İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2008/42 K.2008/167

Esas Sayısı : 2008/42

Esas2008/42Karar2008/167Tarih20 Kasım 2008Okuma18 dk · 3.554 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2008/42
Karar No
2008/167
Karar tarihi
20 Kasım 2008
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.554 kelime·18 dk okuma·14 bölüm

Esas Sayısı : 2008/42

Karar Sayısı : 2008/167

Karar Günü : 20.11.2008

R.G. Tarih-Sayı :18.03.2009-27173

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Ankara 5. İdare Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Ek 1. maddesinin, Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 68. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Liberal Demokrat Parti tarafından 2002 yılı genel seçimlerinde Partilerinin aldığı oy ile orantılı olarak hak kazandıklarını ileri sürdükleri Hazine yardımının yasal faiziyle birlikte ödenmesi için Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne yaptıkları başvurunun reddi yolundaki işlemin iptali ile yoksun kalındığı ileri sürülen Hazine yardımının ödenmesi istemiyle açılan davada, davacı vekilinin Anayasa'ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, itiraz konusu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Ek 1. maddesi şöyledir:

"Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2339 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri "(B) Cetveli" toplamının beşbinde ikisi oranında ödenek mali yıl için konur.

Bu ödenek, yukarıdaki fıkra gereğince Devlet yardımı yapılacak siyasi partiler arasında, bu partilerin genel seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen toplam geçerli oy sayıları ile orantılı olarak bölüştürülmek suretiyle her yıl ödenir. Bu dönemlerin o yılki genel bütçe kanununun yürürlüğe girmesini takip on gün içinde tamamlanması zorunludur.

Bu yardım sadece parti ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılır.

Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır. Bu yardım en az Devlet yardımı alan siyasi partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu yardım ve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıkları oyla orantılı olarak yapılır. Ancak bu yardım üçyüzelli milyon liradan az olmaz. Bunun için her yıl Maliye ve Gümrük Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konulur.

Yukarıdaki fıkralarda öngörülen yardım miktarları; bu yardımdan faydalanabilecek siyasi partilere, milletvekili genel seçiminin yapılacağı yıl üç katı, mahalli idareler genel seçim yılı için iki katı olarak ödenir. Her iki seçim aynı yıl içerisinde yapıldığında bu ödemenin miktarı üç katı geçemez. Bu fıkra gereğince yapılacak katlı ödemeler, Yüksek Seçim Kurulunun seçim takvimine dair kararının ilanını izleyen 10 gün içinde yapılır.

Bu Kanunun 76 ncı maddesi hükmü dairesinde gelirleri Hazineye irad kaydedilen ve taşınmaz malları Hazine adına tapuya tescil edilen siyasi partilere, bu madde gereğince yapılacak Devlet yardımında, Hazineye irad kaydedilen gelirin Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların toplam değerinin iki katı indirilir."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

İtiraz başvurusunda Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 68. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 15.5.2008 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Davada Uygulanacak Kural Sorunu

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28.

maddesine göre mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları bir

yasa veya yasa hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürler

veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu

kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya

yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir dava

bulunması ve iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması

gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya

çıkan sorunların çözümünde ve davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde

etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler

Kanunu'nun Ek. 1. maddesinin tamamının iptali istenmiş ise de itiraz yoluna

başvuran Mahkeme siyasi partilere Devletçe yapılacak yardıma ilişkin maddenin

birinci fıkrası ile dördüncü fıkrasının birinci tümcesinde yer alan hükümlere

göre davacı siyasi partinin Devlet yardımından yararlanma hakkına sahip olup

olmadığı hususunu karara bağlayacaktır. Buna göre, maddenin Devlet yardımından

yararlanma koşullarını düzenleyen bu kuralların davada uygulanacak kural olup,

bunların dışında kalan hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu

nedenle, maddenin birinci fıkrasının "Yüksek Seçim Kurulunca son

milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2339 sayılı

Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesindeki genel barajı aşmış bulunan

siyasi partilere..." bölümü ile dördüncü fıkrasının "Milletvekili

genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi

partilere de Devlet yardımı yapılır." şeklindeki ilk tümcesi dışında

kalan hükümlerine ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE

20.11.2008 gününde OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararında itiraz konusu kural ile Devlet yardımının sadece genel seçimde %7'nin üzerinde oy alan partilere özgülenmesinin, Anayasa'nın 2. maddesindeki demokratik devlet ilkesine, 5. maddesindeki Devletin demokrasiyi koruma ödevine, 10. maddesindeki eşitlik ilkesine ve 68. maddesindeki Devletin siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapma ödevine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Ek 1.

maddesinin birinci fıkrasına göre bir siyasi partinin Devlet yardımından

yararlanmaya hak kazanabilmesi için Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili

seçimlerine katılma hakkı tanınmış ve 2339 sayılı Milletvekili Seçimi

Kanunu'nun 33. maddesinde öngörülen % 10 barajını aşmış olması gerekmektedir.

Ancak, dördüncü fıkranın birinci tümcesine göre bir siyasi parti geçerli

oyların %7'sinden fazlasını almışsa, 2339 sayılı Yasa'nın 33. maddesindeki

genel barajı aşamamış olsa da Devlet yardımına hak kazanmaktadır. Sonuç

olarak bir siyasi partinin Devlet yardımından yararlanabilmesi için ön koşul

milletvekili genel seçimlerine girmiş olmak ve bu seçimlerde geçerli oyların %

7'sinden fazlasını elde etmektir.

Çoğulcu, demokratik bir sistemde siyasi partiler hayati işlevlere sahiptirler. Toplumsal talepleri siyasal sisteme ulaştırarak yurttaş ile siyasal sistem arasındaki etkileşime aracılık ederler. Farklı siyasal görüşleri örgütleyerek siyasal çoğulculuğa katkıda bulunurlar. Siyasal ilgi ve yeteneği olan bireyleri tespit ederek siyasal konularda eğitirler ve Devlet yönetimine hazırlarlar. Seçimlere katılarak toplumsal iradenin ortaya çıkmasına ve bu iradenin Devlet yönetimine katılmasına aracılık ederek ulus egemenliğini hayata geçirirler. Bütün bu işlevleri nedeniyle siyasi partiler Anayasada demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak nitelendirilmişlerdir.

Siyasi partiler bu işlevleri yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları mali kaynakları, üye ve milletvekili aidatı ve bağışlar gibi özel gelir kaynaklarının yanı sıra devlet tarafından yapılan mali yardımlar yoluyla sağlarlar.

Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasında

"Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar.

Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi

olduğu esaslar kanunla düzenlenir." denilmektedir. Buna göre, siyasi

partilere yapılacak Devlet yardımı "yeterli düzeyde" ve

"hakça" olmalıdır. 68. maddedeki "yeterli düzeyde"

ifadesi seçimlerde toplumsal onaya ulaşmak için yapılması gereken siyasal

faaliyetleri karşılamaya elverişli parasal miktar ile ilgilidir. Siyasi

partilerin ulusal iradenin oluşumunu sağlarken üye aidatları ya da bağışlarla

yeterli parasal kaynağa ulaşamadıkları durumda, çok partili demokratik düzenin

gerekli kıldığı ölçüde Devlet yardımından yararlandırılması, onların paraca

güçlü bazı kişi ve kuruluşların etki ve baskısı altına düşmesini engeller. Tüm

harcamaların Devlet bütçesinden karşılanması da siyasal partilerin toplumla

ilişkisini kopararak ulusal iradenin oluşumunu engeller. O halde yapılacak

yardımın "yeterli düzeyde" olması, bir yandan siyasi partilerin

Devletin ya da özel kişi ve kuruluşların güdümüne girmesini engelleyici, diğer

yandan toplumla ilişkisini destekleyici düzeyde olmasını ifade eder. Kuşkusuz,

yeterli düzeydeki parasal tutarın ne kadar olduğunun, ülkenin ekonomik, siyasal

ve sosyal koşullarına göre değişkenlik göstermesi nedeniyle yasa koyucu

tarafından somutlaştırılması gerekir.

"Hakça" ifadesi, hangi siyasi partilere ve ne oranda Devlet yardımı yapılacağını belirleyen temel ölçüttür. Bu kavram, siyasi partilere yapılacak yardımın miktarının adaletli bir ölçüte göre saptanmasını zorunlu kılmaktadır. Devlet yardımının hangi ölçütleri yerine getiren siyasi partilere verileceği hususu ile bu ölçütleri yerine getiren partilerin hangi oranda Devlet yardımı alabileceği yasa koyucu tarafından belirlenecektir.

Hakça ifadesi, belirli örgütlenme yaygınlığına ulaşmış ve belirli toplumsal onaya mazhar olmuş partilerin, seçimlerde elde ettiği başarı düzeylerine göre Devlet yardımından yararlanacağı biçiminde anlaşılmalıdır. Kuşkusuz bu yönde kamu yararını daha isabetli biçimde karşılayabilecek sistem ve yöntem tercihi yasa koyucunun takdiri içinde kalmaktadır. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir. Yasama organının sahip olduğu takdir yetkisinin sınırlarını çizebilmek için 68. madde hükmünün Anayasa'nın diğer hükümleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Anayasa'nın 2. maddesine göre Türkiye

Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinin belirgin özelliği yönetimde

keyfiliğe izin vermemesi, yönetimin tüm işlemlerinde hukuka uygun hareket

etmesidir. Keyfi davranmama yükümlülüğü diğer Devlet organları gibi yasama

organı için de bağlayıcıdır. Özellikle haklardan yararlanmayı düzenlerken

yasama organı kişiler arasında keyfi ayrımlarda bulunmamalıdır. Bu aynı zamanda

10. maddede düzenlenen eşitlik ilkesinin de bir gereğidir. Yasama organı

haklardan yararlanma konusunda, kişiler arasında ancak objektif ve makul

nedenlerle ve ölçülü olarak farklılık yaratabilir. Objektif ve makul nedenlere

dayanmayan ya da ölçülü olmayan bir farklılığın Anayasa'ya uygun olduğu

düşünülemez.

İtiraz konusu kurallar Devlet yardımından yararlanma bakımından örgütlenmesini tamamlayarak milletvekili genel seçimine katılan ve geçerli oyların en az %7'sini alan partilerle, bu oranda oy alamayan partiler arasında bir farklılık yaratmakta ve sadece bu koşulları sağlayan partilerin Devlet yardımından yararlanmasına olanak tanımaktadır.

Siyasi partilerin temel amacı seçimlere

katılarak milli iradenin ortaya çıkmasına aracılık etmek ve yeterli seçmen

desteğini elde ederek yönetime katılmaktır. Bu nedenle, seçimlere katılabilme

koşullarını sağlayamayan ve seçimlere katıldığı halde aldığı oyla yeterli

oranda seçmen kitlesinin güvenini kazanamadığı anlaşılan bir siyasi partinin

milli iradenin oluşumuna, daha büyük seçmen kitlesinin güvenini kazanan güçlü

partiler gibi katkıda bulunacağı düşünülemez. Dava konusu düzenlemeyle

partilerin büyüklük ve güçlerine göre demokratik siyasi hayata katkıları ölçüt

olarak dikkate alınmak suretiyle devlet yardımından yararlanmaları

öngörülmüştür. Bu ölçütün objektif ve makul olmadığı söylenemeyeceği gibi

itiraz konusu kurallarda yer alan oranların da ölçüsüz olduğu sonucuna

ulaşılamaz.

Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 2., 5, 10. ve 68. maddelerine aykırı değildir, iptal isteminin reddi gerekir.

Bu sonuca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU ve Zehra Ayla PERKTAŞ katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Ek 1. maddesinin;

1- Birinci fıkrasının "Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2339 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 33 üncü maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere..." bölümünün,

2- Dördüncü fıkrasının "Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır." biçimindeki ilk tümcesinin,

Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 20.11.2008 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit ADALI

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket APALAK

KARŞIOY YAZISI

İptali istenilen 22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler

Kanunu'nun Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Yüksek Seçim

Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2339

sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33. maddesindeki genel barajı aşmış

bulunan siyasi partilere her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılkı genel bütçe

gelirleri" (B) "Cetveli toplamının beşbinde ikisi oranında ödenek

mali yıl için konur"; dördüncü fıkrasının ilk tümcesinde

ise "Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların

%7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır" şeklinde

düzenlemelere yer verilerek siyasi partilere devlet yardımının kapsamı

belirlenmiştir. Böylece, anılan kurallarda belirlenen ölçülere göre, ancak

%10'luk genel barajı aşan veya milletvekili genel seçimlerinde geçerli oyların

%7'sinden fazlasını alan siyasi partilere Devlet yardımı yapılmasına olanak

tanınmış, bu oranların altında oy alan siyasi partilere Devlet yardımı

yapılmasına olanak tanınmamıştır.

Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasında Devletin siyasi partilere, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapacağı ve partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esasların kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Böylece Anayasa, herhangi bir koşul belirtmeksizin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak gördüğü siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça yardım yapılmasını emretmektedir. Buna göre Devlet siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapmakla yükümlüdür.

İptali istenilen Ek 1. maddeye ilişkin yasama tutanaklarında bu hükmün getiriliş amaçları belirtilmiştir. Siyasi partilerin sadece üyelerinin verdiği ödentilerle işlevlerini yerine getiremeyeceği, varlıklarını sürdürmek için bağış toplamanın da, iktidar partilerinin lehine "fırsat eşitsizliği" yaratacağı, düzenleme ile siyasi partilerin yüksek gelir gruplarının baskısından kurtulacağı, ancak yardım yapılırken parti enflasyonuna yol açılmaması için iyi ölçütlerin getirilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır.

Kanunun gerekçesinde de siyasi partilerin işlevlerini sadece üyelik ödentileri ile yerine getiremeyeceği, özel bağış toplama konusunda da iktidar partilerinin diğer partilere göre daha avantajlı durumda bulundukları, bu nedenle partiler arasında fırsat eşitliği sağlamak ve adil rekabet ortamı oluşturabilmek için Devlet yardımına ihtiyaç bulunduğu belirtilmiştir.

2820 sayılı Yasa'nın 3. maddesine göre siyasî partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahallî idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile millî iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır.

Bu tanımdan siyasî partilerin; ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanmaları gereken, bu teşkilat ile millî iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve parti içi çalışmalarını demokrasi esaslarına uygun düzenlemek zorunda bulunan kuruluşlar olduğu anlaşılmaktadır.

Yasama organının siyasi partilerle ilgili olarak yapılacak düzenlemeler konusunda sahip bulunduğu takdir yetkisinin sınırlarını çizebilmek için 68. madde hükmünün Anayasa'nın diğer hükümleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Her ne kadar teorik olarak Devlet siyasi partilere mali yardım yapmak zorunda değil ise de anayasa koyucu iradesini Devlet yardımı yapılmasından yana kullanmış ve 68. maddenin son fıkrası hükmüyle Devlet yardımını düzenlemiştir. Böylece Devlet yardımından yararlanmak siyasi partiler açısından anayasal bir hak haline gelmiştir. Yasa koyucu anayasal hakların kullanımını düzenlerken temel haklar için getirilen güvencelere uygun hareket etmek zorundadır.

Devlet yardımına hak kazanmanın, milletvekili çıkarmak için

gereken Türkiye genelinde belli bir oy yüzdesine ulaşma koşulunda olduğu gibi

belli bir oranda oy almaya bağlanması suretiyle Anayasa'da farklı düzenlenen bu

iki konuda yasalarla benzer esasların kabul edilmesi, Anayasa'nın sözü ve

ruhuyla bağdaşmaz. Anayasa, Meclise milletvekili gönderebilmeyi "temsilde

adalet" ve "yönetimde istikrar" ilkelerine, Devlet yardımı

alabilmeyi ise "yeterli düzey" ve hakça" gibi, tamamen farklı

esaslara bağlamıştır. Diğer bir ifadeyle, milletvekili çıkarabilmek için

gerekli olan barajı aşabilmenin Anayasal dayanağı, mali yardım yönünden geçerli

değildir. Yönetimde istikrar ilkesinin gereği olan, belli oranda oy almak ile

mali yardım arasında Anayasa'da bir ilişki kurulmadığı açıktır.

Öncelikle Anayasa'nın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti bir

hukuk devletidir. Hukuk devletinin belirgin özelliği yönetimde keyfiliğin

ortadan kalkması ve yönetimin tüm işlemlerinde hukuka uygun hareket etmesidir.

Keyfi davranmama yükümlülüğü diğer Devlet organları gibi yasama organı için de

bağlayıcıdır. Özellikle haklardan yararlanmayı düzenlerken yasama organı

(gerçek veya tüzel) kişiler arasında keyfi ayırımlarda bulunamaz. Bu aynı

zamanda 10. maddede düzenlenen eşitlik ilkesinin de bir gereğidir. Eğer yasama

organı haklardan yararlanma konusunda kişiler arasında bir farklılık

yaratmışsa, bu farklılığın objektif ve makul nedenlerinin bulunması gerekir.

Ancak bu objektif ve makul nedenlerle ölçülü olarak yaratılan farklılık meşru

olarak görülebilir. Anayasa'nın 68. maddesindeki "yeterli düzeyde ve

hakça" ölçütlerinin, ancak bu temel ilkelerin çerçevesi içinde ve bütün

olarak anlam ifade edeceği açıktır.

Devlet yardımından yararlanabilmek için gerekli koşullar

belirlenirken hem sınırlama amacı, hem de Devlet yardımının amacı dikkate

alınmalıdır. Yukarıda belirtildiği gibi Devlet yardımının temel amaçlarından

birisi Anayasa'nın öngördüğü çoğulcu demokratik siyasal sistemin

sürdürülebilmesi için her türlü görüşün Anayasa'nın belirlediği sınırlar içinde

özgürce siyasi partiler şeklinde örgütlenebilmesi, adil bir rekabet ortamında

görüşlerini topluma ulaştırabilmesi ve seçimler yoluyla ulusal iradenin

oluşumuna katkıda bulunabilmesi için olanaklar sağlamaktır. Yani büyük partiler

yanında küçük partilerin de siyasal rekabete eşit koşullarda katılmasını

sağlamaktır. O nedenle yasama organı Devlet yardımından hangi koşulları

sağlayan partilerin yararlanabileceğini düzenlerken bu amacı göz ardı edemez.

Devletin siyasi partilere yardım yapmasının amacı, parti tüzel kişiliğinin mal varlığını artırmak değil, vatandaşların partiler aracılığıyla siyasal yaşama daha kolay katılımını sağlamaktır. Anayasa, Devlet yardımı yoluyla siyasal parti faaliyetlerine katılacak vatandaşların, içinde yer aldıkları partinin büyüklüğüne göre farklı ölçülerde değil, partilerine bakılmaksızın, yeterli düzeyde ve hakça desteklenmesini öngörmektedir. "Hakça" sözcüğünün "büyük ve güçlü olana çok, küçük ve güçsüz olana hiç" yardım şeklinde kabulü olanaksızdır.

Yüksek Seçim Kurulunun verilerine göre 21 Ekim 2007 referandumunda

oy kullanma hakkına sahip kayıtlı seçmen sayısı gümrükler dahil 42.690.252'dir.

Tüm seçmenlerin seçime katıldıkları varsayıldığında bir partinin Devlet

yardımından yararlanabilmesi için üç milyonun üzerinde oy alması gerekmektedir.

Bu koşulun gerekli olduğu yani ölçülülük ilkesine uygun olduğu kuşkuludur.

Devlet yardımından yararlanabilmek için gerekli oy oranının % 7 gibi yüksek bir

oranda tutulması ölçülü olmadığı gibi %7'den aşağı doğru kademeli bir yardım

sisteminin oluşturulmaması siyasi partiler arasında fırsat eşitsizliği

yaratmakta, büyük partileri imtiyazlı duruma getirmekte ve küçük partileri daha

zor koşullarda seçim yarışına katılmaya zorlamaktadır ki, bu durum eşitlik ve

hukuk devleti ilkelerine olduğu kadar Anayasa'nın siyasi partilerin demokratik

siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduklarına, Devletin siyasi partilere

yeterli düzeyde ve hakça yardım yapacağına ilişkin ilke ve anlayışına da

aykırılık oluşturmaktadır.

Sonuç olarak maddenin birinci fıkrasındaki "ve 2839 sayılı

Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 33. maddesindeki genel barajı aşmış

bulunan" ibaresinin ve dördüncü fıkrasındaki "Milletvekili genel

seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere

de Devlet yardımı yapılır." cümlesinin Devlet yardımından yararlanma

eşiğini ölçüsüz bir şekilde belirlediğinden Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk

devleti ilkesine, haktan yararlanma ve yaptırımlar bakımından küçük partilerle

büyük partiler arasında eşitsizlik yarattığından Anayasa'nın 10. maddesine, bu

nedenlerle devlet yardımının dağıtımında hakça bir sistem öngörmediğinden

Anayasa'nın 68. maddesine aykırı olduğu düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmadık.

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

KARŞIOY YAZISI

Anayasanın 68. maddesinin son fıkrasında "Siyasi Partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, ... tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir" denilmiştir. Anayasanın bu hükmü açık ve nettir: Devlet, bütün siyasi partilere yardım yapacaktır. Yasa koyucunun bu konudaki takdir hakkı "yeterli düzey" ve "hakça" ölçütleriyle sınırlıdır.

İptali istenen yasa kuralları ise siyasi partilerin ancak 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33. maddesindeki %10'luk genel barajı aşmaları veya milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını almaları halinde Devlet yardımından faydalanmalarını öngörmektedir. Buna göre, %7'ye kadar oy almış olan siyasi partilere Devletçe hiç bir yardım yapılmamaktadırlar.

İtiraz konusu yasa kurallarının Anayasaya aykırılığı konusunda,

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Geçici 16. maddesini yürürlükten

kaldıran 29.4.2005 günlü, 5341 sayılı Kanun'un 1. maddesine ilişkin Anayasaya

Mahkemesinin 26.01.2008 günlü ve 26768 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan

Esas:2007/59, Karar:2007/75 sayılı kararındaki karşıoy gerekçelerimiz,

burada da aynen geçerlidir. Bu nedenle aynı hususların tekrarına gerek duymuyorum.

Ancak, seçimlere katıldığı halde "yeterli oranda seçmen kitlesinin

güvenini kazanamadığı anlaşılan" siyasi partinin, Devlet yardımından

yoksun bırakılmasında Anayasaya aykırılık görülmemesinin gerekçesi olarak

kullanılan "yeterlilik" ölçütünün (ki buna göre 3 milyondan fazla oy

bile yetersiz sayılmaktadır) Anayasanın öngördüğü "yeterli düzey" ile

aynı şey olmadığı göz ardı edilerek, yasa koyucunun koyduğu kuralın aynı

zamanda anayasaya uygunluk ölçütü gibi kullanılması, isabetli olmamıştır. Diğer

bir anlatımla, bir siyasi parti geçerli oyların %7'den fazlasını alamadığı için

bu partinin siyasal sisteme katkı yönünden yetersiz olduğuna hükmedilmekte,

yetersiz sayıldığı için de Devlet yardımından mahrum bırakılması Anayasaya

aykırı görülmemektedir. Halbuki Anayasanın öngördüğü "yeterli"lik,

verilecek yardımın düzeyine ilişkindir; partinin yeterliliğine veya aldığı

%7'lik oyun yasa koyucu tarafından yeterli görülüp görülmemesine ilişkin

değildir.

Şu hususları da belirtmekte fayda vardır ki; Devlet yardımının, çağdaş Batı demokrasilerinin hiçbirinde görülmeyen bu derece yüksek bir oranla sınırlandırılması, bunun için hangi partinin demokratik siyasal hayata daha yararlı olduğu, hangi partilerin milli iradenin oluşumuna katkıda bulunduğu gibi nesnellikten uzak, kişilerin siyasal görüşlerine göre değişkenlik gösteren ölçütlere başvurulması veya daha küçük partilere de yardım yapılmasının "parti enflasyonuna" yol açacağı yolunda peşin hükümlere dayanılması, herkesin kendi görüş açısından eleştirdiği, ancak elbirliği ile ortak paydalarda bir türlü buluşamadığı "demokratikleşme" sorunlarının da halline yardımcı olmamaktadır.

Bu nedenle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Başkanvekili

Haşim

KILIÇ

Üye

Sacit

ADALI

KARŞIOY

GEREKÇESİ

22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Ek 1.

maddesinin birinci fıkrasında, "Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili

genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2339 sayılı Milletvekili Seçimi

Kanununun 33. maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere her yıl

Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri"(B) Cetveli"

toplamının beşbinde ikisi oranında ödenek mali yıl için konur" dördüncü

fıkrasının ilk tümcesinde de "Milletvekili genel seçimlerinde toplam

geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı

yapılır" denilerek söz konusu iki fıkrada belirtilen %10 ve %7'lik

oranların altında oy alan siyasi partilere Devlet yardımı yapılmasına olanak

tanınmamıştır.

Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasına göre, Siyasi Partilere,

Devlet yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak

yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tâbi olduğu esaslar kanunla

düzenlenir. Siyasi partiler için devlet yardımı öngörülmesi, kuşkusuz

Anayasa'nın demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak

nitelendirdiği siyasi partilere verdiği büyük önemin temel göstergelerinden

biridir. 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 3. maddesinde de belirtildiği

gibi siyasi partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve

mahalli idareler seçimleri yoluyla tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri

doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile millî iradenin oluşmasını

sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş

medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek

üzere teşkilâtlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır. Ulusal iradenin yanısıra

siyasal iradenin oluşumuna hizmet ederek demokratik siyasi yaşamda belirleyici

ve yönlendirici işlev üstlenen siyasi partilerin bu işlevlerini kamu yararına

uygun olarak gereği gibi yerine getirebilmeleri, üretecekleri projeleri topluma

aktarabilmeleri, siyasi etkinliklerini düzenli olarak yürütülebilmeleri için

mali kaynağa gereksinimleri olduğu bir gerçektir. Farklı fikirlerin temsiline

de olanak sağlayarak daha güçlü bir demokrasinin gerçekleştirilebilmesi

bağlamında, özellikle küçük partilerin temsil ettikleri görüşleri propaganda

yoluyla yaymaları ve taraftarlarını artırabilmelerinin onlara mali destek

verilmeksizin sağlanabilmesinin güçlüğü gözardı edilemez. Yüksek oy

potansiyeline sahip siyasi partilerin devlet yardımı yanında taraftarlarından

da yasal sınırlar içinde mali destek görecekleri kuşkusuzdur. Bu nedenle sadece

%7 ve %10 gibi yüksek oranda oy alabilen siyasi partilere devlet yardımı

yapılması, örneğin seçimlere girme hakkını elde ederek önemli ölçüde oy almış

ancak, Yasa'da belirtilen sınırlara ulaşamamış ya da teşkilâtlanmak ve

seçimlere katılabilmek için gerekli mali desteği sağlayamamış siyasi

partilerden bu yardımın esirgenmesi, Anayasa'nın, siyasi partileri demokratik

siyasi yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak değerlendiren kuralı ile

bağdaşmadığı gibi, siyasi partilere yapılacak devlet yardımının yeterli düzeyde

ve hakça olması gereğine işaret eden kuralıyla da uyum sağlamamaktadır.

Siyasi partilere yardım konusunda Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasıyla yasa koyucuya tanınan takdir yetkisi bu fıkradaki "yeterli düzeyde ve hakça" ölçütleriyle sınırlandırılmıştır. Devlet yardımından sadece belli oranın üstünde oy almış siyasi partilerin yararlandırılması, partiler arasındaki fırsat eşitliğini bozarak kimilerini imtiyazlı duruma getirir. Bu durumun sadece Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrası buyruğuna değil hukuk devleti ilkesine de aykırılığı açıktır.

Belirtilen nedenlerle 2820 sayılı Yasa'nın Ek 1. maddesinin itiraz konusu kurallarının Anayasa'nın 2 ve 68. maddelerine aykırı olduğu düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye Zehra Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2008/42, K. 2008/167, 20 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I- Olay
  6. Iıı- Yasa Metinleri
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. A. Necmi ÖZLER
  10. Karşıoy Yazısı
  11. Karşıoy Yazısı
  12. Kılıç
  13. Adalı
  14. Karşıoy
  15. Gerekçesi
  16. Kantarcıoğlu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2008/42
Karar No
2008/167
Tarih
20 Kasım 2008

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2005/2 K.2008/181
  • AYM Norm Denetimi E.2006/140 K.2008/185
  • AYM Norm Denetimi E.2005/33 K.2008/182
  • AYM Norm Denetimi E.2005/81 K.2008/184
  • AYM Norm Denetimi E.2008/71 K.2008/183
  • AYM Norm Denetimi E.2004/87 K.2009/5

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.