KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2005
- Esas Sayısı
- 2003/38
- Karar Sayısı
- 2005/63
- Karar Günü
- 12.10.2005
- Resmi Gazete Tarih-Sayısı
- 06.05.2006 - 26160
- İtiraz yoluna başvuran
- Ağlı Asliye Ceza
Karar Metni
931 kelime·5 dk okuma·14 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 97. maddesinin birinci fıkrasının ikinci tümcesinin, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 11., 12., 13., 20. ve 21. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
6136 sayılı Ateşli Silahlar İle Bıçaklar ve Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümlerine aykırı olarak mermi bulundurmak suçundan sanık hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
İtiraz konusu tümceyi de içeren Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 97. maddesinde yer alan kural aynen şöyledir:
“Madde 97.- Aramaya karar vermek salahiyeti hakimindir. Ancak tehirinde mazarrat umulan hallerde Cumhuriyet Müddeiumumileri ve müddeiumumilerin muavini sıfatiyle emirlerini icraya memur olan zabıta memurları arama yapabilirler.
Hakim veya Cumhuriyet Müddeiumumisi hazır olmaksızın süknada veya iş görmeğe mahsus mahaller ile kapalı yerlerde aramada bulunabilmek için o mahal ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
Yukardaki fıkrada gösterilen takayyüt 96 ncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı mahallere şamil değildir.
Harb gemileri dahil olmak üzere askeri hizmetlere mahsus yerlerde yapılacak zabıt muamelesi hakim veya Cumhuriyet Müddeiumumisinin talep ve iştirakiyle askeri makamlar tarafından derhal ifa olunur. Ancak askeri hizmetlere mahsus yerler ordu ile alakası olmıyan kimseler tarafından münhasıran işgal edildiği takdirde askeri makamların müdahalesine lüzum yoktur”.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN'in katılmalarıyla 21.5.2003 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kuralın Anlam ve Kapsamı
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun iptali istenilen tümcenin de yeraldığı “Arama kararı yetkisi”ne ilişkin 97. maddesinin birinci fıkrasına göre, arama kararı vermek yetkisi hakimindir. Ancak, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcıları ve savcıların muavini sıfatıyla emirlerini yerine getirmekle görevli olan zabıta memurları da arama yapabilirler.
Arama, ceza muhakemesi hukukunda, suçluların yakalanması ve suç delillerinin ortaya çıkarılması için başvurulan geçici bir koruma tedbiridir. Öğretide de “Ceza muhakemesinin gayesine erişmesi maksadı ile saklanan sanığın ve delillerin elde edilmesi için bir kimsenin meskeninde, etrafı çevrili sair mahallerinde, üzerinde ve eşyasında yapılan araştırma işlemi” olarak tanımlanmaktadır.
Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kuralın düzenlendiği 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 18. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile yürürlükten kaldırılmış ise de, başvuran Mahkeme, bakmakta olduğu davada aykırılığı ileri sürülen kurala dayanılarak verilen bir arama kararı üzerine elde edilen delile göre sanığın hukuki durumunu belirleyeceğinden, işin esasının incelenmesi gerekmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 97.
maddesine göre, aramaya karar verme yetkisinin öncelikle hakime ait olduğu,
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise hakim kararına gerek kalmadan sözlü
olarak da diğer yetkili makamların verdikleri emirlerle arama yapılabileceği,
ancak, Anayasa'nın 4709 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonra 20. ve 21.
maddelerinde, belirli koşullar altında olmak üzere “usulüne göre verilmiş hakim
kararı” ve “gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış
bulunan merciin yazılı emri” ile anılan kararların verilebileceğinin
belirtilmiş olması karşısında, somut olayda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun
97. maddesi uygulanırsa farklı, Anayasa'nın 21. maddesi uygulanırsa farklı
sonuçlara ulaşılacağı, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 97. maddesinde
özellikle savcılar ve kolluk memurlarının arama emirlerini mutlaka yazılı
olarak verecekleri konusunda bir hüküm bulunmadığı, buna karşılık, Anayasa'nın
20. ve 21. maddelerinde açıkça “kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı
emrinden” bahsedilmekte olduğu, dolayısıyla itiraz konusu düzenlemenin,
Anayasa'nın
Başlangıç kısmının 6. paragrafı ile 2., 11., 12., 13., 20. ve 21. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Anayasa'nın 20. maddesinde, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı, 21. maddesinde de kimsenin konutuna dokunulamayacağı belirtilmiştir.
3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Yasa'nın 5. ve 6. maddeleriyle
Anayasa'nın 20. ve 21. maddelerinde öngörülen özel hayatın gizliliği ve konut
dokunulmazlığıyla ilgili esaslarda birbirine koşut değişiklikler yapılmıştır.
Buna göre, maddelerde sayılan nedenlerden biri veya birkaçına bağlı olarak
usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin
yazılı emri bulunmadıkça kimsenin üstü özel kağıtları ve eşyası aranamayacak ve
bunlara el konulamayacak, kimsenin konutuna girilemeyecek, arama yapılamayacak
ve buradaki eşyaya el konulamayacak, yetkili mercii kararı yirmidört saat
içinde görevli hakimin onayına sunulacak, hakim kararını elkoymadan itibaren
kırksekiz saat içinde açıklayacak, aksi halde, elkoyma kendiliğinden
kalkacaktır. Böylece, özel hayatın ve aile hayatının gizliliği ile konut
dokunulmazlığının güvenceye kavuşturulması bakımından “arama” için usulüne göre
verilmiş hakim kararı, gecikmesinde sakınca olan hallerde de kanunla yetkili
kılınmış merciin yazılı emrinin bulunması ön koşul kabul edilmiştir. 1412
sayılı Yasa'nın 97. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu ikinci
tümcesinde yer alan “Ancak tehirinde mazarrat umulan hallerde
Cumhuriyet savcıları ve savcıların muavini sıfatı ile emirlerini icraya memur
olan zabıta memurları arama yapabilir.” kuralı, Anayasa'nın 20. ve 21.
maddelerinde yapılan değişikliklerle sağlanan “yazılı emir” güvencesinden
yoksun kalmıştır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 20. ve 21. maddelerine aykırıdır; iptali gerekir.
İptal edilen kuralın Anayasa'nın 2. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 12. ve 13. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
TUĞCU
Üye
Sacit
ADALI
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Mustafa
YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket
APALAK
Üye
Serruh
KALELİ
Üye Osman · Alifeyyaz PAKSÜT
Anayasa Mahkemesi, E. 2003/38, K. 2005/63, 12 Ekim 2005 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası