İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2002/157 K.2006/97

Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının 3395 sayılı Yasa ile eklenen IV. bendinde yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, ...” ibaresinin, Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas2002/157Karar2006/97Tarih4 Ekim 2006Okuma14 dk · 2.727 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
4 Ekim 2006
Esas Sayısı
2002/157
Karar Sayısı
2006/97
Karar Günü
4.10.2006
Resmi Gazete Tarih-Sayısı
27.03.2007-26475
İtiraz yoluna başvuran
Adana 1. İş Mahkemesi
İtirazın konusu
17.7.1964 günlü, 506 sayılı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.727 kelime·14 dk okuma·23 bölüm

Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının 3395 sayılı Yasa ile eklenen IV. bendinde yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, ...” ibaresinin, Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Davacının, çalıştığı işyerinin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5. maddesinin kapsamına girdiğinden bahisle itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesi istemiyle açtığı davada, itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırılığı iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının 3395 sayılı yasa ile eklenen ve iptali istenilen ibareyi de içeren IV numaralı bendi şöyledir:

“506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.

B- Dayanılan Anayasa Kuralı

Başvuru kararında Anayasanın 10. maddesine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN'in katılmalarıyla 12.11.2002 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

Başvuru kararında, itiraz konusu Yasa kuralı uyarınca “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde” çalışanların çalışma şartlarının sağlıklarına yaptığı olumsuz etki gözönüne alınarak onlara itibari hizmet süresinden yararlanma imkanı verilmesine karşın, diğer kimi sanayi kollarında sağlık yönünden sakıncalı ortamlarda çalışan işçilerin böyle bir haktan yararlandırılmamasının açıkça Anayasanın eşitliğe ilişkin 10. maddesine aykırı olduğu, bu nedenle “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde” ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine,

Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, “yasa önünde eşitlik

ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli

değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda

bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,

ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle aynı durumda

bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında

eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden

aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,

kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları

gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı

kurallara bağlı tutulursa Anayasada öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

İtiraz konusu Yasa kuralı, Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi

sigortalılardan, azotlu gübre ve şeker sanayiinde fabrika, atölye, havuz ve

depolarda, trafo binalarında çalışan; ağır, tehlikeli, sağlığa zararlı çalışma

koşulları altında işlerini görmekte olan ve kanun metninde yaptıkları işler

belirtilen bir kısım sigortalılara itibari hizmet süresinden yararlanma olanağı

getirmektedir. Kanunun uygulamasında itibari hizmet süresinden

yararlanılabilmesi için sigortalının iki koşulu birlikte gerçekleştirmesi

aranmaktadır. Buna göre, sigortalının azotlu gübre ve şeker sanayiinde,

fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışma koşulunu yerine

getirmesi birinci şarttır. İkinci şart ise, sigortalının, belirtilen bu

işkollarında yer alan ve Kanunda sayma suretiyle belirtilmiş olan bir kısım

ağır, riskli, sağlığa zararlı işleri ifa etmesidir.

İtiraz konusu Yasa kuralının, ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerde çalışan kişilere itibari hizmet süresinden yararlanma olanağı tanımak amacıyla kabul edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Oysa, bu nitelikteki işlerin sadece azotlu gübre ve şeker sanayiinde bulunmadığı, diğer pek çok sanayi dalında da bu nitelikte işlerin görülmekte olduğu açıktır. Bu durumda, itibari hizmet süresinden yararlanabilecekler belirlenirken yapılan işin niteliğinin dikkate alınması, böylece hangi iş kolunda çalışıyor olursa olsun ağır, riskli ve sağlığa zararlı işleri yapan bütün sigortalıların bu olanaktan yararlanmalarını sağlayacak bir düzenlemeye gidilmesi Anayasada öngörülen eşitlik ilkesinin gereğidir.

İtibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgu sanayi kolları farklı da olsa belli ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin yapılmasıdır. Bu nitelikteki işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıkları ileri sürülemez. Aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallara tabi tutulması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağından itiraz konusu Yasa kuralı Anayasa'nın eşitlik ilkesine yer veren 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR ve Şevket APALAK bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

V- SONUÇ

17.7.1964 günlü, 506 sayılı “Sosyal Sigortalar Kanunu”nun Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa ile eklenen IV numaralı bendinde yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, ...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Şevket APALAK'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 4.10.2006 gününde karar verildi.

Sigortalılar

Hizmetin geçtiği yer

Eklenecek süre

I— …

…

…

II— …

…

…

III— …

…

…

IV — (Ek: 20/6/1987 - 3395/13 md.) Azotlu gübre ve şeker

sanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışanlar.

1. Çelik, demir ve tunç döküm,

2. Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde,

3. Patlayıcı maddeler yapılmasında,

4. Kaynak işlerinde çalışanlarda.

90 gün

Başkan

Tülay

TUĞCU

Başkanvekili

Haşim

KILIÇ

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

AZLIK

OYU

İtiraz konusu kural, yargı yerlerince farklı yorumlanmış ve bu nedenle iptal istemine konu olmuştur. Oysa kuralın, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun ilgili maddesi de gözetilerek yapılacak amaçsal yorumu, azotlu gübre ve şeker sanayii ile fabrika, atölye gibi yerleri ayrı ayrı iş alanları olarak değerlendirmeye olanaklıdır. Bu durumda Anayasal ilkelerle bir çelişme öne sürülmeyecek, kuralın yorumu yargısal gelişmelere bırakılacaktır.

Ancak, kararla ulaşılan sonuç eşitlik ilkesinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır. Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi, eylemli değil, hukuksal eşitliği amaçlar. Başka bir anlatımla, aynı durum ve konumda olan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek eşitlik ilkesinin gereğidir.

Kuralda ise, yasama organının değerlendirme alanı içinde, iş kolu ve bu iş kolunda yürütülen görev alanları belirlenerek hukuksal durumun çerçevesi çizilmiştir. Anayasal eşitlik ilkesi bu hukuksal durum içinde görülecek farklılıklarda söz konusu olabilir. Başka iş kolunun görev alanlarında çalışanlar ise ayrı hukuksal konumun süjeleridir.

Öte yandan, fiili hizmet süreleri, işyerlerinin tehlike dereceleri, o günkü veriler ve sosyo ekonomik koşullar gözetilerek belirlendiğinden; Anayasa Mahkemesi'nce sonuç olarak daha önce olumlu bulunan ve yıllardır uygulana gelen bir ilkenin, yeni yasal düzenlemenin 2007 yılından itibaren geçerli olacağı bir zaman diliminde eşitlik yönünden irdelenmesi, gündeme getireceği olguların özelliği ve denetimin sınırları bakımından anayasal uygunluk ilkesinin kapsamıyla tam bir örtüşme de sağlamayacaktır.

Bu nedenle karara karşıyım.

Üye

Şevket

APALAK

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

KARŞIOY

GEREKÇESİ

1- 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Kanunla eklenen IV numaralı bendinde yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde” ibaresi sayın çoğunlukça Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiştir.

Aynı kuralın iptali için evvelce yine Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluyla başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesi'nin 2.5.1989 gün ve E.1988/51, K.1989/18 sayılı kararı ile kural Anayasa'ya aykırı görülmeyerek itirazın REDDİNE karar verilmiştir.

Anılan kararın gerekçesinde “…Anayasa Mahkemesi'nin daha önceki

kararlarında da açıklandığı gibi, bir yasa hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğunun

kabul edilebilmesi için, bu hükmün Anayasa'nın koyduğu esaslara aykırı bir

kural içermesi gerekir. Anayasa; itiraz konusu maddede sözü edilen

sigortalıların ‘itibari hizmet süresi'nden yararlanmalarını engelleyen bir

kurala yer vermemiştir. Aksine, Anayasa'nın öngördüğü ‘sosyal devlet' ilkesi ve

bu ilkenin içerisinde yer alan ‘sosyal güvenlik' kavramını, itibari hizmet

türünden kurumların kabulünü zorunlu kılmaktadır… Anılan bent hükümlerinde

Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı işyerlerinde çalışan sigortalıların yer

almaması, belli sigortalılara hak tanıyan ve özü bakımından Anayasa'ya

aykırı bulunmayan hükmün iptalini gerektirmez. Kaldı ki, diğer

sigortalıların bu haktan yararlanmaları doğrultusunda her zaman yeni

düzenlemeler yapılabilir. Anayasa Mahkemesi'nden, ancak Anayasa'ya

aykırı olan bir yasa hükmünün uygulama alanından kaldırılmasını sağlamak için

iptal kararı istenebileceğine, özde Anayasa'ya aykırı düşmeyen bir kural

uygulama alanının genişletilmesi amacıyla iptal edilmeyeceğine göre; bir

kısım sigortalılara hak tanıyan itiraz konusu hükmün, öteki kesimlere de aynı

hakkı tanıyan tamamlayıcı yasama işlemleriyle düzeltilmesi, düzenleme

eksikliklerinin bu yöntemle giderilmesi Anayasa'ya uygun ve tutarlı bir

tasarruf olacaktır. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu

hüküm Anayasa'ya aykırı görülmemiştir. İtirazın reddi gerekir…” (AMKD, Sayı:25,

Ankara 2001, s.227-228) denilmektedir.

Anılan karara konu olayda da, itiraz mahkemesi, itiraz konusu kuralın kapsamının dar tutulması ve maddenin kabul ettiği sistem sonucu Milli Savunma Bakanlığı ve diğer iş kollarının madde içerisinde yer almamasının yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı düştüğü savında bulunmuş; Anayasa Mahkemesi'nce, ortada eşitliğe aykırı bir durum görülmeyerek, yukarıdaki gerekçe ile bu savlara katılınmamış ve itirazın reddi yoluna gidilmiştir.

Söz konusu içtihadın değişmesini haklı kılacak, eşitlik ilkesinin uygulanmasını gerektirecek makul ve doyurucu hukuki nedenlerin dava konusu bakımından gerçekleşmediği kanısında olduğundan, öncelikle karara bu yönü itibariyle katılamıyorum.

2- Anayasa'nın 153. maddesinin ikinci fıkrası “Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.” hükmünü taşımaktadır. Anılan fıkraya ilişkin gerekçe şu şekildedir:

“…

a)… Öyle haller vardır ki; bir hükmün iptali, uygulanması kanunen gerekmeyen bir başka hükmün uygulanmasını gerekli kılabilir. Örneğin: Kanunla getirilen istisnalara ilişkin kanun hükümlerinin iptali, ana kuralın uygulanması sonucunu doğurabilir. Halbuki kanun koyucu böyle bir sonuç çıkmasını arzu etmediği için istisnayı kabul etmiş durumdadır. Bu istisna hükmünün iptali milli iradeye ters düşeceğinden, eşitlik ilkesi gibi temel ilkelere aykırı olmamak koşulu ile hüküm verirken bu özelliklerin gözönünde bulundurulması zorunludur…”

Sözkonusu Anayasa hükmü, öğretide pek çok tartışmaya yol açmıştır. Burada örnek teşkil etmek üzere, bu görüşlerden birkaçına yer verilecektir:

- “… Anayasa yapıcının bu kuralla ‘ayrık kuralın' Anayasa'ya

aykırı bulunarak iptal edilmesi durumunu, ulusal istence ters düşen bir olgu

olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır… Gerçekte, ana kuralı iptal edebilen bir

mahkemenin, ayrık hükmü iptal edememesini anlamak güçtür. Ayrıca, ayrık hükmün

iptalinin ulusal istence ters düştüğü yolundaki görüş, Anayasal denetimi kabul

eden bir sistemle bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesi kural koymaz. Kural koymak

kuşkusuz yasamanın görevidir. Mahkeme ana kural, ayrık kural gibi bir ayırım

yapmaz. Anayasal denetim sonucunda Anayasa'ya aykırı bulduğu kuralı iptal eder…

Anayasa Mahkemesi'nin her iptal kararı, kuşkusuz, yeni bir hukuksal durum

doğurur ve yeni bir uygulamaya yol açar. Bu durum kural koymaktan çok,

Anayasa'ya aykırılığı gidermek anlamına gelir. Benzetme yerinde olursa, bahçeyi

ekmek ve yeşillendirmek yasamanın, ısırgan otlarını ayırmak Anayasa

Mahkemesi'nin işidir… Dolayısıyla, iptal kararı ulusal istence aykırılık

oluşturmaz. Nitekim, Anayasa Mahkemesi de bu kuralı bu biçimde anlamıştır…” Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU, Anayasa Yargısı, Ankara 1997, s.235-237)

- “…Aslında böyle bir hüküm gerek Anayasa yargısı gerekçe idari

yargı açısından Anayasa'da bulunması gereksizdir. Tıpkı bir savcıya ‘sakın

gereksiz yere soruşturma açma, gereksiz yere cezalandırma ya da beraat isteme'

anlamına gelir… Anayasa'da mevcut olan bu düzenleme mutlak ve kesin

yorumlanırsa, Anayasa'nın temel ilkelerine aykırı düşen hükümleri dışındaki

kuralları iptal etmemek gerekir. Bu nedenle, böyle bir düzenlemenin mevcut

olması, Anayasa'ya uygunluk denetimi için gereksiz bir uyarı ve yersiz bir

hatırlatmadan öteye bir ‘engel' olamaz. Belki bir fren olarak fayda doğuracağı

düşünülmüştür; ama iptal kararını önleyebilecek bir işlerliğe sahip değildir…”

(Burhan KUZU, 1982 Anayasanın Temel Nitelikleri ve Getirdiği Yenilikler,

İstanbul 1990,s.199-205)

- “… Anayasa'nın 125. maddesine koşut olan bu kural, yeni bir

uygulamaya yol açmak Mahkemenin görevi ya da emeli olmadığına göre, iptal

kararı verilmesini engellemek düşünülmüş olamayacağından, açıkta, boşlukta

durduğu, yineleme, gereksiz söz (haşiv) olduğu da söylenemeyeceğinden bir uyarı

(bir sınır, bir kısıtlama amacı güdülse de) olduğunu kabul zorunluluğu açıktır.

İptal kararı, dava, inceleme-denetleme konusu kuralın ortadan kalkmasını gerektirmektedir.

Böylece aykırılık giderilmekte, yürürlükteki durumun yerine, iptal edilen

kuralın geçerli olmadığı yeni bir biçim doğmaktadır. Kararın doğal sonucu

kendiliğinden ‘yeni bir durum'dur. Ama asla ‘yeni bir kural'

değildir, ‘uygun durum'dur. Bu yeni durum, Anayasa Mahkemesi'ni

‘yasakoyucu' kılmaz. Mahkeme, kararına bağlanarak sıfat değiştiremez,

kazanamaz… Mahkemenin yasakoyucu gibi davrandığını yasal yönden saptamak

olanağı bulunmadığı gibi, iptal kararı yeni bir kural, yeni bir uygulama, yeni

bir düzenleme değildir… Kısıtlamanın amacı, Yasakoyucunun istencinden büsbütün

ayrı, ama tümüyle ters bir yeni kural ya da metin biçiminde bir kararın

oluşmasını önlemektir… Anayasa Mahkemesiyle ilgili kuralların güçlük değil,

kolaylık vermesi gerekir. Yürütmeyi tümüyle elinde bulunduran yönetimin daha

çok güçlendirilmesi yargının zayıflatılmasıyla sağlanmamalıdır…” (Yekta Güngör

ÖZDEN, Anayasa Mahkemesi Kanun Koyucu Gibi Hareketle Yeni Bir Uygulamaya Yol

Açacak Biçimde Hüküm Tesis Edemez Kuralına Nasıl Gelindi' Anayasa Yargısı 2,

Ankara 1986, s.73-81)

Anayasa Mahkemesi'nin de konuya ilişkin bazı kararlarında şu gerekçeyi ortaya koyduğu görülmektedir:

“…her iptal kararı yeni hukuksal bir sonuca neden olur. Bu durum,

Anayasa Mahkemesi'nin kendisini yasakoyucu yerine koyduğu anlamına gelmez.

Yasama organı, iptal hükmüyle ortaya çıkan hukuksal yapıyı uygun bulunmazsa,

kuşkusuz anayasal sınırlar içinde, yeni kural koyabilir ya da yürürlükteki

kurallarda değişik yapabilir. Anayasa'nın 153. maddesi ile yasaklanan,

yasakoyucu gibi davranarak kural konulmasıdır. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya

uygunluk denetimi işlevini yerine getirirken yasakoyucu yerine geçerek kural

koyamaz ve yeni tür uygulamaya yol açacak nitelikte karar veremez. İptal

kararının kaçınılmaz ve doğal sonucu olan yeni durum, yeni görünüm, yürürlükte

kalan bölüme göre ya da yürürlükten kalkan kurala göre uygulama gerekliliği,

yerine getirilmesi zorunlu bir işlemdir. Afla salıverme arasındaki hukuksal

çizgiyi belirlemek, buna göre gereğini kararlaştırmak yasakoyucunun yerine

geçmek değil, kendi yetki ve görevinin gereğini yerine getirmektir… Anayasa

Mahkemesi'nin Anayasa'ya aykırı bulduğu kuralı ya da bir aykırılık (istisna)

hükmünü iptal etmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır…” (Anayasa

Mahkemesi'nin 19.7.1991 tarih ve E.1991/17, K.1991/23; 8.10.1991 tarih ve

E.1991/34, K.1991/34 sayılı kararları; AMKD, Sayı:27, Cilt:2, s.483-484; s.580-582)

Gerek yukarıda bazılarına yer verilen öğreti görüşleri, gerek

Anayasa Mahkemesi'nin işaret edilen kararlarında temas edilen düşünce ve

değerlendirmelere büyük ölçüde katılınmakla beraber, ortada çözümü gereken

önemli bir “Anayasal Sorun”un varlığı yadsınamaz. Anayasa'nın hiçbir hükmünün,

diğerlerine nazaran üstünlük ya da önem önceliği olmadığı hukuki gerçeği

karşısında; halen yürürlüğünü sürdüren ve üstelik gerekçesi de gayet açık bir

Anayasa hükmünün, (Md.153/2) hiç kimse ya da organ tarafından “lüzumsuz”,

“gereksiz”, “uyarıcı/hatırlatıcı nitelikte”, “ihmal edilebilir”, “dikkate

alınmaması gerekir”, “kimseyi bağlamaz”, “bir anlam ifade etmez”, “etki ve

yaptırım gücü yok” vb. nitelemelere tâbi tutularak; beğenilmeyerek ya da

görmezlikten gelinerek uygulanmaması/değerlendirme dışı bırakılması

düşünülemez. Anayasakoyucu hiçbir Anayasa kuralını nedensiz ve gereksiz olarak

yürürlüğe koymayacağı gibi, kimse tarafından dikkate alınmayacak mahiyette bir

kural da öngörmez. Önemli olan, yorum makamının o kuralın ratio legis'ini

(ruhunu) ortaya çıkarabilmesidir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi de, Anayasa'nın

153/2. maddesinin yorumunda, önüne gelen her somut olayın özelliğine göre, bu

maddeye anlam ve içerik kazandırmalı, hangi iptal kararının “kanun koyucu gibi

hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde” hükme sebebiyet vereceğinin

analiz ve değerlendirmesini yapmalıdır.

Davanın somutunda, iptali istenen kuralın, bir başına Anayasa'ya

aykırılığı sözkonusu değildir ve esasen böyle bir iddia da yoktur. İptal

istemi, sadece “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde” bazı işkolları için

yasakoyucu tarafından tanınan hizmetin, ülkede SSK'ya tabi tüm işyerlerinde,

aynı işkolları içinde tanınması, yani “uygulama alanının genişletilmesi”

amacıyla yapılmış ve sayın çoğunlukça da bu istem “eşitlik” ilkesi yönünden

haklı görülerek, kuralın iptaline karar verilmiştir. Diğer bir deyişle, sırf

uygulama alanının genişletilmesi amacıyla, özde Anayasa'ya aykırı düşmeyen ve

bir sosyal güvenlik atıfeti mahiyetinde, önemli görülen iki-sanayi alanında

belli işkollarında çalışan SSK'lılara tanınan ve bu mahiyeti itibariyle de

yasakoyucunun takdir alanı içerisinde bulunan bir düzenleme iptal edilmiş;

böylelikle salt iptal kararıyla, yasakoyucunun iradesi dışında, yeni bir

uygulamaya yol açılması ve aynı hizmetin geçtiği tüm işyeri ve işkollarında

çalışanlara da itibari hizmet verilmesi gerekliliği sonucu doğmuştur.

Anayasa'nın 153/2. maddesinin gerekçesinde açık biçimde örneklenmesine karşın,

iptal kararıyla, istisna hükmünün iptaliyle, istisna asıl “kural” haline

dönüşmüştür. Anılan maddenin ruhunun ise böyle bir sonucu amaçlamadığı çok

açıktır.

Açıklanan nedenlerle, iptal kararına bu yönü itibariyle de katılmıyorum.

3- Çoğunluk kararının dayalı olduğu “eşitlik” gerekçesinin

incelenme konusu kural bakımından uygulama alanının olmadığını

değerlendirmekteyim. Çünkü, yukarıda isnat edildiği üzere, sonuçta iptalin asıl

nedeni, yasadaki “düzenleme eksikliği” (eksik düzenleme)dir. Oysa Anayasa

Mahkemesi'nin birçok kararında, Anayasa'nın öngördüğü ve düzenlenmesini

istediği hususlar dışında, yasadaki düzenleme eksikliğinin o Yasa'nın iptalini

gerektirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Örneğin Anayasa Mahkemesi, hazine

avukatlarına verilen yol tazminatının öteki kamu kurumu avukatlarına verilmemesiyle

ilgili davada, “Özde Anayasaya aykırı düşmeyen bir kuralın, uygulamanın

genişletilmesi amacıyla iptali isteminde bulunulmaz” yönündeki gerekçeyle,

sözkonusu eksik düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmamıştır. (Any.Mah.nin

24.11.1987 tarih ve E.1987/24, K:1987/32 sayılı kararı; AMKD, Sayı: 23, s.427.

Bu konudaki diğer karar örnekleri işin bkz. Aliefendioğlu, age., s.302-305)

Davanın somutunda, ortada eşitlik ilkesinin uygulaması bakımından,

durumları özdeş olan iki kategori kişi/kişiler sözkonusu değildir. SSK'nun

aktüeryal dengesi ve işkollarının özellikleri dikkate alınarak, yasakokucu

tarafından sadece iki alanda (azotlu gübre ve şeker sanayinde) belli çalışma

sahalarında çalışan SSK'lılara itibari hizmet imkânı sağlanmıştır. Azotlu gübre

ve şeker sanayiinde kanunda sayılan çalışma sahalarında bilfiil istihdam

edilenlerin hukuki konumu ile diğer sanayi kollarında benzer çalışma

sahalarında istihdam edilenlerin hukuki konumu özdeş (aynı) sayılamaz Çünkü, bu

hususun saptanması tamamen teknik ve ihtisası gerektiren bir değerlendirmeyi

gerektirir. Yasakoyu SSK'lılar yönünden bir sosyal güvenlik atıfeti getirirken,

önceliği sayılan sanayi kollarına vermiş olup, takdir yetkisini bu doğrultuda

kullanmıştır. Bu bakımdan, henüz yasakoyucunun atıfet imkânı tanımadığı diğer

sanayi ve işkollarında benzer çalışma sahalarında çalışanların, azotlu gübre ve

şeker sanayinde çalışanlarla kıyaslanarak, aralarında eşitsizlik olduğu yolunda

ulaşılan sonuca katılmak mümkün değildir. Bu nedenle, kararın gerekçesine bu

yönü itibariyle de katılamıyorum.

4- Yukarıda üç başlık altında gerekçesini açıkladığım nedenlere dayalı olarak, iptal isteminin reddi gerektiği kanaatine ulaştığımdan; aksi düşünce ve gerekçelerle kuralın iptali yolundaki sayın çoğunluk kararına iştirak edemiyorum.

Üye

Şevket

APALAK

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi, E. 2002/157, K. 2006/97, 4 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Esasın İncelenmesi
  7. I— …
  8. Iı— …
  9. Iıı— …
  10. IV — (Ek: 20/6/1987 - 3395/13 md.) Azotlu gübre ve şeker
  11. Tuğcu
  12. Kılıç
  13. Adalı
  14. Kantarcıoğlu
  15. Akyalçın
  16. Erten
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Azlık
  20. Oyu
  21. Apalak
  22. Karşıoy
  23. Gerekçesi
  24. Apalak
  25. Özgüldür
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2002/157
Karar No
2006/97
Tarih
4 Ekim 2006

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2006/75 K.2006/99
  • AYM Norm Denetimi E.2006/133 K.2006/96
  • AYM Norm Denetimi E.2006/134 K.2006/95
  • AYM Norm Denetimi E.2006/138 K.2006/100
  • AYM Norm Denetimi E.2002/117 K.2006/105
  • AYM Norm Denetimi E.2003/10 K.2006/106

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.