İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2004/67 K.2007/83

Resmi gazete tarihi ve Sayısı : 19.01.2008 - 26761

Esas2004/67Karar2007/83Tarih22 Kasım 2007Okuma14 dk · 2.711 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
22 Kasım 2007
Esas Sayısı
2004/67
Karar Sayısı
2007/83
Karar Günü
22.11.2007
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.711 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

Resmi gazete tarihi ve Sayısı : 19.01.2008 - 26761

İPTAL DAVASINI AÇAN

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Haluk KOÇ, Oya ARASLI ile birlikte 115 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU

31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin 17.6.2004 günlü, 5192 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen üçüncü ve dördüncü fıkralarının, Anayasa'nın 2., 11. ve 169. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralları

31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun yeniden düzenlenen üçüncü ve dördüncü fıkralarını da içeren 17. maddesi şöyledir:

Madde 17- Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.

Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. (Mülga cümleler: 17/06/2004 - 5192 S.K./1. md.) (Ek cümle: 17/06/2004 - 5192 S.K./1. md.) Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir.

(İptal fıkra: Anayasa Mah. 17/12/2002 tarih ve E. 2000/75, K.

2002/200; Yeniden düzenlenen fıkra: 17/06/2004 - 5192 S.K./1. md.) Savunma,

ulaşım, enerji, haberleşme, su, atık su, petrol, doğalgaz, altyapı ve katı atık

bertaraf tesislerinin; sanatoryum, baraj, gölet ve mezarlıkların; Devlete ait

sağlık, eğitim ve spor tesislerinin ve bunlarla ilgili her türlü yer ve binanın

Devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasında kamu yararı ve zaruret

olması halinde, gerçek ve tüzel kişilere bedeli mukabilinde Çevre ve Orman

Bakanlığınca izin verilebilir. Devletçe yapılan ve/veya işletilenlerden bedel

alınmaz. Bu izin süresi kırkdokuz yılı geçemez. Bu alanlarda Devletçe

yapılanların dışındaki her türlü bina ve tesisler iznin sona ermesi halinde

eksiksiz ve bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğünün tasarrufuna geçer. Söz

konusu tesisler Orman Genel Müdürlüğü veya Çevre ve Orman Bakanlığı ihtiyacında

kullanılabilir veya kiraya verilmek suretiyle değerlendirilebilir. İzin amaç ve

şartlarına uygun olarak faaliyet gösteren hak sahiplerinin izin süreleri; yer,

bina ve tesislerin rayiç değeri üzerinden belirlenecek yıllık bedelle

doksandokuz yıla kadar uzatılabilir. Bu durumda devir işlemleri uzatma süresi

sonunda yapılır. Verilen izinler amaç dışında kullanılamaz.

(İptal fıkra: Anayasa Mah. 17/12/2002 tarih ve E. 2000/75, K. 2002/200; Yeniden düzenlenen fıkra: 17/06/2004 - 5192 S.K./1. md.) Yukarıdaki fıkrada belirtilen bina ve tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya hususi ormanlarda yapılmak istenmesi halinde de Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Bu takdirde kullanım bedeli, süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilir.

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 11. ve 169. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR'ün katılımlarıyla 8.9.2004 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına, oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava dilekçesinde, yapılan düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nin konuya ilişkin 2002/200 sayılı kararında belirtilen iptal gerekçesinin gereklerini karşılamadığı, söz konusu hükümde kastedilen koşulun, izin konularının sayılması olmayıp, orman ekosisteminde gerçekleştirilmek istenilen etkinliğin, orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olamaması, bu etkinliğin daha büyük kamu yararı yaratması gibi koşulları tanımlayan ve ortaya koyan hükümleri içermesi gerektiği, iptali istenen hükümlerde ise bu hususa yer verilmediği belirtilmiş ve dava konusu yasa kurallarının Anayasa'nın 2., 11. ve 169. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Yasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında, savunma, ulaşım, enerji, haberleşme, su, atık su, petrol, doğalgaz, altyapı ve katı atık bertaraf tesislerinin, sanatoryum, baraj, gölet ve mezarlıkların; Devlete ait sağlık, eğitim ve spor tesislerinin ve bunlarla ilgili her türlü yer ve binanın Devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasında kamu yararı ve zaruret olması halinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebileceği, dördüncü fıkrasında ise üçüncü fıkrada belirtilen bina ve tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya hususi ormanlarda yapılmak istenmesi halinde de Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebileceği hükme bağlanmıştır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesinin, yasaların kamu yararı amacıyla çıkarılmasını içerdiği açıktır.

Anayasa'nın 169. maddesinde, ormanların ülke yönünden taşıdığı

büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı

düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemelerin ülkemizde

orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur.

Belirtilen maddenin birinci fıkrası gereğince, Devlet, doğal kaynakların en

önemlilerinden birisi olan ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi

için gereken tedbirleri almak ve bütün ormanların korunması ödevini yerine

getirmek zorundadır. İkinci fıkrada da, "Devlet ormanlarının

mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve

işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında

irtifak hakkına konu olamaz" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre,

kamu yararının zorunlu kıldığı durumlarda devlet ormanları irtifak hakkına konu

olabilecektir.

Anayasa Mahkemesinin 17.12.2002 günlü, E.2000/75, K.2002/200

sayılı kararında da belirtildiği üzere, Devlet ormanlarının gerçek ve tüzel

kişilere irtifak hakkı yoluyla tahsisi, karayolları, telefon, elektrik, su,

gaz, petrol boru isale hatları, savunma tesisleri, sanatoryum gibi öncelikli

kamu hizmetlerine ilişkin bina veya tesislerin orman arazileri üzerinde

yapılması zorunluluğunun bulunduğu hallerle sınırlıdır. Önemli olan husus, bu

hizmetlere ilişkin bina ve tesislerin Devlet ormanları üzerinde bulunması veya

yapılmasındaki kamu yararının, orman arazisinin bu hizmetlere tahsisini zorunlu

hale getirmesidir. Bu çerçevede, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerin, talep

edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunup

bulunmadığı hususu gözetilmek suretiyle belirlenmesi gerekir.

İptali istenen 6831 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında, Devlet ormanları üzerinde yapılabilecek bina ve tesislerin hangi

kamu hizmetlerine ilişkin olması gerektiği tek tek sayılmak suretiyle

belirlenmiş, söz konusu bina ve tesislerin yapılabilmesi için kamu yararı ile

zaruret halinin birlikte gerçekleşmesi gerektiği vurgulanmıştır. İptali istenen

17. maddenin dördüncü fıkrasında ise üçüncü fıkrada belirtilen bina ve tesislerin

hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar veya hususi ormanlarda

yapılmak istenmesi halinde üçüncü fıkra ile bağlantılı izin halleri ve

koşulları düzenlemiştir. İptali istenen hükümlerde belirtilen zaruret halini,

talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı

bulunmaması durumu olarak anlamak gerekir.

Bu açıklamalar çerçevesinde, iptali istenen kurallarda Anayasa Mahkemesi'nin belirtilen kararı ile Anayasanın 169. maddesindeki ilkeler doğrultusunda kamu yararı, zorunluluk veya kaçınılmazlık ölçütlerine yer verilmiş olduğundan Anayasa'nın 2., 11. ve 169. maddelerine aykırılık görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir.

Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin 17.6.2004 günlü, 5192 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen üçüncü ve dördüncü fıkralarına yönelik iptal istemleri, 22.11.2007 günlü, E. 2004/67, K. 2007/83 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkralara ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 22.11.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin 17.6.2004 günlü, 5192 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen üçüncü ve dördüncü fıkralarının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 22.11.2007 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket APALAK

KARŞIOY

Anayasa Mahkemesi'nin 7.5.2007 günlü, E:2006/169 K:2007/55 sayılı değişik gerekçe ile katıldığım kararının, değişik gerekçe bölümünde de belirttiğim gibi Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu düzenlemelerin, ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden ve sürdürülebilir ekolojik dengenin korunabilmesi için de ormanların, orman olarak korunması zorunluluğundan kaynaklandığı kuşkusuzdur.

Anılan maddede, Devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı, bütün ormanların gözetiminin Devlete ait olduğu, Devlet ormanlarının; mülkiyetinin devredilemeyeceği, kanuna göre Devletçe yönetilip işletileceği, zamanaşımı ile mülk edinilemeyeceği, kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı, yine ormanlara zarar verebilecek hiç bir faaliyet ve eyleme izin verilemeyeceği ifade edilmiştir.

Devlet ormanlarında kamu yararı dışında irtifak hakkı tesis edilemeyeceğine ilişkin hüküm ile irtifak hakkı tesis edilebilmesi kamu yararı bulunması koşuluna bağlanmıştır. Buna göre, Anayasa, Devlet ormanlarının özel mülkiyete konu edilmesine izin vermemekte, kamu yararının bulunması halinde ise sadece irtifak hakkı tesis edilmesine olanak tanımaktadır.

Anayasa'nın, Devlet ormanlarında, gerçek ve tüzel kişilere irtifak

hakkı tesis edilebilmesi için öngördüğü kamu yararı ise yerine getirilmek

istenen kamu hizmetinin üstün bir kamu yararına dayanmasını ve bunun yerine

getirilebilmesi için de Devlet ormanlarına ait alanların kullanılmasının

zorunlu bulunmasını gerekli kılmaktadır. Ancak, bu durumunda kamu yararının

varlığından söz edilerek Devlet ormanlarında irtifak hakkı tesis

edilebilecektir. Böylece, her kamu yararı üstün bir kamu yararı olarak kabul

edilemeyecek ve üstün kamu yararı taşıdığı kabul edilen hizmetin, orman

ekosistemi dışında gerçekleştirilmesinin imkansız olması da mutlak surette

aranacaktır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 17.12.2002 günlü, 2000/75 -

2002/200 sayılı kararında kastedilen ölçüt de bu olup, izin konularının

sayılarak belirtilmesi değildir.

Bu nedenle İrtifak hakkına konu olan hizmetin, orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması ve bu hizmetin daha büyük kamu yararı yaratması gibi koşulları içermeyen, sadece "kamu yararı" ve "zaruret" gibi her hizmet de varlığı iddia edilebilecek sözcüklere yer veren kurallar Anayasa'nın 2. ve 169. maddelerine aykırıdır.

Öte yandan, yasakoyucu, Anayasa'nın 169. maddesinde öngörülen "kamu yararı" kavramını iptali istenilen kuralda sayılan kamu hizmetleriyle sınırlandırılmıştır. Buna göre, bir kamu hizmeti üstün kamu yararına dayansa ve zorunluluk bulunsa bile sayılan kamu hizmetleri içinde olmadığı takdirde irtifak hakkı tesisine konu edilemeyecektir. Bu durum ise kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetkinin, yasakoyucu tarafından kullanılması anlamını taşımaktadır. Kurallar, bu yönüyle de Anayasa'nın 6. maddesine aykırıdır.

Yukarda açıklandığı üzere, Anayasa'nın 2., 6.ve 169. maddelerine aykırı olan kuralların iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle redde ilişkin çoğunluk görüşüne katılmadım.

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

AZLIK

OYU

Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların korunması ve geliştirilmesine özel önem verilerek, doğal varlık olarak ormanlar anayasal kurallara bağlanmıştır. Anılan maddeye göre; Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz, zamanaşımı ile mülk edinilemez, kamu yararı dışında irtifak haklarına konu olamaz, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyete ve eyleme müsaade edilemez, ormanları yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.

Ormanlarla ilgili koruyucu ve yaşatıcı nitelikte bu kuralların

öngörüsü ve amacı açıktır. Çoğunluğu ağaçlar olmak üzere her türde bitki ve

canlının yıllar aşarak birlikte oluşturduğu orman varlığının insanlara, diğer

canlılara ve doğaya sunduğu sağlıklı soluma, imgesel etkinlik, çevre sağlığı,

toprağı zenginleştirme ve koruma, iklimi dengeli tutma, su kaynaklarını ve

doğal akışları düzenleme, orman ürünleriyle yaşamı kolaylaştırma ve ürünleriyle

çeşitli katkılar sağlama işlevleri yoksanamaz gerçeklerdir. Bu yararlar

Anayasa'ya, Devlet ormanlarının mülk edinilmemesi, ormana zarar verilmemesi ve

orman suçlusunun bağışlanmaması gibi yasaklar olarak yansımıştır. Kullanma

hakkı ise kamu yararına bağlanmış ve orman varlığının bu kullanımdan zarar

görmemesi temel koşuluyla sınırlandırılmıştır.

Bu bakımdan ormanların kullanılmasında ölçüt olan kamu yararının

belirgin ve somut ögelerinin, yönetimlerin uygulamalarına bırakılmadan ve

nesnelliği sağlamak için yasalarda açıklıkla gösterilmesi gerekir. Çünkü her

yönetsel uğraşta davaya konu edilen kuraldaki gibi "kamu yararı" ve

"zaruret" koşulları bulunabilir veya gerekçelendirilebilir.

"Nedenleri saklı işlemler" ayrıştırmasının göstergeleri olan bu kavramların,

anayasal orman kavramının kaçınılmaz gerekleri karşısında içerikli bir

bütünlüğe ulaşmaları yaşamsal önemdedir. Burada öne çıkacak olgu, ormanların

bulundukları coğrafya gözetilerek sağladıkları yararlardan daha üst bir yararı

gerçekleştireceği varsayılan hizmete ilişkin ilkelerin belirlenmesi ve idari

işlem akışının yönteme bağlanmasıdır. Bunlar yanında, ormandan daha üstün kamu

yararını gerektiren etkinliğin gerçekleştirilmesindeki zorunluluğun değil,

ormanda yapılmasındaki kaçınılmaz zorunluluğun göstergelerinin açıklanmış olmasıdır.

Bu durumda, soyut nitelikteki "kamu yararı ve zorunluluk" kavramlarını somutlaştırmayan kuralda belirginlik ve kamusal yararının tartışılmaz gerçekleştirilmesine yönelik ilkelerden yoksunluk nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devletine uyarlık yoktur.

Öte yandan, daha önceki kuralı iptal eden Anayasa Mahkemesi

öncelikli kamu hizmetlerini saymış ve (gibi) edatıyla sınırlandırmıştır. Bu

anlatım sayılanları çoğaltmaya olanaklı değilse de, yapılacak eklemelerin aynı

işlevler taşıyan öncelikli kamu hizmetleri arasında olması, öncelikli kamu

hizmeti, kamu yararı ve zorunluluk ölçütleriyle belirginleştirilmesi gerekir.

Bu bağlamda; ulaşım, haberleşme, baraj, gölet, mezarlık, sağlık, eğitim ve spor

gibi başka hizmetlere de maddede yer verilmiş, ancak kapsamlarının genişliği

nedeniyle ormanla kaçınılmazlığı ortaya konamamıştır. Başka bir anlatımla

Yasa'nın saydığı kimi hizmetler belirtilirken genel bir başlıkla yetinilmiş,

hizmetin farklı nitelik ve nicelikler içerebilen dal veya kollarının

belirtilmesi yoluna gidilmemiştir. Bunların uygulamaya bırakılmaması, önceki

Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği gibi öncelikli kamu hizmetleri

kapsamında somutlaştırılması ve temel ölçütlerle bağının kurulması gerekirdi.

Bu eksiklik kuralın, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını düzenleyen

Anayasa'nın 153. maddesiyle çelişmesi sonucunu doğuracaktır.

Açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın 2. ve 153. maddelerine aykırı kuralın iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.

Üye

Mehmet

ERTEN

KARŞIOY

GEREKÇESİ

İptali istenilen Yasa kuralı 31.8.1956 tarih ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin 17.6.2004 tarih ve 5192 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen üçüncü ve dördüncü fıkraları olup; "Savunma, ulaşım, enerji, haberleşme, su, atık su, petrol, doğalgaz, altyapı ve katı atık bertaraf tesislerinin; sanatoryum, baraj, gölet ve mezarlıkların; Devlete ait sağlık, eğitim ve spor tesislerinin ve bunlarla ilgili her türlü yer ve binanın Devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasında kamu yararı ve zaruret olması halinde gerçek ve tüzel kişilere bedeli mukabilinde Çevre ve Orman Bakanlığı'nca izin verilebilir..."

"Yukarıdaki fıkrada belirtilen bina ve tesislerin hükmü şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya hususi ormanlarda yapılmak istenmesi halinde de Çevre ve Orman Bakanlığı'nca izin verilebilir..." hükümleridir.

Anayasa'nın "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169. maddesinde "Devlet, ormanların genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.

Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz." denilmektedir.

Anayasa'da yer alan bu düzenleme ile ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemelerin ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. Anayasa'nın 169. maddesinin birinci fıkrası gereğince Devlet, doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden birisi olan ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gereken tedbirleri alıp kanun koymak ve bütün ormanların gözetimi ödevini yerine getirmek durumundadır.

Devlet ormanlarında kamu yararı dışında irtifak hakkı tesis edilemeyeceğine ilişkin hüküm ile irtifak hakkı tesis edilebilmesi kamu yararı bulunması koşuluna bağlanmıştır. Anayasa'nın devlet ormanlarında gerçek ve tüzel kişilere irtifak hakkı tesis edilebilmesi için öngördüğü kamu yararı; Devlet ormanlarına ait alanların kullanılmasının zorunlu bulunduğu hallerle sınırlı olmasını bu bağlamda, ormanların olduğu gibi muhafaza edilmesindeki kamu yararı ve zorunluluk ile orman alanlarında yapılması istenen faaliyetlerden beklenen kamu yararı ve zaruret bulunması (zorunluluk-kaçınılmazlık) koşullarının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir.

Dava konusu kural ise; ormanların korunmasında devletin yüksek menfaatlerini göz önünde tutmaktan uzak olan ve uygulanmaları halinde ormanların bütünlüğünün bozulmasına ve orman alanlarının daraltılmasına yol açabileceği gibi ormanlara zarar verecek faaliyetlere de imkan vereceğinden Anayasa'nın 169. maddesinin orman alanlarının daraltılmasına yol açabilecek yasal ve fiili çalışmaları sınırlayan hükmüne aykırı bulunmaktadır.

Diğer taraftan, iptali istenilen hükümlerden önceki düzenlemeler

olan 6831 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarının;

Anayasa Mahkemesi'nin 17.12.2002 gün ve K.2002/200 sayılı kararı ile

"Devlet ormanlarının gerçek ve tüzel kişilere tahsisinin karayolları,

telefon, elektrik, su, gaz, petrol boru isale hatları, savunma tesisleri,

sanatoryum gibi öncelikli kamu hizmetlerinin ormandan ya da anılan bina ve

tesislerin orman arazileri üzerinde yapılması zorunluluğu bulunduğu hallerle

sınırlı olması gerekir. Başka bir anlatımla kamu yararının bulunması ve

zorunluluk hallerinde Devlet ormanları üzerinde ancak irtifak hakkı tesisine

olanak tanınabilir. Öte yandan, Anayasa'nın 169. maddesiyle ormanların özel

olarak korunduğu gözetilerek bu maddede geçen kamu yararı kavramının hangi

durumları kapsadığının yasayla belirlenmesi gerekirken, bu yola gidilmeyerek

söz konusu kavramın kapsamı ve içeriğinin tespitinin idareye bırakılması,

yasama yetkisinin devredilemeyeceği ilkesiyle de bağdaşmamaktadır."

gerekçesiyle, kural Anayasa'nın 7. ve 169. maddelerine aykırı görülerek iptal

edilmiştir.

Anayasa'nın 169. maddesi hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde Anayasa Mahkemesi'nin; iptal kararının gerekçesinde yer alan "kamu yararı bulunması ve zorunluluk hallerinde Devlet ormanları üzerinde ancak irtifak hakkı tesisine olanak tanınabilir" şeklindeki ibarede, amaçlanan koşul izin konularının sayılması olmayıp, orman ekosisteminde gerçekleştirilmek istenen etkinliğin daha büyük kamu yararı yarattığının ortaya konulmasıdır. Başka bir ifade ile orman tahsisi istenilen etkinliğin orman dışında bir başka alanda gerçekleştirilmesinin mümkün olamaması, bu etkinliğin daha büyük kamu yararı yaratması gibi koşulların tanımlanması istenilmektedir.

Bu haliyle de söz konusu hüküm Anayasa Mahkemesi kararında açıklanan Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin gereklerini karşılamamaktadır.

Açıklanan nedenlerle iptali istenilen 6831 sayılı Orman Yasası'nın 17.6.2004 tarih ve 5192 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenen 17. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası hükmü Anayasa'nın 2., 11., 153. ve 169. maddelerine aykırılık oluşturduğu düşüncesi ile verilen karara karşıyım.

Üye

Şevket

APALAK

Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2004/67, K. 2007/83, 22 Kasım 2007 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasını Açan
  4. İptal Davasının Konusu
  5. Iı- Yasa Metinleri
  6. Iıı- İlk İnceleme
  7. Iv- Esasın İncelenmesi
  8. V- Yürürlüğün Durdurulması İstemi
  9. Yıldırım
  10. A. Necmi ÖZLER
  11. Özgüldür
  12. Karşıoy
  13. Perktaş
  14. Azlık
  15. Oyu
  16. Erten
  17. Karşıoy
  18. Gerekçesi
  19. Apalak
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2004/67
Karar No
2007/83
Tarih
22 Kasım 2007

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2007/99 K.2007/86
  • AYM Norm Denetimi E.2003/40 K.2007/96
  • AYM Norm Denetimi E.2003/102 K.2007/97
  • AYM Norm Denetimi E.2002/35 K.2007/95
  • AYM Norm Denetimi E.2003/34 K.2007/94
  • AYM Norm Denetimi E.2007/110 K.2007/102

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.