KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Haziran 1995
- Esas Sayısı
- 1994/77
- Karar Sayısı
- 1995/24
- Karar Günü
- 28.6.1995
- R.G. Tarih-Sayı
- 15.05.1996-22637
- İtiraz yoluna başvuran
- Danıştay 10. Dairesi
- İtirazın konusu
- 23 Mart 1879 günlü, "İhtira Beratı
Karar Metni
1.845 kelime·9 dk okuma·10 bölüm
Kanunu"nun 3. maddesinde yer alan "... terkibatı saydelaniyeye ve her nevi edviye ve mualecata ... dair layihalar için berat itası caiz olmaz" kuralının Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 27. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
"Bio-psikososyal fenomenlerin gerçekleştirilmesi için yılan
zehirlerinden elde edilen bir çeşit kimyevi terkibin geliştirilmesi"
konusundaki ihtira beratı istemini reddeden Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
işleminin iptali ve İhtira Beratı Yasası'nın Anayasa'ya aykırı olduğu savıyla,
Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istemi ileAnkara İdare Mahkemesi'nde açılan
davada, Ankara 1 Nolu İdare Mahkemesi'nin davacının Anayasa'ya aykırılık savını
ciddî görmeyerek davayı reddeden kararı, Danıştay 10. Dairesi'nce onanmış;
karar düzeltme istemi üzerine aynı Dairece, İhtira Beratı Yasası'nın 3.
maddesinin yukarıya alınan bölümünün Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 27. maddelerine
aykırı olduğu kanısına varılarak bu kuralın iptali istemiyle Anayasa
Mahkemesi'ne başvurulmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali istenen Yasa Kuralı
23.3.1879 tarihli "İhtira Beratı Yasası"nın iptali istenen ibareyi de içeren 3. maddesi şöyledir :
"Madde 3- Evvelâ terkibatı saydelaniyeye ve her nevi edviye ve mualecata ve saniyen umuru maliyeye ve muamelâtı sarrafiyeye dair lâyihalar için berat itası caiz olamaz."
B- İlgili Yasa Kuralları
İhtira Beratı Yasası'nın konuyla ilgili kuralları şunlardır:
1- "Madde 1- Hiref ve sanayie dair her nevi ihtiraat ve keşfiyat ve ıslahattan istifade hakkı mucit ve kâşif ve muslihlere aittir ve bu haktan istifade mevaddı âtivede tayin olunan müddetler ile meşrut olmak üzere tarafı devletten berat itası ile tasdik olunur."
2- "Madde 2- Sanayice yeniden bir netice ve eser vücuda getirmek ve bunların husulü için vesaiti cedide ihdas veyahut malûm olan vesaiti bir sureti cedidede istimal eylemek muhteriattan addolunur."
3- "Madde 36- Evvelâ keşif ve ihtira olunan şey nevicat
olmadığı saniyen 3 üncü madde hükmünce berat itasına salih bulunmadığı salisen
sırf nazariyat ve ameliyattan ibaret olup sanayie sureti sarfı gösterilmeyen
usul ve kavait ve keşfiyat ve tashihatı mücerrede üzerine berat verilmiş olduğu
rabian emniyeti umumiyeyi ve nizamı memleketi muhil ve âdap ve ahlâka ve kavanini
mevzuaya muhalif bulunduğu hamisen asıl ihtira olunduğu beyan olunan şeyin
gayri hakkında sahte bir nam ile hilekârane berat istihsal kılındığı sadisen
berata merbut tarifname ihtiran icrası için kâfi olmadığı veyahutsureti
istimalini mükemmelen ve hakikaten mutazammın bulunmadığı sabian 23 üncü madde
ahkâmına muhalif berat istihsal edildiği halde bu misillû beratlar münfesih ve
keenlemyekün addolunur ve işbu 26 ıncı maddenin 4 üncü fıkrasiyle 3 üncü
fıkrasında beyanolunan şeylerin imal veya füruhtundan terettüp edecek mücazat
başkaca icra kılınır ve re'sen verilmiş olan berata ait olmayan tadilât ve
ıslâhat ve ilâvat ve tasdiknameleri dahi hükümsüz kalır."
C- İtiraza Dayanak Yapılan Anayasa Kuralları
İtiraz yoluna başvuran Dairenin dayandığı Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
3- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
4- "MADDE 27.- Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.
Bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla düzenlenmesine engel değildir."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL'in katılmalarıyla 25.10.1994 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali istenilen Yasa kurallarıyla, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A- Yasa'nın Anlam ve Kapsamı
23.3.1879 günlü, İhtira Beratı Yasası, 1844 tarihli Fransız İhtira Beratı Yasası'ndan kimi değişiklikler yapılarak alınmıştır. Yasa'nın 1. ve 2. maddelerinde ihtira beratının tanımları ve nelere ihtira beratı verileceğini düzenlenmiş, 3. maddesinde ise eczacılığa ait bileşimler ile deva ve ilâçların berat korumasından yararlanamayacağı öngörülmüştür.
İhtira Beratı Yasası'nın 2. maddesine göre, bir buluşa berat
verilmesi için buluşun yeni, sınaî alana uygulanabilir olması ve yaratıcılık
özelliği taşıması gerekir. Bir buluşun bu nitelikleri taşıması üzerine idareye
başvurulur. Yapılan inceleme sonucunda ihtira beratı verilmesiyle, sahibi
"patentten doğan" tekel niteliğinde bir mutlak hakka sahip olur. Bu
hak, sahibine, patent konusu buluşun ekonomik olarak değerlendirilme tekelini
(5, 10 ya da 15 yıl) süreli olarak sağlar. Patent konusu buluşun üçüncü
kişilerce patent sahibinin izni olmadan üretilmesi, pazarlanması, piyasaya
sunulması, kullanılması, sayılan amaçlar için ithâl edilmesi ve üzerinde
zilyedlik tesis edilmesi yasaktır. Bu haktan üçüncü kişilerin yararlanabilmesi,
berat sahibinin bu hakkını devretmesi, rızasıyla kullanmaya yetkili kılınması
veya üçüncü kişiye böyle bir kullanımı tanımak zorunda kalması ile olanaklıdır.
Yasaya, ahlâka, kamu düzenine aykırı olan buluşlar (İhtira Beratı Yasası Madde
36) ile eczacılığa ait bileşimler, her çeşit deva ve ilaçlar (Madde 3) yenilik
ve sanayiye uygulanabilirlik niteliğini taşısa bile berat himayesinden
yararlanamaz.
Eczacılığa ilişkin bileşimlere ve ilâçlara ihtira beratı verilmeme
kuralına ilk olarak 1844 tarihli Fransız İhtira Beratı Yasası'nda
rastlanmaktadır. Gerekçesi, özetle, "toplum sağlığı konusunda, bir
patentin yeterliliği hakkında, gerçekte yetersiz ve hattâ tehlikeli olan ilâcın
iyileştirme gücü için güvence vermenin riskinden saf kişiler
korunmalıdır.." biçimindedir. Bu gerekçeyle ilâca berat verilmemesi kuralı
uzun yıllar, Türkiye dahil pek çok Avrupa ülkesi yasalarında yer almıştır.
Bugün dünyada Arjantin, Brezilya, Hindistan, Pakistan, Türkiye'de ilâca berat
koruması bulunmamaktadır. 27.6.1995 günlü, Resmî Gazete'de yayımlanan 24.6.1995
günlü, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 4. maddesi ile tıbbî ve
veteriner ilâç üretim usûlleri ve ürünlerine berat belgesi ile sağlanan
korumanın 1.1.2000 yılında başlayacağı, başlama tarihinin Bakanlar Kurulu
kararı ile beş yıl süreyle ertelenebileceği, tıbbîve veteriner ilâç ürünlerine
bu KHK kapsamındaki berat belgesi ile sağlanan korumanın 1.1.2005'de
başlayacağı kabûl edilmiştir.
İlâç sanayiini geliştirdikten, buluş yapacak düzeye geldikten sonra makûl bir geçiş süresi sonunda ilaçta patent koruması olmalıdır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Danıştay 10. Dairesi'nin kararında, İhtira Beratı Yasası'nın 3.
maddesindeki düzenleme ile, özellikle milletlerarası ilişkilerin günümüzde
ulaştığı boyut ve ilaç endüstrisinin geliştiği ülkelerdeki korumalar dikkate
alındığında tekelleşmeye ve fiyat artışlarına engel olunamadığı gibi farmakolojik
araştırmalar ve bu alandaki araştırma sonuçlarıyla elde edilecek ilerlemelerin
de önemli ölçüde engellendiği, kamu yararına aykırı hâle geldiği, aynı hukuksal
konumdaki kişiler arasında yalnızca ihtira konularının farklı olması nedeniyle
ayrım yapıldığı; böylece haklı bir sebebe dayanmaksızın eşitsizlik yaratıldığı
ve araştırma özgürlüğünün özünün zedelendiği, yasalar önünde eşitlik ilkesine
ve Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık oluşturulduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik, mutlak anlamda bir
eşitlik olmayıp, haklı nedenlerin varlığı durumunda farklı uygulamalara olanak
veren bir ilkedir. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara
bağlı olacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlardaki farklılık, hukuksal özellikler,
kimi kişiler ya da topluluklar ve kuruluşlar için değişik kuralları ve değişik
uygulamaları gerekli kılar. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme Anayasa'ya
aykırılıkoluşturur. Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanılarak değişik
kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Anayasa'da
amaçlanan eşitlik eylemli değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumların
aynı, ayrı hukuksal durumların ayrı kurallara bağlı tutulması Anayasa'nın
öngördüğü eşitlik ilkesine uygun düşer. Kişisel nitelikleri ve durumları aynı
olanlar arasında yasalara konulan kurallara değişik uygulamalar yapılmaz. Kamu
yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarak yasalarda farklı uygulamalar
getirilmesinde, eşitlik ilkesinin zedelendiği sonucu çıkarılmaz.
İhtira Beratı Yasası'na göre, yenilik özelliği taşıyan ve sanayiye uygulanabilen her türlü buluşa berat verilmesine karşın itiraz konusu kural uyarınca ilâca verilmemektedir. İlâcın, insan ve toplum sağlığı yönünden önemi tartışmasızdır. Kişi yararıyla toplum yararının karşılaştığı durumlarda toplum yararının üstün tutulması doğaldır. Toplum yararına dayanılarak ayrım yapılması eşitlik ilkesinden ayrılmanın haklı nedenidir.
Bu nedenlerle, Yasa'nın 3. maddesindeki itiraz konusu kural Anayasa'nın 10. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
İtiraz yoluna başvuran Danıştay 10. Dairesi İhtira Beratı Yasası'nın 1879 yılında düzenlendiğini, o tarihlerdeki toplum düzeyinde ilaca ihtira beratı verilmesinde kamu yararı bulunduğunu, şimdi ise Yasa'nın kamu yararını karşılayamadığını, buluş sahibinin zarar gördüğünü belirterek kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı nedeniyle iptalini istemiştir.
Anayasa'nın 2. maddesindeki "hukuk devleti" ilkesi
gereğince, yasama işlemlerinin kişisel yararları değil kamu yararını
gerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur. Bir kuralın Anayasa'ya aykırılık
sorunu çözümlenirken "kamu yararı" konusunda Anayasa Mahkemesi'nin
yapacağıinceleme yasanın yalnızca kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığını
araştırmaktır. Yasa ile kamu yararının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini
denetlemek anayasa yargısıyla bağdaşmaz. Çünkü, bir yasanın kamu yararını
gerçekleştirip, gerçekleştirmediği veya ülke gereksinimlerine uygun olup
olmadığı bir siyasî tercih sorunudur ve yasakoyucunun takdirine aittir. Bu
nedenle, Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık savı yerinde değildir. İptal
isteminin bu yönden de reddi gerekir.
Anayasa'nın 5. maddesinde, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamak Devletin güçleri arasında sayılmakta, 27. maddenin birinci fıkrasında ise "Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir." denilmektedir.
İlâca ihtira beratı verilemeyeceğine ilişkin kuralın Anayasa'nın 27. ve 5. maddeleriyle bir ilgisi bulunmamaktadır.
KARŞIOY
YAZISI
Esas Sayısı : 1994/77
Karar Sayısı : 1995/24
İhtira Beratını tanımlayan ve nelere verileceğini düzenleyen Yasa'nın 1. ve 2. maddelerinden sonra, eczacılığa ait bileşimler ile deva ve ilaçların berat korunmasından yararlanamayacağı 3. maddede belirtilmiştir. Bu hüküm eczacılıkla ilgili ve tedaviye yönelik her türlü ilaca ve üretim usulüne ihtira beratı verilmesini engellemektedir. İhtira Beratı Yasası ile sahibine belirli bir süre ile sınırlı olarak fikir eserlerinin sonuçları üzerinde hak tanınmakta, teknik bir eser meydana getiren yaratıcıya hukuk düzeni içinde gerekli koruma sağlanmaktadır.
Hukuk devletinde yasaların çıkarılması için kamu yararının bulunması zorunludur. Çıkarıldığında kamu yararına dayanan bir yasa sonradan koşulların değişmesi ile bu yararı karşılayamıyorsa Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olur. Kuralların fertler arasında mümkün olduğunca fırsat eşitliğini sağlaması gerekir.
Anayasa'nın 27. maddesi ile güvence altına alınan bilim ve sanat özgürlüğünün doğal sonucu araştırma neticesi ve buluşların korunmasıdır.
İnsanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli koşulların hazırlanması Devletin temel amaç ve görevi olduğu Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilmiştir.
Hukuksal açıdan kişisel nitelik ve durumları aynı olanlara yasalarla değişik uygulama getirilmesini ve ayrımı Anayasa'nın 10. maddesi engellemektedir.
İtiraz konusu kural haklı bir nedene dayanmaksızın fırsat eşitsizliği yaratıp, araştırma özgürlüğünün özünü zedeleyerek farmakolojik araştırmaları ve sonuçları ile elde edilecek ilerlemeleri büyük ölçüde engellediğinden kamu yararına aykırı hale gelmiştir.
Belirlenen nedenlerle, İhtira Beratı Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan "... terkibatı saydelaniyeye ve her nevi edviye ve mualecata ... dair layihalar için berat itası caiz olamaz." hükmünün Anayasa'nın 2., 5., 10., 27. ve 35. maddelerine aykırı olduğu kanısına vardığımdan, çoğunluğun itirazın reddine dair görüşüne katılmıyorum.
Başkan
Yekta Güngör
ÖZDEN
Başkanvekili
Yılmaz
ALİEFENDİOĞLU
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F.
TUNCEL
Üye
Selçuk
TÜZÜN
Anayasa Mahkemesi, E. 1994/77, K. 1995/24, 28 Haziran 1995 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası