İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2004/4 K.2005/25

Millet Meclisi Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk Partisi) Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ali Topuz, K. Kemal Anadol ve Haluk Koç

Esas2004/4Karar2005/25Tarih4 Mayıs 2005Okuma15 dk · 2.962 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
4 Mayıs 2005
Esas Sayısı
2004/4
Karar Sayısı
2005/25
Karar Günü
4.5.2005
R.G. Tarih-Sayı
23.06.2005-25854
İptal davasını açan
Türkiye Büyük
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.962 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

Millet Meclisi Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk Partisi) Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ali Topuz, K. Kemal Anadol ve Haluk Koç

İPTAL DAVASININ KONUSU : 16.12.2003

günlü, 5021 sayılı, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bankalar Kanunu

Hükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni

Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi Hakkında Tesis Edilecek

Bazı İşlemler Hakkında Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 31.7.2003 günlü,

4969 sayılı, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun'un geçici 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının son paragrafının

"... Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun bankacılık işlemleri

yapma ve mevduat kabul etme iznini kaldırdığı tarihten geriye doğru bir ay

içinde, kıyı bankalarındaki hesapları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca

sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına matuf olarak, bankacılık

işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların

kayıtlarına, muhabir bankaca karşılığı nakden veya bankacılık işlemleri yapma

ve mevduat kabul etme izni kaldırılan banka dışındaki bir başka banka aracılığıyla

ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesaplar ile ..." bölümünün,

Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 11. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve

yürürlüğünün durdurulması istemidir.

II- YASA KURALLARI

A- İptali İstenilen Yasa Kuralı

16.12.2003 günlü, 5021 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 31.7.2003 günlü, 4969 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptali istenilen bölümü de içeren son paragrafı şöyledir:

"Ancak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun

bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznini kaldırdığı tarihten

geriye doğru bir ay içinde, kıyı bankalarındaki hesapları Tasarruf Mevduatı

Sigorta Fonunca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına matuf

olarak, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan

bankaların yurt içi kayıtlarına, muhabir bankaca karşılığı nakden veya

bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan banka

dışındaki bir başka banka aracılığıyla ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen

hesaplar ile muvazaalı olduğu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu

tarafından tespit edilen hesaplar için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca

herhangi bir ödeme yapılmaz."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 11. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Aysel PEKİNER, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM'ın katılmalarıyla 21.1.2004 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN İNCELENMESİ

16.12.2003 günlü, 5021 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılması ve Bankalar Kanunu Hükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma

ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi

Hakkında Tesis Edilecek Bazı İşlemler Hakkında Kanun"un 1. maddesiyle 4969

sayılı Yasa'nın Geçici 2. maddesinin değiştirilen (1) numaralı fıkrasının son

paragrafının "... Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun bankacılık

işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznini kaldırdığı tarihten geriye doğru

bir ay içinde, kıyı bankalarındaki hesapları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca

sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına matuf olarak, bankacılık

işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına,

muhabir bankaca karşılığı nakden veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat

kabul etme izni kaldırılan banka dışındaki bir başka banka aracılığıyla

ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesaplar ile ..." bölümünün

YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 21.1.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali

istenen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri

ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 30.

maddesinin birinci fıkrası gereğince Başbakan Yardımcısı Aldüllatif ŞENER,

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik BİLGİN, Bankacılık

Düzenleme ve Denetleme Kurumu Hukuk İşleri Daire Başkanı Kemal ŞENOCAK,

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı Ahmet ERTÜRK, Tasarruf Mevduatı Sigorta

Fonu Başkan Yardımcısı Mehmet ÇALIŞKAN ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Hukuk

Dairesi Başkanı Tunca TOKER'in 21.3.2005 günlü sözlü açıklamaları dinlendikten

sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru dilekçesinde, dava konusu düzenlemeyle bankacılık

işlemlerini yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye

doğru bir ay içinde, tasarruf mevduatı sigorta fonu mevduat güvencesi kapsamına

girmek amacıyla kıyı bankalarındaki hesaplardan izni kaldırılan bankaların yurt

içi kayıtlarına karşılığı ödenmeksizin aktarıldığı tesbit edilen hesapların,

sigorta kapsamı dışında tutulduğu, bu hesapların off-shore hesaplarından

tasarruf mevduatı hesabına geçirildikleri tarihte, bankanın bankacılık

yapma ve mevduat toplama izninin geçerli olduğu, hangi nedenle olursa

olsun, nasıl açılırsa açılsın, bir bankanın bankacılık işlemleri yapma ve

mevduat toplama izninin kaldırıldığı tarihe kadar, bu bankada mevduat hesabı

bulunanların tümünün, geçerli mevduatın sağladığı tasarruf mevduatı

güvencesinden yararlanmaları gerektiği, bunun mevduat sahipleri bakımından

kazanılmış hak olduğu, hukuk devletinde tüm sonuçları ile kazanılmış hakların

korunmasının gerektiği, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamanın devletin temel amaç ve görevleri arasında bulunduğu, izni kaldırılan

bankanın tasarruf mevduatına geçen hesaplarından bazılarının sigorta kapsamı

dışında tutularak aynı durumdaki mudilerin bir grubunun farklı hükümlere

tabi tutulmasının eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığı, banka tarafından yapılan bir

işlemin tasarruf sahipleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, bu

nedenlerle kuralın Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 11. maddelerine aykırılığı ileri

sürülmüştür.

İptali istenilen kuralda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına bu tarihten geriye doğru bir ay içinde kıyı bankalarındaki hesapları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacıyla, muhabir bankaca karşılığı nakden veya bankacılık işlemleri yapma veya mevduat kabul etme izni kaldırılan banka dışındaki bir başka banka aracılığıyla ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesaplar için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nca herhangi bir ödemenin yapılmayacağı belirtilmiştir.

4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 1. maddesinin (2) sayılı fıkrasında "Türkiye'de kurulmuş ve kurulacak bankalar ile yurtdışında kurulmuş ve kurulacak bankaların Türkiye'deki şubeleri bu Kanun hükümlerine tabidir. Özel kanunlarla kurulmuş olan bankalar hakkında da kanunlarında yer alan hükümler dışında bu Kanun hükümleri tatbik olunur. Bu Kanunda açıklık olmayan hallerde genel hükümler uygulanır." denilmiş, 15. maddesinde de bankalardaki tasarruf mevduatının kamu tüzelkişiliğini haiz "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu" tarafından sigorta edileceği öngörülmüştür.

Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa'ya aykırı tutum ve durumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasakoyucu, yasaların yalnız Anayasa'ya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun bankacılık işlemleri

yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay

içinde kıyı bankalarındaki hesaplarında bulunan mevduatı, bankacılık işlemleri

yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına

muhabir banka veya diğer bankalarca karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan

mevduat sahiplerinin, söz konusu mevduatlarının Türkiye'deki muhatabı olduğu

bankaya ödenip ödenmediğini takip etme zorunlulukları yoktur. Kaldı ki

muvazaalı olduğu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tesbit edilen

hesaplar için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nca herhangi bir ödeme

yapılmayacağı, bu konuda uyuşmazlık çıkması durumunda da konunun yargı

organlarınca karara bağlanacağı kuşkusuzdur.

Bu nedenlerle, mudinin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde karşılığı ödenmeksizin aktarılan hesaplarının sigorta fonunca ödenmeyeceğinin kurala bağlanması, hukuk devletinde kuralların sonuçlarının öngörülebilir olmasını gerektiren hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmaz.

Öte yandan, Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen yasa önünde

eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile

eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı

durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını

sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,

aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa

karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin

her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki

özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve

uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal

durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi

zedelenmez.

Kıyı bankalarındaki hesaplarından bankacılık işlemi yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan mevduat sahipleriyle aynı bankanın diğer mevduat sahipleri arasında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan yararlanma açısından bir fark bulunmadığından, bunlar arasında muvazaalı durumlar dışında ayırım yapılması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur.

Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiş olduğundan, ayrıca Anayasa'nın 5. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Tülay TUĞCU, Ali GÜZEL ve Fettah OTO bu görüşlere katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

16.12.2003 günlü, 5021 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılması ve Bankalar Kanunu Hükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma

ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi

Hakkında Tesis Edilecek Bazı İşlemler Hakkında Kanun"un, 1. maddesiyle

4969 sayılı Yasa'nın Geçici 2. maddesinin değiştirilen (1) numaralı fıkrasının

son paragrafının "... Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun

bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznini kaldırdığı tarihten

geriye doğru bir ay içinde, kıyı bankalarındaki hesapları Tasarruf Mevduatı

Sigorta Fonunca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına matuf

olarak, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan

bankaların yurt içi kayıtlarına, muhabir bankaca karşılığı nakden veya

bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan banka dışındaki

bir başka banka aracılığıyla ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesaplar

ile ..." bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim

KILIÇ, Sacit ADALI, Tülay TUĞCU, Ali GÜZEL ve Fettah OTO'nun karşıoyları ve

OYÇOKLUĞUYLA, 4.5.2005 gününde karar verildi.

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Cafer ŞAT

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Ali GÜZEL

KARŞIOY

GEREKÇESİ

Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu savıyla

iptali istenilen 5021 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değiştirilen 4969 sayılı

Yasa'nın geçici 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının son paragrafında, 4389

sayılı Bankalar Kanunu uyarınca bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul

etme izni kaldırılan bankalarda bulunan tasarruf mevduatının Tasarruf Mevduatı

Sigorta Fonu (TMSF) tarafından ödenmesinde özel bir kural getirilmektedir. Buna

göre, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nca, bankacılık işlemleri yapma

ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların, kıyı (Off-Shore) bankalarına

yatırılan, ancak iznin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde bu

paraların karşılıkları muhabir banka veya bir başka banka aracılığı ile

ödenmediği halde, iznin kaldırıldığı bankada karşılıksız olarak açılan mevduat

hesaplarına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nca ödeme yapılmayacağı

öngörülmektedir.

Muhabir banka veya bir başka banka aracılığıyla karşılığı ödenerek tasarruf mevduatı hesabına aktarılan hesaplar bu kuralın kapsamı dışındadır. Bu hesaplara hesabın aktarılma süresine bakılmaksızın Fon'dan ödeme yapılabilmektedir. Yukarıda sözü edilen, Bankalar Kanunu hükümlerine tabi bankalarda açılan ancak karşılığının nakden ödenmediği tespit edilen tasarruf mevduatı hesaplarıdır.

5021 sayılı Yasa'yla getirilen dava konusu kural genel niteliktedir; kuralda belirli bir banka ve olay tanımlanması yapılmamıştır. Ancak, aynı Yasa'nın bu kurala göndermede bulunan geçici 1. maddesinin (b) fıkrası uyarınca, Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 3.7.2003 tarih ve 1085 sayılı Kararı ile bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası'nın, kıyı bankalarından karşılığı ödenmeden tasarruf mevduatına intikal eden hesapları hakkında yukarıda belirtilen dava konusu kural uygulanacaktır.

Söz konusu kuralın İmar Bankası'nın "Off-Shore" mevduatına uyguladığı işlemler nedeniyle getirildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ile Tasarruf Sigorta Fonu yetkililerinin Anayasa Mahkemesi'nde yaptıkları sözlü açıklamalardan da anlaşılmaktadır.

Bankalar Yeminli Murakıplarınca hazırlanan Türkiye İmar Bankası'nın kıyı

bankasındaki hesaplarının Türkiye'deki bankada TMSF'nin güvencesi kapsamında

gösterilmesiyle ilgili olarak düzenlenen 4.8.2003 günlü raporda, "Banka

tarafından fiili bir nakit ödeme yapılmamakta, bunun yerine Banka nezdinde yeni

bir mevduat hesabı açılmakta ve böylece Off-Shore'da bulunan mevduat herhangi

bir nakit hareketi olmaksızın, karşılığında sadece depo hesabı açtırılarak

Banka'ya taşınmakta, Off-Shore'un ödemekle yükümlü bulunduğu mevduatın ödeme

yükümlülüğü yurt içindeki Bankaya geçirilmektedir. Böylece hukuken tasarruf

mevduatı sigortası kapsamında olmayan Off-Shore mevduatı, sigorta

kapsamına sokulmuş olmaktadır" tespitlerine

yer verilmiştir. Aynı raporda, Off-Shore mevduatının Banka

mevduatına dönüştürülme işleminin, Bankanın mevduat toplama ve bankacılık yapma

yetkisinin kaldırılmasından önceki birkaç günde yoğunlaştığının görüldüğü

belirtilmektedir. Nitekim dosyada bulunan Tasarruf Mevduatının Sigorta Fonu

Tasfiye Dairesi Başkanlığı'nın "Gelen Off-Shore Havale Tutarı-Para

Birimi" belgesinde görülen son bir aylık para hareketleri raporda

belirtilen görüşleri doğrulamaktadır. Aynı konuda düzenlenen 21.8.2003 günlü

raporda da, mudilerin ellerinde bulunan Off-Shore cüzdanlarının alınarak

kendilerine İmar Bankası mevduat cüzdanı verildiği, ancak söz konusu hesaplarda

görülen tutarın karşılığının Banka kayıtlarına muhabir banka tarafından nakden

veya başka bir banka aracılığıyla aktarıldığına dair bir tespitin bulunmadığı,

böylece bu müşterilerin Türkiye'de garanti kapsamına sokulmak istendiği,

dolayısıyla iptali istenen kuralla mudilerin İmar Bank

Off-Shore'dan hak iddia etmesinin önünün kesildiği belirtilmiştir. Bu

açıklamalardan Off-Shore para yatıranlarla bu banka yetkililerinin ortak bir

davranış sergileyerek sigorta kapsamına girmek amacıyla hareket ettikleri

anlaşılmaktadır.

Yasakoyucunun dava konusu kuralı getirmesinde Bankada

yapılan denetimler sonucu ortaya konulan bu somut tespitlerin etkili olduğu kuşkusuzdur.

Yapılan düzenleme ile Bankalar Kanunu'na tabi bankalarda karşılığı ödenmeden

usulüne uygun şekilde açılmayan hesapların Devlet güvencesine alınmasının

önlenmesinin amaçlandığı açıktır. Yasakoyucunun bu önlemi alması hukukun

gereğidir. Tam tersine hukuk devletinde bir hakkın kötüye kullanılması koruma

göremez. Bu nedenle, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "Hukuk

Devleti" ilkesine aykırılık söz konusu değildir. Öte yandan tasarruf

mevduatı sigorta sistemi, kamu yararı, bankalara duyulan güveni artırmak

suretiyle tasarrufları korumak, mali piyasalarda güveni ve istikrarı sağlamak

amacıyla getirilmiştir. Bu sistemin korunması ve bunun hukuk dışı yollarla

kullanılmasının önlenmesi, Devletin, Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilen temel

amaç ve görevleri içinde düşünülmelidir.

İmar Bankası'nda yapılan denetimler sonucu iznin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir aylık süre içinde ortaya çıkan yüksek miktarlı hesap aktarılmaları, toplumsal denge ve adalet duyguları da gözönüne alındığında, yasakoyucunun belirlediği bir aylık süre içinde karşılıksız olarak aktarılan hesap sahipleri ile bir aylık süreden önce karşılıksız olarak aktarılan hesap sahipleri arasında eşitsizlik yaratıldığı söylenemez. Ayrıca, karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan mevduat sahipleri ile aynı bankanın diğer mevduat sahipleri aynı hukuksal durumda bulunmadığı için eşitlik ilkesine aykırı bir durumun oluşmadığı da açıktır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralın Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 11. maddelerine aykırı olmadığı, iptal isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyız.

Üye

Fettah OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

KARŞIOY

Dava 5021 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değiştirilen 4969 sayılı

Yasa'nın geçici 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının son paragrafının

"Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun bankacılık işlemleri yapma ve

mevduat kabul etme iznini kaldırdığı tarihten geriye doğru bir ay içinde, kıyı

bankalarındaki hesapları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca sağlanan mevduat

güvencesi kapsamına almak amacına matuf olarak, bankacılık işlemleri yapma ve

mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların kayıtlarına, muhabir

bankaca karşılığı nakden veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme

izni kaldırılan banka dışındaki bir başka banka aracılığıyla ödenmeksizin

aktarıldığı tespit edilen hesaplar ile" bölümünün, Anayasa'nın 2.,

5., 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu savıyla açılmıştır.

Bu hükme göre, 4389 sayılı Bankalar Kanunu uyarınca bankacılık

işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankalarda

bulunan tasarruf mevduatının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)

tarafından ödenmesinde özel bir kural getirilerek, Bankacılık Düzenleme ve

Denetleme Kurulu'nca, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme

izni kaldırılan bankaların, kıyı (Off-Shore) bankalarına yatırılan, ancak izni

kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde bu paraların karşılıkları

muhabir banka veya bir başka banka aracılığı ile ödenmediği halde, iznin

kaldırıldığı bankada karşılıksız olarak açılan mevduat hesaplarına Tasarruf

Mevduatı Sigorta Fonu'nca ödenme yapılmayacağı öngörülmektedir.

Yasakoyucunun dava konusu kuralı getirmesinde Bankalar Kanunu'na

tabi bankalarda, karşılığı ödenmeyen ve belli bir süre içinde usulüne uygun

şekilde açılmayan hesapların Devlet güvencesine alınmasının önlenmesinin

amaçlandığı açıktır. Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri

arasında sayılan hukuk devleti, her alanda adaletli bir hukuk düzeni

kurup bunu geliştirerek sürdüren bir devlettir. Bu nedenle tasarruflarını

yurtdışında değerlendirerek bankaya el konulmasından bir ay önce hesaplarını

kayden yurda transfer eden ancak nakit olarak getiremeyen ve böylece yurt

ekonomisine bir tek gün dahi katkısı olmayan hesap sahibi kişilerin Tasarruf

Mevduatı Sigorta Fonu'ndan yararlandırılması adaletli bir uygulama olarak kabul

edilemeyeceğinden düzenleme hukuk devleti ilkesine aykırı değildir.

Hesaplarını bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırıldığı tarihten geriye bir aydan önce yurda aktaranlar ile bir ay içinde aktaranlar da aynı konumda olmadıklarından eşit değillerdir. Zira getirilen bir aylık süre bankanın hukuki yapısının değişebileceğini saptayabilmek için kuvvetli belirtilerin ortaya çıkabileceği makul bir süredir. Bu nedenle, yasayla getirilen bir aylık süreden daha kısa sürelerde yurda aktarılan hesapların muvazaa yapılabilmesi yönünden önce getirilen hesaplar ile aynı hukuki durumda olduklarını kabul etmek olanaksızdır. Hukuk devletinde eşitlik sağlamak amacıyla da olsa hakkın kötüye kullanılması korunamaz.

Öte yandan bankalara duyulan güveni artırmak suretiyle tasarrufları korumak, mali piyasalara güven ve istikrarı sağlamak amacıyla getirilen Tasarruf Mevduatı Sigorta sisteminin korunması, bunun hukuk dışı yollarla kullanılmasının önlenmesini öngören düzenleme Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilen devletin temel amaç ve görevlerine de aykırılık oluşturmamaktadır.

Bütün bu nedenlerle dava konusu düzenleme, Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 11. maddelerine aykırı olmadığından davanın reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun iptal yönündeki kararına karşıyım.

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

Üye

Fettah OTO

KARŞIOY

YAZISI

Yasama organı toplumsal ve ekonomik gelişmeler karşısında gereksinim duyduğu hukuki düzenlemeyi yapmış ve bundan böyle; kıyı bankalarındaki hesapların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına alınması amacına matuf olarak, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına, bu iznin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde kıyı bankalarındaki hesabın karşılığı muhabir bankaca nakden veya izni kaldırılan banka dışındaki bir başka banka aracılığı ile ödenmeksizin aktarıldığının tesbit edilmesi durumunda, mevduat güvencesinden yararlandırılmayacağı yolundaki dava konusu kuralı koymuştur.

Baştan beri yurt içi hesaba yatırılan mevduat ile, önce kıyı bankasına yatırılan ve böylece daha yüksek faizle nemalanan mevduat, daha sonra yurt içine nakil edilse bile kıyı bankasındaki getirisi itibariyle, aynı durumda değildir. Kaldı ki mevduat gerçekten yurt içine nakil edilmiş ise sorun yoktur ve güvenceden yararlanacaktır. Bu nedenle eşitlik ilkesine aykırılık yoktur.

Diğer yandan, karşılığı ödenmeksizin yurt içi kayıtlara aktarılan mevduat hesabının, belli bir süre (bir ay) için, sözü edilen riski taşıdığı belirli bulunmaktadır. Mevduat sahibi bu kuralı ve içerdiği riski bilerek tercihini yapacaktır. Bu nedenle hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık yoktur.

Ayrıca, yine dava konusu kurala göre; hesap aktarımının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu güvencesinden yararlanmak amacı ile yapılmış olduğunun ve karşılığı olan değerin gerçekte nakil edilmemiş bulunduğunun fon idaresince tesbit edilmiş olması gerekir. Fon idaresinin bu tesbitinin isabetli olup olmadığı, ilgili yargı merciinde dava konusu edilebilecektir.

Şuna da işaret edilmelidir ki; yürütme organının yeterli denetim yapıp yapmadığı ve yasama organının düzenleme yapmada gecikip gecikmediği konuları, yerindelik sorunu olup mahkememizin değerlendirmesi dışındadır.

Açıklanan durum karşısında; dava konusu kuralın, Anayasa'nın çoğunluk görüşünün dayandırıldığı 2. ve 10. ile diğer maddelerine aykırı olmadığı düşüncesindeyim.

Bu nedenlerle, çoğunluğun iptal yönündeki görüşüne karşıyım.

Üye Tülay TUĞCU Üye Ali GÜZEL

Anayasa Mahkemesi, E. 2004/4, K. 2005/25, 4 Mayıs 2005 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu : 16.12.2003
  4. Iı- Yasa Kuralları
  5. Iıı- İlk İnceleme
  6. Iv- Yürürlüğün Durdurulması İsteminin İncelenmesi
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Kantarcıoğlu
  9. A. Necmi ÖZLER
  10. Karşıoy
  11. Gerekçesi
  12. Özgüldür
  13. Karşıoy
  14. Karşıoy
  15. Yazısı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2004/4
Karar No
2005/25
Tarih
4 Mayıs 2005

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2004/54 K.2005/24
  • AYM Norm Denetimi E.2004/117 K.2005/18
  • AYM Norm Denetimi E.2001/323 K.2005/31
  • AYM Norm Denetimi E.2004/28 K.2005/34
  • AYM Norm Denetimi E.2004/12 K.2005/35
  • AYM Norm Denetimi E.2004/60 K.2005/33

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.