İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2008/15 K.2011/57

Hakimler ve Savcılar Kanunu'na 29.6.2006 günlü, 5536 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenen Geçici Madde 16'nın, Anayasa'nın 2., 10., 60. ve 153. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas2008/15Karar2011/57Tarih30 Mart 2011Okuma14 dk · 2.759 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
30 Mart 2011
Esas Sayısı
2008/15
Karar Sayısı
2011/57
Karar Günü
30.3.2011
R.G. Tarih-Sayı
28.12.2011-28156
İtiraz yoluna başvuranlar
1- Danıştay Onbirinci Dairesi (Esas
Sayısı
2008/15
2- Ankara 14. İdare Mahkemesi (Esas Sayısı
2008/53
İtirazların konusu
24.2.1983 günlü, 2802 sayılı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.759 kelime·14 dk okuma·24 bölüm

Hakimler ve Savcılar Kanunu'na 29.6.2006 günlü, 5536 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenen Geçici Madde 16'nın, Anayasa'nın 2., 10., 60. ve 153. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Davacıların, emekli aylık ve ikramiye ödenmesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın yapmış olduğu işlemin iptali istemiyle açtıkları davalarda, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu savını ciddi bulan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

24.2.1983 günlü, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na 29.6.2006 günlü, 5536 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenen Geçici Madde 16 şöyledir:

'Geçici Madde 16- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, 103 üncü maddede unvanları belirtilenlerin emekli kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasına devam olunur.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 2., 10., 60. ve 153. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 8. maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantılarında;

A- 2008/15 Esas sayılı dosyada, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 6.3.2008 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B- 2008/53 Esas sayılı dosyada, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 12.6.2008 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- BİRLEŞTİRME KARARI

24.2.1983 günlü, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na 29.6.2006 günlü, 5536 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenen Geçici Madde 16'nın iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2008/15 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2008/15 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 12.6.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VI- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuran Mahkemeler, 2802 sayılı Kanun'un 111. maddesinde bulunan

atıf uyarınca, hakim ve savcıların da devlet memurlarına tanınan sosyal hak ve

yardımlara ilişkin hükümlerden faydalanacaklarının öngörüldüğü, emekli aylığı

ve ikramiyesi yönünden diğer devlet memurları ile aynı hukuki durumda bulunan

hakim ve savcılara, yürürlükte olmayan bir ücret rejimine göre ve görevden

ayrıldıkları tarih değil 2006 yılı Haziran ayı dönemi aylık ve ödemeler dikkate

alınmak suretiyle emekli aylığı ile ikramiyesinin ödendiği, böylece hakim ve

savcıların kazanılmış haklarının korunmadığı, hakim ve savcılara diğer devlet

memurlarında olduğu gibi görevlerinden ayrıldıkları tarihteki emekli keseneğine

esas aylıkları baz alınarak emekli aylığı bağlanması ve ikramiye ödenmesinin

engellendiği, Anayasa Mahkemesi'nin 2001/41 ile 2006/112 Karar sayılı iptal

kararlarının göz önünde bulundurulmadığı, daha önce aynı görevde bulunan eski

ve yeni emeklilerin maaşları arasında büyük farkların oluşmasına neden olacak

bir sistemin kabul edildiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10., 60. ve

153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dava konusu kural, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde unvanları belirtilenlerin emeklilik kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında 5536 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir. Buna göre 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde unvanları belirtilenlerin emekli kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında önceki mevzuat hükümleri uygulanacaktır.

Anayasa'nın 2. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti, toplumun

huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,

Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,

demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Bu maddede nitelikleri

belirtilen sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur,

refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve

özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını

geliştirmek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan

onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adalete uygun

biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama

geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve

toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı sosyal hukuk

devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa'nın özüne ve ruhuna uygun biçimde

kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun

sağlanmasını gerekli kılar.

Anayasa'nın 10. maddesinde ise 'Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir' Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.' denilmiştir.

Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik

ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile

eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,

aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı

tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.

Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar

uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde

eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.

Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik

kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı

hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik

ilkesi zedelenmez.

Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyal

güvenlik hakkının yer aldığı, Anayasa'nın 60. maddesinde, 'Herkes, sosyal

güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri

alır ve teşkilatı kurar.' denilmektedir. Sosyal güvenlik, bireylerin istek

ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle

yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı

etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence

altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik

kuruluşları oluşturularak, kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm

gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.

5536 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde

ünvanları belirtilenlerin maaşlarının hesaplanmasında önceki sistemden tamamen

farklı bir sistem kabul edilmiştir. Halen görevde bulunan 2802 sayılı Kanun'un

103. maddesinde ünvanları belirtilen kişiler için getirilen bu sistemde mali

hakların hesaplanmasında gösterge, ek gösterge, kıdem aylığı, taban aylığı,

tazminat aylığı ile yapılan hesaplama yönteminden vazgeçilerek kıstas aylık ve

yargı ödeneğine göre hesaplama yöntemi kabul edilmiştir. Buna göre, 5536 sayılı

Kanun uygulamasında, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen

kişiler için gösterge, ek gösterge, kıdem, taban ve tazminat aylığı gibi

unsurlar, maaş hesaplama unsuru olmaktan çıkarılarak emekli aylığı bağlanmasına

ve ikramiye ödenmesine esas olan unsurları içermeyen yeni bir sisteme

geçilmiştir. Ancak, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen

kişilerin emeklilik kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları ve

ikramiyeleri, 5434 sayılı Kanun gereğince çalışırken alınan maaşın brütüne ya

da netine göre değil, tüm kamu görevlilerinde olduğu gibi gösterge, ek

gösterge, kıdem aylığı, taban aylığı ve tazminat aylığı unsurları dikkate

alınarak hesaplanmasına devam edilmiştir. Böylece, görevde bulunan 2802 sayılı

Kanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emekli kesenekleri ile

emekli aylık ve ikramiyelerinin 5536 sayılı Kanun'dan önce uygulanan hesaplama

yöntemine göre hesaplanarak bu kişilerin emekli aylık ve ikramiyelerini

alabilmeleri imkanı getirilmiştir. Dolayısıyla dava konusu kural gereğince,

5536 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra emekli

olanların emekli aylık ve ikramiyelerinin hesaplanmasında aynı hükümler

uygulanacaktır. Buna göre dava konusu kuralın, eşitlik ilkesiyle çelişen bir

yönü bulunmamaktadır.

Öte yandan, dava konusu kuralda, 2802 sayılı Kanun'un 103.

maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emekli kesenek ve karşılıkları ile

emekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında, 5536 sayılı Kanun'un

yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasına

devam olunacağı öngörüldüğü için anılan kişiler hakkında 5536 sayılı Kanun'un

yürürlüğe girdiği tarihten önceki 2802 sayılı Kanun'da yer alan ek gösterge

cetveli ile 270 sayılı Yüksek Hakimlik Tazminatı Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'de belirtilen gösterge rakamlarının değiştirilmesi halinde bu

değişiklikler emekli aylıklarına yansıtılacaktır. Bu nedenle, 2802 sayılı

Kanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerden emekli olanların

gösterge ve ek gösterge rakamlarındaki artışlardan yararlanamayacağı ve emekli

aylıklarının sabitlendiği söylenemez.

Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanun gereğince 2802 sayılı Kanun'un

103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emeklilik kesenek ve

karşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyeleri, çalışırken alınan maaşın

brütüne ya da netine göre değil, tüm kamu görevlilerinde olduğu gibi görevin

gösterge, ek gösterge, kıdem, taban ve tazminat aylığı unsurları dikkate

alınarak yapılan hesaplama sonucunda belirlenmektedir. 2802 sayılı Kanun'un

103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin çalışırlarken aldıkları maaşın

emekli aylıklarında gözetilmesi ve emekli maaşının hesaplanmasında diğer kamu

görevlilerinden farklı bir sisteme göre düzenleme yapılabilmesi mümkün ise de

bu husus Anayasa'nın 65. maddesinde belirtildiği gibi Devletin mali imkanları gözetilerek

yasa koyucunun takdir yetkisi içine girmektedir. Kaldı ki, 5536 sayılı Kanun

ile yapılan maaş artışlarının emeklilik dönemine yansıtılabilmesi, çalışırken

alınan maaş brütünün daha fazlasının ya da tamamının emekli keseneğine tabi

kılınmasını gerektirmektedir. Bunun da emekli keseneğinin miktarını arttıracağı

ve çalışanların maaşlarında ele geçen tutarı azaltacağı açıktır.

Ayrıca, dava konusu kural, emekli aylıklarının artışı ile ilgili bir düzenleme niteliğinde değildir. Zira, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emekli aylık artışları, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5534 sayılı Kanun'a göre yapılacaktır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin 2001/41 ile 2006/112 Karar sayılı kararları, gelir ve aylıkların artışına dair kurallara ilişkin olup, kararlardaki gerekçelerin dava konusu kuralla ilgisi bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 10., 60. ve 153. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- 24.2.1983 günlü, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na 29.6.2006 günlü, 5536 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle eklenen Geçici Madde 16'nın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

30.3.2011 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Alparslan

ALTAN

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

KARŞIOY YAZISI

2802 sayılı Kanun'a 5536 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenen Geçici Madde 16'yla, hakim ve savcıların emekli aylıkları ve ikramiyelerinde geçici bir süre için diğer devlet memurlarından farklı bir düzenleme yapılmıştır.

Yargı yetkisi, Anayasa'nın 9. maddesine göre Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Mahkemelerin bağımsızlığı Anayasa'nın 138; hakimlik ve savcılık teminatı 139; hakimlik ve savcılık mesleği ise 140. maddesinde düzenlenmiştir. 140. maddede hakim ve savcıların aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

Yargı mensuplarının yaptıkları görevin özelliğinden dolayı, emekliliklerinde de sosyal güvenlik sisteminin sağladığı olanaklardan en üst düzeyde yararlandırılmaları, böylece mesleklerini gelecek kaygısı olmadan ifa etmelerinin sağlanması, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının teminatlarındandır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de çeşitli içtihatlarında, yargının toplumdaki özel konumu nedeniyle yargıçların temel hak ve özgürlüklerden en üst düzeyde yararlandırılmaları gereğine işaret etmiştir. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkından 2802 sayılı Kanun'da belirtilen kişilerin en üst düzeyde yararlanmaları gerekir.

Anayasa'nın 65. maddesinde yer alan Devlet'in iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları gözetilerek, hakim ve savcılar için özel ve farklı bir sosyal güvenlik düzenlemesi yapılıp yapılmaması yasakoyucunun takdir alanı içerisinde ise de, tüm çalışanların tek bir sosyal güvenlik sistemine bağlanması amacına yönelik çıkarılan yasalarda 2802 sayılı Kanun'da belirtilen kişilerin diğer devlet memurlarından farklı ve geride kalacak şekilde düzenlemeye tabi tutulmasında Anayasa'nın 2., 60. ve 140. maddelerine uyarlık bulunmamaktadır. Bu nedenle kuralın iptal edilmesi gerekir.

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

1- 29.6.2006 tarih ve 5536 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na eklenen Geçici Madde 16 ile 'Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, 103 üncü maddede unvanları belirtilenlerin emekli kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasına devam olunur.' hükmü getirilmiştir.

5536 sayılı Kanun (ve 2802 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 16) 15.7.2006 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bu Kanun'un öngördüğü yeni emekli aylığı sistemi gerek 15.7.2006 tarihinden önce emekli statüsünde bulunanlara, gerekse de 15.7.2006 tarihinden sonra emekli statüsüne ayrılacak hâkim ve savcılara uygulanmaya başlanmıştır.

İtirazlara konu kuralın Anayasa Mahkemesi'nde iptalinin talep edilmesinden sonra, 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 80. maddesi ile 2802 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi değiştirilmiş (içerik olarak aynı metin), ancak söz konusu itiraz davaları nedeniyle kuralın esası hakkında karar verilmesi zorunluluğu doğmuştur.

2- 29.6.2006 tarih ve 5536 sayılı Kanun'la hâkim ve savcıların maaşlarının belirlenmesinde önceki sistemden tamamıyla farklı bir sistem kabul edilmiş; 'kıstas aylık' ve 'yargı ödeneği' adı altında iki ana ödeme kriteri esas alınarak aylık ödenmesi esasına geçilmiş, getirilen sistemle, eskiden hâkim ve savcıların aylıklarının hesabında gösterge, derece, kademe, varsa ek gösterge, taban aylığı, kıdem aylığı ve varsa diğer unsurlar dikkate alınarak yapılan hesaplama sisteminden vazgeçilmiş, keza temsil, makam ve yüksek hâkimlik tazminatları hâkim ve savcı maaşlarının unsuru olmaktan çıkarılmıştır.

İtiraz konusu kuralla öngörülen sistemin özü; 2802 sayılı Kanun'un

103. maddesinde unvanları belirtilen kişilerin çalışırken aldıkları maaşlarının

tespitinde, 5536 sayılı Kanun'la getirilen kıstas aylık ve yargı ödeneğinden

oluşan yeni yöntemin uygulanması, buna karşılık aynı kişilerin emekliye

ayrılmaları durumunda emekli kesenekleri, emekli aylıkları ve emekli

ikramiyelerinin 5536 sayılı Kanun'dan önce uygulanan ek göstergeler, emekli

keseneğine ilişkin unsurlar yürürlükteymiş gibi bu unsurları etkileyen yasal

mevzuatla güncellenerek ödeme yapılmasından ibarettir. Yine hemen işaret etmek

gerekir ki 5536 sayılı Kanun'la getirilen yeni aylık ödeme sistemine rağmen,

halen bu Kanun'a göre aylık almakta olan hâkim ve savcıların emekli kesenekleri

yeni getirilen aylıkları üzerinden değil 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı

Kanunu'nun 14., 15. ve Ek 70. maddelerine göre gösterge aylığı, ek gösterge,

kıdem aylığı, taban aylığı ve tazminat aylığı gibi artık mevcut olmayan ancak

geçiş hükümleriyle varmış gibi kabul edilen 'farazî' unsurlar toplanmak

suretiyle çıkan tutar üzerinden 'emekli keseneğine esas tutar' iştirakçiden

%16, kurumundan ise %20 oranında kesinti yapılmak suretiyle tahsil

edilmektedir.

Özetlemek gerekirse, 2802 sayılı Kanun'a tâbi hâkim ve savcılara

5536 sayılı Kanun'la getirilen yeni sistem üzerinden aylık ödenmekte; ancak

bunların emekli kesenekleri yükselen aylıkları üzerinden değil, yürürlükten

kalkan bir sistemin öngördüğü kurallara göre düşük kalan aylıkları esas

alınarak tahsil edilmekte; bunların emekli olmaları halinde ise bu kez 5434

sayılı Kanun'un 41. ve 89. maddeleri gözetilerek, derece kademe aylığı+ek

gösterge aylığı+taban aylığı+kıdem aylığı+tazminat aylığı toplanmak suretiyle

bulunacak tutarın, %75 - %100 arasındaki maaş bağlama oranları gözetilerek

fiili hizmet süresi üzerinden ödenecek miktarı ile belirlenecek olan rakama,

yüksek hâkimlik ve temsil tazminatlarının ilavesi suretiyle çıkan sonuç ilave edilerek

emekli aylığı ve emekli ikramiyesi hesaplanmaktadır. En yalın ifadeyle, 2820

sayılı Kanun kapsamındaki kişilerin çalışırken aldıkları aylıklar ile emekli

aylıkları (ve ikramiyeleri) ve emekli keseneklerinin farklı sistemlere tâbi

oldukları açıkça görülmektedir. (15.7.2006'dan önce iştirakçi olanlar

bakımından) Bu durum ise 5536 sayılı Kanun öncesi görev aylığı-emekli aylığı

arasında büyük fark bulunmayan hâkim ve savcıların, zaman içerisinde büyük

kayba uğramalarına ve neredeyse emekli aylıklarının görev aylıklarının yarısına

düşmesine yol açmaktadır.

3- Memuriyet statüsü ile emeklilik statüsü arasındaki ilişkinin irdelendiği Anayasa Mahkemesi'nin 13.1.1977 tarih ve E.1976/45, K.1977/1 sayılı kararı dava konusuna ışık tutacak mahiyettedir:

''Emeklilik statüsü memurluk statüsüne bağlı ve ona dayalı

bulunması nedeniyle, emekli aylıkları derecelerinin saptanmasında esas,

memuriyette iken kazanılan emekli aylığına esas dereceler ve kademeler

olduğundan, o statüdeki öğrenim derecelerine dayalı ve onunla orantılı ve sınırlı

yükselmeler, kuşkusuz emeklilik intibakına da yansır. Bu açıklamalardan

anlaşılacağı üzere, emeklilik statüsü ile memurluk statüsü arasında

organik bir bağ bulunmaktadır ve bunun sonucu olarak memurluk statüsünde de

etkisini göstermektedir. Örneğin, emekli aylığının hesabında ya da

emekliler hakkında yapılan intibaklarda değerlendirilen hizmetler, memuriyette

geçen fiili süreleridir. Emekli aylıkları ve ikramiyeleri; memuriyet

aylıklarına ya da memuriyet derecelerine göre oluşturulmuş gösterge tutarlarına

göre saptanır. Yine emekliye intibakta esas alınan başlangıç ve tavan

dereceleri, görevli iken tabi olunan başlangıç ve tavan dereceleridir' Emekli

sistemi, personel rejimine bağlı olanların o rejimde kazandıkları haklara göre

düzenlendiğine ve bu statüde kabul edilmiş bulunan kariyer, yeterlik (liyakat),

sınıflandırma, öğrenim derecesi ve tavanı gibi ilkeler, göreve başlama ve

yükselişlerde esas alındığına göre, görevlilerin bu durumlarıyla emekliliğe

intikalleri de doğaldır.'

İtiraz istemlerine konu kuralla, 2802 sayılı Kanun'a tâbi hâkim ve savcıların aylıklar yönünden bulundukları statü ile emekli aylıkları arasında bulunması gereken organik bağ tamamen ortadan kaldırılmış, yasa koyucunun basit bir düzenleme ile alınan aylıklar üzerinden emekli kesintisi yapmak suretiyle aşabileceği bir sorun mazeret gösterilerek, görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki farkın giderek büyümesine yol açılarak, bunların emeklilerinin sosyal güvenlik hakları büyük ölçüde zedelenmiş, sosyal hukuk devleti ilkesi ihlâl edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, anılan kuralın Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı olduğu değerlendirildiğinden iptali gerektiği kanısına varılmakla, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh

KALELİ

Anayasa Mahkemesi, E. 2008/15, K. 2011/57, 30 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Birleştirme Kararı
  7. Vı- Esasın İncelenmesi
  8. Kılıç
  9. Akyalçın
  10. Erten
  11. Oto
  12. Özgüldür
  13. Kaleli
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Üstün
  17. Yıldırım
  18. Necipoğlu
  19. Dursun
  20. Karşıoy Yazısı
  21. Tercan
  22. Karşıoy Gerekçesi
  23. Erten
  24. Oto
  25. Özgüldür
  26. Kaleli
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2008/15
Karar No
2011/57
Tarih
30 Mart 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2010/46 K.2011/60
  • AYM Norm Denetimi E.2008/51 K.2011/46
  • AYM Norm Denetimi E.2010/106 K.2011/55
  • AYM Norm Denetimi E.2009/58 K.2011/52
  • AYM Norm Denetimi E.2009/85 K.2011/49
  • AYM Norm Denetimi E.2009/90 K.2011/47

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.