KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2010
- Esas Sayısı
- 2008/25
- Karar Sayısı
- 2010/20
- Karar Günü
- 28.1.2010
- R.G Tarih-Sayı
- 28.04.2010-27565
- İtiraz yoluna başvuran
- Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesi
- İtirazın konusu
- 3.7.2005 günlü, 5395 sayılı
Karar Metni
917 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Çocuk Koruma Kanunu'nun 17. maddesinin Anayasa'nın 10., 37. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Yaşı büyük sanıkla birlikte suç işlediği iddia olunan yaşı küçük sanık hakkında dosyası ayrılarak açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
3.7.2005 günlü, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun iptali istenilen 17. maddesi şöyledir:
'(1) Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür.
(2) Bu hâlde de çocuklar hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla beraber, mahkeme lüzum gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir.
(3) Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 10., 37. ve 138. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 8.4.2008 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında; küçüklerin kendileri için özel kurulan
mahkemelerde yargılanması kadar doğru ve tabii bir şey olmadığı, ancak küçük ve
yetişkin sanıkların iştirak halinde suç işlemeleri halinde yargılamaların hangi
mahkeme olursa olsun tek bir mahkemede, tek bir hâkim önünde yapılmasının,
adaletin tecellisi açısından en doğru sonuç olduğu, bununla birlikte davaların
birleştirilmesi tamamen hâkimlerin takdirine bırakıldığından birleştirme
tekliflerinin genel mahkemelerce büyük oranda geri çevrildiği, aynı suç
nedeniyle yargılama yapan iki mahkemeden farklı kararlar çıkabildiği ve bu
durumun kamu vicdanını rahatsız ettiği, adalete gölge düşürdüğü, yine çocuk
mahkemesi lüzum gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki
davanın sonucuna kadar bekletebilir kuralının da hâkimin sadece vicdanına ve
kanaatine göre hüküm verebileceği ilkesiyle çeliştiği, bir hâkimin hüküm
vermesinin bir başka hâkimin vereceği hükme bağlı kalmasının bu ilkeyi
zedeleyeceği belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10., 37. ve 138.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralla, çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın ayrı yürütülmesi esas olmakla birlikte, çocuklar hakkında gerekli tedbirler uygulanmak suretiyle çocuk mahkemesinin gerekli gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebileceği, davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde ise genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebileceği ve birleştirilen davaların genel mahkemelerde görüleceği öngörülmektedir.
Çocuk mahkemeleri, Yasa'nın 1. maddesinden de anlaşılacağı üzere, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunmasını, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasını sağlayan yerlerdir. Bu nedenle Yasa'da çocuk suçluların özel mahkemede, özel bir usul yasasıyla yargılanması öngörülmüştür. İtiraz konusu kuralla da bu kapsamda bir düzenleme getirilmiştir.
Genel ceza yargılaması usulünde olduğu gibi çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemeleri halinde, her failin işlemiş olduğu eylemden dolayı ayrı yargılanması esas olmakla birlikte uyuşmazlıklar arasında bir bağlantı da bulunabilir. Bu durumda bir uyuşmazlığın çözümü başka bir uyuşmazlığın çözümüne bağlı olabileceği gibi yargılamaların birlikte yapılması gerekebilir. Bu tür uyuşmazlıklarda davalar birleştirilebilir ya da bekletici sorun yapılarak diğer davanın sonucu beklenebilir.
Anayasa'nın 'Kanuni hâkim güvencesi' başlıklı 37. maddesinde, 'Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.' denilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirtildiği gibi, doğal yargıç ilkesi suçun işlenmesinden veya çekişmenin doğmasından önce davayı görecek yargı yerini yasanın belirlemesi şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla doğal yargıç ilkesi, yargılama makamlarının suçun işlenmesinden veya çekişmenin meydana gelmesinden sonra özel olarak kurulmasına veya yargıcın atanmasına engel oluşturmaktadır.
İtiraz konusu kuralın üçüncü fıkrasındaki düzenleme ile, birlikte
işlenen suçlara ilişkin birleştirme kararı verilerek, sanıkların aynı ceza
mahkemesinde yargılanmalarıyla adaletin daha iyi gerçekleşmesi ve aynı konuda
farklı kararların ortaya çıkmasına engel olunması amaçlanmaktadır. Bağlantı
sebebiyle işlenen suçun niteliğinden ve mahkemelerin uygun bulmasına bağlı
olarak davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi nedeniyle, çocuk
yetişkinle birlikte, olaydan sonra kurulmuş olağanüstü bir mahkemede değil
olaydan önce kurulmuş genel mahkemede yargılanmaktadır. Kural, belirli bir
suçun işlenmesinden sonra bu suça ilişkin davayı görecek yargı yerini
belirlemediğinden doğal yargıç ilkesine aykırı görülmemiştir.
Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrasında ise, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları, Anayasa'ya, yasalara ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri belirtilmektedir.
Kuralın ikinci fıkrasına göre, çocuk mahkemesindeki hâkimin
gerekli gördüğü takdirde genel mahkemedeki davanın sonucunu beklemesi,
Anayasa'nın 138. maddesinde açıklanan vicdanî kanaatlerine göre karar verecek
hâkime emir ve talimat verilmesi, tavsiye ve telkinde bulunulması şeklinde
anlaşılamaz. Burada hâkim bir uyuşmazlıkla ilgili karar verirken, çocuk
hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirleri uygulamak suretiyle gerekli
görürse yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonuna kadar bekletmekte ve
bağlantı nedeniyle başka bir mahkemenin kararına dayanmaktadır. Bununla
birlikte çocuk hakkında yargılamayı yapan mahkemenin her olayı değerlendirerek
bekletici mesele sayma ya da saymama takdirindedir. Kaldı ki genel mahkemedeki
davanın sonucu, çocuk mahkemesi için bağlayıcı da değildir.
Açıklanan nedenlerle Kural Anayasa'nın 37. ve 138. maddelerine aykırı değildir. İtiraz isteminin reddi gerekir.
Kural'ın Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit
ADALI
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Mustafa
YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Şevket
APALAK
Üye
Serruh
KALELİ
Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, E. 2008/25, K. 2010/20, 28 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası