İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1988/39 K.1989/29

Parti) TBMM Grubu adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.

Esas1988/39Karar1989/29Tarih6 Temmuz 1989Okuma27 dk · 5.456 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
6 Temmuz 1989
Esas Sayısı
1988/39
Karar Sayısı
1989/29
Karar Günü
6.7.1989
R.G. Tarih-Sayı
08.02.1990-20427
İptal davasını açan
Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat Halkçı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.456 kelime·27 dk okuma·25 bölüm

Parti) TBMM Grubu adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.

İPTAL DAVASININ KONUSU

7.8.1988 günlü, 3470 sayılı "22. 4.1983 Tarih ve 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanununa 27.6.1984 Tarih ve 3032 Sayılı Kanunla Eklenen Ek l inci Maddesine İki Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesinin Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 68. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.

II-YASA METİNLERİ

A. İptali İstenen Yasa Kuralı

7.8.1988 günlü, 3470 sayılı Yasa'nın dava konusu 1. maddesi şöyledir:

Madde L- 22.4.1983 tarih ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununa 11.6.1984 tarih ve 3032 sayılı Kanunla eklenen Ek l inci maddesine aşağıdaki 'fıkralar eklenmiştir.

Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır. Bu yardım en az Devlet yardımı alan siyasi partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu gardım ve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esası alınarak kazanlıkları oyla orantılı olarak yapılır. Ancak bu yardım üçyüzelli milyon liradan az olamaz. Bunun için her yıl Maliye ve Gümrük Bakanlığı bütçesine /eterli ödenek konulur.

Yukarıdaki fıkralarda öngörülen yardım miktarları; bu yardımdan faydalanabilecek siyasi partilere, milletvekili genel seçiminin yapılacağı yıl üç katı; mahallî idareler genel seçim yılı için iki katı olarak ödenir. Her iki seçim aynı yıl içerisinde yapıldığında bu ödemenin miktarı üç katı geçemez. Bu fıkra gereğince yapılacak katlı ödemeler, Yüksek Seçim Kurulunun seçim takvimine dair kararının ilanını izleyen 10 gün içinde yapılır."

B. Dayanılan Anayasa Kuralları

1. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

2. "Madde 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlan hazırlamaya çalışmaktır."

3. "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefîinanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanunönünde eşittir.'

' Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

4. "Madde 68.- Vatandaşlar, siyasî parti kurma, ve usulüne göre partilere girme ve partilerden çıkma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için yirmibir yaşını ikmal etmek şarttır.

Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Siyasî partiler, önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içinde faaliyetlerini sürdürürler.

Siyasî partilerin tüzük ve programlan, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz.

Sınıf veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasî partiler kurulamaz.

Siyasî partiler, yurt dışında teşkilatlanıp faaliyette bulunamaz, kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremez, vakıf kuramazlar.

Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, öğrenciler e Silahlı Kuvvetler mensupları siyasî partilere giremezler."

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta Güngör 3ZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer [URAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mehmet Şerif ATALAY, Oğuz AKDOĞANLI; İhsan PEKEL ve Selçuk TÜZÜN'ün atılmalarıyla 3.11.1988 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali istenilen Yasa maddesi ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki masama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Siyasi partilere Devlet yardımı yapılması konusu, 1982

Anayasası'nın yürürlüğe girişinden sonra ilk defa 22.4.1983 günlü, 2820 sayılı

Siyasi3artiler Kanunu'na 27.6.1984 günlü, 3032 sayılı Yasa ile

eklenmiş bulunan Ek Madde hükmü ile düzenlenmiştir. Söz konusu hükümle; yüksek

Seçim Kurulu'nca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve

>839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 33. maddesindeki genel barajı

işmiş bulunan siyasî partilere heryıl Hazine'den ödenmek üzere o yılki genel

bütçe gelirleri "B Cetveli" toplamının beşbinde biri oranında malî

yıl ödeneği için konulacağı; bu ödeneğin de devlet yardımı yapılacak siyasî

partiler arasında o siyasî partinin genel seçim sonrasında, Yüksek Seçim

Kurulu'nca ilân edilen TBMM sandalye sayısına bölünerek her yıl ödenmesi ve

ödemelerin o yılki Genel Bütçe Yasası'nın yürürlüğe girmesini izleyen an gün

içinde tamamlanması ve işbu yardımın sadece parti ihtiyaçları veya parti

çalışmalarında kullanılması zorunluluğu getirilmiştir.

3032 sayılı Yasa'nın 3. maddesiyle Siyasî Partiler Kanunu'na eklenmiş olan geçici Madde 13 (önceki ll)'in birinci fıkrası ile 1984 yılı içinde siyasî partilere devletçe yapılacak yardımın bütçedeki yeri ve ödeme süresi, ikinci fıkrasıyla bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak yapılacak ilk genel milletvekili seçimine kadar, 25 Mart 1984 tarihinde yapılmış olan yerel yönetimler seçimine katılmış siyasî partilere ve üçüncü fıkrasıyla da 6 Kasım 1983 de yapılan genel seçimlerden sonra oluşan TBMM'nde grubu bulunan partilere hangi orana göre bölüştürüleceği belirlenmiş ve bu esaslar çerçevesinde siyasî partilere Hazine yardımı yapılmıştır.

Siyasî Partiler Yasası'nın geçici 13. maddesine göre yapılan devlet yardımının miktarını artırmak ve kapsamını siyasî partiler yönünden genişletmek amacıyla bu maddeye 3349 sayılı Yasa ile iki fıkra eklenmiştir.

2820 sayılı Yasa'nın Geçici 11. maddesine 9.4.1987 günlü, 3349

sayılı Yasa ile eklenmiş bulunan ve Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat Halkçı

Parti) Grubu adına açılan dava ile bazı hükümlerinin iptali istenilen ve daha

önce Anayasa Mahkemesi'nce incelenip iptal istemi yerinde görülmeyerek 5.1.1988

günlü, Esas 1987/14 ve Karar 1988/1 sayılı kararla reddedilen fıkralardan

birincisinde; bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Türkiye Büyük

Millet Meclisi'nde grubu bulunan siyasî partilerin seçimlere katılmamış olsalar

dahi devlet yardımından yararlanmaları, ikincisinde ise Siyasî Partiler

Yasası'na 3032 sayılı Yasa'yla eklenmiş olan ek maddedeki genel bütçe gelirleri

"(B) Cetveli" toplamının beşbinde biri oranındaki yardımın 3349

sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk milletvekili genel

seçimi yılı için üç misline çıkarılması esası getirilmiştir.

3032 sayılı Yasa'yla 2820 sayılı Siyasî Partiler Yasası'na eklenen

ek 1. maddeye 7.8.1988 günlü, 3470 sayılı Yasa ile eklenmiş bulunan ve bu dava

ile iptali istenilen fıkraların ilkinde; milletvekili genel seçimlerinde toplam

geçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan sîyasi partilere de, en az devlet

yardımı alan siyasî partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu yardım ve

genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıkları oyla

orantılı devlet yardımı yapılacağı; ancak bu yardımın üçyüzelli milyon liradan

az olamayacağı ve bunun için her yıl Maliye ve Gümrük Bakanlığı bütçesine

yeterli ödeneğin konulması esası getirilmiş ve bu suretle, genel barajı

aşamayan siyasi partilere devletçe yapılacak yardımın, milletvekili genel ve

yerel yönetimler genel seçimlerinin yapılacağı yıllar için kaç kat

arttırılacağı ve ödeme süreleri belirtilmiştir.

3032 sayılı Yasa'yla Siyasî Partiler Yasası'na eklenen Ek 1.

maddeye 7.8.1988 günlü, 3470 sayılı Yasa ile eklenmiş bulunan fıkralara ilişkin

dava konusu 1. madde, devletçe siyasî partilere yapılacak yardımın kapsamını

siyasî partiler yönünden daha genişlettiğine ve yardım için kimi koşulların

gerçekleşmesini gerekli gördüğüne göre, Anayasa'ya uygunluk denetiminin odak

noktasını, siyasî partilere devletçe yardım edilmesinin ilke bakımından

Anayasa'ya aykırı olup olmadığı oluşturmaktadır. Bu yönden Anayasa'ya aykırılık

bulunmadığı sonucuna varılırsa ikinci sorun, siyasî partilere 3470 sayılı

Yasa'nın öngördüğü biçimde devletçe yardım edilmesinin Ana-yasa'ya aykırı

bulunup bulunmadığı üzerinde durulacaktır.

A. Siyasî Partilere Devletçe Yardım Edilmesinin İlke Bakımından

Anayasa Karşısında Durumu:

Anayasa'nın siyasî partilerle ilgili hükümleri arasında yer alan 69.

maddesinin ikinci fıkrasında "Siyasî partiler, kendi siyasetlerini

yürütmek ve güçlendirmek amacıyla dernekler, sendikalar, vakıflar,

kooperatifler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst

kuruluşları ile siyasî ilişki ve işbirliği içinde bulunamazlar. Bunlardan maddî

yardım alamazlar.", dördüncü fıkrasında ise "Siyasi partilerin malî

denetimi Anayasa Mahkemesince yapılır." denildikten sonra, yine aynı

maddenin beşinci, altıncı ve sekizinci fıkralarında da; Cumhuriyet

Başsavcılığı'nca, kurulan partilerin tüzük ve programlarının ve kurucularının

hukuksal durumlarının Anayasa ve yasa hükümlerine uygunluğunun, kuruluşlarını

takiben ve öncelikle denetleneceği, faaliyetlerinin izleneceği, siyasî

partilerin kapatılmasına Cumhuriyet Başsavcılığının açacağı dava üzerine,

Anayasa Mahkemesi'ncekarar verileceği ve siyasi partilerin, yabancı

devletlerden uluslararası kuruluşlardan, yabancı ülkelerdeki dernek ve

gruplardan herhangi bir suretle aynî veya nakdî yardım alamayacakları

öngörülmüştür.

Sözü edilen siyasî partilerle ilgili hükümler birlikte incelendiğinde; Anayasakoyucunun, "Demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları" olarak nitelediği siyasî partileri bir dernek ya da benzeri kuruluş saymayıp onların çok ilerisinde ve üstünde değerlendirdiği anlaşılmaktadır. Siyasî partilerin uyacakları esasların Anayasa'da yer alması, Anayasa gereği gelir kaynaklarıyla giderlerinin Anayasa Mahkemesi'nce denetlenmesi, kapatılmalarının Anayasa Mahkemesi kararına bağlı tutulması ve belirtilen nitelikleriyle tanımlanmaları Anayasa yönünden siyasî partilerin konumu ve işlevlerini açıklığa kavuşturan olgulardır.

Anayasa'nın siyasî partilere verdiği büyük önemin, onların Anayasa gereği göreceği iş ve faaliyetlerin kapsamı gözönünde tutularak değerlendirilmesi gerekir. Anayasa'nın 68. maddesi, siyasi partileri Demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları" olarak nitelendirmiş, 69. maddesi de "Siyasî partilerin parti içi çalışmaları ve kararları, demokrasi esaslarına aykırı olamaz." hükmüne yer vermiştir. Aynı ilkeler, Siyasî Partiler Yasası'-nın "Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı olarak çalışırlar.

Siyasî partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararları Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz." hükmünü içeren 4. maddesinde de yer almıştır. Öte yandan sözü edilen Yasa'nın 3. maddesi de siyasî partileri şöyle tanımlamaktadır:

"Siyasî partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili

ve mahallî idareler seçimleri yoluyla, tüzükve programlarında belirlenen

görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile millî iradenin

oluşmasını sağlayarak demokratik bir devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin

çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet

göstermek üzere teşkilatlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır." Siyasî

partiler ile ilgili bu hükümler, birlikte incelendiğinde siyasî partilerin; l-

Ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanmaları gereken, 2-Bu teşkilat

ile millî iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir devlet ve toplum düzeni

içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve; 3- Parti

içi çalışmalarını demokrasi esaslarına uygun düzenlemek zorunda bulunan

kuruluşlar olduğu anlaşılır. Bu üç niteliğin birlikte gerçekleştirilmesi ise,

ancak siyasî partilerin ülke düzeyinde örgütlenmeleri, yani olduğunca çok

sayıda il ve ilçe örgütlerini kurmaları ile olanaklıdır.

Siyasî partilerin yukarıda açıklanan amaçlarına ulaşabilmeleri

için gerekli, yeterli maddî ve nakdî olanaklara sahip olmaları zorunludur.

Milletvekili ve yerel yönetimler seçimlerine katılarak "millî

iradenin" oluşmasını sağlamayı temel hak ve ödev olarak üstlenen siyasi

partilerin yaşamalarına ve gelişmelerine halkın ilgisinin yeterli olmadığı

durumlarda, çok partili demokratik düzenin gerekli kıldığı ölçüde devletçe

yardım yapılmasından yoksun kılmak, onların paraca güçlü kimi kişi ve

kuruluşların etki ve baskısı altına düşme tehlikesi ile karşılaşmalarını

istemek olur ki, bunun hukuksallığı tartışılır. Parti içi çalışmalarını

demokrasi esaslarına uygun olması zorunluluğunu zedeleyen böyle bir tehlike

ancak devletin yardımıyla giderilebilir. Yardımda bu bakımdan kamu yararının

bulunduğu açıkça ortadadır. Öte yandan Anayasa'nın 5. maddesine göre "...

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak..." devletin temel amaç ve

görevlerindendir. Hazine yardımı bu görev kapsamındadır.

Cumhuriyet rejiminin herkese açık, herkes için eşit ve serbest siyasî katılımla, bunun da siyasî partiler yoluyla gerçekleşeceği, siyasî partilerin, halkın demokrasi alanında yetişmesi, olgunlaşması için bir okul hizmeti gördükleri ve demokrasinin oluşum aracı oldukları gözetilirse, demokratik düzenin işleyişi, devletin yönetilmesi yolundaki kolaylaştırıcı ve hazırlayıcı bütün bu ve benzeri sürekli faaliyetlerin, siyasî partileri kamu yararına çalışan kuruluşlar durumuna getirdiği belirgindir. Siyasî partilere bu niteliği kazandıran yalnız çalışma biçimleri de değildir. Aslında Anayasa, yukarıda değinildiği üzere, içerdiği hükümlerle onları böyle bir niteliğe kavuşturmuştur.

Siyasî partilerin uyacakları esasları belirleyen Anayasa'nın 69.

maddesinin ikinci ve sekizinci fıkralarında; siyasî partilerin "dernekler,

sendikalar, vakıflar, kooperatifler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek

kuruluşları ve bunların üst kuruluşlarından ve "yabancı devletlerden,

uluslararası kuruluşlardan, yabancı ülkelerdeki dernek ve gruplardan herhangi

bir aynî ve nakdî yardım alamayacakları" açıkça belirtilmiş, sözü edilen

maddede ve ilgili öbür Anayasa kurallarında devletçe siyasî partilere yardım

yapılamayacağına ilişkin bir kural getirilmemiştir. O halde, bu esaslardan

ayrılmamak ve Anayasa'nın diğer hükümleri ile güvenceye alınan kurallara aykırı

düşmemek koşuluyla Yasakoyucu, uygun göreceği "Devletçe siyasî partilere

yardım yapılmasına" ilişkin bir sistemi kabul edebilir. Eğer Anayasakoyucu

siyasî partilere devletçe yardım yapılmamasını öngörmüş olsaydı, böylesine

önemli konuyu Anayasa'da buyurucu bir hükümle açıklardı. Bu yolda yasaklayıcı

bir kural da getirmediğine göre. Yasakoyucunun ülkenin siyasal ve sosyal

koşullarına, gerçeklerine ve yararlarına uygun göreceği "Siyasi partilere

Devletçe yardım edilmesi" sistemini belirlemek hakkına sahip bulunmaktadır.

B. 2820 Sayılı Yasa'ya 3032 Sayılı Yasa'yla Eklenen Ek 1. Maddeye İki Fıkra Eklenmesi Hakkında 3470 Sayılı Yasa'nın 1. Maddesinin Ana-yasa'ya Aykırı Olup Olmadığı Sorunu:

Siyasî partilere devletçe yardım edilmesinin, ilke olarak Anayasa'yla çatışmadığı saptandığına göre, şimdi de bu ilkenin uygulanma ölçü ve koşullarının bir bölümünü düzenleyen 3470 sayılı Yasa'nın l,, maddesinin Anayasa'ya uygunluk yönünden incelenmesine geçilecektir.

2820 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesine iki fıkra ekleyen 3470 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin birinci fıkrasında; "Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan siyasî partilere de Devlet /ardımı yapılır. Bu yardım en az Devlet yardımı alan siyasî partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu yardım Ve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esasalınarak kazandıkları oyla orantılı olarak yapılır. Ancak bu /ardım üçyüzelli milyon liradan az olamaz." denilmiştir. Öngörülen yardımın nasıl uygulanacağını gösteren ikinci fıkra aynen şöyledir:

"Yukarıdaki fıkralarda öngörülen yardım miktarları; bu yardımdan faydalanacak siyasî partilere, milletvekili genel seçiminin yapılacağı yıl üç çatı, mahallî idareler genel seçim yılı için iki katı olarak ödenir. Her iki seçim aynı yıl içerisinde yapıldığında bu ödemenin miktarı üç katı geçemez. Bu fıkra gereğince yapılacak katlı ödemeler, Yüksek Seçim Kurulunun seçim takvimine dair kararının ilanını izleyen 10 gün içinde yapılır."

3470 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle 2820 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesine eklenen fıkraları hükümleri birlikte incelendiğinde, devletçe yapılacak yardım sisteminin ana ilkelerini belirleyen ilk fıkra ile bu yardımın nasıl uygulanacağını gösteren ikinci fıkranın bir bütün oluşturduğu görülmektedir.

Dava dilekçesinde; 2820 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesi,

milletvekili seçiminde genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere Genel Bütçe

gelirleri toplamının beşbinde biri oranında bir meblağı Türkiye Büyük Millet

Meclisindeki sandalye sayısına göre siyasî partilere bölerek ödemeyi öngörmekte

iken, 3470 sayılı Yasa'nın iptali istenilen 1. maddesinin genel barajı

aşamamış, ancak milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %

7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de devlet yardımı yapılması esasını

getirdiği, bu yardımın en az devlet yardımı alan siyasî partinin almış olduğu

yardım ve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıkları

oyla orantılı olmak suretiyle yapılmasını öngördüğü ve bu duruma göre de,

siyasî partilere devlet yardımı yapılmasının ayrıcalık ve eşitsizlik

yaratabilecek farklı esaslara bağlandığı;

Yeni düzenlemede, makul ve kabul edilebilecek herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın siyasî partilere yardım konusunda farklı esaslar getirildiği ve bu niteliği nedeniyle sözü edilen Yasa'nın 1. maddesinin Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu;

Anayasa'nın 68. maddesinin ikinci fıkrasına göre, siyasî partiler, aralarında herhangi bir ayrıcalık ve bir farklılık gözetilmeksizin demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları olarak görülmesine karşın, yeni düzenlemede siyasî partilere yardım konusunda ayrıcalıklara ve farklılıklara yer verilmiş olmakla bu ilkenin özünde çiğnendiği ve ortadan kaldırıldığı;

Ayrıca, Yasa'nın anılan hükmünün Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen demokratik hukuk devleti ilkesine aykırı bulunduğu gibi Anayasa'nın 5. maddesindeki, Devletin, Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma amacına da ters düştüğü, demokratik düzende devletin, tüm siyasî partilerin siyasî hayattaki işlevlerini birbirine eşit olarak gerçekleştirmelerine olanak tanınması gerektiği, oysa getirilen bu hükmün, halk iradesinin gerçeklere uygun biçimde oluşmasını engelleyecek koşullar yarattığı öne sürülmektedir.

Anayasa'nın 10. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." kuralı konulduktan sonra, ikinci fıkrasında "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz." biçimindeki hükümle bir bütün oluşturulmuştur.

Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında belirtildiği gibi, 10. maddenin ikinci fıkrası, bir tek kişiye ya da birtakım topluluklara aynı durumda bulunan yurttaşlara daha çok veya geniş hak ve yetkiler tanımak yoluyla, yasa önünde eşitlik ilkesinin çiğnenmesini yasak etmekle, birinci fıkra kuralını başka bir yöndenaçıklamaktadır. Yasa önünde eşitlik, herkesin, her yönden aynı kurallara bağlı tutulmaları demek değildir. Anayasa'nın bu maddesinde öngörülen eşitlik, mutlak anlamda bir eşitlik olmayıp, haklı nedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara olanak veren bir ilkedir.

Dava konusu maddeye 2820 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesine eklenen ilk fıkrada, milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan siyasî partilere de, en az devlet yardımı alan siyasî partinin almış olduğu yardım ve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıkları oyla orantılı olarak devlet yardımı yapılacağı öngörülmektedir. Bu durumun partiler arasında eşitsizliğe yol açtığı düşünülebilir. Ancak, bu eşitsizlik haklı bir nedene dayanmakta iseeşitsizlik ilkesinin çiğnenmiş olduğundan söz edilemez. Düzenleme, bir önceki seçimlerde öbür partilere oranla daha büyük seçmen kitlesinin güvenini kazanmış partilere avantaj sağlamaktadır.

Anayasa'nın 68. maddesiyle 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun

8. maddesi hükümlerine göre, siyasi partiler, milletvekili seçilme yeterliğine

sahip en az otuz Türk vatandaşı tarafından kurulur. Kuruluş bildirisi ve

gerekli belgelerin İçişleri Bakanlığı'na verilmesiyle tüzelkişilik kazanırlar

ve Anayasa ve yasa hükümleri içinde serbestçe faaliyetlerini sürdürürler. Bu

durumdaki partilerle, iktidar ve muhalefette yerlerini almış partiler, hiç

kuşku yoktur ki yasa önünde eşittirler. Anayasa ve yasa hükümlerine uygun

çalıştıkları sürece devlet, bütün partileri ve çalışmalarını korumakla

yükümlüdür. Devlet bütçesinden malî yardım nedeni ise ayrıdır. Anayasa'nın 73.

maddesi gereğince kamu gelirlerinden harcama yapılabilmesi, ancak kamu

hizmetinin görülmesi ve kamu yararının sağlanması için mümkün olabilir. Bu

ilkelerin gerçekleşmediği durumlarda kamu giderlerinden söz edilemez. Siyasî partiler,

yasaya uygun biçimde kurulmuş olmakla değil, ulusun önemli bir kesimi

tarafından tüzük ve programlarının benimsenmesi, üye sayısının ve yurdun bir

çok yöresinde taraftarlarınca kurulacak örgütlerinin artmasıyla hizmet partisi

durumuna gelebilirler. Bu duruma gelemeyen partiler, hakları ve yasal

nitelikleri ile parti olarak anılsalar bile kamu idaresini etkileme, yönetme ve

böylece kamu yararına hizmet etme güçlerine sahip değildirler.Siyasî partiler,

2820 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde "Anayasa ve kanunlara uygun olarak;

milletvekili ve mahallî idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında

belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile millî

iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin

çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet

göstermek üzere teşkilatlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlar" olarak

tanımlandığına göre. seçimlere katılabilme koşullarını sağlayamayan ve

seçimlere katıldığı halde aldığı oyla yeterli oranda seçmen kitlesinin güvenini

kazanmadığı anlaşılan bir siyasî partinin millî iradenin oluşmasına, daha büyük

seçmenin güvenini kazanan güçlü partiler gibi katkıda bulunacağı düşünülemez.

Dava konusu düzenlemeyle partiler arasında bir ayırım yapılmamış, büyüklük ve

güçlerine göre sağladıkları kamu yararı gözönünde tutularak farklı

davranılmıştır. Bu durum Anayasa'nın 10. maddesine aykırı değildir.

3470 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "demokratik hukuk devleti" ilkesine, 5. maddesinde belirtilen "Devletin Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma" amacına ters düştüğü savına gelince:

Anayasa'nın 2. maddesinde konuyla ilgili olarak "Türkiye Cumhuriyeti .... demokratik ... bir hukuk Devletidir." denilmektedir.

Anayasa Mahkemesi'nin kimi kararlarında açıklandığı üzere, hukuk devleti; insan haklarına saygılı ve bu haklan koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeni kuran ve bu düzeni sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün davranışlarında hukuk kurallarına ve Ana-yasa'ya uyan, işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir.

Yukarıda da üzerinde durulduğu gibi, siyasî partilere devlet bütçesinden yardım yapılabilmesi, ancak faaliyetleri ile kamu hizmetinin görülmesi ve kamu yararının sağlanmasına katkıda bulunulması durumlarında olanak kazanabilecektir. Dava konusu maddeyle ek 1. maddeye eklenen fıkraların ilkinde yer alan "Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de devlet yardımı" yapılacağı yolunda objektif olarak düzenlenmiş ve bütün partilere seçimlere katılıp belli oranda oy almaları koşuluyla malî yardımdan yararlanmaları olanağını veren sistemin Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Bir yasa maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna varabilmek

için, onun Anayasa'nın açıkça belirttiği bir hususun aksi doğrultusunda bir

hükmü taşıması gerekir. Yani, Anayasa herhangi bir konuda buyurucu ya da

yasaklayıcı bir kural koymamışsa bu alanda düzenleme yapılması Yasakoyucunun

takdirine bırakılmış demektir. Anayasa, siyasî partilere devletçe yardım

edilmemesine ilişkin bir hüküm getirmemiş, 69. maddesinde, siyasi partilerin,

sadece yurt içinde kimi kuruluşlardan ve yabancı devletlerden ve yabancı

ülkelerdeki dernek ve gruplardan maddî yardım alamayacakları belirtilmiştir.

Demokratik ülkelerde siyasal iktidarı kazanma yolu, hiç kuşkusuz, yalnız

seçimlerdir. Siyasî partilerin, toplum ve devlet düzeniyle kamuçalışmalarını,

programlarında öngördükleri ilkeler uyarınca yönetmek ve denetlemek için

yasalar çerçevesinde çaba gösterip seçmenleri etkilemeleri gereklidir.

Partiler, gördükleri işlerle, Anayasa'da öngörülen önemi kazanırlar. Partilerin

çalışmalarınınilk koşulu, milletvekili ve yerel yönetimler seçimlerine

katılmaktır. Siyasî partilerin kamuya yararlı görev yapıp yapmadıkları konusuna

ilişkin olarak bir önceki milletvekili seçimine girmiş ve o seçimde kullanılan

toplam geçerli oyların yüzde yedisindenfazlasını kazanmış olmak gibi objektif

koşul ve ölçünün öngörülmüş olmasının Anayasa'ya aykırılık oluşturduğu kabul

edilemez. Çünkü, partiler her seçim sonunda aldıkları oy yönünden seçim

tablosundaki yerlerini değiştirecekler, önce az oy alanlar sonraki seçimlerde

daha çok oy almak suretiyle tablonun üst kısmına geçebilecekler ve böylece 3470

sayılı Yasa'nın 1. maddesindeki maddi yardımı alma olanağını sağlayacaklardır.

Bu nedenle, incelenen kuralda, seçim yoluyla gerçekleştirilecek demokratik

yönetimin oluşumunu engelleyecek ya da bu oluşumu olumsuz yönde etkileyecek, Anayasa'nın

5. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine ve devletin demokrasiyi koruma

işlevine aykırılık bulunmamıştır.

Anayasa'nın 68. maddesinin ikinci fıkrası, siyasî partileri, demokratik siyasî yaşamın vazgeçilmez öğeleri sayması siyasi partilerin eşit güçte olması gerektiği anlamına gelmemektedir. Bunlardan hangisi seçimlere katılıp diğerlerinden fazla oy almışsa, o siyasî partinin seçim yoluyla millî iradeyi oluşturmakta daha fazla başarı sağladığı ve böylece kamu yararına hizmet etme gücüne sahip olduğu ortadadır. Millî irade ise siyasî partilerin de üstünde olup demokratik hukuk düzeninin temelidir.

Bu bakımdan dava konusu kuralın, siyasî partilerin demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez öğeleri olduğuna ilişkin ilkeyi zedelediği söylenemez. Bu düzenlemede belirli partileri hedef alan ve diğer partilerin o duruma gelmelerini önleyen hükümler bulunmadığından, devlet yardımından yararlanmayan partiler de, aynı ölçüdeoy almak koşuluyla, bu yardımdan yararlanma olanağına sahip olabileceklerdir. Bu durumda, Anayasa'nın 68. maddesinin ikinci fıkrasına aykırılıktan da söz edilemez.

Açıklanan nedenlerle iptal istemi reddedilmelidir.

Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN ve Mustafa ŞAHİN bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

V- SONUÇ

7.8.1988 günlü, 3470 sayılı "22.4.1983 Tarih ve 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanununa 27.6.1984 Tarih ve 3032 Sayılı Kanunla Eklenen Ek l inci Maddesine İki Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE. Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN ve Mustafa ŞAHİN'in karşıoyları ve oyçokluğuyla,

6.7.1989 gününde karar verildi.

KARŞIOY

GEREKÇESİ

Bu konuda öbür karşıoylara katıldığımı, 23.8.1988 günlü, 19908 sayılı Resmî Gazete'nin 13-17. sayfalarında yayımlanan, Anayasa Mahkemesi'nin 5.1.1988 günlü, Esas 1987/4, Karar 1988 / l sayılı kararına ilişkin, karşıoyumu şimdiki karar için yinelediğimi belirtmekle birlikte ayrıca şu bölümü ekliyorum :

Anayasa'nın 69. maddesinin ikinci fıkrasının, siyasal partilerin

yardım alamayacağı kuruluşları sayarken devlete yer vermemesi, devletin

yardımda bulunabileceği anlamında yorumlanamaz. Anayasa Mahkemesi'nin konuyla

ilgili önceki kararlarıyla kesinlik kazanan durum, yorumlardanönce uyulacak bir

ağırlık taşımaktadır. Açık engelin olmaması, dolaylı olur ya da olanak

sayılamaz. Kaldıki, sayılan kuruluşlardan yardım alınamayınca devletten

alınması asla söz konusu olamaz. Kendi gücüyle iktidar yarışına katılmak

doğallığı ve devlettenyardım almamak yasağı, Anayasa'da bu biçimde

anlatılmıştır. Anayasakoyucu yardımı öngörseydi daha açık kurallaştırırdı.

Yardım ve önlemlerle ilgili öbür maddeler bu durumu doğrulamaktadır.

Siyasal partilerin işlevleri, demokratik siyasal yaşamın

vazgeçilmez öğeleri olmaları onların özel hukuk tüzelkişileri niteliğini

değiştiremez. Hukuksal yapıları, kuramsal özellikleri, bilimsel kavramları

gereksiz değerlendirmelerle tersine çevirmek türünde yorumlar uygun sonuca

ulaşamaz. Bilimsel görüşlerden uzaklaşarakolumlu belirleme yapılamaz. Devlet

parasının denetimi yeterince yapılamayan değişik giderlerde kullanılmasının

demokrasiyle bağlantısını savunmak güçtür. Demokrasiye karşı kimi girişimlere

Hazine desteği düşünülemeyeceğine göre kimi siyasi partilerin budoğrultudaki

açık-kapalı çabaları karşısında yardım anlamsız kalacaktır. Kamusal niteliği

bulunmayan kuruluşların kamu yararı gözetmeyen çalışmalarını da kapsayan tüm

işlemleri karşısında, kamu gideri sayılması olanaksız harcamalarına kamu

parasını ayırmakAnayasa'yla bağdaşamaz.

Kimi demokratik batı ülkelerinde ancak ayrık bir örnek olarak

rastlanan devlet yardımını genelleştirmek yanlıştır. Her konuda, her alanda

eşitliği amaç sayması gereken, başlıca erek bilmesi gereken Anayasa

Mahkemesi'nin, yardım verilmeyen siyasal partilerin varlığı da gözetilirse,

eşitsizliği artıracak yardımı aykırı bulmaması yanlışlığı yoğunlaştırmaktadır.

Siyasal partilerin, iktidar olma yarışını eşit koşullar ve olanaklarla

sürdürmesini demokrasinin tanımı zorunlu kılmaktadır. Tersine uygulama,

yardımı, bölme-ayrılık amacına araç durumuna getirir. Anayasa görüşmelerinde

verilen önergeler de reddedilerek devlet yardımına yer verilmemesi, yasayla

sağlanan olanağın bu Anayasa'ya uygun olamayacağını kanıtlar.

Yardımda seçim giderini karşılama amacından sapılması, hiçbir

sınır getirilmeden ve koşul koyulmadan Hazine'den ödeme yönteminin

"hak" türünde benimsenmesi ile dağıtma biçimindeki ayrıcalık özü

etkileyen önemli aykırılıklardır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,

kamuyayararlv dernekler ve vakıflar için izlenmeyen yolların, devletin amacı ve

görevi, akçalı gücü, vergi kavramı gözardı edilerek yürütülen uygulama,

partiler arasındaki ayının ile de büsbütün belirginleşmektedir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi'ndeki siyasal parti gruplarına yapılabilirliği belki daha az

sakıncalı olabilecek Hazine yardımının, oy pusulalarından sandık görevlilerine

değin tüm seçim giderlerini yüklenen devlete getireceği ağırlık yerindelik

denetimi sayılamaz. Toplumsal eğitim, siyasal disiplin veçoğulculuk

düşünceleriyle de çatışan, üye sorumluluklarını, siyasal katılım bilincini

olumsuz yönde etkileyen gereksiz yardım zorunlu nice katkıları önleyen anlamsız

bir bütçe özverisidir. Böylesine bir yüküm devletin omuzlarından kaldırılması

gerekir.

Siyasal Partiler Yasası'nda ilke olarak yer verilen devlet yardımı, değişik nedenlerle kullandırılabilir ve iktidarlar koşullarla oranları düzenleyerek baskı aracı yapabilirler. Haklı hiçbir nedene dayanmayan böyle bir yardımın Anayasa'nın gerçekleşmesini öngördüğü demokratik düzenle, demokrasi ilkeleriyle ilişkisi yoktur.

Kararda Siyasî partilere Hazine yardımına ilişkin değerlendirmelerin gerekçesi, katılması olanaksız görüşlerdir. Bu nedenlerle kararı uygun bulmuyorum.

Başkan

Mahmut

C. CUHRUK

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Muammer

TURAN

Üye

Mehmet

ÇINARLI

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Üye

İhsan

PEKEL

Üye

Selçuk

TÜZÜN

Üye

Ahmet

N. SEZER

Üye

Erol

CANSEL

KARŞIOY

YAZISI

Bu konuda, Başkanvekili Yekta Güngör ÖZDEN'in karşıoyuna aynı görüşlerle katılıyorum.

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

KARŞIOY

YAZISI

Davacı; 7.8.1988 günlü, 3470 sayılı, 22.4.1983 günlü ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununa 27.6.1984 günlü ve 3032 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. Maddesine İki Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesini Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 68. maddelerine aykırı görerek iptali dileğinde bulunmuştur.

İptali istenilen yasa maddesi, "Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de..." belli koşullar altında Devletçe yardım edilmesini öngörmektedir. İddianın olumlu ya da olumsuz bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle, siyasi partilere Devletçe yardım edilmesinin ilke bakımından Anayasa'ya aykırı olup olmadığı problemi üzerinde durulması gerekir.

Bilindiği üzere, siyasi partilere Hazine yardımı ilk kez 13.7.1965

günlü, 648 sayılı Siyasi Partiler Kanbunu ile öngörülmüştür. Bilahare 1219

sayılı Kanunla Siyasi, Partiler Kanunu'nun 74. maddesinde yapılan düzenlemeye

karşı açılan iptal davası dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nce tesis edilen 2

Şubat 1971 günlü ve E. 1970 /12, K. 1971 /13 sayılı kararda özet olarak;

"Halkoyunun ve iradesinin Devlet etkisi dışında serbestçe oluşumunu

öngören Türkiye Cumhuriyetinin Anayasası, siyasi partileri kamu hukuku

kurumları olarak nitelemiş ve onlara Devlet örgütü içinde yer tanımış değildir.

Siyasi partiler, belli siyasi düşünce ve erekler çerçevesinde birleşen

yurttaşların serbestçe kurdukları ve girip çıkabilecekleri kuruluşlardır.

Devletin hiçbir müdahalesi olmaksızın ereklerini ve çalışma yollarını kendileri

serbestçe düzenlerler. Devlet hayatındaki etkileri nedeniyle bunlara ilişkin birtakım

düzenlemelerin Anayasada yer alması siyasipartilerle derneklerin hukuki

yapılarındaki benzerliği ortadan kaldırmaz. Bunların, mensuplarının toplum ve

devlet düzenini kamu faaliyetlerini yönetme, denetleme konularında görev elde

edebilmeleri için yaptıkları sürekli çalışmalarında mensuplarının kişisel

yararları ön planda gelir.

Siyasi partilerin ister iktidarda, ister muhalefette olsunlar,

demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları sayılmaları onların Devlet

yapısının bir parçası ve gördüğü işlerin de giderlerinin Devletçe

karşılanmasını gerektiren bir kamu hizmeti sayılabilmesinin kanıtı ve Anayasal

desteği olamaz. Onun içindir ki, Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrası

hükmünün birtakım partilerin devlet yardımıyla ortaya çıkarılması veya ayakta

tutulması yolunda bir yönerge olarak değerlendirilmesi ve yorumlanması yanlış

ve isabetsiz olur. Anayasa Koyucu Devleti belirli alanlarda tedbirlerin

alınmasını gerekli gördüğü hallerde açık ve kesin yönerge verme yoluna

girmiştir. Siyasi partilere devletçe para yardımı yapılmasını zorunlu ve ötekiilkelerle

uyumlu bulsaydı, Anayasa Koyucunun hele 61. maddesinin engelleyici hükmü

Çarşısında bu konuyu özel bir hükümle düzenleyeceğinden kuşku yoktur. Bu

itibarla, siyasi partileri devlet bütçesinden, yurttaşlardan alınan vergilerle

besleyerek desteklikedilmesi, Anayasa'nın açık hükümleriyle olduğu kadar ruhu

ile de bağdaştırılamayacak bir tutum olur." denilmek suretiyle kamusal

yaşamda çok etkili olmalarına ve ulusal iradenin oluşumunda başlıca araç niteliğinde

bulunmalarına rağmen siyasi partilere Devlet hazinesinden yardım yapılması

Anayasa'ya aykırı görülmüştür. Bu durum karşısında, yasama organı 30.6.1971

tarihle ve 1421 sayılı Kanunla, Anayasa'nın 56. maddesine "son

milletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının en az % 5'ini alan veya bu

seçimlerde Millet Meclisinde grup teşkil edecek sayıda milletvekilliği kazanmış

bulunan siyasi partilere devletçe yapılacak yardım kanunla düzenlenir."

diyen fıkranın eklenmesi zorunda kalınmış bundan böyle siyasi partilere devlet

yardımı konusu, bir anayasalkuraldan alınan güçle uygulanagelmiştir.

Konu daha sonra, 1982 Anayasası'nın ve Siyasi Partiler Yasası'nın

düzenlenmesi sırasında yeniden gündeme gelmiştir. Tarihi gelişimi bilindiği

halde 1982 Anayasası, siyasi partilere devlet yardımını kabul etmemiştir. Bunun

sebebi, Anayasa Komisyonu Başkanı tarafından Danışma Meclisi Genel Kurulunda

söyle açıklanmıştır: "... Anayasa Komisyonu Siyasi Partilerle ilgili

statüyü düzenlerken 1961 Anayasasının uygulandığı devirlerde, 2 Temmuz 1971

tarihinde yayımlanan 1421 sayılı Kanunla eklenen bir fıkrayı mesned kabul

etmemiş ve statünün içine koymayı uygun görmemiştir. Bahsedilen fıkrada

"son milletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının en az % 5'ini

alan veya bu seçimlerde Millet Meclisinde grup teşkil edecek sayıda

milletvekilliği kazanmış bulunan siyasi partilere devletçe yapılacak yardım

kanunla düzenlenir." denilmektedir.... asıl bizi ilgilendiren husus böyle

bir hükmün yeni anayasa düzenimizde yer alıp almayacağıdır.

Demokrasi düzenine doğru olan gelişmede siyasi partilerin, Almanya

dışında hiçbir memlekette devletten yardım aldıkları görülmemiştir. Bazı

ülkelerde, örneğin İngiltere'de siyasi partilerin yapacakları masraflar

kısıtlanmaya doğru gitmektedir, her siyasi partinin seçmen başına yapacağı

masraf hesaplanıp o bölgenin bütün masrafları tespit edildikten sonra bu masraf

kanunun öngördüğü miktarı aşıyorsa seçim iptal edilmektedir. ... Seçim

mücadelesine sadece siyasi partiler değil, bağımsızlar da girmektedir. Fertler

de tek baslarına aday olabilirler. Bunlara yardım nereden yapılacaktır ve

hazinenin geliri siyasi partilere nasıl dağıtılacaktır... hiçbir demokraside

siyasi parti kavramının ortaya çıktığı günden beri, bugüne kadar siyasi

partilere devletçe yardım yapılmamış, Alman sisteminde yapılan yardımada,

taraftarları olmakla beraber, yabancı ülkelerde, özellikle Fransa'da

yerilmektedir. Demokrasinin aradığı eşitliğe seçimlerde bulunması gereken

düzene yani eşitlik içerisinde mücadele etme ilkesine tamamen aykırı

düşmektedir. ... her parti topladığı ilgiölçüsünde gelir sağlar. Üyelerinden

aidatlar alır, seçim sistemi içerisinde fonksiyonunu yerine getirir, seçime

katılır... yeni kurulacak partiler, yardım yapılmadığında onların varlıklı

sınıfların kurduğu partilerin gerisinde kalacağı teorik bir görüştür. Zira

ABD'nde Cumhuriyetçi Parti Demokrat Parti'den kat kat zengindir. Seçimleri

Demokrat Parti daha çok kazanır... bir partinin tutulması, doktrinine,

programına, kendisine inanan kişilerin çokluğuna bağlıdır. Bunun için partilere

Devlet hazinesinden yardım yaparak yaşatma yollarım bırakalım, bunlar suni ve

geçerli olmayan yollardır. Sağlıklı yol herkesin mücadeleyi kendi imkânlarıyla

yapabilmesidir.... Anayasa Komisyonu, bu felsefe içerisinde, 1971 tadilatını

yeni düzene koymamış ve siyasi partilere yardım yapılmasını

öngörmemiştir."

Anayasa siyasi partilere Devlet yardımını uygun bulmadığı halde,

bilahare siyasi partiler kanunu yapılırken konulan bir hükümle, bu yardımın

sağlanmasına çalışılmıştır. Bu konuda azınlıkta kalanların gerekçesi şöyledir:

"... 1961 Anayasasının uygulanmasında 648 sayılı Siyasi Partiler kanununda

değişiklik yaparak siyasi partilere devlet yardımını sağlayan 219 sayılı

kanunun ilgili hükümleri, Anayasada siyasi partilere yardım yapılmasını önleyen

açık bir kural bulunmamasına rağmen. Anayasadaki siyasi parti kavramı ve

demokrasi rejiminin genel ilkeleri dikkate alınarak Anayasa Mahkemesince

Anayasa'ya aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiştir. IG. 9.7.197.1, K. Tarihi

2.2.1971 Esas: 1970/ 12, K: 1971 / 13)

Bunun üzerine devlet yardımım muhakkak sağlamak isteyen siyasi partiler, 2.7.1971 gün ve 1421 sayılı Kanunla Anayasa'nın 56. maddesine ir fıkra ekleyerek Anayasa Mahkemesi kararının dolaylı olarak tesirsiz hale getirip devlet yardımını tahakkuk ettirmişlerdir. Diğer bir deyişle, Esas Teşkilat Hukukumuzda, siyasi partilere Devlet yardımının Anayasa Mahkemesinde mesnedini bulan bir ilke olması kural olarak yerleşmiştir.

Nitekim 1982 Anayasası hazırlanırken Anayasa Komisyonu siyasi partilere devlet yardımını gerekli görmeyerek Anayasa'dan bahis konusu hükmü çıkartmasına rağmen yardım taraftarları hükmün Anayasa metnine onmasını önermişlerdir. Önergeler vermişlerdir. Bu tutum da, yardımın anayasa hükümlerine dayandırma görüşünün zorunluluğunu teyid etmektir. Anayasa Komisyonu adına verilen cevapta, Devlet Hazinesinden siyasi partilere yardımın bahis konusu olamayacağı ve dolayısıyle Anayasa'-ı böyle bir hükmün konulamayacağı gerekçeleri ile önergelerin red edilmesi istenmiştir.

Danışma Meclisi bu görüşe katılarak önergeleri reddetmiş ve siyasi partilere yardım ilkesi Anayasa'ya konmamıştır. (DMTD Cilt. 9, 27.8.1982, sayfa. 77). Bundan dolayıdır ki, Anayasa'da mesnedi bulunmayan Devlet yardımının Siyasi Partiler Kanununun 62. maddesi yoluyla gerçekleştirilmek istenmesinin Esas Teşkilat Hukuku düzenimize aykırı olduğu kana-tinde bulunduğumuzu saygılarımızla arz ederiz."

22.4.1983 günlü ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu, MGK'dan geçen biçimi ile partilere devlet tarafından malî yardım yapılmasıyla ilgili ir kural içermemektedir. Danışma Meclisinin koyduğu hüküm, MGK tarafından yasadan çıkartılmıştır. Siyasi Partiler Kanunu'nun Anayasa Komisyonu Raporundaki gerekçesinden de açıkça anlaşılacağı gibi, kurucular, bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin 2.2.1971 tarih ve 1971/13 sayılı ararı ile bağlı kalarak, bu içtihada süreklilik kazandırmak istemişlerdir.

"... Partilere devlet yardımı, daha sonra 1982 Anayasası'na

göre çilen ilk TBMM'nin çıkardığı 26.4.1984 tarih ve 3032 sayılı Kanunda

Öngörülmüş olup, Siyasi Partiler Kanunu'nun 61. maddesine eklenen (j) bendi ve

ek geçici l 1. madde ile düzenlenmiştir... Anayasa Mahkemesi'-nin 1971 / 13

sayılı, partilere hazinece yardım yapılmasını ilke olarak kabul etmeyen kararı

karşısında 3032 sayılı Kanunun getirdiği yeni düzenlemenin Anayasa'ya uygun

olup olmadığı bir sorun olmaktadır. Zira, 1982 kurucuları Anayasa Mahkemesinin

kararına bağlı kalarak onu etkisiz kılacak bir kural getirmekten kaçınarak

partilere Hazinece yardımı kabul etmemişlerdir. Ancak, 3032 sayılı Kanunun

Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altmış gün içinde Anayasa'ya

aykırılığı iddiasıyla doğrudan doğruya iptal davası açma hakkına sahip

olanlardan hiçbiri de bu yola başvurmamışlardır. Anayasa Mahkemesi kararlan

yasama organını da bağladığı için kurallar kademelenmesinde kanunlardan üstün

olduğuna ve de ' 1971"/ 13 sayılı içtihat halen başka bir içtihatla

değiştirilmediğine, kimi sözcük değişiklikleriyle 1961 Anayasası'nın 56.

maddesiyle 1982 Anayasası'-nın 68. maddesi aynı bulunduğuna göre, partilere her

yıl Hazineden yardım yapılmasının 1982 Anayasası'na uygun olduğu

söylenemez." (Erdoğan TEZİÇ-Anayasa Hukuku, 1. Baskı 1986, S. 332-333).

Bir hukuk devletinde, yasama, yürütme ve yönetim, Anayasa ve diğer

yasaların amacı doğrultusunda hareket ve onları uygulamakla görevli ve yükümlü

olup hiçbir zaman bu amaç dışına çıkamazlar. Yani, sözü edilen organların

yetkisi, yasaların maksat ve amaçlarıyla sınırlıdır. Yasaların maksat ve

amaçları ise, çoğu kez gerekçelerinde belirlenir ve yasallaşması sırasındaki

görüşmelerle belli olur. Hiç şüphesizbu gerekçeler bağlayıcı olmamakla beraber

aydınlatıcıdırlar; çünkü, hukuk düzeninin esaslarını ve genel kurallarım

gerekçeler oluşturur. Mevzu hukuk kurallarının yorumunda, metinlerin sözcük

anlamlarıyla yetinmeyip, amaçlarının ve hukuk düzeninin bütünüiçindeki

konumlarını da gözönünde tutması gereken Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa

maddelerine içermediği bazı anlamlan yakıştırması, soruna fonksiyonunu aşan ve

doğru olmayan bir yaklaşımdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan tarihi gelişim ve

uygulama karşısında, Devlet Hazinesinden siyasi partilere yardımın herhalde

anayasal dayanağının bulunması zorunluluğunun kabulü kaçınılmazdır. Politik

gücün yasa tanımazlığına karşı bir baraj olarak düşünülen Anayasa Mahkemesi'nin,

Anayasa'ya aykırı bu düzenlemeye karşıçıkarak siyasi partilere hazine yardımını

öngören 27.6.1984 günlü ve 3032 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 2820 sayılı Siyasi

Partiler Kanunu'nun 61. maddesine eklenen (j) bendini iptal etmesi, şayet çok

önemli ise, Yasama Organını Anayasa'yı değiştirmeye zorlamasının gerekeceği

inancıyla, aksi yönde kararı oluşturan çoğunluk görüşüne katılmadım.

Üye

Muammer

TURAN

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Anayasa Mahkemesi, E. 1988/39, K. 1989/29, 6 Temmuz 1989 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu
  4. Iı-yasa Metinleri
  5. A. İptali İstenen Yasa Kuralı
  6. B. Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iıı- İlk İnceleme
  8. Iv- Esasın İncelenmesi
  9. A. Siyasî Partilere Devletçe Yardım Edilmesinin İlke Bakımından
  10. Karşıoy
  11. Gerekçesi
  12. C. Cuhruk
  13. Darıcıoğlu
  14. Turan
  15. Çınarlı
  16. Tüzün
  17. Şahin
  18. Pekel
  19. Tüzün
  20. N. Sezer
  21. Cansel
  22. Karşıoy
  23. Yazısı
  24. Karşıoy
  25. Yazısı
  26. Turan
  27. Şahin
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1988/39
Karar No
1989/29
Tarih
6 Temmuz 1989

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1989/18 K.1989/31
  • AYM Norm Denetimi E.1989/20 K.1989/33
  • AYM Norm Denetimi E.1989/19 K.1989/32
  • AYM Norm Denetimi E.1989/16 K.1989/30
  • AYM Norm Denetimi E.1989/21 K.1989/34
  • AYM Norm Denetimi E.1989/22 K.1989/35

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.