KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2002
- Esas Sayısı
- 2001/33
- Karar Sayısı
- 2002/56
- Karar Günü
- 19.6.2002
- Resmi Gazete Tarih-Sayısı
- 17.11.2006-26349
- İptal davasını açan
- Anamuhalefet (Fazilet
Karar Metni
3.397 kelime·17 dk okuma·16 bölüm
Partisi) TBMM Grubu Adına Parti Genel Başkanı Mehmet Recai KUTAN
İPTAL DAVASININ KONUSU
15.11.2000 günlü, 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun'nun 1. ve 2. maddelerinin, 3. maddesinin (1), (3) ve (4) sayılı fıkraları ile (2) sayılı fıkrasının birinci tümcesinin, geçici 1. maddesinin (1) sayılı fıkrasının birinci ve üçüncü tümcelerinin, (2) sayılı fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 7., 10., 35., 45., 47., 48., 57., 125., 128., 165. ve 173. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
II- İPTALİ İSTENEN YASA KURALLARI
15.11.2000 günlü, 4603 sayılı Yasa'nın iptali istenen bölümleri de içeren maddeleri şöyledir:
1- “MADDE 1.- 1. Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin (bankalar) çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmaları ile hisse satışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamına kadarının özel hukuk hükümlerine tabî gerçek ve tüzel kişilere satışının gerçekleştirilmesidir.
2. Bankalar, anonim şirket statüsündedirler. Bu Kanunda yer alan hükümler dışında 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile genel hükümlere tabidirler.
3. Bankaların çalışma konuları ve amaçları, merkezleri, sermaye miktarları, hisseleri, genel kurulları, yönetim ve denetim organları, hesapları ve kârlarının dağıtımı ile faaliyetlerine, devir, birleşme, fesih ve tasfiyelerine ilişkin diğer esaslar, ana sözleşmelerinde gösterilir.
4. Bankaların yıllık faaliyetleri 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin 2 numaralı fıkrasında belirtilen bağımsız denetim kuruluşlarınca incelenerek rapora bağlanır. Bu raporlar bankaların genel kurullarına sunulur.
5. 233 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname, 399 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri Personel
Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı
Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname, 3346
sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince
Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu,
6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 237 sayılı Taşıt Kanunu ile bunların ek ve
değişikliklerine ilişkin hükümler ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının
Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 13 üncü maddesi ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun
277 nci maddesi bankalar hakkında uygulanmaz.”
2- “MADDE 2.- l. Bankaların (bağlı ortaklık ve iştiraklerindeki payları dahil) etkin, verimli ve özerk bir şekilde çalışmalarının sağlanması amacıyla yeniden yapılandırılmalarına ilişkin usul ve esaslar, 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin (b) fıkrası uyarınca ve mevcut yönetim düzenlemeleri dikkate alınarak, Bakanlar Kurulunca belirlenir.
2. Yeniden yapılandırma işlemlerinin tamamlanmasını müteakiben bankaların hisse satış işlemleri 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılır. Yeniden yapılandırma ve hisse satış işlemleri bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl içinde tamamlanır. Bakanlar Kurulu bu süreyi bir defaya mahsus olmak üzere yarısı kadar uzatabilir.
3. Bankaların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut
personeli hakkında aylık ve özlük ve emeklilikleri yönünden tabi oldukları
mevzuatın uygulanmasına devam olunur. Bunlardan uygun görülenler istekleri
halinde, emeklilik statüleri devam etmek üzere özel hukuk hükümlerine göre
çalıştırılabilir. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile
ilgileri devam eden personelin özel hukuk hükümlerine göre çalışacakları
süreler kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilir ve emeklilik işlemlerinde
söz konusu Kanunun ek 48 inci maddesinin (b) fıkrası ile ek 68 inci maddesi
hükümleri uygulanır. Bu kadro ve pozisyonlar emeklilik, istifa, ölüm ve sair
nedenlerle boşaldıkları takdirde hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş
sayılır. Özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılacak personelin kadro sayısı ve
unvanları ile ücret ve sair malî hakları bankaların genel kurullarınca tespit
olunur. Yeniden yapılandırma sürecinde bankalarca özel hukuk hükümlerine göre
yeni istihdam edilecek personele ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca
belirlenir.”
3- “MADDE 3.- 1. Bankaların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Hazineden olan birikmiş görev zararı alacakları yeniden yapılandırma programında belirtilen esas ve süreler dahilinde itfa olunur. Çeşitli kanun ve kararnamelerle bankalara verilmiş olan görevler program dönemi sonunda yürürlükten kalkar. Devlet yeniden yapılandırma döneminde bankalara bedelini önceden ödemeden görev veremez.
2. Bankaların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte çalışmakta olan personeline en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının % 180'ini geçmemek üzere görev ve unvanlarına göre yönetim kurullarınca belirlenecek miktarda bankacılık tazminatı ödenir.
3. Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası teşkilâtı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte hiçbir hukukî merasime tabi olmaksızın anonim şirket olarak ticaret siciline re'sen tescil olunur. Bankanın mevcut sağlık yardım sandığı da bu Kanunla tüzel kişilik kazanır. Sandığın organları, kaynakları ile çalışma usul ve esaslarını düzenleyen ana statüsü Banka yönetim kurulunun onayı ile yürürlüğe girer.
4. Bu Kanun çerçevesinde yapılacak işlemler ve bu işlemlere ilişkin olarak düzenlenecek kağıtlar, her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır. Ticaret siciline tescil ve Sermaye Piyasası Kurulu kayıt işlemlerinden ücret alınmaz. Bankalar hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 29 uncu maddesi, 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun 3 üncü maddesi ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 81 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.”
4- GEÇİCİ MADDE 1.- 1. Bankaların ana sözleşmeleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ilk genel kurullarının onayı ile yürürlüğe girer. ..... Mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevleri genel kurullarca yenileri seçilinceye kadar devam eder. Bankaların tüm diğer personeli bu Kanunla bulundukları kadro ve pozisyonlara atanmış sayılır.
2. Bankaların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte çalışan personelinden 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre emeklilik hakkını kazanmış olanlara Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay, bu hakkı 2002 yılı sonuna kadar kazanacak olanlara da kazandıkları tarihten itibaren üç ay içinde emeklilik başvurusunda bulunmaları halinde emekli ikramiyeleri % 30 fazlasıyla ödenir.
3. Bankaların mevcut personeli, yeniden yapılandırma süresince istekleri halinde 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesine göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilir. Bu halde sözkonusu Kanuna göre yapılması gereken ödemeler ilgili bankalarca karşılanır.”
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN'ın katılımlarıyla 15.3.2001 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, “Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına” oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Dava Konusu Kuralların Anlam ve Kapsamı
Dava konusu kuralların yer aldığı 4603 sayılı Yasa'nın
gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası ve
Türkiye Emlak Bankası'nın, Türk bankacılık sisteminin yaklaşık % 40'ını teşkil
ettiği, bu nedenle adı geçen bankaların performansının tüm bankacılık sistemi
üzerinde belirleyici olduğu, bu bankaların mali yapılarındaki değişimlerin
sektöre de yansıdığı, son yıllarda bankacılık sektöründe meydana gelen olumsuz
gelişmelerin sistemde kırılganlık yarattığı, sektörün yeniden yapılandırılmasının
bir gereklilik olarak ortaya çıktığı, bu bağlamda, kamu bankalarının sektördeki
yeri ve önemi dikkate alındığında, söz konusu bankaların içinde bulunmadığı bir
yeniden yapılandırma programının amacına ulaşamayacağı, kamu bankalarının yeniden
yapılandırılması suretiyle gerek idari gerekse mali yapılarının
kuvvetlendirilmesinin öngörüldüğü, bu sayede tüm sektörün rehabilitasyonunun
mümkün olabileceği, Avrupa Birliğiyle gerçekleşecek üyelik öncesinde sistemin
bütünüyle kuvvetlendirilmesinin ve ulusal rekabet gücünün artışının sağlanacağı
belirtilmiştir.
Bu amaç doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye
Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi'nin, 4603
sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin
gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak
şekilde yeniden yapılandırılmaları, hisse satışlarına ilişkin düzenlemelerin ve
hisselerin tamamının özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişilere
satışının gerçekleştirilmesi öngörülmüş, 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye göre iktisadi devlet teşekkülü statüsünde
bulunan bankalar bu statüden çıkarılarak, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile genel
hükümlere tabi anonim şirket statüsüne geçirilmişlerdir. Aynı madde ile,
çalışma konuları ve amaçları, merkezleri, sermaye miktarları, hisseleri, genel
kurulları, yönetim ve denetim organları, hesapları ve kârlarının dağıtımı ile
faaliyetlerine, devir, birleşme, fesih ve tasfiyelerine ilişkin diğer esasların
ana sözleşmelerinde gösterileceği belirtildikten sonra, 233 ve 399 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameler ile 3346, 2886, 6245 ve 237 sayılı Yasalarla 4046 sayılı
Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13. maddesinin ve 6762
sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirket kuruluşuna ait 277. maddesinin bu
bankalar hakkında uygulanmayacağı öngörülmüştür.
Yasa'nın 2. maddesiyle, bankaların etkin, verimli ve özerk bir şekilde çalışmalarının sağlanması amacıyla yeniden yapılandırılmalarına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Bakanlar Kurulu'na bırakılmış, yeniden yapılandırma işlemlerinin tamamlanmasını müteakiben hisse satış işlemlerinin 4046 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılacağı, yeniden yapılandırma ve hisse satış işlemlerinin 4603 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl içinde tamamlanacağı, Bakanlar Kurulu'nun bu süreyi bir defaya mahsus olmak üzere yarısı kadar uzatabileceği belirtilmiştir.
Statü değişikliği nedeniyle bankaların personeli ile ilgili
düzenlemeler de yapılmış, 4603 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte mevcut
personel hakkında aylık, özlük ve emeklilikleri yönünden tabi oldukları
mevzuatın uygulanmasına devam olunacağı belirtilerek, tüm personel bu Yasa ile
bulundukları kadro ve pozisyonlara atanmış sayılmıştır. Personelden uygun
görülenlerin istekleri halinde, emeklilik statüleri devam etmek üzere özel
hukuk hükümlerine göre çalıştırılabilecekleri, 5434 sayılı Yasa'ya göre
emeklilik hakkını kazanmış olanlara belli bir süre içinde başvurmaları halinde
teşvikli emekli ikramiyesi ödenmesi ve personele en yüksek devlet memuru
aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının % 180'ini geçmemek üzere görev
unvanlarına göre yönetim kurullarınca belirlenecek miktarda bankacılık
tazminatı ödenmesi öngörülmüştür. Ayrıca personelin atandığı kadro ve
pozisyonların emeklilik, istifa, ölüm ve sair nedenlerle boşalması halinde
hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı belirtilmiş, yeniden
yapılandırılma süreci içinde bankalarca özel hukuk hükümlerine göre yeni
istihdam edilecek personele ilişkin usul ve esasların belirlenmesi yetkisi de
Bakanlar Kurulu'na bırakılmıştır. 4603 sayılı Yasa ile getirilen bazı
düzenlemeler, iptal davası açıldıktan sonra, 20.6.2001 günlü, 4684 sayılı Yasa
ile yeniden değiştirilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, 4603 sayılı Yasa kapsamındaki bankaların
bankacılık sistemi içindeki payının yaklaşık % 40 oranında olduğu, tüm yurt
sathına yayılmış şube, personel ve iştiraklerinin bulunduğu, Yasa'nın asıl
amacının bu bankaların özelleştirilmesi olduğu, özelleştirmede mülkiyet
hakkının da devredileceği, Yasa'nın mülkiyet hakkı ile ilgili hiç bir güvence
öngörmediği, mülkiyetin taşınmaz malları da içerdiği, bu bankaların
özelleştirilmesi sonucunda bankacılık sektörünün önemli bir kısmının
yabancıların eline geçeceği, yabancıların nüfuzuna yol açılmasının ülke
bağımsızlığı yönünden kabul edilemeyeceği, 4603 sayılı Yasa'nın, kapsamındaki
bankaların hisselerinin yabancılara satılıp satılmayacağını, satılacak ise
oranının düzenlenmediği, sınır getirilmediği, öte yandan, tarım ve hayvancılık
sektörünün desteklenmesi ve bu sektörde çalışanların korunması, vatandaşların
konut edinmeleri için gerekli tedbirlerin alınması ve esnaf ve sanatkarı
koruyucu tedbirlerin alınmasının Devlet'e Anayasa ile verilmiş görevler olduğu,
Devlet'in bu görevleri kamu bankalarını da kullanarak yerine getirdiği, bu
bankaların hiç bir alternatif öngörülmeden özelleştirilmesinin Devlet'in
Anayasa ile verilen görevlerini yerine getirmesini engelleyeceği, daha önce
iktisadi devlet teşekkülü olan bankaların 4603 sayılı Yasa ile kamu hukuku
tüzelkişisi olmaktan çıkıp, anonim şirket statüsünde özel hukuk tüzelkişisi
haline getirildiği, özel hukuk tüzel kişisinin işlemlerinin yargısal denetimi
ile kamu hukuku tüzelkişisinin yargısal denetiminin birbirinden farklı olduğu,
mahiyet ve görevlerinde hiçbir değişiklik olmayan kamu bankalarının özel hukuk
alanına kaydırılması ile bir takım idari işlemlerin yargısal denetimin kapsamı
dışında kalacağı, bankaların “devir, birleşme, fesih ve tasfiye”ye ilişkin
esasların ana sözleşmelerinde gösterilmesinin, bunun banka genel kurullarının
onayı ile yürürlüğe girmesinin, yeniden yapılandırılma ile ilgili usul ve
esasların Bakanlar Kurulun'ca belirlenmesinin Anayasa'nın, değişik 47.
maddesindeki kanunla düzenleme olarak nitelendirilemeyeceği, bankalarda çalışanların
kamu personeli olduğu, kamu personelinin haklarının kanunla düzenlenmesi
gerektiği, ikinci maddenin (3) sayılı fıkrasının ikinci tümcesindeki “uygun
görülenler” ibaresinin keyfiliğe ve eşitsizliğe yol açabileceği, ek mali fayda
sağlayarak getirilen emeklilik sisteminin eşitsizlik yaratacağı bu nedenle de
söz konusu düzenlemelerin Anayasa'nın 2., 5., 7., 10., 35., 45., 47., 57., 128.
ve 173. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür
4603 sayılı Yasa'nın kapsamında bulunan Türkiye Emlak Bankası
Anonim Şirketi'ne ilişkin kurallar dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren
20.6.2001 günlü, 4684 sayılı Yasa'nın 2. maddesiyle eklenen geçici 3. madde ile
yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye dayanılarak, Banka'nın bankacılık
işlemleri yapma ve mevduat kabul etme yetkisi sona erdirilmiş ve tüm
aktifleriyle birlikte T.C. Ziraat Bankası ile Türkiye Halk Bankası'na
devredilmiştir. Yasa'nın dava konusu kuralları ile ilgili olarak bu Banka
yönünden konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığı; ayrıca,
dava konusu Yasa'nın 1. maddesinin (4) sayılı fıkrası, dava açıldıktan sonra
yürürlüğe giren 20.6.2001 günlü, 4684 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (A)
bendiyle, (5) sayılı fıkrasında yer alan “... 3346 sayılı Kamu İktisadi
Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun, ...” ibaresi aynı Yasa'nın 1. maddesinin (A)
bendiyle fıkra metninden çıkarıldığından, 3. maddesinin (1) sayılı fıkrası aynı
Yasa'nın 1. maddesinin (B) bendiyle değiştirildiğinden, bu düzenlemelerle
ilgili olarak konusu kalmayan istemler hakkında da karar verilmesine yer
olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Konusu kalmayan istemler dışında iptali istenen kurallar, sözkonusu bankaların özelleştirilmelerine ilişkin konuları bir bütünlük içinde düzenlediğinden Anayasa'ya aykırılık incelemesi de bunların tümü yönünden yapılmıştır.
Anayasa'nın Başlangıç'ının beşinci paragrafında, hiçbir faaliyetin “Türk milli menfaatlerinin” karşısında koruma göremeyeceği, 5. maddesinde de “Türk Milletinin bağımsızlığını” ve “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu” sağlamanın, “kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri” kaldırmanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu belirtilmiştir.
Anayasa'nın 35. maddesinde ise, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu ve bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek, yasaların koyduğu sınırlamalara uymak toplum yararına aykırı olmamak koşuluyla, sahibi olduğu şey üzerinde dilediği gibi kullanma, ürünlerden yararlanma ve tasarruf olanağı verir.
Anayasa'nın 47. maddesine 4446 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü
fıkrada da, “Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu
tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine
ilişkin esas ve usullerin kanunla” düzenleneceği belirtilmiştir. Bu maddede
belirtilen “özelleştirme” ile Anayasa'nın 45. maddesindeki tarım, hayvancılık
ve bu üretim dallarında çalışanların korunması, 57. maddesindeki konut hakkı
ile ilgili tedbirlerin alınması ve 173. maddesindeki esnaf ve sanatkarların
korunması ile ilgili tedbirler Devletin ekonomik alandaki tercihleri ve
görevleri arasında bulunmaktadır. Ayrıca, Anayasa'nın çeşitli maddelerinde yer
alan bazı hükümler de, Devletin ekonomik hayatın işleyişini düzenlemek,
tedbirler almak ve gerektiğinde bu alana müdahale hususunda görevli kılındığını
ortaya koymaktadır. Bankaların, Devlet'in para, kredi ve sermaye
politikalarının oluşmasında ve saptanmış politikaların uygulanmasında önemli
görevleri bulunmaktadır. Para ikrazı işleriyle uğraşan, mevduat kabul eden,
sermaye teşekkülüne hizmet eden bankalar, ülke ekonomisinin en hassas kesimi
olan kredi piyasasında faaliyet gösteren kuruluşlardır. Devlet, bir yandan
tasarrufları korumak diğer yandan da bankalarda biriken tasarrufların milli
ekonominin gereklerine göre kullanılmalarını sağlamakla görevli olup, bu
görevini yerine getirebilmek için bankaları, para ve kredi piyasalarını
düzenleme ve denetleme gereksinimi duyar ya da Merkez Bankası yanında kamu
bankaları aracılığı ile sistemi yönlendirir. Devletin ekonomik görevlerini ve
amaçlarını gerçekleştirmek için, ulusal ekonominin gereklerine uygun olarak
kimi düzenlemeler getirmek, bunları değiştirmek ve kaldırmak anayasal sınırlar
içinde yasakoyucunun yetkisindedir. Nitekim Anayasa'nın 47. maddesinin üçüncü
fıkrasında yasakoyucunun kamu mülkiyetindeki varlıkların özelleştirmesine
ilişkin yükümlülükleri belirlenmiştir.
4603 sayılı Yasa ile T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası ve
Türkiye Emlak Bankası kamu iktisadi teşebbüsü ve buna bağlı olarak kamu
tüzelkişiliği statüsünden çıkarılarak özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket
statüsüne geçirilmişlerdir. 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile genel hükümlere
tabi olup çalışma konuları ve amaçları, merkezleri, sermaye miktarları,
hisseleri, genel kurulları, yönetim ve denetim organları, hesapları ve
kârlarının dağıtımı ile faaliyetleri, devir, birleşme, fesih ve tasfiyelerine
ilişkin diğer esaslar, ana sözleşmelerinde gösterilen bankaların, ekonominin,
çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve
özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmaya
tabi tutuldukları anlaşılmaktadır. Bankaların hisse satışlarına ilişkin
düzenlemeler ve hisselerin tamamına kadarının özel hukuk hükümlerine tabi
gerçek ve tüzel kişilere satışının gerçekleştirilmesi ise Anayasa'nın 47.
maddesine paralel olarak çıkarılan 4046 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde
sonuçlandırılacak, değer tespiti, değer tespit ve ihale komisyonlarının oluşumu
ve çalışma şekilleri ile ihale usulleri bu Yasa'ya göre yapılacaktır.
Düzenlemede, 4046 sayılı Yasa'ya bırakılan hisse satış işlemleri dışında,
Bakanlar Kurulu'na verilen yetki ise, özelleştirmeyle değil, 4059 sayılı Hazine
Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun'un 2. maddesi ve yönetim düzenlemeleri sınırları içinde belli bir alanda
yeniden yapılandırılmayla ilgili olup, yasama yetkisinin devri kapsamında
değerlendirilemez. Yasa'da yeniden yapılandırılmak suretiyle özelleştirilmesi
öngörülen bankaların hisse satışlarına sınır getirilmemesinin tümünün
yabancılara satılmasına olanak vereceği, bunun da Anayasa'nın Başlangıç'ındaki
“Türk Milletinin Bağımsızlığı” ilkesine aykırılık oluşturacağı savının ise
hisse satışlarının, ekonominin koşullarına, sermaye hareketlerinin gereklerine
ve Avrupa Birliği'yle gerçekleşecek üyelik öncesinde sistemin
güçlendirilmesine, ulusal ve uluslararası rekabet gücünün sağlanmasına bağlı
olarak belirleneceği gözetildiğinde anılan ilke ile bağlantısı kurulamamıştır.
Anayasa'nın 128. maddesinde, Devlet'in, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerinin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceği, bu kapsama giren personelin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülüklerinin de Yasa'yla düzenleneceği öngörülmüştür.
İptali istenen kuralların, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile genel hükümlere tabi olan ve özel işletmecilik esaslarına göre çalışan kamu bankalarının çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını sağlamak amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır. Kamu tüzelkişiliği statüsünden çıkarılarak özel hukuk hükümlerine bağlı tutulan bu bankaların hizmetinin “kamu hizmetleri”nden sayılmasına ve çalışanlarının da Anayasa'nın 128. maddesi kapsamında kamu görevlisi olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Ayrıca, Yasa'nın 2. maddesinin 3 sayılı fıkrasına göre, özel hukuk
hükümlerine bağlı olarak çalıştırılacak personelin kadro sayısı ve unvanları
ile diğer mali haklarının banka genel kurullarınca ve yeniden yapılandırma
sürecinde özel hukuk hükümlerine göre yeni istihdam edilecek personele ilişkin
usul ve esasların da Bakanlar Kurulu'nca tespit edilecek olmasının; Geçici 1.
maddesinin 2 sayılı fıkrasında belirtilen emeklilik haklarını kazanmış
personelin emeklilik başvurusunda bulunması için emekli ikramiyesinin %30
fazlasıyla ödenerek teşvik edilmesinin, bu personelin Anayasa'nın 128. maddesi
kapsamında bulunmadığı ve yeniden yapılandırma sürecinde Yasa'nın gerekçesinde
belirtilen amaçlar gözetildiğinde Anayasa'ya aykırı bir yönü görülmemiştir.
Dava dilekçesinde 4603 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin (3) sayılı fıkrasındaki, sağlık yardım sandığının tüzel kişilik kazanmasına rağmen, hangi hukuk dalına tabi olacağının fıkrada belirtilmediği, sandığın tüzelkişilik kazanmasıyla birlikte, Banka ile organik bağlantısının koparıldığı, özel teşebbüs haline geldiği, bu durumda da sandığın ana statüsünün Banka yönetim kurulu onayı ile yürürlüğe girmesinin Anayasa'nın 48. maddesindeki özel teşebbüs kurma serbestisine, aynı maddenin (4) sayılı fıkrasıyla bazı iş ve işlemler için bankalara tanınan istisnaların ise Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
T.C. Ziraat Bankası'nın sosyal yardım sandığı yasayla kurulan bir sandık olup, bir başka yasa ile tüzelkişiliğinin devam ettirilmesinin Anayasa'nın 48. maddesi ile ilgisi bulunmamaktadır. Dava konusu Yasa kapsamındaki bankalar hakkında bazı yasa veya yasa hükümlerinin uygulanmamasının mali tasarruf sağlanması ve işlemlerin hızlandırılması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Özel hukuk hükümlerine göre faaliyet göstermek üzere yeniden yapılandırılan söz konusu bankalar, kamuya uygulanan bazı yasaların kapsamından çıkarılmışlarsa da bu bankalar arasında bir ayırım yapılmadığından, Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesine de aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, T.C. Ziraat Bankası ile Türkiye Halk Bankası'nın, kamu tüzelkişiliği statüsünden çıkarılıp özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket statüsüne geçirilerek ekonominin gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılması, personel statüsünün değiştirilmesi ve hisse satış işlemlerinin 4046 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılması ile ilgili düzenlemeler, Anayasa'nın Başlangıç, 2., 5., 7., 10., 35., 47., 125., 128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Konunun, Anayasa'nın 45., 48., 57. ve 173. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
15.11.2000 günlü, 4603 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun”un dava konusu kurallarının yürürlüğünün durdurulması isteminin reddine 19.6.2002 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
BUMİN
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ
Üye
Samia
AKBULUT
Üye
Yalçın
ACARGÜN
Üye
Sacit
ADALI
Üye
Nurettin
TURAN
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul
ERSOY
Üye
Tülay
TUĞCU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Enis
TUNGA
Anayasa Mahkemesi, E. 2001/33, K. 2002/56, 19 Haziran 2002 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası