İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1978/55 K.1978/46

Karar günü:29/6/1978

Esas1978/55Karar1978/46Tarih29 Haziran 1978Okuma18 dk · 3.652 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
29 Haziran 1978
Esas Sayısı
1978/55
Karar Sayısı
1978/46
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.652 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

Karar günü:29/6/1978

Resmi Gazete tarih/sayı:28.2.1979/16564

İTİRAZ

YOLUNA BAŞVURAN

Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi.

İTİRAZIN

KONUSU

15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50. Yılı nedeniyle bazı suç ve cezaların affı hakkında Kanun" un 7. maddesinin (A) bendinin Anayasanın 2., 10., 11., 12. ve 33. maddelerine aykırı olduğu öne sürülerek iptali istenmiştir.

I.

OLAY

"Teammüden

adam öldürmek" suçundan dolayı Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin 14/9/1967

günlü ve Esas : 1967/196, Karar : 1967/181 sayılı kararıyla Türk Ceza Kanununun

450/4. ve 59. maddeleri uyarınca müebbet ağır hapis cezasına mahkûm edilen ve

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 7/11/1967 günlü, 1967/2609-2639 sayılı ilamıyla

onanarak kesinleşen bu cezası Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin 5/6/1974 günlü,

1967/196-181 sayılı "Müteferrik Karar" ı ile 1803 sayılı Af Yasasının

(l/D) maddesi gereğince 24 yıl ağır hapse çevrilen, müebbet ağır hapis

cezasından çevrilen cezasının üçte biri de Af Yasasının (7/A) maddesine göre

düşüldükten sonra geri kalan 16 yıl ağır hapis cezasının aynen yerine

getirilmesine karar verilmiş bulunan ve bu cezasını tutuklandığı 20/3/1967

gününden beri Balıkesir Kapalı Cezaevinde çekmekte olan hükümlü, Balıkesir

Cumhuriyet Savcılığına verdiği 19/6/1978 günlü dilekçede; 647 sayılı Yasaya

göre müebbet ağır hapis cezasının 36 yıl üzerinden infazı gerektiği halde 1803

sayılı Af Yasası ile şartla salıverilme hakkının Anayasanın 12. maddesine

aykırı olarak kısıtlandığını ileri sürmüş ve kaybettiği hakkının geri verilmesi

için gereken işlemlerin yapılmasını istemiştir.

Balıkesir Cumhuriyet Savcılığı ise, bu başvuru üzerine, o yer Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına gönderdiği 19/6/1978 günlü, 2068/38 sayılı yazıda; 1803 sayılı Yasanın (7/A) maddesinin Anayasaya aykırılığı savının ciddiyet arzetmesi karşısında bu maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını önermiştir.

Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi de; 1803 sayılı Af Yasasının, Anayasanın 2., 10., 11., 12. ve 33. maddelerine aykırı bulunan (7/A) maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını oybirliği ile kararlaştırmıştır.

III.

METİNLER

1- İptali istenen yasa kurak :

15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50. Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun"un iptali istenen 7. maddesinin (A) bendi şöyledir:

"Madde 7- A) Bu kanundan yararlanıp, ölüm cezaları 30 yıl ağır hapse ve müebbet ağır hapis cezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlı salıverilmelerinde, dışarda geçirecekleri 1/3 süre, çevrilen bu cezaları üzerinden; muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olup da, bu kanundan yararlananların şartla salıverilmelerinde ise, dışarda geçirecekleri 1/3 süre, af ile yapılacak indirimden önceki esas ceza miktarı üzerinden yapılır. Şartla salıverilmede; 647 sayılı Cezaların infazı Hakkındaki Kanunun değişik 19. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen iyi hallilik ile, ikinci fıkrasında öngörülen şartlar, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki süre için aranmaz."

2- İlgili Yasa Kuralları :

a) Türk Ceza Kanununun değişik 13. maddesinin son fıkrası şöyledir :

"Madde 13- ...............................

Müebbet ağır hapis cezası otuzaltı sene üzerinden hesabedilerek muvakkat ağır hapsin tabi olduğu şartlar altında geçer."

b) 13/7/1965 günlü, 647 sayılı Cezaların infazı Hakkındaki Kanunun 3/5/1973 günlü, 1712 sayılı Kanunla değişik 19. maddesi şöyledir :

"Şartla salıverilme :

Madde 19- Muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalarda hükümlülük süresinin 2/3 ünü ve müebbet ağır hapiste 24 yılını çekmiş olup da Tüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulunanlar talepleri olmasa dahi şartla salıverilirler.

Cezaların infazı sırasında, ceza infaz kurumlarından firar etmiş olanların yakardaki fıkra hükmünden yararlanabilmeleri için, muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalarda hükümlülük süresinin 4/5 ini, müebbet ağır hapiste 30 yılını çekmiş olmaları şarttır.

Yakardaki nisbetlerin tayininde hükümlünün tutuklu kaldığı günler de hesaba katılır.

Şartla salıverilmeyi gerektirir mahiyette cezaevi idaresi tarafından verilen gerekçeli mütalâa, hükmü veren mahkemeye, hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa, hükümlünün bulunduğu yerdeki hükmü veren mahkeme derecesinde bulunan mahkemeye tevdi edilir. Mahkeme bu mütalâayı uygun görürse şartla salıverilme kararı derhal yerine getirilir.

Mahkeme şartla salıverilmeyi uygun görmediği takdirde gerekçesini kararında gösterir.

Bu karara karşı hükümlü, vekili, kanuni mümessili veya Cumhuriyet Savcısı tarafından acele itiraz yoluna başvurulabilir.

Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarının bu Kanunun 8. maddesinin 1., 2. ve 3. bentlerine göre infazına karar verilenler şartla salıverilmeden yararlanamazlar.

Şartla salıverilmiş olan hükümlüler hakkında şartla salıverilme süresinin sonuna kadar Türk Ceza Kanununun 28. maddesinin 3 ve 4. fıkraları hükümleri uygulanır.

Şartla salıverme, hükümlünün iktidarı nisbetinde şahsi hakları tazmin etmesi şartına talik edilebilir."

c) 647 sayılı Yasaya 1/6/1978 günlü, 2148 sayılı yasayla eklenen Ek : 2. madde şöyledir :

"Ek Madde 2- Hükümlülerin yarı açık veya açık cezaevlerine seçilmelerine karar verme işlemi, Adalet Bakanlığınca her yılın Ocak ayı içerisinde tespit edilerek Cumhuriyet Savcılıklarına bildirilen şartla salıverilme tarihine göre yapılır. Bakanlıkça bildirilen bu tarih aşılmamak ve kapalı kurumlarda çalışanlara öncelik tanınmak kaydıyla; 9, 10 ve 11 maddeler gereğince tabi tutulacaktan müşahedeleri sonucu yarıaçık veya açık müesseselere naklolunan hükümlülerin; anılan müesseselerde kaldıkları her ay için 6 gün, 19 uncu maddenin l, 2 ve 3 üncü fıkralarına göre tespit edilecek şartla salıverilme tarihlerinden indirilmek suretiyle şartla salıverilme işlemi yapılır.

Kapalı İnfaz kurumlarında bulunanlardan yarı açık veya açık İnfaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanıp da olanak sağlanamaması sebebiyle naklolunamayanlar ile aynı nitelikleri haiz oldukları halde yaş ve bedeni kabiliyetleri itibariyle çalışma şartlarına intibak edemiyecekleri tespit edilenlerin, iktisap ettikleri hak tarihinden sonra kapalı kurumlarda geçirecekleri süreleri de yarı açık veya açık müesseselerde geçmiş sayılır.

l ve 2 nci fıkralardaki indirimden yararlananların, yarı açık veya açık kurumlara ayrılmalarına ilişkin idare kurulu kararından önce tutuklu ve hükümlü olarak çalışmak veya çalışmak isteyip de çalıştırılmasına olanak sağlanamaması suretiyle veya yaş bedeni kabiliyetleri itibarıyla çalışamayanların, iyi hallilikle geçirdikleri günler l nci fıkradaki indirime esas sürelerine eklenir.

Her iki halde de yapılacak indirimlerde l aydan az süreler hesaba katılmaz.

Şartla salıvermenin geri alınmasına karar verilmesi halinde, bu kararla birlikte l, 2 ve 3 üncü fıkralar gereğince yapılan indirimde geri alınmış olur.

Yarı açık veya açık müesseselerden ve 2 nci fıkrada belirtilen nitelikleri haiz olduğu halde kapalı müesseselerden firar edenlerle, en az iki defa kapalı cezaevlerine iade edilenler veya yarı açık veya açık cezaevlerinden kapalı kurumlara iadeyi gerektiren hareketleri sebebiyle 2 nci fıkraya göre kazandıkları hakları en az iki defa kaybedenler; evvelce yarı açık veya açık müesselerde veya bu kurumlara ayrılmaya hak kazandıkları tarihten sonra kapalı cezaevlerinde geçirdikleri süreler dahil hiçbir surette indirimden yararlanamazlar."

3- Dayanılan Anayasa kuralları :

"Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve Başlangıçta belirtilen temel ilklere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

"Madde 10- Herkes, kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Devlet, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşamıyacak surette sınırlıyan siyasî, iktisadî ve sosyal bütün engelleri kaldırır; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlar."

"Madde 11- Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile veya Anayasanın diğer maddelerinde gösterilen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak, ancak kanunla sınırlanabilir.

Kanun, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunamaz.

Bu Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbirisi, insan hak ve hürriyetlerini veya Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk sınıf, din ve mezhep ayırımına dayanarak, nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak kasdı ile kullanılamaz.

Bu hükümlere aykırı eylem ve davranışların cezası kanunda gösterilir."

"Madde 12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."

"Madde 33- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilinden dolayı cezalandırılamaz.

Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.

Kimseye, suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Kimse, kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırma sonucu doğuracak beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

Ceza sorumluluğu şahsîdir.

Genel müsadere cezası konulamaz."

IV.

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında; itiraz yoluna başvuran mahkemenin Anayasaya aykırılığını öne sürdüğü yasa metni, konu ile ilgili öteki metinlerle, yasama belgeleri, itiraz nedenlerini içeren gerekçeli mahkeme kararı ve ekleri okunup incelendikten sonra aşağıda belirtilen hususlar üzerinde durulmuştur :

İtiraz yolu ile denetim; Anayasaya aykırılık sorununun mahkemelerce Anayasa Mahkemesine iletilmesi üzerine yapılan bir denetim türüdür.

Anayasanın değişik 151. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir yasanın hükümlerini Anayasaya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddî olduğu kanısına varması halinde, iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuracağından ve bu konuda verilecek karara değin geri bırakacağından söz edilmektedir. 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın aynı konuyu düzenleyen 27. maddesi de bu kuralları yinelemektedir.

İtiraz yolu, bu nedenle, üç koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde işlerlik kazanmakta olup, bunlardan herhangi birinin eksikliği itiraz yolu ile Anayasaya uygunluk denetiminin yapılmasını engellemektedir. Bu koşullar; itiraz edecek makamının bir mahkeme olmasını, bakılmakta olan bir davanın bulunmasını ve itiraz konusu kuralların davada uygulanma niteliği taşımasını zorunlu kılmaktadır.

İtiraz yoluna başvuran Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin, Anayasanın değişik 151. maddesi açısından bir mahkeme olduğunda kuşku yoktur.

Mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın bulunup bulunmadığı sorununa gelince :

Genel anlamda dava; yasalarda gösterilen yöntemlere uyularak yargı yerlerine getirilen ve orada çözülmesi gereken bir uyuşmazlıktan oluşmaktadır. Uyuşmazlık, yargı yerince hükme bağlanmışsa, Anayasaya uygunluk denetimi yönünden, mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın varlığından artık söz edilemeyecektir. Bu bakımdan sonuçlanmış bulunan asıl ceza davasını da, mahkemenin bakmakta olduğu bir dava olarak nitelendirmeye olanak yoktur.

Ancak, cezanın yerine getirilmesi sırasında, hükümlü ile Cumhuriyet Savcısı arasında, örneğin, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesinde belirtilen türden bir uyuşmazlık doğarsa, bu uyuşmazlığın çözülmesi için aynı yasanın 405. maddesine dayanılarak karar verilmesi konusunun mahkemeye getirilmesi halinde, o mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın varlığı kabul edilmelidir.

Bu

bakımdan, Anayasanın değişik 151. maddesindeki (dava) sözünü, usûl hukukundaki

dar anlamda değil, geniş olarak ve mahkemelerin karara bağlamakla ödevli

oldukları uyuşmazlıklar anlamında yorumlamak, yukarıda açıklandığı gibi,

kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarındaki hukuka aykırılığın giderilmesi niteliği

arzetmeksizin, cezanın yerine getirilmesi sırasında, yerine getirmekle ilgili

olarak ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümlenmesi için yasa uyarınca yargılama

makamlarına başvurulmasını da (dava) sözünün kapsamı içinde saymak; iptal

davası yoluyla denetime bağlı tutma süresi geçmiş bulunan yasalardan Anayasaya

aykırı olanları ayıklamayı ve bu nitelikteki yasaların davanın taraflarına

uygulanmasını önlemeyi amaçlayan itiraz yoluyla Anayasaya uygunluk denetiminin

belirlenen işlevine de uygun düşmektedir.

Bu

açıdan bakıldığında, yerine getirilmesi söz konusu olabilen, başka bir deyişle

kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş bulunan (bir mahkûmiyet hükmünün

tefsirinde veya tayin olunan cezanın hesabında tereddüt edildiği yahut cezanın

kısmen veya tamamen infazı lâzım gelmeyeceği iddia olunduğu) takdirde bu yolda

mahkemelerden bir karar istenmesinin Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. ve

405. maddelerine; şartlı salıverilmeye ilişkin işlerin de 647 sayılı Yasanın

19. maddesine uygun olarak açılmış ikincil nitelikte davaları oluşturacağı

anlaşılmakta ise de, inceleme konusu olayda, hükümlü ya da Cumhuriyet Savcısı

tarafından ortaya çıkarılmış, yerine getirmeye ilişkin bir uyuşmazlığın

çözülmesi için yasa gereğince mahkemeye başvurulduğundan söz edilememektedir.

Nitekim,

Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin 14/9/1967 günlü, Esas : 1967/196, Karar :

1967/181 sayılı kararı ile müebbet ağır hapis cezasına mahkûm edilen ve

mahkûmiyet hükmünün Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 7/11/1967 günlü, 1967/2609-2639

sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmesinden ve 1803 sayılı Af Yasasının 18/5/1974

gününde yürürlüğe girmesinden sonra aynı mahkemece verilen 5/6/1974 günlü,

1967/196-181 sayılı "Müteferrik Karar" a göre, af yasasının (l/D) ve

(7/A) maddeleri de uygulandığında yerine getirilecek 16 yıl ağır hapis cezası

kalan ve bu cezayı tutuklandığı 20/3/1967 gününden beri çekmekte olan hükümlü

de, Balıkesir Cumhuriyet Savcılığına gönderdiği 19/6/1978 günlü dilekçede;

"İşlemiş olduğum suçtan dolayı almış olduğum müebbet ağır hapis cezamı

1803 sayılı Af Yasasıyle 24 yıla indirilerek infaz etmekteyim. Cezaların infazı

hakkındaki 647 sayılı Kanunun ilgili maddesinde, müebbet ağır hapis cezaları 36

yıl üzerinden infaz edildiği malûmunuzdur. Hâl böyle iken, Anayasanın 12.

maddesinde belirtilen eşitlik ilkelerine aykırı olarak, adı geçen kanunla saklı

hakkımız 1803 sayılı Af Yasasıyla tarafımıza verilmeyerek şartla tahliye

süremiz bu uygulamayla kısıtlanmış bulunmaktadır. Zayi olan haklarımızın tarafımıza

verilmesi hususunda, ilgili merciler nezdinde gereken işlemin yapılmasına

delaletlerinizi saygı ile arzederim." dediğine göre yerine getirme konusu

mahkûmiyet hükmünün yorumlanmasında veya tayin olunan cezanın hesabında

duraksamaya düştüğünden yahut cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilmesi

gerekmeyeceğinden söz açmamakta, dolayısıyle bu hükmün açıklanmasını

istememekte sadece, 1803 sayılı Af Yasasıyle, şartla salıverilmeden yararlanma

hakkının, Anayasanın 12. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olarak

kısıtlandığını ileri sürmekte ve mağduriyetine yol açan yasa hükmünün Anayasaya

aykırılığından dolayı iptali için ilgili yerlere başvurulmasını dolaylı biçimde

istemektedir.

1803 sayılı Yasanın 7. maddesinin itiraz konusu (A) bendi, gerçekten, bu yasadan yararlanıp, müebbet ağır hapis cezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerle muvakkat hürriyeti bağlayıcı, cezalara mahkûm edilmiş olup da, bu yasadan yararlananları birbirinden açıkça ayırmış, birinci gruba girenlerin şartlı salıverilmelerinde, dışarda geçirecekleri 1/3 sürenin, çevrilen bu cezaları üzerinden; ikinci grubu oluşturanların şartla salıverilmelerinde ise, dışarda geçirecekleri 1/3 sürenin af ile indiriminden önceki esas ceza miktarı üzerinden yapılacağını hükme bağlamış bulunmaktadır.

19/6/1978

günlü dilekçenin konuya ilişkin içeriği ile sözü edilen maddenin açık anlatımı

çelişip çatışmadığına göre, 1803 sayılı Yasanın halen yürürlükte olan (7/A)

maddesinin Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptaline ilişkin isteğin; 14/9/1967

günlü, Esas : 1967/196, Karar : 1967/181 sayılı kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün

yorumlanmasında veya hükmedilen cezanın hesabında duraksamayı yahut bu cezanın

kısmen veya tamamen yerine getirilmesi gerekmeyeceği savını da içerdiği

düşünülemeyecektir. Bu bakımdan ve salt Anayasaya aykırılık savının, yöntemince

açılmış bir dava olarak nitelendirilmesine olanak bulunmadığından hükümlünün

dilekçesi de Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. ve 405. maddeleri kapsamına

giren, öğretide ve uygulama alanlarında açıklama (tavzih) davası olarak

adlandırılan geçerli bir davayı oluşturmamakta, 1803 sayılı Yasanın (7/A)

maddesinin iptali istemi bu evrede, yöntemince açılmış bir davanın yokluğu

nedeniyle, yasal dayanaktan yoksun ve hukuken geçersiz bir istekten ibaret

kalmaktadır.

Balıkesir

Cumhuriyet Savcısının o yer Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına yazdığı 19/6/1978

günlü, 2068/38 sayılı yazısında da, hükümlüden söz edilerek; "...

19/6/1978 günlü dilekçesiyle cezaların infazı hakkındaki 647 sayılı Kanunun

ilgili maddesinde müebbet ağır hapis cezaları 36 yıl üzerinden infaz edildiği

ve Anayasanın 12. maddesinde belirtilen eşitlik ilkelerine aykırı olarak 1803

sayılı Af Yasasıyle şartla tahliye süresinin kısıtlanmış bulunduğu ve bu

hakkının verilmesini... istemiş bulunmaktadır" denildikten sonra, anlam ve

kapsamı belirgin bulunan bu istek, "Hükümlünün bu isteği ile Cumhuriyet

Savcılığımızdan cezanın yerine getirilmesi sırasında ortaya çıkardığı durum

C.M.U.K. nun 402. maddesi hükmü uyarınca yeni bir uyuşmazlık niteliğinde

görülmüş, bunun çözülmesi için C.M.U.K. nun 405. maddesi gereğince bir karar

verilmesi konusu mahkememize getirilmiş bulunmaktadır... Anayasa Mahkemesinin

Esas : 1974/36, Karar : 1974/35 (Resmî Gazete 27/1/1975 günlü, 15131 sayısı)

sayılı kararına göre mahkemenin elinde, bu takdirde, bakılmakta olan bir

davanın varlığını kabul etmek gerekir..." Biçiminde değerlendirilerek işin

esasına girilmekte, 1803 sayılı Af Yasasının (7/A) maddesinin Anayasanın 2.,

10., 11., 12. ve 33. maddelerine uygun düşmediği açıklanmakta ve hükümlünün

Anayasaya aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varılarak Anayasa

Mahkemesi'ne başvurulması önerilmekte, mahkemece de bu doğrultuda karar

verilmiş bulunmakta ise de; 7. maddenin (A) bendinde, bu yasadan yararlanıp,

müebbet ağır hapis cezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerle, muvakkat hürriyeti

bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olup da, bu yasadan yararlananların şartla

salıverilmelerinde, dışarda geçirecekleri 1/3 süre yönünden, tamamen değişik

düzenlemeler yapıldığında ve değişik hükümlere yer verildiğinde hükümlü ile

Cumhuriyet Savcılığı arasında herhangi bir değerlendirme ve görüş ayrılığı

bulunmadığına, bu hükümlerin yorumlanmasında hükümlü ile Cumhuriyet Savcısı

değişik sonuçlara ulaşmadıklarına ve salt bu tür düzenlemelerin Anayasanın

belirtilen kurallarına aykırılığı savı hükmedilen cezanın yerine getirilmesi

yönünden çözülmesi gereken bir uyuşmazlığın nedeni sayılamayacağına göre,

ortada, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. ve 405. maddelerinde öngörülen

bir başvurmanın, Anayasa Mahkemesi'nin 24/9/1974 günlü, Esas : 1974/36, Karar :

1974/35 sayılı kararında sözü edilen bir açıklama (tavzih) davasının yokluğunu

tartışmasız kabul etmek gerekecektir.

Kaldı

ki itiraz yoluna başvuran mahkeme, 1803 sayılı Af Yasasının (7/A) maddesini, bu

yasanın yürürlüğe girdiği 18/5/1974 gününden hemen sonra uygulayarak 5/6/1974

günlü, 1967/196-181 sayılı "Müteferrik Karar"ında; bu yasanın (l/D)

maddesinden yararlandırılıp müebbet ağır hapis cezası 24 yıl ağır hapse

çevrilen hükümlünün şartlı salıverilmesinde, dışarda geçireceği 1/3 süreyi,

çevrilen bu cezası üzerinden hesaplayarak 24 yıl ağır hapis cezasının üçte biri

olan 8 yılın bu cezadan düşülmesi yoluyla geri kalan 16 yıl ağır hapis

cezasının aynen yerine getirilmesini öngörmüştür. Cumhuriyet Savcısının isteğine

uygun olarak, kanun yolu açık olmak üzere verilen bu kararın hükümlüye tebliğ

edilmiş ve yerine getirmede gözönünde tutulması için Balıkesir Cumhuriyet

Savcılığına da gönderilmiş olmasına karşın, geçen dört yıllık süre içinde,

mahkumiyet hükmünün yorumlanması ve hükmedilen cezanın yerine getirilmesi

bakımından duraksamaya düşülmemiş ve bu cezanın kısmen veya tamamen yerine

getirilmesi gerekmeyeceğine ilişkin herhangi bir sav da ileri sürülmemiştir.

Aslında bugün de böyle bir uyuşmazlık sözkonusu olmadığı ve sadece 1803 sayılı

Yasanın mahkemece daha önce uygulanmış olan (7/A) maddesinin Anayasaya

aykırılığı öne sürüldüğü halde Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi, isteği

benimseyerek, Anayasa Mahkemesine başvurmuş bulunmaktadır. Şimdi iptali istenen

kuralın uygulanmasıyla ilgili 5/6/1974 günlü ve 1967/196-181 sayılı kararın

kesinleşmiş bulunması nedeniyle, konunun bu evrede yeniden ele alınması ve bu

hususta yeni bir karar verilmesi olanağı da kalmamıştır.

Bilindiği gibi, 647 sayılı Yasanın değişik 19. maddesi; hürriyeti geçici olarak bağlayıcı cezalarda hükümlülük süresinin 2/3 sini (Firar etmişse 4/5 ünü), müebbet ağır hapiste 24 (Firar etmişse 30) yılını çekmiş olup da bu sürelerin bitiminde Tüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğini koruyanların istekleri olmasa bile şartla salıverilmelerini öngörmüş bulunmaktadır.

Madde, ayrıca şartla salıverilme kararı alınabilmesi için Cezaevi idaresi tarafından gerekçeli olarak düzenlenen olumlu mütalâanın, yetkili yargı yerince (hükmü veren mahkeme, hükümlü başka bir yerde ise hükümlünün bulunduğu yerdeki hükmü veren mahkeme derecesindeki mahkeme) uygun görülmüş olmasını da zorunlu kılmıştır.

Bu maddenin öngördüğü koşullardan hiçbiri hükümlü yönünden gerçekleşmediği, daha açık bir anlatımla, hükümlülük süresinin 2/3 si henüz tamamlanmadığı ve cezaevi idaresince gerekçeli mütalâa düzenlenmesi zamanı gelmediği için itiraz yoluna başvuran mahkemenin elinde, 647 sayılı Yasanın değişik 19. maddesinde gösterilen yöntemlere uygun olarak getirilmiş bir işin ve sözü edilen madde ile daha sonra 11/6/1978 gününde yürürlüğe konan 1/6/1977 günlü, 2148 sayılı Yasa kapsamına giren ikincil bir davanın varlığı da kuşkusuz savunulamayacaktır.

Yukardaki açıklamalar karşısında, Anayasanın değişik 151 ve 44 sayılı Yasanın 27. maddelerinde öngörülen anlamda bakılmakta olan bir dava bulunmadığı anlaşıldığından itirazın, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmelidir. Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

V.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

İtirazda bulunan mahkemenin elinde bakılmakta olan bir dava bulunmadığından başvurmanın, mahkemenin yetkisizliği yönünden reddine, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla,

29/6/1978 gününde karar verildi.

Başkan

Kâni Vrana

Üye

Abdullah Üner

Üye

Ahmet Koçak

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Fahrettin Uluç

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ahmet Erdoğdu

Üye

Hasan Gürsel

Üye

Osman Tokcan

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Adil Esmer

KARŞIOY

YAZISI

15/5/1974 Günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun" un 1. maddesinin (D) bendi ile ömür boyu ağır hapis cezaları 24 yıla indirilmiş ve aynı Kanunun 7. maddesinin (A) bendi ile de bunların şartla salıverilmelerinde uygulanacak yöntemler belirtilmiştir.

Olayda

ömür boyu ağır hapis cezası, yukarıda açıklanan Yasa hükümlerinin uygulanması

yoluyla, 16 yıla indirilen hükümlü, Cumhuriyet Savcılığına verdiği

dilekçesinde, Cezaların infazı Hakkındaki 647 sayılı Yasanın ilgili maddesinde,

müebbet ağır hapis cezalarının 36 yıl üzerinden infaz edileceği yazılı olduğu

halde, 1803 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması sonucunda bu hakkın kendisine

verilmediğini, bu durumun Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı bulunduğunu ileri

sürmüş ye kaybolan hakkının geri verilmesi için gereken işlemlerin yapılmasını

istemiş; Cumhuriyet Savcısı da hükümlünün ortaya çıkardığı bu durumun Ceza

Muhakemeleri Usulü Yasasının 402-405. maddeleri uyarınca çözüme bağlanması

gerektiği kanısıyla Ağır Ceza Mahkemesi katında girişimde bulunmuştur.

14/9/1967 Günlü ve 967/181 karar sayılı ilâm gereği ömür boyu ağır hapis cezasını çekmekte olan hükümlü hakkında, sonradan yürürlüğe giren, 1803 sayılı Af Yasasının 1. maddesinin (D) bendi ile 7. maddesinin (A) bendi uyarınca Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesince işlem yapılmış olması, onun ve Cumhuriyet Savcısının bu kez ileri sürdükleri savın aynı mahkemece incelenip karara bağlanmasına engel olamaz. Mahkeme, hükümlünün ve Cumhuriyet Savcısının istemleriyle oluşan dava dolayısıyla Cezaların infazı Hakkındaki 647 sayılı Yasanın şartla salıverilmeye ilişkin değişik 19. maddesi ve 1803 sayılı Yasanın 7. maddesinin aynı konuya ilişkin (A) bendi hükümleri çerçevelinde bir karar vermek durumundadır.

Öte yandan hükümlü, dilekçesinden de anlaşılacağı üzere, cezaevinde haksız olarak dört yıl fazla yatırılacağı kaygısındadır. Hükümlülerin cezaevlerinde hukuk kurallarının gerektirdiğinden fazla yatırılması olasılığı kamuyu da ve dolayısıyla Cumhuriyet Savcılarını da kaygılandırır ve bu kaygılar, ancak mahkemelerce verilecek kararlarla giderilebilir. Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 402-405. maddeleri bu kaygılan giderme yolunu aşmış bulunmaktadır.

Kaldı ki, asıl ilâm ile belirlenen cezanın çektirilmesi sırasında ortaya çıkacak durumlarla af yasası hükümlerinin uygulanması sonucu belirlenen cezanın, çektirilmesi sırasında ortaya çıkan durumlar arasında Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 402-405. maddelerinin uygulanması açısından bir ayrılıktan söz edilemez. Balıkesir Cumhuriyet Savcısı hükümlüye fazla ceza çektirme olasılığından doğan duraksama nedeniyle konuyu Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 402. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesine iletildiğine göre mahkeme aynı yasanın 405. maddesi uyarınca bir karar vermek durumundadır.

Görülüyor ki Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi yöntemince oluşturulmuş bir davaya bakmakta ve uygulayacağı Yasa hükmünün iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine Başvurmaya yetkili bulunmaktadır.

Bu nedenlerle çoğunluk kararına karşıyız.

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Üye

Necdet Darıcıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

Hükümlülerin hangi koşullar altında şartla salıverilmeden yararlanacaklarını 13/7/1965 günlü, 647 sayılı Cezaların infazı Hakkında Kanunun 1712 sayılı Kanunla değişik 19. maddesi belirtmiş ve kural olarak bu konuda karar verme yetkisini, hükmü veren mahkemeye, hükümlü başka yerde bulunuyorsa, hükümlünün bulunduğu yerdeki aynı dereceli mahkemeye tanımıştır.

15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun"un 7. maddesinin (A) bendi ise, Af Kanunundan yararlananların şartla salıverilmeleri hakkında yeni düzenlemeler getirmiş, şartla salıverilmenin bu yeni düzenlemelerle ve 647 sayılı Yasanın değişik 19. maddesinin bu düzenlemeye ters düşmeyen hükümleriyle birlikte uygulanmasını buyurmuştur.

Hükümlü,

şartla salıverilmesi hususunda mahkemeye başvurarak öne sürdüğü konu hakkında

bir karar verilmesini istemiş ve Anayasaya aykırılık savında bulunmuştur.

Şartla salıverilme hakkında karar almaya yetkili olan mahkemenin yasal görevi,

konuyu 647 sayılı Yasanın değişik 19. ve 1803 sayılı Yasanın 7/A maddesi

hükümleri çerçevesinde sonuçlandırmak ve önüne getirilen işi karara

bağlamaktır. O halde, cezaevi idaresi tarafından henüz hazırlanmış ve verilmiş

bir mütalâa olmadığı için mahkemenin önüne gelmiş ve 647 sayılı Yasanın değişik

19. maddesi uyarınca oluşmuş bir davadan söz edilemeyeceği yolundaki çoğunluk

görüşünü benimsemeye olanak yoktur. Böyle bir görüşü kabul etmek demek, ceza

evinde geçmesi gereken hükümlülük süresi dolmadan mahkemenin işi

inceleyemeyeceğini, başka bir anlatımla bu süre geçmeden hükümlünün haklarını

savunamayacağını ve mahkemenin işe müdahale ederek şartla salıverilme ile onun

öğelerini oluşturan konular hakkında karar alamayacağını kabullenmek olur. Oysa

şartla salıverilmeye yasa ile yetkili kılınan mahkeme, kural olarak bunun

öğelerini de önüne getirildiği takdirde karara bağlamakla görevlidir.

Anayasanın değişik 151. maddesinde öngörülen ve Anayasaya aykırılık iddialarını Anayasa Mahkemesine getirebilme yolunu mahkemelere açan düzenin işleyebilmesi, ortada somut bir olayın yani mahkemece çözüme bağlanması gereken belli bir anlaşmazlığın, Anayasa diliyle bir davanın bulunması, Anayasaya aykırılık savında bulunulan kanun hükmünün bu davada uygulanma durumunda olması, mahkemenin aykırılık savını ciddi görmesi ya da kendiliğinden bu hükmü Anayasaya aykırı bulması koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır.

Mahkemenin önüne getirilen işi sonuçlandırarak karara bağlaması yasal görevi olduğu halde, bu işi dava saymayan ve yapılan itirazı Anayasa Mahkemesine yetkisiz merci veya kişilerce yapılmış başvurmalarla bir tutan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Bu nedenlerle işin esasının incelenmesine karar verilmesi gerekeceği kanısıyla karara karşıyım.

Üye Ahmet · Koçak Üye Muhittin · Gürün Üye Lütfi · Ömerbaş Üye Ahmet H. Boyacıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1978/55, K. 1978/46, 29 Haziran 1978 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz
  4. Yoluna Başvuran
  5. İtirazın
  6. Konusu
  7. Olay
  8. Metinler
  9. İlk İnceleme
  10. Karşıoy
  11. Yazısı
  12. O. Akçakayalıoğlu
  13. H. Boyacıoğlu
  14. Karşıoy
  15. Yazısı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1978/55
Karar No
1978/46
Tarih
29 Haziran 1978

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1978/53 K.1978/45
  • AYM Norm Denetimi E.1978/60 K.1978/47
  • AYM Norm Denetimi E.1978/57 K.1978/48
  • AYM Norm Denetimi E.1978/31 K.1978/50
  • AYM Norm Denetimi E.1978/35 K.1978/51
  • AYM Norm Denetimi E.1978/38 K.1978/49

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.