İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1978/36 K.1978/52

Resmi Gazete tarih/sayı:13.3.1979/16577

Esas1978/36Karar1978/52Tarih3 Kasım 1978Okuma23 dk · 4.653 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
3 Kasım 1978
Esas Sayısı
1978/36
Karar Sayısı
1978/52
Karar Günü
2.11.1978
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.653 kelime·23 dk okuma·17 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:13.3.1979/16577

İPTAL

DAVASINI AÇAN

İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü.

İPTAL

DAVASININ KONUSU

26.1.1978 günlü, 2110 sayılı "1803 Sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (A) Bendinin Değiştirilmesi ve Bu Maddeye (E) Bendinin Eklenmesi Hakkında Kanun" un 1. maddesiyle 15. maddeye eklenen (E) "bendinin Anayasanın 12. ve 120. maddelerine aykırı olduğu ve konunun Üniversitenin varlık ve görevlerini ilgilendiren alana girdiği ileri sürülmüş ve bu bent hükmünün üniversite yönünden iptali istemiştir.

II.

YASA METİNLERİ

A. Anayasaya aykırılığı ileri sürülen 26.1.1978 günlü, 2110 sayılı Yasa ile 1803 sayılı Yasanın 15. maddesine eklenen (E) bendi hükmü, 1.2.1978 günlü, 16187 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan metne göre şöyledir :

"E)

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre içinde kayıtlı

bulundukları yükseköğretim kurumları öğrencilerinden (dışardan sınavlara girme

hakkını kaşanmış olanlar dahil) hangi sebeple olursa olsun kayıtları silinmiş

olanlarla kendi istekleriyle ayrılmış bulunanlar (her derecedeki askerî okul

Öğrencileri hariç) bu Kanunun yürürlüğe girmesinden başlayarak 3 ay içinde eski

öğretim kurumlarına yazılı olarak başvurdukları takdirde ayrıldıkları sınıf ve

sömestrede öğrencilik sıfatlarını devam ettirmek ve o sınıf ve sömestrede

okuyan öğrencilerin tabi oldukları sınava girmek hakkını kazanırlar. Askerlik

süresi gelmiş olanlar bu haklarını kullandığı takdirde tecilli sayılırlar. Bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik ödevini yapmakta olanların 3 aylık

başvurma süresi terhisleri tarihinden, fiili ve hukukî mücbir sebeplerle bu

hakkını kullanamayacak durumda olanların 3 aylık başvurma süresi mücbir

sebeplerin kalktığı tarihten başlar. Bu bend hükmüne dayanarak eski öğretim

kurumlarına başvuran Öğrencilere kurumlarınca birer başvurma belgesi verilir.

Bu bend hükmünden yararlanan Öğrenciler tarafından bu konularda Danıştay'a

açılan davalara bakılmaz."

B. Dayanılan Anayasa Kuralları :

"Madde 12.-Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

"Madde (değişik) 120.- Üniversiteler, ancak Devlet eliyle ve kanunla kurulur. Üniversiteler, özerkliğe sahip kamu tüzel kişileridir.

Üniversite Özerkliği, bu maddede belirtilen hükümler içinde uygulanır ve bu özerklik üniversite binalarında ve eklerinde suçların ve suçluların kovuşturulmasına engel olmaz.

Üniversiteler, Devletin gözetimi ve denetimi altında, kendileri tarafından seçilen organları eliyle yönetilir. Özel kanuna göre kurulan Devlet üniversiteleri hakkındaki hükümler saklıdır.

Üniversite organları, Öğretim üyeleri ve yardımcıları, üniversite dışındaki makamlarca, her ne suretle olursa olsun, görevlerinden uzaklaştırılamazlar. Son fıkra hükümleri saklıdır.

Üniversite öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe araştırma ve yayında bulunabilirler.

Üniversitelerin kuruluş ve işleyişleri, organları ve bunlarla seçimleri, görev ve yetkileri, üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri ve üniversite organlarının sorumluluğu, öğrenim ve öğretim hürriyetlerini engelleyici eylemleri önleme tedbirleri, üniversiteler arasında ihtiyaca göre öğretim üyeleri ve yardımcılarının görevlendirilmesinin sağlanması, öğrenim ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine ve kalkınma plânı ilkelerine göre yürütülmesi esasları kanunla düzenlenir.

Üniversitelerin bütçeleri, genel ve katma bütçelerin bağlı olduğu esaslara uygun olarak yürürlüğe konulur ve denetlenir.

Üniversitelerle onlara bağlı fakülte, kurum ve kuruluşlarda Öğrenim ve öğretim hürriyetlerinin tehlikeye düşmesi ve bu tehlikenin Üniversite organlarınca giderilmemesi halinde Bakanlar Kurulu, ilgili üniversitelerin veya bu üniversiteye bağlı fakülte, kurum ve kuruluşların idaresine el koyar ve bu kararını hemen Türkiye Büyük Millet Meclisi Birleşik toplantısının onamasına sunar. Hangi hallerin el koymayı gerektireceği, el koyma kararının ilân ve uygulanma usulleri ile süresi ve devamınca Bakanlar Kurulunun yetkilerinin nitelik ve kapsamı kanunla düzenlenir."

III.

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Kani Vrana, Şevket Müftügil, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Âdil Esmer, Nihat O.Akçakayalıoğlu, Ahmet H.Boyacıoğlu ve Nesdet darıçcıoğlu'nun katılmalariyle 20.4.1978 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyanın eksiği bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV-

ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, Anayasaya aykırılığı öne sürülen Yasa hükmü, dayanılan Anayasa maddeleri, bunlara ilişkin gerekçeler ve öbür yasama belgeleri, konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

Anayasaya uygunluk denetiminde uygulanacak yöntemin saptanabilmesi bakımından dava konusu (E) bendi hükmünün anlamını ve kapsamını belirtmekte yarar görülmüştür.

Söz konusu (E) bendi ile, kanunun yürürlüğe konulduğu güne kadar geçen süre içinde kayıtlı bulundukları yüksek eğretim kurumları öğrencilerinden (dışarıdan sınavlara girme hakkını kazanmış olanlar dahil) hangi sebeple olursa olsun kayıtları silinmiş veya kendi istekleriyle ayrılmış olanlara (her derecedeki askerî okul öğrencileri hariç) , yasanın öngördüğü hükümlere uyulmak koşuluyla, ayrıldıkları sınıf ve sömestrede öğrencilik sıfatlarını devam ettirmek ve ön sınıf ve sömestrede okuyan öğrencilerin bağlı oldukları sınava girmek haklarının kazandırılması amaçlanmaktadır.

Hükmün

yapıcı, hak doğurucu ve bağımsız olarak anlam taşıyan kesimi birinci tümcede

toplanmaktadır. Hükmün ikinci tümcesi, askerlik süresi gelmiş olanların yasada

öngörülen haklarını kullandıkları takdirde tecilli sayılacaklarını; üçüncü

tümcesi, bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihte askerlik ödevini yapmakta

olanların başvurma süresinin terhisleri tarihinden, fiilî ve hukukî mücbir

sebeplerle bu haklarını kullanamıyacak durumda olanların ise, mücbir sebeplerin

kalkması tarihinden başlayacağını; dördüncü tümcesi, bu bent hükmüne dayanarak

eski öğretim kurumlarına başvuran öğrencilere kurumlarınca birer başvurma

belgesi verileceğini ve son olarak beşinci tümcesi, bu bent hükmünden

yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştay'a açılan davalara

bakılmayacağını kurala bağlamaktadır. Birinci tümcenin dışında kalan

hükümlerin, anlam ve sonuç doğurma ve uygulanabilir olma yönlerinden tamamen

birinci tümceye bağlı oldukları ve bu tümcede belirtilen hak ve olanağın

ortadan kalkması ile de anlamını yitiren ve tek başlarına uygulanma olanağı

olmayan bir nitelik taşıdıkları görülmektedir.

(E)

bendinin birinci tümcesinde yer alan hükmün bu özelliği, Anayasaya uygunluk denetiminin önce bu hüküm üzerinde yapılmasını ve varılacak sonuca göre öteki tümcelerdeki hükümlerin ele alınmasını zorunlu kılmaktadır."

A. Davacı İstanbul Teknik Üniversitesi iptal isteminin gerekçesini, Anayasanın 12. ve 120. maddelerine dayandırmaktadır.

22.4.1962 günlü, 44 Sayılı Yasanın 28. maddesi, Anayasa Mahkemesini, iptal isteminin konusu ile bağlı tutmakta ve fakat istemin gerekçesiyle bağlamamaktadır. Öte yandan aynı hükmün iptali istemiyle başka bir üniversite tarafından açılarak esasın 1978/31 sayısına kaydı yapılan davada söz konusu hükmün ayrıca Anayasanın 21. ve 64. maddelerine de aykırılığı öne sürüldüğüne göre, Anayasaya uygunluk denetiminin Anayasanın 12., 21., 64. ve 120. maddeleri açısından yapılması gerekmiştir.

l- Anayasanın 12. maddesi açısından inceleme :

Anayasanın 12. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz." denilmektedir.

Anayasanın 12. maddesi açısından yapılacak bir incelemede sağlıklı bir sonuca varabilmek için, çeşitli nedenlerle kaydı silinmiş olup da dava konusu yasa hükmü uyarınca eski Öğretim kurumlarına yeniden kaydolma olanağına kavuşan Öğrenci kesimiyle, 2110 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra kaydı silinen ya da silinecek olan öğrencilerin ve bu yasa yürürlüğe girmeden önce üniversitelerde kayıtlı bulunan normal öğrencilerin arasında bir karşılaştırma ve kıyaslama yapılması yerinde olacaktır.

2110 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 1.2.1978 gününden Önce hangi nedenle olursa olsun kayıtları silinmiş öğrencilerle kendi istekleriyle ayrılmış bulunanların, sözü edilen yasa hükmüyle, ayrıldıkları sınıf ve sömestrede öğrencilik sıfatlarını devam ettirmek ve o sınıf ve sömestrede okuyan öğrencilerin bağlı oldukları sınava girmek hakkını kazanmalarına karşın bu tarihten sonra kayıtları silinen Öğrenciler böyle bir hak elde edememektedirler. İlk bakışta ayrıcalık yaratabileceği izlenimini veren bu kuralın sağlıklı bir sonuca varabilmek için daha yakından ve bütünü içinde ele alınarak niteliği de göz önünde tutulmak suretiyle incelenmesi zorunludur.

2110 Sayılı Yasa, orta ve yüksek Öğretimdeki Öğrenim sürelerini ve sınav haklarını ileriye dönük olarak düzenleyen kuralları öngören bir yasa değildir. Sözü edilen Yasanın düzenlediği kurallar, disiplin suçu işlemeleri nedeniyle kayıtları silinenler açısından bir af yasası; idarî nedenlerle kayıtları silinmiş Öğrenciler yönünden de genel anlamda bir intibak yasası niteliğindedir.

Af ve intibak yasaları, nitelikleri bakımından, yürürlüğe girdiği günden sonraki durumları ve olayları da kapsayacak biçimde hükümler taşıyamazlar. Bu tür yasaların özelliği, geçmişe dönük olma ve kapsamlarını bir noktada sınırlama zorunluğundan gelmektedir.

Bu nedenle 1.2.1978 gününden sonra kaydı silinen ya da silinecek olan öğrencilerle dava konusu kuralın kapsamına girenlerin, eşitlik ilkesi yönünden bir kıyaslamaya tâbi tutulmalarına olanak yoktur.

Normal öğrenimlerini sürdüren öğrencilerle yapılan kıyaslamaya gelince :

Üniversitelerden kaydı silinmiş olan öğrencilerin, Anayasaya uygunluk denetimi yapılan kural uyarınca ayrıldıkları sınıf ya da sömestreye sanki hiç sınıfta kalmamış gibi yeniden kaydolunacakları, intibak ettirildikleri sınıf ve sömerstrede okuyan, öğretim süresi ve sınav haklarından hiç kaybetmemiş normal öğrencilerin statüsüne tabi tutulacakları ve böylece aynı sınıf ya da sömestrede yıl ve sömestre kaybetmiş öğrencilerden ayrıcalıklı bir duruma gelecekleri öne sürünmektedir.

Bu konuda bir sonuca varılabilmesi için Anayasaya aykırılığı öne sürülen yasanın düzenlenmesi amacının, hangi koşullar içinde ve ne gibi nedenlerin etkisiyle çıkarıldığının, güdülen amacın Anayasa Koyucunun iradesine ters düşüp düşmediğinin incelenmesi ve araştırılması yerinde olacaktır.

Cumhuriyet

Senatosundaki görüşmelerde de kimi üyelerin açıklıkla değindikleri gibi, bir

kaç yıldan beri çeşitli siyasal, sosyo-ekonomik ve kültürel nedenlerin

etkisiyle toplumda görülen sarsıntının acısını ve zararını çeken ve toplumsal olayların

en çok üzerinde yoğunlaştığı ya da yoğunlaştırıldığı kesim, yüksek öğretim

kumaları ve bunların mensupları olmuştur. Bu dönemde toplumsal olayların ve

sürtüşmelerin giderilemediği; Devlet ve Üniversite yönetimlerince, Öğrencilerin

can güvenlikleri ile eğitim ve öğretim özgürlüğünün yeterince sağlanamadığı;

eğitim ve öğretim kurumlarının belirli grupların egemenliği altında kalmasının

ve karşıt görüşlü öğrencilere devamlarının engellenmesinin önlenemediği

herkesçe bilinen bir gerçektir. Can güvenliğinin, öğrenim ve Öğretim

özgürlüğünün sağlanamadığı bir ortamda, işgal, boykot ve baskıların sürüp

gittiği bir öğretim kurumunda, ruh çöküntüsü ve sinir gerginliği baskısı

altında yapılan sınavlarda öğrencinin başarılı olmasını, disipline tam olarak

uyarlık göstermesini ve düzenli bir biçimde derslere devam etmesini beklemek

aşırı iyimserlik olur. Bu koşullarda olağan öğrencilik hayatını sürdürememiş

olanların kayıtlarının silinmesinde öğrenciler kadar, belki de daha çok

toplumu, Devleti ve üniversite yönetimlerini kusurlu ve sorumlu bulmak yanlış

bir görüş ve değerlendirme sayılamaz. Bu durumu görmezlikten gelerek tüm

sorumluluğu öğrencilere yükleyip olağan dönemler ve olağan eğitim-öğretim

süreleri için yapılmış olan yönetmelik hükümlerini uygulamak; sorunun siyasal,

sosyal ve toplumsal yönlerini bir tarafa bırakarak konuyu salt yönetmelik

uygulaması biçiminde ele almak kamu yararına uygun bir davranış sayılamaz.

Çünkü böyle bir tutum, devamsızlık göstermede, başarısız olmada, disipline uyum

gösterememede kişisel olarak belki en az sorumlu tutulması gereken öğrencilerin

gözden çıkarılması, belirli bir aşamadan ve süzgeçten geçtikten sonra

üniversite öğrenimine başlayabilmiş, böylece hem kurallara uymak hem başarı

konusunda kendini kabul ettirmiş, dolayısıyle olağan koşullar ve öğrenim yaşamı

içinde, üniversite öğrenimlerini de başarı ile sürdürebileceklerini göstermiş

gençlerin öğrenim hakkından yoksun bırakılması sonucunu ortaya koyar.

Gelişmekte olan, yetişkin elemana büyük gereksinmesi bulunan bir ülkenin, ağır

bir kaynak savurganlığı olan böyle bir sonuca katlanması düşünülemez ve

beklenemez.

Yasa Koyucunun ana ereği, toplun barışının, can güvenliğinin, öğrenim ve öğretim özgürlüğünün sağlanacağı savının ileri sürüldüğü bir dönemde, kaydı silinen öğrencilerin de topluma kazandırılması, Devletin onlara yaptığı harcamaların boşa gitmesinin önlenmesi, topluma, ailelerine ve kendilerine daha yararlı olabilmeleri için yüksek öğrenimlerini tamamlamalarına olanak verilmesi ve kaynak savurganlığının önlenmesidir.

Kamu

yararının zorunlu kıldığı ve haklı nedenlere dayandığı açık olan böyle bir

kuralın Anayasanın 12. maddesinde yeralan eşitlik ilkesine ters düştüğü kabul

edilemez. Gerçekten, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında ve sözgelimi

13.4.1976 günlü, E: 1976/3, K: 1976/23 sayılı kararında (Kararlar Dergisi:Sayı

14, Sayfa, 166, Resmî Gazete:15.7.1976 gün,15647 sayı) açıkça belirtildiği

üzere, "Kanun önünde eşitlik" ilkesi, herkesin her yönden aynı

hükümlere bağlı olması gerektiği anlamına gelmez. Bu ilke ile güdülen amaç,

benzer koşullar içinde olan, özdeş nitelikte bulunan durumların yasalarca aynı

işleme bağlı tutulmasını sağlamaktır. Kimi yurttaşlar için haklı nedenlere

dayanılarak veya bunların durumlarındaki farklılığın doğurduğu zorunluklarla

ayrı kurallar konulması durumunda, eşitlik ilkesinin zedelendiğinden

sözedilemez.

2- Anayasanın 21. maddesi açıcından incelene :

İptali istenen yasayla, bu yasanın kapsamına giren öğrenci sayısının çokluğu ve ayrıca öğretim üye ve yardımcıları ile öğretim araçlarından yararlanabilme olanaklarının gözönüne alınmamış olması yüzünden, Anayasanın 21. maddesinde öngörülen ve eğitim kurumlarını sağlamakla yükümlü tutan "çağdaş bilim ve eğitim" amaçlarının savsaklanmış olduğu savı ileri sürülmektedir.

Anayasa, 21. maddenin son fıkrasıyla, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağını kesin buyruğa bağlamıştır.

Hemen belirtmek gerekir ki, iptali istenen hükümle, açık veya kapalı olarak böyle bir amaç güdüldüğü düşünülemez. Nitekim böyle bir sav öne sürülmemekle birlikte dolaylı olarak sözü edilen Yasanın "çağdaş bilim ve eğitim" amaçlarını savsadığı iddia edilmiş ve Anayasaya aykırılığın bu yolla oluştuğu dile getirilmiştir.

Anayasanın

120. maddesinde, üniversitelerde "Öğrenim ve Öğretimin, hürriyet ve

teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine ve kalkınma Plânı

ilkelerine göre yürütülmesi kurallarının yasa ile konulacağı öngörülmüş ve bu

yolla öğretim ve öğrenimin, çağdaş bilim ve teknolojinin gereklerine aykırı

bütün etkenlerin dışında tutulacağı ilkesi benimsenmiştir. Üniversitelerde,

ister öğretim üyesi veya yardımcısı ya da araç gereç azlığı söz konusu olsun,

ister öğrencilerin çokluğu neden gösterilsin, çağdaş bilim ve teknoloji

gereklerine uygun düşmeyen bir öğrenim ve eğitim yöntemi uygulanamaz.

Üniversitelerin görevi bu durumda da alacakları önlemlerle etkenleri en az

düzeye indirmek ve yalnızca bilimsel ve nesnel ölçülere göre biçimlendirilmiş

bir öğretim ve eğitimin gerçekleştirilmesini sağlamaktır. İptali istenen yasa hükmünde

bu görevin yerine getirilmesini engelleyecek bir kural yer almadığından

Anayasanın 21. maddesine aykırılıktan da söz edilemez.

3- Anayasanın değişik 64. maddesi açısından inceleme :

Yasama organının yetkilerinden olan genel ve özel af ilânının Devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesi demek olduğu, ceza ile ilgisi olmayan hususların affedilmesinin, ceza niteliği taşımayan ve salt başarısızlığın saptanması niteliğinde olan sınıfta kalma durumunun af kapsamına alınmasının söz konusu olamayacağı ileri sürülmüş, böylece, yetki sınırları aşılan hükmün iptali istenmiştir.

Af yetkisinin sınırlarının aşılmış olduğu savı yalnız idarî yönden kaydı silinmiş öğrenciler açısından yapıldığından, yasaya yöneltilen sav da bu açıdan incelenmelidir.

Başarısızlık, devamsızlık, harç yatırmamak ya da kendi isteğiyle ayrılmak gibi bağlı oldukları öğretim kurumlarındaki kayıtların silinmesini gerektiren nedenlerin, suçu oluşturan bir eylem ya da bir ceza yaptırımı olmayıp salt idari işlem niteliğini taşıdıkları kuşkusuzdur. dava konusu yasa kuralının, genel afla ilgili bir yasada yer almış olması, onun, idari yönden kaydı silinmiş öğrencileri de af kapsamına aldığı ve af niteliği taşıdığı biçiminde yorumlamasına dene olamaz. Çünkü yasa koyucunun iradesi, bu durumda olanları affetmek olmayıp yukarıda belirtilen nedenlerle kaydı silinmiş bulunan kişilere kimi yeni ve ek haklar tanıyan bir düzenlemeyi af yasasının içinde kurallaştırmaktır.

Bu bakımdan burada üzerinde önemle durulması gereken yön, yasa koyucunun, söz konusu kişilere yeni ve ek haklar tanıyan böyle bir düzenleme yapmağa yetkisi bulunup bulunmadığıdır.

Anayasa'nın 4. maddesinin son fıkrasında "...hiç bir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" kuralı yer almış ve 5. maddesinde de yasa koymada yetkili organın Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği açıklanmıştır.

Yasama organının düzenleme yetkisinin sınırı incelenirken Anayasanın 5., 6., 7. ve 64. maddeleri gözönünde tutulmalıdır. Çünkü yasama organının yetki alanı, Anayasada öngörülen organlar arasındaki ilişkilerin düzenlenip biçimleriyle sıkı sıkıya bağlı ve yakından ilgilidir.

Anayasa'nın

5. maddesinde yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu

belirtilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini açıklayan

64.maddenin ilk fıkrasında ise, "Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,

Devletin bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para

basılmasına, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen bölüm

cezalarının yerine getirilmesine karar vermek Türkiye Büyük Millet Meclisinin

yetkilerindendir." hükmüne yer verilmiştir. Anayasanın 6. maddesinde,

yürütme görevinin Kanunlar çerçevesinde Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu

tarafından yerine getirileceği; 7. maddesinde de yargı yetkisinin Türk ulusu

adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı belirtilmiştir.

Görüldüğü

gibi Anayasa Koyucu, yasama ve yargı için "yetki", yürütme için de

"görev" sözcüklerini kullanmış ve "bu ayırımı bilinçli biçimde

ve bir amaca yönelik olarak yaptığını madde gerekçelerinde açıklamıştır.

Gerçekten temsilciler Meclisi Komisyonu raporunda, bu maddelerle ilgili olarak

yasamanın ilkel ve genel bir yetki sayıldığı, yürütmeninse yalnızca yasaların

uygulanması demek olduğu, yasa olmayan yerde Türk Hukukunda yürütmenin de

olmadığı, yürütme organının kaynağını yasadan almayan bir tasarrufta

bulunamayacağı, yasanın bulunduğu yerde yürütmenin değil aynı zamanda yürütme

görevi ve yükümünün de bulunduğu belirtilmiştir. Öte yandan Anayasa Komisyona

raporunun, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğunu ve yasayla

düzenleneceğini öngören 112. maddeye ilişkin kesiminde de, "Anayasanızın

kabul ettiği sistemin icabı, icra ve idare ilkel ve özerk bir yetki olmayıp,

müştak ve tâbi bir yetki olduğu için tabiatıyla görev ve teşkilâtın kanunlarla

düzenleneceği belirtilmiştir" denilmektedir.

Böylece yasamaya öncelik sağlanmış, yasa koyucu tarafından düzenlenmemiş bir alanda, yürütme organına, faaliyette bulunma ve özerk olarak düzenleme yetkisi kullanma olanağı verilmemiştir.

Öte yandan Anayasa hukukumuzda, yasama işlemleri için gerek alan gerek işlem çeşidi olarak bir sınır çizilmemiştir. Yasa, Anayasaya uygun olmak koşuluyla her alanda her çeşit düzenlemeyi yapabilecektir. Anayasa'nın değinilen 5. ve 6. maddelerindeki yetkinin ilkel ve kendine özgü bir yetki oluşu ve her konunun başlangıçta yasa ile düzenlenme zorunluğu bu sonucu ortaya koymaktadır.

Özetlemek gerekirse, disiplin cezası niteliği taşımayan kayıt silme işlemlerinin geçersiz kılınmasında yasama organının özel af ilân ettiği söylenemez. Şu nedenle yasama organının yasama alanı dışına çıktığı ve yetkisini aştığı yolundaki savlar anayasal dayanaktan yoksundur.

4- Anayasanın değişik 120. maddesi açısından inceleme :

Dava konusu kural yasalaştırılırken üniversitelerden görüş alınmamış olması, kayıtları silinmiş olan öğrencilerin kaydedilmeleri konusundaki koşulların saptanması yetkisinin üniversiteye ait olduğu halde bu yetkinin 2110 sayılı Yasa ile kullanılması, sınavlarla saptanan bilimsel yetersizlikleri nedeni ile kayıtları silinmiş öğrencilerin yeniden kabul edilmeleri sorumlusunun üniversitelere yükletilmesi ve böylece kontenjanın üstünde Öğrenci almak durumunun yaratılması, üniversitelerin yönetimsel ve bilimsel özerkliğini zedeleyici işlemler olarak nitelendirilmiş ve bu nedenlerle de Yasanın iptaline karar verilmesi istenmiştir.

Anayasa Koyucu, üniversitelere özel bir Önem vermiş, bunlara Özerklik kazandırmış ve bunun önemli Öğelerini de buyurucu kurallar olarak saptamıştır.

Anayasanın değişik 120. maddesine görö üniversitelerle ilgili konularda uyulması zorunlu kurallar" şöyle sıralanabilir:

a) Üniversiteler ancak Devlet eliyle ve yasayla kurulabilir.

b) Üniversiteler, bu maddedeki hükümler içinde uygulanmak koşuluyla Özerkliğe sahip kamu tüzel kişileridirler.

c) Üniversiteler, Devletin gözetim ve denetimi altında kendileri tarafından seçilen organlar eliyle yönetilir ve denetlenir.

d) Üniversite organları, öğretim üyeleri ve yardımcıları, üniversite dışındaki makamlarca, her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.

e) Üniversite öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe araştırırsa ve yayında bulunabilirler.

f) Üniversitelerin kuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçicileri, sorumlulukları, görev ve yetkileri, Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, üniversiteler arasında gereksinmeye göre öğretim üyeleri ve yardımcılarının görevlendirilmesinin sağlanması, öğrenim ve öğretimin özgürlük ve güvence içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine ve kalkınma plânı ilkelerine göre yürütülmesi esasları yasayla düzenlenir.

Bunlardan ilk beş sırada yer alanlar, Anayasa Koyucunun düzenlediği, buyurucu kurallardır. Altıncı sırada yeralan konularsa, yasa ile düzenleneceklerdir. Bu konuları düzenlerken yasama organı Anayasanın buyurucu kurallarını gözönünde bulundurmak zorundadır. Örneğin üniversitelerin organları ve bunların seçicileri yasayla düzenlenirken, kendileri tarafından seçilen organlar eliyle yönetilip denetlenecekleri buyruğuna uyulacak, sözgelimi bu organlara üniversitenin seçmediği kişilerin katılmalarını sağlayacak hükümler konulamayacaktır.

Anayasaya uygunluğu denetilen kural, kaydı silinmiş olan öğrencilerin öğretim kurumlarına yeniden kaydedilmelerini ve o sınıf ve sömestrede okuyan öğrencilerin bağlı olduğu sınav haklarına kavuşmalarını sağladığına göre, 120.maddenin yukarıda değinilen ve yasa ile düzenlenmesi öngörülen kurallardan "üniversitelerin işleyişi", "öğrenim öğretimin....çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine....göre yürütülmesi" konusu ile ilgilidir.

Üniversitelerin kendilerince seçilen organları eliyle yönetileceklerine ilişkin buyurucu kural ile üniversitelerin işleyişlerinin yasa ile düzenleneceği yolundaki hükmün çeliştiği düşünülemez. Çünkü, kendilerince seçilmiş organlar üniversiteyi yasalar çerçevesinde yönetmek zorunda olduklarına göre, bu yasalarla, üniversitenin kuruluşu, örgütlenmesi, kadroları ve bunlara bağlı görev, yetki ve sorumlulukların ne olduğu, bunların nasıl kullanılacağı birbirleriyle ilişkilerinin nasıl kurulacağı, personelin özlük hakları ve yükümlülükleri, kısaca üniversitenin işleyişi saptanmış olmaktadır.

Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülen yasa kuralının, Öğrenim ve Öğretimin yürütülmesiyle ilgili olduğu ve bu nedenle de yasama organının düzenleme alanına girdiği kuşkusuzdur.

Burada

Önemle belirlenmesi gereken yön şudur : Yasa Koyucu, dava konusu kuralla

Üniversiteye dışarıdan karışılmasına, yukarıda açıklanan ilkelere ters düşecek

biçimde merkezi yönetimin vesayet denetimine girişmesine ve örneğin yürütme

organının, siyasal iktidar ya da idarenin üniversiteler üzerinde baskı kurucu

nitelikte, dış etki sayılabilecek bir davranışta, ve girişimde bulunmalarına

olanak sağlayan bir hüküm getirmiş değildir. Yasa Koyucu yaptığı düzenleme ile,

kendi yetki alanı içindeki bir konuda doğrudan doğruya üniversiteye hitabeden

ve kimi öğrencilere bir takım haklar tanıyan hükümler getirmiştir. Bu kuralı,

üniversitelerin bilimsel özerkliğinden gelen yetkiye dayanarak kayılarını

sildiği öğrenciler hakkındaki nesnel değerlendirmesini ortadan kaldıran,

yetersizliği saptanan kişileri yasayla yeterli kılan bir kural olarak görme

olanağı da yoktur. Çünkü yasa kimi öğrencilere ek sınavlara girme hakkı veren

bir düzenleme getirmekle yetinmiştir. Bu sınavlarda üniversitenin, bilimsel ve

nesnel değerlendirmesini, sınava girenlerin yeterli ya da yetersiz olduklarını

saptamada özerkliğini tümüyle kullanma yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur.

Öte

yandan, 1750 sayılı Yasanın 52. maddesinde "Üniversitelere giriş, insan

gücü plânlaması, üniversitelerin kapasiteleri, öğrencilerin yetenekleri dikkate

alınmak suretiyle Üniversitelerarası Kurulca düzenlenir" hükmü yer

almasına karşın uygulamada üniversitelerarası Kurul bu görev ve yetkiyi yerine

getirmemekte, her yüksek Öğretim kurumunun saptadığı kontenjanı, "Üniversiteler

arası Seçme Sınavı Kılavuzu" adı ile anılan broşürde yayınlamakla

yetinmekte ve açıklamada da bu kontenjanların kendisi tarafından değil yüksek

Öğretim kurumlarınca saptandığını belirtmektedir (1978 Üniversitelerarası Seçme

Sınavı Kılavuzu, S.38). Uygulamada, aslında Anayasaya ve yasaya göre Öğrenci

kontenjanını saptamaya yetkili olmayan yüksek öğretim kurumlarının, bu yetkiyi

kullana geldikleri görülmektedir.

Konuyu düzenlemeye yetkili olan yasama organının iptali istenen hükümle üniversitelere dışarıdan karıştığı yolundaki savda hukuksal ve anayasal dayanaktan yoksundur.

Son olarak, 2110 sayılı Yasa için üniversitelerin düşüncesinin alınmamış olduğu Anayasa Mahkemesinin bir kararı da dayanak, gösterilerek ileri sürülmüş ve yasanın iptali istenmiştir.

Anayasanın 91., Millet Meclisi içtüzüğünün 74. ve 75., Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 21. maddelerinde, yasa teklif etmeye Bakanlar Kurulu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin yetkili oldukları açıkça belirtilmiştir. Bunların dışında başka bir organ ya da kişinin yasama organına yasa tasarı ve teklifi vermeğe yetkisi yoktur. Anayasa, 4. maddesinde yeralan, "Hiç bir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz" yolundaki hükümle, yetkilerin Anayasada açıkça belirtilenlerce kullanılması ilkesini kabul etmiştir.

Öte yandan mevzuatımızda, kendisiyle ilgisi olsun veya olmasın bir yasa tasarı veya teklifinin hasırlanmasında ve yasalaştırılmasında üniversitelerin görüşünün alınmasını sorunlu kılan bir hüküm de yer almamıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarının Anayasa ve yasa gereği Resmi Gazete'de yayımlanma yükümü karşısında, davada kendi görüşlerine dayanak yapılmaktan uzak olan Anayasa Mahkemesinin 4.2.1966 günlü, E. 1965/32, K.1966/3 sayılı kararının açıklanmasında da bir gerek ve yarar görülmemiştir.

Özetlemek gerekirse iptali istenen (E) bendinin birinci tümcesi hükmünün Anayasanın değişik 120. maddesine de uymayan bir yönü yoktur.

3. (E) bendi hükmünün ikinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerinde yer alan hükümlerin Anayasaya uygunluk denetimine gelince :

Bu tümcelerde, askerlik süresi gelmiş olanların öğretim kurumuna yeniden kaydolmaları halinde tecilli sayılacakları, askerlik ödevi yapanlarla hukuki ve fiilî mücbir sebep altında bulunanların 3 aylık başvurma süresinin bu engellerin kalktığı tarihten başlayacağı, yeniden kaydolmak için başvuran Öğrencilere kurumlarınca birer başvurma belgesi verileceği öngörülmektedir.

Hükmün birinci tümcesi Anayasaya uygun bulunmuş olduğuna göre bu hükmün uygulanmasını sağlayan ikinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerin de Anayasaya aykırılığından sözedilemez.

C. Dava konusu (E) bendinin son tümcesi hükmünün, yeniden görüşme ve oylanma konusu yapılıp yapılamayacağı sorunu :

Dava konusu (E) bendinin son tümcesi hükmünün Anayasaya uygunluk denetimine geçildiği sırada kimi üyelerce, bu bendin son tümcesinde yer alan "Bu bent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştaya açılan davalara bakılmaz" hükmünün, davacı üniversitenin varlık ve görevleriyle ilgili olup olmadığı, bu bakımdan iptal istemine konu yapılıp yapılamayacağı yönünün incelenmesi istenmiştir.

Dava konusu (E) bendinin "Bu bent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştaya açılan davalara bakılmaz" hükmünün de dahil olmak üzere tümü hakkında esasın incelenmesine 20.4.1978 gününde karar verilmiş ve bu kararla ilk inceleme evresi kapatılmıştır.

Anayasa

Mahkemesinin 2.7.1974 günlü, 1974/19-31 sayılı kararının "IV. Esasın

İncelenmesi" bölümünün "A" işaretli "görev sorunu"

kısmında (Resmî Gazete 12.7.1974 gün, 14943 sayı) "Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğünün 15. maddesi kurallarına göre, iptal davası dilekçelerinde

kanunların ve yasama meclisleri içtüzüklerinin hangi hükümlerinin Anayasanın

hangi Maddelerine aykırı olduğunun ve aykırılık gerekçelerinin açıklanıp

açıklanmadığının, davanın açılması için yetki verilmesine ilişkin kararların ve

yetki belgelerinin dilekçeye bağlı bulunup bulunmadığının, dilekçelerin Anayasa

Mahkemesinin görevine giren bir konu ile ilgili olup olmadığının ve ehliyetli

kişilerce süresi içinde verilip verilmediğinin araştırılıp karara bağlanması

ilk inceleme kapsamına girer. Esasın incelenmesine ilişkin kararda, ayrıca

açıklanmasa dahi, bütün bu konular olumlu biçimde çözüme bağlanmış

demektir" yolunda bir gerekçe yer almıştır.

Gerek

44 sayılı Yasa, gerek Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümlerine göre, Anayasaya

uygunluk denetimi bakımından "ilk inceleme yargısal bir evredir ve Anayasa

Mahkemesince bu evre, koşulları bakımından oluşturulup "Esasın

İncelenmesine" karar verildikten sonra tekrar ilk inceleme evresine dönme

olanağı yoktur. Çünkü ilk incelemeyi sona erdirerek kapatan ve böylece esasın

incelenmesi yolunu açan bu karar bir ara kararı olmayıp, açıklandığı gibi

yargısal bir evreyi oluşturan bir karar olması bakımından başlı başına ve

bağlayıcı bir nitelik taşır. İlk inceleme evresini olumsuz bir şekilde sonuçlandıran

bir kararı, Anayasa Mahkemesi, o işte nasıl yeniden ele alamazsa, ilk inceleme

evresini olumlu bir biçimde kapatan ve esasın incelenmesine kara verilen bir

işte de yeniden başa dönerek o kararı hükümsüz kılacak tasarruflarda bulunamaz.

Yapılan öneri, Anayasa Mahkemesince davacı üniversitenin kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanda görerek esasın incelenmesine karar verdiği bir konu hakkında bu kararın kaldırılması ve yetki ve görev yönünden reddedilmesi ereğini gütmektedir. Sonuçlarını doğuran yargısal kararların yeniden ele alınarak görüşülüp oylanmasına olanak yoktur.

Şevket Müftügil, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Muammer Yazar, Nahit Saçlıoğlu ve Bülent Olçay, "Konunun yeniden görüşülüp görüşülemeyeceği sorununun oylamaya sunulabileceği" ni öne sürerek bu görüşe katılmamışlardır.

D.Dava konusu (E) bendinin son tümcesi hükmünün Anayasaya uygun olup olmadığı sorunu :

(E)

bendinin son tümcesi hükmü, "Bu bent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştaya açılan davalara bakılmaz" biçimindedir.

Yasanın

bu hükmü, Danıştaya açılan davaya bakılmayı öğrencinin (A) bendi hükmünden

yararlanması koşuluna bağlamaktadır. Bu bent hükmünden yararlandırılmamış olan

öğrencilerin davalarına bakılabileceği gibi bu kişilerin yararlanmayı engelleyen

işlemlere karşı da dava açma hakkına sahip bulundukları ve sözü edilen hükümle

bu hakkın engellenmediği de ortadadır. Kaldı ki yasada bu yolda bir hüküm

bulunmasaydı bile, idarenin dava konusunu oluşturan kayıt silme işlemini

kaldırarak öğrenci yararına yeni bir işlem tesis edildiğini bildirmesi halinde

davanın, konusu ortadan kalktığından görülmesine, olumlu ya da olumsuz bir

sonuca bağlanmasına olanak yoktur. Bu doğal sonucu, işlemleri sadeleştirip

tarafların yararını da gibi, yasanın sağladığı haklardan

yararlandırılmayanların Danıştaya başvurma hakları önlenmiş ve engellenmiş

değildir.

Bu görüşe Şevket Müftügil ve Muhittin Gürün katılmamışlardır.

V.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1- 15 Mayıs 1974 günlü, 1803 Sayılı Yasanın 15. maddesine 26.1.1978 günlü, 2110 Sayılı Yasa ile eklenen dava konusu "E" bendinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü tümceleri hükümlerinin Anayasaya aykırı olmadığına, bu hükümlere yönelen iptal isteminin reddine oybirliğiyle,

2- Aynı bendin: "Bu bent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştay'a açılan davalara bakılmaz." yolundaki hükmünün de esasının incelenmesine 20.4.1978 günü yapılan ilk inceleme toplantısı sonunda karar verilmiş olması karşısında, sözü geçen hükmün davacı Üniversitenin varlık ve görevleriyle ilgili olup olmadığı, bu bakımdan iptal istemine konu yapılıp yapılamayacağı sorununun yeniden ele alınarak görüşülüp oylanamayacağına, Şevket Müftügil, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş, Muammer Yazar, Nahit Saçlıoğlu ve Bülent Olçay'ın "konunun yeniden görüşülüp görüşülemeyeceği sorununun oylamaya sunulabileceği" yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

3- (E) bendinin yukarıda sözügeçen son tümcesi hükmünün Anayasaya aykırı olmadığına, bu tümceye yönelen iptal isteminin de reddine Şevket Müftügil ve Muhittin Gürün'ün karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla,

2.11.1978 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa Mahkemesindeki görüşmelerde, üyelerin yargılama yyöntemine ya da işin özüne ilişkin olarak ileri sürdükleri önerileri oya konulmasını engelleyin bir kural 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasada ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünde yer almış değildir. Kanımızca, dava ya da itiraz konusu işin bütün yönleri ile incelenmesine ve hukuk gereklerine en uygun karara varılmasına engel olabilecek böyle bir kuralın sözü geçen yasada ya da İçtüzükte yer alması da düşünülemez.

Bu bakımdan, ilk inceleme kapsamına giren konuların işin özü incelenirken yeniden ele alınması hakkındaki önerinin oya konulmasına olanak bulunmadığı yolundaki çoğunluk görüşüne karşıyız.

kaldı ki, bu konudaki çoğunluk görüşü, kanımızca, ilk incelemenin içerik ve niteliği ile de bağdaştırılamaz.

Gerçekten

Anayasa Mahkemesinin görüşü, kanımızca ilk inceleme, dava koşullarının

başvuruyu izleyen kısa bir süre içinde, topluca gözden geçirilmesini ve

Mahkemede görülmesine anayasal olanak bulunmayan işlerin başlangıçta ve işin

özüne geçmeden belirlenmesini sağlayan bir evredir. Bu inceleme sonunda, işin

Anayasa Mahkemesinde görülemeyeceği sonucuna varılırsa, verilecek karar,

yargılamayı sonuçlandıran, kesin bir karardır. Ancak, tersine bir sonuca

varılarak işin özünün incelenmesine karar verilirse yargılama sürecektir. Böyle

olunca da, dava koşullarının yargılamanın sonuna kadar, her zaman, yeniden

inceleme konusu edilebilmesi ya da ilk incelemede gözden kaçmış bir nokta varsa

üstünde durulması, genel yargılama yöntemi kuralların gereğidir. Tersine bir

görüşün benimsenmesi, ilk inceleme sonunda verilen karara "kesin

hüküm" niteliği tanımak ya da en azından bu kararın başvuran mahkeme ve

kuruluşlar yararına bir "yöntemsel kazanılmış hak" doğurduğunu kabul

etmek anlamına gelir. Oysa 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasada ve Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğünde genel yargılama yöntemi kurallarına aykırı böyle bir

hüküm yer almadığı gibi kanımızca, yer almasına da Anayasa kuralları elverişli

değildir. Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin görev alanına giren işlerde dava

koşulları Anayasa'nın buyurucu ve sınırlandırıcı hükümleriyle saptanmıştır. Bu

koşullardan biri, örneğin başvuran kuruluşun iptal davası açmaya etkisi

bulunmadığı, ancak işin özü incelenirken ortaya çıkmışsa, sırf ilk inceleme

evresinde bu hususun noksanlık sayılmadığı ve o evreyi kapayan kararın

kaldırılamayacağı gerekçesi ile yargılamayı sürdürmek, Anayasa'ya uygunluk

denetimini Anayasa kurallarını açarak yürütmek anlamına gelir.

Sonuç olarak, ilk incelemede ele alınması gereken konuların, dayanağını Anayasa'dan alan dava koşulları niteliğinde oldukları, bu nedenle yargılamanın sonuna kadar her zaman mahkemece üstünde durulabileceği ve bu husustaki önerilerin işin özü incelenirken de oylanabileceği kanısıyla çoğunluk görüşüne karşıyız.

Başkan

Şevket Müftügil

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ahmet Erdoğdu

Üye

Osman Tokcan

Üye

Ali Rüştü Aral

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Muammer Yazar

Üye

Adil Esmer

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Nahit Saçlıoğlu

Üye

Hüseyin Karamüstantikoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Üye

Necdet Darıcıoğlu

Üye

Bülent Olçay

KARŞIOY

YAZISI

Yukarıdaki kararın sonuç bölümün 2. ve 3. fıkralarıyla bu fıkraların gerekçe bölümlerine, Anayasa Mahkemesinin 2.11.1978 günlü, Esas: 1978/31, Karar:1978/50 sayılı kararına ilişkin karşıoy yazımızda açıklanan nedenlerle karşıyız.

Üye Muammer · Yazar Üye Nahit · Saçlıoğlu Üye Bülent · Olçay Başkan Şevket · Müftügil Üye Muhittin · Gürün

Anayasa Mahkemesi, E. 1978/36, K. 1978/52, 3 Kasım 1978 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal
  4. Davasını Açan
  5. İptal
  6. Davasının Konusu
  7. Yasa Metinleri
  8. "E)
  9. İlk İnceleme
  10. Iv-
  11. Esasın İncelenmesi
  12. (E)
  13. (E)
  14. Karşıoy
  15. Yazısı
  16. O. Akçakayalıoğlu
  17. H. Boyacıoğlu
  18. Karşıoy
  19. Yazısı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1978/36
Karar No
1978/52
Tarih
3 Kasım 1978

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1978/39 K.1978/53
  • AYM Norm Denetimi E.1978/42 K.1978/56
  • AYM Norm Denetimi E.1978/46 K.1978/54
  • AYM Norm Denetimi E.1978/45 K.1978/55
  • AYM Norm Denetimi E.1978/47 K.1978/57
  • AYM Norm Denetimi E.1978/64 K.1978/59

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.