İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1984/4 K.1984/9

İtiraz yoluna başvuran : Antalya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi.

Esas1984/4Karar1984/9Tarih20 Eylül 1984Okuma11 dk · 2.165 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
20 Eylül 1984
Esas Sayısı
1984/4
Karar Sayısı
1984/9
Karar Günü
20/9/1984
R.G. Tarih-Sayı
21.02.1985-18673
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.165 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

İtiraz yoluna başvuran : Antalya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi.

İtirazın konusu : 17 Şubat 1926 günlü, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 506. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.

I - OLAY

Miras bırakan 29/6/1979 günü ölmüş, mirasçı olarak, dört çocuğu kalmıştır.

Miras bırakan sağlığında 15/12/1970 günü, 11400 metre kare yüzölçümündeki tarlasını iki oğluna 1500 lira; 11500 ve 9300 metre kare yüzölçümündeki diğer iki tarlasını da bu oğullarından birisine 1500 lira bedelle satmıştır.

Miras bırakanın ölümünden sonra iki mirasçısı tarafından, bu tarlaları satın alan öteki mirasçılara karşı, 13/5/1880 günlü dilekçeyle Antalya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nde Türk Medeni Kanunu'nun 507/4. maddesi uyarınca, tenkis davası açılmıştır.

Mahkemece görevlendirilen bilirkişi, terekeye giren tüm taşınmaz malların değerlerini saptayan bir rapor düzenlemiştir. Bu rapordaki veriler esas alınarak düzenlenen ikinci bir bilirkişi raporunda : Miras bırakanın sağlığında davalılara satış şeklinde göstererek temlik ettiği taşınmaz malların satış bedelleriyle rayiç bedelleri arasında önemli farklar bulunduğu; temlikin saklı pay kurallarını ihlal amacıyla yapıldığı; bu temlikler nedeniyle davacıların saklı paylarına tecavüz edildiği; olayda Türk Medeni Kanunu'nun 506. maddesini uygulama olanağı bulunduğu belirtilmiştir.

Taşınmaz malların paylaşılmasına olanak bulunup bulunmadığının saptanmasının mahkemece bilirkişilerden istenmesi üzerine düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazların 1605 sayılı Kanunun 7 ve 8 inci maddelerine ilişkin yönetmelik hükümleri karşısında bölünemeyecekleri bildirilmiştir.

Davalılar vekilinin esasa ilişkin istemini içeren 24/3/1983 günlü yazıda "...gerek 507/4. maddesinin koşulları olmadığı yani saklı pay kurallarını bertaraf etmek amacıyla yapılan bir temlikin olmadığı ve gerekse tasarruf nisabını aşan bir temlikin olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmelidir.

Meğer ki, mahkeme bunlara rağmen 507/4. madde şartları bulunduğunu ve tasarruf nisabının aşıldığı kanaatini taşıyorsa, herbir taşınmazın ayrı ayrı bölünemeyeceğini taşınmazları şüyulu olarak taraflar adına tescil edilmesinin mümkün olmadığı (yani herkesin bağımsız tapuya bağlanması koşulunun olayda bulunmadığı) .. sunulan Yargıtay kararları gözetilerek talebin murisin ölüm tarihindeki bedele dönüştürülmesi suretiyle - ki bu bedeli ödemeye hazırız - aynen gayrımenkulün tenkisen iadesine ilişkin talebin reddine karar verilmesini..." denilmektedir.

Davacılar vekilinin 26/12/1983 günlü oturumda Medeni Kanunun 506. maddesinin Anayasa'nın 35. maddesine aykırı olduğunu öne sürmesi üzerine Anayasa'ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, 12/3/1984 günlü oturumda Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya karar vermiş ve bu konudaki gerekçeli kararıyla birlikte dosyadaki belgelerin onanlı örneğini bir karar verilmek. üzere Anayasa Mahkemesi'ne yollamıştır.

III - YASA METİNLERİ

A - İtiraz konusu yasa hükmü :

17 Şubat 1926 günlü, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 506. maddesi şöyledir :

"Madde 506 - Kıymetine noksan gelmeksizin taksimi kabil olmayan muayyen bir mal vasiyet edilip de işbu vasiyet tenkise tabi olursa; lehine vasiyet yapılan kimse, dilerse tasarruf nisabı miktarını nakden alır, dilerse tenkisi lazım gelen miktarın kıymetini verip o malı talep eder."

B - Dayanılan Anayasa kuralı :

"Madde 35 - Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz"

IV - İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Ahmet H. Boyacıoğlu, H. Semih Özmert, Necdet Darıcıoğlu, Nahit Saçlıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu, Kenan Terzioğlu, Yılmaz Aliefendioğlu, Yekta Güngör Özden, Orhan Onar, Muammer Turan, Mehmet Çınarlı, Selahattin Metin, Servet Tüzün, Mahmut C. Cuhruk ve Osman Mikdat Kılıç'ın katılmalarıyla 12/4/1984 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.

V - ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli başvurma kararı ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen yasa hükmü, dayanılan Anayasa kuralları, bunlarla ilgili yasama belgeleri ve öteki metinler incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

A - İtiraz konusu kuralın incelenmesi :

İtiraz konusu yasa kuralının Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesi için, önce yasa hükmünün anlamının incelenmesi, içeriği ve kapsamının açıklıkla ortaya konulması gerekmektedir.

Türk Medeni Kanunu'nun Ondördüncü Babının "müteveffa tarafından yapılan tasarrufların iptal ve tenkisi başlıklı Altıncı Fasılında yer alan, 502-504 üncü maddelerle tenkis davasının koşullarını, 505-511 inci maddelerle tenkisin hükümlerini düzenleyen kurallar getirilmiştir. "Muayyen bir şeyin vasiyeti" kenar başlıklı 505. madde uygulamayı kimi koşulların gerçekleşmesine sağlamıştır.

Bu koşullardan ilki belirli bir mal vasiyet edilmiş olmasıdır. "Vasiyet", "Muayyen malda tasarruf gibi terimlerle de ifade edilen belirli mal vasiyeti Türk Medeni Kanunu'nun 464. maddesinin ilk fıkrasında açıklandığı gibi, bir kimsenin ölüme bağlı bir tasarrufla başka bir kimseye, onun mirasçı nasbetmeksizin, belirli kazandırılmalarda bulunmasıdır.

Belirli mal vasiyetiyle tasarruf nisabının aşılması ve vasiyet

edilen malın değeri eksilmeksizin paylaşılmasına olanak bulunmaması durumunda

uygulanacak kural, Türk Medeni Kanunu'nun itiraz konusu 506. maddesinde

öngörülmüştür. Maddede belirli bir mal vasiyetinden söz edilmekle birlikte,

koşulları varsa sağlar arasında yapılan temliklerde de bu kuralın uygulanacağı

öğretide ve uygulamada kabul edilmektedir. Medeni Kanunun 507. maddesinde,

"Mahfuz hisse kaidelerini bertaraf etmek kasdıyla yapıldığı aşikar olan

temliklerin de ölüme bağlı teberrular gibi tenkise tabi olduğu belirtildiğine

göre, bu gibi durumlarda; tenkis hükümlerini düzenleyen kurallardan birisi olan

506. maddenin de uygulanması doğaldır. Nitekim, itiraz yoluna başvuran

mahkemenin elindeki davada sağlar arası temlik söz konusudur. Miras bırakan

sağlığında dava konusu taşınmaz mallarını davalılara satmıştır. Yapılan

bilirkişi incelemesi, satılan taşınmaz malların satış bedelleri ile rayiç bedelleri

arasında önemli farklar bulunduğunu, temlikin saklı pay kurallarını ortadan

kaldırmak amacı ile yapıldığını açığa çıkarmıştır. Böylece, ilk planda Türk

Medeni Kanunu'nun 507. maddesinin 4. bendinin, taşınmaz malın paylaşılmasına

olanak bulunmaması nedeniyle de, itiraz konusu 506. maddenin uygulanması söz

konusu olmuştur.

İtiraz konusu kuralın öngördüğü bir başka koşul, vasiyet edilen malın paylaşılmasına olanak bulunmamasıdır. Bu duruma vasiyet edilen malın niteliği, yasal düzenleme ya da malın paylaşılması değerinin eksilmesine neden olabilir.

Yapılan vasiyetle saklı paya tecavüz edilmiş olması da itiraz konusu kuralın uygulanması için gerekli koşullardan birisidir. Bir kimsenin ölümünde malvarlığının, hak ve borçlarının kimlere geçeceği konusunu düzenleyen miras hukukunda iki temel sistem vardır :

Kişiyi koruyan ve mülkiyet hakkına ağırlık veren sistemde kişiye, sağlığında olduğu gibi ölümünden sonrası için de malları üzerinde özgürce tasarruf edebilme, mirasçılarını dilediği gibi seçme hakkı tanınır. Bu sistemde de yasal mirasçılar vardır. Ancak, mirasın onlara geçmesi miras bırakanın bu konuda tasarrufta bulunmamasına bağlıdır.

Aileyi koruyan ve miras hakkına ağırlık veren sisteme göre, kişinin ölümüyle tüm malvarlığı kendiliğinden ailesine, kanunda belirtilen yakınlarına geçer. Kişinin malvarlığının ölümünden sonra kime ait olacağı konusunda tasarrufta bulunmaya hakkı yoktur.

Bu görüşlerden hiçbirisi, herhangi bir hukuk sisteminde uzun süre katı bir biçimde. uygulanma olanağı bulamamıştır. Bugün tüm ülkeler bu sistemlerden birisini esas alıp, diğer görüşlerden de geniş ölçüde etkilenerek miras hukukuna ilişkin kuralları belirlemişler; kişinin sağlığında malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma hakkı ile miras bırakanın tasarrufları sonucu yakınlarının mirastan yoksun kalıp, ekonomik koşullarının ağırlaşmasını önlemek gereğini uzlaştırmaya çalışmışlardır. Bu yapılırken, temel ilke olarak hangi sistemin benimsendiği konusu, pratik sonuçlar doğuracak niteliktedir.

Kişiyi ve mülkiyet hakkını ön planda tutan görüşe ağırlık veren ülkelerin medeni' kanunlarında, miras bırakanın malları üzerindeki tasarruf yetkisi asıldır. Mirasın yasanın öngördüğü kişilere intikali miras bırakanın bu konuda tasarrufta bulunmamış olmasına bağlıdır. Kuşkusuz bu sistemde de miras bırakanın malvarlığının belli oranları mirasçılar yararına onun tasarruflarına karşı korunmuştur. Ancak bu olgu, mirasçılara miras bırakanın malvarlığının akı!betini tayin konusundaki iradesini değiştirme yetkisi vermez. Mirasçılar saklı paylarının değerleri oranında tereke alacaklısı olurlar ve bu miktarı isteme konusunda alacak hakları doğar.

Saklı pay sistemi olarak da anılan bu sisteme karşılık aileyi

koruyan ve miras hakkına ağırlık tanıyan tasarruf nisabı sisteminde, miras

bırakanın ölümüyle malvarlığının kanuni mirasçılara intikal edeceği ve Saklı

pay sahibi mirasçıların kendiliğinden mirasçı sıfatını kazanacakları genel ilke

olarak kabul edilmektedir. Bu sistemde, saklı pay, alacak hakkı almayıp ayrı

bir haktır. Bu hakka tecavüzün yaptırımı, miras bırakanın tasarrufunun yasal

sınırlara indirilmesinin ve saklı payın tereke mallarından aynen verilmesinin

sağlanmasıdır. Bu sistemde de miras bırakana malvarlığının belli oranı üzerinde

tasarrufta bulunma yetkisi tanınmıştır. Ancak, tasarruf yetkisi istisnai

niteliktedir ve yararına tasarrufta bulunulan kimse için ayni hak yaratmaz.

Türk Medeni Kanunu'nun temel, ilke olarak hangi sistemi benimsediği konusunda değişik görüşler vardır. Bir görüşe göre, Medeni Kanun aileyi korumak ilkesinden hareketle tasarruf nisabı sistemini esas almıştır. Karşı görüş yanlıları Medeni Kanunun kişiyi koruyan saklı pay sistemini benimsediğini savunurlar. Üçüncü bir görüşe göre, kimi durumlarda bu sistemlerden biri, kimi durumlarda diğeri esas alınarak bu iki görüş uzlaştırılmış, karma bir sistem getirilmiştir.

Açılan tenkis davasında vasiyet olunan şeyin kıymetine noksan gelmeden bölünmesine olanak bulunmadığının anlaşılması durumunda Medeni Kanunun 508. maddesi kendi yararına vasiyet yapılan kimseye seçme hakkı tanımaktadır. Bu kişi dilerse tasarruf nisabı miktarını para olarak alacak, dilerse indirimi gereken miktarın değerini ödeyip o malı isteyecektir. Seçme hakkı kamu düzenini ilgilendirmediğinden, miras bırakan bu hakkı saklı pay sahibi mirasçılara bırakabileceği gibi kendisi de kullanabilir. Seçimlik hak yenilik doğuran haklardandır. Bu hakkın sonuç doğurması için ilgilinin irade beyanını tek taraflı olarak, belli bir biçime bağlı olmaksızın, belirtmesi yeterlidir.

B - Anayasa yönünden inceleme :

İtiraz konusu kuralın Anayasanın 35. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Maddeye göre "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz Bu kuralın gerekçesinde mirasla ilgili olarak :

"Maddede mülkiyet ve miras hakları, diğer temel haklar gibi ve onlar derecesinde düzenlenmiş ve Anayasa güvencesine bağlanmıştır."

"Miras hakkı, mülkiyet hakkının bir devamıdır, özel bir şeklidir. Bu nedenle mülkiyet ve miras aynı maddede ard arda düzenlenerek Anayasal güvence altına alınmıştır."

"Miras hakkının ağır vergilendirme yolu ile muhtevasız hale getirilmesi, miras hakkının ortadan kaldırılması önlenmek istenmiştir." denilmektedir.

Miras hakkının yerleşmiş bir kurum olarak niteliğinin bilinmesi

nedeniyle Anayasada konu fazla işlenmemiş, ayrıntılar Kanun'a bırakılmıştır.

Miras hakkı, miras bırakacak olana, ölümünden sonra malvarlığının kanunda

belirtilen yakınlarına ya da belli ölçüde kendi seçeceği kişilere; aile

bireylerine, yakınlarının ölümü halinde malvarlığının, en az kanunda öngörülen

ölçülerde, kendilerine geçeceği yolunda güvence sağlar. Bu genel kavram içinde,

miras hakkı bir yandan, mülkiyet, öte yandan aile kurumuyla ilişkilidir.

Mirasın mülkiyet ve aile kurumlarıyla olan bu ilişkileri, kendi aralarında

çekişme içindedir. Mülkiyet kurumu, kişinin ölümünden sonrası için de

malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilmesini gerektirirken,

ailenin korunması kavramı, aile üyelerinden birisinin ölümü halinde

malvarlığının diğer üyelere geçmesini gerektirir. Medeni Kanun'un itiraz konusu

506. maddesinin uygulanacağı durumlar bu çelişkinin tipik örnekleridir.

Miras bırakan mülkiyet hakkının kendisine tanıdığı tasarruf yetkisini kullanarak, bölünmesi halinde değeri düşecek bir malı vasiyet etmiştir. Yapılan bu vasiyetle tasarruf nisabı aşılmışsa, malın paylaşılmasına da olanak bulunmadığına göre, durum ne olacaktır'

Bu konuda değişik olasılıklar düşünülebilir : Mirasçılara seçimlik hak tanımak; kendi yararına bu tür mal vasiyet edilen kişiye seçimlik hak tanımak; vasiyet konusu malı satıp bedelini paylaştırmak.

Medeni Kanun, y ararına vasiyet yapılan kişiye seçimlik hak tanıyarak, bir yandan miras bırakanın iradesine uyulmasını, öte yandan mirasçıların saklı paylarının korunmasını sağlamaya çalışmıştır. Maddenin öngördüğü sistem eleştirilip daha değişik bir yöntem önerilebilir. Ancak, bu eleştirilerin Anayasaya uygunluk denetimini etkilemeyeceği tabiidir.

Anayasamızın 35. maddesi en az miras hakkı kadar mülkiyet hakkını da güvence altına almıştır. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi Miras hakkı, mülkiyet hakkının bir devamıdır Öncelikle mülkiyet hakkı tanınıp güvence altına alınmalıdır ki, miras hakkından söz edilebilsin. Mülkiyetin asıl hak olmasına, miras hakkının mülkiyetin bir uzantısı, bağımlısı niteliğinde bulunmasına göre mülkiyet hakkı, en az miras hakkı kadar, gereksiz sınırlandırmalara karşı korunmalıdır. Durum böyle olunca, miras hakkını sağlamak amacıyla da olsa, mülkiyet hakkının aşırı ölçüde sınırlandırılması bu hakkı kullanılmaz duruma getirir.

Öte yandan, belirli mal vasiyet edilen kişiye 506. maddenin öngördüğü seçimlik hakkın tanınmasıyla miras hakkının zedelendiği ileri sürülebiliyorsa; miras bırakanın iradesine karşın, vasiyet edilen malın iadesi ve böylece seçimlik hakkın mahfuz hisse sahiplerince kullanılmasıyla da mülkiyet hakkının zedeleneceği iddia edilebilir. İtiraz konusu. kural bu iki karşıt yararı dengelemek amacıyla kanun koyucunun yaptığı bir tercihin ifadesidir.

Medeni Kanun'un 506. maddesinin uygulanacağı durumlarda, saklı

paylarına tecavüz edilen mirasçılara ayni bir hak tanınmayıp şahsi bir hak

tanındığından hareketle de 506. maddenin Anayasaya aykırı olduğu sonucuna

varılamaz. Anayasamızda, miras konusunda aileyi koruyan sistemin benimsendiği

yolunda herhangi bir belirti bulunmamaktadır. Anayasanın "ailenin

korunması" başlıklı 41. maddesine dayanarak da böyle bir sonuca erişme

olanağı yoktur. Esasen Anayasalar bu tür ayrıntılarla ilgilenmezler. Medeni

Kanun'da bile bu konuda açıkça bir seçim yapılmamış, zaman zaman sistemlerden

birine ya. da diğerine ağırlık verilmiştir. Anayasamızda genel bir ifade ile,

herkesin mülkiyet ve miras hakkı vardır biçiminde belirtilen bu hak, miras

bırakmak ve mirastan yararlanmak haklarını kapsadığı gibi belli ölçüde mirasçı

atamak ya da mallarını vasiyet etmek hakkını da kapsar. İtiraz konusu madde

miras hakkının değişik yönlerini uzlaştıran bir kural getirmiştir.

Seçimlik hakkın yalnızca bir tarafa verilmesi, bu hakkın doğası gereği olduğuna göre, itiraz konusu kuralın eşitlik ilkesine aykırı olduğu da söylenemez. Kaldı ki, bu hakkın davacıya verilmesi aynı sakıncayı doğuracak, para değerinin düşmesinin sonuçlarına bu kez davalı katlanmak zorunda kalacaktır.

Davaların uzun sürmesi ve hızlı enflasyon nedeniyle, 506. maddenin

uygulandığı durumlarda, davalıların haklarından fazlasını alırlarken

davacıların haklarını alamadıkları bir gerçektir. Ancak, buna dayanarak itiraz

konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu söylenemez. Enflasyonun bu tür sonuçlar

doğurması tenkis davalarına özgü olmayıp, tüm alacak borç ilişkilerinde

kendisini gösterir. Borcun doğduğu anla, ödendiği an arasında paranın değeri

çoğu kez önemli ölçüde düşmekte, alacaklılar için haksız sonuçlar doğmaktadır.

Bu duruma rağmen, tüm bu alacak borç ilişkilerinin Anayasayla tanınan belli

hakları zedelediği sonucuna varılamaz. Kaldı ki, ne davaların uzun sürmesi, ne

enflasyon hızındaki artış itiraz konusu kurala bağlanamaz. Aksine, itiraz

konusu kural, diğer pek çok alacak borç ilişkisi gibi enflasyondan etkilenen

durumundadır. Normal dönemlerde olağan sonuçlar veren bu kural, kendi dışındaki

yüksek enflasyon olgusunun etkisiyle amaçlanmayan sonuçlar verebilmektedir.

Ancak bunu itiraz konusu kurala bağlamak olanağı yoktur.

SONUÇ / HÜKÜM

VI - SONUÇ

17 Şubat 1926 günlü, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 506. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine,

20/9/1984 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Üye

H. Semih Özmert

Üye

Necdet Darıcıoğlu

Üye

Hüseyin

Karamüstantikoğlu

Üye

Kenan Terzioğlu

Üye

Yılmaz Aliefendioğlu

Üye

Yekta Güngör Özden

Üye

Orhan Onar

Üye

Muammer Turan

Üye

Mehmet Çınarlı

Üye

Selahattin Metin

Üye

Servet Tüzün

Üye

Mahmut

C. Cuhruk

Üye Osman · Mikdat Kılıç Üye Mithat · Özok

Anayasa Mahkemesi, E. 1984/4, K. 1984/9, 20 Eylül 1984 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I - Olay
  4. III - Yasa Metinleri
  5. IV - İlk İnceleme
  6. V - Esasın İncelenmesi
  7. H. Boyacıoğlu
  8. C. Cuhruk
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1984/4
Karar No
1984/9
Tarih
20 Eylül 1984

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1984/11 K.1984/11
  • AYM Norm Denetimi E.1984/16 K.1984/13
  • AYM Norm Denetimi E.1984/17 K.1984/12
  • AYM Norm Denetimi E.1984/6 K.1985/1
  • AYM Norm Denetimi E.1984/10 K.1985/2
  • AYM Norm Denetimi E.1985/4 K.1985/3

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.