İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2001/216 K.2004/120

Mahkemesi

Esas2001/216Karar2004/120Tarih2 Aralık 2004Okuma9 dk · 1.884 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
2 Aralık 2004
Esas Sayısı
2001/216
Karar Sayısı
2004/120
Karar Günü
2.12.2004
Resmi Gazete Tarih-Sayısı
21.10.2005 - 25973
İtiraz yoluna başvuran
Avanos Asliye Hukuk
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.884 kelime·9 dk okuma·18 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

18.6.1927 günlü, 1086 sayılı “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu”nun, 2494 sayılı Yasa ile değiştirilen 195. maddesinin ikinci fıkrası ile, 432. maddesinin 3156 sayılı Yasa ile değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Görülmekte olan davada, 4353 sayılı Kanun kapsamındaki kamu kuruluşları için daha uzun temyiz ve esas hakkında cevap verme süreleri öngören itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı oldukları kanısına varan Mahkeme, iptalleri için re'sen başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

1. İtiraz Konusu Yasa Kuralları

1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 195. maddesinin iptali istenen ikinci fıkrasını da içeren hükmü şöyledir :

“MADDE 195- (Değişik: 16.07.1981-2494/16 md.) Davalı, ilk itirazları ile birlikte esas dava hakkındaki cevabını ve varsa karşı delillerini, dava dilekçesinin kendisine tebliği tarihinden itibaren on gün veya hâkim tarafından bir süre tayin edilmiş ise o süre içinde mahkeme kalemine bildirmek ve bir örneğini de davacıya tebliğ ettirmek zorundadır.

Yukarıda belirtilen on günlük süre, 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tâbi kamu kuruluşları hakkında otuz gündür.”

2- HUMK'nun 432. maddesinin iptali istenen tümcesini de içeren birinci fıkrası hükmü şöyledir :

“MADDE 432- (Değişik : 16/7/1981 - 2494/25 md.)

(Değişik : 26/2/1985 - 3156/20 md.) Temyiz süresi on beş gündür. Bu süre 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gündür. Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.”

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, itiraz konusu kuralların Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş, 36. maddesi ise ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN'ın katılımlarıyla, 1.5.2001 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, 18.6.1927 günlü, 1086 sayılı “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu”nun;

a) Dosyada eksiklik bulunmadığından 432. maddesinin 3156 sayılı Yasa ile değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesinin esasının incelenmesine,

b) 2494 sayılı Yasa ile değiştirilen 195. maddesinin ikinci fıkrasının iptaline ilişkin istemle ilgili olarak ise;

Anayasa'nın Geçici 15. maddesinde, “12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk Milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Millî Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz.

Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

Bu dönem içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasa'ya aykırılığı iddia edilemez”

hükmüne yer verilerek, 12 Eylül 1980'den, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanı oluşturuluncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk Milleti adına kullanan Millî Güvenlik Konseyi'nin çıkardığı yasaların Anayasa'ya aykırılığı savında bulunulamayacağı öngörülmüştür.

7.11.1982 günlü, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın halkoyu ile kabulünden sonra yapılan ilk seçimler sonucu oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanı 6.12.1983'de toplanmıştır.

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 195. maddesi 16.7.1981 tarihinde değiştirildiğine göre, Anayasa'nın Geçici 15. maddesinin son fıkrası kapsamında bulunduğu açıktır.

Bu nedenlerle, Anayasa'ya aykırılığı savında bulunulamayacak bu kurala ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Ancak, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir.

Bu nedenle, kural Anayasa'nın 36. maddesi yönünden de incelenmiştir.

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesinde

temyiz süresi on beş gün olarak öngörülmüş iken 16.7.1981 tarih ve 2494 sayılı

Kanun'la otuz güne çıkarılmıştır. 5.4.1985 tarih ve 3156 sayılı Kanun'un 20.

maddesi ile yapılan değişiklikle bu süre tekrar on beş güne indirilmiş, ancak

itiraz konusu tümce ile 8.1.1943 tarih ve 4353 sayılı Yasa'ya tâbi kamu

kuruluşları için otuz gün olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemenin gerekçesinde;

“otuz günlük sürenin, gelişmiş ulaşım kolaylıkları göz önüne alındığında

davaların gereksiz yere uzamasına neden olduğundan on beş güne indirildiği,

ancak, 8.1.1943 tarih, 4353 sayılı Kanun'a tâbi kamu kuruluşları hakkında söz konusu

Kanun'daki prosedür de dikkate alınarak, otuz gün olarak muhafaza edildiği”,

ifade edilmiştir.

4353 sayılı “Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliği'nin ve

Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine ve Devlet Davalarının Takibi

Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına

Dair Kanun”un 2. maddesinin (C) bendi ve 3. maddesinin (B) bendi gereğince,

bakanlıklarla genel bütçeye dahil dairelere ait hukuk ve ceza davaları ile her

türlü icra takiplerinde bu daireleri mahkemeler, hakemler, icra daireleri, dava

ve icra işleriyle alakalı diğer merciler önünde temsil yetkisi Maliye

Bakanlığı'na verilmiştir. Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasına göre bu

yetki Hazine avukatları vasıtasıyla kullanılmaktadır. Bu davaların asıl tarafı ilgili

daire olup, Hazine avukatı onun davadaki kanuni temsilcisidir. Ancak Hazine

avukatının bulunmadığı yerlerde temsil yetkisi ilgili idarelerin o yerdeki

daire amirlerine aittir.

Yasa'nın ikinci kısmının ikinci ve üçüncü bölümlerinde idari davalarla, hukuk ve ceza davalarının ve icra takiplerinin usulleri belirtilmiştir. 32. maddede, 27., 28., 29. ve 30. maddeler hükümlerine uygun bir karar alınmış olmadıkça, tamamen veya kısmen Devlet aleyhine neticelenen davalarla icra takiplerinden, yüksek dereceli mercilerde tetkiki istenmesi mümkün olanlar hakkında kanun yollarına gidilmesi mecburiyeti getirilmiştir.

Yasa'nın 34. maddesinde, mevzuu kalmayan veya yanlışlıkla açıldığı anlaşılan veya Hazine hak ve hukukuna müessir olmayan, kanun ve usule uygun bulunan davalarda, İdare aleyhine sonuçlanan kararlara karşı yüksek dereceli mahkemelere müracaattan vazgeçilmesi yetkisi Maliye Bakanlığına verilmiştir.

4353 sayılı Yasa'daki bu düzenleme biçimi nedeniyle, asliye hukuk mahkemelerinde karara bağlanan davaların temyiz edilmesi konusunda hazine ile davanın tarafı olan kamu idare veya kuruluşu arasında, ya da temyizinde fayda umulmayan kararlar bakımından Maliye Bakanlığı'ndan izin alınması konusunda sözü edilen usulün tamamlanabilmesi belli bir süreyi gerekli kılabilir. Bu sürenin takdiri yasa koyucuya aittir. Ne var ki bu takdirin Anayasa'da çerçevesi çizilen esaslara aykırı olmaması gerekir.

Anayasa'nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,

siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım

gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya

sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar” denilmektedir. Bu ilke, birbirleriyle aynı durumda olanlara ayrı

kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını

engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme, eşitliğe aykırılık

oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik mutlak ve eylemli eşitlik değil

hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı

kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.

Hukuk davalarında, davacı veya davalı ister gerçek, ister tüzel kişi veya kamu tüzel kişisi ya da hazine olsun, netice itibariyle “taraf” sıfatını alır. “Taraf” olma itibariyle davacı ya da davalının hukuki durumları aynıdır. İtiraz konusu düzenleme ile, hukuki konumları aynı olduğu halde, 4353 sayılı Yasa kapsamındaki kamu idare ve kuruluşları ile davanın diğer tarafını teşkil eden, fakat anılan Yasa kapsamı dışında kalan kuruluş ve kişiler arasında farklı kurallar getirilerek bir taraf lehine ayrıcalık tanınmaktadır.

Anayasa'nın 36. maddesi yönünden yapılan değerlendirmede de aynı sonuca ulaşmak mümkündür. Anılan maddenin birinci fıkrasında 3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, herkesin, “...adil yargılanma hakkına” sahip olduğu esası öngörülmüştür.

“Adil yargılanma hakkı”nın ulusalüstü düzeyde genel kabul görmüş ölçütleri arasında önemli bir yer tutan “silahların eşitliği” ilkesi, davanın tarafları arasında yargılama sırasında usul hükümleri yönünden eşit konumda bulunma, taraflardan birine dezavantaj diğerine avantaj sağlayacak kurallara yer vermeme esasını öngörmekte, diğer bir deyişle davanın tarafları arasında hakkaniyete uygun bir dengenin varlığını gerekli kılmaktadır.

İtiraz konusu kuralda, bir hukuk davasında taraf olma durumu nedeniyle hukuki durumları itibariyle eşit oldukları açık olan 4353 sayılı Yasa kapsamındaki kamu idare ve kuruluşları ile davanın diğer tarafını teşkil eden diğer kişi ve kuruluşlar arasında, temyiz süresi bakımından farklı düzenlemeler öngörüldüğü, bu durumun ise davada hakkaniyete uygun bir dengenin varlığına engel teşkil ettiği, bu bakımdan silahların eşitliği ilkesinin ihlâl edildiği, dolayısıyla kuralın Anayasa'nın 36. maddesinde ifadesini bulan adil yargılanma ilkesine de aykırı düştüğü sonucuna varılmıştır.

Bu nedenlerle, Anayasa'nın 10. ve 36. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.

Tülay TUĞCU bu görüşe katılmamıştır.

VI- KARARIN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesi ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesi uyarınca, kanun, kanun hükmünde kararname veya TBMM İçtüzüğü ya da bunların belirli madde veya hükümleri iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı gün yürürlükten kalkar. Ancak, Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici nitelikte görürse, boşluğun doldurulması için iptal kararının yürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabilir.

Bu çerçevede yapılan değerlendirmede, itiraz konusu kuralın iptaline karar verilmesi ile meydana gelen hukuksal boşluk kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte görüldüğünden, yeni düzenleme yapması için yasama organına makul bir süre tanımak amacıyla iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun bulunmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

A- 18.6.1927 günlü, 1086 sayılı “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu”nun 432. maddesinin 3156 sayılı Yasa ile değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Tülay TUĞCU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- İptal edilen tümcenin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

2.12.2004 gününde karar verildi.

Başkan

Mustafa

BUMİN

Başkanvekili

Haşim

KILIÇ

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ertuğrul

ERSOY

Üye

Tülay

TUĞCU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Fazıl

SAĞLAM

KARŞIOY

Davada, HUMK'nun 195. maddesinin birinci fıkrasında davalının cevap süresinin on gün olmasına karşın ikinci fıkrasında 4353 sayılı Yasa'ya tabi kuruluşlar için bu sürenin otuz gün olarak belirlenmesinin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek 195. maddenin ikinci fıkrasının iptali istenmektedir.

Anayasa'nın 10. maddesinde amaçlanan eşitlik, mutlak eşitlik olmayıp hukuksal durumlardaki eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlanırsa Anayasa'nın amaçladığı eşitlik ilkesi bozulmuş olmaz. Ayrıca, durumlarındaki özellikler kimi kişi ya da topluluklar için değişik kuralların konulmasını da gerektirebilir.

Davaların mümkün olan en kısa zamanda sonuçlanmasını sağlayacak hukuki düzenlemelerin yapılması zorunluluğu kuşkusuzdur. Ancak, bu amaç sağlanırken savunma hakkının gereği gibi kullanılmasını engelleyici hükümlerden kaçınılmalıdır.

İtiraz konusu kural, kamu kurumları ile özel hukuk kişileri

arasında herhangi bir ayrıma gitmemiş davasını elindeki bilgi ve belgelerle

doğrudan savunabilecek her kişi için aynı süreyi getirmiştir. 4353 sayılı Yasa

kapsamında bulunan genel bütçeye dahil idareler ise anılan Yasa'nın getirdiği

zorunluluklar nedeniyle davalarını doğrudan takip edebilme olanağına sahip

değildirler. Bu idareler ellerindeki bilgi ve belgelerini kendilerini savunacak

olan hazine avukatlarına aktarmak durumunda kalmaktadırlar. Savunmayı yapacak

hazine avukatları da uyuşmazlığın maddi ve teknik özelliklerini öğrenmek

zorundadırlar. Bu süreç ise belli bir zamanı gerektirdiğinden 4353 sayılı Yasa

kapsamındaki idarelerin hukuksal durumlarını davalarını doğrudan takip

edebilen, elinde bilgi ve belgesi hazır bulunan diğer kamu kurumları ile özel

hukuk kişilerinden farklı kılmaktadır. 4353 sayılı Yasa kapsamında olmaları

nedeniyle davalarını doğrudan takip edemeyen idareler doğrudan takip

edebilenlerden farklı hukuksal durumda olduğundan onları farklı bir süreye tabi

kılan kural, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmamaktadır. İstemin

reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Tülay

TUĞCU

Anayasa Mahkemesi, E. 2001/216, K. 2004/120, 2 Aralık 2004 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- Kararın Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  9. Bumin
  10. Kılıç
  11. Adalı
  12. Kantarcıoğlu
  13. Ersoy
  14. Tuğcu
  15. Akyalçın
  16. Erten
  17. Sağlam
  18. Karşıoy
  19. Özgüldür
  20. Tuğcu
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2001/216
Karar No
2004/120
Tarih
2 Aralık 2004

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2004/105 K.2004/118
  • AYM Norm Denetimi E.2004/106 K.2004/119
  • AYM Norm Denetimi E.2004/112 K.2004/122
  • AYM Norm Denetimi E.2004/104 K.2004/117
  • AYM Norm Denetimi E.2004/61 K.2004/123
  • AYM Norm Denetimi E.2004/110 K.2004/121

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.