İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2006/37 K.2008/141

2- Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) (Esas Sayısı:2006/147)

Esas2006/37Karar2008/141Tarih18 Eylül 2008Okuma12 dk · 2.470 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
18 Eylül 2008
Esas Sayısı
2006/37
Karar Sayısı
2008/141
Karar Günü
18.9.2008
R.G. Tarih-Sayı
23.12.2008-27089
İtiraz yoluna başvuran mahkemeler
—
1- Fatih 2. Aile Mahkemesi (Esas Sayısı
2006/37
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.470 kelime·12 dk okuma·9 bölüm

2- Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) (Esas Sayısı:2006/147)

İTİRAZLARIN KONUSU

3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin Anayasa'nın 2., 10. ve 41. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Bakılmakta olan davalarda itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesi şöyledir:

"Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.

Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan boşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar eşler arasında tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Dava boşanma veya iptal kararıyla sonuçlanırsa, bu mal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümler uygulanır. Davanın redle sonuçlanması hâlinde eşler, kararın kesinleşmesini izleyen bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, Kanunun yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.

Şu kadar ki eşler, yukarıdaki fıkralarda öngörülen bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirler.

Yukarıdaki hükümler uyarınca mal birliği veya mal ortaklığı rejiminin yasal mal rejimine dönüşmesi hâlinde, Türk Kanunu Medenîsinin ilgili mal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümleri uygulanır."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararlarında Anayasa'nın 2., 10. ve 41. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, E.2006/37 sayılı dosyada 22.3.2006 gününde, E.2006/147 sayılı dosyada ise 3.11.2006 gününde Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantılarında, öncelikle uygulanacak kural konusu üzerinde durulmuştur.

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya

bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanun veya kanun

hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan

birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu

hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu

kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için,

elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve

iptali istenen kuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa

kuralları ise, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde

veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz etki yapacak nitelikteki

kurallardır.

İtiraz yoluna başvuran Mahkemeler, açılmış olan davalarda

tarafların 1.1.2002 tarihinden sonra mal edinmeleri durumunda, edinilen bu

malların tasfiyesinde uygulanacak mal rejimini 4722 sayılı Türk Medeni

Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin birinci

fıkrasını uygulayarak belirleyeceklerdir. 4722 sayılı Yasa'nın ikinci fıkrası,

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan

boşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar eşler arasında geçerli olacak

mal rejimine; üçüncü fıkrası, eşlerin mal rejimi sözleşmesi yaparak, mal

rejiminin evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağını kabul edebileceklerine;

dördüncü fıkrası ise 4722 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca mal birliği ve

mal ortaklığı rejiminin yasal mal rejimine dönüşmesi halinde Türk Kanunu

Medenisi'nin ilgili mal rejiminin sona ermesiyle ilgili hükümlerinin uygulanacağına

ilişkin düzenlemeler içermektedir. Buna göre 3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk

Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin

ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunan

Mahkemelerin bakmakta olduğu davalarda uygulanma olanağı bulunmadığından, bu

fıkralara ilişkin başvuruların Mahkemelerin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE;

dosyalarda eksiklik bulunmadığından aynı Kanun'un 10. maddesinin birinci

fıkrasının esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- BİRLEŞTİRME KARARI

3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2006/147 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2006/37 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2006/37 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 18.9.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VI- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararlarında, diğer özel hukuk ilişkilerinden farklı

olarak aile hukukunda, kamu yararı ve kamu düzeni faraziyelerine dayanılarak,

devlete aile ilişkilerinin kurulması ve sona ermesinde geniş çapta denetleme

görev ve yetkisi verildiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan yasal

mal rejimi ile ilgili hükümlerin, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 1.1.2002

tarihinden önce kurulan evliliklerde de evlenme tarihinden itibaren uygulanması

gerektiği, oysa itiraza konu kuralın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan evliliklerde, eşlerin Kanun'un

öngördüğü bir yıllık süre içinde başka bir mal rejimi seçmemeleri halinde bu

tarihinden itibaren yasal mal rejimine ilişkin hükümlerin uygulanmasını

öngörerek iki farklı mal rejiminin uygulanmasına yol açtığı, bu durumun da

Anayasa'nın 2., 10. ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mal rejimi, eşlerin evlilik birliğinden önce ve/veya evlilik

birliği devam ederken sahip oldukları mal varlıkları üzerindeki hak ve

yükümlülüklerini, sorumluluklarını ve sona erme halinde mal varlığı

değerlerinin akıbetini düzenleyen kurallar bütünüdür. 4722 sayılı Türk Medeni

Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin birinci

fıkrasıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002

tarihinden önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar 743 sayılı Türk

Kanunu Medenisi gereğince tabi oldukları mal ayrılığı, mal birliği veya mal ortaklığı

rejiminin devam edeceği, eşlerin Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak

bir yıl içinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen mal ayrılığı,

paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçmedikleri

takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimi olan edinilmiş

mallara katılma rejimini seçmiş sayılacakları hükme bağlanmıştır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

"Hukuk güvenliği ilkesi", hukuk devletinde uyulması zorunlu olan temel ilkelerden birini oluşturmaktadır. Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının ve insan haklarının yaşama egemen kılınmasının önkoşulu olan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. "Yasaların geriye yürümezliği ilkesi" uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.

Yasa koyucu, yasaların geriye yürümezliği ilkesi gereğince, 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan yasal mal rejimine ilişkin hükümlerin

Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarih olan 1.1.2002 tarihinden sonra uygulanacağını

kabul etmiş, ancak, toplumun; dünya görüşü, evlilik ve parasal konulardaki

düşünceleri, evlilikten beklentileri, ihtiyaç ve arzuları birbirinden tamamen

farklı olan bireylerden ve bu bireylerin oluşturduğu değişik aile tiplerinden

meydana geldiğini, yasal mal rejimi olarak öngörülecek tek bir mal rejiminin

bütün aile tiplerinin ihtiyaçlarına cevap veremeyeceğini de göz önünde

bulundurarak, eşlere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği

tarihten başlayarak bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal

rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul etme konusunda seçimlik

bir hak tanımış ve bu şekilde Yasa'nın geçmişe etkili olarak yürütülmemesinden

doğabilecek sakıncaları giderme yolunu tercih etmiştir.

Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda yasa koyucunun takdir hakkını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan yasal mal rejimine ilişkin hükümlerin geçmişe yürümeyi gerektirecek ayrık durumlar dışında geçmişe etkili olarak uygulanmaması yönünde kullanmasının hukuk devletine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara

sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir

kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare

makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket

etmek zorundadırlar." denilerek eşitlik ilkesine yer verilmiş,

ayrıca Anayasa'nın 41. maddesinin birinci fıkrasında ailenin Türk toplumunun

temeli olduğu ve eşler arasında eşitliğe dayandığı belirtilerek eşitlik

ilkesinin eşler arasında da geçerli olduğu vurgulanmıştır. Eşitlik ilkesinin

amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı

tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.

Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak

yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik,

herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.

Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik

kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı

hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik

ilkesi zedelenmez.

Yasaların ve yasalarla getirilen kuralların genel olması, hukuk

devleti ve yasa önünde eşitlik ilkelerinin bir sonucudur. Yasaların

genelliğinden anlaşılan, belli kişileri hedef almayan, özel bir durumu

gözetmeyen, önceden saptanıp soyut biçimde herkese uygulanabilecek kurallar

içermesidir. Buna göre yasa kurallarının her şeyden önce genel nitelikte

olması, herkes için objektif hukuki durumlar yaratması ve aynı hukuki durumda

bulunan kişilere ayırım gözetilmeksizin uygulanabilir olması gerekir. Bu

anlamda itiraza konu kuralla Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten

önce evlenmiş olan eşler arasında ayırım yapan bir düzenleme getirilmediği, her

iki eşe de eşit haklar tanınarak objektif hukuki durumlar yaratıldığı

görülmektedir.

Bu nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 10., ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ali GÜZEL ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 18.9.2008 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit ADALI

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Cafer ŞAT

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Ali GÜZEL

Üye

Fettah OTO

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

KARŞIOY

GEREKÇESİ

3.12.2001 günlü 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin itiraz konusu ilk fıkrasında "Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar" denilmektedir.

1.1.2002 gününde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

ile edinilmiş mallara katılma (md. 218-241), mal ayrılığı (md. 242-243),

paylaşmalı mal ayrılığı (md. 244-255), mal ortaklığı biçiminde dört tür mal

rejimine yer verilmiş, yasal mal rejimi olarak da (md. 202) "edinilmiş

mallara katılma" rejimi kabul edilmiştir. Buna göre, eşler, mal rejimi

sözleşmesiyle Kanun'da belirlenen diğer rejimlerden birini kabul etmedikçe

edinilmiş mallara katılma rejimine bağlı tutulacaklardır. Edinilmiş mallara

katılma rejimi, evlendikten sonra edinilen malların paylaşılması esasına

dayanmaktadır. Mal ayrılığı rejiminde olduğu gibi, bu rejimde de evlilik

süresince eşlerden her biri evlenmeden önce ve sonra sahip olduğu kişisel ve

edinilmiş malların maliki olmaya devam etmekte, müşterek mallar üzerinde paylı

mülkiyet bulunmakta ancak, aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin

rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta

bulunamamaktadır (md. 222-223). Mal rejimi sona erdiğinde ise, her bir eşin

kişisel malları ile evlendikten sonra edindiği mallar ayrılmaktadır (md. 228).

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yasal rejim olarak kabul ettiği mal

ayrılığı rejimi ise (md. 186-190) eşlerin her birinin tüm mallarının, mülkiyet,

idare ve intifa haklarının muhafazası esasına dayanmaktadır.

4721 sayılı Yasa'nın gerekçesinde, eşler arasında edinilmiş

mallara katılma rejiminin yasal mal rejimi olarak benimsenmesi konusunda,

"uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğu gözden kaçırılmayarak

ülkemizde geçerli olan "mal ayrılığı" rejiminin değiştirilmesi

cihetine gidilerek bunun yerine Tasarı'da "Edinilmiş Mallara Katılma"

rejimi yasal rejim olarak kabul edilmiştir" görüşüne yer verilmiştir.

Gerekçede belirtilen, önceki medeni yasa döneminde ortaya çıkan hakkaniyete

aykırı sonuçların, ülkemizde evlilik birliği içinde edinilen malların, büyük

ölçüde erkeğin üzerine kayıtlı olmasından kaynaklandığı bir gerçektir.

Özellikle kadınlar yönünden olumsuz sonuçlara yol açan bu durumun sona

erdirilmesini gözeten yasa koyucu, Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama

Şekli Hakkında Kanun Tasarı'sının 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında

benimsediği "Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce mal

rejimi sözleşmesi yapmamış olan eşler, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten

başlayarak altı ay içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, evlenme

tarihinden geçerli olmak üzere, yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar; Kanun'un

yürürlüğe girmesinden önce mal birliği rejimini seçmiş olan eşler, altı ay

içinde başka bir mal rejimini seçmedikleri takdirde kendiliğinden yasal mal

rejimine tabi olurlar" biçimindeki düzenleme ile 4721 sayılı Yasa'da yasal

mal rejimi kabul edilen "eşler arasında edinilmiş mallara katılma

rejiminin, uygulanmasını kural olarak evlenme tarihinden başlatmıştır. Böylece

eski sistemin neden olduğu adaletsizliklerin zaman kaybetmeden giderilmesi

amaçlanmıştır. Oysa, dava konusu kural ile Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe

girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında kural olarak eski mal

rejiminin devam etmesi, yeni mal rejiminin ise aksi, Yasa'nın yürürlüğe girdiği

tarihten başlayarak bir yıl içinde kararlaştırılmadığı takdirde bu tarihten

geçerli olması kabul edilmiştir. Bu düzenleme biçiminin, yeni medeni yasanın

yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinde devam etmekte olan evlilikler yönünden, bu

tarihten öncesi ve sonrası olmak üzere iki farklı mal rejiminin uygulanmasına

yol açacağı bu durumun yaratacağı karmaşadan ise kamu düzeninin ve aile

birliğinin olumsuz etkileneceği açıktır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, öncelikle insan haklarına dayandığından bu hakları koruyup, geliştirme yükümlülüğü altındadır. Bu bağlamda kişilerin hukuk güvenliklerinin sağlanması, adaletsiz ve eşitliğe aykırı uygulamalardan kaçınılması hukuk devleti olmanın gereğidir.

Anayasa'nın 10. maddesinin ilk fıkrasında "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin Kanun önünde eşittir" denilerek hukuksal eşitlik tanımlandıktan sonra bununla yetinilmeyerek Anayasa hukukundaki çağdaş gelişmeler doğrultusunda ikinci fıkrada, kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip oldukları, devletin, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü bulunduğu vurgulanmıştır.

743 sayılı Yasa döneminde yasal mal rejimi olarak uygulanan mal

ayrılığının özellikle kadınlar yönünden doğurduğu hakkaniyete aykırı sonuçlar

gözetilerek Anayasa'nın 10. maddesinin ikinci fıkrasının getirdiği yükümlülük

çerçevesinde 4721 sayılı Yasa ile edinilmiş mallara katılma rejimine

geçilmiştir. Ancak, söz konusu mal rejiminin, Yasa'nın yürürlüğe girdiği

tarihte devam etmekte olan evlilikler için aksi kararlaştırılmadıkça bu

tarihten geçerli olarak uygulanacağını öngören itiraz konusu kuralla hukuk

güvenliği ihlâl edildiği gibi hakkaniyete aykırı uygulamaların devamına da

olanak sağlanmıştır. Ayrıca eşler evlilik birliği içinde aynı hukuksal konumda

oldukları halde Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce ve sonra evlenen eşler

farklı mal rejimine bağlı tutularak eşitlik ilkesi ihlâl edilmiştir.

Öte yandan, yeni medeni yasa yürürlüğe girdiği tarihte evlilik

birliği devam etmekte olan eşlerin kişisel hakka dönüşmüş bir hakları

bulunmadığından önceki yasa dönemindeki hukuksal durumları kazanılmış hak

oluşturmaz; başka bir anlatımla ortada kazanılmış bir hak bulunmadığından

bunlar yönünden yasaların geçmişe yürütülmesi, hukuk güvenliği ve kazanılmış

hakların korunması ilkeleriyle açıklanamaz. Kişisel hakka dönüşmemiş hukuksal

durumlar, yasaların genel ve eşit uygulanmasının bir sonucu olarak yeni yasal

düzenlemenin kapsamına girerler. Bu nedenle yasa koyucu tarafından hakkaniyete

aykırı sonuçlar doğurduğu kabul edilen bir kuralın, müktesep hakların

korunmasından söz edilerek belirli bir dönem için de olsa yürürlüğünü

sürdürmesine olanak sağlanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Üye Serruh KALELİ Üye Zehra Ayla PERKTAŞ Başkanvekili Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye Fulya KANTARCIOĞLU Üye Ali GÜZEL Üye Zehra Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2006/37, K. 2008/141, 18 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazların Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Birleştirme Kararı
  8. Vı- Esasın İncelenmesi
  9. A. Necmi ÖZLER
  10. Karşıoy
  11. Gerekçesi
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2006/37
Karar No
2008/141
Tarih
18 Eylül 2008

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2003/103 K.2008/139
  • AYM Norm Denetimi E.2006/158 K.2008/150
  • AYM Norm Denetimi E.2006/142 K.2008/148
  • AYM Norm Denetimi E.2008/82 K.2008/136
  • AYM Norm Denetimi E.2008/26 K.2008/147
  • AYM Norm Denetimi E.2008/34 K.2008/153

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.