikte yürürlükten kaldırıldığına çoğunlukla karar verildiği açıklandıktan

sonra, bir de değişiklik teklifi adı altında 4 maddelik bir kanun metni

eklenmiştir. Oysa komisyon, 11 sayılı Kanun Hükmünce Kararnamenin reddinden

başka bir karar almamış, başka bir deyimle raporda belirtildiği gibi herhangi

bir metin kabul etmemiştir.

Öte

yandan, Mîllet Meclisi Genel Kurulu bu rapor ile ona bağlı metni esas alarak

görüşmelere başlamış ve sonunda rapor ve eki metin kabul edilmiş, Cumhuriyet

Senatosunda da görüşülen aynı rapor ve eki metin olmuş, ancak Senotaca bu metin

değiştirilerek kabul edildiğinden Millet Meclisine geri yollanmış, Millet

Meclisince ise, Cumhuriyet Senatosunun değiştirisi benimsendiğinden metin

kanunlaşmıştır. Böylece bir bakıma aslında yetkili komisyonca görüşülüp kabul

edilmemiş olan bir metnin Yasama Meclislerinde görüşmeye konu yapıldığı ve kimi

değişikliklerle kabul edilerek yasalaştığı görülmektedir. Bu halin ise kanun

hükmünde kararnamelerin, Anayasa'nın değişik 64. maddesinin dördüncü

fıkrasındaki "....... yetki kanunları, Türkiye Büyük Millet Meclisine

sunulan kararnameler, Anayasa'nın ve Yasama Meclisleri İçtüzüklerinin

kanunların görüşülmesi için koyduğu kurallara göre ...... görüşülüp karara

bağlanır." Ve Anayasa'nın 85. maddesinin birinci fıkrasının "Türkiye

Büyük Millet Meclisi ve Meclisler çalışmalarını kendi yaptıkları İçtüzüklere

göre yürütürler." yolundaki kurallarına dayanılarak çıkartılan ve olayda

uygulanması gereken içtüzük hükümlerine aykırı olacağı düşünülebilir.

Gerçekten

3 Eylül 1973 gününden başlayarak yürürlükte bulunan Millet Meclisi İçtüzüğünün

23., 36., 74., 75. ve 80. maddeleri birlikte incelendiğinde; Millet Meclisi

Başkanlığına sunulan kanun tasarı veya tekliflerinin, Başkanlıkça ilgili

komisyonlara havale edilmesi, komisyonların usulünce toplanarak kendilerine

havale edilen tasarı ya da teklifleri görüşmeleri, bunların aynen veya

değiştirilerek kabulüne veya reddine karar vermeleri, karara bağladıkları

işlemlere ilişkin birer rapor düzenleyerek Millet Meclisi Genel Kuruluna sunmaları,

Millet Meclisi Genel Kurulunun da bu raporları görüşüp karara bağlamaları

gerektiği görülmektedir. Kanun hükmünde kararnameler için de yukarıda açıklanan

Anayasa, kuralları gereğince geçerli olan bu yönteme dava konusu işlemde -

Millet Meclisi Plân Komisyonunca görüşülüp karara bağlanmayan bir kanun metni,

komisyonun konuya ilişkin raporuna bağlanarak Meclis Genel Kuruluna sunulması

nedeniyle - uyulmamış olmasının, Anayasa'ya aykırılığı ve giderek dava konusu

kanunun bu yönden iptalini gerektirip gerektirmeyeceği sorununa gelince:

Bu

sorunların bir çözüme bağlanabilmesi için içtüzük hükümlerine aykırılığı

sözkonusu olan Millet Meclisi Plân Komisyonundaki işlemin geçirdiği evreyi

gözden geçirmek gerekir. Yukarıda da değinildiği gibi, 11 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin Millet Meclisi Plân Komisyonunda görüşülmesi tamamlanıp, yapılan

oylama sonunda reddedildiği saptandıktan sonra bir önerge verilmiş ve bu önerge

oylanarak kabul edilmiştir. Önergeye göre anılan kararnamenin reddi, 12 sayılı

Kanun Hükmünde Kararnamenin (g) bendinin yürürlükten kaldırılması ve önergeye

ekli kanun metninin görüşülerek komisyon raporuna konulması teklif edilmiştir.

Önerge komisyonca kabul edilmekle birlikte, eki bulunan metin üzerinde açılan

görüşme tamamlanıp bir karara bağlanmamıştır. Böyle olmasına karşın, komisyon

başkanı, önergeye bağlı kanun metnini rapora eklemiş ve raporuna da buna

ilişkin bilgiler koymuştur. Yapılan bu işlemin İçtüzük hükümlerine aykırılığı

açıktır. Ancak, İçtüzük hükümlerine aykırı olan bu durumun Anayasa aykırılığı

da oluşturup oluşturmadığı, başka bir deyimle İçtüzük hükümlerine aykırılığı

saptanan bu durumun, dava konusu kanunu biçim yönünden iptale yeterli olup

olmadığı sorunu üzerinde durulmak gerekir.

Şöyle ki, Anayasada kanun tasarı ve tekliflerinin önce komisyonlarda görüşülüp karara bağlanacağı, daha sonra Yasama Meclisleri Genel Kurullarında komisyonların bu kararlarının görüşüleceği, yukarıki bölümlerde de değinildiği gibi, Anayasa'nın değişik 64., 92. ve 94. maddelerinde belirlenen durumlar dışında öngörülmemiş, tersine Anayasanın 85. maddesindeki genel kural gereğince bu konuların yani Meclislerin çalışmalarının yine kendilerince yapılacak içtüzüklerle düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır.

Şu

halde, genelkural olarak kanun tasarı ve tekliflerinin önce komisyonlarda

görüşülerek karara bağlanması ve Yasama Meclisleri Genel Kurallarındaki

görüşmelerin komisyon kararlarını kapsayan raporlar üzerinde yapılması, Anayasa

buyruğu olmayıp, bir içtüzük düzenlemesidir. Böyle olunca, bir biçim düzenlemesi

olan içtüzük hükümlerine her aykırılığın, kesinlikle Anayasa hükümlerine de

aykırılık oluşturacağını kabullenmek olanaksızdır. Böyle bir durumun Anayasa'ya

da aykırı sayılabilmesi, ancak Yasama Meclislerinin konuya ilişkin olarak

yaptıkları yasal işlemleri sakatlayacak ve onları iradesini zedeleyecek

nitelikte olması halinde mümkündür. Bu konuyu Anayasa Mahkemesi verdiği çeşitli

kararlarda incelemiştir. Örnek olarak aldığımız 16/11/1965 günlü esas 1964/38,

karar 1965/59 sayılı kararda şöyle denilmektedir:

"85. maddenin birinci fıkrasına göre, Meclislerin çalışmalarının içtüzük hükümlerine uygun olarak yürütülmesi, bir Anayasa emri gereğidir. Böyle olunca, kanunların Mahkememizce denetlenmesinde, içtüzük hükümleri de gözönünde tutulmalıdır.

İçtüzük

hükümleri genellikle şekle ait kurallardır. Burada hatıra gelen soru, bir kanun

yapılırken içtüzüklerin herhangi bir hükmüne aykırılığın, iptal nedeni sayılıp

sayılmayacağıdır. Bu hükümler içerisinde, Yasama Meclislerince verilen bir

kararın sıhhati üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu gibi,

bu derece önemli olmayanlar da vardır. Birinci kategoriye girenlere aykırılığın

iptal nedeni teşkil edeceği, buna karşılık öteki şekil kurallarına

riayetsizliğin iptali gerektirmeyeceği kabul edilmelidir. Anayasa'da

gösterilmeyen ve yalnız İçtüzüklerde bulunan şekil kuralları arasında bu

ayırımı yapmak Anayasanın maksadına uygun düşer. Zira İçtüzüklerdeki şekil

kurallarına aşırı bağlılık Yasama Meclislerinin çalışmalarını lüzumsuz yere

aksatır. Doktrinde de bu yolda bir ayırımı destekleyen görüşler vardır. Millet

Meclisi Anayasa Komisyonu 44 sayılı Kanuna ait raporunda, Yasama Meclislerinin

kanunun görüşülmesinde ve kabulünde İçtüzük hükümlerine uyup uymadıklarını

kontrol bakımından mahkemelerin ihtiyatli ve ölçülü davranmaları lüzumlu olduğu

ve Anayasa'nın koyduğu şekil şartlarından farklı olarak içtüzüklerdeki şekil

şartlarının hepsinin mutlak butlanı gerektirmediği belirtilmiştir. Komisyonun

bu kanısı Anayasa'nın maksadı ve bilimsel görüşler ile bağdaşmaktadır.

İçtüzük hükümlerine aykırı düşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeni sayılacağı, uygulanacak içtüzük hükmünün önemine ve niteliğine göre çözümlenecek ve dava veya itiraz vukuunda Mahkememizce takdir edilecek bir konudur." (Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, 1966, sayı 3, sayfa 232).

Yukarıda

belirlenen görüşlerin olaya uygulanmasında, içtüzük hükümlerine uyulmamış

olmanın, iptal nedenini oluşturacak ağırlık ve nitelikte bulunmadığı sonucuna

varılmaktadır. Çünkü komisyon kararı alınmadan düzenlenen rapor ve metnin,

Meclisin iradesi üzerinde etkili olarak, onu kesinlikle o doğrultuda karar

almaya zorladığı kabul edilemez. Gerçekten Meclis bu rapor ve metinle bağlı

değildir. İradesini istediği biçimde kullanmakta serbesttir. Kaldı ki Meclisin,

olayda rapor ve eki metinle ikili görüşme yetkisi, Anayasa'nın 92. ve 94.

maddelerindeki durumlarda olduğu gibi sınırlı da değildir. O halde Meclis Genel

Kurulunun metin üzerinde dilediği biçimde değişiklik yapmasına ya da yeni bir

metin oluşturmasına bu evredeki görüşme süresince olanak vardır.

Bu nedenlerle, Millet Meclisi Plan Komisyonunca 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin reddi kararlaştırıldıktan sonra düzenlenen raporda komisyonca görüşülmemiş hususların da yer alması ve ayrıca rapora, görüşülüp oylanmamış bir metnin de eklenerek raporla birlikte Meclis Genel Kuruluna sunulması, İçtüzük hükümlerine aykırı olmakla birlikte bu usulsüzlüğün dava konusu kanunun iptalini gerektirecek önem ve nitelikte bulunmadığına ve davacının bu yöne ilişkin isteminin reddine karar verilmelidir.

Bu görüşe Ahmet Akar, Şekip Çopuroğlu ve Nihat O. Akçakayalıoğlu katılmamışlardır.

c) 11 sayılı Kanun hükmünde Kararnamenin tümünün reddine, karar verildikten sonra düzenlenen komisyon raporunda bu kararname ile birlikte 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin reddine de karar verildiği belirtilerek bu konuda komisyon başkanlığınca bir metin hazırlanıp Meclis Genel Kuruluna sunulması sorunu:

Bu konuya ilişkin komisyon görüşmeleri ve komisyonca alınan kararlar ile hazırlanan komisyon raporu ve bunların dayanağı olan yasaca belgeleri, bu kararın 2 sayılı bölümünün (b) bendinde açıklandığından bunların yinelenmesine gerek bulunmamıştır.

Burada

incelenip değerlendirilecek husus, bu kısmın (b) bendinde belirlenen biçimde

görüşülüp karara bağlanan 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin komisyon

raporunda; 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin reddi dolayısiyle ve bu red

keyfiyetine aykırı düşen diğer kanun hükmünde kararnamelerin aynı nitelikteki

hükümlerinin de reddedilmiş sayılacağı gerekçesiyle reddedildiği kuralına yer

verilmiş bulunmasının ve özellikle rapora eklenen metnin 2. maddesindeki

"... 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g)

bendinin red edilerek yürürlükten kaldırıldığı..." hükmü getirilmesinin

İçtüzük hükümlerine aykırı olup olmadığı, aykırı bulunduğu takdirde de bu

aykırılığın iptal nedeni sayılıp sayılmayacağıdır.

Anayasa'nın

1488 sayılı Yasa ile değişik 64. maddesinin ikinci fıkrası hükmünce, ilk kez

hukuk sistemimizde yer alan kanun hükmünde kararnamelerin, Yasama Meclislerinde

görüşülmesi yöntemi, aynı maddenin dördüncü fıkrasında belirlenmiş ve yine

Anayasa'nın 85. maddesiyle de, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclislerin

çalışmalarını kendi yapacakları İçtüzüklerle düzenleyecekleri kuralı

getirilmiştir. Bu maddelerin birlikte incelenmesinden; kanun hükmünde

kararnamelerin Yasama Meclislerinde görüşülürken uygulanacak yöntemin bu

Meclislerin İçtüzüklerindeki kanunların görüşülmesi için öngörülen yöntem

olacağı, ancak bu yönteme varsa, Anayasa'daki kuralların ekleneceği (örneğin

olayda olduğu gibi öncelik ve ivedilik koşulları) anlaşılmaktadır.

Yukarıdaki

(b) bendinde ilgili yasama belgelerine dayanılarak yapılan açıklamalarda

belirtildiği üzere, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Millet Meclisi Plan

Komisyonunda görüşülüp karara bağlanmasından sonra Komisyon Başkanlığınca

Meclis Genel Kuruluna sunulmak amaciyle düzenlenen raporda, bu kararnamenin (11

sayılı Kararname) reddine aykırı düşen diğer kanun hükmünde kararnamelerin aynı

nitelikteki hükümlerinin de kaldırıldığına ilişkin kuralın yer aldığı, ayrıca

rapora eklenen metnin 2. maddesiyle de 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek

geçici 10. maddesinin (g) bendinin yürürlükten kaldırıldığı hükmünün konduğu ve

Yasama Meclislerinde ki görüşmelere bu rapor ve eki metnin esas alınarak

kanunlaşmanın bu belgelere göre oluştuğu saptanmaktadır.

Bu işlemlerden, komisyonlarda görüşülmemiş konuların da raporda yer alması ve ayrıca bununla ilgili olarak bir metnin eklenmesi konusu, yukardaki (b) bendinde tartışılıp sonuca bağlandığından burada yalnızca 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin dışında kaldığı halde komisyon raporu ile ekli metinde 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki (g) bendinin kaldırıldığı yolunda bir hükme yer verilmesi üzerinde durulacaktır.

Millet Meclisi Plan Komisyonunun yukarıda sözü edilen işleme ilişkin 3/2/1975 günlü, Esas 1/52, Karar 38 sayılı raporunda, bu işlemlere gerekçe olarak; "Anayasa'nın 64., içtüzüğün 81. ve 82. maddeleri ile eski İçtüzüğün 105. maddesi ve müesses teamül .........." gösterilmiştir. Olayda Anayasa'nın 64. maddesinin işlemle ilgili dördüncü fıkrası kuralına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmaması, İçtüzüğün anılan maddelerinin ise yapılan işlemle doğrudan doğruya bir ilgisi olmaması nedeniyle bu maddeler yönünden bir inceleme gerekli görülmemiştir.

Öte yandan, yapılan işlemlere uygulanması gerekli kurallar, Millet Meclisi İçtüzüğünün 36. maddesinde yer aldığından sorunun çözümü için bu maddedeki kuralların incelenmesi gerekmektedir. Sözü geçen maddenin işlemle ilgili kuralları şöyledir:

"Komisyonlar, kendilerine havale edilen kanun tasarı veya tekliflerini aynen veya değiştirerek kabul veya red edebilirler; birbirleriyle ilgili gördüklerini birleştirerek görüşebilirler...... Ancak, komisyonlar, 90. maddedeki özel durum dışında kanun teklif edemezler... Kanun tasarı ve tekliflerini bölerek ayrı ayrı metinler halinde genel kurula sunamazlar."

Millet

Meclisi Plân Komisyonunun karara bağladığı 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname

ile ilgili görüşmesi, Anayasanın 64. maddesinin dördüncü fıkrasının öngördüğü

gibi kanun tasarı ve teklifleri için içtüzüklerle saptanan yönteme göre

yapılacağından, komisyonun bu görüşme ve karara bağlama işleminde de, İçtüzüğün

36. maddesiyle konulan kuralların uygulanması zorunludur. Oysa komisyon, 11

sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin görüşmeyi tamamlayıp reddini

kararlaştırdıktan sonra bu durumu saptamak amacıyle hazırladığı raporda, 11

sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin reddine ilişkin kuralın diğer emsali

kararnameler için de geçerli olduğuna yer vermesi ve özellikle bu kararname

için düzenlenen kanun metnine, 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına

giren bir kuralın da 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bir kuralı gibi

sayılarak bu kararnamenin içeriğine 2. madde olarak alınması. İçtüzüğün 36.

maddesindeki kurallarla bağdaştırılamaz. Çünkü komisyonun yapacağı iş,

görüştüğü metni aynen veya değiştirerek kabul veya reddetmekten ibaret

bulunmaktadır. Kanun hükmünde kararname görüşülüp reddedildikten sonra artık

yapılacak işlem bu hususu belirten bir metni oluşturmak ve bunu kabul etmekle

sınırlıdır. Komisyon Başkanı bununla ilgili 30/1/1975 günü saat 14.30 da

yapılan ikinci oturumdaki görüşmelerde; kimi üyeler tarafından verilip kabul

edilen önergeye bağlı metin üzerinde görüşme açmamasına sebep olarak, daha önce

sözkonusu kararname hakkındaki görüşmelerin tamamlanıp reddinin

kararlaştırılmış olmasını göstermiş ise de, bu durumu, 36. maddedeki

değiştirerek kabul kuralı biçiminde nitelemeye olanak yoktur. Çünkü bunun için,

inceleme konusu işlemin red ile değil, maddelere geçilmesinin kabulü ile

sonuçlanması gerekmektedir. Ancak bu haldedir ki mevcut maddelerden birisi

değiştirilebilir ya da yeni bir madde eklenebilirdi.

Komisyon Başkanlığınca yapılan işlemi sözü edilen maddenin, birbirleriyle ilgili görülen tasarı veya tekliflerin birleştirilerek görüşülmesi kuralına uygun bir işlem olarak saymaya da olanak bulunmamaktadır. Gerçekten böyle bir durumun olabilmesi; komisyonun birbirleriyle ilgili gördüğü tasarı ya da teklifleri birleştirme yolunda bir karar almasına bağlıdır. Oysa komisyon görüşmeleri sırasında böyle bir durum da olmamıştır.

Öte

yandan, komisyonca görüşme konusu yapılmadan rapora eklenen metinde 2. maddeyi

oluşturan ve 12 sayılı Kararnamedeki ek geçici 10. maddenin (g) bendini

yürürlükten kaldırmayı hedef alan işlemi, yeni bir kanun teklifi olarak kabul

etmek de olanaksızdır. Çünkü, 35. maddenin "Ancak, komisyonlar 90.

maddedeki özel durum dışında kanun teklif edemezler" kuralı,

komisyonların, 90. maddedeki durum dışındaki kendiliklerinden kanun teklif

etmelerini yasaklamıştır. Kendisine yollama yapılan tüzüğün 90. maddesinin ise,

ölüm cezalarının yerine getirilmesine ilişkin tasarılardan söz etmesi nedeniyle

olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Yine komisyonların, ".... kanun

tasarı ve tekliflerini bölerek ayrı ayrı metinler halinde Genel Kurala

sunamazlar." hükmü gereği yapılan işlemi bu açıdan da geçerli saymak

olanaksız görülmektedir.

Bu nedenlerle. Plân Komisyonunca düzenlenen rapora ekli metnin 2. maddesinde yer alan 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin yürürlükten kaldırılması yolundaki hükme ilişkin işlem İçtüzüğün 36. maddesindeki kurallara çeşitli yönlerden aykırı biçimde oluşturulmuş bulunmaktadır. .

İçtüzüğe aykırılığı böylece saptanan bu işlemin dava konusu Yasanın biçim yönünden iptalini de gerektirip gerektirmediği sorununa gelince;

Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında belirtildiği ve yukarıda da değinildiği üzere, içtüzük kurallarına uyulmamasının iptal nedeni olabilmesi; uyulmayan içtüzük kurallarının, Yasama Meclislerinin aldıkları kararların varlıklarını kuşkuya düşürecek onların sıhhatleri üzerinde etkili olabilecek, daha genel bir deyimle, Yasama Meclislerinin iradelerini o yolda oluşturabilecek ağırlık ve önemde bulunmasına bağlıdır.

Yukarıda

İçtüzüğün 36. maddesinin getirdiği kurallara aykırılıkların oluşumunun

tartışılmasında belirlendiği üzere, komisyonun karaca bağladığı 11 sayılı Kanun

Hükmünde Kararnamenin hükümleri içinde yer almayıp başka bir kararname

kapsamına giren bir konunun 11 sayılı Kararnameye ilişkin metne alınması, sözü

edilen 36. maddenin amacına ve giderek İçtüzüklerin koydukları düzene ters

düşen önemli bir aykırılık oluşturur. Çünkü gerek 11 ve gerek 12 sayılı Kanun

Hükmünde Kararnameler kendi bütünlükleri içinde bir değer ve anlam taşırlar.

Nitekim İçtüzüğün 36. maddesinde komisyonların, kanun teklif ve tasarılarını

bölerek ayrı ayrı metinler halinde Genel Kurula sunamazlar biçiminde yer alan

hüküm de bir kanun tasarı ve teklifini kendi çerçevesi içindeki bütünlüğüne ve

bu bütünlüğün titizlikle korunmasına önem verdiğini açıkça göstermektedir. İlk

bakışta önemsiz gibi görülen bu kurala uyulmamış olmasının yasama organının

iradesini önemli bir şekilde etkileyeceği ortadadır. Bu nedenle dava konusu

kuralın iptaline karar verilmelidir.

Ahmet Akar, Şekip Çopuroğlu ve Ahmet Salih Çebi ek gerekçelerini saklı tutmuşlar; Kani Vrana, Halit Zarbun ve Lütfi Ömerbaş bu usulsüzlüğün dava konusu kanunun iptalini gerektirecek ölçüde bir nitelik taşımadığını öne sürerek, bu görüşe katılmamışlardır.

3 - Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmelere ilişkin Anayasaya aykırılık sorunları:

Dava dilekçesinde bu konuya ilişkin savlar üç bölümde toplandığından sorunun incelenmesi de bu sıraya göre yapılacaktır.

a) Oturumun uzatılması sorunu:

Yasama belgelerine göre Millet Meclisi Genel Kurulunda konuya ilişkin işlemler özetle şöyle cereyan etmiştir; (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, Dönem 4, Cilt 8, Toplantı 2, Birleşim 36, tarihi 6/2/1975, sayfa 409-441).

Millet

Meclisinin 6/2/1975 günlü, 36. Birleşiminin birinci oturumu Başkan tarafından

saat 15.00 de açılmış; yoklama yapılıp çoğunluğun bulunduğu saptandıktan sonra,

sırasiyle gündem dışı konuşmalara geçilmiş ve gündemdeki öteki işler

görüşülmüştür. Bundan sonra oturumu yöneten Başkan, "657 sayılı Devlet

Memurları Kanunun 1327 sayılı Kanunla eklenen ek geçici 10. maddeye bir fıkra

eklenmesi hakkında 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Genel Kurulda görüşülmesine

ilişkin Danışma Kurulunda tesbit edilen öneriler" i Genel Kurulun

bilgisine sunarak bunlar üzerinde görüşme açmıştır. Görüşme sonunda önerilerde

sözkonusu olan Plân Komisyonu raporlarının gündeme alınması oylanarak kabul

edilmiştir. Daha sonra konunun 48 saatlik süre geçmeden görüşülmesi hakkında

verilen önerge de kabul edildiğinden, gündemin İkinci ve üçüncü sıralarında yer

alan yetki kanunu tasarılarının görüşülmesine geçilmiş, ancak Hükümet hazır

bulunmadığından bu tasarıların görüşülmesi ertelenmiştir. Bundan sonra dava

konusu olan 113 sıra sayılı Plân Komisyonu raporunun görüşülmesine sıra

gelmiştir. Bu kez Hükümet ve komisyonun hazır oldukları saptandığından Başkan,

"mesainin uzatılması hakkında verilmiş bir önerge" bulunduğunu

belirterek dört siyasî parti grubunca ortaklaşa verilen bu önergeyi okutmuştur.

Önerge:

"Görüşülmekte

bulunan 113 sıra sayılı veli sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Plân Komisyonu

raporunun müzakere ve intacına kadar çalışmanın devamına karar

verilmesini..." öngörmektedir. Ancak önergenin okutulmasından hemen sora

Başkan, yoklama yapılmasını isteyen başka bir önerge bulunduğunu açıklayarak

bunu da okutmuş ve arkasından "mesai dolmuştur. Saat 19.00'a geldi"

diyerek açıklamada bulunmuş; uzatma teklifi aleyhinde iki üyeye söz vermiştir.

Yoklama yapılıncaya kadar mesainin uzatılmasını oya koyarak kabul edildiğini,

ayrıca yapılan yoklama sonunda çoğunluğun bulunduğunun da saptandığını

belirtmiştir. Daha sonra kanun tasarısının görüşülmesinin bitimine kadar

çalışma süresinin uzatılması oya sunulmuş kabul edildiği açıklanmış ve

görüşmeler de sürdürülmüştür.

Oluş biçimi böylece saptanan bu işlemlerde, hükümlerine uyulmadığı ileri sürülen Millet Meclisi İçtüzüğünün 55. ve 56. maddeleri toplantı günleri ile birleşimin açılması ve kapanması konularını düzenlemektedir. Toplantı günleri başlığını taşıyan 55 nci madde şöyledir: "

Madde 55 - Resmî tatile rastlamadığı takdirde Millet Meclisi Genel Kurulu. Salı, Çarşamba, Perşembe günleri saat 15.00 den 19.00'a kadar toplamı.

Danışma kurulunun teklifi üzerine Genel Kurul toplantı gün ve saatlerini değiştirebileceği gibi, diğer günlerde de toplantı yapılmasına karar verebilir."

Birleşimin açılması ve kapanmasını düzenleyen 56 nci madde ise aşağıdaki gibidir:

"Madde 56 - Başkan oturumu açar ve gerekirse kapatır. Oturumun devamınca Başkanlık makamı ve divan üyelikleri boş kalamaz.

Zorunlu hallerde, o birleşim için geçerli olmak kaydiyle ve sona ermek üzere olan işlerin tamamlanması amaciyle oturumun uzatılmasına Genel Kurulca karar verilebilir."

Davacının bu maddelere aykırı işlem yapıldığı savı şu noktalarda, toplanmaktadır:

Dava konusu tasarıya ilişkin görüşmelerin devamına ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına, 55. maddede saptanan ve çalışma süresinin sonu olan saat 19.00 dan sonra karar verilmekle bu maddenin birinci fıkrası hükmüne uyulmamış, uzatma kararı alınırken de 56. maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hareket edilmiştir.

Bu maddeler birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduğundan ve sav her iki maddeyi bir arada ilgilendirdiğinden inceleme her iki madde yönünden ve birlikte yapılacaktır.

Yukarıda

sözü edilen yasama belgelerine göre; Başkanın, "113 sıra sayılı tasarıya

ait komisyon raporunun tümü üzerindeki görüşmelere başlıyoruz" sözlerinden

ve söz istiyenlerin adlarının saptanarak Hükümet ile Komisyonun oturumda hazır

bulunduklarının belirlenmesinden sonra oturumun uzatılmasına ilişkin önerge

okunmuştur. O sırada saatin henüz 19.00 olmadığı Başkanın bu açıklamalarından

anlaşılmaktadır Şu halde bu önerge 113 sıra sayılı rapor görüşülmeye

başlandıktan sonra ve fakat saat 19.00'a gelmeden verilmiştir. Ancak uzatma

önergesi, sözkonusu raporun görüşülmesine ilişkin işlemlerin başlamasından

hemen sonra verildiğinden ortada içtüzüğün 56. maddesinde oturumun uzatılması

için öngörülen ". . . . sona ermek üzere olan işlerin tamamlanması. ..."

koşulu bulunmamakta ve bu durum, İçtüzüğün 56. maddesi son fıkrası kuralına

aykırılığı oluşturmaktadır.

Ancak, bu aykırılık, kanunun iptalini gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. Çünkü aykırılık nedeni olan kural bir İçtüzük düzenlemesi olup ona uyulmamış olması Meclisin görüştüğü tasarı üzerindeki iradesinin başka türlü oluşmasını etkiliyecek ağırlıkta ve önemde değildir. Gerçekten görüşülen işin, henüz sona ermek üzere olan iş durumuna gelmeden o işin başlarında, ya da sonlarında uzatma karan alınması, kanunu biçim yönünden sakatlayacak önem ve ağırlıkta sayılamaz. Çünkü bu hal çıkacak kanunun belli bir yönde oluşmasını zorunlu kılacak başka bir deyimle Meclisin iradesini etkiliyecek ağırlık ve önem taşımaz.

Öte yandan Anayasa'da, Yasama Meclislerinin, günün belli saatleri dışında Yasama işlemlerini yapamayacaklarını ve yasama yetkilerini kullanamayacaklarını gösteren bir hüküm yer almamıştır.

Kaldıki İçtüzük kuralının bu biçimde uygulanmış olmasının Anayasa'nın değişik 64. maddesiyle öngörülen amacına ters düştüğü de ileri sürülemez.

Bu nedenlerle oturumun uzatılması işlemine ilişkin iptal isteminin reddine karar verilmelidir.

Bu görüşe Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu katılmamışlardır.

b) Oturumu yöneten Başkanvekilinin durumu sorunu:

Bu konunun açıklığa kavuşturulması için Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 11/6/1975 günlü ve 1025 sayılı yazısı ile Millet Meclisi Başkanlığından bilgi istenilmiş, bu yazıya karşılık olarak alınan Millet Meclisi Başkanlığının Kanunlar Müdürlüğü ifadeli ve 17/6/1975 gün ve 2622-21074 sayılı yazısı ile gerekli bilgiler verilmiş ve yazıya durumu aydınlatan iki de belge eklenmiştir. Bu belgelerden birisi, Meclis Başkanlığınca sözkonusu oturumu yöneten Meclis Başkanvekiline yazılan 6/2/1975 günlü ve 1904 sayılı yazının onanlı bir örneği olup şu hususları içermektedir:

"Millet Meclisi Başkanvekili bulunduğunuz halde, Partinizin Genel İdare Kurulu üyeliğine de seçilmiş olduğunuz tesbit olunmuştur. Daha evvel şifahi olarak Anayasa'nın 84. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Başkanvekilliği sıfatıyla partinizde seçilmiş olduğunuz görevin bağdaşmadığı ve bu iki görevden birini tercih etmeniz rica olunmuşsa da bugüne kadar olumlu veya olumsuz bir cevabınız alınamamıştır.

Durumunuzu tekrar gözden geçirerek Başkanvekilliği veya Partinizin Genel İdare Kurulu üyeliğinden birini seçtiğinizi en kısa zamanda bildirmenizi rica ederim."

İkinci belge ise, adıgeçen Başkanvekilinin, Meclis Başkanlığının yazısına cevabını teşkil etmektedir. 10/2/1975 günlü ve Meclis Başkanvekili sıfatı ile imzalanmış ve Meclis Başkanlığınca örneği onanmış olan bu yazı şöyledir:

"Daha evvelce Anayasa'nın 84. maddesi üzerinde yaptığımız konuşmada belirtildiği gibi Anayasa Mahkemesi tarafından Esas 1970/32, 1971/22 karar sayılı ve 23/2/1971 günlü hükme ait fikrimi muhafaza etmekle beraber herhangi bir yanlış anlaşmaya meydan vermemek üzere ...... Genel İdare Kurulu üyeliğinden istifa etmiş bulunduğumu bildiririm. Saygılarımla."

Hükümlerine uyulmadığı ileri sürülen Anayasa'nın 84. maddesi üçüncü fıkrası aşağıdaki gibidir;

"Başkanlar ve Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partilerin veya siyasî parti gruplarının Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde veya dışındaki faaliyetlerine ve görevlerinin yerine getirilmesini gerektiren haller dışında Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan oy kullanamaz."

Sözü

geçen yasama belgeleri ile, Millet Meclisi Başkanlığı yazısına ekli olarak

yollanan ve içeriği yukarıda açıklanan yazılara göre, Millet Meclisi Genel

Kurulunun 6/2/1975 günlü, 36. Birleşimine ilişkin oturumun sonuna kadar, iki

sıfatı da üzerinde toplayan Baskanvekilince yönetildiği ve kendisinin 6/2/1975

günlü, 36. Birleşimi yönettikten sonra, Partisinin Genel İdare Kurulundan

istifa ettiği anlaşılmaktadır. Birleşimin yönetiminden sonra, Parti Genel İdare

Kurulu üyeliğinden istifa edilmiş olması, daha önce her iki sıfatı birlikte

taşıyarak yapılmış olan yasal tasarrufların hukukî niteliğini

değiştirmeyeceğinden, çözümü gereken sorun, bir başkanvekilinin bağlı olduğu

siyasî partinin genel idare kurulu üyeliği sıfatını da üzerinde

taşıyabilmesinin, Anayasa'nın 84. maddesinin üçüncü fıkrasiyle konulan

"Başkanvekillerinin üyesi oldukları siyasî partilerin... Türkiye Büyük

Millet Meclisi içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamazlar." kuralı

ile bağdaşıp bağdaşmayacağıdır.

Yukarıda

değinilen Anayasa kuralı ile, Meclis Başkanvekilliğine seçilen bir

milletvekilinin bağlı olduğu partinin, Büyük Millet Meclisi içindeki veya

dışındaki faaliyetlerine katılmaması öngörülmektedir. Başka bir deyimle

Anayasa, bu kuralıyla başkanvekili seçilen bir milletvekilinin tarafsız

kalmasını istemiş ve bu yolla partisinin siyasî faaliyetine katılmasını

yasaklamıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 23/2/1971 günlü ve Esas 1970/32, Karar

1971/22 sayılı kararında bu konuya değinmiş ve işlemle ilgili 84. maddeyi; bu

madde ile güdülen amacın, birleşimi yöneten Başkanvekilinin taraf tutmasını ve

dolayısiyle görüşmeleri etkilemesini önlemek ve görüşmelerin tarafsız

yürütülmesi kuralına gölge düşürmemek olduğu biçiminde yorumlamıştır. (Kararlar

Dergisi, Cilt 9, sayfa 331).

Bir siyasî partinin genel idare kurulu üyeliği, o partinin kendi tüzüğü ile saptanan genel yürütme işlemlerini yöneten bir kurulun çalışmasında katkılı olmak demek olduğuna göre, bu sıfatın az önce sözü geçen kural ile yasaklanan faaliyetler kapsamına girdiğinde kuşku yoktur. Çünkü genel idare kurulu üyeliği sıfatı, yalnızca bir partiye bağlı olmayı değil, onunla birlikte ve aynı zamanda partisinin genel yönetimini sevk ve idarede faal görev yapacak kimi yetenek ve koşulları üstünde toplamayı gerektiren bir nitelik taşımaktadır. O halde bu sıfatı kazanmanın milletvekili ya da Cumhuriyet Senatosu üyesi olmanın doğal sonucu olarak kabulüne de olanak yoktur.

Bu nedenlerle, bağlı olduğu partinin genel idare kurulu üyeliği sıfatı üstünde iken Millet Meclisi Başkanvekili sıfatı ile Meclis Genel Kurulu birleşiminin yönetilmesi Anayasa'nın 84. maddesinin üçüncü fıkrası kuralına aykırı bulunduğundan dava konusu kanunun bu yönden iptaline karar verilmelidir.

Bu görüşe Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet Salih Çebi katılmamışlardır.

c) Tasarı maddelerinin görüşülmesi sırasındaki aykırılıklar sorunu:

Konu üzerindeki inceleme, dava dilekçesinde öne sürülen savlara uyularak iki bölümde yapılmıştır.

aa) 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin reddi açısından tüzük hükümlerine yapılan aykırılıklar sorunu:

Konuya ilişkin Millet Meclisi tutanaklarına göre Millet Meclisinin 6/2/1975 günlü 36. Birleşim, ikinci toplantısında tasarının tümünün görüşülmesi tamamlandığından maddelere geçilmesi oylanarak kabul edilmiş ve böylece maddelerin görüşülmesine olanak sağlanmıştır. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi Dönem 4, Cilt 8, Toplantı 2, Birleşim 36, tarihi 6/2/1975, sayfa 467).

Yukarıda da değinildiği gibi kanun hükmünde kararnamelerin Yasama Meclislerinde görüşülüp karara bağlanması için uygulanacak yöntem Anayasa'nın değişik 64. maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenmiştir. Bu yöntem ise Yasama Meclisleri İçtüzüklerinde kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi için öngörülen kuralların öncelik ve ivedilik koşulu ile birlikte kanun hükmünde kararnamelere de aynen uygulanacağı biçimindedir.

Şu

halde, kanun hükmünde kararnameler genel kural olarak kanunlar için öngörülen

biçimde görüşülüp karara bağlanacaktır. Böylece 11 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmelerinde Millet Meclisi

İçtüzüğünün hükümleri uygulanmak gerekir, içtüzüğün konuya ilişkin kuralları

ise, 81. ve 82. maddelerde yer almış bulunmaktadır. 81. madde, bir kanun tasarı

veya teklifinin esas komisyonunca reddi kararlaştırılmış ve raporun Meclis

Genel Kurulunca benimsenmiş olması halinde, tasarı veya teklifin reddedilmiş

olacağını, benimsenmemesi halinde ise komisyona geri çevrileceğini

öngörmektedir. 82. maddeye gelince, tasarı ya da tekliflerin görüşülmesinde

önce tüm üzerinde görüşülme yapılacağını, bunun tamamlanıp kabulünden sonra

maddelerin görüşülmesine geçileceğini, maddelere geçilmesi yapılan oylama

sonunda kabul edilmezse o tasarı ya da teklifin reddedilmiş sayılacağını

belirtmektedir.

Şu

duruma göre 81. madde komisyonca reddi kararlaştırılan bir kanun tasarısı ya da

teklifinin Meclis Genel Kuruluna intikalinde Genel Kurulca yapılacak işlemleri,

82. madde ise komisyonca kabul ile sonuçlanan tasarı ya da tekliflerin Meclise

geldiğinde Meclisin yapacağı işlemleri düzenlemektedir. Birinci halde kanun

tasarı ya da teklifi daha önce esas komisyonca reddedilmiş olduğuna göre,

komisyonca ayrıca bir de red tasarısı hazırlanmasına gerek bulunmamaktadır. Bu

takdirde Meclis Genel Kurulunun yapacağı işlem 81. madde uyarınca, ya bu konuda

hazırlanan raporu benimsemek olacaktır; ki bu halde, tasarı veya teklif

reddedilmiş sayılacaktır; ya da raporu benimsemeyecektir. Başka bir deyimle

komisyon raporu kabul edilmeyecektir. Bu durumda ise o tasarı veya teklif

yeniden incelemeye tabi tutulmak üzere komisyona geri yollanacaktır. Olayda

böyle bir durum yoktur. Çünkü komisyonca incelenen bir kanun tasarısı ya da

teklifi olmayıp kanun hükmünde bir kararnamedir. Gerçekten ortada 11 sayılı

Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa'nın 64. maddesinin dördüncü fıkrası

uyarınca Millet Meclisince görüşülüp karara bağlanması sözkonusu olduğundan, bu

tür kararnameleri bir kanun tasarısı ya da teklifi olarak nitelemeye olanak

bulunmamaktadır. Ancak Millet Meclisi Plan Komisyonunca görüşülen 11 sayılı

Kanun Hükmünde Kararname redle sonuçlandığından, Yasama Meclislerinde yapılacak

görüşmelere ve bu görüşmeler sonunda bu konuda bir kanunun oluşturulmasına

olanak sağlamak üzere bu durumu saptayan bir metnin düzenlenmesi zorunludur.

Kanun hükmünde kararnamelerin bu özel durumu nedeniyledir ki Plan Komisyonunca

düzenlenen ve reddi içeren metnin, Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında,

içtüzüğün 81. maddesinin değil, bu özel duruma daha uygun olması nedeniyle İçtüzüğün

82. maddesinin uygulanması gerekir.

O

halde, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşülmesi sırasında İçtüzüğün 82. maddesi kuralına göre önce tasarının tümünün görüşülmesinde ve maddelere geçilmesinin oylanmasında bir aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacının bu konuya ilişkin iptal isteminin reddine karar verilmelidir.

Bu görüşe Ahmet Akar, Şekip Çopuroğlu ve Nihat O. Akçakayalıoğlu katılmamışlardır.

bb) 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin(g) bendinin reddi açısından İçtüzük hükümlerine yapılan aykırılık sorunu:

Yukariki bölümlerde de açıklandığı üzere, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin tümünün reddi hakkında Millet Meclisi Plân Komisyonunca düzenlenen 3/2/1975 günlü rapor ile eki metin, Millet Meclisi Genel Kurulunun 6/2/1975 günlü, 36 ncı Birleşim, l ve 2 nci oturumlarında görüşülmüş ve tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandıktan sonra maddelere geçilmesine karar verilmiştir. Maddelerin görüşülmesi de bitirilip tümü kabul edilen metin 2 nci maddesi içeriği şöyledir.

"Madde 2 - 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 10. maddesine 31/5/1974 tarihli, 14901 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 30/5/1974 tarihli 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen aynı konudaki (g) bendi reddedilerek yürürlükten kaldırılmıştır. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, Dönem 4, Cilt 8, Toplantı 2, sıra sayısı 113).

Bu

sorun daha önce bu kararın 2 numaralı kısmının (c) bendinin de konusunu teşkil

ettiğinden bütün ayrıntılariyle o bölümde incelenmiştir. Ancak, orada yapılan

inceleme, sorunun, yani 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin reddi hakkında

düzenlenen komisyon raporuyla eki bulunan metne, komisyonda görüşülüp karara

bağlanmamasına rağmen 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren bir

kuralın da reddedilerek yürürlükten kaldırıldığı yolunda bir fıkra eklenmesi

yönünden yapılmış ve dava konusu kanunun bu yönden iptali öngörülmüştür. Burada

incelenecek olan sorun, o bentte belirtilen biçimde oluşan işleme ilişkin

komisyon raporu ile ekli metnin Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşülmesi

sırasında yapıldığı ileri sürülen aykırılıkların var olup olmadığını saptamak

ve böyle bir aykırılığın varlığı saptandığı takdirde de bunun dava konusu

kanunun iptalini gerektirip gerektirmediğini belirtmektir.

Sorunun çözümü bakımından işlemin Plan Komisyonundaki oluşumu ile Millet Meclisi Genel Kurulundaki seyrini kısaca gözden geçirmede yarar vardır:

Bu

kararın birçok bölümlerinde çeşitli vesilelerle belirlendiği üzere, 11 sayılı

Kanun Hükmünde Kararnamenin, Anayasa'nın 64. maddesinin dördüncü fıkrası hükmü

uyarınca Millet Meclisi Plân Komisyonunda görüşülerek tümünün reddine karar

verilmiş olması nedeniyle, içtüzük hükümlerine göre Komisyon Başkanlığınca

durumu saptayan bir rapor düzenlenmiş; ayrıca reddi içeren bir de metin

hazırlanarak bu rapora eklenmiş ve ikisi birlikte Meclis Genel Kuruluna

sunulmuştur. Ancak, eklenen metinde; 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin

tümünün reddiyle birlikte, komisyonda görüşülmesi ve oylanması yapılmamış bulunan

12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin de

reddedilerek yürürlükten kaldırıldığı yolunda bir hüküm ikinci madde olarak yer

almıştır. Meclis Genel Kurulu bu raporu ve eki metni aynen oylayarak kabul

ettiğinden 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin tümüyle birlikte 12 sayılı

Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendi de reddedilerek

yürürlükten kalkmıştır. Böylece 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı

dışında kalan ve fakat 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname içeriğinde bulunan

bir hüküm, 11 sayılı Kararnamenin reddi dolayısiyle onun bir kuralı imiş gibi

yürürlükten kaldırılmıştır. Oysa olayın komisyon evresi işlemi, İçtüzüğün 36.

maddesinin koyduğu kurallara aykırılık nedeniyle Anayasa'nın 85. maddesine de

aykırılığı oluşturduğundan Meclis Genel Kurulu bu Yasama işlemini bu açıdan

incelemeden kanunlaştırmış duruma girmiştir. Çünkü, komisyonlar, Meclis Genel

Kurulu adına ve onun görevini kolaylaştırmak amacıyla çalışmalar yapıp

Meclislerin ayrılmaz birer parçası olduğuna göre, o evrede yapılan İçtüzüğe ve

Anayasa'ya ilişkin aykırılıklar; Genel Kurullardaki görüşmelerde

düzeltilmedikçe olduğu gibi sürüp gidiyor demektir. Böylece Plân Komisyonu

görüşmeleri sırasında Meclis İçtüzüğünün 36. maddesi kurallarına uyulmamasının

belgesi niteliğini taşıyan komisyon raporu ve eki metnin olduğu gibi kabulü

suretiyle Millet Meclisince alınan karar da aynı nedenle içtüzüğün 36.

maddesine aykırı bir davranıştır. Millet Meclisi Genel Kurulu, hiç kuşkusuz

tasarının görüşülmesi sırasında bu aykırılığı farkedip, İçtüzüğün 81. maddesi

son fıkrası uyarınca alacağı kararlarla raporu ve eki metni komisyona geri

yolluyabilirdi. Böyle davranılmamakla sonuçta, dava konusu kanunun

yasalaşmasında İçtüzüğün 36. ve 81. maddeleri kurallarına olan aykırılığın

sürdürülmesine olanak sağlanmış ve bu durum giderek Anayasa'nın 85. maddesinin

birinci fıkrası hükmüne de aykırılığı oluşturmuştur.

Ayrıca, Anayasa'nın 64. maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğince, Kanun Hükmünde Kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Kanunların görüşülmesi için içtüzük Hükümlerince getirilen kurallara uygun olarak görüşüleceğine göre, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Millet Meclisinde görüşülmesinde İçtüzüğün 36. maddesi kuralına uyulmamakla, Anayasa'nın sözü geçen kuralına da aykırı bir durumun oluşmasına yol açılmıştır.

O

halde dava konusu kanunun bu nedenlerle de iptaline karar verilmelidir.

Bu görüşe Kani Vrana, Halit Zarbun ve Lütfi Ömerbaş katılmamışlardır.

4 - Cumhuriyet Senatosundaki görüşmelerde İçtüzüğe ve Anayasaya aykırılık sorunu:

Dava dilekçesinde, Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda dava konusu tasarının görüşülmesi sırasında yapıldığı öne sürülen aykırılıklar; 1. maddenin değiştirilmesi ve 2. maddenin metinden çıkartılmasına ilişkin önergenin kabulü üzerine değişik 1. madde metininin oya sunulmaması ve 2. madde için görüşme açılmadan bu maddenin metinden çıkartılması hakkındaki değişiklik önergesinin kabulü üzerinde toplanmaktadır.

Burada çözümü gereken sorun, bu işlemlerin Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğüne ve giderek Anayasa kurallarına aykırılığı oluşturup oluşturmayacağının saptanmasıdır. Bunun için de söz konusu işlemlerin Senato Genel Kurulundaki oluşum biçimini gözden geçirmek, daha sonra uygulanan Anayasa ve İçtüzük kurallarını incelemek ve ona göre bir değerlendirme yapmak gerekmektedir.

a) Cumhuriyet Senatosunda konuya ilişkin görüşmeler:

Yasama belgelerine göre Cumhuriyet Senatosunda konuyla ilgili yasama işlemleri şöyle cereyan etmiştir: (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 21. Toplantı 14, Birleşim 42, tarih 18/3/1975, sayfa 251-252).

Cumhuriyet Senatosu Bütçe Plan Komisyonu, Millet Meclisi metnini olduğu gibi benimsemiş (C. S. T. D. Toplantı 14, Cilt 21, sıra sayısı 441) ve Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulu da tasarının tümü üzerindeki görüşmeleri tamamladıktan sonra maddelere geçilmesini kabul etmiştir. Görüşmeler sırasında kanunun başlığının değiştirilmesi için bir önerge verildiğinden bu önerge oya sunularak kabul edilmiş, böylece kanunun başlığı değiştirilerek şimdiki şeklini almıştır. (C. S. T. D. Cilt 21, Toplantı 14, Birleşim 40, tarih 11/3/1975, sayfa 162- 170.)

Daha sonra maddelerin görüşülmesine geçilmiş ve 1. madde üzerinde görüşme açılmış ve tamamlanmışsa da madde hakkında değişiklik öneren bir önerge verilmiş olduğundan Başkan bu önergeyi okutmuştur. Önerge şöyledir:

"Cumhuriyet Senatosu Başkanlığına

441 S. Sayılı tasarının 1. maddesinin ekli metindeki şekilde değiştirilmesini ve 2. maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve rica ederiz.

Madde l - 15 Şubat 1974 tarihli, 14800 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yetki dışı çıkarılmış olmakla, bütün sonuçları ile birlikte red ve iptal edilmiştir.

31 Mayıs 1974 tarihli 14991 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olan 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin işbu Kanuna aykırı olan hükmü de kaldırılmıştır.

Hükümet bu önergeye "Anayasa'ya aykırıdır" diyerek katılmamıştır. Bütçe ve Plan Komisyonu Başkanı Önergeye katıldıklarını bildirmiş ve önerge oya sunulmuştur. Başkan oylama sonucunu; "önerge kabul edilmiştir, madde metni önergede kabul edilen şekilde düzeltilecektir." sözleriyle açıklamıştır. (C. S. T. D. Cilt 21, Toplantı 14, Birleşim 42, tarih 18/3/1975, sayfa 251-252).

(12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı Resmî Gazete sayısı 14901 olduğu halde, Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisinden yukarıya aktarılan değiştirge önergesi metninde bu sayı 14991 diye gösterildiğinden, o önerge metnine bağlı kalınması düşüncesiyle, Resmî Gazete sayısı önergedeki gibi 14991 olarak yazılmıştır.)

Bundan

sonra Başkan, 2. maddenin metinden çıkartılması hakkında bir başka önerge

verilmiş olduğunu, ancak daha önce verilip kabul edilen önerge ile maksat hasıl

olduğu için, 2. maddenin de metinden çıkartılmış bulunması nedeniyle, bu

önergeyi işleme koymayacağını bildirmiş ve "2. madde de kalkmış olduğuna

göre, 3. madde tabiatiyle 2. madde oluyor, yürürlük maddesidir" diyerek

(Madde 2 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.) Biçimindeki 2. maddeyi

okutmuş ve devamla, "Eski üçüncü, yeni ikinci maddeyi oylarınıza

sunuyorum... madde kabul edilmiştir. 4. maddeyi, yani şimdiki 3. maddeyi

okutuyorum, (Madde 3 - Bu Kanun Hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.) eski 4.,

şimdiki 3. maddeyi oylarınıza sunuyorum... kabul edilmiştir" diyerek

sonucu açıklamıştır. (Aynı tutanak dergisi, sayfa 252 -254).

Böylece

Maddeler üzerindeki görüşmeler de tamamlanmış sayıldığından, Başkan, kanunun

tümü üzerinde lehte ve aleyhde olmak üzere 2 üyeye söz vermiş; bu konuşmalar da

tamamlandıktan sonra, Başkan; "Sayın üyeler, 441 sıra sayılı Kanun

tasarısının tümü üzerindeki müzakereler bitmiştir. Kanun tasarısı Cumhuriyet

Senatosunda değiştirilerek kabul edilmiştir. Şimdi tümü oylanacaktır. Yalnız

tümünün oylanması için açık oy önerisi vardır. Ad okuyarak açık oylama işlemine

başlıyorum... 101 sayın üye oylamaya katılmış, 88 sayın üye kanun tasarısını

kabul etmişler, 12 sayın üye kanun tasarısını reddetmişlerdir, l sayın üye

çekimser oy kullanmışlardır. Bu şekilde 441 sıra sayılı kanun tasarısı

Cumhuriyet Senatosunda değiştirilerek kabul edilmiş olduğu için Millet Meclisi

Başkanlığına gönderilecektir.... Birleşimi kapatıyorum." diyerek sonucu

açıklamıştır.

b) Olayda uygulanması gerekli Cumhuriyet Senatosu içtüzük hükümleri:

Millet Meclisinden gelen dava konusu işleme ilişkin tasan, Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında değişikliğe uğramış, davacı da bu değiştirme işlemlerinin Cumhuriyet Senatosu içtüzük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek iptal isteminde bulunmuş olduğuna göre İçtüzüğün konuyla ilgili kurallarını incelemek gerekmektedir.

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün konuya ilişkin kuralları 94 - 99 ncu maddelerinde yer almıştır. Bunlardan işlemle ilgili kuralları, 95., 96. ve 97. maddeler içermiş bulunduğundan bu maddeler gözden geçirilmelidir.

"Madde 95 - Bir tasarı veya teklifin birinci veya ikinci görüşmesi sırasında sözcü; tadil teklifinin komisyona havalesini isterse bunun kabulü mecburidir."

"Madde 96 - Bir tasarı veya teklifin birinci görüşmesi bittikten sonra yapılan tadil tekliflerinin, ilgili komisyona verilmesi mecburidir."

"Madde 97 - Birinci ve ikinci görüşme sırasında yapılan tadil tekliflerinin komisyona havalesi, komisyon tarafından istenmediği takdirde; bu tedillerin gerekçesi, sahipleri tarafından kısaca Genel Kurulda açıklanır. İkinci görüşme sırasında buna yalnız Komisyon cevap verebilir.

Bunun üzerine tadil teklifinin dikkate alınıp alınmamasına, Genel Kurulca karar verilir.

Tadil teklifi dikkate alınırsa Komisyona havale edilir. Komisyon dikkate alınan tedil teklifine uymak zorunda değildir. Son karar Genel Kurula aittir."

c) İşlemin değerlendirilmesi:

Yukarıya aktarılan içtüzük Hükümlerinin birlikte incelenmesinden:

aa) Bir tasarı veya teklifin Cumhuriyet Senatosunda birinci veya ikinci görüşülmesi sırasında verilen değiştirme önergesinin ilgili komisyon sözcüsü tarafından komisyona havalesinin istenmesi:

bb) Tasarı veya teklifin birinci görüşülmesi bittikten sonra bir değiştirge önergesi verilmesi;

cc) Birinci veya ikinci görüşme sırasında bir değiştirge önergesi verilip bunun komisyona havalesi, komisyonca istenmemiş olmasına karşın Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunca önergenin dikkate alınmasının oylanıp kabul edilmesi,

Hallerinde,

önergenin komisyonca incelenip bir karara bağlanmasının zorunlu olduğu

anlaşılmaktadır. Başka bir deyimle değiştirge önergesinin komisyonca

incelenmesinden sonra Genel Kurula getirilmesinin genel bir kural olarak

kabullendiği görülmektedir. Sözkonusu olan tasarı Anayasa'nın 64. maddesinin

dördüncü fıkrası uyarınca öncelik ve ivedilikle görüşülmesi gereken kanun

hükmünde kararnameye ilişkin olması nedeniyle, Cumhuriyet Senatosundaki işleme,

İçtüzüğün 96. maddesinin, olmadığı takdirde, 97. madde hükümlerinin

uygulanacağı kuşkusuzdur, ister 96. madde, ister 97. madde kuralları

uygulansın, sonuçta değiştirge önergesinin her halde yetkili komisyonca bir ön

incelemeye bağlı tutulması zorunluğu kendini göstermektedir.

O

halde, Cumhuriyet Senatosunda tümü üzerinde yapılan görüşmeleri tamamlayıp maddelerine geçilmesi kabul edilen dava konusu tasarının 1. maddesi üzerinde değişiklik öneren teklifin Genel Kurulca oylanıp kabulünden sonra Komisyona yollanması gerekir. Komisyon yine toplanıp, konuyu görüşecek ve hazırlayacağı yeni metni Genel Kurula sunacak, Genci Kurul da bu yeni metni oylayarak kabul ederse, tasarı bu doğrultuda oluşacak, kabul etmezse değişiklikten önceki madde metni oylanacak ve sonuca göre işlem yapılacaktır.

Ayrıca değiştirge önergesinin kabulü ile 1. maddenin kapsamında değişiklik yapılması öngörülmüş ve bunun sonucu olarak da tasarının öteki maddeleri sayılarının değiştirilmesi zorunlu duruma gelmiş bulunduğundan, metnin buna göre düzenlenmesi için tasarının bu yönden de komisyona geri yollanması ve komisyonca kabul edilen değişikliğe göre düzenlenecek yeni metnin Genel Kurula sunulması, Genel Kurulun da yeni metnin her maddesini ayrı ayrı oya sunması gerekirdi.

Olayda

ise bu yöntem uygulanmamış, 1. madde hakkında verilen bir önergenin kabulü ile

bir yandan o maddenin değişiklik önergesinde yazılı biçimde aynen Genel Kurulca

da kabul edildiği varsayılmış, öte yandan öteki maddeler, Başkan tarafından bu

değişikliğe göre sıralanarak oya sunulmuş ve kanun tasarısının görüşülmesi

böylece tamamlanmıştır. Oysa bir madde hakkında verilen değiştirge önergesinin

kabulü mutlaka o maddenin değiştirge önergesi içeriği biçiminde kabulü anlamına

gelmez. Çünkü ilk önce bu değiştirge önergesinin yukarıda değinilen tüzük

hükümleri uyarınca komisyonca incelenmesi ve varılacak sonucun düzenlenecek

yeni bir metinle Genel Kurula sunulması ve özellikle önergedeki bu maddenin

içeriği ile birlikte Genel Kurulca tasarının maddesi olarak oylanması

zorunludur. Bu işlemler yapılmadıkça, yöntemince kabul edilmiş bir kanun

maddesinden söz etme olanağı yoktur. Kaldıki Genel Kurulca kabul edilen önerge

üzerine durumu yeniden incelemesi gereken komisyon İçtüzüğün 97. maddesinin son

fıkrası hükmünce ve son karar Genel Kurula ait olmak koşuluyla değiştirge

önergesine uymak zorunda da değildir.

Şu

halde ortada, komisyonca henüz ne yolda sonuca bağlanacağı bilinmeyen ve

Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda içeriği, tasan metni olarak görüşülüp

oylanmayan bir değiştirge önergesi ile önerilmiş bir madde metni karşısında

bulunulmaktadır. Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda işlem bu evrede

kesildiğine göre, ortada henüz kabul edilmiş bir kanun maddesi yok demektir.

Çünkü bir maddenin kabulü için gerekli işlemler tamamlanmamıştır. Söz gelimi,

komisyonca değiştirge önergesi üzerinde toplantı yapılarak yeni bir metin

düzenlenip Genel Kurula sunulmamış ve dolayısiyle Genel Kurulca da bu konuda

bir oylama yapılamamıştır. Bunun gibi, eski metin oylanması olanağı da

bulunamamıştır. Böylece bu evrede Senato Genel Kurulunun o madde hakkında

iradesi henüz belirlenmemiştir. Nitekim bu işlemlerin yapıldığı sırada Başkanın

1. madde hakkındaki değiştirge önergesini oyladıktan sonra; ". . . .

önerge kabul edilmiştir. Madde metni önergede kabul edilen şekilde

düzeltilecektir." diye açıklama yaparak maddenin değiştirilerek kabul

edildiğini saptayan bir beyanda bulunmaması da, madde üzerindeki işlemlerin

henüz tamamlanmadığının kanıtıdır. Başkanın açıklanan bu beyanı İçtüzük

kuralları gereğince Genel Kurulca benimsenen değiştirge önergesi ile birlikte

tasarının komisyona geri verilmesi doğrultusunda işlem yapılmasını zorunlu

kıldığı ve değişik metin de oylanmadığı halde, Başkan işlemi burada kesmiş ve

diğer maddelerin görüşülmesine geçmiştir.

Ayrıca yapılan değişiklik sonucu, maddelerin sayıları da değiştiğinden onların yeniden numaralandırılması için tasarıyı komisyona geri de yollamamıştır ve böylece kanunun bütün maddeleri üzerindeki yasama işlemleri tamamlanmadan kanun tasarısının tümünün görüşülmesi sona erdirilmiştir.

Tasarının

2. maddesinin metinden çıkartılması hakkında verilen önergenin işleme konulmaması

sorununa gelince; bu bölümün (a) bendinde Cumhuriyet Senatosundaki dava konusu

yasama işlemlerinin görüşülmesine ilişkin açıklamalar yapılırken belirtildiği

üzere, Başkan, tasarının 2. maddesinin metinden çıkartılması hakkında verilen

önergeyi, daha önce 1. maddenin değiştirilmesi maksadiyle verilen önergenin

oylanıp kabul edildiği gerekçesiyle işleme koymayacağını açıklamıştır. Oysa

daha önce kabul edilen önerge, 2. maddenin metinden çıkarılmasına ilişkin

olmayıp, 7. madde kapsamına giren bir hükmün, 1. madde içerisine alınmasını

öngörmekte idi. işleme konulmayan önerge ise, 2. maddede yer alan hükmün

tümünün metinden çıkarılmasını önermektedir. En aykırı olan bu son önerge

olduğuna göre, Başkanın bu önergeyi işleme koyarak ilk önce oylaması gerekir. Başkan,

bu önergeyi işleme koymamakla İçtüzüğün bu konudaki buyurucu kuralına aykırı

hareket etmiş ve bu davranışı ile Cumhuriyet Senatosunun iradesinin oluşmasını

önlemiş ve sonuçta az önce ayrıntılariyle belirtilen gerekçeler nedeniyle

içtüzüğe ve Anayasa'ya aykırılıklar oluşmuştur.

Yeri

gelmişken; Cumhuriyet Senatosundaki görüşmelerde, maddeleri üzerindeki işlemler

tamamlanmadan, ya da yanlış uygulamalar sonucu Cumhuriyet Senatosu iradesinin

oluşması önlenerek tümü oylanıp kabul edilen tasarının bu halinin, yani

tasarının tümünün sonradan Cumhuriyet Senatosu tarafından usulünce kabul

edilmiş olmasının, daha önceki sakatlık ve aykırılıkları gidermeye yeterli

sayılıp sayılmayacağı ve ayrıca Cumhuriyet Senatosunca yapılan değişiklik

sonucu olarak Anayasal kural gereğince Millet Meclisine intikal eden tasarının

Millet Meclisi Genel Kurulunca Cumhuriyet Senatosundan geldiği biçimde

benimsenmiş bulunmasının, daha önce Cumhuriyet Senatosundaki görüşmeler

sırasında İçtüzüğe aykırı olarak yapılan işlemlere sıhhat kazandırıp

kazandırmayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar görülmüştür.

Konu, bir yandan Cumhuriyet Senatosundaki, öte yandan Millet Meclisindeki işlemlerin geçerliliklerini ilgilendirdiğinden her iki hal ayrı ayrı incelenecektir.

Cumhuriyet Senatosundaki durum:

Aykırılığı

yukarıda saptanan işlemlerden sonra kendi içtüzüğüne uygun olarak Cumhuriyet

Senatosunca yapılan işlemlerin, yani tasarının kabulünün, daha önceki

aykırılıkların giderilmesine yeterli saymaya olanak bulunmamaktadır. Çünkü

maddelerin görüşülmesi sırasında meydana gelen aykırılıkları oluşturan evre

artık kapanmıştır. O evreyi yeniden canlandırmak olanaksızdır. Maddeleri

böylece usulüne uygun olarak kabul edilmemiş olan bir kanunun tümünün sonradan

usulünce kabul edilmiş olması, o kanun usulünce kabul edilmemiş, maddelerden

oluşması nedeniyle bir anlam taşımaz. O halde, Cumhuriyet Senatosundaki aykırı

işlemin yapılmasından sonra tasarının tümünün İçtüzük hükümlerine uygun olarak

oylanıp kabul edilmesi, bu aykırı işlemleri İçtüzüğe ve Anayasa'ya uygun bir

biçime dönüştürmeye olanak vermez.

Millet Meclisindeki durum:

Az

önce belirtildiği üzere, tasarı Cumhuriyet Senatosunca değiştirilerek kabul

edildiğinden, Anayasa'nın 92. maddesinin dördüncü fıkrası kuralına göre işleme

tabi tutularak, yani Millet Meclisi Cumhuriyet Senatosu değişikliğini

benimsediğinden kanunlaşmıştır. Ancak bu maddenin gerek dördüncü fıkrasında ve

gerek birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan kanunların görüşülmesine

ve kabulüne ilişkin buyurucu kurallar, İçtüzüğün bu kurallarla ilgili

hükümlerine uyulduğu takdirde yerine getirilmiş sayılır. Cumhuriyet

Senatosunun, Millet Meclisinden gelen tasarıyı değiştirerek kabul etmesinin

geçerliliği, bu konudaki iradesini kendi İçtüzüğüne uygun biçimde belirtmesi

koşuluna bağlıdır. Bu irade belirtmesi daha önce açıklandığı gibi Cumhuriyet

Senatosundaki görüşmeler sırasında yapılan aykırılıklar nedeniyle zedelenmiş ve

giderek Cumhuriyet Senatosu iradesinin oluşması önlenmiş olduğuna göre ortada

değiştirilerek kabul edilmiş bir tasarıdan söz etme olanağı bulunmamaktadır.

Bundan dolayı da Cumhuriyet Senatosunca Yöntemine uyulmadan değiştirilmiş olan

bu tasan Millet Meclisince geçerli sayılarak yapılan oylama ve kabul işlemleri,

daha önceki eksiklikleri ve ayrılıkları ortadan kaldırmaya yetmez ve bu

nedenlerle Millet Meclisince, Cumhuriyet Senatosunca yapılan değişikliğin kabul

edilmiş olması, Anayasaya uygun bir kanunlaşma sayılmaz.

Bütün bu açıklama, tartışma ve değerlendirmeden çıkan anlam, tasarının Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulundaki görüşme evresinde, gerek değiştirge önergesi üzerine yapılan işlemlerde, gerek tasarının 2. maddesinin metinden çıkarılmasına ilişkin önergenin işleme konulmamasında, Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün yukarda açıklanan kurallarına önemli derecede aykırılık yapıldığıdır. Bu aykırılıklar sonucu olarak de Cumhuriyet Senatosunun görüştüğü tasarının kimi maddeleri hakkında kesin iradesinin belirlenmesine olanak verilmemiş, dolayısıyla iradesi ağır bir biçimde zedelenmiştir.

Öte

yandan tasarıyı görüşüp kabul eden Yasama Meclisinin iradesinin bu biçimde

zedelenmesi ise, içtüzük kurallarına ve giderek Anayasaya da aykırılığı

oluşturmuştur. Gerçekten kanun yapılırken Yasama Meclislerinin iradelerinin

nasıl belirleneceği kendi içtüzüklerinde gösterilmiştir. Anayasa'nın 85.

maddesinin birinci fıkrasında; "Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler

çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzüklerinin hükümlerine göre yürütürler."

denilmek suretiyle bu kural açıklanmıştır. O halde Yasama Meclislerinin

içtüzüklerinde belirtilen kimi kurallar, önemli ve uyulması zorunlu temel

kurallardır. Bunlara uyulmaması, Yasama Meclislerinin iradelerinin

gerçekleşmesinde olumsuz sonuçlar doğuracak işlemlerin yapılmasına yol açar.

Nitekim olayda, kanun tasarısını oluşturan maddelerin içtüzükte belirtilen

biçimde oylanmadan kanunlaşması, bu tasarıyı kabul eden Cumhuriyet Senatosunun

iradesinin gerçekleşmemesine ya da tam oluşmamasına neden olmuştur.

Kaldıki Millet, Meclisinde Anayasa'ya aykırı biçimde oluşan bir metnin, Cumhuriyet Senatosunca içtüzük ve Anayasa kurallarına uygun olarak görüşülüp kabul edilmesinin dahi o metne geçerlilik kazandıramayacağı açıktır.

Özetlenecek olursa, Cumhuriyet Senatosunda yapılan görüşmelerde, tasarının 1. maddesinin değiştirilmesi ve 2. maddesinin metinden çıkartılmasına ilişkin önergelerin kabulü üzerine değişik 1. madde metninin oya sunulmaması ve 2. madde üzerinde görüşme açılmadan bu maddenin metinden çıkarılmasına ilişkin değişiklik önergesinin kabulü, içtüzüğün 96. ve 97. maddelerine ve dolayısiyle Anayasa'nın 85. ve 92. maddelerine aykırı bulunduğundan iptal isteminin kabulü ile, dava konusu Kanunun bu yönden de iptaline karar verilmelidir.

İhsan Ecemiş ve Halit Zarbun bu görüşe katılmamışlardır.

5 - Millet Meclisindeki ikinci görüşmeye ilişkin Anayasa ve içtüzük kurallarına aykırılık sorunu:

Davacının Millet Meclisindeki ikinci görüşmeye ilişkin aykırılık savları Millet Meclisi içtüzüğünün 45. maddesi kurallarına uyulmadığı noktasında toplanmaktadır. Sorunun çözümü için, önce, tasarının ikinci kez Millet Meclisinde yapılan görüşmelerde olaya ilişkin olan işlemlerin oluşum biçimlerini gözden geçirmek, daha sonra bu işlemlere uygulanması gerektiği halde uygulanmadığı ileri sürülen içtüzük hükümlerini incelemek ve ona göre bir değerlendirme yapmak gerekmektedir.

a) Yasama belgelerine göre Millet Meclisindeki ikinci kez görüşmelerde konu ile ilgili İşlemler özetle şöyle cereyan etmiştir:

Tasarı,

ikinci kez Millet Meclisi Plân Komisyonunda 26/3/1975 gününde görüşülmüştür.

Görüşme açılınca, kimi milletvekilleri Cumhuriyet Senatosunca tasarı üzerinde

yapılan değişikliğin, yargı ve yürütme erklerine tecavüz olduğundan ve aynı

zamanda Anayasa"nın 64. maddesinin dördüncü fıkrası kuralına da aykırı

bulunduğundan bahisle Cumhuriyet Senatosu değiştirisinin benimsenmemesini

savunmuşlardır. Ancak komisyon bu öneriyi kabul etmeyerek Cumhuriyet Senatosu

değiştirisinin tümünü oylamış ve bunu benimsemiştir. Bu durum, komisyonca

düzenlenen 7/3/1975 günlü ve Esas 1/52 C. S. 1/342 karar 48 sayılı raporla

saptanmış ve tasarı böylece Millet Meclisi Genel Kuruluna sunulmuştur. (Millet

Meclisi Tutanak Dergisi Dönem 4, Toplantı 2, Sıra Sayısı 113/1 inci ek ve buna

ilişkin tutanak örnekleri).

Bu arada, 31/3/1975 gününde yeni Hükümet kurulduğundan, yeniden Büyük Millet Meclisi Bütçe Karma Komisyonu ve buna bağlı olarak da Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Plân Komisyonları oluşturulmuş, daha sonra Millet Meclisi Plân Komisyonu 29/4/1975 gününde Başkanlık Divanım kurmuştur.

Cumhuriyet

Senatosunca değiştirilerek kabul edilen ve Millet Meclisi Plân Komisyonunca da

benimsenen tasarı, Millet Meclisi Genel Kurulunda 13 ve 15/5/1975 günlerinde

görüşülmüştür. Görüşme açılınca kimi üyeler, Millet Meclisi İçtüzüğünün 45.

maddesindeki bir aylık sürenin henüz dolmamış olması nedeniyle, eski komisyonun

hazırladığı raporun görüşülemeyeceğini öne sürerek görüşmelerin geri

bırakılmasını istemişlerdir. Buna karşı oturumda hazır bulunan Plân Komisyonu Başkanı,

Komisyonca aksine karar alınmadığına göre eski komisyon raporunun benimsenmiş

sayılacağını, bu nedenle görüşmelere engel bir durum bulunmadığını, tasarının

görüşülebileceğini savunmuştur. Bunun üzerine Başkan, "bir aylık süre

henüz dolmamış ise de, komisyon benimsememe kararı almamış ve raporu da geri

istememiş olduğundan görüşmelere devam edilebilir" diyerek Başkanlığın

sorun hakkındaki görüşünü açıklamış ve konuyu oya sunmuştur. Yapılan oylama

sonunda Başkanlığın görüşünün kabul edildiği ve görüşmeye devam edileceği

Başkan tarafından açıklanmış ve görüşmeler sürdürülerek Millet Meclisi Plân

Komisyonu raporuna bağlı Cumhuriyet Senatosu değiştirisi benimsenmiş, tasarı da

bu doğrultuda yasalaşmıştır. (Millet Meclisi 13 ve 15/5/1975 günlü, 75. 77 nci

Birleşim, tutanak örnekleri)

b) Millet Meclisi Genel Kurulundaki ikinci görüşmede uygulanması söz konusu olan Millet Meclisi İçtüzüğünün 45. maddesi aşağıdaki gibidir:

"Madde 45 - Seçimi yenilenen komisyon, aynı komisyonca daha evvel verilmiş rapor hakkında yeni bir karar alacağını, görev bölümü yaptıktan sonra en geç bir ay içinde Meclis Başkanlığına bildirmemiş olursa, eski rapor benimsenmiş sayılır."

c) Durumun değerlendirilmesi:

Tasarının

ikinci kez Millet Meclisi Plân Komisyonunda görüşülmesine ilişkin işlemlerde

Tüzüğün 45. maddesi açısından bir aykırılık söz konusu olamaz.! Çünkü o tarihte

henüz yeni Hükümet kurulmamış ve dolayısiyle yeni bir komisyon seçilmesi

olanağı doğmamıştır. Görüşme sırasında, yukarıda (a) bendinde değinildiği gibi,

Cumhuriyet Senatosu değiştirisinin benimsenmemesi kimi üyelerce önerilmiş ve bu

önerilerin kabul edilmiyerek Cumhuriyet Senatosu değiştirisinin benimsenip

raporun bu doğrultuda düzenlenmesi üzerine de önerilerin gerekçeleri,

düzenlenen raporda belirtilmiştir. Ancak, bu gerekçelerin bir kısmı bu kararın

diğer bölümlerindeki biçime ilişkin iptal konulan arasında yer almış ve o

bölümlerde değerlendirilmiş olduğundan, (bu kararın l ve 2 numaralı bölümlerindeki

işlemlere ilişkin iptal nedenleri ve değerlendirme sonuçları) öteki kısmı da

esasa ilişkin iptal nedenlerini oluşturduğundan bu kararın esasa ilişkin iptal

konulan bölümünde incelenecektir. Bu itibarla bunların üzerinde ayrıca

durulmasına gerek görülmemiştir.

O

halde, üzerinde durulması ve çözümü gereken husus, tasarının ikinci kez Millet

Meclisi Genel Kurulundaki görüşülmesine ilişkin işlemlerin değerlendirilmesi

olmaktadır. Davacının bu konudaki savı tüzüğün 45. maddesindeki kurallara

uyulmamış bulunulmasıdır, işlemin oluşum biçimine göre işleme uygulanması

zorunlu kural 45. madde kuralıdır. Çünkü Millet Meclisi Plan Komisyonu tasarıyı

ikinci kez 26/3/1975 gününde görüşerek Senatonun değiştirisi hakkında benimseme

kararı almış ve konuya ilişkin raporunu 27/3/1975 gününde düzenleyerek Millet

Meclisi Genel Kuruluna sunmuş, yeni Hükümet ise bu tarihlerden sonra 31/3/1975

de kurulmuş olduğundan 45. maddenin uygulama olanağı doğmuştur, öte yandan

Hükümet değişikliği nedeniyle yeniden kurulan Millet Meclisi Plan Komisyonu,

Divanını 29/4/1975 gününde oluşturmuş olduğundan 45. maddedeki bir aylık süre

bu günden işlemeye başlayacaktır. Oysa tasarının Millet Meclisi Genel

Kurulundaki ikinci kez görüşülmeye başlanma günü 13/5/1975 dir. İşte davacı 45.

maddedeki bir aylık süre dolmadan Meclis Genel Kurulunun tasarıyı ikinci kez

görüşmeye başlamasının, anılan maddeye aykırılığı oluşturduğunu ileri sürerek

dava konusu kanunun bu yönden iptal edilmesini istemektedir.

Millet

Meclisi İçtüzüğünün 45. maddesine göre, yeni seçilen komisyon, şayet eski

komisyon kararı ve raporuyla bağlı kalmak istemeyip, o konuda yeni bir karar

almak isterse, bunu görev bölümü yaptığı tarihten itibaren ve bir aylık sürenin

dolmasını beklemeden her zaman yapabilir. Olayda komisyonun bu doğrultuda bir

irade beyanına gerek görmemesi ve bir aylık süre dolmadan Millet Meclisi Genel

Kurulunda görüşülen eski komisyon raporu hakkında görüşü sorulması üzerine

komisyon adına konuşan yeni komisyon başkanının aksi doğrultuda, yani eski

komisyon raporunun benimsenmemesi yolunda düşünceleri bulunmadığını belirtmiş

bulunması ve özellikle oturumu, yöneten Meclis Başkanının komisyonun

benimsememe karan almaması ve raporu da geri istememesi nedeniyle raporun yeni

secileri komisyonca benimsenmiş sayılacağı biçimindeki beyanını, Genel Kurulun

bu doğrultuda oy vermek suretiyle kabul etmiş bulunması karşısında, yalnızca

45. maddedeki bir aylık sürenin geçmemiş olması kuralına dayalı bir gerekçeyle

bu evrede yapılmış olan işlemlerin geçersizliğinden söz etmek olanaksızdır.

Kaldı ki Yasama Meclislerinin kendi adlarına inceleme yapan komisyonların kararları ile bağlı olmadıkları, iradelerini istedikleri biçimde belirtmeleri yetkisine sahip oldukları ilkesi nedeniyle ve olayda Millet Meclisi Genel Kurulunun iradesini davacının savının tersine olarak komisyon raporunu benimseme doğrultusunda belirtmiş bulunması, bu konuya ilişkin iptal isteminin reddi için yeterli bir neden sayılmak gerekir.

Öte yandan, davacı tarafından ileri sürülen tasarının komisyonca geri alınması, ya da Meclis Genel Kurulundaki görüşmelerin geri bırakılması gerektiği savı da dayanaksızdır. Çünkü olayda komisyon, Meclis görüşmelerinde hazır bulunmuş, raporunu geri istememiş, benimsememe kararı almadığını da belirtmiştir.

Açıklanan bu nedenlerden dolayı davacının, tasarının ikinci kez Mîllet Meclisinde görüşülmesine ilişkin işlemlerin Anayasa ve içtüzüğe aykırılığı gerekçelerine dayalı iptal isteminin reddine karar verilmelidir.

B)

Esas yönünden Anayasa'ya aykırılık sorunu: Dava konusu kanunun tümünün yukarıda açıklanan nedenlerle biçim yönünden iptali öngörülmüş olduğundan esas yönünden ileri sürülen iptal sebeplerinin ayrıca incelenip karara bağlanmasına gerek kalmamıştır.

C)

İptal kararının yürürlüğe gireceği gün sorunu:

Anayasa'nın

değişik 152. maddesinde; "Anayasa Mahkemesince, Anayasa'ya aykırı

olduğundan iptaline karar verilen kanun veya içtüzük veya bunların iptal edilen

hükümleri gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günde yürürlükten

kalkar. Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği

tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı

günden başlayarak bir yılı geçemez." ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın

50. maddesinin dördüncü fıkrasında da: "Anayasa Mahkemesi, bir kanun veya

içtüzüğün veya bunların belirli hükümlerinin iptali halinde meydana gelecek

olan boşluğu, kamu düzenini tehdit edici mahiyette görürse üçüncü fıkra hükmünü

uygular ve boşluğun doldurulması için Yasama Meclisleri Başkanlıklariyle

Başbakanlığı durumdan haberdar kılar." yolundaki kurallar yer almıştır.

Olayda tümünün biçim yönünden iptali öngörülen 1896 sayılı Kanun, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin tümünün red ve iptali ile birlikte 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesi (g) bendinin de yürürlükten kaldırılmasına ilişkin olduğuna göre, bu Kanunun iptali sonunda yukarda sözü geçen 44 sayılı Yasanın 50. maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenen biçimde ortaya kamu düzenini tehdit edici nitelikte bir boşluğun çıkması söz konusu olamaz.

Yukarıda açıklanan nedenle iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün ayrıca kararlaştırılmasına yer yoktur.

Bu görüşe Halit Zarbun ve Nihat O. Akçakayalıoğlu katılmamışlardır.

SONUÇ

1 - Dava konusu kanunu görüşen Millet Meclisi Plan Komisyonu ile Cumhuriyet Senatosu Plan Komisyonunun kuruluş biçimlerinin 16/10/1962 günlü ve 77 sayılı Kanuna ve dolayısiyle Anayasa'ya aykırı bulunmadığına oybirliğiyle;

2 - Millet Meclisi Plan Komisyonundaki işlemlerden:

a) 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin Komisyona daha evvel sunulan diğer kanun hükmündeki kararnamelerden önce görüşülmesinin Anayasa'nın değişik 64. maddesine ve öteki hükümlerine aykırı olmadığına oybirliğiyle;

b) 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin Komisyonca reddi kararlaştırıldıktan sonra, verilen önerge kabul edilmiş ve bu önergeye bağlı metin üzerinde görüşme açılmış olduğu halde, bir sonuca bağlanmadan söz konusu metnin Komisyon Başkanlığınca Millet Meclisine sunulması her ne kadar içtüzük hükümlerine aykırı ise de, bu usulsüzlüğün dava konusu kanunun iptalini gerektirecek önem ve nitelikte bulunmadığına Ahmet Akar, Sekip Çopuroğlu ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;

c) Komisyonda, 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin tümünün reddine karar verildiği halde komisyon raporunda 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin reddine de karar verilmiş olduğu belirtilerek bu konuda bir metin hazırlanıp Genel Kurula sunulmuş olması, içtüzüğün 36. maddesine ve dolayısiyle Anayasa hükümlerine aykırı olduğuna Ahmet Akar, Şekip Çopuroğlu, Ahmet Salih Çebi'nin ek gerekçeleri saklı olmak üzere; Kani Vrana, Halit Zarbun ve Lûtfi Ömerbaş'ın bu usulsüzlüğün dava konusu kanunun iptalini gerektirecek ölçüde bir nitelik göstermediği yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;

3 - Millet Meclisi Genel Kurulundaki işlemlerden:

a) Oturumun uzatılmasına ilişkin karar her ne kadar İçtüzük hükümlerine aykırı düşmekte ise de, bu usulsüzlüğün dava konusu kanunun iptalini gerektirecek ölçüde önem ve nitelikte bulunmadığına Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;

b) Oturumu yöneten Başkanvekili, mensup olduğu parti genel idare kurulu üyeliğine seçilmiş olduğu halde Başkanlık görevini sürdürmesinin Anayasa'nın 84. maddesine aykırı olduğuna Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet Salih Çebi'nin karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;

c) Dava konusu kanunun Millet Meclisinde yapılan görüşmesinde;

aa) 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin reddi açısından içtüzük hükümlerine aykırılık bulunmadığına Ahmet Akar, Sekip Çopuroğlu ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;

bb) 12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin reddi açısından içtüzük hükümlerine aykırılık bulunduğuna ve bu aykırılığın dava konusu kuralın biçim yönünden iptalini gerektirecek ölçüde önem ve nitelik taşıdığına Kani Vrana, Halit Zarbun ve Lûtfi Ömerbaş'ın karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;

4 - Cumhuriyet Senatosunda ki işlemlerden:

1. Maddenin değiştirilmesi ve 2. maddenin metinden çıkartılmasına ilişkin önergenin kabulü üzerine, değişik 1. madde metninin oya sunulmamasının ve 2. madde üzerinde görüşme açılmadan, bu maddenin metinden çıkartılmasına ilişkin değişiklik önergesinin kabulünün İçtüzük hükümlerine ve dolayısiyle, Anayasa'ya aykırı bulunduğuna İhsan Ecemiş ve Halit Zarbun'un karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;

5 - Millet Meclisindeki ikinci görüşmede, seçimi yenilenen komisyonun önceki komisyon raporunu benimsemiş sayılması konusundaki işlemlerde İçtüzüğe ve dolayısiyle Anayasa'ya aykırılık olmadığına oybirliği ile;

6 - Yukarıda 2/c, 3/b, 3/c-bb, 4. maddelerde belirtilen nedenlerle 22/5/1975 günlü, 15243 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 15/5/1975 günlü, 1896 sayılı Kanunun tümünün biçim yönünden iptaline, sözü geçen bentlerde gösterilen karşıoylar saklı tutulmak koşuluyla ve oyçokluğu ile;

7 - 15/5/1975 günlü, 1896 sayılı Kanunun tümü biçim yönünden iptal edilmiş olduğuna göre işin esasının incelenmesine yer olmadığına oybirliği ile;

8 - Anayasa'nın değişik 152, ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 50. maddeleri uyarınca süre verilmesine yer olmadığına Halit Zarbun ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoyları ile ve oyçokluğu ile;

14/10/1975 gününde karar verildi.

Başkan

Kâni Vrana

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Abdullah Üner

Üye

Ahmet Koçak

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Hasan Gürsel

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Şevket Müftügil

KARŞIOY

YAZISI

I -

Komisyonda 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin tümünün reddine karar verildiği halde Komisyon raporunda 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile birlikte 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek Geçici 10. maddesinin (g) bendinin de reddine karar verilmiş olduğu belirtilerek bu konuda ayrıca bir metin düzenlenip Genel Kurula sunulmuş olması, kararda (IV/A-2 b, c) tüm gerekçeleriyle açıklandığı üzere, İçtüzük hükümlerine aykırı düşen bir durumu oluşturmuş bulunmaktadır.

Ancak, Millet Meclisi, olayımızda ilk uygulama sonucu böylece düzenlenmiş bulunan raporla eki metin üzerinde dilediği doğrultuda değişiklik yapmak ve üstelik yeni bir metin de kabul etmek yetkisine sahip bulunduğundan, aslında Komisyon kararı dışına çıkılmak yoluyla düzenlendiği saptanan raporla eki metnin, onun iradesinin sıhhati üzerinde etkili olabileceği düşünülemez. Çünkü, Millet Meclisi bu biçimde oluşturulan bir rapor ve eki metinle bağlı değildir.

Olayımızda

yukarıda sözü geçen konuda aykırı düşülen yöntem kuralları, Anayasa'nın 92.-94.

maddeleri kapsamları dışında kalan birer İçtüzük düzenlemesidirler. Bu

bakımdan, tanımlanan aykırılık, Anayasa Mahkemesinin bugüne değin konu ile

ilgili olarak verdiği kararlarında sürekli biçimde öngörüldüğü üzere

(16/11/1965 günlü, E. 1964/38, K. 1965/59 sayılı karar; Resmî Gazete; gün;

12/1/1966, sayı: 12200 -3/12/1968 günlü, E. 1967/32, K. 1968/57 sayılı karar;

Resmî Gazete; gün: 8/11/1969, sayı: 13346-25/10/1969 günlü, E. î967/41, K.

1969/57 sayılı karar; Resmî Gazete; gün: 17/12/1970, Sayı: 13637), Millet

Meclisinin aldığı kararın sıhhatini etkiliyecek nitelik ve önemde bulunmadığına

göre, olayımızda dava konusu kanunun iptalini gerektirecek bir neden

sayılmamalıdır.

II -

11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin tümünün reddiyle birlikte, 12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin Komisyonda görüşülmesi ve oylanması yapılmamış bulunan Ek Geçici 10. maddesinin (g) bendinin de reddedilerek yürürlükten kaldırıldığı yolunda bir hükmün konulduğu raporla eki metni Millet Meclisi Genel Kurulunun olduğu gibi oylayarak öylece kabul etmesi nedeniyle, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin tümü ile birlikte 12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin Ek Geçici 10. maddesinin (g) bendi de reddedilerek yürürlükten kalkmış bulunmaktadır.

Bu karşıoy yazısının'(I.), bölümünde, orada biçimi açıklanan işlemlerde İçtüzük hükmüne aykırılığı gösterilen durumun, dava konusu kanunun iptalini gerektirecek bir neden sayılmamak düşüncesi benimsenmiş bulunmaktadır.

Gerçekten,

kararda yine ayrıntılariyle açıklandığı gibi (IV/A-3-c-bb), olayda Komisyon

kararı dışında ilk uygulama olarak oluşturulan raporla eki metinde, 12 sayılı

Kanun Hükmündeki Kararnamenin Ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin

kaldırıldığı hükmünün de Millet Meclisince oylanarak kabul edilmesi biçiminde

oluşan aykırılığın, ayın benimsemenin olağan bir sonucu, burada Millet

Meclisinin iradesinin sıhhatini etkileyecek nitelik ve önemde görülmemesi

doğaldır. Çünkü, Millet Meclisinde görüşme konusu yapılan bu metne, olayımızda

olduğu gibi, öteki kanun hükmünde bir kararnamenin belli bir hükmünün reddini

içeren bir hükmün, içtüzükte gösterilen kurallara uyulmak yoluyle konulması

olanağı vardır.

III

- Yukarıda gösterilen nedenlerle, kararın sonuç bölümünün 2. maddesinin (c) bendiyle 3. maddesinin (c) bendinin (bb) fıkrasına katılmıyorum.

Üye

Adil Esmer

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

İnceleme konusu tasarı üzerinde Cumhuriyet Senatosunca geçen yasama işlemlerinden 1. maddenin değiştirilmesine ve 2. maddenin metinden çıkarılmasına ilişkin önergenin kabulü üzerine değişik 1. madde metninin oya sunulmaması ve 2. maddenin metinden çıkarılmasına ilişkin başka bir önergenin de bu madde üzerinde görüşme açılmaksızın oya sunulmamış olması, çoğunlukça İçtüzüğe ve bu yoldan da Anayasa'ya aykırı ve kanun iptalini gerektirir ağırlıkta bulunmuş ise de:

1. ve 2. maddelerle ilgili sözü geçen önerge 1. madde de kısmi bir değişiklik önermiş değil, maddenin tamamını ele alarak yeni bir şekil vermiş olduğundan önergenin kabulü ile maddenin yeni aldığı şekil kabul edilmiş demektir. Bu bakımdan tekrar oylanmaması önemli bir ihmal sayılamaz. Komisyon önergeye katıldığını bildirdiğine göre bu yönden de bir aksaklık yoktur. Madde numaralarının değiştirilmesi için komisyona geri verilmemiş olması da anayasal bir eksiklik sayılamaz. 2. maddenin çıkarılmasına ilişkin başka bir önergenin oylanmaması ise, 1. maddenin aldığı şekli karşısında, yanlış sayılmamalıdır. Çünkü, 1. madde 2. maddeyi metinden çıkarmış ve kapsamını kendi içine almıştır.

Öte yandan söz konusu şekil hataları, yürürlük ve uygulama maddeleri dışında, esas bir maddeden ibaret kalmış tasarının tümünün Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda oylanıp kabul edilmesi ile düzeltilmiş sayılabilecek niteliktedir ve kanunun iptalini gerektirecek ağırlıkta değildir.

Cumhuriyet Senatosundaki bu yasama işleminden önce Millet Meclisinde geçen işlemlerdeki şekil sakatlıkları bu işlemler için dahi sakatlık sebebi olarak ileri sürülemez. Her işlem ayrı ayrı ve kendi kurallarına göre değerlendirilmelidir. Aksi takdirde şekil yönünden iptali gerektirecek bir sakatlık tesbit edilince daha sonraki işlemlerin ele alınmaması ve üzerinde durulmaması gerekir.

Bu sebeplerle kararın bu yöne ilişkin bölümüne karsıyım.

Başkan

Kani Vrana

KARŞIOY

YAZISI

l - Millet Meclisi Plân Komisyonunda 1896 yılı Yasaya Kaynaklık eden işlemler:

15/5/1975 günlü, 1896 sayılı Yasa iki bölümden oluşmaktadır. Bunlardan biri 15 Şubat 1974 günlü, 14800 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bütün sonuçlariyle birlikte ret ve iptaline; ötekisi 31 Mayıs 1974 günlü, 14901 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10 ncu maddesinin (g) bendinin kaldırılmasına ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin 14/10/1975 günlü, 1975/145-198 sayılı Kararında bu iki bölüm ayrı ayrı ele alınarak tartışılmış ve karara bağlanmış olduğundan karşıoy yazısında da bu sıraya uyulacaktır.

a) 1896 sayılı Kanunun 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin ret ve iptaline ilişkin bölümü:

Anayasa Mahkemesinin kararında ayrıntılariyle belirtildiği üzere 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Millet Meclisi Plân Komisyonunda görüşülüp yapılan oylama sonunda red edildiği saptandıktan sonra bir önerge verilmiştir. Üç maddeden oluşan önergede (Plân Komisyonunun 30/1/1975 günlü toplantısı) II sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin tümünün reddi, 657 sayılı Kanunun ek geçici 10 ncu maddesine 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen (g) bendinin yürürlükten kaldırılması, bu durumun önergeye ekli metin uyarınca karara bağlanması öngörülmekte idi.

Önergeye bağlı metin bir kanun teklifidir.

Önen üzerinde görüşme açılmış; lehte, aleyhte konuşmalardan sonra Komisyon Başkanı konuyu incelemek ihtiyacını duyduğunu belirleyerek saat 14.30'da yeniden toplanmak üzere oturumu kapatmıştır. 2 nci oturumda başkan 12 sayılı Kanun Hükmünde kararnamenin görüşülmesine başlanacağını açıklayınca kendisinden l nci oturumda görüşme konusu yapılan önergenin ne olduğu sorulmuş ve "metin hazırlanması isteniliyordu. Ortada bir ret kararı var bu kararın ayrıca bir metne derç edilmesini gerekli görmedik" karşılığı alınmış ve 12 sayılı Kanun Hükmünde kararnamenin görüşülmesine geçilmiştir.

Bu duruma rağmen Millet Meclisi Plân Komisyonunun 3/2/1975 günlü, Esas: 52/1, Karar: 38 sayılı raporunda ise 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin reddinden başka öteki kanun hükmünde kararnamelerde yer alıp ret kararına aykırı düşen hükümlerinde ilgasının öngörüldüğü belirtilmiş ve rapora, komisyona verilmiş önergede sözü geçea ve karara bağlanmamış bulunan kanun teklifi, plân komisyonunca benimsenmişçesine eklenmiş ve daha sonra bu rapor ve eki Kanun Teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisindeki görüşmelere esas olmuştur.

Anayasa Mahkemesi kararında "Millet Meclisi Plan Komisyonunca 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin reddi kararlaştırıldıktan sonra düzenlenen raporda komisyonca görüşülmemiş hususların da yer alması, ve ayrıca rapora, görüşülüp oylanmamış bir metnin de eklenerek raporla birlikte Meclis Genel Kuruluna sunulması, içtüzük hükümlerine aykırı olmakla birlikte bu usulsüzlüğün dava konusu Kanunun iptalini gerektirecek önem ve nitelikte bulunmadığına ve davacının bu yöne ilişkin isteminin reddine karar verilmesinin gerektiği" belirlenmiş ve o yolda da karar verilmiştir.

Millet Meclisi Plan Komisyonunda dava ve iptal konusu 1896 sayılı Yasaya kaynaklık eden işlemlerin Millet Meclisi İçtüzüğüne aykırı olduğu Anayasa Mahkemesi'nin çoğunluğunca da kabul edildikten sonra hiç bir gerekçe gösterilmeksizin, "usulsüzlüğün Yasanın iptalini gerektirecek önem ve nitelikte bulunmadığı" yolunda varılan kanıya, aşağıda bir bir açıklanacağı üzere gerek dolaylı olarak gerekse doğrudan doğruya çatışma ve çelişmeye düşülen Anayasa kuralları ve maddî vakıaların nitelikleri karşısında katılmaya olanak yoktur. Üstelik yine aşağıda belirleneceği üzere yasama işlemlerinde başkaca aksaklık ve aykırılıklarda göze çarpmaktadır. Şöyle ki:

aa) Çoğunluk yasama meclislerindeki komisyonların bir içtüzük düzenlemesi olduğu, Meclislerce kabul edilen yasaların sıhhati bakımından şart bulunmadığı ve bunlarla ilgili usulsüzlüklerin kanunların Anayasa'ya aykırı sayılmalarını gerektirecek bir önem ve ağırlık taşımadığı görüşündedir. Bu görüş savunulurken Anayasa Mahkemesi'nin eski kararlarının sözü edilmiş ve 3/12/1968 günlü, 1967/32-1968/57 sayılı kararın konuya ilişkin gerekçesinden de bir bölüm aktarılmıştır. Şu duruma göre Yasama Meclisleri Komisyonlarının Yasama işlemlerindeki yerleri ve etkileri üzerinde durulmasında zorunluk vardır.

Anayasa'nın

her kanun, tasarı veya teklifinin mutlaka bir komisyon incelemesinden

geçirilmesinin gerektiği yolunda bir kuralı doğrudan doğruya koyan hükmü

yoktur. Ancak iki durumda: Millet Meclisinin Cumhuriyet Senatosundan gelen

metni benimsememesi halinde; bir de bütçe tasarılarının incelenmesinde karma

komisyon kurulacağı açıkça belirtilmektedir (Anayasa madde 92 ve 94). Bununla birlikte

Yasama Meclislerinde Komisyonlar bulunacağına ve kanun tasarı ve tekliflerinin

bu komisyonlarda görüşüleceğine işaret eden dolaylı hükümler Anayasa'da yer

almıştır. Söz gelimi 91 inci maddenin ikinci ve 92 nci maddenin beşinci

fıkralarında "her iki Meclisin ilgili komisyonlarından ve yine 92 nci

maddenin onuncu fıkrasında Cumhuriyet Senatosunun kendisine gönderilen bir

metni "Millet Meclisi Komisyonlarında ve genel kurulundaki görüşme

süresini aşmayan bir süre içinde" karara bağlayacağından söz edilmektedir.

Dikkat

edilirse görülür ki Anayasa, ancak kanun tasarı ve tekliflerinin her iki

Meclisin bir karma komisyonunda incelenmesini gerekli kıldığı hallerde bunların

kurulması biçimini içtüzüklere bırakmayarak kendisi düzenlemiş; bir de kanun

teklifi getiren Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin mensubu olmadıkları

Meclisin Komisyonları karşısındaki durumlarının düzenlenmesini yine İçtüzüklere

bırakmayarak kendisi kurala bağlamıştır. Her iki Meclisin ayrı ayrı kuracakları

komisyonlar Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi arasında anlaşmazlık konusu

olamayacağından Anayasa'nın bunlar üzerinde durmamasını olağan ve doğal görmek

gerekir. Ötedenberi komisyonların Yasama Meclislerinin bölünmez parçaları oluşu

ve bunların çalışmalarının yasama işlerinin doğal ve zorunlu bir evresini

oluşturagelmesi karşısında Anayasa Koyucudan bu konuda açık ve kesin bir

buyruğun beklenmesi yerinde olmaz. Yukarıda da değinildiği üzere konuya dolaylı

olarak dokunulmuştur ve bu dolaylı hükümler Yasama Meclisleri Komisyonlarına ve

kanun tasarı ve tekliflerinin bu komisyonlarda görüşülmesi yöntemine bir

Anayasa kurumu niteliği vermeğe yetmektedir.

Öte yandan Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve meclislerin çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre yürütmeleri kuralım da koymuştur (Madde 85/1). Yasama Meclislerinin içtüzüklerinde komisyonlara, komisyon çalışmalarına kanun tasarı ve tekliflerinin komisyonlara havalesine ve buralarda görüşülmelerine ilişkin düzenlemelere önemle yer verilmektedir.

Yukarıdan beri kısaca değinilen hususlar gözönünde tutulursa yetkili komisyonlardan geçmeksizin veya usulünce kurulmamış yahut yapısı Anayasa'ya aykırı bir komisyondan geçerek kabul edilmiş kanun tasarısı veya teklifinin iptal nedeni olacak bir şekil eksikliği ile malul sayılması gerektiği sonucuna varılır.

1896 sayılı Kanuna kaynaklık eden metnin, Millet Meclisinin yetkili komisyonda görüşülüp kabul edilmemiş olması, yukarıdaki açıklamalara göre, Kanunu biçim yönünden Anayasa'ya aykırı kılar; iptalini gerektirir.

bb)

Bir an için kanun tasarı veya teklifinin ilgili Yasama meclisi komisyonlarında

görüşülmemiş olması durumunu önemli ve ağır bir biçim eksikliği saymayan

çoğunluk görüşüne uyulması düşünülünse dahi sonuç yine değişmez. Çünkü 1896

sayılı Kanuna ilişkin yasama işlemlerindeki aksaklık ve aykırılık bundan ibaret

değildir. Her şeyden önce ortada yasama meclisleri komisyonlarında ve genci

kurullarında inceleme ve görüşmelere esas olabilecek bir kanun tasarısı veya

teklifi yoktur. Anayasa'nın 91 inci maddesine göre kanun teklif etmeye ancak

Bakanlar Kurulu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri yetkilidirler. Millet

Meclisi İçtüzüğünün 74. maddesinde Hükümetçe hazırlanan kanun tasarılarının

bulun Bakanlarca imzalanmış olarak ve gerekçesiyle birlikte Meclis Başkanlığına

sunulacağı; - 75. maddesinde de Milletvekillerince düzenlenen kanun

tekliflerinin gerekçesiyle birlikte yine Başkanlığa verileceği kurala

bağlanmaktadır. Kanun tasarı ve tekliflerinin ilgili komisyonlara doğrudan

doğruya Millet Meclisi Başkanlığınca havale edilmesi yine sözü geçen 74. ve 75.

maddeler gereğidir. Öte yandan Millet Meclisi İçtüzüğünün 36. maddesinin ikinci

fıkrası, komisyonların ölüm cezalarının yerine getirilmesinin onaylanması veya

onaylanmaması konusu dışında kanun teklif etmelerini yasaklamıştır.

Dava

ve iptal konusu 1896 sayılı Kanuna kaynaklık edecek yukarıda yazılı kurallara

uygun bir kanun tasarı veya teklifinin hiç bir zaman varolmadığı ortadadır.

Millet Meclisi Plân Komisyonu yetkisini aşarak bir kanun teklifini - hem de

komisyonda görüşülüp kabul edilmemiş olduğu halde - raporuna bağlayıp genel

kurula sunmuş ve yasama belgesi niteliği ve hukukî değer ve geçerliği olmayan

bu metin görüşmelere esas alınarak kanunlaştırılmıştır. Anayasa Mahkemesi

kararında komisyonlarda görüşülmeme durumunun biçim yönünden bir kanunun

iptalini gerektirecek önem ve ağırlıkta bir eksiklik sayılamıyacağı yolundaki

çoğunluk görüşünü desteklemek üzere sözü edilen Anayasa Mahkemesinin geçmişteki

kararlarına çözüme bağladığı işlerin hiç birinde böyle bir durum yoktur. Başka

deyimle o işlerin hepsinde de Anayasa'nın ve yasama meclisleri içtüzüklerinin

öngördükleri biçimde bir kanun tasarısı veya teklifi bulunmakta idi.

Demek ki karşıoy yazısının ilişkin bulunduğu Anayasa Mahkemesi kararında ortaya konan örneğin bu davadaki özel durumla bir ilişkisi söz konusu olamaz.

cc) Millet Meclisi Plân Komisyonu raporu, ortada usulünce verilmiş ve komisyonca görüşülüp benimsenmiş bir kanun teklifi varmış izlemini bırakacak biçimde kaleme alınmış olduğu için Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin oylarını kullanır ve iradelerini belirlerken yanılmış bulunmaları olasılığı da düşünülebilir. 1896 sayılı Kanunla ilgili bulunan Yasama işlemlerinin bir özelliği ve aksaklığı ve çoğunluğun örnek almak istediği geçmişteki işlere benzemezliği de buradadır.

çç) Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 64 ncü maddesinin beşinci fıkrasında "....... Türkiye Büyük Millet Meclisince red edilen kararnameler bu kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar." kuralı vardır. Bu belirleme Kanun Hükmündeki Kararnamelerin bir yasa düzenlenerek değil, ancak bir kararla red edilebileceğini açıkça göstermektedir .... Oysa Millet Meclisi Plân Komisyonu Başkanlığı İl sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin, ayrıca 12 sayılı Kanun Hükmündeki kararnamenin bir hükmünün red edilmesini öngören bir Kanun teklifini Millet Meclisi Genel Kuruluna sunmuş ve bu metin çeşitli yasama evrelerinden geçerek en sonunda 1896 sayılı Kanuna dönüşmüştür.

Görülüyor ki sözü edilen kanun bu yönden de Anayasa'ya aykırıdır.

dd)

Özetlenecek olursa 15/5/1975 günlü, 1896 sayılı (13/2/1974 tarihli 11 sayılı

Kanun Hükmünde Kararname ile 31/5/1974 tarihli 12 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin "ek geçici 10 ncu madde" (g) bendinin, 11 sayılı Kanun

Hükmünde Kararname ile ilgili hükmünün yürürlükten kaldırılmasına dair Kanun),

ister bir bütün olarak, ister yalnızca 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin

reddine ilişkin bölümü yönünden ele alınsın; yukarıda bir bir açıklanan

nedenler dolayısiyle biçim açısından Anayasa'nın 91. 85. ve değişik 64.

maddelerine aykırıdır. İptal edilmesi gerekli iken "Millet Meclisi Plân

Komisyonundaki işlemlerle ilgili usulsüzlüğün kanunun iptalini gerektirecek

önem ve nitelikte bulunmadığı yolunda karar verilmiş olmasına (14/10/1975

günlü, 1975/145-198 sayılı karar; 2/b) karşıyım.

B)

1896 sayılı Kanunun 12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin ek geçici 10 ncu maddesinin (g) bendinin kaldırılmasına ilişkin bölümü:

1896 sayılı Kanunun 12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin ek geçici 10 ncu maddesinin (g) bendinin kaldırılmasını öngören bölümü bu kanuna kaynaklık eden ve tartışması ve çözümlenmesi yukarıda yapılarak geçersizliği belirlenen aynı metin içinde yer almış bulunmakta idi. Şu duruma göre 1896 sayılı Kanunun bu bölümünün iptaline gidilirken (sözü geçen Anayasa Mahkemesi kararı; 2/C) Bu karşıoy yazısının l/a kesiminde belirlenen gerekçeye de dayanılmasının zorunlu olduğu kanısındayım.

2.- 1896 sayılı Kanunun 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin red ve iptaline ilişkin bölümüne kaynaklık eden Millet Meclisi Genel Kurulu görüşmeleri:

Millet

Meclisi Genel Kurulundaki görüşmelere esas alınan ve en sonunda çeşitli

evrelerden geçerek 1896 sayılı Kanuna dönüşen metnin hukukî değer ve geçerliği

bulunmadığı ve ortaya konulmasına Millet Meclisi İçtüzüğü ve Anayasa kuralları

ile çelişkiye ve çatışmaya düşüldüğü yumanda ayrıntıları ile tartışılmış ve

belirlenmiştir. 1896 sayılı Kanun, Millet Meclisi Genel Kurulunda böyle bir

metnin görüşülüp benimsenmesi sonucunda oluşmuş bulunduğu için bu yönden de

yukarıda açıklanan İçtüzük ve Anayasa kurallarına aykırıdır. Ortada böylesine

açık ve kesin bir iptal nedeni bulunduğu halde "kanunun Millet Meclisinde

yapılan görüşmesinde 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin reddi açısından

İçtüzük hükümlerine aykırılık bulunmadığı " yolunda (1975/145-198 sayılı

Anayasa Mahkemesi kararı; 3/c/aa) karar verilmiş olmasına karşıyım.

Üye

İhsan Ecemiş

KARŞIOY

YAZISI

15/5/1975 günlü ve 1896 sayılı Kanunun iptaline aşağıdaki gerekçelerle karşıyım.

l - Çoğunluk Millet Meclisi Plan Komisyonunda 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin tümünün reddine karar verildiği halde, Komisyon raporunda 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek Geçici 10. maddesinin (g) bendinin reddine karar verilmiş olduğu belirtilerek bu konuda bir metin hazırlanıp Genel Kurula sunulmuş olmasını Millet Meclisi İçtüzüğünün 35. maddesine ve dolayısiyle Anayasa'ya aykırı saymıştır.

Bu iptal nedeni konusunda, çoğunluk, kararda yazılı gerekçelere dayanmışsa da, bunlar varit değildir. Şöyle ki;

A)

Millet Meclisi Plân Komisyonu, Anayasa'nın öngördüğü bir komisyon değildir. 77 sayılı Kanunla kurulmuştur. Anayasa'nın kurulmasının öngördüğü komisyonlar, İçtüzük düzenlenmesi sonucu kurulmuş sayılır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararlarında, örneğin 3/12/1968 gün ve 32-57, 23-25, 10-69 ve 41-57 sayılı kararlarında, bu yön açık ve seçik olarak belirtilmiştir. (Bakınız: Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı: 7, Sahife: 94-96, Sayı: 8, Sahife: 33-34).

B)

Millet Meclisi Plân Komisyonunun fonksiyonu, kanun tasarı ve tekliflerini Millet Meclisi adına inceleyip düşüncesini bildirmekten ibarettir. Yoksa, komisyon çalışmaları ve raporları, Millet Meclisi Genel Kurulunu bağlamaz. Millet Meclisi kanun, tasarı ve tekliflerine egemendir. Bunları, dilediği şekilde değiştirir, dilediği biçimde kabul eder.

Bir an için yukarıda (1) numarada açıklanan işlemin, Millet Meclisi içtüzüğünün 36. maddesine ters düştüğü kabul edilse bile bunun iptal sebebi sayılabilmesi için içtüzüğün 36. maddesindeki kuralın, Millet Meclisinin kararının sağlığını etkileyebilecek güçte olması gerekir. Nitekim, içtüzük hükümlerine aykırı düşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeni sayılacağının, uygulanacak İçtüzük hükmünün önem ve niteliğine göre saptanması gerektiği yönü Anayasa Mahkemesinin pek çok kararlarında yer almış bulunmaktadır. (Bakınız, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi Sayı: 3, Sahife: 284-285, Sayı: 7, Sahife: 94)

İçtüzüğün

36. maddesine aykırılık Millet Meclisinin iradesini etkileyecek önem ve

nitelikte olamaz. Özellikle burada ileri sürüldüğü gibi komisyon raporu 36.

maddeye aykırı biçimde düzenlenmiş olsa bile bu durum Millet Meclisi kararının

sağlığını etkilemez. Zira, Millet Meclisi Genel Kurulu bu raporla bağlı

değildir. Rapordaki metni dilediği gibi değiştirmek veya başka bir metni kabul

etmek yetkisi Millet Meclisi Genel Kurulunundur. Diyelim ki, Millet Meclisi

Genel Kurulunun Plân Komisyonu raporu üzerindeki yetkisi Anayasa'nın 92.

maddesi ile de sınırlı değildir. Anayasa'nın 92/5. fıkrasında söz edilen

komisyon raporu ve metnin olayımızdaki Plân Komisyonu raporu ile uzaktan,

yakından hiç bir ilişkisi olmayıp, çoğunluk kararında, Plân Komisyonu raporu

ile, Anayasa'nın 92/5. maddesindeki rapor arasında bir benzerlik ve ilişkiden

söz edilmesi Anayasa Hukuku ve Anayasa Mahkemesinin daha önceki tatbikatı,

açısından da yanlıştır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi 8/5/1973 tarih ve 1973/21

sayılı kararında, teklifin reddine dair Plân Komisyonu raporunun Genel Kurul

görüşmelerine esas tutulmasını, görüşmelerin başka bir komisyon raporu esas

alınarak yürütülmesini bile, Anayasa'ya aykırı saymaktadır. (Bakınız, Anayasa

Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı: 11, Sahife: 234, 235)

C)

Bir Kanun Hükmünde Kararnamenin reddi ile, kararnamenin koyduğu hükümlerin

ortadan kaldırılması gayesi takip edilir. 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin

reddi ile bu kararnamenin koyduğu hükümlerin yürürlükten kaldırılması

istenilmiş demektir. Amaç böyle olunca, Türkiye Radyo Televizyon Genel

Müdürlüğünü istisnaî memuriyet sayan başka bir yasa kuralı varsa bunun da

ortadan kaldırıldığını kararnamenin reddine ilişkin metinde belirtmek gayet

normal ve mantıkî bir işlemdir. Böyle bir girişimi önleyen hiç bir İçtüzük ve

Anayasa Hükmü yoktur. Bu itibarla 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile

birlikte 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedeki benzer hükümde yürürlükten

kaldırılması ve bu amaçla metnin kapsamına alınması gayet doğal ve yasa

koyucunun amacına uygun, rasyonal bir girişimdir. Bunun aksini önermek

Anayasa'nın 64. maddesi ile yasa koyucuya verilmiş takdir yetkisine ve yasa

koyucunun amacına aykırı düşer.

D)

Şu da var ki: 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen hükmü tekrarlayan 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname de Plân Komisyonunun gündeminde bulunmakta idi. Plân Komisyonu 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyi de aynen veya değiştirerek kabul veya reddedebilecekti. Böyle olunca reddi gereği ile bağlantılı hükümleri konuya açıklık kazandırmak amacı ile 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamede toplanması, gayet normal olup, aksini önermek şekilci ve bürokratik bir yöntemi savunmak anlamına gelebilir ve icapsızdır.

E)

Kaldı ki yapılan işlemde içtüzüğün 36. maddesine aykırı bir yön de yoktur.

Gerek 11, gerekse 12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameler Plân Komisyonunun

gündeminde idi. Millet Meclisi İçtüzüğünün 36. maddesinde komisyonlar

kendilerine havale edilen kanun tasarı veya tekliflerini aynen veya

değiştirerek kabul veya reddedebilirler. Birbirleri ile ilgili gördüklerini

birleştirerek görüşebilirler........ denilmektedir. Plân Komisyonu 11 ve 12

sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamelerin birbirleri ile ilgili olan hükümlerim

bir metinde toplamış, birleştirmiştir ki, doğrusu da budur. Çünkü T.R.T. Genel

Müdürlüğünü istisnaî memuriyet saymamak söz konusudur, bu husus hem 11, hem de

12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin Ek Geçici 10. maddesinin (g) bendinde

yer almaktaydı. 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname reddedilince 12 sayılı

Kanun Hükmündeki Kararnamenin Ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin

kaldırılması da zorunlu idi. Çoğunluk her iki kararnamenin komisyon gündeminde

bulunduğunu dikkatten kaçırmaktadır. Diyelim ki, burada komisyon kendisine

havale edilenin dışında bir işle uğraştığı da düşünülemez. Çünkü her iki

kararnamede komisyona havale edilmiş durumdadır. Bundan başka, burada kanun

tasan veya tekliflerini bölerek ayrı ayrı metin halinde Genel Kurula sunmakta

söz konusu değildir. Bölmek bir yana, ilgili hükümler birleştirilmiştir.

Birleştirilmek için mutlaka bir karar gerekmez, içtüzükte birleştirmenin açık

bir birleştirme kararı ile yapılacağı yolunda bir kural yoktur. Birleştirme

kararla yapılabileceği gibi, karar olmaksızın fiilen ilgili konuların bir

metinde toplanması ile yapılabilir. Komisyon gündemine ve konularına egemendir.

İlgili konuların bir metinde toplanması da birleştirmenin bir şeklidir. Bu

nedenlerle Plân Komisyonu işlemlerinin Millet Meclisi İçtüzüğünün 36. maddesine

ve dolayısiyle Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki çoğunluk görüşü yersizdir.

2 - Çoğunluk, Millet Meclisinde oturumu yöneten Başkanvekilinin mensup olduğu siyasî partinin genel idare kurulu üyeliğine seçilmiş olduğu halde, Başkanlık görevini sürdürmesini de kararda yazılı gerekçelerle, Anayasa"nın 84. maddesine aykırı görerek iptal sebebi saymışsa da bu görüş aşağıdaki nedenlerle varit değildir.

A)

Millet Meclisinin 6/2/1975 günlü, 36. Birleşimini yöneten Başkanvekili Rasim Hancıoğlu'nun bu tarihte Millî Selâmet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi olduğu Millet Meclisi Başkanlığının 6/2/1975 tarihli yazısı ile bu iki sıfattan birini tercih etmesinin istenmesi üzerine 10/2/1975 tarihinde, Milli Selâmet Partisi Genel İdare Kurulu üyeliğinden istifa ettiğini Millet Meclisi Başkanlığına bildirdiği, Millet Meclisinde konunun görüşüldüğü 75. ve 77. birleşimleri başka bir Başkanvekilinin yönettiği yasama belgelerinden anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın

84/3. maddesinde Başkanlar ve Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi

partilerin veya siyasî parti gruplarının Türkiye Büyük Millet Meclisinin içinde

ve dışındaki faaliyetlerine ve görevlerinin yerine getirilmesini gerektiren

haller dışında Meclis tartışmalarına katılamazlar. Başkan oy kullanmaz kuralını

taşımaktadır. Anayasa'nın bu hükmünün amacının birleşimi yöneten Başkanvekilinin

taraf tutmasını ve dolayısiyle görüşmeleri etkilemesini önlemek ve görüşmelerin

tarafsız yürütülmesini sağlamak, olduğu Anayasa Mahkemesinin 23/2/1971 tarih ve

32/22 sayılı kararında belirtilmiştir. (Bakınız, Anayasa Mahkemesi Kararlar

Dergisi Sayı: 9, sahife:331) Bu kararda birleşime Başkanlık etmeyen

Başkanvekilinin meclisteki tartışmalara katılabilecekleri de kabul edilmiştir.

Burada

önemli olan Genel İdare Kurulu üyeliğinin Meclisteki görüşmeleri etkileyecek

Başkanvekilinin taraf tutmasına yol açacak, meclis içi ve meclis dışı bir

siyasî parti faaliyeti sayılıp sayılmayacağı ve bu olayda, böyle bir sonuca yol

açıp açmadığını saptamaktan ibarettir. Yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesi

kararındaki espri esas alınarak, toplantıyı yönetmeyen Başkan veya Başkavekilinin

Meclisteki tartışmalara katılması onun taraf tutmasına yol açmaz ve Meclis

görüşmelerini etkilemezse, Meclisteki toplantıyı yönetmekle meşgul bir

Başkanvekilinin, bu sırada Genel İdare Kurulu üyesi olarak siyasî parti

faaliyeti yaptığı düşünülemiyeceğinden ve sırf Genel İdare Kurulu üyesi

sıfatını taşımak, Meclis toplantısını yönettiği esnada dahi siyasî parti

faaliyeti yaptığını kanıtlamayacağından, Genel İdare Kurulu üyesi sıfatını

taşıdı diye, oturumu yöneten Başkanvekilinin taraf tuttuğu ve bu durumun Meclis

görüşmelerini etkilediği söylenemez.

Öte yandan 36. birleşimde Başkanvekilinin taraf tuttuğu, partisinin Genel İdare Kurulu Üyesi sıfatını taşımasından Meclis görüşmelerinin etkilendiği konusunda hiç bir iddia ve işlem de yapılmamıştır. Ayrıca tekmil 36. birleşim tutanakları, oturumunda adı geçen Başkanvekili tarafından tarafsız bir biçimde yönetildiğini ortaya çıkarmıştır. Fiilen Meclis görüşmeleri etkilenmemiş ve Başkanvekili tarafsız davranmış iken bu durum tutanaklarla ortadayken faraziyelerle hüküm vermek olanaksızdır.

B)

Esasen 36. birleşimde etkili bir işlem de yapılmamıştır. Tasarı Cumhuriyet Senatosunda değiştirilip Millet Meclisine geri gelince, Millet Meclisi Cumhuriyet Senatosu değişikliğini benimsemiş ve tasarı bu hali ile kanunlaşmıştır. Bu birleşimleri ise, başka bir Başkanvekili yönetmiştir. Bu nedenle Rasim Hancıoğlu'nun Millet Meclisindeki ilk görüşmeleri Başkanvekili sıfatı ile yönetmesinden, tasarının özünü zedeleyen bir sonuç da doğmamıştır.

Bu nedenle anılan konuyu iptal nedeni sayan çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

3 - Çoğunluk, Millet Meclisinde 12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin Ek Geçici 10. maddesinin (g) bendinin reddi açısından İçtüzük hükümlerine aykırılık bulunduğuna ve bu aykırılığın dava konusu kuralın biçim yönünden iptalini gerektirecek ölçüde önem ve nitelik taşıdığına da karar vermiştir.

Millet Meclisinde 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin tümü ile birlikte 12 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameye Ek Geçici madde 10/g de reddedilerek yürürlükten kaldırılmıştır. Çoğunluk Millet Meclisinin bu işlemi içtüzüğün 36. ve 81. ve dolayısiyle Anayasa'nın 85/1. ve 64. .maddelerine aykırı bulmuştur. Oysa bu görüş aşağıdaki nedenlerle doğru değildir.

A)

Söz konusu olan işlemi, Millet Meclisi Genel Kurulu yapmıştır. İşlemin aykırı

düştüğü ileri sürülen Millet Meclisi içtüzüğünün 36. maddesi

"komisyonların yetkisi, toplantı yeri ve zamanı" başlığını taşımakta

ve bunları düzenlemektedir. 36. maddede Genel Kurulun yetkilerine ilişkin hiç

bir kural yoktur. Bu yön açık ve seçik olarak ortadadır. Öte yandan, Millet

Meclisi Genel Kurulunun yetkilerini, komisyonun yetkileri ile sınırlı sanmak,

fevkalâde yanlış bir görüştür. Millet Meclisi Genel Kurulu Anayasa çerçevesi

içinde kalmak şartiyle gündemdeki konulara hâkimdir. Herhangi bîr konudaki

komisyon metnini aynen, değiştirerek kabul veya reddedebilir. Millet Meclisi

İçtüzüğünün 88. ve 89. maddeleri de bu yönü açıkça kanıtlar. Bu nedenlerle

Millet Meclisi Genel Kurulunun içtüzüğün, 36. maddesine ve dolayısiyle Anayasa'nın

85/1. maddesine aykırı bir işlem yapıldığından söz edilemez .

B)

Yapılan işlemde İçtüzüğün 81/son maddesine aykırı bir yön de yoktur. Genel Kurul Komisyon raporunu benimsemiştir. Bu nedenle raporun komisyona geri verilmesi şeklinde bir problemden bahsedilemez. İçtüzüğün 81/son ve Anayasa'nın 85/1. maddesine aykırı davranmak söz konusu değildir.

Öte yandan, İçtüzüğün 81/1. maddesinin, Anayasa'nın 64. maddesi uyarınca Kanun Hükmündeki Kararnamelerin görüşülmesinde uygulanması, bu kararnamelerin özelliği itibariyle mümkün değildir. Zira, komisyonların öteki kanunların reddini teklif etmeleri halinde, bir red tasarısı hazırlamaz iken Kanun Hükmündeki Kararnamelerin reddi halinde bir red tasarısı hazırlanması ve bu tasarının İçtüzüğün 82. maddesine göre görüşülmesi zorunludur. Kanun Hükmündeki Kararnameler konusunda, içtüzüğün 81/1. maddesi, ancak red tasarısının reddi halinde uygulanabilir. Bu olayda ise red tasarısı reddedilmemiştir.

C)

Yukarıda l/C paragrafında açıkladığım görüşü, burada da aynen tekrarlamak gerekmektedir. Orada yazılı gerekçelerle aslında 1l sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile organik ve vaz geçilmez bağlantısı olan bir konu, tasarıda gayet yerinde ve mantıkî olarak, düzenlenmiş olmaktadır. 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin kapsamı dışında kalan bir konu ele alınmış sayılamaz.

Esasen, Anayasa'nın ne 64. ve ne de öteki maddelerinde de bu tür bir işlemi engelleyen herhangi bir kural yoktur.

4 -- Çoğunluk, Cumhuriyet Senatosundaki işlemlerden birinci maddenin değiştirilmesi ve 2. maddenin metinden çıkartılmasına ilişkin önergenin kabulü üzerine değişik 1. madde metninin oya sunulmamasının ve 2. madde üzerinde görüşme açılmadan bu maddenin metinden çıkartılmasına ilişkin değişiklik önergesinin kabulünün İçtüzük hükümlerine ve dolayısiyle Anayasa'ya aykırı olduğunu kabul etmiştir. Anayasa'ya aykırılık görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum.

A)

Cumhuriyet Senatosu Plân Komisyonu, Millet Meclisinin aynen benimsemiş tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelere geçilmesi kabul edilmiş, 1. madde üzerindeki görüşmelere başlanmış ve 1. maddenin "Madde - l: 15 Şubat 1974 tarih ve 14800 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname yetki dışı çıkarılmış olmakla bütün sonuçları ile birlikte red ve iptal edilmiştir.

31 Mayıs 1975 tarihli ve 14991 (14901) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olan 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin işbu kanuna aykırı olan hükmü de kaldırılmıştır." şeklinde değiştirilmesi ve 2. maddenin metinden çıkartılması için verilen değişiklik önergesi, oylanmış kabul edilmiştir.

Gerçekten Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 97. maddesi "tadil teklifinin dikkate alınıp alınmamasına Genel Kurulca karar verilir.

Tadil teklifi dikkate alınırsa komisyona havale edilir. Komisyon dikkate alman tadil teklifine uymak zorunda değildir. Son karar Genel Kurula aittir" kuralını taşımaktadır.

Tadil

teklifinin dikkate alınmasına, Genel Kurul karar vermiştir. Bu işlem tüzüğe

aykırı değil, aksine tamamen uygundur. Ne var ki, önergenin kabulünden sonra

komisyona havalesi, komisyonun önerge yöresinde bir metin hazırlanması veya

öneriyi benimsediğini bildirip eski metni veya daha değişik bir metni Genel

Kurula sunması, Genel Kurulun da komisyondan gelecek metne göre kesin kararını

açıklaması gerekirdi. Oturum Başkanının böyle yapmayarak sadece değişiklik

teklifinin kabulü ile yetinilmesi içtüzüğe aykırıdır. Fakat kanunun iptalini

gerektirecek ağırlıkta değildir. Çünkü, kanun kabul edilen önergeye paralel

olarak yazılan metni kanunun tümü üzerinde işlem yapılırken Genel Kurulun oyuna

sunulmuş ve kabul edilmiştir. Böylece Cumhuriyet Senatosunun iradesi belli

olmuştur. Kanunun tümü oylanırken oya sunulan metin, kabul edilen değişiklik

önergesindeki metin aynı olduğuna göre, Cumhuriyet Senatosunun kesin ve nihaî

iradesinin, değişiklik önergesi doğrultusunda olduğu bu önergeye göre yazılmış

kanun metninin tümünün kabul ettiği ortaya çıkmaktadır. O halde Cumhuriyet

Senatosunun iradesi sakatlanmış sayılmaz ve söz konusu tüzüğe aykırılık iptali

gerektirmez.

B)

Bundan başka kanun Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün 97. maddesine aykırı olan

işlemi ile de kesinleşmiş değildir. Cumhuriyet Senatosu, Millet Meclisinden

gelen metinde değişiklik yaptığından ve bu değişiklik, Anayasa'nın 92. maddesi

uyarınca, Millet Meclisi tarafından aynen benimsendiğinden dolayı, kanun

kesinleşmiştir. Demek ki konu, Millet Meclisinin iradesi ile sonuçlanacak bir

aşamaya gelmiştir ve Millet Meclisi de Cumhuriyet Senatosundan gelen metni

aynen benimsemiştir. O halde bu olayda kesinleştirici irade, Millet

Meclisinindir. Bu irade Cumhuriyet Senatosunda kabul edilen değişiklik

önergesine paralel istikamette tecelli etmiştir. Bu nedenle de Cumhuriyet

Senatosu İçtüzüğünün 97. maddesine aykırı işlem yasama meclislerinin nihaî iradelerini

sakatlayıcı bir ağırlık taşımadığından, kanunun iptali yönüne gidilmesi doğru

değildir.

C)

Tasarının 2. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasına ilişkin önerge Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda kabul edildiğine göre kanun metninden çıkarılmış bir madde üzerinde görüşme açılması düşünülemez. Böyle bir işlemin ve önerinin faydası yoktur. Bir maddenin kanun metninden çıkarılmasına rağmen üzerinde görüşme açılmasını önermek, mantıki olmadığı gibi böyle bir görüşmeyi öngören bir İçtüzük ve Anayasa kuralı da yoktur.

5 - Çoğunluk 1896 sayılı Kanunun tümünü biçim yönünden iptal etmesine rağmen 44 sayılı Yasanın 50. maddesi uyarınca süre verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bu karara da katılmıyorum.

Bu

olayda, kanunun tümünün iptali ile, 44 sayılı Kanunun, madde 50/4. uygun

şekilde kamu düzenini tehdit edici bir boşluk meydana gelmiştir. Anayasa'nın

152. maddesine göre iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin ayrıca

kararlaştırılmasını gerektiren hal mevcuttur. T.R.T. Kurumu Genel Müdürlüğünün

istisnaî memuriyet sayılmasına ilişkin kural, çoğunluğun ileri sürdüğü gibi

sadece 1896 sayılı Kanunla değil. 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek

geçici 10. maddenin (g) bendi 1897 sayılı Yasa muahhar karar niteliğindedir.

Öte yandan 1896 sayılı Kanuna ilişkin iptal kararının Resmî Gazete'de

yayımlandığı tarihte yürürlüğe gireceği ve Kanunun o tarihte kalkmış sayılacağı

Anayasa'nın 152. maddesi gereğidir. Kaldı ki bir Kanunun iptali ile o kanundan

önceki kanunun otomatikman yürürlüğe giremiyeceği Anayasa Mahkemesinin müstekar

içtihadı icabıdır. Ayrıca Anayasa'nın 64. maddesindeki prosedürün sıhhatli bir

biçimde uygulanması ve duruma net bir açıklık kazandırılması da önerilebilir.

Bütün bu düşünceler süre veriminin zorunlu olduğunu ispatlamaktadır.

Bu sebeplerden 1896 sayılı Kanunun tümünün iptaline karşıyım.

Üye

Ahmet Akar

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın 84. maddesi, Başkan ve Baskanvekillerinin tarafsız kalmalarını sağlamak amacı ile, üyesi bulundukları siyasî partilerin veya parti gruplarının çalışmalarına katılamıyacakları hükmünü koymuştur. Bu hükme göre Başkanvekillerinin Genel Kurul seçimlerine katılmaması ve seçilmemesi gerekirdi. Seçilmiş olduğu halde Başkanlık görevini sürdürmesi, söz konusu madde hükmüne dolaylı bir aykırılık teşkil ederse de, başkaca bir sakınca da ortaya çıkmadığına göre kanunun iptalini gerektirir nitelikle önemli bir aykırılık düşünülmemek gerekir. Bu nedenlerle çoğunluğun bu yöne ilişkin görüşlerine karılmıyorum.

Üye

Halit Zarbun

KARŞIOY

YAZISI

Millet Meclisi Başkan vekillerinden, bir zat mensup olduğu Partinin genel kongresi tarafından genel idare kurulu üyeliğine seçilmiş olduğu halde bu görevden çekilmeden, 11 sayılı kanun hükmündeki kararnamenin reddiyle ilgili 1896 sayılı Kanunun görüşülmesi sırasında Millet Meclisi Genel Kurulunun 6/2/1975 günlü birleşimini yönetmiş olması da çoğunlukça, sözü geçen Kanunun iptaline neden olarak kabul edilmiştir.

Her ne kadar, Millet Meclisinin 6/2/1975 günlü Birleşimini yöneten Başkanvekili bu tarihten kısa bir süre önce mensup olduğu Partinin genel idare kurulu üyeliğine seçildiği anlaşılmış ise de Başkanlığın yazısına verdiği yazılı cevapta Genel İdare Kurulu üyeliğinden istifa ettiğini bildirmiştir.

Anayasa'nın 84. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Başkan ve Başkanvekilleri, üyesi bulundukları Siyasî Partilerin veya Siyasî Parti Gruplarının Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde veya dışındaki faaliyetlerine ve görevlerinin yerine getirilmesini gerektiren haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar." denilmektedir.

Görüldüğü gibi bu fıkrada, Başkan ve Başkanvekillerinin bir Siyasî Partiye veya parti grubuna üye olmaları değil, üyesi bulundukları Siyasî parti veya parti gruplarının "faaliyet"lerine katılmaları yasaklanmıştır. Fıkranın açık metni bunu ifade etmektedir. Nitekim Anayasa'nın bu maddesinin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında, Meclislerin Başkan ve Başkanvekillerinin mensup oldukları Siyasî Parti ile ilişkilerinin kesilmesi yolunda verilmiş olan önergelerin reddedilmiş olması da bu hususu ayrıca kanıtlar niteliktedir.

Anayasa'nın sözü geçen maddesinde yazılı "Faaliyet" sözcüğü bilindiği gibi çalışmak, aktif iş görmek, etkilemek anlamlarına gelir. Başkanvekili ise. Partisinin Genel idare Kurulu üyeliğine seçildikten sonra bu görevden çeklinciye kadar Genel İdare Kurulu toplantılarına katılmamış, partisinin, sevk ve idare işlerinde çalışmamış ve Anayasa'nın kastettiği her hangi bir faaliyette bulunmamış ve bu yolda bir iddia da öne sürülmemiştir. Bundan başka Millet Meclisi Genel Kurulunun 6/2/1975 günlü birleşimini yönettiği sırada partisinin genel idare kuruluna seçilmesi nedeniyle bu birleşimi yönetemiyeceği yolunda hiç bir Millet vekili tarafından bir itiraz da öne sürülmemiştir.

Başkan ve başkanvekillerinin, üyesi bulundukları partilerin ve parti gruplarının faaliyetlerine katılma yasağı, Meclislerin genel kurul toplantılarında taraf tutmalarını ve görüşmelerini etkilemelerini önleme amacıyle konulmuştur. Başkanvekilinin ise böyle bir davranış içinde bulunduğundan da söz edilmemektedir.

Başkanvekilinin, Genel İdare Kurulu Toplantısına katılmamasına ve grupta hiç bir faaliyette bulunmamasına rağmen yine de Millet Meclisi genel kurul toplantısına ait birleşimi yönetemiyeceği bir an için düşünülmüş olsa bile mücerret bu nedenin tarafsızlığını bozduğu ve görüşmeleri etkilediği anlaşılmadıkça Kanunun iptalini gerektirir nitelik de taşımamaktadır.

Yukarıda yazılı nedenlerle çoğunluğun bu konuyla ilgili görüşüne katılmıyorum.

Üye

Ziya Önel

KARŞIOY

YAZISI

A)

Yukarıda gün ve sayısı yazılı kararın, Millet Meclisi Plân Komisyonundaki işlemlere ilişkin (2) sayılı bendinin (b) fıkrasında, istemin reddi hakkında verilen çoğunluk kararının gerekçesi; İçtüzük kurallarına uyulmadığı saptanan işlemdeki aykırılığın, iptali gerektirecek önem ve ağırlıkta bulunmaması esasına dayalı bulunmaktadır.

Oysa, yapıldığı saptanan aykırılık, kararda ayrıntılariyle belirtildiği üzere, 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin reddi kararlaştırıldıktan sonra verilen önergenin kabul edilerek önergeye bağlı metin üzerinde görüşme açıldığı halde bir sonuca bağlanmadan, bu metnin görüşülüp karara bağlanmış gibi Komisyon Başkanlığınca Millet Meclisi Genel Kuruluna sunulmuş olmasından oluşmaktadır.

Komisyonda görüşülüp karara bağlanmayan bu metin, Yasama Meclislerinde görüşmeye esas alınmış, daha sonra da kanunlaşmış olduğuna göre, bu aykırılığın, Yasama Meclisleri iradelerinin yanlış biçimde oluşmasında önemli bir etken olduğunu, başka bir deyimle onların iradelerini zedelediğini ve giderek iptali oluşturacak nitelik ve ağırlık kazandığını kabul etmek gerekir.

Bu nedenle, anılan (b) fıkrasında istemin reddi hakkında verilen çoğunluk kararına karşıyım.

E)

Kararın, (2) sayılı bendinin (c) fıkrasında belirtilen iptal gerekçelerine katılmakla birlikte, iptal gerekçeleri arasına, yukarıdaki (A) bendinde yazılı gerekçenin de eklenmesi gerektiği kanısındayım.

C)

Kararın, Millet Meclisi Genel Kurulundaki işlemlere ilişkin (3) sayılı bölümünün (c) bendi (aa) fıkrasındaki istemin reddi hakkında verilen hükme; Genel Kurulda 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin reddi açısından yapılan işlemin İçtüzüğün 36. maddesi kurallarına aykırı bir biçimde oluşturulmuş bulunması ve bu aykırılığın giderek iptali gerektirecek nitelik ve ağırlık kazanması nedeniyle katılmıyorum.

Üye

Abdullah Üner

KARŞIOY

YAZISI

I. Millet Meclisi Plân Komisyonunda 11 sayılı Kanun Hükmünde Kararname reddedildiği halde 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek geçici 10. maddesinin (g) bendinin de reddine karar verilmiş gibi bir metnin düzenlenip Meclis Genel Kuruluna sunulmuş olmasının İçtüzük Hükümlerine aykırılığı açıktır. Ancak Komisyon evresinde oluşan ve Anayasa'nın 92 -95. maddeleri dışında kalan bu tutum, komisyonlardan gelen tüm metinler üzerinde dilediği gibi tasarruf etmek yetkisine sahip bulunan Millet Meclisi Genel Kurulunun iradesini zedeleyecek ve bu nedenle Kanunun iptalini gerektirecek bir nitelik taşımamaktadır,

II. Anayasa'nın 84. maddesi, Yasama Meclisleri, Başkan ve Başkanvekillerinin, üyesi bulundukları siyasî partilerin veya siyasî parti gruplarının Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamayacakları kuralını getirmiştir.

Anayasa'nın bu hükmü, Yasama Meclislerini yönetenlerin, yönetimde yan tutmamalarını sağlamak ve bu nedenle de onların parti faaliyetlerine katılmalarını önlemek ereğini gütmektedir. Maddede Başkanvekilliğine seçilen bir milletvekilinin bağlı bulunduğu partinin faaliyetlerini yürüten kuruluşlardan kesin olarak çekilmesini gerektiren buyurucu bir hüküm yoktur. 84. maddenin çoğunluğun görüşü doğrultusunda anlamlandırılması, Başkanvekilliğine seçilen, milletvekilinin, bağlı bulunduğu partinin meclis grubu üyeliğinden de çekilmesi ve böylece Başkan veya Başkanvekilinin artık bir partili olamaması sonucunu doğurur ki bu hali, 84. maddenin amacı ile bağdaştırmak olanaksız kalır.

III. Millet Meclisi Plân Komisyonunun, içtüzük hükümlerine aykırı tutumuna ilişkin olarak (I) sayılı bentte belirttiğim görüş, Millet Meclisindeki görüşmeler dolayısiyle de geçerlidir. Komisyon raporu ve kararının içtüzük hükümlerine aykırı biçimde oluşturulmuş olması, Millet Meclisinin iradesini etkileyemez.

Kararın bu yönlere ilişkin bölümlerine karşıyım.

Üye

Şekip Çopuroğlu

KARŞIOY

YAZISI

l -

Millet Meclisi Genel Kurulunda gündem dışı işlerle diğer işler görüşüldükten

sonra 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin Genel Kurulda görüşülmesine

ilişkin öneriler Başkan tarafından Genel Kurulun bilgisine sunularak, bunlar

üzerinde görüşme açılmıştır. Daha sonra konunun 48 saatlik süre geçmeden

görüşülmesi hakkında verilen önergede kabul edilerek yetki kanun tasarılarının

görüşülmesine geçilmişse de Hükümetin hazır bulunmadığından bu tasarıların

görüşülmesi ertelenmiş ve 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameye ilişkin

raporun görüşülmesine geçilmiştir. Az evvel hazır bulunmayan hükümetin hazır

bulunduğunun anlaşılması üzerine Başkan, mesainin uzatılması hakkında verilen

bir önerge olduğunu belirterek "görüşülmekte bulunan 113 sıra sayılı ve l1

sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ve Plân Komisyonu Raporunun müzakere ve

intacına kadar çalışmanın devamına karar verilmesini" isteyen önerge ile

yoklama yapılması hakkındaki başka bir önergeyi okutmuş ve arkasından da saatin

19'a geldiğini ve mesai saatinin dolduğunu bildirmiş, uzatma teklifi aleyhinde

iki üyeye söz vermiş ve yoklama yapılıncaya kadar mesainin uzatılmasını oya

koymuştur. Yoklama sonunda çoğunluğun bulunduğunu bildirmiş, bundan sonra da

tasarının görüşülmesinin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasını oya

sunmuş, kabul edilmesi üzerine müzakereyi sürdürmüştür.

Görülüyor ki, uzatma teklifi oylanmadan ve hatta yoklama yapılmadan evvel mesai saati dolmuştur. Bu durumda Başkanın oturumu kapatması gerekirken, verilmesinden itibaren henüz 48 saat geçmeden gündeme alman kanun teklifinin görüşülmesine başlanması Millet Meclisi İçtüzüğünün 56. maddesinin metnine ve amacına aykırıdır. Millet Meclisi İçtüzüğünün 56. maddesinin ikinci fıkrası aynen şöyledir. "Zorunlu hallerde, o birleşim için geçerli olmak kaydıyla ve sona ermek üzere olan işlerin tamamlanması amacıyla oturumun uzatılmasına genel kurulca karar verilebilir." Buna göre oturumun uzatılabilmesi için iki koşulun gerçekleşmiş olması lâzımdır.

a) Zorunlu hal olması,

b) Sona ermek üzere olan işlerin tamamlanmasının söz konusu bulunması.

Olayda zorunlu hali açıklayan bir neden ileri sürülmemiştir.

Diğer taraftan 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname görüşülmesine başlanmış bir iş değildir. Hatta 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname o günkü gündemde bulunmadığı halde genel kurul karariyle gündeme alınmıştır.

Milletvekillerinin

gündemde olan işleri kovalaması şüphesiz görevleridir. Ancak gündemde olmayan

ve oturum içerisinde gündeme alınarak görüşülmesine başlanmış olan bir teklifin

görüşülmesine şu veya bu sebeplerle katılmamaları olağandır. Buna rağmen

gündemde bulunmayan teklifin mesai saatinin sona ermesinden sonra görüşülmesi

milletvekillerinin görüşmeye katılmalarını, oylarını kullanmalarını

önleyebileceğinden terviç edilemez. Millet Meclisi içtüzüğünün 56. maddesinin

ikinci fıkrası, fıkrada öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde uygulanabilecek

istisnai bir hükümdür. Buna rağmen 11 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin

mesai saatinin sona ermesinden sonra görüşülmesi ve karara bağlanması kimi

milletvekillerinin iradelerin tecellisine engel olacağından kanunun iptalini

gerektirir.

2 -

Oturumu yöneten Başkanvekilinin, mensup olduğu partinin genel idare kurulu

üyesi olmasının Anayasa'nın 84. maddesine aykırı olduğu hakkındaki çoğunluk

görüşü kanaatimizce isabetli değildir. Gerçekten Anayasa'nın 84. maddesi Başkan

ve Başkan vekillerinin üyesi bulundukları partilerin veya siyasî parti

gruplarının Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğündeki veya dışındaki

faaliyetlere katılamıyacağını hüküm altına almıştır. Ancak bu yasak Başkan ve

Başkanvekillerinin partileri ile olan münasebetleri ve ilişkileridir. Daha açık

bir ifadeyle parti faaliyetlerine katılmayı men eylemekte olup siyasî parti

genel idare kuruluna mensup bir kimsenin başkanlık yapmasına engel değildir.

Fiilen bu faaliyetlerde bulunduğuda saptanmamış olmasına göre bu husus

Anayasaya aykırılığı oluşturamaz.

SONUÇ

Yukarıda l nci bentte açıklanan sebeple 1896 sayılı Kanunun iptali gerektiği, 2 nci bentte açıklanan sebeple de iptali gerekmediği oyundayım.

Üye

Lûtfi Ömerbaş

KARŞIOY

YAZISI

1- Geçmiş olaylardan esinlenerek, sonuçlara aksaksız ulaşmayı sağlayabilmek için konulduğunun kabulü zorunlu yasalaştırma yöntemleriyle ilgili içtüzük hükümlerinin, nedenleri belirtilmeden savsanması haline bir dayanak Anayasa Mahkemesince aranamaz.

2 - İçtüzük hükümlerine uyulmamasından ileri gelen aksaklık, giderilmesine fırsat verilmek gereken niteliktedir. Bu nedenle de iptal hükmünün yürürlüğünü, Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca, bir ilerdeki güne bırakmak gerekli idî.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Kararın belirtilmiş bölümlerine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum.

Üye Ahmet Salih Çebi Üye Nihat O. Akçakayalıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1975/145, K. 1975/198, 14 Ekim 1975 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II -
  4. Yasa Metinleri
  5. A -
  6. B -
  7. C -
  8. D -
  9. O
  10. E -
  11. F -
  12. G -
  13. Müh
  14. H -
  15. "Iv
  16. "V
  17. "Vı
  18. "Vıı
  19. "Vııı
  20. III
  21. - İlk İnceleme
  22. IV -
  23. Esasın İncelenmesi
  24. A)
  25. O
  26. O
  27. O
  28. O
  29. B)
  30. C)
  31. Sonuç
  32. Karşıoy
  33. Yazısı
  34. I -
  35. II -
  36. III
  37. O. Akçakayalıoğlu
  38. H. Boyacıoğlu
  39. Karşıoy
  40. Yazısı
  41. Karşıoy
  42. Yazısı
  43. B)
  44. Karşıoy
  45. Yazısı
  46. A)
  47. B)
  48. C)
  49. D)
  50. E)
  51. A)
  52. B)
  53. A)
  54. B)
  55. C)
  56. A)
  57. B)
  58. C)
  59. Karşıoy
  60. Yazısı
  61. Karşıoy
  62. Yazısı
  63. Karşıoy
  64. Yazısı
  65. A)
  66. E)
  67. C)
  68. Karşıoy
  69. Yazısı
  70. Karşıoy
  71. Yazısı
  72. Sonuç
  73. Karşıoy
  74. Yazısı
  75. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1975/145
Karar No
1975/198
Tarih
14 Ekim 1975

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1975/185 K.1975/200
  • AYM Norm Denetimi E.1975/152 K.1975/202
  • AYM Norm Denetimi E.1975/184 K.1975/199
  • AYM Norm Denetimi E.1975/147 K.1975/201
  • AYM Norm Denetimi E.1975/186 K.1975/204
  • AYM Norm Denetimi E.1975/188 K.1975/205

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.