İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1995/28 K.1996/2

sayılı "Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun"un Ek 2. maddesinin

Esas1995/28Karar1996/2Tarih18 Ocak 1996Okuma15 dk · 2.983 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
18 Ocak 1996
Esas Sayısı
1995/28
Karar Sayısı
1996/2
Karar Günü
18.1.1996
R.G. Tarih-Sayı
22.07.2000-24117
İtiraz yoluna başvuran
Hatay Ağır Ceza Mahkemesi
İtirazın konusu
7.1.1932 günlü, 1918
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.983 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

sayılı "Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun"un Ek 2. maddesinin

III numaralı fıkrasının birinci bendinin, Anayasa'nın 2., 7. ve 38. maddelerine

aykırılığı savı ile iptali istemidir.

I-OLAY

İthaline olanak bulunmayan otomobilin ithal edilmesi nedeniyle açılan davada Mahkeme, 1918 sayılı Yasa'nın Ek 2. maddesinin III numaralı fıkrasının birinci bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki savı ciddi bularak iptali istemi ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.

III-YASA METİNLERİ

A-İptali İstenen Yasa Kuralı

1918 sayılı "Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun"un ek 2. maddesinin III numaralı fıkrasının birinci bendi şöyledir:

"Gümrük Kanununun 19 ve 20 nci maddelerine dayanılarak çıkarılan hükümet kararlarına aykırı olarak herhangi bir madde ve eşyayı memlekete ithal edenler veya memleketten çıkaranlar veya bu fiillere teşebbüs edenler bir seneden beş seneye kadar hapis ve yüzbin liradan on milyon liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılırlar."

B- İlgili Yasa Kuralları

a- Gümrük Kanunu'nun İlgili Görülen Kuralları Şunlardır:

1- "Madde 19- 1. İç ve dış emniyetin sağlanması, halkın hayvanların, bitkilerin ve ürünlerin hastalıklardan korunması, tarih ve sanat eserlerinin memleketten çıkarılmasının önlenmesi maksadıyla veya malî ve iktisadî zaruretler halinde ve ülke çıkarları göz önünde bulundurularak; eşyanın giriş, çıkış, transit ve aktarma serbestliğini kısıtlamaya veya kaldırmaya; ithal edilecek gemilerin gümrük işleri ile ilgili özel hükümler koymaya,

2. Bu Kanunun 10 uncu maddesinin 7 nci fıkrasında belirtilen eşya ile ilgili muafiyetin kısmen veya tamamen kaldırılmasına veya bu eşyanın bir kısmına veya tamamına bu Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca tek ve maktu tarife uygulamaya,

Bakanlar Kurulu yetkilidir."

2- "Madde 20- "Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile ticaret andlaşması akdetmiyen veya akdedilmiş ticaret andlaşmalarını vaktinden evvel tek taraflı olarak kısmen veyahut tamamen hükümsüz bırakan, Türk kara, hava ve deniz nakil vasıtalarına karşı yasaklık ve kısıntı hükümleri koyan veya bunlar hakkında farklı işlemler uygulayan memleketlerin malları ile kara, hava ve deniz nakil vasıtalarına karşılık olmak üzere yasaklık ve kısıntılar koymaya ve farklı işlemler ve tarifeler tatbik etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir."

b- 1918 sayılı Kanun'un İlgili Görülen 27. Maddesi Şöyledir:

"Kaçakçılık suçu, kaçakçılık maksadıyla teşekkül vücuda getirenler ile idare edenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından işlenirse failler hakkında on seneden onbeş seneye kadar ağır hapis cezasına hükmolunur.

Birinci fıkradaki hal dışında iki veya daha fazla kimselerin toplu olarak kaçakçılık yapmaları halinde sekiz seneden oniki seneye kadar ağır hapis cezasına hükmolunur.

Birinci ve ikinci fıkralarda hükmolunacak ağır hapis cezasıyla beraber tekel maddeleri için CIF değeri ile birlikte hususî kanunlarındaki para cezaları veya resim tutarının, eşya kaçakçılığı için de gümrüklenmiş değerinin dört mislinden ve yasak eşya ve maddeler için de bunların değerinin altı mislinden aşağı olmamak üzere ağır para cezasına hükmolunur. Kaçak eşya ve maddeler de müsadere edilir.

(Ek : 5/6/1985 - 3217/4 md.) İkinci fıkranın uygulanmasını

gerektiren durumlarda; mal veya eşyanın özel kanunlarla veya (...)(2) ihracat

rejimi kararlarıyla memlekete ithal veya ihracı yasaklanmamış olmakla birlikte

gümrüklenmiş piyasa değerinin otuz milyon (beşyüzaltmışbeşmilyon) lirayı

geçmemesi ve tekele tabi maddelerden olmaması halinden, ikinci fıkradaki ağır

hapis cezasına hükmedilmeyip sadece üçüncü fıkraya göre ağır para cezasına ve

mal veya eşyanın müsaderesine karar verilir. Bu fıkradaki miktarı, Başbakanlık

Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yayınlanan "Toptan Eşya

Fiyatları Yıllık İndeksi"ndeki artışlar oranında artırmaya Bakanlar Kurulu

yetkilidir. Bu kararlar Resmi Gazete'de yayımlanır.

Eşya ve maddelerin müsadere edilememesi veya yasak eşya ve maddelerden sayılması veya bunlar için hususî kanunlarında para cezası tayin edilmemiş olması hallerinde hükmolunacak para cezasına bunların gümrüklenmiş piyasa değerinin dört misli ve yasak eşya ve maddeler için de bunların piyasa değerinin altı misli miktarınca meblâğ ilâve olunur.

Bu Kanunun 20, 25 ve 26 ncı maddeleriyle bu maddede yazılı suçların kaçakçılığın men, takip ve tahkikiyle mükellef memurlar tarafından işlenmesi veya işleyenlere yardım veya bilerek müsamaha edilmesi hallerinde mezkûr maddelerde yazılı olan cezalar bir misli ve bunlar haricinde kalan diğer memur ve müstahdemler tarafından işlenmesi halinde yarı nispetinde artırılır."

C- Dayanılan Anayasa Kuralları

İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa maddeleri şunlardır:

1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

2- "MADDE 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."

3- "MADDE 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.

Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.

Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

Ceza sorumluluğu şahsîdir.

Genel müsadere cezası verilemez.

İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.

Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet Necdet SEZER, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Nurettin TURAN'ın katılmalarıyla 27.6.1995 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen ve ilgili görülen yasa kuralları, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak yapılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Anlam ve Kapsam

7.1.1932 günlü, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun'un Ek 2. maddesinin III numaralı fıkrasının iptali istenen birinci bendine göre, Gümrük Kanununun 19 ve 20 nci maddelerine dayanılarak çıkarılan hükümet kararlarına aykırı olarak herhangi bir madde ve eşyayı memlekete ithal edenler veya memleketten çıkaranlar veya bu fiillere teşebbüs edenler bir seneden beş seneye kadar hapis ve yüzbin liradan on milyon liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılırlar.

Gümrük Yasası'nın 19. maddesinde, kimi nedenlerle yurt dışından

gelecek eşyanın giriş, çıkış, transit ve aktarma serbestliğini kısıtlama veya

kaldırma, kimi eşyalarla ilgili özel hükümler koyma, yasada belirtilen

eşyalarla ilgili muafiyeti kısmen veya tamamen kaldırma veya tek ve maktu

tarife uygulama konularında Bakanlar Kurulu'na yetki verilmektedir. Yasa'nın

20. maddesinde ise, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile ticaret andlaşması yapan

veya yapılmış olan andlaşmayı süresinden önce tek taraflı olarak kısmen

veya tamamen hükümsüz bırakan, Türk kara, hava ve deniz ulaşım araçlarına karşı

yasak ve kısıntı koyan veya farklı işlemler uygulayan ülkelere karşılık olmak üzere,

yasak ve kısıntılar koyma ve farklı işlem ve tarife uygulama konularında

Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.

İptali istenen kuralda da, Gümrük Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddelerine dayanılarak Bakanlar Kurulu'nca çıkarılan kararnamelere aykırı olarak herhangi bir madde veya eşyayı ülkeye ithal edenler ve ülkeden çıkaranlarla bu eylemlere teşebbüs edenlere verilecek cezalar gösterilmektedir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1- Anayasa'nın 38. Maddesi Yönünden İnceleme

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Anayasa'daki "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca suçların her yönü ile Yasa'da saptanması gerektiğini, bu nedenle yürütmenin düzenleyici işlemleri ile suç oluşturulmasına olanak sağlayan itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, "Kimse kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz" denilerek "suçun yasallığı", üçüncü fıkrasında da, "ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur" denilerek, "Cezanın yasallığı" ilkesi getirilmiştir. Bu ilkeler hukuk devletinin önde gelen unsurlarındandır.

Anayasa'nın 91. maddesinde TBMM'nce Bakanlar Kurulu'na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilirken KHK ile düzenlenemeyecek konular da sayılmaktadır. Anayasa'nın "suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlığını taşıyan 38. maddesi de, bu yasak kapsamına girmektedir. Bu durumda suç ve cezaların KHK'lerle oluşturulmasına izin verilmediği halde, çıkarılmaları KHK'lere göre çok daha kolay olan idarî düzenlemelerle kimi eylemlerin suç sayılması düşünülemez.

Anayasa'da öngörülen suçta ve cezada yasallık ilkesi, özgürlük ve insan haklarının gelişerek bireyin öne çıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 38., Türk Ceza Kanunu'nun 1. maddesinde yer alan "Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi", hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yasada gösterilmesini, kuralın "açık", "anlaşılır" ve "sınırlarının belli olması"nı zorunlu kılmaktadır. Bu ilke, kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanmakta, böylece temel hak ve özgürlükler güvence altına alınmaktadır.

İtiraz konusu kuralla, Bakanlar Kurulu'nca Gümrük Kanunu'nun 19. ve 20. maddelerine dayanılarak çıkarılan kararlara aykırı olarak bir eşyanın yurda ithali yasaklanmaktadır. Böylece, Bakanlar Kurulu kararıyla suç oluşturulmaktadır. Bu nedenle kural, Anayasa'nın 38. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

2- Anayasa'nın 2. ve 7. Maddeleri Yönünden İnceleme

Mahkeme, itiraz konusu kuralla uygulanmasında bir malın ithalinin yasaklanması ya da bu kapsamdan çıkarılması hususunda idareye verilen yetkiyle suç oluşmasına olanak tanındığını, bunun da yasama yetkisinin devri anlamına geldiğini, suçların ancak yasa ile konulup kaldırılabileceğini, bu nedenle Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

Anayasa'nın 7. maddesinde, "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." denilmektedir.

Buna göre, Anayasa'da yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında, yürütme organına yasalarla düzenlenmemiş bir alanda genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Ayrıca, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının Anayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkelerin konulması, çerçevenin çizilmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın bırakılmaması gerekir.

Anayasa'nın 38. maddesindeki "kanunsuz suç olmaz" ilkesi gereğince hangi eylemin suç sayılacağının yasa ile belirlenmesi zorunludur. İtiraz konusu kuralla kimi malların ithali konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verilerek idarî düzenlemelerle suç oluşturulmasına olanak tanınması yetki devri niteliğinde olduğundan Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Güven DİNÇER, Yalçın ACARGÜN, Lütfi F. TUNCEL ile Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşlere katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI-SONUÇ

A- 7.1.1932 günlü, 1918 sayılı "Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun"un Ek 2. maddesinin sınırlama kararı uyarınca incelenen III numaralı fıkrasının birinci bendinin "Gümrük Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak çıkarılan hükümet kararlarına aykırı olarak herhangi bir eşyayı memlekete ithal edenler" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Güven DİNÇER, Yalçın ACARGÜN, Lütfi F. TUNCEL ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- İptal kararıyla doğan hukuksal boşluk kamu yararını bozacak nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü, 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince kararın, Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE, 18.1.1996 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

İptali istenen Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun'un Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci bendi hükmüne göre, "Gümrük Kanununun 19. ve 20. maddelerine dayanılarak çıkarılan hükümet kararlarına aykırı olarak herhangi bir madde ve eşyayı memlekete ithal edenler veya memleketten çıkaranlar veya bu fiillere teşebbüs edenler ... cezalandırılırlar".

İtiraz yoluna başvuran Mahkemece bu hükmün Anayasa'nın 38. maddesinde suç ve cezaların yasayla konulması gerektiği yolunda yer alan ilkeye, "Anayasa'nın 7. maddesindeki yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine ve Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğunu belirten Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

Hangi hareketlerin suç oluşturacağını ve suçlulara uygulanacak cezaların yasayla konulup, kaldırılması ve değiştirilmesi şeklinde kısaca tanımlanabilecek olan suç ve cezaların yasallığı ilkesi çağdaş ceza hukukunun temel ilkelerinden biridir. Bu konuda herhangi bir şüphe ve tereddüte yer yoktur. İnsanlık tarihi içinde hükümdarların ve yöneticilerin keyfi ceza uygulamalarından büyük acılar çekilmiş, milyonlarca insan çektiği onca acıdan ve uğranılan haksızlıktan sonra insanlığın kazanımı olan bu ilkenin titizlikle korunması gerektiği konusunda herhangi bir şüpheye yer yoktur.

İncelenen kuralın suç ve cezaların yasallığı ilkesine, dolayısıyle Anayasa'nın 38. maddesine uygun olup olmadığı konusuna gelince:

İtirazen iptali istenen kural suç teşkil eden eylemi ve cezasını tayin etmektedir. 1918 sayılı Yasa'nın Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci bendindeki suçun cezası açıkça gösterilmiş olup bu yönde, yani cezaların yasayla konulması gerektiği yönünden Anayasa'ya aykırılıktan söz edilemez. Suçların yasallığı ilkesi yönünden ise anılan hükümle hangi eylemin suç teşkil ettiği açıkça belirtilmiş olup bu suçun maddî unsurları yasayla belirlenmiş bulunmaktadır. Madde ile cezalandırılması öngörülen suçun maddî unsurları şu şekilde sıralanabilir:

- Gümrük Kanununun 19 ve 20. maddelerine dayanılarak çıkarılan hükümet kararlarına aykırı olarak,

- Herhangi bir maddeyi veya eşyayı ithal veya memleket dışına çıkarmak.

Suçun maddî unsurları bu şekilde yasayla belirlenmiş bulunmakla beraber madde ceza tehdidi altına aldığı hükümet kararlarına aykırı davranma eyleminin hangi hükümet kararlarına karşı olduğunu da açıkça göstermiş ve bunların Gümrük Kanununun 19. ve 20. maddelerine dayanılarak çıkarılan hükümet kararları olduğunu belirlemiş bulunmaktadır.

Gümrük Kanunu'nun 19. maddesine göre '1. İç ve dış emniyetin sağlanması, halkın, hayvanların, bitkilerin ve ürünlerin hastalıklardan korunması, tarih ve sanat eserlerinin memleketten çıkartılmasının önlenmesi maksadıyla veya malî ve iktisadî zaruretler halinde ve ülke çıkarları gözönünde bulundurularak; eşyanın giriş, çıkış, transit ve aktarma serbestliğini kısıtlamaya veya kaldırmaya; ithal edilecek gemilerin gümrük işlemleri ile ilgili özel hükümler koymaya,

2. Bu Kanunun 10. maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen eşya ile ilgili muafiyetin kısmen veya tamamen kaldırılmasına veya bu eşyanın bir kısmına veya tamamen bu Kanunun 6. maddesi uyarınca tek ve maktu tarife uygulamaya,

Bakanlar Kurulu yetkilidir."

Aynı Kanunun 20. maddesine göre ise;

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile ticaret andlaşması akdetmiyen veya akdedilmiş ticaret antlaşmalarını vaktinden evvel tek taraflı olarak kısmen veyahut tamamen hükümsüz bırakan, Türk kara, hava ve deniz nakil vasıtalarına karşı yasaklık ve kısıntı hükümleri koyan veya bunlar hakkında farklı işlemler uygulayan memleketlerin malların ile kara, hava ve deniz nakil vasıtalarına karşılık olmak üzere yasaklık ve kısıntılar koymaya ve farklı işlemler ve tarifeler tatbik etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

İşte iptali istenen yasa kuralı ile bu iki yasa maddesine dayanılarak çıkarılan hükümet kararlarına aykırı davranmak cezalandırılmaktadır. Bu şekilde bir düzenlemeyle yasa koyucunun yasayla belirlemesi gereken suçları Bakanlar Kurulu'nun düzenlemesine bıraktığı, böylece hem Anayasa'nın 38. maddesindeki suçların yasallığı, hem yasama yetkisinin devredilmezliğini öngören Anayasa'nın 7. ve Devletin bir hukuk devleti olduğunu belirten Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık oluştuğu kabul edilemez.

Gümrük Kanunu'nun 19. ve 20. maddeleri toplumun iç ve dış

güvenliğini ve hayati çıkarlarını koruyabilmek için alınması gereken tedbirler

konusunda hükümete yetki vermekte olup bu konuların yani hükümet tarafından

anılan maddelere dayanılarak konulan kısıtlama ve yasakların Anayasa'ya ve

yasalara toptancı bir yaklaşımla aykırı olduğundan söz edilemez. Bu kararlarda

yasaya ve Anayasa'ya aykırılık bahis konusu ise idarenin her türlü eylem ve

işleminin yargı denetimine tabi olduğu yolundaki Anayasa kuralı karşısında

böyle kararların ortadan kaldırılabileceği doğaldır. Anayasa'ya ve yasalara

uygun olarak ve kamu yararı mülahazalarıyla konulan yasakların bir yaptırımın

olmaması düşünülemez. Yaptırımsız bir kuralın hukuk kuralı olduğu da

söylenemez. Gümrük Kanunu'nun 19. ve 20. maddelerinde sayılan ve her biri ülke

çıkarları ile ilgili bulunan hallerin vukuunda ivedi tedbirler almak gerektiği

de yadsınamaz. Esasen gümrük mevzuatının mahiyeti ve tüm demokratik ülkelerdeki

uygulamaları da bütün bu tedbirlerin yasayla alınmasına olanak

bulunmadığını açıkça göstermektedir. Örneğin, anılan yasa kuralları insan ve

hayvan sağlığının korunması için eşya ve malların giriş-çıkışlarını kısıtlamaya

veya kaldırmaya hükümete yetki vermektedir. Komşu bir ülkede meydana gelen

insan veya hayvan varlığımızı tehlikeye düşüren bir salgın hastalığın

ortaya çıkması durumunda ne yapılacaktır. Elbetteki yasanın verdiği yetkiye

dayanılarak hükümetçe gerekli yasaklamaya veya kısıtlamalar getirilecektir.

Getirilen bu yasak ve kısıtlamalar bir yaptırımla desteklenmediği takdirde

alınan tedbirlerden beklenen kamu yararının sağlanması olanaksız kalacak,

ülkenin hayati çıkarları ve geleceği tehlikeye atılacaktır. Türk Devletinin ve

ulusunun geleceğini tehlikeye atabilecek hiçbir mülahaza anayasal himayeye

mazhar olamaz. Esasen Anayasa'nın başlangıç kısmında bu husus açıkça

belirtilmektedir. Gümrük mevzuatında yapılacak düzenlemenin bu konulacak suç ve

cezaların bu şekilde Anayasa'ya aykırı olmadığı kanaatimizce açıkça ortada

olmakla birlikte alınacak tedbirlerin başka türlü düzenlenmesi de olanaklı

değildir. Dünyadaki geçmiş ve bugünkü uygulamalar da bunu göstermektedir. Başka

türlü düzenlenmesine olanak bulunmayan ve açıklanan nedenlerden de Anayasa'ya

aykırı bulunmayan yasa hükmünün iptali isteminin reddine karar verilmesi

gerekirken, sınırlama kararındaki biçimiyle kısmen iptaline karar verilmesi

yolunda oluşan çoğunluk görüşüne karşıyız.

Başkan

Yekta Güngör

ÖZDEN

Başkanvekili

Güven DİNÇER

Üye

Ahmet N. SEZER

Üye

Samia AKBULUT

Üye

Haşim KILIÇ

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Mustafa BUMİN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Lütfi F.

TUNCEL

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

KARŞIOY

YAZISI

7.1.1932 günlü, 1918 sayılı "Kaçakçılığın Men ve Takibine

Dair Kanun"un Ek 2. maddesinin III numaralı fıkrasının itiraz konusu

birinci bendinde, Gümrük Kanununun 19 ve 20 nci maddelerine dayanılarak

çıkarılan hükümet kararlarına aykırı olarak herhangi bir madde ve eşyayı

memlekete ithal edenlerin veya memleketten çıkaranların veya bu fiillere

teşebbüs edenlerin bir seneden beş seneye kadar hapis ve yüzbin liradan on

milyon liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılacakları belirtilmiştir.

Gümrük Kanunu'nun 19. ve 20. maddelerinde de bir malın ithalinin

yasaklanması veya kapsamdan çıkarılması ile kimi yabancı ülke uygulamalarına

karşılık yasak ve kısıntı koyma veya farklı işlem ve tarife uygulama

konularında Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.

Anayasa'nın 7. maddesine göre, "Yasama yetkisi Türk Milleti

adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez". Anayasa

Mahkemesi'nin birçok kararında belirtildiği gibi bu kural uyarınca Yasama

organı, herhangi bir alanı anayasal sınırlar içinde düzenleyebilir. Kişinin ve

toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmekle görevli olan devlet,

gerektiğinde demokratik hukuk devleti kurallarından ayrılmamak ve temel hak ve

özgürlükleri zedelememek koşuluyla ekonomik alanda düzenlemeler yapabilir.

Ancak, ekonomik olayların niteliğine, zamanın gereklerine göre sık sık değişik

önlemler alınmasına veya alınan önlemlerin kaldırılmasına ve yerine göre tekrar

konulmasına gerek görülen durumlarda, yasama organının, yapısı bakımından ağır

işlemesi ve günlük olayları izleyerek zamanında önlemler almasının güçlüğü

karşısında temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve idare tekniğine

ilişkin hususların düzenlenmesi için yürütme organını görevlendirmesi de yasama

yetkisinin kullanılmasıdır. Bu gibi durumlar, yasama yetkisinin devri anlamına

gelmez.

İtiraz konusu kuralla yasakoyucu yürütmenin hangi düzenleyici işlemlerine aykırı eylemin suç sayılacağını açıklamıştır. Bu nedenle, Anayasa'nın 7. maddesine aykırılıktan söz edilemez.

Öte yandan, Türk Ceza Yasası'nın 1. maddesinde, Anayasa'nın 38. maddesine koşut olarak düzenlenen, "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi, yasa tarafından, ne tür eylemlerin suç sayılacağının hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesini ve buna göre de cezanın yasayla belirlenmesini gerektirir. Suç sayılan eylemleri ve bunların cezalarını önceden bilmesi kişinin temel hak ve özgürlüklerinin güvencesidir.

Sınırlama kararı uyarınca, itiraz konusu kurala göre suçun yasal unsuru Gümrük Kanunu'nun 19. ve 20. maddelerine dayanılarak çıkarılan hükümet kararlarına aykırı olarak herhangi bir madde veya eşyanın yurda ithalidir. Bu nedenle, suçun yasallığı ilkesine aykırılık yoktur.

Anayasa Mahkemesi kararlarına göre yasakoyucu tarafından suçun unsurları saptandıktan ve suç oluşturan eylem ve cezası yasada açıkça belirtildikten sonra ayrıntılarla uzmanlık ve yönetim tekniğine ilişkin konuların düzenlenmesi için yürütmeye yetki verilmesi, kararla suç oluşturma anlamına gelmez ve yasallık ilkesi de zedelenmez. Kaldı ki, Bakanlar Kurulu kararı daha önce Resmî Gazete'de yayımlanarak kişilere hangi eylemlerin yasaklandığı duyurulmakta ve böylece kişinin güvencesi sağlanmaktadır. İtiraz konusu kuralla, ceza da yasa ile gösterildiğinden kararname ile suç oluşturulması söz konusu değildir. Bu durumda kuralın Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu kabul edilemez.

Açıklanan nedenlerle, kuralın iptali yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Lütfi F.

TUNCEL

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Anayasa Mahkemesi, E. 1995/28, K. 1996/2, 18 Ocak 1996 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. III numaralı fıkrasının birinci bendinin, Anayasa'nın 2., 7. ve 38. maddelerine
  4. I-olay
  5. Iıı-yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Karşıoy
  9. Yazısı
  10. Özden
  11. Tuncel
  12. Kantarcıoğlu
  13. Karşıoy
  14. Yazısı
  15. Tuncel
  16. Kantarcıoğlu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1995/28
Karar No
1996/2
Tarih
18 Ocak 1996

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1995/55 K.1996/1
  • AYM Norm Denetimi E.1995/20 K.1996/4
  • AYM Norm Denetimi E.1995/25 K.1996/5
  • AYM Norm Denetimi E.1996/6 K.1996/6
  • AYM Norm Denetimi E.1995/38 K.1996/7
  • AYM Norm Denetimi E.1996/3 K.1996/3

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.