İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1987/16 K.1988/8

- 19908

Esas1987/16Karar1988/8Tarih19 Nisan 1988Okuma68 dk · 13.544 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
19 Nisan 1988
Esas Sayısı
1987/16
Karar Sayısı
1988/8
Karar Günü
19.4.1988
R.G. Tarih-Sayı
23.08.1988
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

13.544 kelime·68 dk okuma·29 bölüm

- 19908

İPTAL DAVASINI AÇAN

Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat Halkçı Parti) adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.

İPTAL DAVASININ KONUSU

Resmî Gazete'nin 15 Mayıs 1987 günlü, 19641. sayısında yayımlanan 7.5.1987 günlü. 3359 sayılı 'Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 2. maddesindeki kimi sözcüklerle 3. maddesinin a, c, g, h bendlerinin, 4. ve 5. maddelerinin, 7. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının, 9. maddesinin b ve c bentlerindeki kimi sözcüklerin ve geçici 3. maddesi ile 10. maddesinin Anayasa'nın 2., 7., 9.. 10., 38., 56., 73. ve 128. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralları :

7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun iptali istenilen hükümleri de içeren maddeleri şunlardır :

1- 'MADDE 2. - Bu Kanun Millî Savunma Bakanlığı hariç, bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişilerini ve gerçek kişileri kapsar.'

2- 'MADDE 3..............................

a) Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, malî yönden desteklenir ve geliştirilir.'

b) .................................................

'c) Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır. Kamu kurum vekuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilân edilir.'

.......................................................

'g) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı; sağlık ve yardımcı sağlık

personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam

planlaması yapar, ülke ihtiyacına uygun nitelikli sağlık personeli

yetiştirilmesi amacıyla hizmet öncesi eğitim programları için Yükseköğretim

Kurulu ile koordinasyonu sağlar. Serbest ya da kamu kuruluşlarında mesleklerini

icra eden sağlık ve yardımcı sağlık personeline hizmetiçi eğitim yaptırır. Bunu

sağlamak amacıyla üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları

ile kamu kurum ve kuruluşlarınınimkânlarından da yararlanır. Hizmetiçi eğitim

programının ne şekilde ve hangi sürelerle yapılacağı Sağlık ve Sosyal Yardım

Bakanlığınca çıkartılacak yönetmelikle tespit edilir.'

'h) Katılmakla yükümlü olduğu hizmetiçi eğitim programlarına uymayan veya bu programlarda başarılı olamayan sağlık personeline; kamu kuruluşunda çalışanlar için ilgili Bakanlığın, serbest çalışanlar için kayıtlı olduğu kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşü alınmak suretiyle Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca geçici veya daimî meslekten uzaklaştırma cezası verilir.

Katılmakla yükümlü olduğu hizmetiçi eğitim programına uymayan veya bu programlarda başarılı olamayan yardımcı sağlık personelinin meslekten geçici veya daimî uzaklaştırma cezası doğrudan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca verilir.'

3- 'MADDE 4.- Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı 3 üncü maddede sayılan hizmet ve esasları bu sistem içerisinde gerçekleştirmek üzere ülke çapında teşkilât kurar veya kurdurabilir.

Genel Sağlık Sigortasının tek elden yürütülmesini sağlamak amacıyla bütün sosyal güvenlik kuruluşlarının Sağlık Sigortası bölümleri ile tahsil ettikleri sağlık primlerini, mevcut sosyal güvenlik kuruluşlarının biri veya bu amaçla kurulmuş yeni bir kurum bünyesinde toplamaya ve bu şekilde görevlendirilen veya yeni kurulan kurumun çalışma usul ve esaslarını tespite Bakanlar Kurulu yetkilidir.'

4- 'MADDE 5.- Bu Kanun kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları, ilgili Bakanlığın teklifi ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının uygun görmesi halinde Bakanlar Kurulu kararı ile kamu tüzelkişiliğini haiz sağlık işletmesine dönüştürülürler.

Yeterli işletme büyüklüğünde bulunmayan sağlık kuruluşları tek bir sağlık işletmesi altında toplanabilir.

Sağlık işletmelerinde görevli olan ve mesleklerini serbest icra etmeyen tabipler, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının tespit edeceği usul ve esaslar çerçevesinde ve sağlık işletmesi yönetiminin uygun görmesi halinde mesai saatleri dışında kuruluşta özel teşhis ve tedavi yapabilirler.

A) Sağlık işletmesinin gelirleri şunlardır :

a) Sağlık hizmetleri karşılığında elde edilen gelirler,

b) Bağış ve yardımlar,

c) Bu şekilde kurumlaştırılan sağlık işletmelerine gerek görüldüğünde yapılacak Devlet desteğinin yanında, kuruluşun bağlı olduğu Bakanlığın veya kurumun her yıl bütçesine koyduğu personel ve yatırım ödeneği,

d) Diğer gelirler.

B) Sağlık işletmesinin giderleri şunlardır :

a) Sözleşmeli personel ücreti,

b) Kurum dışından satın alınacak her türlü sağlık ve laboratuar hizmeti için sözleşmeli personel ve hizmet ücreti,

c) Kuruluşun kapasitesi, niteliği, verilen hizmet, tedavi edilen kişi sayısı, sağlık işletmesine katkısı dikkate alınarak ilgili sağlık işletmesinin bağlı olduğu Bakanlığın veya kuruluşun teklifi üzerine Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının tespit edeceği esaslar çerçevesinde sağlık kuruluşunun sözleşme ile çalışan sağlık ve yardımcı sağlık ve diğer personeli ile kuruluşun dışından sözleşme ile hizmeti satın alınacak personele yapılan işle orantılı olarak ödenecek teşvik primi,

d) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit edilecek usul ve esaslara göre mesleklerini serbest icra etmeyen tabiplerin kuruluşta özel teşhis ve tedavi yapmaları karşılığında tabip ve ilgili sağlık personeline ödenecek prim,

e) Sağlık kuruluşunun tevsii, modernizasyonu, her türlü cihaz ve malzeme tedariki, kurum cihazlarının bakım ve onarımı ile personelin yurt içi ve yurt dışı eğitimi ve araştırma için gerekli harcamalar,

f) Sağlık işletmesinin işletilmesi i!e ilgili diğer harcamalar. Sağlık İşletmeleri;

a) Kurumlar Vergisinden,

b) Yapılacak bağış ve yardımlar sebebiyle Veraset ve İntikal Vergisinden,

c) Yapacakları her türlü muameleler dolayısıyla Damga Vergisinden,

Muaftır.

Sağlık işletmelerine yapılacak bağış ve yardımlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Bu bağış ve yardımlar Kurumlar ve Gelir Vergisi matrahından indirilebilir.'

5- 'MADDE 7.- Sağlık işletmesi uygulamasına geçirilen sağlık kuruluşlarında; genel idare, teknik, sağlık ve yardımcı sağlık, eğitim ve öğretim, avukatlık, din ve yardımcı hizmetler sınıflarına dahil personel; kadro karşılık gösterilmek kaydıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın sözleşmeli personel statüsünde elemançalıştırılabilir.

..................................................

Bu suretle çalıştırılacakların sözleşme usul ve esasları ile ücretleri, sağlık kuruluşunun niteliği, kapasitesi, bulunduğu yer, verilen hizmetler, personelin bilgi ve becerisi, kuruluşa katkısı, verdiği hizmetin türü ve önemi ile benzeri nitelikler esas alınarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının teklifi üzerine ve gerektiğinde ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak Bakanlar Kurulunca tespit edilir.'

6 - 'MADDE 9. - a) ..................

b) Hizmet ve ilaç alma, ilgili kurum ve kuruluşlara ait araç, gereç ve malzemelerin kiralanması, devri, gayrimenkullerin kiralanması; prim dağıtımının esas ve usulleri ile personelin devrine ait usul ve esaslar, tıbbî araç, gereç ve malzeme yönünden standardı ile tıbbî araç ve gereçlerin alımında teknik şartnamelerin hazırlanmasındaki kıstasların belirlenmesi; Maliye ve Gümrük, ilgili Bakanlıklar ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca müştereken,

c) Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilâtlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ilesağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca,

Çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.'

7- 'GEÇİCİ MADDE 3.- Genel Sağlık Sigortası yürürlüğe girinceye kadar, hiç bir sosyal güvenlik kurumuna tabiî olmayanlar müracaatları ve talepleri halinde sağlık kütüğüne kaydolunur.

Bu suretle kayıtlarını yaptıranlardan her yıl Bakanlar Kurulunca tespit edilen miktarda prim tahsil edilir. Kayıtlarını yaptırmayanlar ile primlerini ödemeyenlerin sağlık kuruluşlarındaki teşhis, tedavi ve rehabilite giderleri kendilerinden veya kayıt oldukları özel sigorta kurumlarından tahsil edilir.

Sağlık kütüğünün oluşturulması ve işletilmesi ile ilgili usul ve esaslar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit edilir.

Kayıtlarını yaptırmalarına rağmen primlerini ödeyemeyecek kadar fakrû zaruret içinde bulunanların primleri, durumlarının mahallî idarelerce tespit edilmesi şartıyla kısmen veya tamamen sosyal yardım maksadıyla kurulmuş fon ve kuruluşlar tarafından ödenir.

Sosyal yardım maksadıyla kurulmuş fon ve kuruluşlardan sağlanacak mali destek ve yardımlarla ilgili usul ve esaslar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının teklifi üzerine Başbakanlıkça düzenlenir.'

8- 'MADDE 10.- Diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri yürürlükten kalkar.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları :

1- 'MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.'

2- 'MADDE 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.'

3- 'MADDE 9.- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.'

4- 'MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.'

5- 'MADDE 35.- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'

6- 'MADDE 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.

Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.

Hiçkimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

Ceza sorumluluğu şahsidir. Genel müsadere cezası verilemez.

İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.

Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez.'

7- 'MADDE 56.- Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.'

8- 'MADDE 73.- Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.'

9- 'MADDE 128.- Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.

Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.'

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Mehmet ÇINARLI, Selahattin METİN, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN, Vural Fuat SAVAŞ ve Ahmet Oğuz AKDOĞANLI'nın katılmalarıyla 15.7.1987 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Davanın esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenilen yasa maddeleri ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve ilgili öteki yasama belgeleriyle 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 31. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca Anavatan Partisi TBMM Grubu adına verilmiş 22.3.1988 kayıt günlü yazılı düşünce incelenip aynı yasanın 30. maddesinin birinci fıkrası gereğince çağırılan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Bülent AKARCALI ile Bakanlık Müsteşarı Tandoğan TOKGÖZ'ün sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

A- 3359 Sayılı Yasanın 2. Maddesinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

'Kapsam' kenar başlıklı 2. madde, tüm kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişilerini ve gerçek kişileri yasa kapsamına alırken 1325 sayılı Millî Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilâtı Hakkında Kanun'un 2. maddesiyle Millî Savunma Bakanlığı'na verilen silâhlı kuvvetlerin sağlık hizmetlerini kapsam dışında tutmuştur. Davacı, bu ayrık düzenlemenin iptalini istemektedir.

1- Anayasa'nın10. Maddesi Yönünden İnceleme :

Yasa önünde eşitliğin güvencesini oluşturarak eylemli değil,

hukuksal eşitliği öngören bu madde, tüm yurttaşların her yönden aynı kurallara

bağlı tutulmaları zorunluluğunu içermeyip hukuksal durumları aynı olanlar

arasında haklı bir nedene dayanmayan ayrımı önlemeyi amaçlayarak haklı neden

varsa kim yurttaşların başka kurallara bağlı tutulmalarına olanak vermektedir.

Benzer nitelik ve durumda olanlar arasında farklı uygulamayı engelleyen, ayrı

nitelik ve durumda olanların aynı kurallara bağlı tutulmasını zorunlu kılmayan

eşitlik ilkesi, hukukun üstünlüğü temeli üzerine oturan hukuk devletinde her

türlü ayrıcalığı reddeden önemli bir öğedir. Kimi kurum ve kuruluşları, statü

farkı nedeniyle, belli bir konuda öbürlerinden ayrı tutmak, ayrı düzenlemeye

bağlı kılmak ya da genel bir düzenlemenin kapsamı dışında bırakmak, onlara

ayrıcalık tanımak değil, durumlarındaki değişiklik gereği olan bir uygulamadır.

Davada, sorunun çözümü, Millî Savunma Bakanlığı'nca yürütülen silâhlı kuvvetler sağlık hizmetlerinin 2. madde kapsamı dışında tutulmasının haklı nedene dayanıp dayanmadığını saptamaya bağlıdır.

211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetler İç Hizmet Kanunu'nun 12.

maddesinin (c) bendi, silâhlı kuvvetler sağlık hizmetlerinin yürütüldüğü

hastahaneleri birer askerî kurum saymıştır. Silâhlı kuvvetlerin sağlık

kurumları, öbür kamu kurum ve kuruluşlarının sağlık kurumlarından konum

bakımından, temelde ayrıdırlar. Yürüttükleri sağlık hizmetleri nedeniyle sağlık

kurumuoldukları tartışmasız bulunsa da, herşeyden önce askerî kurum nitelikleri

ağır basmakta, emir-komuta zinciri içinde yönetilmekte, askerî gerekleri

gözetmekte, silâhlı kuvvetlerin özelliklerine göre hizmet yöntemleri değişiklik

göstermektedir. Öte yandan,bu kurumlarda görev yapan sağlık personeli de öbür

kamu kurum ve kuruluşlarında görevli sağlık ve yardımcı sağlık personelinden

statü bakımından ayrıdırlar. Aynı zamanda askerî personel olduklarından, sağlık

personeli niteliklerinde bir özellik bulunduğuaçıktır. Silâhlı kuvvetlerin

sağlık ve yardımcı sağlık personeli de 2955 sayılı Yasa uyarınca Gülhane Askerî

Tıp Akademisi tarafından yetiştirilmektedir. Ulusal savunma gerekleri yönünden

yerleşim ve hazırlıklarıyla özellik gösteren askerî kurumlarda askerîpersonel

eliyle yürütülen silâhlı kuvvetler sağlık hizmetlerinin bu özellikler nedeniyle

ayrı hükümlere bağlı tutularak iptali istenilen maddeyle kapsam dışında

bırakılması doğaldır Statü farklılığı haklı nedenine dayanan düzenlemenin

Ana-yasa'nın 10. maddesine aykırı bir yönü saptanamamıştır.

2- Anayasa'nın 56. Maddesi Yönünden İnceleme :

Bu maddenin birinci fıkrası, herkese sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşamayı bir hak olarak tanırken, devlete de böylesi yaşamayı sağlamak

ödevini yüklemiştir. Denetlenen Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, sağlık

hizmetlerinin yürütülmesi için kimi esaslar getiren bir yasa olup Anayasa'nın

56. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen biçimde sağlıklı ve dengeli bir

çevrenin oluşmasını sağlamaya yönelik kurallar içeren bir yasa değildir. Başka

bir anlatımla, 56. maddenin birinci fıkrası, ulusal düzeyde gerçekleşmesini

öngördüğü, yukarda niteliği belirtilen çevrenin oluşması için herhangi bir

kural getirmemiş, yasal düzenlemelerin kapsamı ve sınırı konusunda bağlayıcı

bir öğeyeyer vermemiştir. Bu durumda, herkesin yararlanması ilkesine karşın,

Millî Savunma Bakanlığı'nın dışarda bırakılmasıyla ayrım yapıldığı savını

yerinde bulmak güçtür. İptali istenilen madde yaşama hakkını, kimileri için,

kısıtlayıcı bir kural içermemektedir. Anayasa'ya bağlı olarak, kimi alan ve

konularda yasanın kapsamını belirlemek yasakoyucunun takdir yetkisi içinde

olduğundan sağlık kuruluşlarının tek elden planlanmasını öngören Anayasa'nın

56. maddesinin üçüncü fıkrası karşısında iptali istenilen 2. maddenin Millî

Savunma Bakanlığını (doğal olarak mensuplarını da) kapsam dışında tutması da

aykırılık oluşturmamaktadır. Silâhlı kuvvetler sağlık hizmetlerinin ayrı bir

kesim olarak ele alınması, silâhlı kuvvetlerin doğasının, yapısının gereği ve

askerî zorunlulukların sonucudur. Tek elden planlama ve hizmete açma işlevi, silâhlı

kuvvetler dışındaki sağlık kurum ve kuruluşları içindir. Nitekim, içeriği,

Anayasa tasarısındaki koşutu 63. madde olan Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü

fıkrasını oluşturacak biçimdekabul edilen bir önergenin Danışma Meclisi'nde

görüşülmesi sırasında yapılan konuşmada 'Türkiye'de çok dağınık bir şekilde

yürütülen sağlık hizmetlerinin birleştirilmesi, bütünleştirilmesi,

rasyonelleştirilmesi, rantabl hale getirilmesi açısından önergeninönemi

vardır... tabiî bu tek elden idareyi ifade ederken, Millî Savunma Bakanlığını

bunun dışında tutmak gerektiğini hemen vurgulamak istiyorum' sözleriyle 56.

maddenin Millî Savunma Bakanlığı'nı ayrık tuttuğu açıklığı kesinlik

kazanmıştır. Devletin sağlık politikasının güven ve kararlılık içinde

yürütülmesini öngören bir maddenin, amacın gerçekleşmesini aynı konum ve

durumdaki kurum ve kuruluşlar için aynı uygulamayla sağlamayı düşünmesi doğal

karşılanmalıdır. Bu yüzden, Millî Savunma Bakanlığı'nı kapsamdışında bırakmanın

kaçınılmazlığı ortadadır. Düzenlemede, Anayasa'ya aykırı bir yön görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle iptal isteminin reddi gerekir.

B- 3359 Sayılı Yasanın 3. Maddesi :

Sağlık hizmetlerinin yürütülmesiyle ilgili esasları (a - k)

bendlerinde belirleyen bu maddenin iptali istenen a, c, g, h bendleri, sırasıyla,

kimi kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı olarak hizmet veren sağlık tesisleriyle

özel sağlık kurumlarının tek elden planlanıp koordine edilerek daha iyi ve

verimli hizmet sunmayı; sağlık kuruluşları ile sağlık personelinin ülke

düzeyinde dengeli dağıtımı ve yaygınlaştırılmasıyla kurulma ve işletilmesinin

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenmesini; kamu ve özel kurum ve

kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları ve sağlık işletmelerinin her hizmetinin

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilânı ile gerek görüldüğünde

özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifesinin yine bu bakanlıkça

onaylanmasını; Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca istihdam planlaması

yapılmasını, ülke gereksinmelerine uygun nitelikli sağlık personeli yetiştirmek

amacıyla hizmet içi eğitim çalışmalarının düzenlenmesini; bu çalışmalara

katılmayanlarla çalışmalarda başarılı olamayanlara hangi yaptırımların nasıl

uygulanacağını öngörmektedir.

1- Yasanın 3. Maddesinin (a) Bendinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

a- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme :

Sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt düzeyinde eşit, daha iyi ve

verimli biçimde sunmaları için ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak Sağlık

ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca plan yapılması, koordinasyonun gerçekleştirilmesi,

akçalı yönden desteklenip geliştirilmesinin Anayasa'nın 2. maddesinde

belirlenen Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleriyle bir ilgisi yoktur. Sağlık

hizmetleriyle cumhuriyetin nitelikleriarasında bir bağlantı bulunmadığı gibi

özel alanı düzenleyecek yasanın, cumhuriyetin niteliklerini gerçekleştirme

amacını taşıması da geçerlik ya da yürürlük koşulu değildir. Yasanın amacının

davacıya göre belirlenmemiş olmasının hukuk devleti ilkesinin

gerçekleştirilmesine herhangi bir olumsuz etkisi söz konusu olamaz. Sağlık

hizmeti konusundaki amacın, tüm işlem ve eylemlerin hukuk kurallarına uygunluğu

koşuluyla ilişkisi kurulamaz. Amacın, yasa yerine, ilgili bakanlıkların görüşü

alınarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca belirlenmesi de söz konusu

değildir. Bu yolda yapılacak olan planlama, koordinasyon, akçalı destekleme ve

geliştirmedir, (a) bendinin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı

saptanamamıştır.

b- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme :

Yukarda içeriği açıkça yazılan Anayasa'nın bu maddesi, Türk Milleti

adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kullanılan yasama yetkisinin

devredilemeyeceğine ilişkindir. Davacının bu konudaki sava, amacın yasayla

belirtilmesi yerine ilgili bakanlıklarla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın

görüşlerine bırakıldığıdır. Yasanın 1. maddesi 'Amaç' başlığıyla ne için

çıkarıldığını açıklamakla birlikte, amacın düzenlendiğini gösterdiği sağlık

hizmetiyle ilgili 'temel esaslar' da yasanın 3. maddesinin 11. bendinde,aşağıda

iptal edilen bend ayrı olmak üzere, Anayasa'nın 56. maddesine uygun biçimde

düzenlenmiştir. Anayasa'nın öngördüğü ödevleri gerçekleştirmeyi amaçlayan

düzenlemede kimi durumlar oluşumlar için ilgili bakanlıklarla Sağlık ve Sosyal

Yardım Bakanlığı'nayetki verilmiş olması amacın saptanıp belirlenmesi anlamına alınamaz.

Yasanın amacı belirgindir. Bakanlıklara bırakılan olan da bellidir. Amaç

konusunda yasama yetkisi devredilmemiş, bakanlıklar bu konuda

görevlendirilmemiştir. Yasama yetkisinin devredildiğini gösteren bir durum söz

konusu değildir, (a) bendi, Anayasa'nın 7. maddesine aykırı bir nitelik

taşımamaktadır.

c- Anayasa'nın 56. Maddesi Yönünden İnceleme :

Kişi ve toplum sağlığı yönünden devletin kimi yükümlülüklerini

öngören (a) bendinin, bu çalışmalarla Anayasa'nın 56. maddesine uygun sonuçları

amaçladığı açıktır. Planlama, işbirliği, akçalı yönden destek ve geliştirme,

anayasal ödevlerin başarılması için zorunlu çalışma koşulları ve gerekleridir.

Davacı, Anayasa'ya aykırılığı somut biçimde ortaya koyamadığı gibi, savının

gerekçesini de yeterli düzeyde açıklamamıştır. Anayasa'nın 56. maddesinin

güvenceye bağladığı '...sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak hakkı...'nın

sağlanması için yine bu maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen '...ve verimi

artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tekelden

planlayıp hizmet vermesini düzenlemek' ödevinin yerine getirilmesi kurala

bağlanmıştır. Öngörülenlerin gerçekleşmesi yönünden Anayasa buyruklarının

yeterince yerine getirilmemesi, bunlara tümüyle uyulamaması, yasa kurallarının

gereksinimleri karşılayacak düzeyde ve güçte olmaması her zaman Anayasa'ya

aykırılık oluşturmaz, bir eksiklik ya da boşluk söz konusu olabilir.

Görev-yetki karmaşasını sona erdirecek, iletişim kopukluğunun sakıncalarını

ortadan kaldıracak, gereksinimlere koşut hizmet olanakları yaratacak

düzenlemenin Anayasa'nın 56. maddesine aykırı bir yönü görülememiştir. Eğitimle

uygulama arasındaki ilişki, işbirliği ve beklentilere uygun çalışma yöntem ve

yönetimi Anayasa'nınöngördüğü hususlardır. Tutarlı sağlık politikası üretmek,

başlangıçta, sağlık kurumlarını yeniden örgütleyerek sağlık hizmetini,

yakınmaya neden olmayacak etkinlikle sunmaktan geçer. Uygar ve çağdaş olma

yolunda sağlık alanında atılacak bir adım bu gerçeği gözardı edemez. Gelişmiş

ülkelere yaklaşmak, onlara eş düzey olmak için plan yapmak zorunluluğunda

herkes birleşmektedir. Hizmette verimi artırmak, böylesine bilimsel bir araçla

sağlanır. Bu konularda yeterli olanakları sağlayan, insan ve madde gücününiyi

kullanılmasına yönelik düzenleme, doğrudan Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü

fıkrasıyla güdülen amaca ulaşabilmek ereğiyle yapılmıştır. Yasanın genel

gerekçesiyle madde gerekçesi de bu kanıyı doğrulamaktadır. İptali istenen

bendin Anayasa'nın 56. maddesine aykırı bir yönü görülmemiştir.

İptal isteminin reddi gerekir.

2- 3359 Sayılı Yasanın 3. Maddesinin (c) Bendinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

a - Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme :

Sağlık kuruluşlarının kurulup işletilmesinin ülke düzeyinde

dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esası içerisinde ilgili bakanlığın

görüşü alınarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca düzenlenmesi, kamu kurum

ve kuruluşları sağlık kuruluşlarında verilen her türlü hizmetin fiyatının

tesbiti ile gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının ücret tarifelerinin

bu bakanlıkça onaylanmasının sosyal hukuk devletine aykırı düştüğü savının

'fiyat' kavramının tanımıyla kanıtlanması yeterli bulunmamıştır. Bir iktisadî

kuruluş için satış bedelini anlatan 'fiyat'ınkâr kapsadığı temelde doğru ise

de, hizmetin kamu kurumunca verilmesinin bedeli olup giderleri asgarî' düzeyde

karşılayan 'ücret'in 'fiyat' sözcüğüyle adlandırılması, genel anlamda iktisadî

işletmenin 'satış' yapmasıyla bir tutulamaz. Kamu hizmetinin giderlerine

yurttaşın bir ölçüde katılımının istenmesi, bu hizmetin satışı sayılamaz.

Sağlık kurumlarının işletme durumunda çalışması, bu nedenle ücret alınması da

sosyal hukuk devleti niteliğiyle bağdaşmaz değildir. Yasanın 3. maddesinin

öngördüğü temel esasların gerçekleştirilmesi hizmetlerin karşılığında bir ücret

alınmasını doğal kılmakta, bunun sosyal hukuk devleti niteliğine ters düşen bir

yanı görülmemektedir. 'Sosyal devlet' tamlamasının, Anayasa'nın Başlangıç

kısmının sekizinci paragrafında açıklanan,doğuştan sahip olunan onurlu bir

hayat sürdürme, maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisinin

kullanılmasına devletin sosyal adalet gereklerince olanak sağlama yükümlülüğünü

anlattığı anımsanırsa, sosyal devletin hukuk devletinin ileri bir aşaması

olduğu anlaşılır. Anayasa, sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler konusunda

devleti öncelikle görevlendirmiştir. Ancak, devlet bu görevlerini yine

Anayasa'nın 65. maddesinin çizdiği sınır içinde, '...malî kaynaklarının

yeterliliği ölçüsünde yerinegetirir.'. Klasik idare hukukunun bedelsiz-meccanî

olmasını ilk koşul saydığı kamu hizmeti kavramı, giderek değişiklik görmüş,

günümüzde karşılık olarak yararlananlardan ödeme güçleri oranında bir ücret

alınması uygulaması yaygınlaşmıştır. Böylece, yararlananlarla yararlanmayanlar

arasındaki eşitsizlik de giderilmiştir. Bu ücreti ödeyemeyecek durumda olanlar

için değişik uygulama yapılması gereği ayrıdır. İncelenen konuyla doğrudan

ilgisi yoktur. Kaldıki yasa, bu durumda olanlar için geçici 3. madde ile

olanaklar getirmiştir.

Özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tariflerinin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca onaylanmasının, gerek görülen durumlarda olması, özel kesimin kayırılması, başıboşluğa bırakılması ya da engelleme, gereksiz müdahale değil, kamu kurum ve kuruluşlarının sağlık hizmetlerine göre çok yüksek ya da çok düşük ücret tespitiyle hizmetleri olumsuz yönde etkileyip verimin düşürülmesinde denge ve düzen sağlayan, hizmetin konusuna, amacına ve niteliğine uygun bir işlemdir. İncelenen bendin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı savı yerinde değildir.

b- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme :

Yasanın, düzenleme yetkisini Sağlık ve Sosya1Yardım

Bakanlığı'na verdiği konular, yalnız yasama organının yetkisi içinde ve yalnız

yasayla düzenlenecek konular olmayıp Anayasa'nın 56. maddesi uyarınca ve bu

hüküm doğrultusunda yerine getirilmesi gerekli olan çalışmalardır. Nitekim,

neyin, nasıl düzenleneceğini yasa belirlemiş, uygulamaya ilişkin ayrıntılar,

yasanın belirlediği esasa göre ve bu esaslasınırlı olarak Sağlık ve Sosyal

Yardım Bakanlığı'na bırakılmıştır. Bu düzenleme, yapıya, anlam ve amaca

uygundur. Yasama yetkisinin devri niteliğinde bir görünüm yoktur. Yasanın genel

gerekçesi ile maddenin gerekçesi de düzenlemenin nedenini bu yönde açıklamakta,

yönetimin, Anayasa'ya aykırı olmamak koşuluyla, objektif yönetsel düzenlemeler

yapabileceği ilkesini güçlendirmektedir. Anayasa'nın amacı, Anayasa'ya uygun

biçimde yasal ve yönetsel düzenlemelerle gerçekleştirilecektir. Bu durumun,

Anayasa'nın 7.maddesine aykırı yanı görülmemiştir.

c- Anayasa'nın 56. Maddesi Yönünden İnceleme :

Sağlık hizmetlerinin devletçe saptanan bir bedeli olması, bu hizmetlerin Anayasa'nın öngördüğü düzeyde yerine getirilmesini sağlamak içindir. Anayasa'nın 65. maddesinin gerçekleştirme koşulu olarak getirdiği 'malî kaynakların yeterliliği ölçüsü' devleti kimi düzenlemeler getirmek zorunda bırakmaktadır. Koruyucu ve iyileştirici tüm sağlık hizmetlerinin maliyeti, ekonomik koşullar yüzünden giderek yükselmektedir. Devletin malîkaynaklarının yeterliliği, ekonomik-akçalı gücü, sağlık hizmetlerinin parasız sunulmasına elvermediği gibi, Anayasa böyle bir zorunluluk da öngörmemiştir. Bu nedenle, fiyat tespitinin Anayasa'nın 56. maddesine aykırı yönü bulunmamaktadır.

Özel sağlık kuruluşlarının ücret tariflerinin Sağlık ve Sosyal

Yardım Bakanlığı'nca gerek görüldüğünde onaylanması, hizmette verimi, düzeni

sağlamaya yönelik bir denetim niteliğindedir. Bakanlığın takdirine bırakılması,

önceden kestirilmesi olanaksız, sonradan ortaya çıkacak durumlarla

karşılaşıldığında bakanlığın müdahale yetkisiyle donatılmasıdır. Kaldıki, 2219

sayılı Hususî Hastahaneler Kanunu'nun 28. maddesiyle, 181 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin 10. maddesi bu konuda Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nı yetkili

kılmıştır. Yurttaş zararına, sağlık hizmetine ters düşecek uygulamaları önleyip

kaldırmak için kullanılması düşünülen yetkinin Anayasa'nın 56. maddesinin

taşıdığı amaca, çizdiği yola uygun olduğu açıktır. Özel kuruluşların serbestçe

tespit edip yürürlüğe koyacakları ücret tariflerinin, gerek görüldüğünde,

bakanlıkça onaylanmasının ücret karmaşasına, zararlı ve gereksiz çekişmelere

son vermeye yönelik olması karşısında gerekli görülmezse onay yoluna

gidilmemesi anayasal bir sakınca yaratmamaktadır. Bu görev, Anayasa'ya uygun

bir denetim biçimidir. Genelde ücretlerin serbest bırakılması, TBMM'nin

13.7.1984 günlü 90. Birleşiminde onaylayıp yürürlüğe giren ve 1985-1989

yıllarını kapsayan Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın 'Sosyal Hedef ve

Politikalar' başlıklı4. Bölümü'nde yer alan 'Sağlık' faslının 624. maddesindeki

'Özel sağlık müesseseleri ve hastahaneler teşvik edilecek, hizmet karşılığı

olan ücretler serbest bırakılacaktır...' anlatımıyla açıklanan sağlık

politikasıyla da uyum içindedir. Anayasa'nın 56. maddesinin gerekçesinde de

'Devlet, uygulamaları denetleyerek bu kurumların amaca uygun çalışmalarını

sağlamalıdır' delmekle devletin denetim görevinin önemine değinilmiştir. Bu

denetimin 'gerek görüldüğünde' yapılması, her zaman yapılabileceğini kabule

yeterlidir. Her zaman denetleme hakkı, gerekli görülünce kullanılacaktır, gerekli

görülmezse kullanılamayacaktır. Kullanılmasına gerek duyulmayan hak,

kaldırılmış, vazgeçilmiş görev ise geri alınmıştır anlamına gelemez. Bir

başvuru, yakınma, uyarı ya da duyuru'gerek' sayılabileceği gibi bakanlık,

kendiliğinden de her zaman 'gerek gördüğünü' söyleyerek onay yoluna gidebilir.

Bunu önleyici hüküm yoktur. Süreklilik ve zorunluluk, genel denetim için

koşuldur. Ücret tarifelerinin denetimi hakkı sürekliliğini korumaktadır. Gerek

görüldüğünde kullanılması, işlere, yapıya ve amaca uygun düşmektedir. Sosyal

devlet ilkesi, hukuk devleti ilkesine koşuttur. Cumhuriyetin çağdaş yapısını,

özlenen niteliklerini birlikte kurup tümleyen bu ilkelerin devletin yüceliğini

ve onurunu simgeleyen, yükümlülüklerini özetleyen anlamları Anayasa'nın da

özüdür. İnsan hak ve özgürlüklerine saygılı, onları koruyup güçlendiren,

bireyin huzur ve refahını sağlıyarak güvenceye bağlayan, kişiyle toplum

arasındaki dengeyi kuran, emek - anamal ilişkilerini sağlıklı biçimde

düzenleyen, özel girişimin güvenlik ve kararlılık içinde çalışması, gelişmesi

için sosyal, ekonomik ve malî tüm önlemleri alan, çalışanların insanca

yaşamasının, güçsüzlerin güçlülere karşı korunmasının gereklerini yerine

getiren,toplumsal dengeyi ve kamu düzenini özenle gözeterek her alanda adaletli

bir hukuk düzeni kurarak bunu artırarak sürdürmeyi amaç edinen sosyal devletin

karakteri Anayasa'nın 5. maddesiyle vurgulanmıştır. Buna göre, 'Devletin temel

amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin

bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah

huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.' Konuya bu maddenin

ışığında yaklaşıldığında kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunun

sağlanmasında en önemli etken olan kişi sağlığının güvence altında bulundurulması

konusunda devlete temel görevler düştüğünde duraksanamaz. Özel sağlık

kurumlarının özendirilmesinin bir yolu olarak, hizmet karşılığı aldıkları

ücretlerin genelde serbest bırakılmasını, ancak her zaman bakanlığın onayıyla

denetlenip düzenlenebileceğini öngören kuralın Beşinci Beş Yıllık Kalkınma

Planı'nın belirlediği sonuca ulaşılması ereğiyle konulduğu anlaşılmaktadır.

Kamu düzeni ve genel sağlık ile doğrudan ilişkili bu hükmün, hayatî önemini

kimsenin inkâr edemeyeceği sağlık hizmetlerinden, dar ve sabit gelirlilerin

yoksun bırakılmalarına, giderek toplumsal denge ve barışın olumsuz biçimde

etkilenmesine yol açacağını ileri sürmek yanlış bir değerlendirme olur.

Açıklanan nedenlerle iptal isteminin reddi gerekir.

Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mustafa GÖNÜL ile Vural Fuat SAVAŞ bu görüşlere katılmamışlardır.

3- Yasanın 3. Maddesinin (g) Bendinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

a- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme :

Konunun ağırlıklı bölümü, hizmet içi eğitim programının ne biçimde

ve hangi sürelerle yapılacağının Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca

çıkartılacak yönetmeliklerle saptanmasıdır. Anayasa'nın 124. maddesi,

bakanlıkların kendi görev alanlarını ilgilendirenkanunların uygulanmasını

sağlamak üzere, bunlara aykırı olmamak koşuluyla yönetmelikler çıkarabileceğini

öngörmektedir. Anayasa'nın 8. maddesinin, Anayasa'ya ve kanunlara uygun olarak

kullanılacağını ve yerine getirileceğini bildirdiği 'yürütme yetkisi vegörevi'nin

düzenleyici işlemler yaparken, yasaya aykırılık oluşturmadan kurallar getirme

hakkı verdiği gözetilirse, bu sınırı aşmayan düzenlemenin yasama yetkisinin

devri anlamına gelemeyeceği açıktır. Kaynağı ve temeli yasada bulunan

hususlarda ayrıntıyıbakanlığın saptaması konunun doğası gereğidir. Yasakoyucu

genel kurallarla yetinip sonrasını yönetimin takdirine bırakabilir. Bu

düzenleme, yönetimin yargısal denetimini engellemeyecek nesnel kurallarla

gerçekleştirilir. İptali istenen bendin temel hususları, ilkeleri içermesi,

yönetime biçim ve sürelerin tespitini bırakması, yönetimin de yasayla saptanan

ilkeleri gözardı edemeyeceği gerçeği karşısında Anayasa'nın 7. maddesine

aykırılıktan söz edilemez.

b-Anayasa'nın 128. Maddesi Yönünden İnceleme :

Yasa ile sağlık ve yardımcı sağlık personelinin istihdam

planlaması ve hizmet öncesi eğitim programları yapmakla görevlendirilen Sağlık

ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın, kamu kurum ve kuruluşlarından yararlanmasının

yöntem, koşul ve ilkelerinin de ayrıntılı biçimdeyasayla düzenlenmesinin

zorunlu bulunmadığı yukarda açıklanmıştı. Ancak, hizmet öncesi eğitime bağlı

tutulacakların niteliklerinin, yasa dışında, objektif bir yönetim işlemiyle

saptanması, Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasının öngördüğü yasayla

düzenleme zorunluluğu karşısında, üzerinde önemle durulacak sorundur. Göreve

başlamak için yaptırılması gereken hizmet öncesi eğitim programına bağlı

tutulanlar, memur ya da diğer kamu görevlisi sıfatlarını taşımayan kimseler

olacaklarından niteliklerinin yasayla saptanmamış olmasının Anayasa ile çelişen

bir yönü yoktur. Çalışan ya da çalışmaya başlayacak olanlarla bir işte özel

olarak çalıştırılacakların işe ve işyerinin özelliklerine uygun hizmet içi

eğitimin tıp biliminin hızlı gelişmesi karşısında büyükönem taşıdığı

kuşkusuzdur. Kişi ve toplum yaşamını doğrudan ilgilendiren sağlık konusunda

hızla uygulamaya konulan yeniliklerin izlenmesi zorunluluğu, araç- gereçten

yönteme ve ilâç ham maddelerine kadar uzayan geniş bir çizgide uzmanlık isteyen

alanlarınçokluğu ve çalışmaların karmaşıklığı, eğitimi, mesleğin icrasının

koşulu durumuna getirmiştir. Buluşlar, yenilikler, tıp bilimine uygulanan

teknik atılımlar yalnız uyum için değil, başarı için de eğitimi gerekli

kılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde uzmanlık eğitimi oranı da giderek

yükselmektedir. Çağdaş sağlık hizmetine uygun sağlık ve yardımcı sağlık

personeli yetiştirilmesi kadar, hizmetiçi eğitimleri de planlanıp

gerçekleştirilmelidir. Hekim gücünün etkinliği bu çalışmalarla değerini

artıracaktır. Teoriden uygulamaya, bilimsel etkinlikler, meslekî yerel

toplantılar, uluslararası seminerler, konferanslar, kongreler adı altında

yapılmaktadır. Hizmet öncesi eğitimle kazanılan bilgi ve becerilerin artması

için hizmetiçi eğitim yapılarak nitelikler güçlendirilir.Kamu sağlığının

korunması ve sağlık hizmetlerinde verimin artırılması amacıyla ilgili

personelin meslek yönünden daha iyi düzeye gelmesini sağlayacak eğitimlerin,

Anayasa'nın 128. maddesinin birinci fıkrasının öngördüğü '... memurların ve

diğer kamu görevlilerinin yükümlülükleri kanunla düzenlenir' kuralıyla ilgisi

yoktur. Burada geçen 'yükümlülük', görevli olarak, görevi yerine getirirken

bağlı ve zorunlu olduğu edimlerdir. Eğitimin bu temel edim dışında, kendisi

için de yararlı bir meslek gereği olduğu açıktır. Bu nedenle, incelenen yasa

kuralında, Anayasa'nın 128. maddesine aykırılık yoktur. Kamu kurumunda

çalışanlar yönünden sonuç böyle olunca, mesleklerini serbest olarak ya da özel

sağlık kuruluşlarında yürütenler için aykırılık esasen söz konusu olamaz.Bunlar,

kamu görevlisi sayılmadıklarından Anayasa'nın 128. maddesi kapsamında

düşünülemezler, bu maddeye ilgilendirilemezler.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın, üniversitelerin, kamu

kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarının

olanaklarından yararlanması da Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasına

aykırı görülmemiştir. 128. maddenin son fıkrası, yalnızca üst düzey

yöneticilerinin yetiştirilmesinin özel olarak yasayla düzenleneceğini öngörmüş,

memurlarla diğer kamu görevlilerini bu bölüme almamıştır. Maddenin ikinci

fıkrası bunların nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları,

yükümlülükleri aylık ve ödenekleriyle diğer özlük işleri için yasayı zorunlu

görmüştür. Burada geçen 'nitelik' de göreve alınmada arananniteliktir.

Anlaşılmaktadır ki, Anayasa koyucu ikinci fıkrada öngörülenlerin özel olarak

yasayla düzenlenmesi zorunluluğunu getirmemiş, yönetime, bu ilkelere bağlı

kalarak düzenleme yapma olanağını tanımıştır. Yasayı da gözeterek yapılacak

yönetsel düzenleme takdir yetkisine dayalıdır. Temelde yasa, işbirliği

yapılacak, yararlanılacak kuruluşları saymış, ayrıntıyı bakanlığa bırakmıştır.

Bu tür düzenlemenin, önce de açıklandığı gibi, Anayasa'ya aykırı bir yanı

bulunmamaktadır.

İptal isteminin reddi gerekir.

4- Yasanın 3. Maddesinin (h) Bendinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

Katılmakla yükümlü hizmetiçi eğitim programlarına uymayan ya da bu programlarda başarılı olamayan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline meslekten geçici ya da daimi uzaklaştırma cezasının kamu görevlisinin hakları ve yükümlülükleriyle ilgili bulunmasına, bir ölçüt konulmamış olmasına karşın, yasa yerine yönetmelikle düzenlenmesi, takdirin bakanlığa bırakılması, üzerinde durulması gereken yönlerdir.

a- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme :

Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında belirtilen hukuk devleti, Türkiye Cumhuriyeti'nin belirgin niteliklerinden birisidir. Hukuksal gereklere ters düşen uygulamalar ve düzenlemeler hukuk devleti niteliğini zedeler. Suç v cezalara ilişkin kuralların hukuk devleti ilkesini olumsuz yönde etkilemesi aykırılık oluşturur. Aşağıda belirtilecek aykırılıklar hukuk devleti niteliğini de ilgilendirdiğinden iptali istenen bend, şimdiki içeriğiyle Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti niteliğine aykırı bulunmuştur.

b- Anayasa'nın 9. Maddesi Yönünden İnceleme :

İptali istenen kural, bir yönetsel yaptırım olarak meslekten geçici ya da daimi uzaklaştırmayı getirmekle, yönetimi yargı organı yerine geçiren bir durum yaratmamaktadır. Yönetim yalnızca yargı organlarının verebileceği bir cezayı vermekle yetkili kılınmamış, disiplin hukuku alanında ceza hukukuna yaklaşan bir yaptırım türünü uygulayabileceği öngörülmüştür. Bu nedenle yargı yetkisinin, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağını belirten Anayasa'nın 9. maddesiyle konunun ilgisi görülememiştir.

c- Anayasa'nın 13. Maddesi Yönünden İnceleme :

Temel hak ve özgürlüklerin soyut kavramlar olmaktan çıkarılıp

yaşama geçirilmesi, kullanılabilir duruma getirilerek kişi yönünden uygulama

değeri taşıması için sınırlarının belirlenmesi, kullanma yol ve yöntemlerinin

açıklanması gerekir. Anayasa Koyucu, Anayasa'nın 13. maddesiyle, temel hak ve

özgürlüklerin gerektiğinde ne tür tasarruflarla, hangi nedenlerle ve nasıl

sınırlanacağını, ölçülerin neler olduğunu göstermiştir. Sınırlama, ancak

maddede belirtilen nedenlerin varlığıyla, Anayasa'nın ilgili öbür

maddelerindeki özel nedenlerle Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak yasa

ile yapılabilecek, yapılan sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine

aykırı olamayacağı gibi öngörüldükleri amaç dışında da kullanılamayacaktır.

Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencelere

bağlanarak özenle korunduğu rejimlerdir. Kişinin sahip olduğu dokunulmaz,

devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerinin özüne dokunan

kısıtlamalar, nedeni ne olursa olsun, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle

uyum içinde sayılamaz. Özgürlüklerin yalnızca ne ölçüde sınırlandığı değil,

sınırlamanın nedenleri yöntemi, bu konudaki yargısal denetim olanakları

'demokratik toplum düzeni' kavramı içinde değerlendirilmelidir. Özgürlükler,

ancak, demokratik toplum düzeninin gerektirdiği ölçüde istisnaî olarak,

sınırlanabilir. Demokratik hukuk devletinde, güdülen amaç ne olursa olsun,

sınırlamalar, belli bir özgürlüğün kullanılmasını tümüyle ortadan kaldıracak düzeyde

olmamalıdır.

İncelenen bend, Anayasa'nın 56. maddesinin devlete verdiği görevin

yerine getirilmesini sağlarken, genel sağlığın korunması amacıyla da olsa

'Temel haklar ve ödevler' kapsamında düzenlenen 'çalışma özgürlüğü'ne sınır

getirmektedir. Böyle bir sınırlamanın nerede başlayıp nerede bittiği

belirtilmezse, amacı aşan, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle

bağdaşmayan, içeriğinin takdiri yönetime bırakılmış sakıncalı sınırlamagetirilmiş

olur. İçeriğinin belirlenmesi yönetimin görüşüne bırakılan sınırlamanın yasa

ile konulduğundan söz edilemez. Bendde açıklanan, meslekten geçici ve daimi

uzaklaştırma cezalarından hangisinin, hangi durumda verileceğine ilişkin bir

belirtme yoktur. Uygulanma durumları, yönetimin, bakanlığın takdirine

bırakılmış, böylece çalışma özgürlüğüne getirilecek sınırın içeriğinin

saptanması yasa yerine yönetimce düzenleme sonucunu getirmiştir. Bu çelişki,

Anayasa'nın 13. maddesine açık aykırılıktır. Öte yandan, başarısızlık durumunda

hiçbir düzeltme; giderme olanağının tanınmaması öngörülen genel sağlığı koruma

amacı ile çalışma özgürlüğüne konulan sınır arasında büyük bir ölçüsüzlük

yaratmakta, yönetimin takdiriyle meslekten süresiz uzaklaştırma cezası çalışma

özgürlüğünün özüne dokunmaktadır. Anayasa'nın 13. maddesinin aradığı koşullara

uyulmamıştır.

d- Anayasa'nın 38. Maddesi Yönünden İnceleme :

Yönetim, yönetim ilişkisi nedeniyle yönetilenler hakkında yaptırım

uygulama yetkisine sahiptir. Disiplin hukukunun kaynağını oluşturan bu yetki,

Anayasa çerçevesi içinde yasalarla düzenlenen alanlarda, yine yasalarla

belirlenen koşullarda kullanılır. Düzenleyici işlemlerle belirlenen türleri,

yöntemleri, uygulama nedenleri, sonuçlarıyla genelde bir disiplin cezasıniteliğini

taşıyan yaptırımlar için, yönetim kural işlemlerle yetkili kılınır. Yönetim,

yasal belirleme ve dayanak olmadan herhangi bir davranışın yaptırım

gerektirdiğini takdir edip kendi yetkisiyle bu konuda kural koyamaz. Yönetsel

yaptırımlar, yönetiminkarar ve işlemlerinin denetimi sn zorunlu

olanlarındandır. Suç ve cezalar, Anayasa'ya uygun olarak yasayla konulabilir.

Yönetim, kendiliğinden suç ve ceza yaratamaz. Bir disiplin cezası sayılacak

meslekten geçici ve sürekli uzaklaştırma (çıkarma) da programa uymama ya da

başarılı olamama eylemleri belirlenmişse de 'uymama'nın tanımı yapılmamış hangi

eylemlerin 'uymama' sayılacağı açıklanmamıştır. İçeriği çok geniş ve değişik

biçimde yorumlanmaya elverişli 'uymamak' kavramı, buna bağlı disiplin

cezalarınınuygulanmasında anlayış, yorum ve değerlendirme ayrılıklarına dayalı

olarak eşitsizlik, çelişki, haksızlık doğurabileceği gibi yönetime, her an

keyfiliğe dönüşmesine olanak verecek, geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır.

'Kanunsuz suç ve ceza olmaz' ilkesiuyarınca bir hukuk devletinde, ceza

yaptırımına bağlanan her eylemin tanımı yapılmalı, suçlar kesin biçimde ortaya

konulmalıdır. Anılan ilkenin özü, yasanın ne tür eylemleri yasakladığının

hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirtmesi ve buna göre cezasının da

yasayla saptanmasıdır.

Anayasa'nın 'Suç ve cezalara ilişkin esaslar' başlıklı 38.

maddesinin konuyla ilgili birinci fıkrası 'Kimse, işlendiği zaman yürürlükte

bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu

işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır ceza verilemez.'

hükmünü taşımaktadır. İncelenen yasa 'Hizmetiçi eğitim programına uymamak' gibi

içeriği belirsiz bir eyleme yaptırım getirerek Anayasa'nın 38. maddesinin

birinci fıkrasına aykırılıkyaratmakla kalmamış, cezalardan hangisinin hangi

durumlarda verileceğini belirtmeyip yönetime çok geniş takdir yetkisi vererek

'Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak konunla konulur' diyen

Anayasa'nın 38. maddesinin üçüncü fıkrasına da aykırıdüşmüştür.

e- Anayasa'nın 128. Maddesi Yönünden İnceleme :

Meslekten çıkarma koşul ve ölçütünün yönetmelikle saptanmasına

olur veren yasa kuralının, Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı

olduğu savı, (h) bendinde yer alan 'Katılmakla yükümlü olduğu, sözcüklerinin

anlamının açıklığa kavuşturulmasıyla karşılanmış olacaktır. Maddenin (g)

bendiyle birlikte değerlendirme yapılınca, hizmetiçi eğitime katılmanın tüm

sağlık ve yardımcı sağlık personeli için zorunluluk oluşturduğu, yükümlülüğün

de eğitim programına çağrılanları kapsamına aldığı anlaşılmaktadır. Bu tür bir

yükümlülüğün daha önce açıklandığı gibi Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen

yükümlülük olmadığı bellidir. Ancak, düzenleme yükümlü personeli mesleğinden

yoksun bırakma yanında, kamugörevlisi sıfatıyla sahip bulunduğu özlük

haklarının sona erdirilmesine de yol açmaktadır. Bu konuda yönetime tanınan ve

yasadaki belirsizliği, kaldırmaya yönelik takdir yetkisi, yasakoyucunun genel

kuralları koyup bunlara uygun biçimde ayrıntıyı düzenlemeyi yönetime bırakması

türünden değildir. Dava dilekçesinde, denetlenen (h) bendinin kazanılmış

hakları zedelediği ileri sürülmüşse de konunun kazanılmış haklarla ilgisi

yoktur. Anayasa'ya aykırı olmamak koşuluyla görevlinin niteliklerine ilişkin

koşulları, zorunlu nedenlerle, yönetim değiştirmek yetkisini taşımaktadır. Bu durum

dışında kamu görevlilerinin özlük haklarını da etkileyen bend, bu durumuyla

Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasının öngördüğü, yasayla düzenleme

buyruğuna aykırıdır.

Bend iptal edilmelidir.

Bu görüşe Mahmut C. CUHRUK katılmamıştır.

C- 3359 Sayılı Yasanın 4. Maddesi :

1- 4. Maddenin Birinci Fıkrasının Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

a- Anayasa'nın 7. Maddesine Göre İnceleme :

Yasanın 4. maddesinin gerekçesine göre kurulacak ya da

kurdurulabilecek teşkilât, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bünyesinde

oluşturulabileceği gibi, yasa kapsamındaki kurum ve kuruluşların bünyelerinde

de oluşturulabilecektir. Ancak, 2. maddenin sözünü ettiği 'özel hukuk

tüzelkişilerine değinilmediğinden 4. maddenin birinci fıkrasının yalnız kamu

kurum ve kuruluşlarını amaçladığı anlaşılmaktadır. İkinci fıkra ile, Bakanlar

Kurulu'na Genel Sağlık Sigortası'nı tek elden yürütmek amacıyla gerekli

düzenlemeleri yapma yetkisi verilmiştir. Böylece, birinci fıkra ile alt

yapısının oluşturulması düşünülen Genel Sağlık Sigortası'nın çalışma

koşullarının amaca uygun biçimde ve güncel gereksinimleri karşılayacak

yeterlikte hazırlanmasının düşünüldüğünü açıklayan gerekçe, temel sağlık

hizmetlerinin yasa uyarınca geliştirilip yaygınlaştırılması, sağlık

kuruluşlarının işletme niteliğinde ve rekabete açık biçimde çalıştırılması

yanında sağlık sigortasına geçiş, bu nedenle gerekli kütüğün tutulması, Sağlık

Hizmetleri Destekleme Fonu'nun yönetilmesi bir teşkilâtın zorunlu bulunduğunu

göstermektedir. Yasada ise Sağlık Hizmetlerini Destekleme ve Geliştirme

Fonu'ndan söz edilmemektedir. Bu fon, yasanın geçici 4. maddesiyle

kurulmaktadır. İncelenen 4. maddenin birinci fıkrasının içeriği ile gerekçesi

arasında tutarsızlıkbulunmaktadır.

Yasa hükmünün Anayasa'nın 7. maddesine aykırılığı, belli konularda

temel kuralları ve ilkeleri koymaması, çerçeveyi çizmemesi, yasayla belirleme

gereğine karşın, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı, hiçbir zorunluluk

bulunmadan yönetimin düzenlemesine bırakmasındadır. Durumu yasanın 3.

maddesiyle birlikte değerlendirince, yasakoyucu-nun birinci fıkrayla Sağlık ve

Sosyal Yardım Bakanlığı'na ülke çapında teşkilât kurma ya da kurdurma biçiminde

yönetime düzenleme alanı bırakırken, bu düzenlemenin hangi çerçeve içerisinde

yapılabileceğini, 3. maddeyle belirlediği görülmektedir. 3. maddenin getirdiği

ilkeler ve gösterdiği sisteme göre 4. maddenin yetki verdiği yönetsel düzenleme

yapılacaktır. Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında açıklanan yasamayetkisinin

devredilmiş sayılmasını gerektiren durumlara bu fıkrada rastlanılmamıştır. Yasa

ile düzenlenmesi gereken alan için, Bakanlar Kurulu'na yetki verilmiş, yasa

yerine Bakanlar Kurulu'-nun çıkaracağı Kanun Hükmünde Kararname, Tüzük,

Yönetmelik ya dauygulanacak bir karar yeğlenmiş değildir. Yasama yetkisinin

kullanılmasının Bakanlar Kurulu'na bırakıldığını gösteren bir belirti de

yoktur.

b- Anayasa'nın 56. Maddesinin Dördüncü Fıkrası Yönünden İnceleme :

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın yasanın 3. maddesinde sayılan hizmet ve esasları, yine yasanın öngördüğü sistem içinde gerçekleştirmek üzere ülke çapında kuracağı ya da kurduracağı teşkilâtın, iptal savında ileri sürüldüğü biçimde sağlık primlerini toplamakla bir ilgisi yoktur. Bu husus, maddeninikinci fıkrasının konusudur. Kaldıki, Anayasa'nın 56. maddesinin dördüncü fıkrasının öngördüğü '...kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek...' görevi yerine getirme durumu, Sağlık ve

Sosyal Yardım Bakanlığı'nın teşkilât kurmasını ya da kurdurmasını engelleyici nitelikte değildir. İki kural, ayrı iki işlevi gösterdiğinden aralarında uyumsuzluk, bunun sonucu olarak da Anayasa'ya aykırılık yoktur.

İptal isteminin reddi gerekir.

Muammer TURAN, Mustafa GÖNÜL veVural Fuat SAVAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

2- Yasanın 4. Maddesinin İkinci Fıkrasının Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

a- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme :

Genel Sağlık Sigortası'nı tek elden yürütmek üzere resmî -özel tüm

sosyal güvenlik kuruluşları ile bunların aldıkları sağlık primlerini bir

bünyede toplamak ve görevlendirilecek kuruluşun çalışma yöntem ve ilkelerini

tespit etmek için Bakanlar Kurulu'na verilen yetki, kurulması düşünülen örgüt

için alt yapı niteliğinde bir tür yönetsel düzenlemeyi öngörmektedir. Fıkrada,

sosyal güvenlik kuruluşlarının sağlık sigortası bölümlerinin bu kuruluşlardan

birinde ya da 'bu amaçla kurulmuş yeni bir kurum bünyesinde' toplanması

istenmektedir. Oysa, 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanunu'nda, 506 sayılı

Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nda sağlık

sigortası bölümleri ayrı bir düzenleme ile belirlenmiş değildir. Adı geçen bu

kurumların ve sağlık sigortalarının çalışma esasları yasalarla saptanmıştır.

İştirakçilere ve sigortalılaragötürülecek hizmetlerin esasları yasa kurallarıyla

düzenlenmişken Bakanlar Kurulu'nun belirleyeceği esaslarla bu hizmetlerin

görevlendirilen eski ya da yeni kuruluşa yaptırılması yasalarda değişiklikleri

gerektirecek boyuttadır. Bu konuda yasadan yetki almak yeterli olmayıp, yetki

veren yasanın, yönetimin yapacağı düzenlemelerin ölçüsünü vermesi, sınırını

çizmesi de gerekir. Anayasa Mahkemesi'nin ilgili kararlarında, yasakoyucunun

genel kuralları koyup yönetime düzenleyeceği alanı bırakırken, Anayasa'nın

öngördüğü 'yönetimin yargısal denetiminin etkinliğini' engellemeyecek nesnel

kurallara bağlaması, yani temel esasların ve temel kuralların yetki veren

yasada yer alması gerektiği belirtilmiştir. Bu gerek gözardı edilerek yapılan

düzenleme, yasakoyucu yerineBakanlar Kurulu'nu geçirmekte, böylece de yasama

yetkisi bu konuda Bakanlar Kurulu'na devredilmiş olmaktadır.

Anayasa'nın 'idarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği' kenar başlıklı 123. maddesinin birinci fıkrası 'idare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir' demektedir. Denetlenen fıkradaki yetkinin, yasadan kaynaklandığı savunularak geçerli bulunduğu, aykırılık oluşturmadığı görüşüne katılmak olanaksızdır. Yasada yeterli biçimde, ilkeleri ve ölçüleri belirlenmeden yetki verilmesi, ya dageçerlik koşullarına bakılmadan salt yetkinin yasayla verilmiş olması aykırılığı ortadan kaldırmaz. Söz konusu fıkra, yürütme erkine düzenleyebileceği alan bırakırken genel kuralları koymamak, ilkeleri saptamamak, sınırı belirlememek Anayasa'nın 7. maddesine aykırılığı oluşturan nedenlerdendir.

b- Anayasa'nın 56. Maddesi Yönünden İnceleme :

Sosyal güvenlik kurumlarının kaldırılmasını, toplanan sağlık

primlerine el konulmasını öngördüğü ileri sürülerek iptali istenen ikinci

fıkranın, Anayasa'nın 56. maddesinin dördüncü fıkrasındaki devletin kamu ve özel

kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanacağı ilkesine ters düştüğü

savı konuyla ilgili görülmemiştir. Yasa hükmü, primlere el konulmasını değil,

primlerin sağlık hizmetlerinin tek elden yürütülmesi amacıyla kullanılmasını

öngörmekte aykırı düştüğü gösterilen Anayasa'nın 56. maddesinin dördüncü

fıkrası hükmü ise sağlık hizmetlerinin tek elden planlanıp hizmet vermesi

konusunda devletin kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan

yararlanacağını bildirmektedir. Anayasa'nın 56. maddesine aykırı düşen bir yön

yoktur. Ancak yukarda (a) bölümünde belirtilen nedenlerle Anayasa'nın 7.

maddesine aykırıdır.

Yasanın 4. maddesinin ikinci fıkrasının iptali gerekir.

Mahmut C. CUHRUK ile Servet TÜZÜN bu görüşe katılmamışlardır.

D- 3359 Sayılı Yasanın 5. Maddesinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

'Sağlık İşletmesi' başlığı altında altı fıkradan oluşan bu madde,

yasa kapsamına giren kurum ve kuruluşların sağlık kuruluşlarının ilgili

Bakanlığın teklifi ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın uygun görmesi

durumunda Bakanlar Kurulu kararıyla kamu tüzelkişiliği bulunan sağlık

işletmesine dönüştürüleceğini, yeterli işletme büyüklüğünde olmayan sağlık

kuruluşlarının tek bir sağlık işletmesi altında toplanabileceğini, kuruluş

hekimlerinin çalışma saatleri dışında özel teşhis ve tedavi yapabileceklerini

öngörmekte; sağlık işletmelerinin gelirlerini, giderlerini, vergi ve resim

bağışıklıklarını belirlemektedir. Yasa gerekçesinin 5. maddeyle ilgili bölümü,

verimli,etkin ve kaliteli hizmet verilmesi amacıyla düzenlemenin yapıldığını,

sağlık işletmelerinin kendilerine yeterli duruma gelip sistemin yerleşmesine

kadar gereksinim duyulduğunda personel ve yatırım ödeneğinin genel bütçeden

karşılanması biçimde devlet desteği verileceğini anlatmaktadır. Madde, zorunluluk

dışında bu yolun izlenmeyeceğini göstermektedir. Dava dilekçesinde, ilk iki

fıkranın aykırılığından söz edilmişse de iptal isteminin tüm maddeye yönelik

olduğu anlaşılmaktadır.

1- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme :

Cumhuriyetin nitelikleri arasında özgün bir yeri bulunan ve

Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında açıklanan 'Hukuk Devleti' ilkesi kararın

önceki bölümlerinde de yeterince belirtilmiştir. Hukuk devletinin, işlem ve

eylemlerinin hukuka uygun olması, hukukun üstünlüğü ilkesini içtenlikle

benimsemesi, yargı denetimini etkinlikle yaygınlaştırıp sürdürmesi,

yasakoyucunun çalışmalarında kendisini her zaman Anayasa ve hukukun üstün

kurallarıyla bağlı tutması, yasakoyucu da dahil devletin tüm organları üstünde

hukukun mutlak bir egemenliğe sahip olması, insan haklarına saygı göstermesi ve

bu hakları korumayı, âdil bir hukuk düzenini kurarak geliştirmeyi zorunlu

sayması gerekir. Yasaların üstünde yasakoyucunun uymak zorunda bulunduğu

Anayasa ve temelhukuk ilkeleri vardır. Anayasa'da öngörülen devletin amacı ve

varlığıyla bağdaşmayan, hukukun ana ilkelerine dayanmayan yasalar kamu

vicdanında olumsuz tepkiler yaratır. Sosyal devletin daha önce yapılan kısa

tanımı, hukuk devleti tanımıyla birlikte elealınınca sosyal hukuk devletinin

gerekleri açıklanmış olur. Toplumsal gereklere ve toplum yararına öncelik

veren, güçsüzü güçlüye karşı koruyarak ulusal dayanışmayı üstün düzeyde

gerçekleştirip dengeyi kuran devletin, hukuk içinde kalarak ve hukuka özenleuyarak

yasal düzenlemeleri yapması, barış ve mutluluğu sağlaması, özlenen en çağdaş

görünümdür. 'Mal ya da hizmet üretmek amacıyla kurulmuş, doğal kaynaklar, emek

ve sermaye gibi üretim etmenlerini bir örgüt ve yönetim gücü ile biraraya

getiren ekonomik amaçlı kuruluşlar' olarak tanımlanan işletme biçiminde

dönüştürülecek sağlık kuruluşlarını satmak için üretimde bulunması, ayrıca

kurucu ve sahiplerinden bağımsız bir varlığı, muhasebesi ve atanan bir yönetim

merkezine sahip olması gerekir. Yatırım ve personel ücretleri dışındaki

giderleri için devlet desteği olmaksızın kendilerinin gelir elde ederek çeşitli

giderler yapması, kâr amacını gündeme getirmektedir. Bu amaca ulaşmak için,

sağlık hizmetlerinin maliyetinin artırılması kaçınılmazdır. İnsanın doğuştansahip

bulunduğu onurlu bir hayat sürdürme, maddî ve manevî varlığını geliştirme

hakkını, refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, sosyal hukuk devleti ilkeleriyle

bağdaşmayacak ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak sosyal hukuk devletinin

temel amacı ve görevidir. Anayasa'nın 'Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler'

bölümünde yer alan konuyla ilgili sağlık, çevre, konut hakları, devletin

yükümlülükleriyle birlikte sosyal devlet niteliğinin içeriğini oluşturan

haklardandır. Bu konularda devletin görevli kılındığı tartışmasızdır. Temel

haklar ve ödevler konusunda gözetici ve koruyucu olan devletin, sosyal devlet

olmak gibi üstlendiği görevlerini Anayasa'nın 65. maddesinin belirlediği gibi

malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği açıktır. Çok önemli

bir kamu hizmeti olan sağlık hizmetinin, sosyal devlet olmanın gereği, parasız

yerine getirilmesi anlayışı günümüzde gücünü yitirmiştir. Kamu hizmetlerinin

karşılığı olarak, yararlananlardan kullanım oranlarına ve ödeme güçlerine göre

ücret alınabileceğikabul edilmektedir. Böylece, bu hizmetlerden yararlananlarla

yararlanmayanlar arasındaki eşitsizlik giderilmiş olmaktadır. Ancak, gelir

düzeyi ne olursa olsun belirlenen ücreti ödeyemeyecek olanlardan bu ücretin

alınmaması ya da onlar adına ödenmesi olanakları da uygulamaya konulmalıdır.

Yasanın 3. maddesinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın belirleyip

duyuracağı ücretleri ödeyemeyecek durumda olanlar için geçici 3. maddenin

tanıdığı objektif olanaklar da vardır. Bu durumlar karşısında, iptali istenilen

madde, sözü edilen maddelerle birlikte düşünülünce, kamu hizmetlerine ayrılarak

kamunun yararlanmasına özgülenmiş varlıkların salt ticarî işletme durumuna

indirgenerek piyasa ekonomisi kurallarına açık tutulmaları olgusu bu yana,

Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bir yön yoktur. Zoralım da söz konusu değildir.

Devletin malı devlete kalmaktadır.

2- Anayasa'nın 35. Maddesi Yönünden İnceleme :

Dava konusu maddenin, mülkiyet ve miras haklarıyla, bu hakların kamu yararı amacıyla yasayla sınırlanabilmesini hükme bağlayan Anayasa'nın 35. maddesiyle bir ilgisi bulunmamaktadır.

3- Anayasa'nın 56. Maddesi Yönünden İnceleme :

Devlet, Anayasa'nın 56. maddesinin kendisine yüklendiği görevleri malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirmek durumundadır. Günümüzde devlete parasız sağlık hizmetlerini bütünüyle yüklemek olası bulunmadığına, Anayasa'nın 56. maddesi de parasız hizmetten söz etmediğine göre sağlık hizmetlerinin sağlık işletmeleri eliyle paralı olarak yürütülmesinde bir aykırılık yoktur.

4- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme :

Devletin tüm giderlerinin yıllık bütçelerle yapılması temel ilkedir. Sözleşmeyle çalıştırıldığından Anayasa'nın 128. maddesindeki 'Diğer kamu görevlisi' sayılan sağlık personeline ödenecek primlerin ödenme yöntem ve ilkelerinin bir yasa ile saptanması gerekirken Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın düzenlenmesine bırakılması yasama yetkisinin devri niteliğindedir. Bu nedenlerle 5. maddenin dördüncü fıkrasının (B) bendinin (c) ve (d) alt bentleri Anayasa'nın7. maddesine aykırıdır.

5- Anayasa'nın 128. Maddesi Yönünden İnceleme :

Önceki bölümde yapılan incelemede açıklanan 'Diğer kamu görevlisi' durumundaki sözleşmeli sağlık personelinin '... aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri ...''nin kanunla düzenlenmesi Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasının öngördüğü bir zorunluluktur. Yasa ile yapılması gereken prim ödeme düzenlemesinin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'na bırakılması Anayasa'nın 128. maddesine de aykırıdır.

Bu nedenle 5. maddenin :

a- Birincive ikinci fıkralarına yönelik iptal istemi reddedilmelidir. Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN ile Vural Fuat SAVAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

b- Üçüncü fıkrasına yönelik iptal istemi reddedilmelidir. Muammer TURAN, Mustafa GÖNÜL ve Vural Fuat SAVAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

c- Dördüncü fıkranın (A) bendine yönelik iptal istemi reddedilmelidir.

d- Dördüncü fıkrasının (B) bendinin, (c) ve (d) altbentleri Anayasa'nın 7. ve 128. maddelerine aykırı olduklarından iptal edilmelidir. Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU ve Servet TÜZÜN bu görüşe katılmamışlardır.

e- Maddenin öbür hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline ilişkin istemin reddi gerekir.

E- 3359 Sayılı Yasanın 7. Maddesi :

1- Yasanın 7. Maddesinin Birinci Fıkrasının Anayasa'ya AykırılığıSorunu :

a- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme :

Sözleşmeli personel çalıştırabilme koşullarının belirlenmesi konusu, yasayla düzenlenmesi zorunlu temel işlevlerden olmadığından, ayrıntının yönetimin düzenlemesine bırakılmasının yasama yetkisinin devredilmesi anlamında değerlendirilmesi olanaksızdır.

b- Anayasa'nın 128. Maddesi Yönünden İnceleme :

Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümlerden 'Genel ilkeler'

başlıklı 128. madde, devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu

tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu

hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu

görevlileri eliyle görüleceğini belirledikten sonra memurların ve diğer kamu

görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve

yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin yasayla

düzenleneceğini öngörmüştür. Madde, yürütmekle yükümlü olunan kamu

hizmetlerinin gerektiği görevlerden söz ederken, 'kamu hizmetleriyle bağlantı

kurmuş, hizmetlerin nitelik yönünden ayrılık taşıyacağı düşüncesinden hareketle

devleti, kamu iktisadî teşebbüslerini ve diğer kamu tüzelkişilerini ayrı ayrı

saymışsa da, hepsinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları

hizmetleri kamu hizmeti olarak kabul etmiş ve bu hizmetleri görenlerin ancak

memur ve diğer kamu görevlileri olabileceğini belirtmiştir. Sağlık Hizmetleri

Temel Kanunu'nda geçen 'sözleşmeli personel 'in kamu hizmeti göreceği,

sözleşmeli durumuyla memur sayılamayacağı kuşkusuzdur. Ancak, öncelikle,

bunların 'diğer kamu görevlisi' sayılıp sayılamayacağı hususu ile Anayasa'nın

128. maddesinde geçen 'genel idare esasları'nın açıklanması gerekir. Bu arada,sözleşmeli

personel çalıştırması öngörülen kamu tüzelkişiliğini haiz sağlık

işletmelerinin, görevlerini, genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü

kurumlardan sayılıp sayılamayacağının saptanması uygun olacaktır.

Anayasa'nın Yürütme Bölümü'nde İdarenin esasları, 'İdarenin

bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği' başlığını taşıyan 123. maddede belirtildikten

sonra 125. maddede idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun

açık olduğu belirtilmiş, idarenin kuruluşu 126. maddede 'Merkezî idare', 127.

maddede 'Mahalli idareler' olarak kurala bağlanmıştır. Anayasa'nın 125.

maddesinin dördüncü fıkrasında geçen 'yürütme görevinin kanunlarda gösterilen

şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesi ...' hükmündeki 'esaslar'

sözcüğü ile 128. maddesindeki 'genel idare esasları' kamu yönetimlerinin

görevlerinin dayanaklarıdır. Devletin, Anayasa'nın 5. maddesiyle belirlenen

temel amaç ve görevleriyle sonraki maddelerde gösterilen yükümlülüklerini

yerine getirirken bu esaslara göre yürüttüğü kamu hizmetleriyle iktisadî devlet

teşekküllerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin bu tür hizmetleri yapıve ad

değişikliklerinde de sürdürecekleri doğaldır. İdare, Anayasa'nın 123. maddesine

göre, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür. İdarenin kuruluş ve görevleri,

merkezden ya da yerinden yönetim esaslarına göre düzenlenir. İster merkezden

yönetim esası, ister yerinden yönetim esası uygulansın hepsi, genelde, 'İdare'

çatısı altında toplanır, idarenin bütünlüğünü oluşturur, kamu hizmeti görürler.

Sağlık işletmeleri, 3359 sayılı Yasanın öngördüğü kuruluşlar olduğundan

türlerini belirlemek için yine sözü edilenyasaya dayanmak gerekir. Yasanın

özellikle 3. ve 5. maddesindeki düzenlemelerden, sağlık işletmelerinin, Sağlık

ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın gözetim ve denetiminde bulunduğu

anlaşılmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda değişiklik yapan

15.5.1975 günlü, 1897 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince Bakanlar Kurulu'nca

çıkarılan 26.11.1975 günlü, 7/10986 sayılı Kararname'de Sağlık ve Sosyal Yardım

Bakanlığı, devlete verilen aslî ve sürekli görevleri genel idare esaslarına

göre yürütmekle yükümlü kurumlar arasında gösterildiğinden, bu bakanlığın

yönetim ve denetiminde bulunan ve yer alan, sağlık işletmeleri de bir kamu

hizmeti olan sağlık hizmetlerini genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü

kuruluşlardan sayılmalıdır.

Anayasa'nın 128. maddesinde geçen 'Diğer kamu görevlileri',

memurlar ve işçiler dışında kamu hizmetinin gerektirdiği aslî ve sürekli

görevlerde yönetime kamu hukuku ilişkisiyle bağlı olarak çalışanlardır. Bu

ilişkinin doğal sonucu, bunlara bütçeden ödeme yapılması, haklarında özel

kuralların uygulanmasıdır. Öğretide ve yargı kararlarında düşünce ve görüşlerin

birleştiği bir tanım şimdilik söz konusu değilse de sözleşmeli personel genel

çizgileriyle, kamu hizmetinin aslî ve sürekli bir görevinde, memur ve işçiden

ayrı, kamu hukuku bağlantısı olan kimsedir. Sözleşmeli olarak çalışan böyle bir

görevli, 'diğer kamu görevlisi' sayılabilir. Denetlenen fıkra, kadro karşılığı

gösterilmek koşuluyla 657 sayılı Yasa ile öbür yasaların sözleşmeli personelle

ilgili kurallarına bağlı olmaksızın sözleşmeli personel çalıştırılmasına olanak

vermektedir. Bu durum, genel hizmetler sınıfındaki personelin, sözleşmeli

statüye geçirilmesi, 657 sayılı Yasa kapsamından çıkarılmasıdır. Görevin, memur

ya da sözleşmeli personel eliyle görülmesine karar verecek organ, yasama

organıdır. Yasama organı aynı görevin sözleşmeli personel tarafından da

görülmesini uygun görürse aynı görev için hem memur, hem sözleşmeli personel

çalıştırılmasına olur verilmesi sonucu doğar. Bu ikili çalıştırmayı önlemek

için, 'kadro karşılıkgösterilmek suretiyle sözleşmeli personel çalıştırma' yöntemi

uygulanmaktadır. Sözleşmeli personel için kadro dondurularak tutulmakla, o

kadroda aynı zamanda memur çalıştırılması önlenmiş olmaktadır. Birinci fıkraya

göre kadro sayısınca kadro unvanlarınave niteliğine göre sözleşmeli eleman

atanacak, aynı kadro unvan ve niteliğini taşıyan başka bir eleman o kadroya

memur olarak atanamayacaktır. Kendi mevzuatında özel hüküm bulunmayan

kurumların çalıştırdığı sözleşmeli personelin 1978 yılı Bütçe Kanunu'nun 12.

maddesi gereğince Bakanlar Kurulu'nca çıkarılan 6.6.1978 günlü, 7/15754 sayılı

Kararname ile yürürlüğe konulan 'Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin

Esaslar'a bağlı olması gerekir. Bu esaslar dışında çalıştırılmak istenen

sözleşmeli personel için, ilgili yasaya ya da kanun hükmünde kararnameye hüküm konulması

zorunludur. Fıkrada bu nedenle yer alan sözleşmeli personel çalıştırılabilmesi,

kamu hizmetlerinin genel idare esasları dışında yürütülmesi yolunun

açılmasıdır. Hiçbir yasaya, kurala bağlıolmadan sözleşmeli personel

çalıştırılması hukuksal yönden olanaksızdır. Yasada sözleşmeli personel

çalıştırılmasına ilişkin esasların bulunması Anayasa'nın 128. maddesinin

gereğidir. Bu personeli göreve alma, görevden çıkarma nedenleri ve çalıştırma

koşulları yasada gösterilmelidir. Kamu görevlilerine ilişkin düzenlemeler ancak

bu biçimde yapılabilir. Önemi ve değeri nedeniyle devletin başlıca görevleri

içindeki hizmetler, genel idare esaslarına göre yürütülen hizmetlerdir. Kadro

tahsisi genel idare hizmetlerinin karakteristiğidir. Genel idare hizmetlerinin

yapısal ve işlemsel özellikleri, onu öbür hizmetlerden ayırır. Genel idare

hizmetlerinde görevli kimselerin yasaların güvencesi altındadırlar. Bu gereği

yerine getirmeyen, dışlayan düzenleme, kamu hizmetinin sürekliliğine ters

düşer. Yasayla düzenlenmesi gereken konuların, hiçbir yasaya bağlı olmaksızın

yürütülmesine olanak vermek Anayasa'nın 128. maddesine aykırıdır.

Birinci fıkra iptal edilmelidir.

Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU ile Servet TÜZÜN bu görüşe katılmamışlardır.

2- Yasanın 7. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

a- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme :

Anayasa'nın 128. maddesinin, diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve özlük işlerinin yasayla düzenleneceğini öngörmesine karşın, 7. maddenin üçüncü fıkrası, Anayasa hükmüne aykırı biçimde, sözleşme usûl ve esaslarıyla ücret saptamasını Bakanlar Kurulu'na bırakmıştır. Yasayla düzenlenmesi gereken konuların Bakanlar Kurulu'nun yönetsel düzenlemesine bırakmak, sözleşme usul ve esasları yanında ücretin de bu yolla saptanmasına olur vermek, yasama yetkisinin devri niteliğindedir. Bu durum Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır.

b- Anayasa'nın 128. Maddesi Yönünden İnceleme :

Yukarda birinci fıkra için bu konuda yapılan inceleme; üçüncü fıkra için de geçerlidir. 'Sözleşme usul ve esasları, atanma koşullarını, görev ve yetkiyi, hakları ve yükümlülükleri' kapsar. Bunlar, kararla değil, yasayla düzenlenecek hususlardır. Ücretin tespiti de böyledir. Bu konularda Bakanlar Kurulu'nu yetkili kılarak, yasa yerine Bakanlar Kurulu düzenlemesini seçmek Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır. Yasayla yapılması Anayasa yönündenzorunlu olan hususlar yönetsel düzenlemelerle gerçekleştirilemez. Anayasa'nın 128. maddesi çerçeve ve temel alınarak sözleşmeli personel düzenlemesi yasayla yapılmadıkça aykırılık giderilemez

Üçüncü fıkra iptal edilmelidir.

Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU ile Servet TÜZÜN bu görüşe katılmamışlardır.

F- Yasanın 9. Maddesi :

1- Maddenin (b) Bendinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

a- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme :

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında birçok kez açıklandığı

üzere, yürütmenin tüzük ve yönetmelik çıkarmak gibi klasik düzenleme yetkisi,

yönetimin yasallığı ilkesi çerçevesinde sınırlı ve tamamlayıcı bir yetki

durumundadır. Bu bakımdan Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında yasalarla

düzenlenmemiş bir alanda yasa ile yetkili kılınmış olsa da yürütmenin sübjektif

hakları etkileyen bir kural koyma yetkisi bulunmamaktadır. Öğretideki görüşler

de bu doğrultudadır. Hakkında yasa bulunmayan konularda tüzük ve yönetmelik

çıkarılamayacağına göre doğrudan Anayasa'ya dayanan böylebir düzenlemenin de

yapılamaması gerekir. Yetkili organ ve makamlar, düzenleyici işlemler için

Anayasa'da dayanak aramak zorundadırlar. Serbestçe ve diledikleri gibi, özerk

düzenleme yetkisi değil ancak türevsel ve bağımlı, daha açık bir anlatımla

yalnızyasaya dayanan düzenleme yetkisi tanınmıştır. Anayasa'nın

yürütmeye-yönetime tanıdığı düzenleme yetkisinin yinelenen niteliği karşısında,

bu sınır aşılarak yapılacak düzenlemeler Anayasa'ya aykırılık oluşturur.

İncelenen maddenin (b) bendindeki '... primdağıtımının esas ve usulleri ile

personelin devrine ait usûl ve esaslar' ibaresindeki 'prim dağıtımının'

Anayasa'nın 128. maddesine göre yasayla düzenlenmesi gereken hususlardan olmasına

karşın, yürütme yönetimin saptamasına bırakılması Anayasa'nın 7. maddesine

aykırı düşmektedir. Ayrıca, 3359 sayılı Yasada 'personel devrine' ilişkin bir

kural, bir açıklık ve bir esas yer almamıştır. Yasayla düzenlenmemiş bir alanda

yürütmenin kural koyma yetkisi bulunmadığından, bu sözcüklerle

gerçekleştirilmek istenen hususta da yasama yetkisi devredilmiş olmaktadır.

'Personel' sözcüğünün açık varlığı yanında bununla ilgili 'usûl ve esaslar'

içinde personelin devri de bulunmaktadır. Aykırılık belirgindir.

b- Anayasa'nın 128. Maddesi Yönünden İnceleme :

Yasanın 7. maddesinin incelenmesinde 'diğer kamu görevlileri'

tanımının kapsamı içinde görülen sözleşmeli personele yapılacak ücret ve diğer

ödemelere ilişkin düzenlemelerin Anayasa'nın 128. maddesi gereğince yasa ile

yapılması zorunluluğu belirtilmişti. Nitekim, Bağ-Kur sigortalılarının ödemek

zorunda bulundukları primlerin hesaplanması 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve

Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun değişik 53.

maddesine göre yapılmaktadır. Bu yüzden, denetlenen fıkrada söz konusu

personele 'prim' adı altında yapılacak ödemelerin yöntem ve ilkelerini,

koşullarını ve oranlarını kapsayacak bir genişlikte düzenlenmesinin yönetmeliğe

bırakılmış olması da Anayasa'ya uygun düşmeyeceğinden '... prim dağıtımının

esas ve usûlleri' ibaresinin iptali gerekmektedir.

Aynı fıkrada yer alan '... personelin devrine ait usul ve esaslar ...' atama anlamında kullanılmamıştır. Atamayı içermemektedir. Nitelik saptamasıyla da ilgisi yoktur. Bu kural, sözleşmeyle görev alacakların sağlık işletmesine mai edilmesini, işletme içinde dikey ve yatay hareketleri amaçlasa da aykırılık ortadan kalkmaz. Denetim, Anayasa'ya aykırılık yönünden yapıldığından yerindelik gözönüne alınamaz. Bu konunun yasa yerine bakanlıklara bırakılması çok geniş bir yetki biçiminde Anayasa'nın 7.maddesine aykırı bir düzenleme olarak önceki bölümde belirtilmişti.

Bu nedenlerle maddenin (b) bendindeki '... prim dağıtımının esas ve usûlleri ile personelin devrine ait usul ve esaslar...' ibaresi iptal edilmelidir.

Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU ve Servet TÜZÜN bu görüşe katılmamışlardır.

2- Maddenin (c) fıkrasının Anayasa'nın 128. Maddesi Yönünden İncelenmesi :

(c) fıkrasında 'kıstas' sözcüğüne bağlanarak 'personel' sözcüğünün iptali istenmiştir. Genelde 'ölçü-ölçüt' karşılığı olarak 'kriter' yerine kullanılan 'kıstas' sözcüğünün fıkra içinde, sağlık kuruluşlarının çalıştıracakları personelin hangi mesleğe mensup olmaları gerektiği hususunun saptanmasını amaçlamaya yönelik olarak 'ölçüt' yerine kullanıldığı bu anlamda yer verildiği anlaşılmaktadır.Örneğin, uzmanlık dallarında çalışacakların dallarının saptanması gibi. O nedenle, iptali istenen sözcüğün memur ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin yasa ile saptanmasını öngören Anayasa'nın 128. maddesi ile bir ilgisi yoktur. Bu konudaki iptal isteminin reddi gerekir.

G- Yasanın Geçici 3. Maddesi :

Bu madde, Genel Sağlık Sigortası yürürlüğe girinceye kadar, hiçbir sosyal güvenlik kuruma bağlı olmayanların başvurmaları ve istemeleri durumunda yazılacakları 'sağlık kütüğü'yle ilgilidir. Oluşturulması ve işletilmesiyle ilgili yöntem ve ilkelerin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca tespit edileceğini, sağlanacak malî destek ve yardımlarla ilgili yöntem ve ilkelerin ise Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın teklifi üzerine Başbakanlıkça düzenleneceğini, yoksullukları nedeniyle prim ödeyemeyenlerin primlerinin bir bölümünün ya da tamamının sosyal yardım maksadıyla kurulmuş fon ve kuruluşlar tarafından ödeneceğini, prim miktarının Bakanlar Kurulu'nca saptanmasını öngörmektedir.

Maddede geçen 'prim ödeme'nin bir tür vergi-resim-harç benzeri malî yükümlülük olup olmadığını, prim miktarının Bakanlar Kurulu'nca saptanmasının aykırılık sayılıp sayılmayacağını belirlemek için Anayasa'nın 'Vergi ödevi' başlıklı 73. maddesine dayanmak gerekir.

Denetlenen yasa maddesinde sağlık kütüğüne yazılacaklardan

Bakanlar Kurulu'nun tespit edeceği miktarda alınacağı bildirilen paranın adı 'prim'

olsa da, kamu yönetimlerinin alacakları paralar adlarına değil niteliklerine

göre değerlendirilir. Belki amaçlarının gerçekleştirilmesine, belli yararların

sağlanmasına bağlı prim, kesenek, ödenti adını taşıyan ödemeler yasalara

dayandıklarından öz yönünden vergilere benzeseler de vergilerden ayrıdırlar.

Bunlar vergiler gibi genel ya da belirli kimi kamu hizmetlerinin giderlerini

karşılamak için değil belirli kişilere, ödeyenlere, yarar sağlayan hizmetler

için alınır. Sağlık kütüğü için prim, devletçe sağlanan hizmetinden somut

biçimde yararlananların, giderlerin karşılanmasında, kamu gücüne dayanılarak

alınan vergi, resim, harç, kesenek, ödenti gibi devletin geniş anlamda

vergilendirme yetkisi kapsamındaki türler gibi düşünülebilirse de onlardan ayıran

yanı zorunlulukla değil istekle ödenmesidir. Sağlık kütüğüne yazılmak,

başvuruya, isteğe bağlıdır. Ödemeyenlerin rehabilite giderleri dekendilerinden

ya da kayıt oldukları özel sigorta kurumlarından, ödemeyecek düzeyde

yoksullukları yerel yönetimlerce belgelenenlerin primlerinin bir bölümü ya da

tamamı sosyal yardım maksadıyla kurulmuş fon ve kuruluşlardan alınacaktır.

Yazılanların isteğinden kaynaklanan bir zorunluluk vardır. Bir malî yüküm,

sorumlusunun isteğine bağlı ise, onun iradesi uyarınca zorunluluk taşıyorsa

tümüyle yasadan gelen zorunluluk niteliğinde olmadığından 'vergi benzeri malî

yüküm' sayılması olanaksızdır. Bu nedenle vergibenzeri niteliğinde olmayan

primin miktarının Bakanlar Kurulu'nca saptanmasında Anayasa'nın 73. maddesine

aykırılık görülmemiştir.

İptal isteminin reddi gerekir.

H- Yasanın 10. Maddesinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu; düzenlediği konu ve içeriği

yönüyle 'özel yasa' niteliğindedir. İlgili konularda önceki kuralların, yeni

yasayla değiştirilmesi yada tümüyle yürürlükten kaldırılması hukukun doğal

karşıladığı, genel ilkelere uygun bulduğu bir düzenleme biçimidir. Yeni kural,eski

kuralı yürürlükten kaldırabilir. Bu tür düzenlemeler yasakoyucunun takdir

yetkisi içinde olan bir yasama işlemidir. Kaldı ki bir yasaya, kendisine aykırı

kuralların yürürlükten kaldırıldığına ilişkin açık bir hüküm konulmasada yeni

kurallara aykırı olan önceki kurallar kendiliğinden geçersiz duruma gelir ve

uygulanma yeterliklerini yitirirler. Bu durum, hukukun genel ilkelerindendir.

Denetlenen yasa, bu konuyu açıkça belirtmiş, bir hüküm olarak getirmiştir. Bu

nedenle 'yasaların hangi ölçüde bu yasayaaykırı olduğunun sübjektif yoruma ve

takdire bağlı kalarak üstü kapalı biçimde de olsa yasama yetkisinin devrinin

söz konusu olduğu' görüşü yerinde görülmemiştir. Yürürlükten kaldırılan

maddelerin yasa noları ya da yasa adlarıyla belirtilmesi daha uygun, yanlışlık

ve yanılmaları önleyici, daha sağlıklı bir düzenleme olursa da inceleme ve

saptamanın zaman alıp yine de eksiklik kalacağının olasılığı karşısında genel

değinmenin bir sakıncası, Anayasa'ya aykırı bir yanı yoktur. Uygulamada

sağlayacağı kolaylık,çıkaracağı güçlüklerden çoktur.

İptal isteminin reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V- SONUÇ

7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun dava konusu;

A- 2. maddesindeki '... Millî Savunma Bakanlığı hariç' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine oybirliğiyle,

B- 3. maddesinin :

1- (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine oybirliğiyle,

2- (c) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mustafa GÖNÜL ile Vural Fuat SAVAŞ'ın karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

3- (g) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, oybirliğiyle,

4- (h) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, Mahmut C. CUHRUK'un karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

C- 4. maddesinin :

1- Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, Muammer TURAN, Mustafa GÖNÜL ile Vural Fuat SAVAŞ'ın karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

2- İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, Mahmut C. CUHRUK ile Servet TÜZÜN'ün karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

D- 5. maddesinin :

1- Birinci ve ikinci fıkralarının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN ile Vural Fuat SAVAŞ'ın karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

2- Üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, Muammer TURAN, Mustafa GÖNÜL ve Vural Fuat SAVAŞ'ın karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

3- Dördüncü fıkrasının (A) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, oybirliğiyle,

4- Dördüncü fıkrasının (B) bendinin (c) ve (d) alt bentlerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU ile Servet TÜZÜN'ün karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

5- Maddenin öbür hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, oybirliğiyle,

E- 7. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU ile Servet TÜZÜN'ün karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

F- 9. maddenin :

1- (b) bendindeki '... prim dağıtımının esas ve usulleri ile personelin devrine ait usul ve esaslar' ibaresinin, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU ile Servet TÜZÜN'ün karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

2- (c) bendindeki 'personel'sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, oybirliğiyle,

G- Geçici 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, oybirliğiyle,

H- 10. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, oybirliğiyle,

19.4.1988 gününde karar verildi.

KARŞIOY YAZISI

Katılmakla yükümlü olduğu hizmetiçi eğitim programlarına, uymayan veya bu programlarda başarılı olamayan sağlık ve yardımcı sağlık personeli için öngörülmüş bulunan disipliner karakterli, meslekten geçici ve sürekli uzaklaştırma cezasının niteliği, bu cezanın hangi makamca ve ne suretle tayin ve tertip olunacağı Yasa'da yeterince açıklanmıştır. İdarenin bu alandaki tasarrufları yargının denetimine de tabidir. Bu durumda, ceza tayin edilecek hallerle ilgili kimi ayrıntıların yönetmeliğe bırakılmış olması yasama yetkisinin devri niteliğinde görülemez.

Genel Sağlık Sigortasının tek elden yürütülmesini sağlamak

amacıyla buttun sosyal güvenlik kuruluşlarının sağlık sigortaları bölümleri ile

tahsil ettikleri primlerinin mevcut sosyal güvenlik kuruluşlarından birinde

veya bu amaçla kurulmuş yeni bir kurum bünyesinde toplamaya ve bu şekilde

görevlendirilen veya yeni kurulan kurumun çalışma usul ve esaslarını tespite

Bakanlar Kurulu'nu yetkili kılan Yasa'nın 4. maddesinin ikinci fıkrası

hükmünde; temel esaslar belirlendikten sonra idareye bırakılan düzenleme alanı

yeterli açıklıkla sınırlandırılmıştır. İdareye, keyfi uygulamalara neden

olabilecek çok geniş bir takdir alanı bırakılmış değildir. Bu durumun, yasama

yetkisinin devri olarak kabulü tutarlı sayılamaz.

Yasa'nın 5. maddesine göre sağlık işletmesi haline dönüştürülmüş olan sağlık kuruluşlarında hizmeti satın alınan personele Yasa'da belirlenmiş bulunan kimi esaslar dikkate alınmak suretiyle sağlık işletmesinin bağlı bulunduğu bakanlığınyada kuruluşun teklifi üzerine Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca tespit olunacak esaslar çerçevesinde teşvik primi ödenmesinin ayrıca Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca tespit edilecek usul ve esaslara göre mesleklerini serbest icra etmeyen tabiplerin, kuruluşta özel teşhis ve tedavi yapmaları karşılığında kendilerine prim ödenmesinin Anayasa'nın 128. ve 7. maddelerine aykırı bir yanı yoktur.

Sağlık işletmesi haline dönüştürülmüş sağlık kuruluşlarında yapılacak hizmetin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü hizmet karakteri taşımamış olması nedeniyle bu yerlerde kadro karşılık gösterilmek kaydıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırmasına ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın sözleşmeli personel statüsünde eleman çalıştırılabilmesi olanağını getiren hükmün Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Kanun Koyucunun esaslı hükümleri sevk ettikten sonra ihtisas ve idare tekniği ile ilgili kimi noktalarda belirli bir çerçeve içerisinde idareye kural işlem yapma yetkisi tanımasına Anayasa hükümleri müsait bulunmaktadır. Bu itibarla sağlık işletmesinin yönetimi ile çalışma usul ve esasları arasında kimi yasal esaslara dayanılmak suretiyle prim dağıtımının esas ve usûlleri ile personelin devrine ait usûl ve esasların yönetmelikle tespit edilmesinde Anayasa'nın 7. maddesine aykırı düşen bir yön yoktur.

Açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne karşıyım.

Başkan

Mahmut

C. CUHRUK

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Muammer

TURAN

Üye

Mehmet

ÇINARLI

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Mustafa

GÖNÜL

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Üye

Adnan

KÜKNER

Üye

Vural Fuat SAVAŞ

KARŞIOY YAZISI

1 - 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'-nun sağlık işletmeleriyle ilgili 5. maddesinin dördüncü fıkrası, sağlık hizmeti üretecek olan sağlık işletmelerinin gelirlerini ve giderlerini belirlemektedir.

'A' bendinde yer alan ve sağlık işletmelerinin gelirlerini dört alt bent halinde sıralayan düzenlemenin Anayasa'ya uygunluğu yönünden varılan sonuç ve oybirliğiyle oluşturulan karar, kanımızca, 'B' bendinde, sağlık işletmelerinin giderlerini altı alt bentte ayrı ayrı gösteren düzenleme açısından da geçerlidir. Bu bakımdan, 'B' bendinin 'c' ve 'd' işaretli alt bentlerinin de Anayasal ilke ve kurallarla bağdaşmayan, bunlara ters düşen bir yanı yoktur.

Kuruluşun kapasitesi, niteliği, verilen hizmet, tedavi edilen kişi sayısı, sağlık işletmesine katkısı dikkate alınarak, ilgili sağlık işletmesinin bağlı olduğu Bakanlığın veya kuruluşun teklifi üzerine, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın tesbit edeceği esaslar çerçevesinde, sağlık kuruluşunun sözleşme ile çalışan sağlık ve yardımcı sağlık ve diğer personeli ile kuruluşundışından sözleşme ile hizmeti satın alınacak personele, yapılan işle orantılı olarak ödenecek 'teşvik priminin ve;

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca tesbit edilecek usul ve esaslara göre, mesleklerini serbest icra etmeyen tabiplerin, kuruluşta özel teşhis ve tedavi yapmaları karşılığında, tabip ve ilgili sağlık personeline ödenecek 'prim'in, ayrı ayrı nitelikleri, özellikle söz konusu primlerin teşvike ve emeğin karşılığının verilmesine yönelik amaçları, sağlık işletmelerinde üretilen sağlık hizmetlerinin önemi, ağırlığı ve bu hizmetlerin teknik ayrıntıları gözden uzak tutulmadığı takdirde öne sürülen Anayasa'ya aykırılık savlarının geçerliliği kabul edilemeyecektir.

2- 3359 sayılı Yasanın 'Sözleşmeli Personel' başlıklı 7. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları :

Sağlık işletmesi uygulamasına geçirilen sağlık kuruluşlarında, hizmetin etkinleştirilmesi ve verimli çalışmanın özendirilmesi amacıyla, genel idare, teknik, sağlık ve yardımcı sağlık, eğitim ve öğretim, avukatlık, din ve yardımcı hizmetler sınıflarına dahil personelin, kadro karşılık gösterilmek kaydıyla, 657 sayılı Yasa ile diğer yasaların sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin hükümlerine tâbi olmaksızın 'sözleşmeli personel' statüsünde eleman olarak çalıştırılabileceğini;

Bu suretle çalıştırılacakların sözleşme usul ve esasları ile ücretlerinin; sağlık kuruluşunun niteliği, kapasitesi, bulunduğu yer, verilen hizmetler, personelin bilgi ve becerisi, kuruluşa katkısı, verdiği hizmetin türü ve önemi ile benzeri nitelikler esas alınarak, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın teklifi üzerine ve gerektiğinde ilgili Bakanlıkların da görüşü alınarak Bakanlar Kurulunca saptanacağını öngörmüş bulunmaktadır.

Sağlık işletmelerinde üretilen sağlık hizmetlerinin önemi ve özellikleri gözetilerek, yasa ile belirlenen genel ve objektif nitelikteki çok sayıda kritere dayanılmak suretiyle gerçekleştirilen düzenlemeler ve söz konusu düzenlemelerle idareye tanınan yetkiler ve sağlanan olanaklar, bütünüyle, Anayasal çerçeveyi zorlayan bir içerik taşımamaktadır.

3- Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun, düzenlenmesi yönetmeliklere bırakılan hususları belirleyen 'Yönetmelikler' başlığı altındaki 9. maddesinin 'b' bendi; sözleşmeli personel ile ilgili olarak, 'prim dağıtımının esas ve usulleri ile personelin devrine ait usul ve esaslar'm da, Maliye ve Gümrük Bakanlığı ile ilgili öteki bakanlıklar ve Sağlık Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle saptanacağını hükme bağlamıştır.

İptali dava edilen ibare; yukarıdaki bölümlerde açıklanan

hususlar, özellikle 3359 sayılı Yasanın 5. maddesinin 'B' bendinin 'c' ve 'd'

işaretli alt bentlerine ilişkin olarak yapılan açıklamalar karşısında, ayrıca,

'personelin devri' ibaresinin, Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasındaki

'atanma' anlamında kullanılmamış; Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3.

maddesinde sayılan hizmet ve esasları bu sistem içerisinde gerçekleştirmek

üzere ülke çapında teşkilât kurulur ya da kurdurulurken, keza, genel sağlık

sigortasının tek elden yürütülmesini sağlamak amacıyla bütün sosyal güvenlik

kuruluşlarının sağlık sigortası bölümleri ile tahsil ettikleri sağlık

primlerinin, mevcut sosyal güvenlik kuruluşlarının birinde veya bu amaçla

kurulmuş yeni bir kurum bünyesinde toplandığı sırada, aynı örgüt içinde

yapılması gerekebilecek bünyesel personel kaydırmalarını ve yer

değiştirmelerini ifade etmek üzere kullanılmış olması nedeniyle dava konusu

ibarenin Anayasa hükümleriyle çelişip çatıştığı söylenemeyecektir.

7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Yasanın 5. maddesinin dördüncü fıkrasının 'B' bendine bağlı 'c' ve 'd' işaretli alt bentler ile;

Aynı Yasanın, 7. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının ve 9. maddesinin 'b' bendinde yer alan '... prim dağıtımının esas ve usulleri ile personelin devrine ait usul ve esaslar' biçimindeki ibarenin 'Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline' ilişkin olarak oyçokluğuyla oluşturulan karara yukarıda açıklanan nedenlerle katılmamaktayım.

Başkan

Mahmut

C. CUHRUK

KARŞIOY YAZISI

7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Kanununun 3. maddesinin (c) fıkrasında 'Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır.' denilmektedir.

Anayasanın 56. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Devlet, herkesin

hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde

gücünde tasarruf ve verimi arttırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla

sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.'

denildikten sonra aynı maddenin dördüncü fıkrasında, 'Devlet, bu görevini kamu

ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları

denetleyerek yerine getirir.' biçiminde hükme bağlanmıştır. Devlet, böylece,

anayasayla kendisine verilen 'herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde

sürdürmesini sağlamak' biçimindeki görevini, kamu ve özel kesimlerdeki sağlık

ve sosyal kurumlardan yararlanarak ve onları denetleyerek yerine getirecektir.

Özel sağlık kurumlarınca verilecek sağlık hizmetleri karşılığında alınacak

ücretin de denetlenmesi, bu maddeyle Devleteverilen görevin ve 'sosyal devlet'

olmanın gereğidir. Hal böyle iken, dava konusu edilen yasanın 3. maddesinin (c)

fıkrasının yukarıda belirtilen tümcesine göre, bakanlık özel sağlık

kuruluşlarının ücret tarifelerini 'gerek görürse' onaylayacak, gerek görmezse

bu kuruluşlar ücret tarifelerini arz ve talep esasına göre serbestçe yaparak

uygulayacaklardır. Anayasanın, sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde devlete

görev olarak verdiği denetim yetkisinin 'Bakanlığın takdirine' göre

kullanılması ve Bakanlıkça gerek görülmediği takdirde ücret tarifelerinin onaylanmayarak

ücrete ilişkin denetim görevinin yerine getirilmemesi Anayasanın 56. ve 2.

maddelerine aykırı düşer. Bu nedenle bu tümcenin başındaki 'gerek görüldüğünde'

sözcüklerinin iptali gerekir.

Aynı fıkranın son tümcesine göre; k&mu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına tespit ve ilan edilecektir.

'Fiyat' genellikle, arz ve talebe göre oluşan ve maliyet + kârı içeren bir nitelik arz eder. Bu yasanın gerekçesinde '... Sağlık hizmetlerinin reorganizasyonunda sağlık hizmetleri iktisadi bir işletme anlayışı içinde gerçekleşmiş... olacaktır.' denilmektedir. Aynı gerekçeye göre, uygulanacak ücret tarifeleriher yıl gelişen ve değişen ekonomik şartlar, yani piyasa şartları ve maliyet faktörleri dikkate alınarak tespit edilecektir.

Görüldüğü üzere bu yasanın 3. maddesinin (c) fıkrası ve 5.

maddesine göre, sağlık hizmetleri, ekonomik bir işletme anlayışı içinde piyasa

koşullarına göre oluşan bir fiyat esasına göre yürütülecektir. Halbuki

Anayasanın 56. maddesinin birinci fıkrası, herkese sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkını tanırken, üçüncü fıkrası devlete, '...herkesin hayatını,

beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak...' amacıyla sağlık

kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek görevini vermiştir.

Ekonomik işletme esasına ve piyasa koşullarına göre oluşan bir ücretle sağlık

hizmeti verilen kuruluşlardan yararlanmanın ilk koşulu istenen bedelin

verilmesidir. Bu bedeli ödeyemeyenler sağlık hizmetlerinden

yararlanamayacaklardır. Her ne kadar, yasanın geçici 3. maddesine göre, Genel

Sağlık Sigortası yürürlüğe girinceye kadar, hiçbir sosyal güvenlik kurumuna

tabi olmayanlar müracaatları ve talepleri halinde sağlık kütüğüne kaydolur. Bu

surette kayıtlarını yaptıranlardan her yıl Bakanlar Kurulunca tesbit edilecek

miktarda prim tahsil edilir. Kayıtlarını yaptırmalarına rağmen primlerini

ödemeyecek kadar fakrû zaruret içinde bulunanların primleri, durumlarının yerel

idarelerce saptanması koşuluyla kısmen veya tamamen sosyal yardım maksadıyla

kurulmuş fon ve kuruluşlar tarafından ödenecektir. Ancak ekonomik işletme

esasına veya -piyasa koşullarına göre oluşan bir fiyatla çalışan kuruluşların

verecekleri sağlık hizmetleri için ödenmesi gereken primler bir hayli yüksek

olacağından birçok kişi bu primleri ödeyemez duruma girecektir. Bunların ancak

az bir kısmının, yerel idarelerce fakirlikleri tesbit edilebilecektir.

Böylece büyük bir kesim sağlık hizmetlerinden ancak 'fiyatını' ödeyebilirse yararlanabilecektir. Öte yandan, sağlık kütüklerine kay-dolmayanlar yönünden de yasada herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Anayasanın herkese tanıdığı sağlıklı yaşam hakkının bunlar yönünden de söz konusu olması gerekir.

Sağlık hizmetlerinin, ekonomik sağlık işletmeleri yoluyla piyasa koşullarına göre oluşacak 'fiyat' esasına göre yürütülmesi sosyal devlet ilkesiyle de bağdaşmaz.

Her ne kadar, Anayasanın 65. maddesine göre, Devletin, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasayla belirlenen görevleri 'ekonomik istikrarın korunması ve malî kaynakların yeterliliği ölçüsüyle sınırlı ise de, insanın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı'nın maliyet + kâr = fiyat esasına göre çalışan sağlık işletmeleri anlayışıyla sağlanmaya çalışılması, bu hakkın demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmayacak oranda sınırlanmasına neden olabileceği gibi, Anayasanın 2. ve 56. maddelerine ve 174. maddede ifade edilen 'Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüneçıkarma' amacına uygun düşmeyecektir.

Açıklanan nedenlerle, 3359 sayılı Yasanın 3. maddesinin (c) fıkrasının son cümlesi ile 5. maddesindeki, sağlık kuruluşlarının sağlık işletmelerine dönüştürülmesine ilişkin hükümlerin iptali gerekir.

Yukarıda belirtilen görüşlerle, 3359 sayılı Yasanın 3. maddesinin (c) fıkrasının sondaki iki cümlesi ile, 5. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının iptali gerektiği oyu ile verilen karara karşıyım.

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

KARŞIOY YAZISI

I- Anayasa'nın 56 ncı maddesine göre : 'Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama ... görevini, kamu ve özel kesimdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.'

Yararlanma ile fiyatın yakın ve sıkı ilişkisi açık olduğuna göre özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, bu güne kadar olduğu gibi, bundan sonra da onaylanması gerekir. Bu suretle idarenin onay işlemine karşı yargı yoluna başvurma olanağı da saklı ve açık tutulmuş olur. 'Yararlanma, denetleme' yetki ve görevi, bu onama zorunluğunu da kapsadığı halde onamanın 'gerek görüldüğünde' yapılmasını, dolayısıyla 3359 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin 'c' bendini Anayasaya aykırı görüyorum.

II- 7.5.1987 günlü 3359 sayılı Kanunun dava konusu 4 üncü

maddesinin birinci fıkrasında : 'Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı 3 üncü maddede sayılan hizmet ve esasları bu sistem içinde gerçekleştirmek üzere ülke çapında teşkilât kurar veya kurdurabilir' denilmektedir.

Ülke çapında teşkilât kurmak veya kurdurmak bir sürü malî imkân ve sarfiyatı gerektirir. Bu iş yasama ve bütçe işidir. Anayasanın 7 nci maddesine göre yasama yetkisi devredilemez. 161 inci maddesine göre de; 'Devletin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.'

Yukarıdaki fıkra hükmünü, Anayasanın özellikle bu hükümlerine aykırı görüyorum.

III- 'Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları (nın) ...

kamu tüzelkişiliğini haiz sağlık işletmesine dönüştürülmesi yasama işidir. Bu

yetkinin Kanunun 5 inci maddesiyle Bakanlar Kuruluna devredilmesi Anayasanın 7

nci maddesine aykırı olduğu gibi sağlık işletmelerinde görevli olan tabiplere

bu kuruluşlarda öze! teşhis ve tedavi yapabilme olanak ve yetkisinin tanınması

daeşitliğe, kamu hizmeti, kamu mallarından yararlanma, bütçe ve mali kaynakların

kullanılmasına ait Anayasa kurallarına ve özellikle Anayasanın 56 nci

maddesindeki 'Devlet herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde

sürdürmesini sağlamak; insan ve maddegücünde tasarruf ve verimi artırarak

işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp

hizmet vermesini düzenler' hükmüne ve 128 inci maddesinin ikinci fıkrasına

aykırı görüyorum.

IV- 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 'Sözleşmeli

Personel' başlıklı dava konusu 7 nci maddesine ait değişik iptal gerekçem :

Anayasanın 'Temel Haklar ve Ödevler' kısmının 'Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler' bölümünde bulunan 48-55 ve 60-62 nci maddelerdeki hükümler, esas itibariyle bütün çalışanlar içindir ve çalıştıranları da bağlayan genel, temel hükümlerdir. Ancak Anayasadaki özel hükümlerin kapsamına girenler bu hükümlerin dışında tutulabilir.

Anayasada 'C- İdarenin Kuruluşu': '1- Merkezi İdare' ve '2- Mahalli İdareler' başlıklarında iki maddede (126 -127. maddelerde) düzenlendikten sonra 'D - Kamu Hizmeti Görevlileriyle İlgili Hükümler' başlığı altında 128 ve 129 uncu maddeler öngörülmüştür. 'Genel İlkeler'i belirten 128 inci maddede 'genel idare esasları' tabiri, önceki Anayasa ve kanunlardakinden değişik ve daha geniş bir anlam ifade etmektedir :

1982 Anayasasının 128 inci maddesindeki 'genel idare esasları', mahalli idareler dışında, merkezi idare kavramına giren kurumların idare tarzını (yönetim yöntemini) belirtmektedir. Bu sebeple yasada yazılan 'Sağlık işletmesi uygulanmasına geçirilen sağlık kuruluşlarında; genel idare, teknik, sağlık ve yardımcı sağlık, eğitim ve öğretim, avukatlık, din ve yardımcı hizmetler sınıflarına dahil personel;' Anayasanın, 'Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür' hükmü içine girmektedir.

Anayasanın 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında, yalnız

memurların değil diğer kamu görevlilerinin de 'nitelikleri, atanmaları, görev

ve yetkileri, haklan ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük

işleri(nin) kanunla düzenleneceği açıklıkla ve kesinlikle buyurulmuştur.Bu

hükümler karşısında, diğer kamu görevlileri de 'sözleşme' ile değil 'atama' ile

işbaşına getirilecek ve 128 inci maddenin diğer şartlarına tabi tutulacaklar.

Bu madde kapsamı dışında kalan personel ise, Anayasanın diğer özel hükümlerine

de girmezse, genel hükümleri öngören 48-55 ve 60-62 nci maddelerine göre

çalıştırılabilecektir. 'Sözleşmeli Personel' adıyla çalıştırılanların

sözleşmeleri 'idari sözleşme' mahiyet ve niteliğinde bulunsa dahi Anayasanın bu

hükümleri dışında tutulamazlar.

Bu nedenlerle çoğunluk kararma katılamıyorum.

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

KARŞIOY YAZISI

1- 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3. maddesinin (c] fıkrasında yer alan 'Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır.' biçimindeki kuralın 'Gerek görüldüğünde ...' ibaresinin, Yılmaz Aliefendioğlu'nun aynı fıkraya ilişkin karşıoy yazısında açıklanan ve benim de katıldığım nedenlerle Anayasa'nın 2., 56. ve 174. maddelerine aykırı olduğu kanısındayım.

2- 3359 sayılı Yasanın 4. maddesinin birinci fıkrası ile 'Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı 3 üncü maddede sayılan hizmet ve esasları bu sistem içerisinde gerçekleştirmek üzere ülke çapında teşkilât kurar veya kurdurabilir.' hükmünü getirmiştir.

Anayasa'nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede

yaşamasını bir 'hak' olarak tescil etmiş, bu hakkın gereklerinin yerine

getirilmesini ise bir 'Devlet görevi' olarak kabul etmiştir. 'Devlet görevi'

belirlemesindeki temel amaç, kamu hizmeti niteliğini bütün boyutlarıyla ve

gerekleriyle vurgulamaktır. 56. maddenin dördüncü fıkrasında 'Devlet, bu

görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak,

onları denetleyerek yerine getirir.' biçiminde ifade edilen kural dagörüşümü

perçinlemektedir. Oysa, 3359 sayılı Yasa, 4. maddesinin birinci fıkrasıyla 3.

maddeye göndermede bulunarak, bir yandan 'zorunlu' ve sürekli olması gereken

denetim işlevini 'takdir'e dönüştürmekte, öte yandan özünde ağırlıklı olarak

'kamu yararı'bulunan bir kamu hizmetini bir 'iktisadi işletme' bazına oturtmaktadır.

Bir başka anlatımla, Devlet, her yönüyle 'kamu yararı'nı, ikinci plâna iterek,

'fiyat'ı, arz ve talebe göre oluşan bir sağlık politikasına itibar etmektedir.

Bunun için de, 3359 sayılıYasa'nın 4. maddesinin birinci fıkrasına dayanarak

ülke çapında örgüt kurmayı ya da kurdurmayı öngörmektedir.

Kanımca getirilen bu yasa hükmü, Anayasa'nın, 'Cumhuriyetin nitelik!eri'ni belirleyen 2. maddesindeki 'sosyal Devlet' ilkesiyle ve 56. maddesindeki sağlık hakkıyla bağdaşamaz. Anayasa'ya aykırılık açıktır.

3- 3359 sayılı Yasanın 5. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Sağlık işletmelerinde görevli olan ve mesleklerini serbest icra etmeyen tabipler, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının tespit edeceği usul ve esaslar çerçevesinde ve sağlık işletmesi yönetiminin uygun görmesi halinde mesai saatleri dışında kuruluşta özel teşhis ve tedavi yapabilirler.' hükmü yer almaktadır.

Yukarıda da değinildiği gibi, sağlık hizmetleri, aslında bir 'kamu hizmeti'dir ve Anayasa tarafından bir 'Devlet görevi' olarak kabul edilmesinin önde gelen nedeni 'kamu yararı'dır.

Anayasa'nın 128. maddesi '... kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.' kuralını koymuştur.

Anayasa'nın bu maddesinde açıklanan '... kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler ...'den biri de hiç kuşkusuz, sağlık görevleridir. Bu görevi yerine getiren tabipler de, memur veya diğer kamu görevlisi statüsünde bulunmaktadırlar.

Anılan tabiplerin, mesai saatleri dışında olsa bile, kamusal sağlık kuruluşlarında '... özel teşhis ve tedavi ...' yapabilmelerine yeşil ışık yakan 3359 sayılı Yasa'nın 5. maddesinin üçüncü fıkrası, kamu hizmetini özel hizmete, kamu yararını da özel yarara dönüştürmektedir. Ayrıca, Devlet olanakları özel hizmetin ve özel yararın emrine verilmektedir.

Bu haliyle sözü edilen maddenin üçüncü fıkrası, Anayasa'nın 56. maddesine olduğu kadar 128. maddesine de aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle iptal isteminin reddi yolundaki çoğunluk kararına karşıyım.

Üye

Muammer

TURAN

KARŞIOY YAZISI

Mahkememizin Esas1987/16, Karar 1988/8 sayılı kararında; Sayın Mahmut C. CUHRUK'un karşıoy yakısında belirtilen görüş ve gerekçeye katılıyorum.

Üye

Mustafa

GÖNÜL

KARŞIOY YAZISI

7.5.1987 günlü, 3359 sayılı 'Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun dava konusu 3. maddesinin (c bendi, 4. maddesinin birinci fıkrası ile 5. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile ilgili çoğunluk görüşüne karşıyım. Karşıoy gerekçelerim şöyledir :

3. maddenin (c) bendi yönünden : Adı geçen Kanunun 3. maddesinin

(c) bendinde yer alan 'Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü

ücret tarifeleri Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır.' cümlesindeki

'gerek görüldüğünde' ibaresi Anayasa'nın 56., 10., 2. ve 5. maddelerine

aykırıdır. Sağlık hizmetlerinin arz ve talep edildiği piyasayı, sıradan bir mal

ve hizmet piyasası olarak görmek, Anayasa'nın 2. maddesinde 'Cumhuriyetin

nitelikleri' arasında sayılan 'Sosyal devlet ilkesi' ile bağdaşmadığı gibi 5.

maddede yer alan devletin temel amaçlarına da aykırıdır. 24.5.1933 günlü, 2219

sayılı Hususî Hastaneler Kanunu'nun 28. maddesi, özel hastanelerde alınacak

ücretin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından onaylanmasını öngörmüş ve

50 yılı aşkın bir süre bu gelenek sürdürülmüştür. Dava konusu Kanunun 10.

maddesi 'Diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri yürürlükten kalkar.'

hükmünü getirdiği için sosyal devlet ilkesine uygun bir uygulamaya son verilmiş

olmaktadır. Öte yandan aynı hizmeti veren kuruluşların bir kısmının, bakanlıkça

tesbit edilen; diğer birkısmının ise kendilerince belirlenen ücretlerle hizmet

arz etmesi, kısa bir süre sonra bu kurumlardaki personel ücretlerinin ve maddî

imkânların da birbirinden farklı olması sonucunu doğurur. Böyle bir sonuç

Anayasa'nın 'Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.' hükmünü

içeren 10. ve devlete 'sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet

vermesini' düzenlemek görevini veren 56. maddesine de aykırıdır.

4. maddenin birinci fıkrası yönünden : Bu fıkra ile 'Sağlık ve

Sosyal Yardım Bakanlığı 3 üncü maddede sayılan hizmet ve esasları

gerçekleştirmek üzere ülke çapında teşkilât kurar veya kurdurabilir.' hükmü

getirilmiştir. Bu hüküm, açıkça anlaşılacağı üzere, Sağlık ve Sosyal Yardım

Bakanlığı'na sağlık hizmetleri ile ilgili çok geniş bir takdir yetkisi

vermektedir. Bu takdir yetkisinin 3. maddede belirlenen konularla sınırlanmış

olması ilk bakışta, bu bakanlıkça kurulacak teşkilâtın hangi esaslar

çerçevesinde olacağını belirlemiş olduğu izlenimini veriyorsa da, konu iyi

incelendiği takdirdebu görüşün doğru olmadığı ve bu düzenlemenin Anayasa'nın

yasama yetkisinin devredilemeyeceğini öngören 7. maddesine aykırı olduğu

anlaşılır. Şöyle ki, dava konusu Kanunun 3. maddesinde hem kamuya ve hem de

özel sektöre ait sağlık kuruluşları zikredilmektedir. Öte yandan bu

kuruluşlarda görev yapacak sağlık personeli ile ilgili düzenlemeler de

sözkonusudur. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'na verilen teşkilât kurma

yetkisinin, özel sağlık kurumlarını ve sağlık personelinin kadro, atama, terfi

ve nakil gibiözlük haklarını kapsamasına herhangi bir engel yoktur. Bu durumda,

ancak kanunla düzenlenmesi gereken hususların da, adı geçen bakanlıkça

düzenlenmesi mümkün olabilir. Nitekim dava konusu Kanunun 3. maddesinde

zikredilmediği halde, ilgili madde gerekçesinde söz konusu teşkilâtın 'genel sağlık

sigortasının alt yapısını oluşturması ve Sağlık Hizmetlerini Destekleme ve

Geliştirme Fonu'nun yönlendirilmesi' amaçlarını da kapsayacağı öngörülmüştür.

Bu örnek, söz konusu yetkinin ne kadar değişik amaçlarla kullanılabileceğini

gösterir. Bu nedenle söz konusu fıkranın Anayasa'nın 7. maddesine aykırı

olduğunu düşünüyorum.

5. maddenin birinci fıkrası yönünden : Yurdumuzda mevcut kamu

kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları; uzun yılların tecrübeleri

doğrultusunda kurulmuş olup, bunların ortaya çıkmalarında ait oldukları kurum

personelinin maddî katkıları büyüktür. Bu tür sağlık kuruluşlarına sahip olmak

ve bunları geliştirmek kamu kurumları arasında bir rekabet ve prestij kaynağı

oluşturmuştur. Personel ile sağlıkkurumu arasında yakın ve sıkı bir ilişki

vardır. Bu gibi kurumların amacı ne olursa olsun, onu oluşturma ve ondan

yararlanan insanların rızası olmadan, hatta onlara haber verilmeden 'kamu

tüzelkişiliğini haiz sağlık işletmesine dönüştürülmesi' Anayasa'nın 2.

maddesinde yer alan 'hukuk devleti' ilkesine aykırıdır.

Aynı şekilde bu kuruluşların 'sağlık işletmesine dönüştürülmesi de

Anayasa'nın 'sosyal devlet' ilkesini öngören 2. ve devlete 'Sosyal hukuk

devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal ve

sosyal engelleri kaldırmak' görevini veren 5. maddesine de aykırıdır. Yukarıda

da belirttiğim gibi sağlık hizmetleri, herhangi bir mal ve hizmet gibi piyasa

koşullarına terk edilemez. Türkiye gibi gelir dağılımı, önemli ölçüde adaletsiz

olan ülkelerde, sağlık hizmetlerinin devlet kontrolunda ve kâr endişesinden

uzak kuruluşlar aracılığı ile yürütülmesi; gelir dağılımının iyileştirilmesi ve

sosyal huzursuzlukların giderilmesi yönünden zorunludur. Anayasa'nın 2. ve5.maddelerinde

yer alan hükümler bu amacın sağlanmasına yöneliktir. Hal böyle iken sağlık

kurumlarının bir <-işletme'ye dönüştürülmesi, Anayasa'ya aykırıdır.

5. maddenin üçüncü fıkrası yönünden : Sağlık işletmelerinde görevli olan ve mesleklerini serbest icra etmeyen tabiplerin mesai saatleri dışında, sağlık işletmelerinde özel teşhis ve tedavi yapabilmelerine imkân veren bu fıkra hükmü, Anayasa'nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırıdır. Çünkü sosyal bir hukuk devletinde, bir kısım personelin kendilerine gelir sağlamak amacıyla ve kurumun malzeme ve personel olanaklarından yararlanması, bazı kişi ve kuruluşlara imtiyaz sağlamak demektir. Sosyal hukuk devletinde böyle bir imtiyaza göz yumulamaz.

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye Vural · Fuat SAVAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 1987/16, K. 1988/8, 19 Nisan 1988 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasını Açan
  4. İptal Davasının Konusu
  5. Iı- Yasa Metinleri
  6. Iıı- İlk İnceleme
  7. Iv- Esasın İncelenmesi
  8. Karşıoy Yazısı
  9. C. Cuhruk
  10. Darıcıoğlu
  11. Aliefendioğlu
  12. Turan
  13. Çınarlı
  14. Tüzün
  15. Gönül
  16. Şahin
  17. Kükner
  18. Karşıoy Yazısı
  19. C. Cuhruk
  20. Karşıoy Yazısı
  21. Darıcıoğlu
  22. Karşıoy Yazısı
  23. II- 7.5.1987 günlü 3359 sayılı Kanunun dava konusu 4 üncü
  24. IV- 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 'Sözleşmeli
  25. Aliefendioğlu
  26. Karşıoy Yazısı
  27. Turan
  28. Karşıoy Yazısı
  29. Gönül
  30. Karşıoy Yazısı
  31. Tüzün
  32. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1987/16
Karar No
1988/8
Tarih
19 Nisan 1988

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1988/10 K.1988/10
  • AYM Norm Denetimi E.1988/13 K.1988/9
  • AYM Norm Denetimi E.1988/11 K.1988/11
  • AYM Norm Denetimi E.1988/24 K.1988/12
  • AYM Norm Denetimi E.1987/35 K.1988/17
  • AYM Norm Denetimi E.1987/28 K.1988/16

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.