İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1986/1 K.1987/10

Esas sayısı : 1986/1

Esas1986/1Karar1987/10Tarih5 Mayıs 1987Okuma20 dk · 4.064 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1986/1
Karar No
1987/10
Karar tarihi
5 Mayıs 1987
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.064 kelime·20 dk okuma·23 bölüm

Esas sayısı : 1986/1

Karar sayısı : 1987/10

Karar günü : 5/5/1987

R.G. Tarih-Sayı :21.11.1987-19641

İptal Davasını Açan : Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 81 üyesi

İptal Davasının Konusu : 13 Kasım 1985 günlü, 18927 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7/11/1985 günlü ve 3238 sayılı "Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının Kurulması ve 11 Temmuz 1939 Tarih ve 3670 Sayılı Milli Piyango Teşkiline Dair Kanunun İki Maddesi ile 25 Ekim 1984 Tarih ve 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"un 6. maddesinin (c) bendi; 10. maddesinin (c) ve (j) bendleri; 11. maddesi ile 17. maddesinin Anayasa'nın 5., 160., 161. ve 165. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.

II. İlk İnceleme

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 15. maddesi uyarınca Başkan H. Semih Özmert, Orhan Onar, Necdet Darıcıoğlu, Yekta Güngör Özden, Muammer Turan, Mehmet Çınarlı, Selahattin Metin, Servet Tüzün, Mahmut C. Cuhruk, Mustafa ŞAHİN ve Adnan Kükner'in katılmalarıyla yapılan k inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine 16 Ocak 1986 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

III. Esasın İncelenmesi

İşin esasına ilişkin rapor, Anayasa'ya aykırılığı öne sürülen yasa hükümleri ve dayanılan Anayasa kuralları, konu ile ilgili diğer metinler, bunların gerekçeleri ve 3238 sayılı Yasaya ilişkin TBMM tutanakları incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Dava dilekçesinde, söz konusu Yasanın 6. maddesinin (c), 10. maddesinin (c) ve (j) bendlerinin; "Devletin temel işlevi olan görevini yerli veya yabancı özel sektöre devretmesini ya da paylaşılmasını öngördüğünden" Anayasa'nın 5. maddesine aykırı olduğu iddiası öne sürüldüğü için, Anayasa'ya aykırılık sorununun incelenmesine Anayasa'nın 5. maddesini ele alarak başlamak gerekmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinin konu ile ilgili kısmı aynen şöyledir :

"Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak...tır."

Anayasa'nın bu hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere ülkenin yurtiçinden ve yurtdışından gelmesi muhtemel her türlü tehdide karşı karşı korunması Devletin başta gelen bir görevidir. Kuşkusuz Devlet bu görevim gerektiğinde silahlı kuvvetleriyle yerine getirecektir. Dava dilekçesinde bu amacın "her yurttaşın inanarak gerçekleşmesini istediği bir amaç" olduğu kabul edilmekte, ancak bu amacın, Anayasa'nın 5. maddesi uyarınca sadece Devlet tarafından gerçekleştirilebileceği, yerli ve yabancı özel sektörün savunma sanayiinde görevlendirilmesinin mümkün olmadığı iddia edilmektedir.

Bu iddianın, amaçları araçlarla karıştırdığı açıktır. Bir devletin

ulusal savunmadan sorumlu olması başka şey, ulusal savunmanın gerektirdiği araç

ve gereçlerin üretimi ve tedariki başka şeydir. Anayasa'nın 5. maddesi Türk

milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumayı Devletin temel amaç ve

görevlerinden saymış, fakat bu amaç ve görev için gerekli araç ve gereçlerin

sadece Devlet tarafından üretilmesini ve tedarik edilmesini şart koşmamıştır.

Aksine Anayasa, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğunu belirleyen 35.,

herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip bulunduğunu ve özel

teşebbüsler kurmanın serbest olduğunu, özel teşebbüslerin milli ekonominin

gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde

çalışmasını sağlayacak tedbirlerin Devlet tarafından alınacağını belirleyen 48.

ve yine Devletin para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve

düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alacağını emreden 167.

maddeleri ile "karma ekonomik sistem"in de benimsenebileceğini ortaya

koymuştur. Ekonomide Devlet işletmeleriyle özel sektöre ait işletmelerin,

yanyana bulunabilmesine imkan verdiği açıkça belli olan Anayasa'nın savunma

sanayiinde sadece Devletin üretim ve tedarik faaliyetlerinde bulunmasını şart

koştuğunu öne sürmek mümkün değildir. Öte yandan savunma sanayiinin hızla değişen

yüksek bir teknolojiyi gerektirmesi; buna bağlı olarak yurtiçi ve yurtdışı

finansman ihtiyacının büyük olması; yabancı sermaye ile işbirliği yapılmasını

zorunlu kılmaktadır. Bunun yanında, ister kamuya ve isterse özel sektöre ait

olsun mevcut ulusal sanayi işletmelerinin savunma sanayiinin ihtiyaç duyduğu

araç ve gereçleri üretebilecek güçte ve nitelikte olanlarının tesbiti ve bu

ulusal amacın gerçekleşmesi için organizasyonu ve teşviki de zorunludur. Bu

nedenle 3238 sayılı Yasanın :

"Kamu ve özel sektörün yabancı sermaye ve teknoloji katkısı ile savunmaya yönelik üretim tesisleri kurma imkânlarını araştırmak, yönlendirmek ve tahakkuk planlarını takip etmek, bu gibi tesislerin kuruluşuna gerektiğinde Devletin iştiraki için prensip kararı almak" şeklindeki 6. maddesinin (c) bendi ile; 10. maddesinin, "Mevcut milli sanayii, savunma sanayii ihtiyaçlarına göre reorganize ve entegre etmek, yeni teşebbüsleri teşvik ve bu entegrasyona ve ihtiyaçlara göre yönlendirmek, yabancı sermaye ve teknoloji katkısı imkânlarını araştırmak, teşebbüsleri yönlendirmek; bu konudaki Devlet katılımını planlamak" biçimindeki (c) bendi hükmünün Anayasa'ya aykırı bir yönü yoktur.

Yekta Güngör Özden bu görüşe katılmamıştır.

Aynı nedenlerle, söz konusu Yasanın;

"Fondan kredi vermek veya yurtiçinden ve yurtdışından kredi almak ve gerektiğinde yerli ve yabancı sermayeli şirketler kurmak ve iştirak etmek" hükmünü getiren 10. maddesinin (j) bendi de Anayasa'ya aykırı değildir.

Dava dilekçesinde Anayasa'ya aykırılığı iddia edilen diğer hükümler söz konusu Yasanın "Bu Kanunla yapılması öngörülen iş ve işlemlerde 1050 sayılı Muhasebei Umumiyei Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 832 sayılı Sayıştay Kanunu hükümleri uygulanmaz." hükmünü içeren 11. maddesinin birinci fıkrası ile;

"Fonun her türlü işlemi Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye ve Gümrük Bakanlığınca iki yıl için seçilecek birer kişiden teşekkül eden bir kurul tarafından" denetlenmesini öngören 17. maddesidir.

Dilekçede bu iki madde ile getirilen düzenlemenin Anayasa'nın 160., 161. ve 165. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Anayasa'nın 160. maddesinin birinci fıkrası Sayıştay'ın temel

görevini, "Genel ve katma bütçeli dairelerin bütün gelir ve giderleri ile

mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap

ve işlemlerini kesin hükme bağlamak..." olarak belirlemiştir. Öte yandan

161, maddenin birinci fıkrasında da "Devletin ve kamu iktisadi

teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle

yapılır." denilmektedir. Bu iki madde yanında, söz konusu Yasanın

aykırılık oluşturduğu iddia edilen Anayasa'nın 165. maddesi de aynen :

"Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak

Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet

Meclisince denetlenmesi esasları kanunla düzenlenir." demektedir.

Dilekçede, inceleme konusu Yasanın, yapılan işlemlerde Muhasebei

Umumiye Kanunu, Devlet İhale Kanunu ve Sayıştay Kanunu hükümlerinin

uygulanmayacağını öngören 11. maddesinin birinci fıkrası ile Fon'un işlemlerini

denetlemekle üç kişilik bir kurulun görevlendirilmesini öngören 17. maddesinin;

Anayasanın yukarıda açıklanan 160. ve 161. maddelerinin birinci fıkralarına ve

165. maddesine aykırı olduğu iddiası öne sürülmüşse de bu iddianın yerinde

olmadığı açıktır. Çünkü Sayıştay'ın görevlerini belirleyen 160. maddenin

dördüncü fıkrasında aynen; "Silahlı Kuvvetler elinde bulunan Devlet

mallarının Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlenmesi usulleri, Milli

Savunma hizmetlerinin gerektirdiği gizlilik esaslarına uygun olarak kanunla

düzenlenir." denildiği gibi, bütçenin hazırlanması ve uygulanması

esaslarını düzenleyen 161. maddenin üçüncü fıkrasında da aynen; "Kanun,

kalkınma planlan ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve

hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir." hükmü getirilmiştir.

Bu hükümler ulusal savunma sanayiinin gizliliği, teknoloji, araştırma-geliştirme, üretim ve finansman yönünden sahip olduğu özellikler dikkate alındığında, söz konusu Yasa ile getirilen düzenlemeye imkân verecek niteliktedir. Bu nedenle Savunma Sanayi Destekleme Fonu'nun; mali işlemleri düzenleyen bazı yasalar dışında bırakılması Anayasa'ya aykırılık oluşturmaz. Dolayısıyla söz konusu Yasanın 11. maddesi Anayasa'ya aykırı değildir.

Yekta Güngör Özden ve Muammer Turan bu görüşe katılmamıştır.

Aynı nedenlerle incelenen ve denetimin özel bir kurul tarafından yapılmasını öngören Yasanın 17. maddesi de Anayasa'ya aykırı değildir.

Orhan Onar, Necdet Darıcıoğlu, Yekta Güngör özden, Muammer Turan ve Selahattin Metin bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

IV - Sonuç

7/11/1985 günlü, 3238 sayılı "Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme idaresi Başkanlığının Kurulması ve 11 Temmuz 1939 Tarih ve 3670 Sayılı Milli Piyango Teşkiline Dair Kanunun İki Maddesi ile 25 Ekim 1984 Tarih ve 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"un;

1 - 6. maddesinin (c) bendi ile 10. maddesinin (c) bendinin Anayasaya aykırı olmadığına, iptal isteminin reddine, Yekta Güngör ÖZDEN'in karşıoyu ve oyçokluğuyla,

2 - 10. maddesinin (j) bendinin Anayasaya aykırı olmadığına, iptal isteminin reddine oybirliğiyle,

3 - 11. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına iptal isteminin reddine Yekta Güngör ÖZDEN ve Muammer TURAN'ın karşıoyları ve oyçokluğuyla,

4 - 17. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine Orhan ONAR, Necdet DARICIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer Turan ve Selahattin METİN'in karşıoyları ve oyçokluğuyla, Turan ve Selahattin Metin bu görüşe katılmamıştır.

5/5/1987 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı: 1986/1

Karar Sayısı : 1987/10

3238 sayılı Kanunun dava konusu 17. maddesinde, Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ile Başbakanlık emrinde kurulan Savunma Sanayii Destekleme Fonu'nun her türlü işlemlerinin Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye ve Gümrük Bakanlığınca iki yıl için seçilecek birer kişiden teşekkül eden bir kurul tarafından denetlenmesi hükme bağlanmıştır.

Söz konusu madde, iç denetim niteliğinde bir mekanizmayı öngörmektedir. Oysa Anayasa'nın 160. ve 165. maddeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni dışlayan bir denetimi amaçlamamaktadır. Dava konusu düzenleme bu nedenle Anayasa'nın sözü edilen maddelerinin sözü ve özüne aykırı bulunduğundan aksi yönde oluşan karara katılmıyorum.

Başkan

Orhan

ONAR

Başkanvekili

Mahmut

C. CUHRUK

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Muammer

TURAN

Üye

Mehmet

ÇINARLI

Üye

Selahattin

METİN

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Üye

Adnan

KÜKNER

Üye

Vural

SAVAŞ

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı : 1986/1

Karar Sayısı : 1987/10

7/11/1985 günlü, 3238 sayılı Yasanın dava konusu 17. maddesinde, Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ile Başkanlık emrinde kurulan Savunma Sanayii Destekleme Fonu'nun her türlü işlemlerinin Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye ve Gümrük Bakanlığınca iki yıl için seçilecek birer kişiden teşekkül eden bir Kurul tarafından denetleneceği öngörülmüştür.

Anayasa'da fon'ların oluşumuna, fon uygulamalarına, fonlardan

yapılacak harcamalara, hatta fon'ların denetimine ilişkin kurallara yer

verilmemiştir. Her ne kadar, Anayasa'nın 160. maddesinin gerekçesinde; fon

şeklindeki idarelerin gelir, gider ve mallarının denetimi görevinin de, diğer

görevlerinin yanında, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan

Sayıştay'a verildiği şeklinde bir ifade göze çarpmakta ise de, Danışma

Meclisince, 832 sayılı Sayıştay Kanununun Sayıştay'ın görevlerini belirleyen

28. maddesine paralel olarak yapılan bahis konusu düzenlemenin, Milli Güvenlik

Konseyi Anayasa Komisyonunca benimsenmemiş ve metinden çıkarılmış olması

karşısında, fon harcamalarının yalnızca ve mutlaka Sayıştay tarafından

denetlenmesi gerektiğinden söz edilememektedir.

Gerçekten, Devletin gelir ve giderleri ile mallarının denetiminde Anayasa iki yöntem kabul etmiştir. Bunlardan biri, Anayasanın 160. maddesinin öngördüğü Sayıştay tarafından yapılan; diğeri Anayasa'nın 165. maddesinde belirtildiği üzere, yasa gereğince kurulan bir sistemle gerçekleştirilen denetimdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yahut Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan söz konusu denetim türleri arasında geçerlilik bakımından herhangi bir fark gözetilmemiştir.

Demek ki Anayasal denetimde tek yetkili organ Sayıştay değildir. Yasakoyucu, kimi durumlarda, Sayıştay'dan başka kurum ve kuruluşlara da denetim görevi verebilmektedir. Ancak, Anayasa'nın 160. ve 165. maddeleri, denetim amacıyla kurulacak tüm sistemlerin Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimini sağlayacak nitelikte olmasını da zorunlu kılmaktadır.

Oysa, Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Savunma Sanayii Destekleme Fonu'nun kaynaklan genelde kamu gelirlerinden oluştuğu halde, yapısı, amacı ve kullanılma usul ve esaslarının da Anayasal denetimi gerektirmekte olmasına rağmen, 3238 sayılı Yasanın dava konusu 17. maddesi parlamenter denetimi benimsememiştir.

Anayasa denetimi yerine iç denetim niteliğindeki bir idari denetim yönteminin kabul edilmiş olması karşısında, inceleme konusu 17. maddenin Anayasa'nın 160. ve 165. maddeleri ile uyum içinde bulunduğu söylenemez.

Anılan maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine ilişkin olarak oyçokluğuyla tesis olunan 5/5/1987 günlü, Esas : 1986/1 ve Karar : 1987/10 sayılı karara yukarıda açıklanan nedenlerle katılmamaktayız.

Başkan

Orhan Onar

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı : 1986/1

Karar Sayısı : 1987/10

7/11/1985 günlü, 3238 nolu yasanın kimi maddelerinin iptali isteminin reddine ilişkin çoğunluk kararına karşı oluşumun gerekçelerini madde sırasıyla belirtiyorum :

l - Sözü edilen yasanın 6. maddesinin (c) bendi, yasanın 5. maddesiyle kurulması öngörülen "Savunma Sanayii İcra Komitesi"nin hem kamu, hem özel sektörün savunmaya yönelik kuruluşları gerçekleştirme olanaklarını araştırmak, yönlendirip izlemek ve Devletin katılımı için ilke kararı alması görevini açıklarken, bu işlemin "yabancı sermaye ve teknoloji" katkısıyla yapılmasını benimsemiştir.

Milli savunma alanında Anayasa'nın öngördüğü düzene aykırı biçimde

ve merkezi yönetim dışında oluşturulan, savunma ve askerlik konularında

uzmanlık bilgisi bulunmamasına karşın Milli Savunma Bakanlığı (1325 nolu) ile

Genel Kurmay Başkanlığı (1324 nolu) görev, yetki ve örgütlenmesine ilişkin

yasaların verdiği görevlerden kimilerini üstlenen Milli Savunma Bakanlığı

denetimi dışlanarak üç kişinin özel nitelikteki denetimine bağlı kılınan, onay

gereksinimi duymadan atamalar ve işlemler yapan bir organa (yasa, mad.7) sözde

Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı, Kit görünümlü kuruluşa yurt savunmasıyla

ilgili çok özel, çok önemli görevlerin yüklenmesi genelde sayısız sakıncalar

taşımaktadır. Kendi öz görevlerinin bir kez de iptali istenilen yasa ile Başbakana,

Genelkurmay Başkanına ve Milli Savunma Bakanına eklerle verilmesi, günlük

teknik ve ekonomik ayrıntılarla, uzmanlık isteyen konularla sorumlu

kılınmalarıdır. Teknik işlerin siyasal ağırlıklı bir özel kurula verilmesi, bu

kurulu oluşturanların başlarında bulundukları yönetimlerin anayasal

görevlerinin kişilere bırakılması anlamındadır. Bakanlar Kurulunun ortak

sorumluluğu kapsamındaki görevin, ayrı bir kurula geçirilmesi anayasal

ilkelerle bağdaşamaz. Genel yönetimin, yürütme ve uygulama yetkisini, ayrıca

uzmanlık gerektiren, günlük bir kamu hizmetiyle uyumlu bulmak olanaksızdır.

Başbakan ve Bakanlara, Anayasa'nın 112. maddesi dışında yeni bir görev

yüklenmesi doğru değildir. 6. maddenin tümlüğü içinde özelliği daha

belirginleşen (c) bendi, dışa bağımlı, ulusal istence aykırı, genel denetim

dışına çıkarılmış görevleri uygun göstermemektedir, ister yerli, ister yabancı

olsun özel sektörün sınırlı girebileceği bir alanın, sınırsız sayılacak

biçimde, üstelik yabancı anamal (sermayeye katkısına açılması savunma

sanayiinin paylaşılması niteliğindedir. Bu düzenlemeyi Anayasa'nın 6., 112. ve

117. maddelerine aykırı buluyorum.

2 - Yasanın 10. maddesinin (c) bendi yine yabancı anamala

"katkısı olanaklarını araştırmak" sözcükleriyle ulusal savunma

sanayiinin kapısını açmaktadır. Özel girişimleri yönlendirmek gibi

karışıklıklara, elatmalara yol açacak bir görevin Savunma Sanayii Geliştirme ve

Destekleme idaresi Başkanlığı'na verilmesi, Hükümetin, Genelkurmay

Başkanlığı'-nın ve Milli Savunma Bakanlığı'nın öz görevlerinden kiminin özel

nitelikli bir kuruluşa bırakılması, özelliği bulunan alanın kapalı

tutulacaklara açılması, savunma işlerinin siyasal ağırlıklı kadrolara

verilmesidir. Devlet yaran yerine özel sektör yararının öncelik almasını

sağlayacak düzenleme, devlet parasıyla yeni bir çıkar yolu kurmaktadır. Devlet

parası kullanılarak savunma sanayiine ortaklık gerçekleştirilecektir. Yasanın

oluşturduğu Savunma Sanayii "Yüksek Koordinasyon Kurulu" da, yukarda

belirtilen "Komite" ve "İdare Başkanlığı" ile birlikte gözetilirse

getirilen üçlü düzen 1324 ve 1325 nolu yasalara tepki niteliğinde bir

somutlaşmadır. Ulusal savunma alanını sivil bir kişinin yönetimine geçiren

düzenleme bu konudaki anayasal ilkelerle çelişmektedir. Merkezi yönetim

dışındaki özel bir yönetim asıl sorumluların görevlerini üstlenmektedir.

Tanınan yetkilerin tümü gözönünde bulundurulursa 1324 ve 1325 nolu yasaların

görev alanıyla çatıştığı hemen saptanır. Dışa bağımlılığı azaltacak yerde

artıracak biçimde görev buyruğu yasanın temelde çarpıklığının kanıtıdır.

Silâhlı Kuvvetlerin, Stratejik Hedef Plânları doğrultusundaki istekleri,

saptadıkları gereksinimler Kuvvet Komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığı

aracılığıyla Milli Savunma Bakanlığı'na iletilir. Gereksinimlerin plân ve

programlanması, iç ve dış sağlama kaynaklarının araştırılarak üretim

olanaklarının saptanıp gerçekleştirilmesi Milli Savunma Bakanlığı'nca yerine

getirilir. Denetim, izleme, düzeltme, araştırma, geliştirme, deneme işleriyle

ülke koşullarına uyum sağlanması çabaları her aşamada uzman askerlerin

varlığını zorunlu kılar. Bu önemli özelliğe sırt çevirip yeni kuruluşları

örgütlemek belki birçok kimseye yeni iş olanağı sağlar ama anayasal görevler

aktarılmış, sulandırılmış, savsaklanmış, hiç değilse paylaşılarak karıştırılmış

olur. Savunma Sanayii kavramı, kuruluşu, yönetim ve yönlendirmeyi, araştırma ve

uygulamayı kapsayan bir ulusal alandır. Silâh temeline, ulusal birliğe ve insan

gücüne dayalı olması gereken konunun yabancı teknoloji yanında yabancı

anamalıyla ve ortaklığıyla yürütülmesi olağan karşılanamaz. Bu konudaki

anayasal bütünlük (mad. 123) bozulmuş, bağımsız bir Başkanlık egemen

kılınmıştır. Yönetim hukuku ilkelerine de aykırı bu düzenleme devletin temel

görevlerini özerk kuruluşlara geçirme niteliğindedir. Bu durumuyla Anayasa'nın

5., 6. ve 117. maddelerine aykırıdır.

3 - Yasanın 11/1. maddesi "uygulanmayacak hükümler ve

öncelik" başlığı altında, bu yasanın öngördüğü iş ve işlemlerde 1050 nolu

genel muhasebe yasası ile 832 nolu Sayıştay Yasası'nın uygulanamayacağını

açıklamaktadır. Kuruluşun tümüyle dışında tutulduğu düzenlemeler genel denetime

olanak veren kurallar topluluğudur. Yasa'nın kurduğu fon için vazgeçilen

denetimler "klasik" yöntemlerdir. Bu yöntemlerin dışında bırakılarak

başıboşluğa, siyasal güdümlere açış bırakılan fon, öndenetimle son denetimden

kaçınılarak devlet geliri değil de özel bir geli söz konusuymuş gibi bir

hukuksal çelişki konusu olmaktadır. Sayıştay ve TBMM denetimine bağlı olmamak

durumun sorumsuzluk tutumunu getirebilir Devlet mallarının anayasal denetimi,

Anayasa'nın 160. maddesinde öngörülen genel ve katma bütçeli dairelerin gelir,

gider ve mallarının TBMM adına Sayıştay'ca denetimi ve doğrudan ya da dolaylı

biçimde devletin olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının 165. madde uyarınca yine

TBMM. adına Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nca yerine getirilir. Bu

sistemlerin dışında tutulmak, yasanın 11. ve 17. madde bağlantısı karşısında

Anayasa'ya aykırılığı açıklamaktadır. 11. madde Anayasa'nın 87., 160., 161. ve

164. maddelerine aykırıdır.

4 - Yasayla oluşturulan "Savunma Sanayii Destekleme

Fonu" (mad. 12) nün denetimine ilişkin 17. madde, Anayasa'ya aykırılığın

doruk noktasıdır. Bu konuda, öncelikle, Anayasa Mahkemesi'nin "Tanıtma

Fonu"nun benzer denetim yönteminin iptaline ilişkin 24.2.1987 günlü, Esas

: 1985/24, Karar : 1987/6 sayılı kararını ve 19/3/1987 günlü, Esas : 1986/5,

Karar : 1987/7 sayılı kararının Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 415. maddesini

iptal eden bölümünün gerekçelerini yineleyerek vurgularım. Denetim, devlet

gelir ve giderlerindeki uygunluğu aramak, aykırılığı saptamak yöntemidir.

Böylece amacın gerçekleşmesi sağlanmış olur. Sözü edilen "fon"un bir

devlet gelir birikimi olduğu kuşkusuzdur. Anayasa'nın 161 ve sonraki maddeleri,

genel bütçe dışına kaydırılan kimi gelirlere, bunların özel yöntemlerle elden

çıkarılmasına, amaç ve konu ne olursa olsun elvermediği gibi, Anayasa'nın 160.

maddesi de bunlar için Sayıştay denetimini zorunlu kılmaktadır. Önceki yıllarda

fonların denetimi için izlenen yollar, fonun kuruluş - kaynak maddesinin dava

edilmemiş olması, incelenen 17. maddeye geçerlik sağlayamaz. Anayasa

Mahkemesi'nin önceki kimi kararlarının fona özgü iç denetimi uygun bulması da

örnek alınamaz. Alınsa idi, Tanıtma Fonu'nun denetim biçimi iptal edilmezdi.

Salt siyasal amaçlı, kayırıcı, aykırı uygulamalara neden olabilecek bir

düzenleme anayasal ilkelere ters düşer. Zorunlu ve mutlak olan, TBMM'nce

yapılacak yasama organı denetimine, açık ve üst siyasal denetime bağlı

kılınması, onun etki alanı dışına çıkarılmaması, bir anlamda gözden uzak

tutulmaması kaçınılmamasıdır. Bu tür denetimi engelleyen, önleyen, dışlayan,

geçersiz ve etkisiz ya da göstermelik, biçimsel, sözde kılan denetim türleri

Anayasa ile bağdaşmaz. Çoğunluk kararını oluşturan kimi üyelerin dayandığı,

yeni yürürlüğe konulan 3646 nolu yasanın 12. maddesiyle getirilen TBMM.

denetimi, bu madde hem incelenen yasadaki denetimi ortadan kaldırmamakta hem de

gerçek, etkin bir yasama denetimi öngörmediği için redde dayanak yapılamaz. Kaldıki

uygunluk denetimi incelememiz, her zaman yürürlükten kaldırılıp

değiştirilebilecek olan 3646 sayılı yasa gözetilmeden yapılmalıydı. Bu yeni

yasanın varlığına dayanılarak 17. maddenin ayakta kalması, yokluğunda

aykırılığa olanak verir ve çelişkiyi ağırlaştırır. Özel yasanın özel kuralını

kaldırmayan sonraki yasanın düzenlemesi uygulama karmaşasını da getirir. 17.

maddeyi kendi yasası ve yapısı içinde değerlendirerek sonuca gitmeli, boşluk

doğacağı kanısı uyanacaksa yeni kural için süre vermeli idi. Yoksa hakkında

dava açılmayan, uygunluğu - aykırılığı tartışılmayan yeni bir yasa

denetimimizde ölçüt olamaz. Yeni yasa ile açık kaldırma (ilga) olsaydı davanın

konusu kalmazdı. Hem davanın sürdürülmesi hem de yeni yasaya göre değerlendirme

uygun düşmemektedir. Kaldıki 3646 nolu yasadaki denetim de geçiştirilen, araya

sıkıştırılmış, biçimsel, yetersiz ve yararsız bir ek denetimdir. Başlıca ve

temel denetim değildir. Anayasa'nın amacı, yönetsel denetim dışında TBMM. adına

özgün bir denetimdir. Denetimsizlik anlamındaki sözde iç denetim, Anayasa'nın

benimsediği güçler ayırımı ilkesine uygun bir denetim değildir. Sorumlunun

etkin olduğu denetim sonuçsuzdur. Anayasa'nın 160. ve 165. maddelerinin

öngördüğü denetimlerle hiçbir ilgisi bulunmayan denetim uygun karşılanamaz.

Ekonomik, teknik, akçalı, yönetsel ve sosyal alanları kapsayacak gerçek bir

denetim devlete yaraşır düzenlemedir, ilgili Bakanlık bütçeleri sırasında

değinilmekle geçiştirilecek fonlar sahipsiz kalabilecektir. Yeni yasanın

getirdiği denetim, amaçlanan anayasal, doyurucu denetim değildir. 3238 nolu

yasaya göre üçlü kurulun düzenlediği raporun TBMM'ne sunulmaması gibi yönetimin

basit sunuşu da tam denetim sayılamaz. Kit Komisyonu'na götürülmeyen rapor

yeterli denetimden uzak tutmakta direnmeyi göstermektedir.

Çalışır durumdaki 100 e yakın "fon"un 25 tanesi 1982

yılından sonra kurulmuştur. Denetimin gereğiyle yapılmaması, yasama organının

dışlatarak yürütmenin etkinliğine, koşulsuz egemenliğine bırakılması, kullanma

ilişkin söylenti ve kuşkuları yaygınlaştırmaktan ötede rejimin yapımı olumsuz

yönde etkiler. Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Devlet Plânlama Teşkilâtı ve

Başbakanlık (ilgili Devlet Bakanlığı ya da Bakanlık) üçlüsünü yasama organının

üzerine çıkaran denetim biçimi, bu yolla bütçe'nin küçülüp bölünmesine,

ekonomik kararların bir kurulun özgörüsüne bırakılmasına neden olur. Gerçekte

vergi niteliğinde bulunan (kanımca, kimi vergiler kaldırılmış ama adı

değiştirilip fona kaynak yapılarak yeniden konulmuştur) gelirler bölüştürülerek

oluşturulan fon, yeteriz denetimle ekonominin genel dengesini de bozabilir.

Yasama organının) ilgi ve onayını gereksiz bulan görüş, yasama özgörüsünün

sınırının aşılmasının tipik örneğidir. Büyük boyutlara ulaşan devlet gelirinin,

genel ölçüler ve yöntemler dışında gelişigüzel dağıtılmasına olanak verilmesi

siyasal kayırmalara, yolsuzluk ve nice aykırılıklara yol açabilir. Genel

gelirler içine girmesi gereken alındıların özel amaçlara, özel bölümlere

ayrılması da Bütçe ilkelerine ters düşmektedir. Bu tersliğin, ayrıca, devlet

zararına, siyasal yandaşlıklara destek için kullanılıp kullanılmayacağı da

doyurucu bir denetimle saptanabilir. Denetimsizlik, disiplinsizliktir. Plânsız,

programsız, hesapsız giderler ekonomik kargaşaya neden olur ve bozuluşu

hızlandırır. Siyasal denetime kapalılık, sırf siyasal uygulamaca, kötüye

kullanmaya açık tutuştur. Dışarıya döviz aktarmaya yol açan (karaborsayı ve

kaçakçılığı önlemek için yapılan dış alımlar) fon uygulaması, denetimsiz

kalırsa enflasyon körüklenir, tekelleşme genişleyip katılaşır, savurganlık

artar. Ayrıca fonlarda çalışanlara verilen yüksek ücretlerle kamu

görevlilerinin ücretleri arasındaki adaletsizlik önlenemez, amaca aykırı

kullanma, siyasal amaçlara araç kılma çabaları olursa durdurulamaz. Yasama

organının içinden çıkan yürütmenin, yasama organının denetimi dışında kalmayı

yeğlemesinin demokrasiyle uyuşan bir yönü yoktur. Böylesine bir durum,

yürütmeyi, gereksiz yere, aşın yetkilerle donattığı kanısını taşıdığım 1982

Anayasası'na açıkça aykırıdır. Klâsik, temsili katılımcı, özgürlükçü bir

demokrasi tanımıyla bağdaşmayan bir anlayışı ve tutumu Anayasa Mahkemesi

hoşgöremez. Anayasa Mahkemesi'nin önceki kararına da ters düşen, denetimsizliği

uygun karşılayan çoğunluk kararı hukuksal bir çelişkidir. Durumun, Anayasanın

161. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen "...özel süre ve usuller..."

e sığdırılma cabası da tutarlı değildir.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, özellikle Sayıştay ve bu

yolla TBMM. denetimine kapalı bir iç denetim biçimi anayasal ölçülerin

dışındadır, geçersizdir. Bu tür bir denetimle kaynak kullanımı gerçek

denetimden kaçınılmış olur. Merkezi bir hesabı olmayan, ilgili yönetimin

buyruğuna bırakılan "vasıtalı vergi" niteliğindeki fonlar, adaletsiz

dağıtımlara neden olabilir. "Çoğunluktan toplanıp azlığa dağıtılmakla

yapısında adaletsizlik taşıdığı" görüşüne hak verdirecek uygulamalar ancak

denetimsizliğe dayanabilir. Kamu kesimlerinin demokratik denetiminden

yoksunluğuna, yasama organının denetim yapamaması olgusu da eklenirse amaca

uygun gelişmeleri, uygun işlemleri beklemek bir olasılıktan öteye geçemez.

Demokrasinin ruhuyla bağdaşmayan denetim yokluğunun, kopukluğunun Anayasa'ya

aykırılığı apaçık ortadadır. Adaletsiz kaynak aktarımlarına götürecek

denetimsizlik aykırılığın nedeni, aykırılık da denetimsizliğin sonucudur.

Kamuoyunda çalkantılar yaratabilecek olumsuzlukları ve demokrasiye inancı,

devlete güveni sarsacak kötü uygulama olasılıklarını önlemek için denetimin

önemi yadsınamaz. Siyasal sapmalara kaynaklık büyük zarar getirir. Bütçe

tekniğine, Anayasa gereklerine aykırı kural Anayasa Mahkemesi'nin sorumluluğuna

bağlanır. Yürütmenin hukuk dışına çıkmasını, yasama organının Anayasa'ya ters

düşmesini Anayasa Mahkemesi önler. Bu konuda Esas : 1985/9 Karar : 1986/14

sayılı dosyadaki karşıoy gerekçemin ilgili bölümünü yineliyorum, iktidar Grubu

adına gönderilen yazılı görüşün de önemli bir yanı yoktur.

İncelenen 17. maddenin aykırılığında birleştiğimiz üyelerin görüşlerindeki hususları yinelemiş olmaktan kaçınarak denetimi memurlar eliyle, denetlenenden aşağı katla görevlilerce yapılmasını, yasama organı düzeyinde denetime kapalı olunmasını Anayasa'nın 7., 87., 160. ve 164. maddelerine aykırı buluyorum.

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Selahattin

METİN

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı : 1986/1

Karar Sayısı : 1987/10

7/11/1985 günlü, 3238 sayılı Kanunun birbirini tamamlayan, 11/1 ve 17 nci maddeleri şöyledir :

"Madde 11/1 - Bu Kanunla yapılması öngörülen iş ve işlemlerde 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 832 sayılı Sayıştay Kanunu hükümleri uygulanmaz."

"Madde 17 - Başbakanlık ve Fonun her türlü işlemi Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye ve Gümrük Bakanlığınca iki yıl için seçilecek birer kişiden teşekkül eden bir kurul tarafından denetlenir."

Anayasa'nın "Mali ye Ekonomik Hükümler" başlıklı Dördüncü Kısmının Birinci Bölümünü teşkil eden "Mali Hükümler" (A, B, C, D, E kenar başlıklı 161-165 inci maddeler) birlikte incelendiğinde görüleceği üzere :

Anayasa, kamu iktisadi teşebbüslerinki de dahil, bütün devlet ve kamu tüzelkişilerinin gelir ve giderleri ile mallarının Türkiye Büyük Millet Meclisince, muhakkak surette denetlenmesini öngörmektedir. Bunun istisnası yoktur. A - Bütçenin hazırlanması ve uygulanması, B - Bütçenin görüşülmesi, C - Bütçelerde değişiklik yapılabilme esasları, D - Kesinhesap, E-Kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimi başlıkları altındaki hükümler bunu açıkça göstermektedir. Sayıştayın denetimi de TBMM adına yapılmakta ve bu denetim sonuçları "genel uygunluk bildirimi" ile TBMM'un onayına sunulmaktadır.

Bu hükümler karşısında, fonların, bu arada dava konsu Kanunla kurulan Fonun, gelir gider ve mallarının, TBMM'nin gözetim ve denetimi dışında tutulması, orada görüşülmemesi ve kararlaştırılmamasının Anayasa'ya aykırılığı fazla izahata gerek göstermeyecek kadar açıktır.

Anayasa'nın 161 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki : "Kanun

kalkınma planlan ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iç ve

hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir" şeklindeki hüküm, maddenin

birinci fıkrası hükmünün istisnasıdır. Esas kuralı nazara almadan istisna

hükmünü değerlendirmek yanlış sonuçlara götürür, istisnayı esas kaide haline

getirir. Bu çeşit yorumun hatası da ortadadır : "Kalkınma planı ile

ilgili" olmayan yatırım hemen hemen yoktur... Bütün kamu hizmetlerinin

özelliklerinden biri de sürekli olmalarıdır. Çoğu, "Bir yıldan fazla

sürecek iş ve hizmetler" kapsamına girer. Mezkûr üçüncü fıkra bu genişlik

ve kapsamda anlaşılırsa, "Devletin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki

kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır" şeklindeki

161 inci maddenin esas hükmü değersiz hale gelir, ihmal edilmiş, yok sayılmış

olur.

Üçüncü fıkra, belirli, sınırlı, sayılı, biteceği süre önceden tahmin edilebilen, bir yıldan fazla sürebilecek iş ve hizmetler için, istisnaen özel süre ve usuller konabileceğini kabul etmiştir. Mutat ve sürekli kamu hizmetleri kesinlikle bu üçüncü fıkraya girmez. Esas kural olan birinci fıkra hükmüne tâbi olması şarttır.

Kanunun isminden, amaç ve tanımlar maddelerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, kurulan ve bununla görülecek olan hizmetler Devletin normal ve sürekli kamu hizmetleridir. Belli ve sınırlı olmadığı gibi belli sürede görülüp bitecek iş ve hizmetlerden de değildir. Bu husustaki harcamaların yıllık bütçelerle yapılmasını Anayasa açıkça emretmektedir. Bu tür hizmetler de birinci fıkra dışına çıkartılabilirse devletin bütün harcamaları da çıkartılabilir demektir. Böylece birinci fıkra hükmü yok sayılabilir ki, kanımca böyle bir yorum, Anayasa'yı ihmal, hattâ ihlâl olmaktadır.

Bütün bunlara rağmen, fon kuruluşunun Anayasanın 161 inci maddesinin üçüncü fıkrasına girdiği kabul ve farzedilse dahi, bunun gelir ve giderleri ile mallan Sayıştay ve TBMM'nin denetimi dışına çıkartılamaz. Anayasa buna cevaz vermemektedir. Kamu iktisadi teşebbüslerinin dahi, TBMM. nce denetlenmesini öngören Anayasa "Silâhlı Kuvvetler elinde bulunan devlet malların"dan gizlilik gerektirenler için ve "kalkınma planlan ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller" ve "Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetleme usulleri"nin Kanunla düzenlenebileceğini kabul etmiştir amma, sonunda, bunların da yine TBMM. nce denetlenmesini emretmiştir.

Bu nedenlerle, TBMM. nin de denetimini kaldıran dava konusu Kanunun 11 ve 17 nci madde hükümlerinin iptali gerektiği görüşü ile karana katılmıyorum.

Üye

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Muammer

TURAN

Anayasa Mahkemesi, E. 1986/1, K. 1987/10, 5 Mayıs 1987 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II. İlk İnceleme
  4. III. Esasın İncelenmesi
  5. Karşıoy
  6. Yazısı
  7. Onar
  8. C. Cuhruk
  9. Darıcıoğlu
  10. Turan
  11. Çınarlı
  12. Metin
  13. Tüzün
  14. Şahin
  15. Kükner
  16. Savaş
  17. Karşıoy
  18. Yazısı
  19. Karşıoy
  20. Yazısı
  21. Darıcıoğlu
  22. Metin
  23. Karşıoy
  24. Yazısı
  25. Turan
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1986/1
Karar No
1987/10
Tarih
5 Mayıs 1987

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1986/13 K.1987/12
  • AYM Norm Denetimi E.1986/17 K.1987/11
  • AYM Norm Denetimi E.1987/3 K.1987/13
  • AYM Norm Denetimi E.1987/6 K.1987/14
  • AYM Norm Denetimi E.1987/9 K.1987/15
  • AYM Norm Denetimi E.1987/13 K.1987/16

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.