İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1976/42 K.1977/46

Resmi Gazete tarih/sayı:1.7.1977/15983

Esas1976/42Karar1977/46Tarih19 Nisan 1977Okuma26 dk · 5.118 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
19 Nisan 1977
Esas Sayısı
1976/42
Karar Sayısı
1977/46
Karar Günü
19/4/1977
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.118 kelime·26 dk okuma·28 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:1.7.1977/15983

İtiraz yoluna başvuran : İstanbul 10. İş Mahkemesi.

İtirazın konusu: "1475 sayılı İş Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve 26. Maddesinin İkinci Fıkrasının Yürürlükten Kaldırılması, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 25. Maddesinin Yedinci Fıkrasının Değiştirilmesi ve Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında" 4/7/1975 günlü 1927 sayılı Kanunun 8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun 1. maddesi 1/2/1977 tarihinden geçerli olmak üzere..." biçimindeki hükmün iptali istenmiştir.

I.

OLAY

Davacı,

davalı tasfiye halindeki ticaret ortaklığında daha önce iş sözleşmesi ile

çalışmakta iken 29/4/1974 gününde işine son verilmiştir. O gün yürürlükte

bulunan hükümlere göre her hizmet yılı için onbeş günlük ücret üzerinden hesaplanan

kıdem tazminatı kendisine ödenmiştir. Ancak sonradan çıkan 4/7/1975 günlü 1927

sayılı Kanun, kıdem tazminatının onbeş günlük değil, bir aylık ücret üzerinden

hesaplanmasını öngörmüş ve bu hükmün 1/2/1974 den başlayarak uygulanacağını

kabul etmiştir. Bu durumda davacının işten ayrıldığı günden geçerli olmak üzere

uygulanması zorunlu hale gelen 1927 sayılı Yasa hükmü uyarınca, daha önce

davacıya ödenen kıdem tazminatının iki katı ödenmesi gerekmektedir. Davacı

ödenmeyen kıdem tazminatı farkı 49.266 liranın davalıdan alınmasını istemiştir.

Davalı, kıdem tazminatı hesabının nasıl yapılacağını gösteren değişik hükmün

yürürlüğünü daha önceki tarihlere götüren ve 1927 sayılı Yasanın 8. maddesinde

yer alan kuralın Anayasa'ya aykırılığını öne sürmüş, bu savın ciddî olduğu

kanısına varan mahkeme, sözü geçen hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine

başvurmuştur.

III.

METİNLER

1- 4/7/1975 günlü, 1927 sayılı "1475 sayılı iş Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve 26 ncı Maddesinin ikinci Fıkrasının Yürürlükten Kaldırılması, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 25 inci Maddesinin Yedinci Fıkrasının Değiştirilmesi ve Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun" un 8. maddesi şöyledir :

Madde 8- Bu kanun (un 1. maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer maddeleri) yayımı tarihinden yürürlüğe girer.

(İtiraz konusu hüküm, bu maddenin "Bu Kanunun l inci maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere..." biçimindeki bölümüdür.)

2- 1927 sayılı Kanunun 1. maddesi 25/8/1971 günlü 1475 sayılı iş Kanununun 14. maddesinin değiştirmiştir. Maddenin değişik şekli şöyledir:

Madde 14- Bu kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

l .- İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,

2.- İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,

3.- Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısiyle,

4.- Bağlı bulundukları, Kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malûllük aylığı yahut toptan ödeme almak amaciyle;

Feshedilmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır."

(Maddenin bundan sonraki bölümü itirazın konusu ile ilgili bulunmadığından aynen alınmasına gerek görülmemiştir.)

3- İtiraz yoluna başvuran Mahkemece Anayasa'nın aşağıda belirtilen maddeleri hükümlerine dayanılmaktadır .

Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 40- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Kanun, bu hürriyetleri, ancak kamu yararı amacıyla sınırlayabilir.

Devlet, özel teşebbüslerin millî iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.

Madde 85- Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler.

İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclislerin bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir. Siyasî parti grupları, en az on üyeden meydana gelir.

Meclisler kendi kolluk işlerini Başkanları eliyle düzenler ve yürütürler.

Madde 129- İktisadî, sosyal ve kültürel kalkınma plana bağlanır. Kalkınma bu plâna göre gerçekleştirilir.

Devlet Plânlama Teşkilâtının kuruluş ve görevleri, plânın hazırlanmasında, yürürlüğe konmasında, uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek esaslar ve plânın bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak tedbirler özel kanunla düzenlenir.

4- İtiraza dayanak yapılan 16/10/1962 günlü, 77 sayılı "Uzun Vadeli Plânın Yürürlüğe Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanun" un 3. maddesinin 3 sayılı bendinin birinci fıkrası hükmü şöyledir:

"Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Plân Komisyonları, diğer komisyonların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plâna aykırı buldukları hususları belirtir ve metni uzun vadeli plana uygun şekle sokarlar. Bu takdirde, Genel Kuruldaki görüşmelerde esas, plân komisyonunun raporudur. Ancak, Anayasa'nın 92 nci maddesi gereğince Karma Komisyon Kurulması gereken hallerde, Genel Kurul görüşmelerine esas, Karma Komisyonun Raporudur."

5- İtiraza dayanak yapılan Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün 19. maddesi şöyledir:

Plân Komisyonu:

Madde 19- Başkanlık uzun vadeli plânla ilgili gördüğü tasarı ve teklifleri en son olarak Plân Komisyonuna havale eder. Kanun tasarı ve teklifleri Hükümetin veya Genel Kurulun lüzum göstermesi halinde de, en son olarak bu komisyona havale olunur.

Plân komisyonu, bundan başka, Kamu harcama veya gelirlerinde artış veya azalış gerektiren kanun tasarı ve tekliflerini veyahut sadece belli maddeleri bu niteliği taşıyan tasarı ve tekliflerin söz konusu maddelerini inceler.

Vergi ve resimlerle ilgili kanun tasarı ve teklifleri, Vakıflarla ilgili kanun tasarı ve teklifleri ve malî işlerle ilgili kanun tasarı ve teklifleri de bu komisyonda incelenir.

Bu komisyon ayrıca, kesin hesap kanun tasarılarını inceler ve Sayıştay tarafından yürürlükteki kanunlar gereğince verilen raporlan görüşür ve bu raporlardaki mütalâalar hakkında bir rapor düzenleyerek Genel Kurula sunar. Bu raporlar Genel Kurulda sadece genel görüşme konusu olur.

Plân komisyonu, diğer kanunların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plâna aykırı bulduğu hususları belirtir ve metni uzun vadeli plâna uygun şekle sokar. Bu takdirde. Genel Kuruldaki görüşmelerde esas, Plân Komisyonunun raporudur.

IV.

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesinin 15/10/1976 gününde Kani Vrana, Şevket Müftügil, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmaları ile içtüzüğün 15. maddesi uyarınca yaptığı toplantıda : "Dosyanın eksiği olmadığından işin esasının incelenmesine" oybirliğiyle karar verilmiştir.

V.

ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, İstanbul 10. iş Mahkemesinin Anayasa Mahkemesine başvurulmasını içeren gerekçeli kararı, iptali istenen yasa kuralı itirazda dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri, konu ile ilgili öteki yasama belgeleri ve metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, iptalini istediği kuralın esas bakımından Anayasa ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtmekle birlikte, bu kuralın yer aldığı A/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanun tasarısının Cumhuriyet Senatosu görüşmelerinde de içtüzüğe, uzun vadeli plânın yürürlüğe konması ve bütünlüğünün korunması hakkındaki 77 sayılı Kanuna ve dolayısiyle Anayasa'ya aykırılıklar yapıldığını öne sürmektedir. Anayasa Mahkemesi iptal istemi ile bağlı ise de, ileri sürülen iptal nedenleri ile bağlı değildir. Bu kural 22/4/1962 günlü 44 sayılı Yasanın 28. maddesinde belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi davada aykırılık nedenlerini kendiliğinden araştırmak zorundadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasa Mahkemesinin şimdiye kadar uyguladığı denetim yöntemi izlenerek, itiraz konusu işin önce biçim yönünden esası incelenecektir.

A)

1927 sayılı Kanun Tasarısının Millet Meclisindeki yasama işlemlerinde iptali gerektirecek bir yöntem yanlışlığı bulunmadığından inceleme, Cumhuriyet Senatosundaki görüşmeler üzerinde sürdürülecektir.

l- Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 69. maddesi hükmüne göre kanun tasan ve teklifleri iki görüşmeye bağlıdır. Bir kez görüşmek için Tasarı hakkında ivedilik kararı alınması gereklidir. Bir Kanun Tasarısı için ancak Hükümet veya ilgili Komisyon ivedilik önerisi verebilir Bundan başka içtüzüğün 46. ve 47. maddeleri uyarınca, önerinin yazılı olarak verilmesi ve Cumhuriyet Senatosunun kabul edeceği esaslı bir nedene dayanması gereklidir, itiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun Tasarısı, bu koşullardan hiç biri gerçekleşmeden ivedilikle görüşülmüştür. Çünkü, Tasarı hakkında herhangi bir ivedilik önerisi verilmiş değildir.

3/7/1975

günlü, 72. Birleşimde, gündemin (iki defa görüşülecek işler; B - Birinci

Görüşmesi yapılacak işler) bölümünün 3. sırasında yer alan 509 sıra sayılı

Deniz İş Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun tasarısının öncelikle

görüşülmesi için, Bütçe ve Plân Komisyonu Başkanı bir önerge vermiştir. Bu

arada sosyal işler komisyonu Başkanı da aynı tasarı için önceliği ve ivediliği

kapsayan bir önerge vermiştir. Başkan, Sosyal işler Komisyonu Başkanının

önerisini oya sunmuş bu öneri Genel Kurulca kabul edilmiştir. Bu sırada bir

Cumhuriyet Senatosu üyesi 1475 sayılı İş Kanununda değişiklik yapılması

hakkındaki 508 sıra sayılı Tasarının daha Önce görüşülmesi gerektiğini öne

sürmüş, bu arada 5 Senatörün ayağa kalkarak yoklama istemelerine karşın, Başkan

yoklama yapmayarak kimi üyelere söz vermiş, bunlar da 508 sıra sayılı 1475

sayılı iş Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin Tasarının öncelik ve

ivedilikle görüşülmesini savunmuşlardır. 508 sıra sayılı Tasarı hakkında

yukarıda açıklanan koşullara uygun herhangi bir öneri olmadığı halde bu tasarı

ele alınmış, sanki Sosyal İşler Komisyonu Başkanının böyle bir önerisi varmış,

veya 509 sıra sayılı Deniz İş Kanunu Hakkındaki Tasarıya ilişkin öncelik ve

ivedilik önerisinin 508 sıra sayılı iş içinde geçerliliği söz konusu imiş gibi

Başkan tarafından kendiliğinden oylama yapılmış, Tasarının öncelik ve

ivedilikle görüşülmesi ve görüşmelerde sosyal işler komisyonu raporunun esas

alınması kabul edilmiştir. Yöntemine uygun işlem yapılmadığını bildiren bir

Cumhuriyet Senatosu üyesine de Başkan; "Usulüne göre yapıyoruz..."

diyerek oylama sonucunu açıklamıştır. Böylece 1475 sayılı İş Kanununda değişiklik

yapılmasına ilişkin 508 sıra sayılı Tasarının öncelikle ve ivedilikle

görüşülmesine geçilmiştir (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 23,

Birleşim 72, Sayfa : 90).

İvedilik,

Kanun tasarılarının görüşülmesinde çok önemli bir öğedir. Çünkü, ivedilik

kararı verilmesi halinde Tasarı, Cumhuriyet Senatosunda iki kez yerine bir kez

görüşülür. Bu kuraldan ayrılma nedenleri İçtüzükte belirtilmiş ve böylece

Tasarının bir kez görüşülebilmesi kimi koşullara bağlanmıştır. Bu koşullar

gerçekleşmeden bir kez görüşme ile yetinilmesi Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün

46., 47., 48., 69. ve 75. maddelerine aykırı olduğu gibi, Meclislerin

çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre yürüteceklerini

öngören Anayasa'nın 85. maddesi hükmüne de aykırı düşer, itiraz konusu kural

böylece Anayasaya aykırı bir biçimde yasalaştığından gösterilen nedenlerle

iptal edilmelidir.

2-

a) 3/7/1975 günlü, 72. Birleşimde beş Cumhuriyet Senatosu Üyesi ayağa kalkarak

çoğunluğun olmadığını öne sürmüşler ve yoklama yapılmasını istemişlerdir. Ancak

Başkan söz isteyen kimi üyelere söz vererek görüşmeleri sürdürmüş, yoklama

isteyen üyenin itirazı üzerine de : "Efendim, bu muamelelere devam etmek

gerçekten mümkün değildir. Ancak, ben o isteminizi geri aldığınız mülâhazası

ile ........." biçiminde karşılık vermiş, sanki yoklama istenmemiş gibi

görüşmeleri sürdürerek sosyal işler komisyonu raporunun görüşmelere esas

alınmasını oylamış, başka tasarılar hakkındaki oylama sonuçlarını açıklamıştır.

Yoklama isteğine ilişkin tartışma sırasında Başkan : "Belki

vazgeçmişsinizdir mülâhazası ile işleme devam ettim." diyerek İtirazı

karşılamak istemiş, sonunda yoklama yapılmış ve çoğunluğun bulunmadığı

anlaşıldığından oturumu kapatmıştır. Yoklama istemi karşısında Başkanın tutumu

ve izlediği yol ve yapılan yoklama sonucu, yoklamanın istendiği andan

başlayarak Birleşimde yeter sayının bulunmadığını kanıtlamaktadır.

İçtüzüğün

52. maddesinin son fıkrasında : "Oturum esnasında yeter sayı olup

olmadığında Başkanlık Divanı tereddüt eder veya üyelerden beşi sözle veya

yazılı olarak yeter sayı olmadığını ileri sürerse yoklama yapılır."

denilmektedir. Bu hüküm Anayasa'nın 86. maddesindeki kuralın uygulanmasını

sağlayan bir nitelik göstermektedir ve bu nedenle savsaklanması olanaksızdır.

Olayda toplantı yeter sayısının Genel Kurulda bulunup bulunmadığı konusunda

ciddi bir kuşku vardır. Bu gibi hallerde görüşmeler derhal kesilip Meclis

iradesinin oluşmasına yeter sayının varlığı saptanmalıdır. Yöntemince öne

sürülen yoklama isteğine karşın Başkanlığın görüşmeleri sürdürmesi içtüzüğe

aykırı olduğu kadar Anayasa'ya da ters düşmüştür.

b) Öte yandan Anayasa'nın 86. maddesinde : "Her meclis üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır. Ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir." hükmü yer almaktadır. Bu kuraldan çıkan anlam şudur; Üye tamsayısının salt çoğunluğu olmadan yapılan toplantıda meclis iradesinin belirlenmesine olanak yoktur. Böyle bir toplantıda görüşülen ve kabul edilen metinler de Meclis iradesinin ürünü olamaz.

Yukarıda (a) bendinde açıklanan durum karşısında, ivedilik kararının alındığı oturumda, Anayasa'nın 86. maddesinde yazılı toplantı yetersayısının bulunmadığı sonucuna varmak gerekir. Toplantı yetersayısı olmayan oturumda alman ivedilik kararına dayanılarak Tasarının iki kez yerine bir kez görüşme yoluyle yasalaştırılması içtüzüğe ve Anayasa'nın 86. maddesine aykırıdır. Böyle bir yöntemle sürdürülen görüşme sonunda ortaya çıkan metnin, Yasa Koyucunun serbest iradesini yansıtmadığı İçin iptali gerekir.

3-

Anayasa'nın 129. maddesinde: "İktisadî, sosyal ve kültürel kalkınma plâna

bağlanır. Kalkınma bu plâna göre gerçekleştirilir. Devlet Plânlama Teşkilâtının

kuruluş ve görevleri, plânın hazırlanmasında, yürürlüğe konmasında,

uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek esaslar ve plânın bütünlüğünü

bozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak tedbirler özel Kanunla

düzenlenir." denilmektedir. Maddede sözü geçen özel Kanun 10/6/1962 günlü

77 sayılı olup "Uzun Vadeli Plânın Yürürlüğe Konması ve Bütünlüğünün

Korunması Hakkında Kanun" adı altında yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun 3.

maddesinin üçüncü fıkrasında : "Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Plân

Komisyonları, diğer komisyonların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun

vadeli plâna aykırı buldukları hususları belirtir ve metni uzun vadeli plâna

uygun şekle sokarlar. Bu takdirde Genel Kuruldaki görüşmelerde esas, Plân

Komisyonunun raporudur." hükmü yer almaktadır. Cumhuriyet Senatosu

içtüzüğünün 19. maddesinde de Plân Komisyonunun çalışma alanı gösterilmiştir.

Kanun Tasarı ve Teklifleri uzun vadeli plânla ilgili oldukları takdirde veya

Hükümetin ya da Genel Kurulun gerekli bulması halinde en son olarak Plân

Komisyonunda incelenir. Plân Komisyonu, öteki komisyonların rapor ve

metinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plâna aykırı bulduğu hususları belirtir

ve metni uzun vadeli plâna uygun biçime sokar. Bu takdirde Genel Kuruldaki

görüşmelerde esas, Plân Komisyonunun raporudur.

Görülüyor ki 77 sayılı Kanunda ve İçtüzüğün 19. maddesinde açıklanan yöntemler ve önlemler, Anayasa'nın 129. maddesinde öngörülen Kalkınma Plânlarına ilişkin ilkenin gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. Uzun vadeli plânın bütünlüğünü koruyacak yöntem ve önlemlerin bu açıdan değerlendirilmesi gerekir. Plân Komisyonu Raporunun görüşmelerde esas alınması bu nedenle Anayasal bir zorunluğa dayanmaktadır.

Olayda Bütçe ve Plân Komisyonu Raporu yerine Sosyal İşler Komisyonunun Raporunun görüşmelere esas alınması yolundaki karar, toplantı yeter sayısı bulunmayan bir oturumda alınmış olması ve bu nedenle geçersiz bulunması bir yana, yukarıda açıklanan gerekçelerle, Anayasa'nın 129. maddesine de aykırıdır. Bu konuda yapılan usul yanlışlığı, itiraz konusu kuralın iptalini gerektirecek ölçüde ve ağırlıkta bulunmuştur.

1475

sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 508 sıra sayılı Tasarı önce

Sosyal İşler Komisyonunda görüşülmüş, bu komisyonca Başkanlığın havalesine

uyularak Bütçe ve Plân Komisyonuna gönderilmiştir. Bütçe ve Plân Komisyonu

Raporunda, itiraz konusu kural eleştirilmiş ve "Kanunun yürürlük tarihi için

öngörülen 1/2/1974 tarihinin, Kanunun uygulanması yönünden herhangi bir hukukî

ve geçerli neden sonucu olmadığı tesbit edilmiş ve yine Raporumuzun giriş

kısmında arz edilen ve ancak yüksek rakamlarla ifade edilen ödemelerin yurt

ekonomisi bakımından herhangi bir verimli sonuca sebep teşkil edemiyeceği

düşüncesi ile işbu kanunun yürürlük tarihinin, yayımı tarihi olarak tespitinde

yarar mütalâa edilerek madde bu yolda değiştirilmiştir." denilmek

suretiyle konunun uzun vadeli plânla ilişkisine ve yurt ekonomisindeki etkisine

değinilmiştir. Durum böyle olunca, Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulundaki

görüşmelerde Bütçe ve Plân Komisyonu raporunun esas alınması, 77 sayılı Kanunun

3/3. ve İçtüzüğün 19. maddeleri gereğinden olduğu halde, bu yöntemin

uygulanmamış olması, dolayısiyle Anayasa'nın 129. maddesine bir aykırılık

oluşturmaktadır. İtiraz konusu kural bu nedenle de iptal edilmelidir.

4- Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler bittikten ve maddelerin görüşülmesine geçilip birinci madde okunduktan sonra Başkan : "Sayın üyeler, daha önce Yüce Heyetinizin kabul etmiş olduğu önergede belirtildiği gibi, ancak üzerinde değiştirge Önergesi verilmiş bulunan maddelerin müzakeresi yapılacaktır." demiş ve itiraz konusu kuralı içeren 8. madde, üzerinde daha önce değişiklik önergesi verilmiş bulunmadığından yalnız okunarak oylanmış ve kabul edilmiştir. (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi Cilt 23, Birleşim 73, Sayfa:126, 147).

Oysa

1475 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 508 sıra sayılı tasan

hakkında Başkanın öne sürdüğü gibi bir önerge verilmiş değildir. Her ne kadar

72. Birleşim sırasında 509 sıra sayılı Deniz İş Kanununda değişiklik

yapılmasını öngören tasarının görüşülmesine başlanırken Bütçe ve Plân Komisyonu

Başkanı tarafından görüşmelerin, ancak üzerinde değişiklik önergesi verilen

maddelere inhisar ettirilmesi" yolunda bir önerge verilmiş ise de, bu

önerge oylanmadığı gibi, oylanıp kabul edilmeyen bu önergenin 508 sıra sayılı

1475 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin Tasarıyı da kapsadığı ileri

sürülemez. Aslında 72. Birleşimin bu konuların görüşüldüğü oturumunda toplantı

yeter sayısı bile saptanamamıştır. Hal böyle olunca, itiraz konusu kuralı

içeren 8. maddenin görüşmesiz kabulü İçtüzüğe ve dolayısiyle Anayasa'ya.

aykırıdır.

Başkan tarafından öne sürüldüğü gibi, "görüşmelerin, ancak üzerinde değişiklik önergesi verilen maddelere inhisar ettirilmesi" biçiminde bir önergenin varlığı ve kabul edilmiş olması bir varsayım olarak düşünülse bile, bu önerge doğrultusunda davranılmış olması, Anayasa'nın 92. maddesinin koyduğu görüşme ilkesi ile bağdaşmaz. Bu konu Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında yeterince açıklanmış olduğundan aynı gerekçelerin burada yinelenmesine gerek görülmemiştir. (Örneğin, 6/5/1975 günlü, 35/126 sayılı karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Cilt : 13, Sayfa : 483, 19/10/1976 günlü, 42/48 sayılı karar, Resmî Gazete : 10/5/1977, sayı : 15933).

Özetlenecek olursa, Tasarının 8. maddesinde yer alan kural İçtüzük hükümlerine, Anayasa'nın 85., 86., 92. ve 129. maddelerine aykırı biçimde yasalaşmıştır. Bu biçim aykırılıkları Yasa Koyucunun iradesinin serbestçe oluşmasını engellediğinden 4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanunun 8. maddesindeki itiraz konusu hükmün (......nun 1. maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer maddeleri...) bölümünün iptali gerekir.

Kararın (A) bölümünün l, 2 ve 4 sayılı bentlerinde açıklanan görüşlere Halit Zarbun ve Nihat O. Akçakayalıoğlu, 3 sayılı bendinde belirtilen görüşlere de Halit Zarbun, Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu katılmamışlardır.

B)

(A) bendinde açıklanan nedenlerle itiraz konusu hükmün biçim yönünden iptaline karar verilmiş bulunmasına göre, esas hakkında inceleme yapılmasına ve bu konuda bir karar verilmesine yer kalmamıştır. Anayasa Mahkemesinin 15/2/1977 günlü, E: 1976/50, K: 1977/13 sayılı kararında bu konuda ayrıntılı gerekçeler gösterilmiş olduğundan bunların burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.

Ziya Önel, Abdullah Üner ve Ahmet Erdoğdu bu görüşe katılmamışlardır.

C)

Anayasa'nın 152. maddesinin ikinci fıkrasıyle 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 50. maddesinin üçüncü fıkrasında; gereken hallerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün Anayasa Mahkemesince ayrıca belirtilebileceği ve aynı kanunun 50. maddesinin dördüncü fıkrasında da, iptal kararı verilmesiyle meydana gelecek boşluğun, Kamu düzenini tehdit edici nitelikte görülmesi halinde, üçüncü fıkra hükmünün uygulanması gerekeceği belirtilmiştir.

4/7/1975 günlü 1927 sayılı Kanunun 8. maddesinde yer alan itiraz konusu hükmün biçim yönünden iptaline karar verilmiştir. Bu kararın Kamu düzenini bozacak ağırlıkta bir boşluğu oluşturmadığı açıktır. Bu nedenle iptal kararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine gerek yoktur.

Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Hasan Gürsel ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

VI.

SONUÇ

A-

4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanuna ilişkin tasarının, Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesinde :

1- Verilmiş bir ivedilik önergesi yokken ivedilikle görüşme kararı alınması,

2- a) İçtüzük hükümlerine uygun olarak öne sürülen yoklama istemi üzerine yeter sayı bulunup bulunmadığını belirlemek için yoklama yaptırılmamış olması,

b) İvedilik konusundaki oylamanın hemen arkasından yapılan yoklamada çoğunluğun bulunmadığının saptanması karşısında, ivedilik kararının oylanması sırasında da çoğunluğun bulunmadığının anlaşılması,

3- Plân Komisyonu raporu yerine, görüşmelerde Sosyal İşler Komisyonu raporunun esas tutulmuş olması,

4- İtiraz konusu 8. madde üzerinde görüşme açılmamış bulunması, gibi Anayasa ve içtüzük kurallarına aykırı tutum ve davranışlar sonunda yasalaşması nedeniyle; 4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanunun 8. maddesi hükmünün "...nun 1. maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer maddeleri..." bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline (1), (2) ve (4) sayılı bentlerde Halit Zarbun ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun, (3) sayılı bentte Halit Zarbun, Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla;

B-

İtiraz konusu kural yukarıda (A) bölümünde açıklanan nedenlerle biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre, esas hakkında incelemenin sürdürülmesine yer kalmadığına Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Erdoğdu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla;

C-

Anayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasına göre iptal kararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine yer olmadığına Abdullah Üner., .Ahmet Koçak Hasan Gürsel ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla;

19/4/1977 gününde karar verildi.

Başkan

Kâni Vrana

Başkanvekili

Şevket Müftügil

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Abdullah Üner

Üye

Ahmet Koçak

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Fahrettin Uluç

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ahmet Erdoğdu

Üye

Hasan Gürsel

KARŞIOY

YAZISI

Mahkememizin Esas: 1976/42, Karar: 1977/46 sayılı kararında, sayın Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun yazdığı karşıoy yazısında belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Yasanın 8. maddesi hükmünün "......" nun birinci maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer maddeleri......." bölümünün biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre, esas hakkında incelemenin sürdürülmesine yer kalmadığına ilişkin kararda yerindelik olmadığı kanısındayız.

Biçim

yönünden verilen iptal kararlarından sonra davanın öz bakımından, başka deyimle

esas yönünden, incelenemiyeceği sonucuna dayanan, düşüncenin gerekçesi şudur.

Biçim yönünden iptal edilmiş bir hüküm, artık hukuk düzeninden çıkmış, yasal

etkisini yitirmiş bulunmaktadır. Böylece var olmayan, yürürlükten çıkmış olan

bir yargının artık Anayasa'ya uygunluğu denetiminden söz edilemez. Bu görüş,

ilk bakışta yerindeliği olan bir düşünce etkisi yapabilir. Ne var ki, itiraz ve

iptal davalarında bir yasal kuralın biçim yönünden aykırılığı yanında esas

bakımından da aykırılığının söz konusu olduğu ve bir sav olarak ileri sürüldüğü

durumlarda, aşağıda açıklanan konuların gözönünde tutulması ve kararın bu ilke ve

kavramlara dayalı bulunması zorunludur.

1- İptal nedenlerinin ayrı ayrı incelenmesi ve karara bağlanması:

Bir

yasa kuralının Anayasa'ya uygunluğu denetimi için birden çok neden ileri

sürülmüş olabilir. Tersine olarak aykırılık nedeni tek olarakta gösterilebilir.

Bu nedenler, Anayasa Mahkemesine iptal davası açmaya yetkili kılınanlarca birer

birer gösterilir. Yüksek Mahkemece yapılacak denetim, ileri sürülen istemle

bağlı olmanın zorunluğu dolayısiyle ister biçim ister öz bakımından olsun her

türlü nedenin incelenmesi ve karara bağlanmasını içerir. 22/4/1962 günlü ve 44

sayılı Yasanın 28. maddesi denetimde, istemle bağlılık ilkesini, 27. maddesinde

de "uygulanacak yasa kuralları" koşulunu temel kurallar olarak

saptamıştır. Dava ya da itiraz yolu ile gelen iptal istemlerinde ileri sürülen

nedenlerin denetim bakımından incelenmesi ve Anayasa'ya aykırılık savlarının

her biri için ayrı karar verilmesi temel kuraldır. Yüce Mahkeme istemle bağlı

olduğuna göre denetimi biçim ve öz bölümlerine ayırıp biçimden karar vermesi ve

öz yönünden denetimi yapmaması ve esasla ilgili bir karar vermemesi

düşünülemez.

2- Denetimin kapsamı:

Temsilciler

Meclisi Anayasa yarkurulu raporunda, Anayasa Mahkemesinin görevi üzerinde

önemle durulmuştur. Anayasa'mızın temel ilkelerinden birisi de, özgürlüklere,

haklara yönelen saldırıları, doğrudan ya da dolaylı olarak yapılan genel

kısıtlamaları tümüyle önlemektir. Yasama organının da Anayasa'nın koyduğu bu

ilkeyi, çıkardığı yasalarla çiğnemesi yasaklanmıştır. Bu durumda Anayasa

Mahkemesinin denetim görevi başlar. Özgürlüklerin ve hakların düzenleyicisi

olan yasama gücünün görevini yaparken özgürlüklerin, hakların özünü tehlikeye

düşürmemesi gerekir. Yasama gücü, özgürlüklerin ve hakların özüne dokunmama

sınırından öteye artık işlemez. Yasama organının bu sınırı aşıp aşmadığı

denetimi Anayasa Mahkemesince yapılır. Temsilciler Meclisi Anayasa yarkurulunca

hazırlanıp adı geçen Meclisçe de benimsenen bu görüş, öğretide ve Anayasa

Mahkemesinin 8/4/1963 gün ve Esas: 1963/16, Karar: 1963/85 sayılı kararında

açık olarak yer almış ve Türk Anayasa Hukukunda hiç bir duraksamaya yer

vermeyecek biçimde belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin denetim görevinin

kaynağı buradan başlar.

Yüksek Mahkemenin görevi, Anayasa'nın 147. maddesinde, yasaların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasa'da gösterilen biçim koşullarına uygunluğunu denetlemektir. Yasaların, T.B.M. Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluk denetimi, bir bütün olarak, biçim ve esas yönlerinden hepsinin bir arada yapılacağı kapsam ve kavramındadır. Bir yasa yargısı, biçim yönünden iptal edildiği gerekçesiyle esasla ilgili denetimden vazgeçilemez. Gerek Anayasa'mızın 1488 sayılı Yasa ile değişik 147., gerek 22/4/1962 gün ve 44 sayılı Yasanın 20. maddelerinde belirlenen denetim görevinin kapsamı budur.

3- Biçim denetimi sonucu verilen iptal kararının öz yönünden denetim yolunu kapamayacağı:

Biçim

yönünden yapılan denetim, iptal kararı ile sonuçlanmışsa, artık ayrıca esas

yönünden denetim yapılamıyacağı görüşü, iptal karan Resmî Gazete'de

yayımlandığı gün ilgili yasa yargısı yürürlükten kalktığına göre yürürlükte

olmayan bir yargının ayrıca öz yönünden denetilmiyeceği gerekçesine

dayandırılmak istenmektedir. Oysa, biçim yönünden denetim yapılırken, esas

yönünden de yapılacaktır. Anayasa Mahkemesinin kararlarını ve kesinlik ve

yürürlük ilkelerini belirleyen Anayasa'nın 152. maddesinde: (Anayasa Mahkemesi

kararları kesindir. Kararlar, gerekçesi yazılmadan açıklanamaz) denildikten

sonra bu maddenin 2. fıkrasında (...iptaline karar verilen kanun veya İçtüzük

veya bunların iptal edilen hükümleri, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de

yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar...) kuralı konmuştur. Bu Anayasa

yargısı da açıkça saptamaktadır ki. Resmî Gazete'de yayımlanmayan ve görüşme

sonucu oylanarak biçimsel yönden verilmiş iptal kararı, Resmî Gazete'de

gerekçesi yazılmışta öylece açıklanmış bir karar niteliğinde ve kesin değildir.

Daha hukuk düzeninde etkisini yapacak bir evreye ulaşmamıştır. Biçimsel yönden

verilmiş karara karşın, koşulları yerine gelmediği için, iptali istenen ve

isteme uygun olarak verilen karar konusu yasa kuralı daha yürürlüktedir. Öyle

olunca biçim yönünden iptal edilmesi nedeniy1e ortada bir yasa kuralının esas,

öz yönünden denetime bağlı tutulamıyacağı görüşünün yanlışlığı işte buradadır.

Biçim yönünden o oturumda verilen iptal kararına karşın, denetilen yasa yargısı

daha yürürlüktedir ve öz yönünden denetim sürdürülmelidir.

Bu nedenlerle itiraz konusu kural (biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre, esas hakkında incelemenin sürdürülmesine yer kalmadığına) yolunda verilen karara karşıyız.

Üye

Halit Zarbun

KARŞIOY

GEREKÇESİ

İş Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesine dair 1927 sayılı Kanunun 8. maddesinin; işçilerin kıdem tazminatları ile ilgili "bu Kanunun 1. maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere... yürürlüğe girer" hükmünün iptali hakkındaki kararın bazı bölümlerine katılmadığımın nedenleri aşağıdadır:

l- İş Kanununun bazı maddelerini değiştiren 4/7/1975 günlü, ve 1927 sayılı Kanunla işçilerin kıdem tazminatları 15 günlük ücretten 30 günlük ücrete çıkartılmış ve bu hüküm 1/2/1974 tarihinden geçerli sayılmıştır.

İstanbul 10. İş Mahkemesince, bu hükmün gerek biçim ve gerek esas yönlerinden Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesince de bu hükmün tasarının Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesi sırasında içtüzüğün bazı şekil kurallarına aykırı hareket edilmesinden dolayı iptaline, esas yönünden incelemenin sürdürülmesine yer olmadığına ve iptal kararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Anayasa

Mahkemesi; Anayasada verilen diğer görevler dışında kanunların ve Türkiye Büyük

Millet Meclisi ve meclislerin içtüzüklerinin Anayasaya uygunluğunu denetlemekle

görevli kılınmıştır. (Anayasa Madde 147) Anayasada meclislerin içtüzükleri

hakkında sadece 85. maddenin birinci fıkrasında "Türkiye Büyük Millet

Meclisi ve meclisler çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzük hükümlerine göre

yürütürler." hükmü konulmuş bunun dışında Anayasada içtüzüklerle ilgili

başka bir hüküm mevcut bulunmamıştır. Anayasa Mahkemesince, anılan 85. maddenin

birinci fıkrasına dayanılarak, kanun teklif ve tasarılarının meclislerde

görüşülmesi sırasında içtüzük hükümlerine uyulup uyulmadığının da inceleneceği

ve içtüzüklerin şekil kurallarına riayetsizliğin kanunun geçerliliğim

etkiliyecek ve meclislerin iradelerini zedeleyecek derecede önemli ve ağır

boyutlara ulaştığı taktirde bunun iptal nedeni olacağı kararlaştırılmıştır. O

halde kanunların Anayasa'ya uygunluğunun incelenmesi sırasında Anayasa'nın

özüne ve Anayasa'da yazılı temel kurallara öncelik verilmesi, bu arada

içtüzüklerin şekil kurallarına riayetsizlik kanunun geçerliliğini etkileyecek

ve meclislerin iradelerini zedeleyecek kadar ağır olduğu taktirde bunların da

dikkate alınması gerekmektedir.

İçtüzüklerdeki

bir şekil kuralına riayetsizliğin kanunun iptalini gerektirdiği sonucuna

varılmış olması halinde incelemenin bu noktada kesilerek kanunun Anayasa'nın

özüne ve sözüne uygun olup olmadığının denetim dışında bırakılmasının her

şeyden önce Anayasa'nın 147. maddesinin sözüne ve amacına uygun düşmediği

kanısındayız. Kaldıki bir kanun hükmünün, İçtüzüğün bir şekil kuralına

uyulmadığı nedeniyle iptaline karar verilmekle yetinilmeyip esas Anayasa'ya

uygunluk denetiminden de geçirilmesinin sayısız yararları olduğu bir gerçektir.

Bilindiği gibi Anayasa'da Devletin ve ülkenin varlığını ilgilendiren ve gelişip

ilerlemesini sağlayacak nitelikte çok önemli sosyal, siyasal ve ekonomik temel

kurallara yer verilmiştir. Kanunların bu bakımlardan incelenmesine öncelik

verilmesi, bu temel ilkelerin hür demokratik rejim içinde gereği gibi

benimsenip gelişmesini ve bu kuralların amaçlarına uygun biçimde uygulanmasına

özen gösterilmesini sağlayacak ve ayrıca Türk Anayasa Hukukunun gelişmesine de

yardımcı olacaktır.

İnceleme sırasında İçtüzüğün bir şekil kuralına riayet edilmediğinin anlaşılmış olması, o kanunun Anayasa'nın öteki esas kuralları açısından incelenmesini önleyemeyeceği kuşkusuzdur.

Bu nedenler dikkate alınarak, itiraz konusu hükmün Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün bazı şekil kurallarına riayet edilmemesi dolayısiyle iptaline karar verilmesi ile yetinilmeyip Anayasa'nın özüne ve sözüne uygun olup olmadığı yönünden de incelemeye tabi tutulması ve yerel mahkemece ağırlık verilen esas Anayasa'ya aykırılık itirazının yanıtsız bırakılmaması gerekirdi.

2-

İşçilerin kıdem tazminatlarına ilişkin itiraz konusu hüküm yalnız biçim

yönünden iptal edilmiş, Anayasa'nın özüne ve sözüne uygun olup olmadığı konusu

ele alınmamış ve esasla ilgili bir karar verilmemiştir. Kanun tasarısının

Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesi sırasında riayet edilmeyen şekil kuralının

ise düzeltilmesi daima olanak içindedir. Bu da yasama organının

yetkilerindendir. Yasama organının bu yetkisini kullanabilmesi de iptal

kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren yürürlüğe girmesi için bir

süre verilmesine bağlıdır. Böyle bir süre verilmemesi, işçilerin kıdem

tazminatları ile ilgili haklarının bir şekil meselesi yüzünden ödenmemesi

sonucunu doğurmaktadır. Süre verilmesi için iptal kararı dolayısiyle kanunda

bir boşluk meydana gelmesine de gerek yoktur. Anayasa'nın 152. maddesinde,

gereken hallerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin

kararlaştırılabileceği belirtilmiştir. Yukarıda yazılı nedenler ise böyle bir

sürenin verilmesini gerekli kılmaktadır.

3- Yukarıda yazılı nedenlerden dolayı iptal kararının bu bölümlerine katılmıyorum.

Üye

Ziya Önel

Üye

Ahmet Erdoğdu

KARŞIOY

YAZISI

4/7/1975 tarihli, 1927 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinde yapılan değişiklik ile; işçilerin hizmet akitlerinin fesh edilmesi veya ölümleri sebebiyle son bulması hallerinde kendilerine işe başlama tarihinden itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence (eskiden olduğu gibi 15 günlük değil) 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenmesi sağlanmıştır.

1927 sayılı Kanunun 8. maddesi ile de, bu yeni kıdem tazminatına ilişkin birinci maddesi hükmünün 1/2/1974 tarihinden geçerli olacağı öngörülmüştür. Kanun koyucu böylece, 1/2/1974 tarihinde işçi olanlara da bu yeni tazminat hakkından yararlanabilmeleri olanağını sağlamak istemiş ve çeşitli iş kollarında çalışan bir kısım işçilerde kuşkusuz bu olanaktan yararlanmışlardır.

Öte yandan, 8. maddede yer alan "bu kanunun l inci maddesi 1/2/ 1974 tarihinden geçerli olmak üzere..." tarzındaki hüküm, tasarının Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesi sırasında içtüzüğün biçim kurallarına uyulmamış olması nedeniyle Anayasa Mahkemesince biçim yönünden iptal edilmiştir. İşçilere, 1/2/1974 tarihinden geçerli olarak bu hakkı tanıyan itiraz konusu kanun hükmünün, Anayasa'nın temel ilkeleri açısından bir aykırılık taşıyıp taşımadığı yönü ise ayrıca denetlemeye tabi tutulmamıştır. Başka bir deyimle itiraz konusu hükmün, Anayasa'nın sözüne ve özüne aykırılığı saptanmamıştır,

İşin yukarıda açıklanan niteliklerine göre, Anayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen yetkinin kullanılarak iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün de ayrıca kararlaştırılması gerekli görülmüştür.

Üye

Abdullah Üner

KARŞIOY

YAZISI

"1475 sayılı İş Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve 26. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılması, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 25. maddesinin yedinci fıkrasının değiştirilmesi ve bir geçici madde eklenmesi hakkında" 4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanunun 8. maddesinde yer alan "bu kanunun 1. maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere..." biçimindeki hükmün biçim yönünden iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 19/4/1977 günlü, Esas : 1976/42, Karar : 1977/46 sayılı kararının "iptal kararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine yer olmadığına" dair olan (C) bölümüne aşağıdaki nedenle katılmadım. Şöyleki:

Gerçekten itiraz konusu hükümle ilgili kanun tasarısının Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında yapılmış bulunan İçtüzük ve dolayısiyle Anayasa ihlalleri hükmün biçim yönünden iptalini gerektirmiş olmakla beraber, iptal edilen bu hükme dayanılarak daha önce birçoklarına yapılmış olan kıdem tazminatı ödemeleri karşısında, iptalle doğacak durum büyük haksızlık ve adaletsizliklere yol açacaktır. Bunun önlenmesi iptal hükmünün bir süre daha yürürlüğünü sağlamak için süre tanınması ve bu suretle doğacak adaletsizlikleri düzeltme imkânının kanun koyucuya sağlanması idi, bu yapılmamıştır.

Üye

Ahmet Koçak

KARŞIOY

YAZISI

Davacı 1927 sayılı Kanunla 25/8/1971 günlü, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesi değiştirilerek, kıdem tazminatının 15 günden 30 güne çıkarılmış olduğunu ileri sürmüş, kendisine ödenmemiş olan 15 günlük kıdem tazminatı farkının ödenmesini dava etmiştir. Kıdem tazminatı ile Devletin ilgisi işveren olmasından gelmektedir. Bu itibarla kıdem tazminatının artırılmasına ilişkin yasa değişikliğinin Devletin faaliyetini düzenlemeyi öngören, uzun vadeli plânın şümulünde mütalâası ve bu nedenle de Cumhuriyet Senatosundaki görüşmelerin Bütçe ve Plân Komisyonunun Raporu üzerine yürütülmesi zorunluluğu yoktur. Nitekim tasarı Millet Meclisi Plân Komisyonunda da görüşülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenle görüşmelerin Bütçe ve Plân Komisyonu Raporu üzerinden değilde, işin niteliğine uygun olarak, Sosyal işler Komisyonu Raporu üzerinden yürütülmesi de içtüzüğe, 70 sayılı Kanuna ve Anayasa'nın 129. maddesine aykırı bir yön bulunmadığı düşüncesiyle kararın 3 numaralı bendindeki çoğunluk görüşüne karşıyım.

Üye

Hasan Gürsel

KARŞIOY

YAZISI

a) C. Senatosunda, görüşmelere, yeter sayı ile oluşan çoğunlukça başlandığına ve doğal olanın da görüşmelerin yeter sayıda üye ile sürdürülmesi olduğuna göre, buna ters düşen durumun, varsayımlarla değil, somut delillerle ortaya konması gerekir.

b) Mahkememiz sayın çoğunlukça yöntem bozukluğu olarak belirlenen aksaklıklar, C. Senatosu sayın üyelerinin düşünce ve kararlarını açıklamalarını güçleştirip aksatacak ve sayın çoğunluğumuzun kabulleri gibi "Yasa koyucunun iradesinin serbestçe oluşmasını engellediğinden" söz edilebilecek nitelikte değildir.

c) Sayın çoğunluk, varlığını kabul ettikleri biçimsel aksaklıkların giderilmesine fırsat vermek üzere, iptal kararının yürürlüğünün bir ileri tarihe bırakılması önerisini "ortaya kamu düzenini tehdit edici boşluk çıkmadığı" gerekçesiyle reddetmiş ve bunu yaparken, Anayasa'nın 152. ve 44 sayılı Kanunun 50. maddesi hükümlerine uyduklarını bildirmişlerdir.

Anayasa'nın 152. maddesi iptal hükmü yürürlüğünün geri bırakılmasına belirli bir neden göstermemiş bu uygulama için "gereken haller" in saptanmasını Anayasa Mahkemesine bırakmış ve bu hallerin nicelik ve niteliğini belirleyip göstermekten kaçınmıştır. 44 sayılı Kanunun 50. maddesinin üçüncü fıkrası da böyle yapmıştır.

44 sayılı Kanunun 50. maddesinin, sayın çoğunlukça dayanılan dördüncü fıkrası ise, bir önceki fıkranın ve Anayasa'nın 152. maddesinin sözünü ettiği "gereken haller" den yalnız bir "özel durum" belirlemiştir. Bu belirleyiş, bir sınırlama ve kısıtlama değildir.

Bir an için, 44 sayılı Kanunun 50. maddesi dördüncü fıkra hükmü, sayın çoğunluğun kabulleri gibi değerlendirilse dahi o değerlendirme doğrultusunda bir uygulamaya gidilmesi olanaksızdır.

Çünkü;

Anayasa'nın 147. maddesi hükmüne göre, Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri, Anayasa'nın yollamadığı bir kanun hükmü ile sınırlandırılamaz. Anayasa, 148. maddesi ile yalnızca, Mahkemenin "kuruluşu ve yargılama usulleri" ile ilgili bir kanun çıkarılmasına izin vermiştir. Sayın çoğunluğun dayandığı 44 sayılı Kanunun 50. maddesi 4. fıkra hükmü kuralı ise, bu izin alanına giren nitelikte değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Mahkememiz sayın çoğunluk oylarına katılmayışım nedenleri bunlardır.

Üye Ahmet Salih Çebi Üye Nihat O. Akçakayalıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1976/42, K. 1977/46, 19 Nisan 1977 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. Metinler
  5. İlk İnceleme
  6. Esasın İncelenmesi
  7. A)
  8. B)
  9. C)
  10. Sonuç
  11. A-
  12. B-
  13. C-
  14. Karşıoy
  15. Yazısı
  16. O. Akçakayalıoğlu
  17. H. Boyacıoğlu
  18. Karşıoy
  19. Yazısı
  20. Karşıoy
  21. Gerekçesi
  22. Karşıoy
  23. Yazısı
  24. Karşıoy
  25. Yazısı
  26. Karşıoy
  27. Yazısı
  28. Sonuç
  29. Karşıoy
  30. Yazısı
  31. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1976/42
Karar No
1977/46
Tarih
19 Nisan 1977

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1977/61 K.1977/47
  • AYM Norm Denetimi E.1977/51 K.1977/55
  • AYM Norm Denetimi E.1977/47 K.1977/51
  • AYM Norm Denetimi E.1977/59 K.1977/68
  • AYM Norm Denetimi E.1977/44 K.1977/48
  • AYM Norm Denetimi E.1977/57 K.1977/61

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.