İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1978/14 K.1979/6

Resmi Gazete tarih/sayı:14.4.1979/16609

Esas1978/14Karar1979/6Tarih23 Ocak 1979Okuma36 dk · 7.186 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
23 Ocak 1979
Esas Sayısı
1978/14
Karar Sayısı
1979/6
Karar Günü
23/1/1979
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.186 kelime·36 dk okuma·50 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:14.4.1979/16609

İTİRAZ

YOLUNA BAŞVURAN

İstanbul 10. İş Mahkemesi.

İTİRAZIN

KONUSU

25/8/1971 günlü, 1475 sayılı İş Kanununun 4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Yasayla değişik 14. maddesinde yer alan "kıdem tazminatına esas olacak 30 günlük ücret tutarının beher yıl için nazara alınacak miktarı 1475 sayılı İş Kanuna göre tespit edilmiş olan günlük asgari ücretin 30 günlük tutarının 7,5 katından fazla olamaz."biçimindeki hükmün, biçim ve öz yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.

I -

OLAY

Davacı,

davalıya ait işyerinde şube müdürü iken 11/8/1975 gününde hizmet aktinin

feshedildiğini, o günde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin 71.

maddesinin (A) bendinin (C) fıkrası gereğince beher hizmet yılı için 30 günlük

ücret tutarı üzerinden 26/2. maddeye göre hesaplanan kıdem tazminatı alması

gerekirken, davalı işverenin, 1475 sayılı Yasanın değişik 14. maddesindeki

hükme göre hesaplayarak az ödemede bulunduğunu; oysa, aylık ücretin yanında,

yan ödemelerin de dahil edilip ulaşacağı aylık miktarın her yıl için gözönüne

alınması gerektiğini dava dilekçesinde ileri sürmüştür. Sonradan verdiği

21/2/1977 günlü dilekçede de, değişik 14. maddedeki "kıdem tazminatında

esas olacak 30 günlük ücret tutarının beher yıl için nazara alınacak miktarı

1475 sayılı İş Kanununa göre tespit edilmiş olan günlük asgari ücretin 30

günlük tutarının 7,5 katından fazla olamaz."hükmünün Anayasa'nın 40. ve

42. maddelerine aykırı olduğu savında bulunmuştur.

III

- METİNLER

1 - İtiraz konusu yasa hükmü :

25/8/1975 günlü, 1475 sayılı İş Kanununun, 4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesinin iptali istenilen hükmü şöyledir:

"Kıdem tazminatına esas olacak 30 günlük ücret tutarının beher yıl için nazara alınacak miktarı 1475 sayılı İş Kanununa göre tesbit edilmiş olan günlük asgari ücretin 30 günlük tutarının 7,5 katından fazla olamaz."

2 - İtiraza dayanak yapılan Anayasa kuralları:

"Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."

"Madde 40 - Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Kanun, bu hürriyetleri, ancak kamu yararı amacıyla sınırlayabilir.

Devlet, özel teşebbüslerin millî iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlıyacak tedbirleri alır."

"Madde 42 - Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir.

Devlet çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için, sosyal, iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları korur ve çalışmayı destekler; işsizliği Önleyici tedbirleri alır.

Angarya yasaktır.

Memleket ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda vatandaşlık ödevi niteliği alan beden veya fikir çalışmalarının şekil ve şartları, demokratik esaslara uygun olarak kanunla düzenlenir."

"Madde 47 - İşçiler, işverenlerle olan münasebetlerinde, iktisadî ve sosyal durumlarını korumak veya düzeltmek amacıyla toplu sözleşme ve grev haklarına sahiptirler.

Grev hakkının kullanılması ve istisnaları ve işverenlerin hakları kanunla düzenlenir."

"Madde 85 - Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları İçtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler.

İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclislerin bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarını sağlıyacak yolda düzenlenir. Siyasi parti grupları, en az on üyeden meydana gelir.

Meclisler, kendi kolluk işlerini Başkanları eliyle düzenler ve yürütürler. "

"Madde 86 - Her Meclis, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve Anayasada başkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplantı yetersayısı, her iki Meclis üye tamsayısı toplamının salt çoğunluğudur."

"Madde 92 - Kanun tasarı ve teklifleri Önce Millet Meclisinde görüşülür.

Millet Meclisinde kabul, değiştirilerek kabul veya reddedilen tasarı ve teklifler Cumhuriyet Senatosuna gönderilir.

Millet Meclisinde kabul edilen metin, Cumhuriyet Senatosunca değişiklik yapılmadan kabul edilirse, bu metin kanunlaşır.

Cumhuriyet Senatosu, kendisine gelen metni değiştirerek kabul ederse, Millet Meclisinin bu değişikliği benimsemesi halinde metin kanunlaşır.

Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, her iki Meclisin ilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden bir karma komisyon kurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisine sunulur. Millet Meclisi, karma komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha önce kendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmek zorundadır.

Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilmiş olan madde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metnini benimsemesi için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu halde açık oya başvurulur.

Millet Meclisinin reddettiği bir tasarı veya teklif, Cumhuriyet Senatosunca da reddedilirse, düşer.

Millet Meclisinin reddettiği bir tasarı veya teklif, Cumhuriyet Senatosunca olduğu gibi veya değiştirilerek kabul edilirse, Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosunun kabul ettiği metni yeniden görüşür. Cumhuriyet Senatosunun metni Millet Meclisince benimsenirse, kanunlaşır; reddedilirse, tasarı veya teklif düşer; Cumhuriyet Senatosundan gelen metin Millet Meclisince değiştirilerek kabul edilirse, 5 inci fıkra hükümleri uygulanır.

Cumhuriyet Senatosunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile tümü reddedilen bir metnin Millet Meclisi tarafından kabulü için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu lâzımdır.. Bu halde açık oya başvurulur.

Cumhuriyet Senatosunca üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile tümü reddedilen bir metnin kanunlaşabilmesi, Millet Meclisi tarafından üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilmesine bağlıdır. Bu halde açık oya başvurulur.

Cumhuriyet Senatosu, kendisine gönderilen bir metni, Millet Meclisi komisyonlarında ve genel kurulundaki görüşme süresini aşmıyan bir süre içinde karara bağlar; bu süre üç ayı geçemez ve ivedilik hallerinde onbeş günden, ivedi olmayan hallerde bir aydan kısa olamaz. Bu süreler içinde karara bağlanmıyan metinler, Cumhuriyet Senatosunca, Millet Meclisinden gelen şekliyle kabul edilmiş sayılır. Bu fıkrada belirtilen süreler Meclislerin tatili devamınca işlemez.

Yasama meclislerinin ve mahallî idarelerin seçimleri ve siyasî partilerle ilgili tasarı ve tekliflerin kabul veya reddinde yukardaki fıkralar hükümleri uygulanır. Ancak, karma komisyon kurulmasını gerektiren hallerde, karma komisyonun raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşik toplantısında görüşülür ve karara bağlanır; Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşik toplantısında Millet Meclisinin ilk metninin kabulü için üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu lâzımdır. 8 inci ve 9 uncu fıkralar hükümleri saklıdır."

"Madde 129 - İktisadî, sosyal ve kültürel kalkınma plâna bağlanır. Kalkınma bu plâna göre gerçekleştirilir.

Devlet Plânlama Teşkilâtının kuruluş ve görevleri, plânın hazırlanmasında, yürürlüğe konmasında, uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek esaslar ve plânın bütünlüğünü bozacak değişikliklerin Önlenmesini sağlıyacak tedbirler Özel kanunla düzenlenir."

3 - İlgili Yasa hükmü :

İptali istenilen kuralın biçim yönünden Anayasa'nın 92 nci maddesine aykırı olup olmadığının değerlendirilmesinde etkili bulunan 16/10/1962 gün ve 77 sayılı "Uzun Vadeli Plânın Yürürlüğe Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanun"un 3. maddesinin 3 sayılı bendinin birinci fıkrası şöyledir :

"Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu plân komisyonları, diğer komisyonların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plâna aykırı buldukları hususları belirtir ve metni uzun vadeli plâna uygun şekle sokarlar. Bu takdirde. Genel Kuruldaki görüşmelerde esas, Plân Komisyonunun raporudur. Ancak, Anayasa'nın 92 nci maddesi gereğince Karma Komisyon kurulması gereken hallerde, Genel Kurul görüşmelerinde esas, Karma Komisyonun raporudur."

4 - İlgili İçtüzük hükümleri :

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün konu ile ilgili 19., 46., 47., 48., 42., 69., 75. maddeleri şöyledir.

"Madde 19 - Başkanlık, uzun vadeli plânla ilgili gördüğü tasarı ve teklifleri en son olarak Plân Komisyonuna havale eder. Kanun tasarı ve teklifleri Hükümetin veya Genel Kurulun lüzum göstermesi halinde de, en son olarak bu komisyona havale olunur.

Plân Komisyonu, bundan başka, kamu harcama veya gelirlerinde artış veya azalış gerektiren kanun tasarı ve tekliflerini veyahut sadece belli maddeleri bu niteliği taşıyan tasarı veya tekliflerin söz konusu maddelerini inceler.

Vergi ve resimlerle ilgili kanun tasarı ve teklifleri, Vakıflarla ilgili kanun tasarı ve teklifleri ve malî işlerle ilgili kanun tasarı ve teklifleri de bu komisyonda incelenir.

Bu komisyon ayrıca, kesinhesap kanun tasarılarını inceler ve Sayıştay tarafından yürürlükteki kanunlar gereğince verilen raporları görüşür ve bu raporlardaki mütalâalar hakkında bir rapor düzenliyerek Genel Kurula sunar. Bu raporlar Genel Kurulda sadece genel görüşme konusu olur.

Plân Komisyonu, diğer komisyonların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plâna aykırı bulduğu hususları belirtir ve metni uzun vadeli plâna uygun şekle sokar. Bu taktirde, Genel Kuruldaki görüşmelerde esas, Plân Komisyonunun raporudur."

"Madde 46 - Bir tasarı veya teklif C. Senatosuna sunulurken veya birinci görüşmesinden evvel Hükümet veya teklif sahibi yahut ilgili komisyon ivedilik kararı verilmesini istiyebilirler.

Bir tasarı veya teklifin yalnız bir defa görüşülmesiyle yetinilmesi için C. Senatosunun kabul edeceği esaslı bir sebep olmadıkça ivedilik kararı verilemez.

İvedilik kararını isteyenler, gerektiğinde, o kararın geri alınmasını da istiyebilirler."

"Madde 47 - Yukardaki maddede belirtilen şartlar bulunduğu takdirde ivedilik kararının yazılı olarak istenmesi lâzımdır.

İvedilik, teklifinin lehine ve aleyhinde birer üyeye söz verilerek işari oyla kabul veya reddedilir."

"Madde 48 - İvedilikle görüşülmesine karar verilen tasarı veya teklifler yalnız bir defa görüşülür."

"Madde 52 - Başkan, birleşimi saatinde açar ve görüşmelerin sonunda kapar.

Üye tamsayısının salt çoğunluğu hazır bulunmadıkça görüşmeye başlanamaz.

Yetersayı yoksa Başkan görüşmeye başlanamıyacağını bildirir veya sonradan yetersayı bulunma ihtimali varsa birleşimi en geç bir saat sonraya bırakır.

Birleşim o gün yapılamazsa, ertesi birleşim için belli günde yine o gündem ile toplanılır.

Oturum esnasında yetersayı olup olmadığından Başkanlık Divanı tereddüt eder veya üyelerden beşi sözle veya yazılı olarak yetersayı olmadığını ileri sürerse yoklama yapılır."

"Madde 69 - C. Senatosunun ilgili komisyonlarınca incelendikten sonra Genel Kurula gelen kanun tasarı veya teklifleri, iki defa görüşülmek suretiyle sonuçlandırılır."

"Madde 75 - Tasarı ve tekliflerin ikinci görüşmeleri, birinci görüşmeden en az beş gün sonra yapılır.

İkinci görüşmenin beş günden Önce yapılmasını yalnız Hükümet veya ilgili komisyon gerekçe beyaniyle yazılı olarak istiyebilir.

İkinci görüşmede tasarı ve tekliflerin tümü üzerinde konuşulamaz. Ancak, tadil teklifleri üzerinde görüşülebilir."

IV -

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 21/3/1978 gününde, Kani Vrana, Şevket Müftügil, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Cebi, Âdil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu, Ahmet H. Boyacıoğlu ve Necdet Darıcıoğlu'nun katılmalarıyle, yapılan ilk inceleme toplantısında aşağıdaki sorun üzerinde durulmuştur:

Anayasa'nın değişik 151. maddesinde "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır."hükmü yer almıştır. 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddesinde de bu kural başka bir biçimde yinelenmiştir.

Anayasa'ya aykırılık iddialarını Anayasa Mahkemesine getirebilme yolunu mahkemelere açık tutan bu kuralın işleyebilmesi; görülmekte olan bir davanın bulunması, Anayasa'ya aykırılığı öne sürülen Yasa hükmünün bu davada uygulanabilmiş olması ve mahkemenin aykırılık savını ciddî görmesi ya da kendiliğinden o hükmü Anayasa'ya aykırı bulması gibi koşulların gerçekleşmesine bağlıdır.

Olay bölümünde açıklandığı üzere, davacı, davalı işverenin, kıdem tazminatını 1475 sayılı Yasanın değişik 14. maddesindeki hükme göre hesaplayarak az ödemede bulunduğunu, aylık ücretle birlikte yan ödemelerin de dahil edilip ulaşacağı aylık miktarların gözönüne alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Bu durumda, Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta iptali istenilen hükmün uygulanacağı kuşkusuzdur.

Hasan Gürsel bu görüşe katılmamıştır.

Böylece yapılan ilk inceleme sonunda : İşin esasının incelenmesinde Hasan Gürsel'in (itiraz konusu hüküm davada uygulanacak kural olmadığından başvurmanın, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerektiği) yolundaki karşıoyuyla ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.

V -

ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, İstanbul 10. İş Mahkemesinin gerekçeli kararı, itiraz konusu yasa hükmü, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak gösterilen Anayasa kuralları, bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki metinler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A -

Biçim yönünden inceleme :

1927 sayılı Yasaya ilişkin tasarının Millet Meclisindeki yasama işlemlerinde iptali gerektirecek bir yöntem yanlışlığı bulunmadığından inceleme, Cumhuriyet Senatosundaki görüşmeler üzerinde sürdürülmüştür.

l - Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 69. maddesi hükmüne göre tasarı ve teklifler iki kez görüşmeye bağlıdır. Bir kez görüşme ile yetinilmesi için tasarı hakkında ivedilik kararı alınması gereklidir. İvedilik Önerilerini ancak Hükümet veya ilgili komisyon verebilir. Bundan başka İçtüzüğün 46. ve 47. maddeleri uyarınca, önergenin yazılı olması ve Cumhuriyet Senatosunun kabul edeceği esaslı bir nedene dayanması gereklidir. İtiraz konusu kuralın yer aldığı yasa tasarısı, bu koşullardan hiçbiri gerçekleşmeden ivedilikle görüşülmüştür. Çünkü, tasarı hakkında herhangi bir ivedilik önerisi verilmiş değildir.

3/7/1975

günlü, 72. Birleşimde, gündemin "iki defa görüşülecek işler; B - Birinci

görüşmesi yapılacak işler" bölümünün 3. sırasında yer alan 509 sıra sayılı

Deniz İş Yasasında değişiklik yapılmasına ilişkin yasa tasarısının öncelikle

görüşülmesi için, Bütçe ve Plân Komisyonu Başkanı bir Önerge vermiştir. Bu

arada Sosyal İşler Komisyonu Başkanı da 509 sıra sayılı tasarı için önceliği ve

ivediliği kapsayan bir Önerge sunmuştur. Başkan, Sosyal İşler Komisyonu

Başkanının Önergesini oylamış, bu Önerge Genel Kurulca kabul edilmiştir. Bundan

sonra bir Cumhuriyet Senatosu üyesi 1475 sayılı İş Yasasında değişiklik

yapılması hakkındaki 508 sıra sayılı tasarının daha Önce görüşülmesi

gerektiğini öne sürmüş, bu sırada 5 üyenin ayağa kalkarak yoklama istemelerine

karşın, Başkan yoklama yapmıyarak kimi üyelere söz vermiş, bunlar da 508 sıra

sayılı 1475 sayılı İş Yasasında değişiklik yapılmasına ilişkin tasarının

öncelik ve ivedilikle görüşülmesini savunmuşlardır. 508 sıra sayılı tasarı,

hakkında yukarıda açıklanan koşullara uygun herhangi bir önerge olmadığı halde

ele alınmış, sanki Sosyal İşler Komisyonu Başkanının böyle bir önergesi varmış

veya 509 sıra sayılı Deniz İş Yasası Hakkındaki tasarıya ilişkin Öncelik ve

ivedilik önergesinin 508 sıra sayılı iş için de geçerliliği söz konusu imiş

gibi Başkan tarafından oylanmış, tasarının öncelik ve ivedilikle görüşülmesi ve

görüşmelerde Sosyal İşler Komisyonu raporunun esas alınması kabul edilmiştir.

Yöntemine uygun işlem yapılamadığını bildiren bir üyeye Başkan : "Usulüne

göre yapıyoruz..."karşılığını vererek oylama sonucunu açıklamıştır.

Böylece, 1475 sayılı İş Yasasında değişiklik yapılmasına ilişkin 508 sıra

sayılı tasarının öncelikle ve ivedilikle görüşülmesine geçilmiştir (Cumhuriyet

Senatosu Tutanak Dergisi cilt 23, birleşim 72, sayfa 83-91).

İvedilik, yasa tasarılarının görüşülmesinde çok önemli bir öğedir. Çünkü, ivedilik kararı verilmesi durumunda, tasarı, Cumhuriyet Senatosunda iki kez yerine bir kez görüşülür. Bu kuraldan ayrılma nedenleri içtüzükte belirtilmiş ve böylece tasarının bir kez görüşülebilmesi kimi koşullara bağlanmıştır. Bu koşullar gerçekleşmeden bir kez görüşme ile yetinilmesi Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 46., 47., 48., 69. ve 75. maddelerine aykırıdır. Bu durum, Meclislerin çalışmalarını, kendi yaptıkları İçtüzüklerin hükümlerine göre yürüteceklerini öngören Anayasa'nın 85. maddesi hükmüne de aykırı düşer. İtiraz konusu kural böylece Anayasa'ya aykırı bir biçimde yasalaştığından iptal edilmelidir.

2 -

a) 3/7/1975 günlü, 72. Birleşimde beş Cumhuriyet Senatosu Üyesi ayağa kalkarak

çoğunluğun olmadığını öne sürmüşler ve yoklama yapılmasını istemişlerdir.

Ancak, Başkan, söz isteyen kimi üyelere söz vererek görüşmeleri sürdürmüş,

yoklama isteyen üyelerden birinin itirazı üzerine de : "Efendim, bu

muamelelere devam etmek gerçekten mümkün değildir. Ancak, ben o isteminizi geri

aldığınız mülâhazası ile..."biçiminde karşılık vermiş, sanki yoklama

istenmemiş gibi görüşmeleri sürdürerek Sosyal İşler Komisyonu raporunun

görüşmelere esas alınmasını oylamış, başka tasarılar hakkındaki oylama

sonuçlarını açıklamıştır. Yoklama isteğine ilişkin tartışma sırasında Başkan :

"Belki vazgeçmişsinizdir mülâhazası ile işleme devam ettim."diyerek

itirazı karşılamak istemiş, sonunda yoklama yapılmış ve çoğunluğun bulunmadığı

anlaşıldığından oturumu kapatmıştır. Yoklama istemi karşısında Başkanın tutumu

ve izlediği yol ve yapılan yoklama sonucu, yoklamanın istendiği andan

başlayarak birleşimde yetersayının bulunmadığını kanıtlamaktadır.

İçtüzüğün

52. maddesinin son fıkrasında, "Oturum esnasında yetersayı olup

olmadığında Başkanlık Divanı tereddüt eder veya üyelerden beşi sözle veya

yazılı olarak yetersayı olmadığını ileri sürerse yoklama

yapılır."denilmektedir. Bu hüküm, Anayasa'nın 86. maddesindeki kuralın

uygulanmasını sağlayan bir nitelik göstermektedir ve bu nedenle savsaklanması

olanaksızdır. Olayda toplantı yetersayısının Genel Kurulda bulunup bulunmadığı

konusunda ciddi bir kuşku vardır. Böyle durumlarda görüşmeler hemen kesilip

Meclis iradesinin oluşmasını sağlayacak yetersayının bulunup bulunmadığı

saptanmalıdır. Yöntemince öne sürülen yoklama isteğine karşın, Başkanın görüşmeleri

sürdürmesi, İçtüzüğe ve Anayasa'ya aykırıdır.

b) Öte yandan, Anayasa'nın 86. maddesinde : "Her meclis üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir."hükmü yer almaktadır. Bu kuraldan çıkan anlam şudur: Üye tamsayısının salt çoğunluğu olmadan yapılan toplantıda Meclis iradesinin belirlenmesine olanak yoktur. Böyle bir toplantıda görüşülen ve kabul edilen metinler de Meclis iradesinin ürünü olamaz.

Yukarıda (a) bendinde açıklanan durum karşısında, ivedilik kararının alındığı oturumda, Anayasa'nın 86. maddesinde yazılı toplantı yetersayısının bulunmadığı sonucuna varmak gerekir. Toplantı yetersayısı olmayan oturumda alınan ivedilik kararına dayanılarak tasarının iki kez yerine bir kez görüşme yoluyla yasalaştırılması İçtüzüğe ve Anayasa'nın 86. maddesine aykırıdır. Böyle bir yöntemle sürdürülen görüşme sonunda ortaya çıkan metnin, yasa koyucunun serbest iradesini yansıtmadığı için iptali gerekir.

3 -

Anayasa'nın 129. maddesinde : "İktisadî, sosyal ve kültürel kalkınma plâna

bağlanır. Kalkınma bu plâna göre gerçekleştirilir. Devlet Plânlama Teşkilâtının

kuruluş ve görevleri, plânın hazırlanmasında, yürürlüğe konmasında,

uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek esaslar ve plânın bütünlüğünü

bozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak tedbirler özel kanunla

düzenlenir."denilmektedir. Anayasa'nın bu maddesinden kaynaklanan

10/6/1962 günlü, 77 sayılı "Uzun Vadeli Plânın Yürürlüğe Konması ve

Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanun"un 3. maddesinin üçüncü fıkrasında,

"Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Plân Komisyonları, diğer

komisyonların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plâna aykırı

buldukları hususları belirtir ve metni uzun vadeli plâna uygun şekle sokarlar.

Bu takdirde Genel Kuruldaki görüşmelere esas, Plân Komisyonunun

raporudur."hükmü yer almaktadır. Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün 19.

maddesinde de Plân Komisyonunun çalışma yöntemi gösterilmiştir. Yasa Tasarı ve

teklifleri uzun vadeli plânla ilgili olması veya Hükümetin ya da Genel Kurulun

gerekli bulması durumlarında son olarak Plân Komisyonunda incelenirler. Plân

Komisyonu, öteki komisyonların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun vadeli

plâna aykırı bulduğu yönleri belirtir ve metni uzun vadeli plâna uygun biçime

sokar. Bu halde Genel Kuruldaki görüşmelere, Plân Komisyonunun raporu esas

tutulur.

Görülüyor ki, 77 sayılı Yasada ve İçtüzüğün 19. maddesinde açıklanan yöntemler ve önlemler, Anayasa'nın 129. maddesinde Öngörülen Kalkınma Plânlarına ilişkin ilkenin gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. Uzun vadeli plânın bütünlüğünü koruyacak yöntem ve önlemlerin bu açıdan değerlendirilmesi gerekir. Plân Komisyonu raporunun görüşmelerde esas alınması bu nedenle Anayasal bir zorunluğa dayanmaktadır.

Cumhuriyet Senatosunda Bütçe ve Plân Komisyonu raporu yerine Sosyal İşler Komisyonunun raporununun görüşmelere esas alınması yolundaki karar, toplantı yeter sayısı bulunmayan bir oturumda alınmış olması dolayısıyle geçersiz bulunması bir yana, yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 129. maddesine de aykırıdır. Bu konuda yapılan yöntem yanlışlığı, itiraz konusu kuralın iptalini gerektirecek ölçüde ve ağırlıktadır.

Ahmet Salih Cebi Bütçe ve Plân Komisyonu raporu yerine Sosyal işleri Komisyonu raporunun görüşmelere esas alınmış olmasının Anayasa'ya aykırılık nedeni sayılması görüşüne katılmamıştır.

4 - 1475 sayılı Yasada değişiklik yapılmasına ilişkin 508 sıra sayılı tasarı önce Sosyal İşleri Komisyonunda görüşülmüş, bu komisyonca Başkanlığın havalesine uyularak Bütçe ve Plân Komisyonuna gönderilmiştir. Bütçe ve Plân Komisyonu raporunda, konunun uzun vadeli plânla ilişkisine ve yurt ekonomisindeki etkisine değinilmiştir. (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi Cilt 25, Birleşim 73, Sayfa 126, 147)

1475 sayılı Yasada değişiklik yapılmasına ilişkin 508 sıra sayılı tasarı hakkında Başkanın öne sürdüğü gibi bir önerge verilmiş değildir. Her ne kadar 72. Birleşimde 509 sıra sayılı Deniz İş Yasasında değişiklik yapılmasını öngören tasarının görüşülmesine başlanırken Bütçe ve Plân Komisyonu Başkanı tarafından "görüşmelerin, ancak üzerinde değişiklik önergesi verilen maddelere inhisar ettirilmesi" yolunda bir Önerge verilmiş ise de, bu önerge oylanmadığı gibi, bu önergenin 508 sıra sayılı 1475 sayılı Yasada değişiklik yapılmasına ilişkin tasarıyı da kapsadığı ileri sürülemez.

Başkan tarafından öne sürüldüğü gibi, "görüşmelerin, ancak üzerinde değişiklik Önergesi verilen maddelere inhisar ettirilmesi" biçiminde bir önergenin varlığı ve kabul edildiği bir varsayım olarak düşünülse bile, bu önerge doğrultusunda davranılması, Anayasa'nın 92. maddesinin koyduğu görüşme ilkesi ile bağdaşmaz. Bu konu Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında yeterince açıklanmış olduğundan aynı gerekçelerin burada yenilenmesine gerek görülmemiştir. (Örneğin, 6/5/1975 günlü, 35/126 sayılı karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi Cilt 13. Sayfa 483, 19/10/1976 günlü, 42/48 sayılı karar, Resmi Gazete 10/5/1977, sayı 15933).

Bu açıklamalar karşısında : İş Yasasının değişik 14. maddesinde yer alan itiraz konusu kural içtüzük hükümlerine, Anayasa'nın 85., 86., 92. ve 129. maddelerine aykırı biçimde yasalaşmıştır. Bu biçim aykırılıkları Yasa Koyucunun iradesinin serbestçe oluşmasını engellediğinden 14. maddedeki itiraz konusu "kıdem tazminatına esas olacak 30 günlük ücret tutarının beher yıl için nazara alınacak miktarı 1475 sayılı İş Kanununa göre tespit edilmiş olan günlük asgarî ücretin 30 günlük tutarının 7,5 katından fazla olamaz." hükmünün biçim yönünden iptaline karar verilmesi gerekir.

B)

Anayasa'nın değişik 152. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesi, Mahkemelerden gelen Anayasa'ya aykırılık iddiaları üzerine verdiği hükümlerin, olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olacağına da karar verebilir.

Ancak, biçim yönünden iptali gereken hükmün olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olmaktan öte işçi ile işveren arasındaki hizmet akti ilişkisine olan etkisi, çalışanların büyük bir kesiminin yararlanacağı bir hüküm olması nedeniyle salt olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olarak iptali yönüne gidilmesi yerinde görülmemiştir.

Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Ahmet Erdoğdu, Rüştü Aral, Muammer Yazar ve Kenan Terzioğlu "anlaşmazlığın niteliğine göre salt olayla ve yalnız tarafları bağlayıcı olarak karar verilmesi gerektiği" görüşünde bulunmuşlardır.

C)

22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 28. maddesinin birinci fıkrası hükmü, Anayasa Mahkemesini istemin konusuyla bağlı tutmuş ve gerekçe ile bağlamamıştır. Başka bir anlatımla itiraz yoluna başvurulması halinde Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın değişik 151. maddesi hükmü gereği, görülmekte olan davada uygulanacak olan kanun hükümlerini ya mahkemece kendiliğinden Anayasa'ya aykırı bulunması ya da bu yolda öne sürülen savın ciddi görülmesi suretiyle başvurulması durumunda Anayasaya uygunluk denetiminden geçirmek zorundadır. Davada uygulanma durumunda bulunmayan yasa hükümleri üzerinde Anayasa Mahkemesinin Anayasaya uygunluk denetimi yapmasından söz edilemez.

Bu

nedenle 1927 sayılı Yasanın öteki hükümlerinin 44 sayılı Yasanın 28. maddesinin

ikinci fıkrası uyarınca iptal edilebilmeleri ancak itiraz yoluna başvurulmuş ve

Anayasa'ya aykırılığı saptanarak iptaline karar verilmiş olan hüküm yüzünden

öteki hükümlerin eylemli olarak uygulanamaz duruma geldiklerinin anlaşılması ve

bunun gerekçelerinin belirtilmesi yoluyla olabilir. Oysa 1927 sayılı Yasaya ait

tasarının tümünün Cumhuriyet Senatosundaki görüşmeleri Anayasa'ya aykırı olsa

bile, bu aykırılığın etkisi, iptali istenen hükümle sınırlıdır. Anayasa

Mahkemesi, iptal istemiyle bağlı tutulduğundan, iptal kararının etkisini iptali

istenmeyen ya da o davada uygulanma durumunda olmayan hükümleri de kapsayan bir

biçimde genişletmeye yetkili değildir.

Böyle olunca, 1927 sayılı Yasanın öteki hükümlerinin uygulanma olanağını yitirdiği düşünülemez ve doğal olarak da bu hükümler hakkında 44 sayılı Yasanın 28. maddesinin ikinci fıkrası hükümü uygulanamaz.

Muhittin Gürün ve Nahit Saçlıoğlu, "yukarıda saptanan Anayasa'ya aykırılık nedenleri kanunun tümünü, Anayasa'ya aykırı duruma düşürülmektedir. Bu bakımdan 1927 sayılı kanun tümüyle uygulanması gerekir. Başka bir deyimle, itiraz edilen hükmün yukarıdaki gerekçelerle iptal olunması, kanunun geriye kalan hükümlerinin tümünün uygulanmaması sonucunu doğurur. Açıklanan nedenlerle ve 14/3/1974 günlü 1973/33-1974/9 sayılı Anayasa Mahkemesi kararında da belirtilen sebeplerle 44 sayılı Kanunun 28. maddesi uyarınca kanunun tümünün iptaline karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle bu görüşe katılmamışlardır.

D)

İtiraz konusu hükmün biçim yönünden iptali karşısında işin özü yönünden ayrıca inceleme yapılmasına ve bu konuda bir karar verilmesine yer kalmamıştır. Anayasa Mahkemesinin 15/2/1977 günlü, E : 1976/50 K : 1977/13 sayılı kararında bu konuda ayrıntılı gerekçeler gösterilmiş olduğundan bunların yinelenmesine gerek görülmemiştir.

Ahmet Erdoğdu, Muammer Yazar ve Nahit Saçlıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

E)

Anayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasıyla 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 50. maddesinin üçüncü fıkrasında, gereken hallerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günü Anayasa Mahkemesinin ayrıca saptayabileceği ve anılan maddenin dördüncü fıkrasında da, iptal kararı verilmesiyle meydana gelecek boşluğun, kamu düzenini tehdit edici nitelikte görülmesi halinde üçüncü fıkrası hükmünün uygulanması gerekeceği öngörülmüştür.

1475 sayılı İş Yasasının 4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesinde yer alan itiraz konusu hükmün iptalinin geniş bir işçi -işveren kitlesini ilgilendirmesi bakımından, kamu düzenini bozacak ağırlıkta bir boşluk meydana getireceği açıktır. Bu nedenle, iptal kararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesi ve bu sürenin iptal kararının Resmi Gazete'de yayınlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe konulması gerekli görülmüştür.

Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Kenan Terzioğlu ve Bülent Olçay, Anayasanın 152. maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı nitelikte bir karar verilmesininde gerektiğini öne sürerek bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ

A -

4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanuna ilişkin tasarının, Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesinde :

1 - Verilmiş bir ivedilik Önergesi yokken ivedilikle görüşme kararı alınması,

2 - a) içtüzük hükümlerine uygun olarak öne sürülen yoklama istemi üzerine yeter sayı bulunup bulunmadığını belirtmek için yoklama yaptırılmamış olması,

b) İvedilik konusundaki oylamanın hemen arkasından yapılan yoklamada çoğunluğun bulunmadığının saptanması karsısında ivedilik kararının oylaması sırasında da çoğunluğun bulunmadığının anlaşılması,

3 - Plân Komisyonu raporu yerine, görüşmelerde Sosyal İşler Komisyonu raporunun esas tutulmuş olması,

Gibi Anayasa ve içtüzük kurallarına aykırı tutum ve davranışlar sonunda yasalaşması nedeniyle 4/7/1975 günlü, 1977 sayılı Kanunun 1. maddesinde "Kıdem tazminatına esas olacak 30 günlük ücret tutarının beher yıl için nazara alınacak miktarı 1475 sayılı İş Kanununa göre tespit edilmiş olan günlük asgari ücretin 30 günlük tutarının yedibuçuk katından fazla olamaz." biçiminde yer alan hükmün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, 1. ve 2. bentlerde oybirliğiyle, 3. bentte Ahmet Salih Çebi'nin karşı oyuyla ve oyçokluğuyla,

B -

İptal kararının, Anayasanın 152. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca salt olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olarak verilmesine yer olmadığına, Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Ahmet Erdoğdu, Rüştü Aral, Muammer Yazar ve Kenan Terzioğlu'nun "anlaşmazlığın niteliğine göre salt olayla ve yalnız tarafları bağlayıcı olarak karar verilmesi gerektiği"yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

C -

22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 28. maddesinin ikinci fıkrası hükmünün

uygulanmasına yer olmadığına, Muhittin Gürün ve Nahit Saçlıoğlu'nun (yukarda

saptanan Anayasa'ya aykırılık nedenleri Kanunun tümünü Anayasa'ya aykırı duruma

düşürmektedir. Bu bakımdan 1927 sayılı Kanunun tümüyle uygulanmaması gerekir.

Başka bir deyimle, itiraz edilen hükmün yukarıdaki garekçelerle iptal olunması,

Kanunun geriye kalan hükümlerinin tümünün uygulanmaması sonucu doğurur.

Açıklanan nedenlerle ve 14/3/1974 günlü 1973/33 - 1974/9 sayılı Anayasa

Mahkemesi kararında da belirtilen sebeplerle 44 sayılı Kanunun 28. maddesi

uyarınca kanunun tümünün iptaline karar verilmesi gerektiği) yolundaki

karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

D -

İtiraz konusu kural yukarıda (A) bölümünde açıklanan nedenlerle biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre, esas hakkında incelemenin sürdürülmesine yer kalmadığına, Ahmet Erdoğdu, Muammer Yazar ve Nahit Saçlıoğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

E -

Anayasanın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasına göre iptal kararının, Resmi Gazete'de yayınlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle,

F -

İptal hükmünün, Anayasanın değişik 152. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, Mahkemenin elindeki davanın tarafları bakımından ve yalnız olayla sınırlı olmak üzere Resmî Gazete'de yayımı gününde yürürlüğe konulması hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Kenan Terzioğlu ve Bülent Olcay'ın karşı oylarıyla ve oyçokluğuyla,

23/1/1979 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

I -

Anayasa'nın değişik 152. maddesinin dördüncü fıkrası, "Anayasa Mahkemesi, diğer mahkemelerden gelen Anayasa'ya aykırılık iddiaları üzerine verdiği hükümlerin, olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olacağına da karar verebilir" kuralını getirmektedir. Söz konusu hüküm yakından incelendiğinde, Anayasa Koyucunun, itiraz yoluna başvurulması halinde eğer koşullar elveriyorsa yalnızca bu yetkiyi kullanmayı ya da genel yetkisiyle birlikte bunu da uygulamayı Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesine ve takdirine bıraktığı açıkça görülür.

Anayasa'nın sözü edilen hükümle Anayasa Mahkemesine tanıdığı yetkinin bu olayda kullanılabilir olup olmadığını saptamak ve bu konuda bir sonuca varmak için önce olayın gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Davacı,

davalıya ait işyerinde hizmet sözleşmesine dayanarak şube müdürü olarak

çalışmakta ve toplu sözleşmesine göre de kimi sosyal ya da parasal haklara

sahip bulunmaktadır. İşçi ve işveren arasındaki hizmet akti 11/8/1975 gününde

feshedilmiş ve davacı da 4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanundan önce yapılan ve

bu Kanun zamanında da yürürlüğünü koruyan toplu iş sözleşmesinin 71. maddesinin

(A) bendinin (c) fıkrası gereğince beher hizmet yılı için 30 günlük ücreti

tutarı üzerinden ve 26. maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre hesaplanması

gereken kıdem tazminatının ödenmesini dava etmiştir. Bu davada 4/7/1975 günlü,

1927 sayılı Kanundan önce yürürlükte bulunan iş yasasına göre düzenlenerek

yürürlüğe konulmuş toplu iş sözleşmesine ve bundan doğan, başka bir anlatımla

sözleşmelerle kazanılan haklara da yanıldığına ve bunlara 1927 sayılı Kanunun

yaptığı etki söz konusu edildiğine göre, itiraz konusu hükmün genel sınırlar

içinde değil Özel yanı ile ele alınmak zorunluluğu kendiliğinden ortaya çıkar.

Gerçekten itiraz yoluna başvurulan yasa kuralı, çoğunluk kararında da

açıklandığı gibi geniş işçi ve işveren kesimini ilgilendirmektedir. Ancak dava

mahkemesinin önüne getirilen iş, yasa hükmünün genel yanı değil onun geriye

dönük olan ve eski yasaya uyularak yapılmış ve yürürlüğe konulmuş bulunan toplu

iş sözleşmelerine ve bunlara bağlı olan işçi ve işverenlere ilişkin yönüdür.

Olayın açıklanan bu özelliği de, itiraz konusu hükmün herkes açısından değil,

salt olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı nitelikte bir karar verilmesi

zorunluluğunu ortaya koyar.

Karşıoy yazısının bu bölümüne Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Rüştü Aral ve Kenan Terzioğlu katılmışlardır.

II -

İtiraz yoluyla incelenen işlerde, Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi Anayasa'nın 152. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca saptamakla yetindiği durumlarda, itiraz yoluna başvuran mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararının içeriği karşısında, ya dosyayı elinde tutarak, hükmünü, kararın yürürlüğünden sonraki bir güne bırakmak, ya da yargılamayı, iptal konusu yasa hükmü iptal edilmemişçesine yürüterek, kararını, Anayasa'ya aykırılığı kesinleşmiş bulunan bu hükme göre vermek durumunda kalacaktır.

Kanımızca, hukuk mantığına ters düşen her iki olasılığın da Anayasa'ya uygun bulunduğu ya da en azından Anayasa'nın ilgili hükümlerinin zorunlu sonucu olduğu ileri sürülemeyeceği gibi, sorunu Anayasa hükümlerine dayanarak çözümlemek olanağı bulunmadığı da düşünülemez.

Öncelikle

şu durumun saptanmasında yarar vardır ki, yukarda, belirtilen her iki

uygulamanın da Anayasa Koyucunun iradesine uygun bulunmadığını, Anayasa'nın

151. maddesinin dördüncü fıkrası hükmü açıkça ortaya koymaktadır. Şöyle ki,

işin Anayasa Mahkemesi'ne gelişinden başlayarak altı ay içinde karar verilmeyen

durumlarda, dava mahkemesinin, Anayasa'ya aykırılık savını kendi kanısına göre

çözümlemeye yetkili kılınması, Kurucu Meclisin bu maddeye ilişkin gerekçesinde

de açıklandığı gibi, davanın gecikmesini önlemeyi amaçlamaktadır. Anayasa

Mahkemesindeki incelemenin uzaması nedeni ile bile olsa, davanın gecikmesini

önleme konusunda büyük duyarlılık gösteren Anayasa Koyucunun, itiraz konusu

hükmün Anayasa'ya aykırılığı Anayasa Mahkemesince saptandığı halde, davanın,

iptal hükmünün yürürlüğe gireceği güne kadar bekletilmesini öngördüğü

düşünülemez. Öte yandan, Anayasa'nın 151/4. maddesi gereği, Anayasa Mahkemesi

kararının gecikmesi durumunda Anayasa'ya aykırılık savını kendi kanısına göre

çözümlemeye yetkili kılmış olan dava mahkemesinin, itirazı Anayasa Mahkemesince

yerinde görüldüğü halde, Anayasa'ya aykırı yasa hükmünün uygulama zorunluluğu

ile karşı karşıya bırakılması da elbet ki kabul edilemez.

Böylece, yukarda belirtilen her iki olasılığa da yer vermediği açıkça görülen Anayasa Koyucu, kanımızca, sorunu çözümsüz de bırakmamış ve bu durumda Anayasa'nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası hükmünün uygulanması yolunu açık tutmuştur.

Gerçekten,

getiriliş amacı ve uygulanma yeri Öteden beri tartışma konusu olan 152.

maddenin dördüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesince itiraz yoluyla incelenen

işlerde, olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı nitelikte karar

verilmesine olanak sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesine, zorunlu ve ayrık

durumlarda, iptal kararının etkisini belli kişi ve olaylarla sınırlama yetkisi

tanıyan bu hükmün, kararın, yürürlüğe giriş tarihi bakımından kişi ve olayla

sınırlandırılmasına da olanak sağladığında kuşku yoktur. Çünkü Anayasa'nın söz

konusu hükmü, olayla sınırlı karar verme yetkisini, Anayasa Mahkemesi hükmünün

tümünü kapsar biçimde vermektedir. Hükmün bir bendini oluşturan, yürürlük

gününün saptanmasına ilişkin bölümün de bu yetkinin kapsamı içinde sayılması

doğaldır. Başka bir deyişle, bir yasa hükmünü belli bir olayla sınırlı ve belli

kişiler yönünden iptale yetkili olan Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının

yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca saptadığı durumlarda, iptal kararının itiraz

konusu iş yönünden, yani Resmî Gazete ile yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini

hüküm altına alabileceği kuşkusuzdur.

Yukardan

beri belirtmeye çalıştığımız sorunu Anayasa kuralları içinde çözümleyen bu

uygulamanın, itirazın ileri sürüldüğü davada taraf durumunda bulunan kişiler

yararına bir ayrıcalık yaratacağı, başka bir deyişle eşitlik ilkesine aykırı

düşeceği de ileri sürülemez. Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla gelen davalarda

olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olarak karar verme yetkisinin

kullanılmasının kanun Önünde eşitliği sağlayacağı, kullanılmamasının ise iptal

kararının yürürlüğe gereceği güne kadar hukukça aynı durumda olan kişiler

arasındaki eşitsizliği, sürdüreceği, ayrıca iptal edilen hüküm yürürlükten

kalktıktan sonra da bu eşitsizliğin başka bir biçimde oluşacağı açıkça

ortadadır. Çünkü iptal kararının yürürlüğe gireceği güne kadarki süre içinde,

mahkemelerde gömmekte olan başka davalarda, aynı hükmün Anayasa'ya aykırılığı

savının ileri sürülmesine ve konunun itiraz yoluyla yeniden Anayasa Mahkemesine

getirilmesine bir engel yoktur. Kanımızca, iptal kararından sonra, aynı hükmün

iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılacak itirazlarda hükmün evvelce iptal

edilmiş bulunması nedeniyle bu konuda karara yer olmadığına karar verilmekle

birlikte, yine Anayasa'nın 152. maddesinin dördüncü fıkrasına dayanılarak,

iptal kararının bu dosya için de hemen, yani kararın Resmî Gazete'de yayımı ile

yürürlüğe gireceği hüküm altına alınabilir.

Görüldüğü gibi, Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 152. maddesinin dördüncü fıkrasındaki yetkiyi kullanması bir eşitsizliğe yol açmamakta, aksine Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan bir hükmün uygulanmasından etkilenen kişilerin bu etkiden kurtulmalarına olanak tanıyarak yasa önünde eşitliği sağlamaktadır.

Bu nedenlerle iptal kararının, itiraz konusu iş bakımından Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak yürürlüğe gireceğinin de karar altına alınması gerekmektedir.

Karşıoy yazısının bu bölümünde de Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Kenan Terzioğlu ve Bülent Olcay katılmışlardır.

Başkan

Şevket Müftügil

Başkanvekili

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ahmet Erdoğdu

Üye

Osman Tokcan

Üye

Ali Rüştü Aral

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Muammer Yazar

Üye

Adil Esmer

Üye

Nahit Saçlıoğlu

Üye

Hüseyin Karamüstantikoğlu

Üye

Kenan Terzioğlu

Üye

Necdet Darıcıoğlu

Üye

Bülent Olçay

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa Mahkemesi, itiraz konusu kural, biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğu gerekçesiyle, esas hakkında incelemenin sürdürülmesine yer kalmadığına, 23/1/1979 günü çoğunlukla karar vermiştir. Biçim yönünden iptal edilmiş bir yargının, öz yönünden de karara bağlanmasının zorunlu olup olmadığı konusunun, üzerinde durulması gereken önemli bir sorun olduğu kuşkusuzdur.

I -

Anayasa'ya uygunluk denetimin kapsamı.

Anayasa

Mahkemesinin görev ve yetkilerini, Anayasa 147. maddesinde göstermiştir. Sözü

edilen madde, birinci fıkrasında : "Anayasa Mahkemesi, Kanunların ve

Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasa

değişikliklerinin de Anayasa'da gösterilen şekil şartlarına uygunluğunu

denetler." demekte ve denetim görevinin kapsamını belirtmektedir.

Anayasa'nın bu açık buyruğunda, biçim yönünden uygunluk denetimi sonunda iptal

kararı verilirse artık esas yönünden Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılamacağı

yolunda bir kural yoktur. Anayasa böyle bir yöntemi göstermemiş ve

öngörmemiştir. Anayasa, biçim yönünden iptaline karar verilen bir yasanın öz

yönünden artık incelenmesine geçilemeyeceği kuralının uygulanmasını isteseydi,

hiç bir duraksamaya yer vermeyecek kertede açıklığa kavuştururdu. Böyle bir

durumu yeğlemeyen Anayasa, biçim ve öz yönünden denetimlerin birbirinden

ayrılmasını öngörmemiş, birinin türesel sonucunun ötekini de kesin olarak

etkileyeceği ve öz yönünden inceleme ve bir karar verme yolunu kapayacağı

yöntemini getirmemiştir. Biçim ve öz yönlerinden denetim, bir bütündür. Biri

Ötekine yeğlenemeyeceği gibi, biçim denetimi sonucu verilen iptal kararının öz

yönünden denetimi de etkileyeceği ileri sürülemez.

Bu konu uygulamada, uzun tartışmalara yol açmıştır, İlk bakışta, biçim yönünden iptal edilmiş bir yargı, artık türe alanından çıktığı, yasal gücünü yitirmiş bir görünüme dönüştüğü için Anayasa'ya uygunluk denetiminden söz edilemeyeceği düşünülebilir. Ne varki, bir yasal yargının biçim yönünden Anayasa'ya aykırılığı yanında öz yönünden de aykırı olduğunun ileri sürüldüğü durumlarda bu konu önem kazanmaktadır. Nitekim bu davada da itiraz yoluna başvuran mahkeme, itiraz konusu kuralın, hem biçim hem de öz yönünden Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemiştir. Bu gibi durumlarda aşağıda gösterilen ilke ve kavramlara başvurarak bir sonuca ulaşmak gerekir.

1 -İptal nedenlerinin ayrı ayrı incelenmesi ve karara bağlanması:

Bir

yasa kuralının Anayasa'ya uygunluğu denetimi için birden çok neden ileri

sürülmüş olabilir. Bu nedenler, Anayasa Mahkemesine iptal davası açmaya yetkili

olanlarca gerekçeleriyle birlikte birer birer gösterilir. Anayasa Mahkemesince

yapılacak denetim, ileri sürülen istemle bağlı olmanın zorunluğu dolayısıyle

gösterilen her türlü nedenin incelenmesini ve karara bağlanmasını kapsar

22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 28. maddesi denetiminde, istemle bağlılık

ilkesini, 27. maddesinde de "uygulanacak yasa kuralları" koşulunu

temel ilkeler olarak öngörmüştür. Dava ya da itiraz yolu ile gelen iptal

istemlerinde ileri sürülen nedenlerin denetim bakımından incelenmesi ve aykırılık

savlarının her birisi için ayrı karar verilmesi zorunludur. İstemle bağlı olan

Anayasa Mahkemesi, istemlerden bir bölümün denetimini yapıp öteki kesimlere el

sürmemesi, onları karar dışı bırakması doğru görülemez. Böyle olunca yüce

mahkemenin, biçim koşullarına dayalı denetimi yapıp özle ilgili olanını yerine

getirmemesi yasal dayanağı bulunmayan bir eksiklik sayılmalıdır.

2 - Anayasa'ya uygunluk denetiminin içeriği:

Temsilciler

Meclisi Anayasa yar kurulu raporunda, Anayasa Mahkemesinin görevi üzerinde

önemle durulmuştur. Anayasa'nın temel ilkelerinden birisi de, özgürlüklere

yönelen saldırıları, doğrudan ya da dolaylı olarak yapıla gelen kısıtlamaları

tümüyle, Önlemektir. Yasama Organının da Anayasa'nın koyduğu bu ilkeyi,

çıkardığı yasalarla çiğnemesi yasaklanmıştır. Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin

denetim görevi başlar. Özgürlüklerin ve hakların düzenleyicisi olan yasama

gücünün görevini yaparken özgürlüklerin, hakların özünü tehlikeye düşürmemesi

gerekir. Yasama gücü, özgürlüklerin ve hakların özüne dokunmama sınırından

Öteye artık işlemez. Yasama Organının bu sınırı aşıp aşmadığının denetimi

Anayasa Mahkemesince yapılır. Temsilciler Meclisi Anayasa Yarkurulunca

hazırlanıp adı geçen Meclisçe benimsenen bu görüş, öğretide ve Anayasa

Mahkemesinin 8/4/1963 gün ve Esas: 1963/16, Karar : 1963/83 sayılı kararında

açık olarak yer almış ve Türk Anayasa Hukukunda da hiç bir duraksamayı

gerektirmeyecek biçimde belirgin duruma gelmiştir. Anayasa Mahkemesinin

uygunluk denetimi görevi de bu odaktan kaynaklanmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerinin Anayasa'nın 147. maddesi, Yasaların, Türkiye B. M. Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluk denetiminin, bir bütün olarak, biçim ve esas yönlerinden bir arada yapılacağını göstermektedir. Bir yasa yargısı biçim yönünden iptal edildiği gerekçesiyle esasla ilgili denetimin yapılmaması olasılığı yoktur. Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 147. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 20. maddelerinde belirlenen denetim görevinin kapsamı budur.

3 - Biçim yönünden iptal kararının, yasama görevi bakımından durumu:

Bu konuyu başlıca üç kesimde incelemek yerinde olur.

A -

Biçim yönünden iptaline karar verilen bir yargının, öz bakımından denetiminin yapılmaması,

B -

Hem biçim hem de öz yönlerinden bir yargının iptal edilmesi,

C -

Biçim yönünden iptal olunan bir yargının, öz bakımından iptal isteminin reddine karar verilmesi,

Bu üç durumun incelenmesine gelince:

A -

Biçim yönünden iptaline karar verilen özü bakımından denetim dışı bırakılan yargıyı, yasama organı yasa koyma gücüne dayanarak düzeltebilir. Anayasa Mahkemesinin biçim yönünden verdiği iptal kararı üzerine yasama organı şöyle işlemler yapabilir :

Hangi biçim koşullarına uyulmamışsa o koşulları içtüzük kurallarına ve yasal gereklere göre düzelterek, öz bakımından iptal edilmemiş yasa kuralını yeniden olduğu gibi yasalaştırabilir. Bu durumda, bu noktaların tartışılması gerekir:

a - Bu yeni yasa kuralı, itiraz olunan ve iptali istenen kural mıdır, değil midir'

b - Değilse, iptali istenen kural ne olmuştur' Bu sorular, görüşüme göre şöylece yanıtlanabilir.

a - Yasama Organının, biçim koşullarını yerine getirerek, itiraz konusu kuralın bir sözcüğüne bile dokunmadan olduğu gibi kabul etmesi durumunda, yürürlüğe yeniden giren yargı, yeni bir kuraldır, iptali istenmesine karşın. Anayasa'ya uygunluk denetimi öz bakımından yapılmayan eski yargı artık yürürlükte değildir, itiraz yoluna başvuran mahkeme bu kurala karşı yeni baştan iptal isteminde bulunmak zorundadır. Biçim yönünden yapılan denetim öz bakımından da sonuçlandırılmış olsaydı bu türlü sakıncalar doğmayacaktı.

Öte yandan Yasama Organı, biçim koşullarını düzeltme sırasında, özü bakımından denetimi yapılmayan yasa kuralını bu kez yeni bir yapıya dönüştürerek değiştirebilir, ya da yürürlükten kaldırabilir. Bu iki durum da yeni bir yasama işlevidir.

b - Biçim koşullan yerine getirilerek, bir sözcüğüne bile dokunulmadan kabul edilen yasa kuralı, iptali istenen eski kural olduğu düşünülürse bu görüşün gerekçesi ancak şöyle Özetlenebilir. Madem ki, itiraz konusu kural, yalnız biçim yönünden iptal edilmiş öz bakımından el sürülmemiştir, öyle ise öz yönünden kural yürürlüktedir. Bu değişmeyen yargı itiraz konusu edilen eski yargıdır. Biçim yönü Yasama Organınca düzeltildiğine, öz bakımından denetim yapılmadığına, iptali isteminde de bulunulduğuna göre, itiraz konusu kuralın öz yönünden denetimi gerekir.

Bu görüşü benimsemek olanağı yoktur. Yasama gücü, Anayasa'nın 64., 91., 92. maddelerine ve İçtüzük Kurallarına göre yasa yapar. Biçim yönünü düzeltmek amacıyla da olsa onun yaptığı işlem, yeni bir yasa yapma işidir. Bu durumda, bu kuralın Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılabilmesi yeniden yetkili kılınan kurum ve kurullarca İptal isteminde bulunulmasına bağlıdır. Sonuç şu oluyor, biçim yönünden iptal nedenleri ortadan kalkmış olsa bile esasa ilişkin itiraz ve dava, karar dışı kalmakta, Anayasa Mahkemesinin denetim görevi eksik yapılmış duruma düşmektedir.

B -

Hem biçim hem de Öz yönlerinden bir yargının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, denetim görevinin gereğidir. Bu durumda, türe düzenini olumsuz etkileyecek herhangi bir sakınca söz konusu olamaz.

C -

Biçim yönünden iptal olunan bir yargı, öz bakımından Anayasa'ya uygun bulunur ve iptal istemi reddedilirse, itiraz konusu kural doğuştan sakattır. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin kurallarına göre yürütürler. İçtüzük kurallarına uyulmadan yapılan çalışma yasa niteliğini taşımaz. Aslında, Anayasa'ya aykırı olmayan, biçim koşullarına uyulmaması nedeni ile iptal edilen bir yargının yasal bir yapıya dönüştürülmesi Yasama Organının görevlerindendir.

Bu nedenlerle "İtiraz konusu kural ...... biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre, esas hakkında incelemenin sürdürülmesine yer kalmadığı" yolunda verilen karara karşıyım.

II -

İptal hükmünün, olayla sınırlı ve yalnız her iki yan'ı bağlayıcı olarak

verilmesine yer olmadığına çoğunlukla karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi,

öteki mahkemelerden gelen Anayasa'ya aykırılık savları üzerine verdiği

hükümlerin, olayla sınırlı ve yalnız her iki yanı bağlayıcı olacağını da

saptayabilir. Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 152. maddesi, olayla

sınırlı ve yalnız yan'ları bağlayıcı nitelikte verilecek hükümleri için Anayasa

Mahkemesine geniş değerlendirme yetkisi tanımıştır. Anayasa Koyucu, bu tür

kararları bakımından Anayasa Mahkemesine belli bir ölçü vermemesinin başlıca

nedeni de budur. Yüksek Mahkeme, olayın özelliğine ve gerekli gördüğü

durumlarda, Anayasal ve Yasal verilere, türesel bulgulara, adalet kavramının

gereklerine ve sosyal gerçeklere dayalı ölçülere göre değerlendirmesini

yapacaktır.

İtiraz

yoluna başvuran mahkemenin iptal istemini içeren kararının gerekçesine göre

yanlar arasındaki davanın bir özelliği bulunmakta ve bu durum daha çok davacı

ve davalıyı ilgilendirmektedir. Davacı, davalının işyerinde şube müdürü iken

11/8/1975 günü hizmet sözleşmesinin ortadan kaldırıldığı, o günde yürürlükte bulunan

toplu iş sözleşmesi kuralları gereğince her hizmet yılı için 30 günlük ücret

tutan üzerinden ve 26/2. madde uyarınca kıdem tazminatı alması gerekirken,

işverenin, 1475 sayılı Yasanın değişik 14. maddesindeki hükme göre hesap

yaparak kendisine az ödemede bulunduğunu ileri sürerek aylık ücretin yanında,

yan ödemelerin de eklenip aylık tutarın her yıl için buna göre ödenmesi

gerektiği savında bulunmuştur. Bu duruma göre, işçi ile işveren arasındaki

uyuşmazlık, İş Yasasının uygulanmasındaki özellik nedenlerinden doğan bir

durumu yansıtmaktadır. Böyle olunca da kararın, olayla sınırlı ve yalnız

yan'ları bağlayıcı olacağı doğrultusunda verilmesi gerekirdi.

Bu nedenlerle : "İptal kararının, Anayasa'nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca salt olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olarak verilmesine yer olmadığı" yolunda verilen çoğunluk kararına da karşıyım.

Başkan

Şevket Müftügil

Başkanvekili

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Üye

Rüştü Aral

Üye

Kenan Terzioğlu

Üye

Bülent Olçay

KARŞIOY

YAZISI

İtiraz yoluna başvuran mahkemenin elindeki dava kıdem tazminatına ilişkindir. Kıdem tazminatı ile Devletin ilgisi işveren olmasından gelmektedir. Bu itibarla kıdem tazminatının artırılmasına ilişkin yasa değişikliğinin Devletin faaliyetini düzenlemeyi öngören, uzun vadeli planın şümulünde mütalâası ve bu nedenle de Cumhuriyet Senatosundaki görüşmelerin Bütçe ve Plan Komisyonunun Raporu üzerine yürütülmesi zorunluluğu yoktur. Nitekim tasarı Millet Meclisi Plân Komisyonunda da görüşülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenle görüşmelerin Bütçe ve Plan Komisyonu Raporu üzerinden değil de, işin niteliğine uygun olarak, Sosyal İşler Komisyonu Raporu üzerinden yürütülmesi de İçtüzüğe, 77 sayılı Kanuna ve Anayasa'nın 129. maddesine aykırı bir yön bulunmadığı düşüncesiyle kararın 3 numaralı bendindeki çoğunluk görüşüne karşıyım.

Üye

Ahmet Erdoğdu

KARŞIOY

YAZISI

I -

Kararın salt olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı nitelikte olması hususundaki, Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Rüştü Aral ve Kenan Terzioğlu'nun karşıoy yazılarının birinci bölümüne katılıyorum.

II -

Esasın incelenmesi sorununa gelince :

İtiraz konusu kural biçim yönünden iptal edildiğinden esas hakkında inceleme yapılmasına gerek kalmadığına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum. Biçim yönünden iptal edilen bir yasa hükmünün esas yönünden de Anayasa'ya aykırı olup olmadığının aynı zamanda araştırılıp incelenmesinde öne sürülebilen sakıncalar ile görünen yararlar ayrı ayrı gözden geçirilmelidir.

A -

Sakıncalar :

a -

Yasama organı sadece biçim yönünden iptal edilen kuralı esas yönünden korumak

zorunda değildir, günün koşullarına, ileri sürülen itirazları değerlendirme

sonuçlarına göre bir başka nitelikte yeniden düzenleyebilir. Bu durumda biçim

yönünden iptal edilen bir kuralın esas yönünden Anayasa'ya aykırı olup

olmadığının aranması işi uzatır ve geçirilen zaman, yok yere kaybedilmiş olur

diye düşünülebilir. Ancak, bu olasılık kadar esas yönünden iptal edilmemiş

bulunan kuralın aynen korunması, yeniden kanunlaştırılması olasılığı da vardır.

İkinci kez esas yönünden yine iptali istendiği takdirde kaybedilmiş ve edilecek

zamanları birbirine eklersek eskisinden kat kat çok olur. Bu itibarla zaman

kazanma düşüncesi esasa ilişkin itirazların inceleme konusu yapılmaması için

yeterli neden sayılmamalıdır.

b - Oy açıklaması (Rey ihsası) : Esas yönünden Anayasa'ya aykırılık savı biçimle birlikte incelenirse, kural ya bu yönden de iptal edilecek, ya da esasa ilişkin itirazlar reddolunacaktır. Kuralın esas yönünden de iptali halinde bir sakınca doğmaz. Esasa ilişkin itirazların reddi halinde ise ilk bakışta şu durumlar ortaya çıkabilir :

1 - Anayasa Mahkemesinin iptal etmediği kuralın yasama organınca kaldırılması veya değiştirilmesi halinde mahkemenin oy açıklamasının yeniden açılacak davaya etkisi bulunmadığından bu açıklamanın sakıncasından söz edilemez.

2 -

Yasama organının bahis konusu kuralı biçimine uygun olarak esas yönünden eski

metniyle yasalaştırılması, bu hükmün de Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyle yeni

bir iptal davası açılması durumunda mahkemenin oy açıklamış olduğu ileri

sürülebilir ise de Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkındaki 44 sayılı Yasanın 44 ve Ceza Yargılamaları Usulü Yasasının 23.

maddeleri oy açıklamasını (rey ihsasını) hâkimin reddi için yeterli sebep

saymamış, bunun için hâkimin tarafsızlığını kuşkuya düşürecek haller

bulunmasını istemişlerdir. Oy açıklamasını, hâkimi red nedeni sayan hüküm,

Hukuk Yargılamaları Usulü Yasasının 29/2. maddesinde vardır. Bu da (yasa gereği

olmamak) koşuluyla sınırlıdır. Özel yasa olan 44 sayılı Yasanın 44. maddesi

hükmü karşısında Hukuk Yargılamaları Usulü Yasası uygulanamaz. Bu yasanın

uygulanacağı ve red için oy açıklamasının yasa gereği olmamak koşulunun da

varlığı kabul edilse bile red halinde mahkemenin çalışabilme olanakları aynı

yasanın 43., 44. ve 46. maddeleri ile sağlanmıştır. Şu halde esasa ilişkin

itirazlar yönünden de işin incelenmesinde sakınca yoktur.

B -

Esas yönünden Anayasa'ya aykırılığın incelenmesindeki yararlar :

a -

Yasa hükümlerinin biçim yönünden iptali ile yetinilmesi durumlarında hemen her

zaman Anayasa'nın 152. maddesinin tanıdığı yetkiye dayanılarak iptal hükmünün

yürürlüğe gireceği tarih ayrıca kararlaştırılmaktadır. Bu süre "kararın

Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı" geçemeyecektir.

Kanun koyucunun böylece saptanan süre içinde aynı kuralı biçimine uygun olarak

yeniden yasalaştırdığını varsayalım. Bu hal olasılığın az olanı değil daha da

güçlü olanıdır. Yeniden yasalaşan eski hükmün Anayasa'ya aykırı olup

olmadığının araştırılıp incelenebilmesi yeniden dava açılmasına bağlıdır. Kimse

dava açmağa zorlanamayacağına göre esastan Anayasa'ya aykırı olduğu iddia ve

gerekçesi ile önce dava açılmış bulunmasına rağmen Anayasa'ya uygunluk denetimi

yapılamayacaktır. Bu ise söz konusu denetimin kısıtlanmasıdır. Buna yer

vermemek için biçim aykırılığı ile beraber esas yönünden aykırılık itirazının

da araştırılıp incelenmesinde yarar vardır.

b - Anayasa'ya aykırılık savının esas yönünden de incelenmiş olması, konunun yasama organınca ele alınması halinde yapılacak işlem ve tartışmalar bakımından da yararlı olabilir. Biçim yönünden iptal edilmiş olan bir hükmün esas yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki davanın gerekçesinin Anayasa Mahkemesince yapılmış olan değerlendirilmesi ve itirazın haklı bulunmadığını gösteren gerekçesi kanun koyucuya, varacağı sonuçta ve işin daha kısa zaman içinde bitirilmesine yardımcı olabilir.

Bu nedenlerle kararın sonuç bölümünün D işaretli bendindeki hükmüne katılmıyorum.

Üye

Ahmet Salih Çebi

KARŞIOY

YAZISI

İtiraz konusu kural'ın biçim yönünden iptal edilmiş olması sebebiyle esas hakkında incelemenin sürdürülmesine yer kalmadığına dair (kararın sonuç bölümünün D bendinde belirtilen) çoğunluk görüşüne, Ahmet Erdoğdu'nun karşıoy yazısında bu konuyla ilgili olarak ileri sürülen sebeplerle katılmıyorum.

Üye Muammer Yazar Üye Nahit Saçlıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1978/14, K. 1979/6, 23 Ocak 1979 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz
  4. Yoluna Başvuran
  5. İtirazın
  6. Konusu
  7. I -
  8. Olay
  9. III
  10. - Metinler
  11. IV -
  12. İlk İnceleme
  13. V -
  14. Esasın İncelenmesi
  15. A -
  16. B)
  17. C)
  18. D)
  19. E)
  20. Sonuç
  21. A -
  22. B -
  23. C -
  24. D -
  25. E -
  26. F -
  27. Karşıoy
  28. Yazısı
  29. I -
  30. II -
  31. H. Boyacıoğlu
  32. Karşıoy
  33. Yazısı
  34. I -
  35. A -
  36. B -
  37. C -
  38. A -
  39. B -
  40. C -
  41. II -
  42. H. Boyacıoğlu
  43. Karşıoy
  44. Yazısı
  45. Karşıoy
  46. Yazısı
  47. I -
  48. II -
  49. A -
  50. B -
  51. Karşıoy
  52. Yazısı
  53. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1978/14
Karar No
1979/6
Tarih
23 Ocak 1979

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1978/54 K.1979/9
  • AYM Norm Denetimi E.1978/75 K.1979/8
  • AYM Norm Denetimi E.1978/70 K.1979/7
  • AYM Norm Denetimi E.1979/3 K.1979/10
  • AYM Norm Denetimi E.1978/62 K.1979/13
  • AYM Norm Denetimi E.1978/61 K.1979/12

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.