İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1997/3 K.1997/2

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin 6. maddesi ile değiştirilen 3143 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'nın Başlangıç'ının 3. paragrafı ile 2., 6. ve 91. maddelerine aykırılığı savıyla iptali…

Esas1997/3Karar1997/2Tarih15 Ocak 1997Okuma16 dk · 3.277 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
15 Ocak 1997
Esas Sayısı
1997/3
Karar Sayısı
1997/2
Karar Günü
15.1.1997
R.G. Tarih-Sayı
17.10.1997-23143
İtiraz yoluna başvuran
Danıştay Beşinci Dairesi
İtirazın konusu
494 sayılı "3143 ve 657 Sayılı Kanunlarda
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.277 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin 6. maddesi ile değiştirilen 3143 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'nın Başlangıç'ının 3. paragrafı ile 2., 6. ve 91. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

"Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğü"nün kimi maddelerinin iptali istemiyle açılan davada, Tüzüğün dayanağı olan ve 494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesi ile değiştirilen 3143 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin, Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Danıştay 5. Dairesi iptali için başvuruda bulunmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Kural

494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesiyle değiştirilen 3143 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesi şöyledir :

"Teftiş Kurulu, Teftiş Kurulu Başkanının yönetiminde Sanayi Müfettişleri ile Ticaret Müfettişlerinden oluşur ve Bakanın emri veya onayı üzerine, Bakan adına aşağıdaki görevleri yapar."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :

1- "Başlangıç

Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve 0'nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."

2- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

3- "MADDE 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.

Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz."

4- "MADDE 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.

Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.

Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.

Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğu veya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.

Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.

Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür.

Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ, YALÇIN ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL ve Fulya KANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla 15.1.1997 günü yapılan toplantıda, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptali istenilen Kanun Hükmünde Kararname kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Sınırlama Sorunu

Danıştay Beşinci Dairesi'nin bakmakta olduğu dava, "Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğü"nün Bakanlık teftiş kurulunun "Sanayi Müfettişleri" ve "Ticaret Müfettişleri"nden oluştuğunu belirten kimi maddelerinin iptaline ilişkindir. Bu nedenle, 3143 sayılı Yasa'nın 494 sayılı KHK ile değişik 18. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu birinci tümcesinin esasına ilişkin incelemenin "...Sanayi Müfettişleri ile Ticaret Müfettişlerinden oluşur..." sözcükleri ile sınırlı olarak yapılmasına Yekta Güngör ÖZDEN, Selçuk TÜZÜN, Yalçın ACARGÜN, Ali HÜNER ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1- Kanun Hükmünde Kararname Hakkında Genel Açıklama

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kurumu, 22.9.1971 günlü ve 1988 sayılı Yasa ile 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde yapılan değişiklik sonucu hukukumuza girmiştir. Bu değişikliğin gerekçesinde, "Parlamenter rejimlerde, kanun yapmanın belli usullere uyulmak zorunluluğu sebebiyle zaman aldığı ve gecikmeler meydana getirdiği bir gerçektir. Değişen iktisadî ve sosyal şartların gereği olarak bazı hukuk kurallarının bu usuller dışında yürürlüğe konulabilmesi çağdaş devlet anlayışının tabiî sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Anayasa'nın 5. maddesi hükmünün prensibini bozmamak ve her halde önceden yasama meclislerince esasları bir kanunla tesbit olunan sınırlar içerisinde kalmak kaydıyla hükümete KHK'ler çıkarma yetkisinin verilmesi ve bu yetkiyi düzenleyen hükmün T.B.M.M.nin genel olarak görev ve yetkilerini belirleyen 64. maddesine eklenmesi uygun görülmüştür" denilmektedir.

KHK'ler, temelde 1961 Anayasası'ndan çok farklı olmamakla birlikte, 1982 Anayasası'nın 91. maddesinde kimi yeniliklerle ve fakat benzer gerekçelerle düzenlenmiştir. Böylece, hem yürütme organını güçlendirmek hem de değişen ekonomik ve sosyal durumların ortaya çıkaracağı sorunlara ivedi çözümler bulmak amacına ulaşılmak istenilmiştir.

Olağan durumlar için çıkarılan KHK'lerin mutlaka bir yetki

yasasına dayanması zorunludur. Yetki yasasının içeriği ve öğeleri Anayasa'nın

91. maddesinde belirlenmiştir. 87. maddede ise Bakanlar Kurulu'na "belli

konularda" KHK çıkarma yetkisi vermek TBMM'nin görev ve yetkileri arasında

sayılmıştır. Bakanlar Kurulu'nun belli bir konuda KHK çıkarabilmesi için

öncelikle TBMM tarafından kendisine bu konuda yasa ile bir yetkinin verilmiş

olması gerekir. Bakanlar Kurulu, bir yasa ile önceden yetkilendirilmedikçe,

kendiliğinden KHK çıkartamaz. Yasa ile verilen yetkiye dayanılarak çıkartılan

KHK, yürürlükteki yasa hükümlerini kaldırabilmekte ve değiştirebilmekte, başka

bir anlatımla yasanın hukuksal gücüne sahip bulunmaktadır. Yasama yetkisinin

"kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak" öğelerini içerdiği

kuşkusuzdur. KHK'lerle yasa hükümleri kaldırabileceği, değiştirebileceği gibi

yeni kurallar da getirilebilir.

Anayasa'da öngörüldüğü biçimi ile KHK'ler yapısal (organik-uzvî)

bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönden ise yasama işlemi

niteliğindedir. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi, verdiği KHK çıkarma

yetkisini yasa ile her zaman geri alabileceği gibi kendisine sunulan KHK'leri

aynen kabul etmek ya da reddetmek zorunda da olmayıp,dilediğinde değiştirerek

de kabul edebilir. Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin verilmesi, yasayla

düzenlenmesi gereken konuların yasama alanından çıkarılıp yürütme organının düzenleme

alanına sokulması sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma

yetkisinin verilmiş olması Anayasa'nın 7. maddesinde öngörülen "Yasama

yetkisinin devredilmezliği" ilkesini ortadan kaldırmaz.

Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarabilme yetkisi veren yasada yer alması

zorunlu öğeler, Anayasa'nın bu konuya ilişkin 91. maddesinin ikinci fıkrasında

gösterilmiştir. Buna göre, "Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde

kararnamenin amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde

birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir". Bundan

anlaşılacağı gibi yetki yasasında, yürürlüğe konulacak KHK'nin amacının,

kapsamının, ilkelerinin, kullanma süresinin ve bu süre içinde birden çok

kararname yürürlüğe konulup konulamayacağının belirtilmesi gerekir. Bakanlar

Kurulu'na verilen yetki, yasada öngörülen amaç, ilke, kapsam ve süre ile

sınırlı ve türevsel bir yetkidir. Yetki yasasında, Anayasa'da belirlenen

öğelerin belli bir içeriğe kavuşturularak somutlaştırılması gerekir.

Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin "belli

konularda" verilebileceği 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde açıkça

belirtilmesine karşın, 1982 Anayasası'nın yetki yasasında bulunması gereken

öğeleri gösteren 91. maddesinde, bu koşula yer verilmemiştir. Ancak, 1982

Anayasası'nın 87. maddesinde "... Bakanlar Kuruluna belli konularda Kanun

Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek..." TBMM'nin görev ve yetkileri

arasında sayılmış bulunmaktadır. Bu nedenle, 91. maddede "belli

konularda" ifadesinin yer almaması bir noksanlık sayılamaz. Çünkü, 87.

maddede, Bakanlar Kurulu'na verilecek KHK çıkarma yetkisinin ancak belli

konularda olabileceği açıkça gösterilmektedir. Bu durumda, Türkiye Büyük Millet

Meclisi, Bakanlar Kurulu'na ancak belli konularda KHK çıkarma yetkisi

verebilir; her konuyu kapsayacak biçimde yetki veremez. KHK'nin konusunun yetki

yasasında belirlenmesi zorunludur. Yetki, somutlaştırılmış belirli bir konuda

verilmeli, sınırları belirsiz olmamalıdır. KHK'nin konusu da yetki yasasında

belirlenen çerçevenin dışına çıkamaz. KHK'nin yetki yasasında belirtilen amaç,

kapsam ve ilkelere de uygun olması zorunludur. Verilen yetkinin konusunun

yasada gösterilmesi zorunluluğunun bu yasaya dayanılarak yürürlüğe konulan

KHK'lerin yetki yasası kapsamı içinde kalıp kalmadıklarının hem yargısal, hem

de siyasal denetimlerinde büyük bir önemi vardır. Yetki Yasası'nın kapsamı

dışında yürürlüğe konulan veya yasada öngörülmeyen bir konuda düzenleme yapılan

bir KHK'nin Anayasa'ya aykırı olacağı kuşkusuzdur.

Anayasa'da kimi konuların KHK'lerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır.

91. maddenin birinci fıkrasında, "Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar

Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak, sıkıyönetim

ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa'nın ikinci kısmının birinci ve

ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile

dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde

kararnamelerle düzenlenemez" denilmektedir. Buna göre, Anayasa'da

KHK'lerle düzenlenemeyeceği belirlenen konularda TBMM tarafından Bakanlar

Kurulu'na yetki verilmesi olanaksızdır. Verilen yetkinin konusunun belli

olmasının, Anayasa'nın 91. maddesindeki "yetki verilemeyecek

konular"ı da kapsayıp kapsamadığının belirlenebilmesi yönünden de önemi

büyüktür.

Bu nedenlerle, Bakanlar Kurulu'nun hangi konularda

KHK çıkarabileceği, yetki yasasında açıkça belirtilmeli ve verilen yetki

konu yönünden mutlaka belirgin olmalıdır. Anayasa'nın 91. maddesine göre, Yetki

Yasası'nda çıkarılacak KHK'nin "amacı", "kapsamı" ve

"ilkeleri"nin de belirtilmesi gerekir. Amaç, Bakanlar Kurulu'nun

kendisine verilen yetki ile neleri gerçekleştirmesinin istendiğini

belirlediğinden yetki yasasında KHK'nin amacı da somut olarak açıklanmalıdır.

KHK'nin amacı ve kapsamı da konusu gibi geniş içerikli her yöne çekilebilecek

biçimde genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişik yorumlamaya elverişli

olmamalıdır. KHK'nin yetki yasasında gösterilen amaç ve kapsam doğrultusunda,

verilen ilkelere uygun, çıkarılıp çıkarılmadığının saptanması hem yargısal hem

de siyasal denetim yönünden zorunludur. KHK, yasada gösterilen amacın dışında

yürürlüğe konulmuş, yetkinin kapsamını aşıyor veya ilkelere uygun değilse

bunlar KHK'yi yetki yasasına ve dolayısıyla Anayasa'ya aykırı düşürür.

Anayasa'ya göre, yetki yasasında, Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin süresinin de gösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkilerini çok uzun bir süre yürütme organına vermekten alıkoymaktadır. Yasada öngörülen sürenin bitiminden sonra çıkarılan KHK'nin Anayasa'ya aykırı düşeceği kuşkusuzdur. Ancak, yetki süresi içerisinde çıkarılmış olan KHK'ler, yasadaki sürenin bitiminden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce onaylanmış olmasalar da geçerliliklerini korurlar.

2- KHK'nin Yargısal Denetimi

Anayasa'nın 91. maddesinde, "Kararnameler, Resmî Gazete'de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelik ve ivedilikle görüşülür" denilmektedir. öncelik ve ivedilik koşuluyla, yetki yasalarının gecikmeden çıkarılabilmesi ve çıkarıldıktan sonra da yürürlüğe konulan KHK'lerin aynı biçimde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde karara bağlanması istenilmiştir.

Anayasa'da, KHK'lerin siyasal denetimi yanında yargısal denetimi

de öngörülmüştür. KHK'ler, işlevsel (fonksiyonel) yönden yasama işlemi

niteliğinde olduklarından bunların yargısal denetimlerinin yapılması görev ve

yetkisi de Anayasa Mahkemesi'ne verilmiştir. Yargısal denetimde KHK'nin,

öncelikle, yetki yasasına sonra da Anayasa'ya uygunluğu sorunlarının

çözümlenmesi gerekir. Hernekadar, Anayasa'nın 148. maddesinde KHK'lerin yetki

yasalarına uygunluğunun denetlemesinden değil yalnızca Anayasa'ya biçim ve esas

bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de, Anayasa'ya

uygunluk denetiminin içerisine öncelikle KHK'nin yetki yasasına uygunluğunun

denetimi girer. Çünkü, Anayasa'da, Bakanlar Kuruluna ancak yetki yasasında

belirtilen sınırlar içerisinde KHK çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür.

Yetkinin dışına çıkılması, KHK'yi Anayasa'ya aykırı duruma getirir. Böylece,

KHK'nin yetki yasasına aykırı olması Anayasa'ya aykırı olması ile özdeşleşir.

Olağanüstü Hal KHK'leri dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa'dan (mad. 121) alırlar. Bu tür KHK'lerin bir yetki yasasına dayanması gerekli değildir. Buna karşın, olağan KHK'lerin bir yetki yasasına dayanması zorunludur. Bu tür KHK'ler, yasa gücünü, dayandıkları yetki yasasından alırlar. Bu nedenle, KHK'ler ile dayandıkları yetki yasası arasında çok sıkı bir bağ vardır.

Yetki Yasası, KHK ve KHK'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce

aynen ya da değiştirilerek kabulü, birbirlerinden bağımsız işlemler olmayıp

Anayasa'da öngörülen bir sürecin değişik aşamalarıdır. KHK'nin yetki yasası ile

olan bağı, KHK'yi aynen ya da değiştirerek kabul eden yasa ile kesilir. Bu

yasa, KHK'yi kendi bünyesine alarak genel anlamda bir yasa niteliğine

dönüştürür. KHK, yasa gücünü, dayandığı yetki yasası ile konulan esaslara

uygunluğu ve yetki yasasının da Anayasa'ya uygunluğu varsayıldığı için

kazanmaktadır. Yetki yasasının iptaline karar verilmesi durumunda, bu varsayım

gerçekleşmediğinden, bu yasaya dayanılarak çıkartılan KHK Anayasal dayanaktan

yoksun kalır. Bu durumda KHK, Anayasa'nın uygun gördüğü ölçünün ötesinde

verilen bir yetkinin kullanılması sonucu çıkartılmış olması nedeniyle

Anayasa'ya aykırılık oluşturur.

KHK'nin Anayasa'ya uygun bir yetki yasasına dayanması, geçerliliğin ön koşuludur. Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan veya dayandığı yetki yasası iptal edilen bir KHK'nin kuralları, içerikleri yönünden Anayasa'ya aykırılık oluşturmasalar bile, Anayasa'ya uygunluğundan söz edilemez.

KHK'lerin Anayasa'ya uygunluk denetimleri, yasaların denetimlerinden farklıdır. Anayasa'nın 11. maddesinde, "Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz" denilmektedir. Bu nedenle, yasaların denetiminde, onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. KHK'ler ise konu, amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem de Anayasa'ya uygun olmak zorundadırlar.

KHK'lerin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş bir yetki yasasına uygun olup olmadığının incelenmesi ise denetimi anlamsız kılar. Çünkü, Anayasa'ya uygunluk denetiminde dayanak, Anayasa'dır. Yasa, yasaya göre değil, Anayasa'ya göre denetlenir. Ayrıca, Anayasa'ya aykırı bir yetki yasasına dayanılarak çıkartılan KHK'lerin Anayasa'ya uygun görülmesi olanaksızdır.

Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan, yetki yasasının kapsamı dışında kalan, dayandığı yetki yasası iptal edilen KHK'lerin anayasal konumları birbirinden farksızdır. Böyle durumlarda, KHK'ler anayasal dayanaktan yoksun bulunduklarından içerikleri Anayasa'ya aykırı bulunmasa bile dava açıldığında iptalleri gerekir.

Bu nedenlerle, iptaline karar verilen bir yetki yasasına dayanılarak çıkarılan KHK'lerin, Anayasa'nın Başlangıç'ındaki "Hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı", 2. maddesindeki "Hukuk devleti" ilkeleriyle 6. maddesindeki "Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" kuralı ve KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91. maddesiyle bağdaştırılmaları olanaksızdır.

3- 494 sayılı KHK'nin İtiraz Konusu Kuralının Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu

İtiraz konusu kuralı içeren 494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 24.6.1993 günlü, 3911 sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkartılmıştır. KHK'nin dayandığı 3911 sayılı Yetki Yasası Anayasa Mahkemesi'nin 16.9.1993 günlü, Esas 1993/26, Karar 1993/28 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Böylece, 494 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksun kalmıştır.

KHK'lerin yargısal denetim bölümünde açıklanan nedenlerle, Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilen 3911 sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkarılmış bulunan 494 sayılı KHK, Anayasa'nın Başlangıç'ında yer alan kayıtsız şartsız Türk Milleti'nin olan egemenliği "... millet adına kullanmağa yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; "2. maddesindeki "hukuk devleti", 6. maddesindeki "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" ilkeleriyle, KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91. maddesine aykırıdır.

Bu durum karşısında, 494 sayılı KHK'nin 6. maddesiyle değiştirilen 3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkındaki Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin sınırlama kararı uyarınca incelenen "...Sanayi Müfettişleri ve Ticaret Müfettişlerinden oluşur..." sözcüklerinin iptali gerekir.

Güven DİNÇER ile Lütfi F. TUNCEL bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

8.1.1985 günlü, 3143 sayılı "Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun"un 494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin sınırlama kararı uyarınca incelenen "...Sanayi Müfettişleri ile Ticaret Müfettişlerinden oluşur ..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Güven DİNÇER ile Lütfi F. TUNCEL'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

15.1.1997 gününde karar verildi.

KARŞIOY

GEREKÇESİ

Esas Sayısı : 1997/3

Karar Sayısı : 1997/2

Danıştay 5. Dairesi, bakmakta olduğu davada uygulayacağı "3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun"un 18. maddesinin birinci fıkrasının 494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik "Teftiş Kurulu, Teftiş Kurulu Başkanının yönetiminde Sanayi Müfettişleri ile Ticaret Müfettişlerinden oluşur ve Bakanın emri veya onayı üzerine, Bakan adına aşağıdaki görevleri yapar" biçimindeki ilk cümlesinin iptali için başvurmuştur.

Danıştay'da açılan davanın dayandırıldığı itiraz konusu kural, kendi içinde bir bütünlük oluşturmaktadır. Başvuran Mahkemenin isteminin sınırlı olması ya da birbirinden bağımsız yargı içermesi gibi zorunlu nedenler dışında bir kuralın, sınırlamaya bağlı tutularak yasakoyucunun amacından farklı bir içeriğe kavuşturulması, Anayasa'nın "Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanunkoyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez" kuralını getiren 153. maddesinin ikinci fıkrası ile bağdaşmaz.

Bu nedenle, itiraz konusu kuralın sınırlama yapılmaksızın incelenmesi gerektiği düşüncesiyle sınırlama kararına karşıyız.

Başkan

Yekta Güngör

ÖZDEN

Başkanvekili

Güven DİNÇER

Üye

Selçuk TÜZÜN

Üye

Ahmet N.SEZER

Üye

Samia AKBULUT

Üye

Haşim KILIÇ

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Lütfi F.

TUNCEL

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı : 1997/3

Karar Sayısı : 1997/2

Anayasa Mahkemesi'nin 29.11.1994 günlü, Esas : 1994/68, Karar : 1994/80 sayılı kararındaki iptal gerekçesi :

"494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 24.6.1993 günlü, 3911 sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkartılmıştır. 3911 sayılı Yetki Yasası'nın 494 sayılı KHK'nin dayanağını oluşturan bölümü Anayasa Mahkemesi'nin 16.9.1993 günlü, Esas: 1993/25, Karar: 1993/28 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Böylece, 494 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksun kalmıştır."

"Bu durum karşısında dava dilekçesinde ileri sürülen diğer aykırılık savları üzerinde durulmaksızın 494 sayılı KHK'nin iptali gerekir." biçimindedir.

Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmasına yetki verilmesi, Anayasa'nın 87. ve 91. maddelerine dayanmaktadır. 87. ma.ddede Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri arasında "Bakanlar Kuruluna belli konularda Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek"te sayılmış, 91. maddede de, Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmasına yetki veren yasada bulunacak ögeler belirtilmiş, bu maddenin son bendinde ise "kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir." hükmü getirilmiştir.

Anayasa'nın hiçbir hükmünde, "Yetki yasalarının iptali halinde, bu yetki yasalarının hukuken var olduğu dönemde, bu yasalara göre çıkarılmış kanun hükmünde kararnamelerin esasının incelenmesine gerek kalmadan iptal edileceği yolunda" doğrudan bir kural bulunmamaktadır. Bu husus çoğunluğun anayasal bir yorumu olarak ortaya çıkmaktadır.

Kanun hükmünde kararnameler çıktığı tarihte, yasal olan bir yetki yasasına göre çıkarılmaktadır. Bu yetki yasası o tarihte yürürlüktedir ve geçerlidir. Buna dayanılarak çıkarılan KHK'nin de bir hukuki dayanağı vardır. iptal veya itiraz yoluyla konu Anayasa Mahkemesi'nin önüne getirilip karar verilinceye kadar da bu kanun hükmünde kararname yürürlüktedir.

Burada asıl olan KHK'nin, çıktığı tarihte yasal olarak kabul edilen, bir yetki yasasına dayanıp dayanmadığıdır. İncelenmesi gereken esas unsur bu olmalıdır. Eğer yetki yasası yürürlükte ise, herhangi bir nedenle iptal edilmemiş ya da yürürlük süresi dolmamışsa, çıkarılmış KHK de Anayasal dayanağa oturmuş demektir. Sonradan o yetki yasasının yürürlükten kaldırılması ya da yürürlük süresinin sona ermesi KHK'nin anayasal dayanaktan yoksun kaldığı anlamına gelmez.

Ayrıca Yetki Yasası'nın iptali nedeniyle KHK'nin de anayasal dayanağının kalmadığı yolundaki görüş, iptal kararının etkisini KHK'nin çıkış tarihine kadar çekmek anlamını taşır. Halbuki Anayasa'nın 153. maddesinin beşinci bendinde "iptal kararları geriye yürümez" denilmektedir. Bu nedenle bu yoldaki bir kararın Anayasa'nın 153. maddesinin belirlediği kuralla da bağdaşmadığı görüşündeyiz.

24.6.1993 günlü, 3911 sayılı Yetki Yasası esastan incelenerek, kararda belirtilen nedenlerle Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. Bu husus elbetteki, bu yetki yasasına dayanılarak çıkarılan KHK'leri de etkileyecektir. Ancak bu durum esasa geçilmeden anlaşılamaz. Konunun esasa geçilerek incelenmesi ve varsa Anayasa'ya aykırılıkların bu evrede ortaya konulması gerekirdi.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu 494 sayılı KHK'nin esasının incelenmesine geçilerek anayasal denetiminin yapılması ve Anayasa'ya aykırı bir yönü varsa iptal edilmesi gerekirdi. Yalnızca KHK'nin yasal dayanağını teşkil eden 3911 sayılı Yetki Yasası'nın iptal edilmiş olması nedeniyle, "Anayasal dayanaktan yoksun kalındığı" gerekçesine dayanılarak, işin esasına geçilmeden iptal kararı verilmesinde isabet görülmemektedir.

Bu nedenle 10.8.1993 günlü ve 494 sayılı KHK'nin esasına girilmeden "anayasal dayanaktan yoksun kalındığı" gerekçesiyle verilen iptal kararına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Başkan

Yekta Güngör

ÖZDEN

Üye

Selçuk TÜZÜN

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Başkanvekili

Güven DlNÇER

Üye

Lütfi F.

TUNCEL

Anayasa Mahkemesi, E. 1997/3, K. 1997/2, 15 Ocak 1997 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Esasın İncelenmesi
  7. Karşıoy
  8. Gerekçesi
  9. Özden
  10. Tuncel
  11. Kantarcıoğlu
  12. Karşıoy
  13. Yazısı
  14. Özden
  15. Kantarcıoğlu
  16. Tuncel
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1997/3
Karar No
1997/2
Tarih
15 Ocak 1997

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1997/8 K.1997/21
  • AYM Norm Denetimi E.1996/55 K.1997/33
  • AYM Norm Denetimi E.1996/65 K.1997/31
  • AYM Norm Denetimi E.1997/20 K.1997/32
  • AYM Norm Denetimi E.1997/25 K.1997/36
  • AYM Norm Denetimi E.1997/24 K.1997/35

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.