İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2001/351 K.2003/10

Resmi Gazete tarih/sayı: 16.12.2003/25318

Esas2001/351Karar2003/10Tarih11 Mart 2003Okuma15 dk · 2.906 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
11 Mart 2003
Esas Sayısı
2001/351
Karar Sayısı
2003/10
Karar Günü
11.3.2003
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.906 kelime·15 dk okuma·12 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı: 16.12.2003/25318

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Kartal 1. İş Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 92. maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci tümcelerinin, Anayasa'nın 2, 5, 10, 11, 49, ve 61. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

İş kazası ve yaşlılık aylığını birlikte almakta olan davacıdan, bu aylıkların eşitlenmiş olması nedeniyle, iş kazası aylığının tamamının, yaşlılık aylığının yarısının ödenmesi gerekirken tamamının ödendiği belirtilerek fazla ödenen kısmın iadesi istemiyle açılan davada, 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci tümcelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 92. maddesinin ikinci fıkrasının itiraz konusu birinci ve ikinci tümceleri şöyledir:

"Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir."

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararında Anayasa'nın 2., 5., 10., 11., 49. ve 61. maddelerine dayanılmış, 60. ve 65. maddeleri ise ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN'ın katılımlarıyla 5.7.2001 günü yapılan ilk inceleme toplantısında işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuran Mahkeme, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 92. maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci tümceleri ile gerek yaşlıların, gerekse sakatların korunması bir yana, bunların cezalandırıldığını, malullük ve yaşlılık aylıklarının birleşmesi sonucu iki aylığın birlikte ödenmesi gerekirken birinin tamamının, diğerinin ise yarısının ödenmesinin Anayasa'ya aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.

2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 29. maddesinde, Anayasa Mahkemesi'nin; Kanunların, Kanun Hükmünde Kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur olmadığı, Anayasa Mahkemesi'nin taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebileceği hükme bağlanmıştır. Dava konusunun sosyal güvenlik hakkı ile ilgili görülmesi nedeniyle itiraz, Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerinde belirtilen sosyal hukuk devleti ilkesini somutlaştıran 60. ve 65. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 92. maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci tümcesinde; "Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanının tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir." denilmektedir.

Sosyal güvenlik hakkını düzenleyen Anayasa'nın 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı belirtilmiştir.

Sosyal devletin amaçlarından biri de kısmen ya da tamamen çalışamamaları nedeniyle gelir kaybına uğrayarak muhtaç duruma düşebileceklere, insan onuruna yaraşır asgarî bir hayat sürmeleri için gerekli olan geliri sağlamaktır. Böylece toplumdaki ekonomik eşitsizlikler bir ölçüde azaltılmış, sosyal devlet ve sosyal adalet ilkelerine uygunluk sağlanmış olur.

İş kazası veya meslek hastalığı sonucunda çalışma gücünün bir kısmını ya da tamamını kaybeden kişilerin diğer kişilere oranla daha fazla sosyal güvenliğe, bakıma ve korunmaya ihtiyaçları olduğu açık bulunmakla birlikte bu ihtiyaçlar giderilmeye çalışılırken, Anayasanın 4709 sayılı Yasa ile değişik 65. maddesinde yer alan "Devlet sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir" kuralı da gözetilerek gerekli düzenlemelerin yapılması zorunludur.

Sosyal Sigortalar Kanunu bir bütün olarak ele alındığında, iş

kazalarıyla meslek hastalıkları sigortası ile malullük, yaşlılık ve ölüm

sigortaları için kısmen sigortalıdan, kısmen de işverenden ayrı ayrı prim

tahsil edilmesinin Kurumca sağlanan hizmetlerle aktueryal dengenin birlikte

korunması gereğinin sonucu olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, iş kazası ve

meslek hastalıkları sigortası için tespit edilmiş bulunan prim oranlarının,

Sosyal Sigortalar Kanununun itiraz konusu olan 92. maddesindeki esaslar

gözönüne alınarak belirlendiği anlaşılmaktadır. İş kazalarıyla meslek

hastalıkları sigortasının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası ile birleşmesi

halinde her iki sigorta türüne ait aylık ve gelirlerin tam olarak ödenmesi

öngörülseydi, Kurumun aktueryal dengesini sağlamak amacıyla gerek

sigortalılardan, gerekse işverenlerden tahsil edilen prim oranlarının

artırılması gerekecekti.

Öte yandan, Anayasa'nın 4709 sayılı Yasa ile değişik 65. maddesine göre, Devlet, Anayasa ile belirlenen görevlerini malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirirken, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri de gözetmekle yükümlü kılınmıştır. Bu öncelikler Anayasa'nın kimi hükümlerinde açıkça öngörülmüştür. Anayasa'nın "Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler" başlıklı 61. maddesi, bu önceliklerden birini düzenlemektedir. İtiraz konusu kural, 506 sayılı Yasa'nın bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde, Anayasa'nın 61. maddesinde öngörülen özel korumanın da yeterince gözetildiği anlaşılmaktadır.

Bir kere, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleştiğinde, sigortalıya bu aylık ve gelirlerin tamamı ödenmese de birinin tamamının ve diğerinin de yarısının ödenecek olması, yalnızca yaşlılık aylığı alan sağlam kişiye göre, sakat olanın koruma önceliğinin gözetilmiş olduğu anlamına gelmektedir.

Ayrıca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 1186 sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca sürekli kısmî veya sürekli tam iş göremez durumdaki sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç ise, sürekli iş görememezlik geliri %50 artırılmak suretiyle ödenmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasıyla malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortası birleştiğinde, sigortalı bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tamamını, eksik olanın da yarısını alacak ve başkasının bakımına muhtaç olması durumunda sürekli iş görmezlik geliri %50 artırılarak verilecektir.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu Yasa kuralının, Anayasa'nın 60. maddesinde düzenlenen sosyal güvenlik hakkı ve 61. maddesinde sakatlar için öngörülen özel koruma görevi gözetilerek 65. maddede belirtilen biçimde Devletin malî olanaklarına bağlı ve bu görevlerin amaçlarına uygun olarak düzenlediği anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan, "yasa önünde eşitlik

ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için sözkonusudur. Bu ilke ile

eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı

durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını

sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,

aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa

karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin

her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki

özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve

uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal

durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi

zedelenmez. Bu nedenle sadece iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından

gelir elde edenlerle malüllük, yaşlılık veya ölüm sigortasından aylık alıp

bunun yanında iş kazası ya da meslek hastalığı sigortasından da aylık ve gelir

alabilecek durumda olanlar aynı konumda bulunmadıklarından itiraz konusu kural

Anayasa'nın 10. maddesine aykırı değildir.

Belirtilen nedenlerle itiraz konusu Yasa kuralı, Anayasa'nın 2., 5., 10., 11., 60., 61. ve 65. maddelerine aykırı değildir, 49. maddesi ile ilgisi görülmemiştir. İstemin reddi gerekir.

Bu görüşlere Ali HÜNER ve Fulya KANTARCIOĞLU katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

17.7.1964 günlü, 506 sayılı "Sosyal Sigortalar Kanunu"nun 92. maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci tümcelerinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Ali HÜNER ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 11.3.2003 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 92. maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci tümcelerinin iptali istemiyle yapılan başvuru sonucunda verilen 11.3.2003 günlü, E.2001/351, K.2003/10 sayılı itirazın reddine ilişkin çoğunluk kararına aşağıda açıklayacağım nedenlerle katılmıyorum.

Davacının 1979 yılında iş kazası geçirmesi nedeniyle, %37.2

oranında sürekli iş görememesi raporu ve kararı üzerine Sosyal Sigortalar

Kurumu'nca, davacıya iş kazası ve meslek hastalığı aylığı bağlandığı; 1.2.1994

tarihinde de, emekli olması nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazandığı; 1998

tarihine kadar hem iş kazası ve meslek hastalığı ve hem de emeklilik aylığının

tam olarak ödendiği; davalı idarece, 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesinin ikinci

fıkrası ileri sürülerek iş kazası aylığı ile yaşlılık aylığının eşitlenmesi

nedeniyle, iş kazası aylığının tamamı ile yaşlılık aylığının yarısının

verilmesi gerektiği bildirilerek bu yönde işlem yapılması üzerine davacı

vekilince açılan davada, iş kazasından ve yaşlılık aylığından dolayı tam olarak

aylık bağlanması gerektiği ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesinin ikinci fıkrasının

1. ve 2. tümcelerinde, "Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş

kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirleri

birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın

tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş

kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malüllük,

yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir."

kuralı yer almaktadır. Görüldüğü gibi birbirinden bağımsız biçimde primlerin

ödendiği "iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortası" ile "malüliyet,

yaşlılık ve ölüm sigortası" açısından ayrı ayrı ödenmeye hak kazanma söz

konusu olmaktadır. Ancak itiraz konusu kural uyarınca, bu ödenmelerin tamamının

değil, sadece birinin tamamının, diğerinin ise yarısının verilmesi

öngörülmektedir. Aynı maddenin birinci fıkrasında ise, malüllük sigortası ile

yaşlılık sigortasından aylığa hak kazanılması durumunda, bu aylıklardan yüksek

olanı, eğer aylıklar eşit ise, yalnız yaşlılık aylığı bağlanmaktadır. Bu

durumun nedeni de, haklı ve yerinde olarak malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortası

için tek prim oranının ödenmesi olmasıdır. Oysa itiraz konusu kuralda ise, iş

kazalarıyla meslek hastalıkları sigortaları ile yaşlılık sigortaları için ayrı

ayrı prim ödendiği halde hak sahibine ödenecek aylık ise tam olarak

ödenmemekte, birisinin tamamı, diğerinin ise yarısı ödenmektedir.

İtiraz konusu kuralla ilgili olarak bir hususa değinmek yerinde

olacaktır. Gerek 1479 sayılı Bağ-Kur Sigortasına tabi olanlar ve gerekse 5434

sayılı Emekli Sandığına tabi olanların maruz kaldıkları iş kazaları veya meslek

hastalıkları ile emeklilik aylığının birleşmesi halinde bu her iki sigorta için

ayrı ayrı ödemeler yapılmamakta iştirakçilere sadece bir sigorta için ödeme

yapılmaktadır. Bunun da sebebi olarak hem emeklilik ve hem de malüliyet

sigortaları için tek bir karşılık olarak düşünülmesi, yani tek bir yönde prim

ödenilmesi yapılmasıdır. Oysa yukarıda belirtildiği gibi Sosyal Sigortalar

Kurumuna tabi olanlardan iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortaları ile

malüllük ve yaşlılık sigortaları ayrı ayrı prime tabi tutulmaktadırlar. Her iki

sigorta bakımından ayrı ayrı prim ödenilmektedirler. Bu nedenle her iki sigorta

yönünden zarara uğrayan sigortalılara da her bir sigorta bakımından tam

ödenmeye hak kazanmaları gerekmektedirler. Kısacası iş kazalarıyla meslek

hastalıkları sigortası ile malüliyet, yaşlılık sigorta türünün birleşmesi

halinde, bir oran nisbetinde değil her bir sigortaları için tamamının ödenmesi

gerekmektedir.

Anayasa'nın "Sosyal güvenlik hakkı" başlıklı 60.

maddesinde, "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu

güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar"

denilmektedir. Bu kural vatandaşlara yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malüllük

gibi sosyal riskler karşısında asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlama amacını

gerçekleştirmeye yöneliktir. Sosyal güvenlik hakkı, çalışanların yaşamlarının

ve yarınlarının güvencesidir. Maddenin ikinci fıkrasında, Devlete sosyal

güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri almak ve teşkilatı kurmak görevi

verilmiştir. T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar kurumu, ülkemizde

sosyal güvenliğin temelini oluşturan kurumlardır. Sosyal Sigortalar Kurumu,

hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlara, iş

kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malüllük, yaşlılık ve ölüm

hallerinde sosyal sigorta yardımları yapan bir sosyal güvenlik kuruluşudur.

Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan kurallar, sosyal güvenliğin ve sosyal

güvenlik kurumlarının dayanağı ve teminatıdır.

Sosyal Devlet, Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca vatandaşın sosyal durumu ve refahı ile ilgilenen ve onlara asgari yaşam düzeyi sağlayan Devlettir. Anayasa'nın 5. maddesinde de, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, sosyal hukuk Devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.

İtiraz isteminde bulunan Mahkeme, iptali istenen yasa hükmünün

Anayasa'nın 61. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir. Anayasa'nın 4709

sayılı Yasa ile değişik 65. maddesine göre, Devlet Anayasa ile belirlenen

görevlerini malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirirken,

"bu görevlerin amaçlarına" uygun öncelikleri gözetileceği

belirtilirken 61. maddede sayılan malûller ve sakatlar öncelikle sosyal

güvenlik bakımından özel olarak korunması gereken kişilerdir. Anayasa'nın 61.

maddesinde, Devletin harp vazife ve şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve

gazileri koruyacağı ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi

sağlayacağı, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını

sağlayıcı tedbirleri alacağı hükme bağlanmaktadır. 61. maddede sosyal güvenlik

bakımından özel korumaya alınan malûller ve sakatlar hakkında düzenlenecek

kurallarda, Anayasa'nın 65. maddesinde öngörülen Devletin malî kaynaklarının

yeterliliğine dayanmak, sosyal Devlet ve sosyal güvenlik anlamlarına ve

anlayışlarına tamamen ters kavramlardır. Kabulü mümkün görülemez.

İş kazaları ile meslek hastalıkları basit bir kaza sonucunda çalışma gücünün kısa bir süre kaybedildiği durumlarda olduğu gibi çok ciddi olan ve çalışma gücünün tamamen kaybını doğuran olaylara kadar değişiklik göstermektedir. Sakat kalma durumu, kişilerin özel yaşamları sırasında veya doğum ile ortaya çıkabileceği gibi, bir iş kazası sonucunda da ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle Anayasa'nın 61. maddesinin ikinci fıkrasında geçen "sakatlar" ifadesi sigortalı olarak çalışanlardan geçirdiği iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda sakatlanan kişileri de kapsamaktadır.

Bu durumda sürekli iş göremezlik durumunda olan kişiler, toplumun özel olarak korunması ve gözetilmesi gereken kesimlerinden birini oluşturduğundan 61. maddenin ikinci fıkrası bu kişilere uygulanabilecektir.

İş kazası ve meslek hastalığı sonucunda sakat kalarak çalışma

gücünün bir kısmını ya da tamamını kaybedenler Anayasa'nın bu hükmüne göre

toplumun özel olarak korunması gereken bir kesimini oluşturmaktadır. İtiraz

konusu yasa kuralı ise, bu kişileri özel olarak korumak bir yana, çalıştıkları

iş kollarına göre kendileri adına işverenler tarafından yüzde 1.5 ilâ yüzde 7

arasında ödenen prim nedeniyle, iş kazaları ile meslek hastalıkları

sigortasından hak kazandıkları aylık ve gelirlerin, malüllük, yaşlılık ve ölüm

sigortaları ile birleşmesi halinde sadece yarısının ödenebilmesine olanak

verebilmektedir. Bu sebeplerle, iş kazası ve meslek hastalığı sonucunda sakat

kalanların Anayasa'nın 61. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, toplumun özel

olarak korunması kabul edildiklerinden aylık ve gelirlerinin birleşmesi halinde

bu aylıkların tam olarak ödenmesi gerekmektedir. Bu yönden de itiraz konusu

kural Anayasa'nın 61. maddesine de aykırı bulunmaktadır.

Emeğinden ve sosyal güvenlik hakkından başka hiçbir güvenceye sahip olmayan işçinin, her iki sigortası için prim ödendiği halde iş kazasıyla meslek hastalıkları sigortası ile yaşlılık sigortası bir araya geldiğinde birinin tamamının, diğerinin de yarısının ödenmesinin gerekeceği yönündeki itiraz konusu kural, sosyal güvenlik hakkının özüne ve prime dayanan sigorta anlayışına aykırıdır.

Belirttiğim nedenlerle, itiraz konusu 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesinin ikinci fıkrasının 1.ve 2. tümcelerinde yer alan kurallar, Anayasa'nın 2., 5., 60. ve 61. maddelerine aykırı olduğundan iptallerine karar verilmesi gerekirken, iptal isteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Enis TUNGA

Üye

Mehmet ERTEN

KARŞIOY

GEREKÇESİ

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 92. maddesinin ikinci fıkrasının bir ve ikinci tümcelerinde, "Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir." denilmektedir.

506 sayılı Yasa'nın 53. maddesine göre malûl sayılma nedenleri,

herhangi bir sebeple çalışma gücünü üçte iki oranında kaybetme, herhangi bir

hastalık sebebiyle çalışamayacak durumda olma ve iş kazası veya meslek

hastalığı sonucunda meslekte kazanma gücünü yüzde altmış oranında kaybetmedir.

Malûllük sigortası ile bu kayıpların karşılanması amaçlanmaktadır. Yaşlılık

sigortasının nedeni ise yaşlanmaya bağlı olarak çalışma gücünün kaybı ile

uğranılan gelir yoksunluğunun karşılanabilmesidir. Ölüm sigortası da ölüme

bağlı olarak sigortalının yakınlarının uğradığı gelir kaybının önlenmesine

yöneliktir. İş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla da diğer

sigortalardan farklı olarak bir iş kazası ya da meslek hastalığı sonucunda gelir

kaybına uğrayan sigortalıya ekonomik güvence sağlanmaktadır.

Sosyal Sigortalar Yasası uyarınca, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları için tek bir prim alınmakta, iş kazaları ile meslek hastalıkları sigortasında ise ayrı bir prim öngörülmekte ve bunun tamamı, Yasa'nın 73/A maddesine göre işverenler tarafından ödenmektedir.

Çalışma yaşamında, her işe ilişkin iş kazası ve meslek hastalığı riskleri aynı olmadığından bunların niteliğine göre primlerin oranı da farklılık göstermektedir.

Anayasa'nın 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, Devlet'in bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı 61. maddesinde, Devlet'in, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alacağı, 65. maddesinde de Devlet'in, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği belirtilmiştir.

Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortalarının ortak amacı kişilerin sosyal güvenliklerinin sağlanması ise de yukarıda belirtildiği gibi bu iki sigorta arasında korudukları hukuki yarar, üstlendikleri risk, amaçları, primlerin miktarı ve ödemekle yükümlü olanlar yönünden önemli farklılıklar bulunmaktadır.

Bu durumda, söz konusu sigortalar için prim, toplu ödeme ve aylık

bağlama hesaplarının, tüm olasılıklar ve özellikler gözetilerek yapılacağı

açıktır. Devlet'in ise öncelikleri dikkate alarak mali olanaklarının

yeterliliği ile sınırlı olarak belirtilen koşullar çerçevesinde gerekli

dengeleri kuracağında ve hesaplarını buna göre yapacağında duraksanamaz. Bu

bağlamda aynı sosyal amaca yönelik olsa da farklı gereksinimlerin ortaya

çıkardığı ve ayrı primlere bağlı tutulan sigortaların birleşmesi halinde dava

konusu kuralda öngörüldüğü biçimde, bunlardan birinin tamamının diğerinin ise

tümünün ödenmesiyle ortaya çıkan adaletsizliğe Devlet'in mali kaynaklarının

yetersizliği gerekçe gösterilemez. Ayrıca kişi hakları arasında adil bir denge

kurmakla yükümlü hukuk devletinde bu tür adaletsizlikler hoşgörü ile

karşılanamaz.

Öte yandan, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından

yararlananlarla iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortalarından

yararlananların, içinde bulundukları koşullar, iş ve beden gücü kayıpları,

karşılaştıkları güçlükler bakımından aynı konumda oldukları

düşünülemeyeceğinden bunlar arasında eşitlik ilkesi yönünden karşılaştırma

yapılamaz. Dolayısıyla iki sigorta türünün aynı kişide birleşmesi halinde

Yasa'da öngörülen kesintinin yapılmamasının bir taraf lehine sebepsiz

zenginleşmeye neden olacağı görüşü kabul edilemez. Kaldı ki, her iki sigorta

aynı kişide birleştiği halde yanlışlıkla tam ödeme yapılması nedeniyle aradaki

farkın sigortalıdan istenmesi sonucunda çıkan uyuşmazlıklarda Yargıtay'ca hak

sahibinin hilesi saptanamadığı sürece geri ödeme yapmasının gerekli olmadığına

karar verilmektedir. (Utkan Araslı, Sosyal Güvenlik ve Sosyal Sigortalar Cilt

2. Sayfa 1252).

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralların, Anayasa'nın 2., 60. ve 61. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Anayasa Mahkemesi, E. 2001/351, K. 2003/10, 11 Mart 2003 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I- Olay
  6. Iıı- Yasa Metinleri
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. Karşıoy
  10. Yazısı
  11. Kantarcıoğlu
  12. Karşıoy
  13. Gerekçesi
  14. Kantarcıoğlu
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2001/351
Karar No
2003/10
Tarih
11 Mart 2003

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2003/17 K.2003/11
  • AYM Norm Denetimi E.2003/8 K.2003/9
  • AYM Norm Denetimi E.2002/55 K.2003/8
  • AYM Norm Denetimi E.2003/15 K.2003/7
  • AYM Norm Denetimi E.2002/79 K.2003/29
  • AYM Norm Denetimi E.2002/112 K.2003/33

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.