İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2011/125 K.2012/46

Mahkemesi

Esas2011/125Karar2012/46Tarih22 Mart 2012Okuma11 dk · 2.242 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
22 Mart 2012
Esas Sayısı
2011/125
Karar Sayısı
2012/46
Karar Günü
22.3.2012
R.G. Tarih-Sayı
13.02.2013-28558
İtiraz yoluna başvuran
Bakırköy 13. İş
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.242 kelime·11 dk okuma·17 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

12.1.2011 günlü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317. maddesinin 'Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.' biçimindeki (3) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Kıdem tazminatı, fazla mesai, genel tatil, hafta tatili ve yıllık ücretli izin alacağının tahsili talebine ilişkin olarak açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

12.1.2011 günlü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun itiraz konusu kuralı da içeren 317. maddesi şöyledir:

'Dilekçelerin Verilmesi

MADDE 317- (1) Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur.

(2) Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.

(3) Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.

(4) Dava ve cevap dilekçeleri yönetmelikte belirlenecek formun doldurulması suretiyle de verilebilir.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımıyla 30.11.2011 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Şebnem NEBİOĞLU ÖNER tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, itiraz konusu kural gereğince basit yargılama

usulüne tabi davanın taraflarına cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi sunma

imkânı verilmeyerek, bireylerin haklarını mahkeme önünde savunma imkanından

yoksun bırakıldıkları, basit yargılama usulünde davalı tarafa cevap

dilekçesinde davacının iddialarına karşı beyanda bulunma imkânı tanınmaktayken,

davacıya davalının iddialarına cevap verme imkânı tanınmadığı, ayrıca yazılı

yargılama usulüne tabi davalarda tarafların ikişer dilekçe sunma imkânları

bulunmaktayken basit yargılama usulünde ikinci dilekçelere yer verilmediği,

böylece yazılı yargılama usulüne tabi davalar ile basit yargılama usulüne tabi

davaların tarafları arasında ve benzer şekilde basit yargılama usulüne tabi

davaların tarafları arasında eşitsizlik yaratıldığı, bu durumun doğru ve adil

yargılanmayı da etkilediği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10. ve 36.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu kuralda, basit yargılama usulüne tabi olan dava ve işler açısından, tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verme imkânının bulunmadığı belirtilmiştir. Bu düzenlemenin gerekçesinde ise yazılı yargılama usulüne göre, basit yargılama usulüne tabi davaların daha kısa sürede sonuçlanmasını sağlamak amacıyla, dilekçelerin verilmesi aşamalarının kısaltıldığı, tarafların yalnızca dava ve cevap dilekçeleri verebilecekleri, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini veremeyeceklerinin açıkça düzenlendiği ifade edilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk politikasının belirlenmesinde kanun koyucunun takdir

yetkisinin bulunduğu açıktır. Anayasa'nın 142. maddesinde mahkemelerin

kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla

düzenleneceği belirtilmiş olup, itiraz konusu kural yargılama usulleri

kapsamında ele alınacak bir düzenlemedir. Bu nedenle kanun koyucu anayasal

sınırlar içinde kalmak koşuluyla yargılama usullerine ilişkin hususlarda takdir

yetkisi kapsamında birtakım düzenlemeler yapabilecektir. Ancak, kanunların kamu

yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar

içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir.

Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan bu takdir

yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı

ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.

İtiraz konusu düzenleme ile kanun koyucunun, nitelikleri veya acil

hukuki korunma sağlanması ihtiyacı nedeniyle bazı dava ve işleri tabi tuttuğu

basit yargılama usulünde, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerine yer

verilmeyerek, bu tip uyuşmazlıklar açısından yargılama faaliyetinin

hızlandırılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Özellikle mahkemelerin iş yükü,

hukuki uyuşmazlıkların karara bağlanmasında geçen uzun sürelerin başka hak

ihlallerine neden olması ve bu sorunun yalnızca ülkemiz açısından geçerli

olmayıp, birçok hukuk sistemi tarafından ortak bir sorun olarak paylaşılması ve

bu noktada yargılamayı hızlandıran usul hükümlerinin gerekliliği

gözetildiğinde, basit yargılama usulüne tabi dava ve işler bakımından,

yargılamayı basitleştirmek ve hızlandırmak düşüncesiyle cevaba cevap ve ikinci

cevap dilekçelerinin verilemeyeceğine ilişkin düzenleme kanun koyucunun takdir

yetkisi içinde kalmaktadır.

Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen 'kanun önünde eşitlik'

ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli

değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda

bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,

ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda

bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında

eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden

aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,

kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları

gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı

kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

İtiraz konusu kurala bakıldığında, basit yargılama usulüne tabi

dava ve işlere ait yargılama faaliyetinin bir an önce tamamlanması amacıyla

yazılı yargılama usulünde dilekçeler safhasının bir bölümü olan cevaba cevap ve

ikinci cevap dilekçelerinin basit yargılama usulüne tabi tüm davalar bakımından

verilmeyeceğinin hüküm altına alındığı görülmektedir. Kural uyarınca basit

yargılama usulüne tabi davalarda davacıya da davalıya da birer dilekçe ile

iddia, savunma ve delillerini belirtme imkânı verilmiştir. Bunun yanı sıra,

cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerine yer verilen yazılı yargılama usulü

ile basit yargılama usulü farklı nitelikleri gereği eşitlik karşılaştırmasına

elverişli değildir.

Anayasa'nın 'hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde, herkesin gerekli araç ve yollardan yararlanarak yargı organları önünde davacı ya da davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Buna göre, hak arama özgürlüğünün en önemli iki öğesini oluşturan iddia ve savunma haklarının kısıtlanması, bu hakların noksansız kullanımının ve âdil yargılanmanın engellenmesi Anayasa'nın 36. maddesine aykırılık oluşturur.

Adil yargılanma hakkının ulusal üstü düzeyde genel kabul görmüş ölçütleri arasında önemli bir yer tutan 'silahların eşitliği' ilkesi, davanın taraflarının yargılama sırasında usul hükümleri yönünden eşit konumda bulunmasını, taraflardan birine dezavantaj diğerine avantaj sağlayacak kurallara yer vermeme esasını öngörmekte, diğer bir deyişle davanın tarafları arasında hakkaniyete uygun bir dengenin varlığını gerekli kılmaktadır.

Bu kapsamda, hak sahibinin öğrendiği isnat ve iddialara karşı yazılı veya sözlü şekilde açıklama yapabilmesi, karşı isnat ve beyanlarda bulunabilmesi gerekmektedir. Ancak bu hak, davanın taraflarına her konuda sınırsız konuşabilme veya açıklama yapabilme hakkının tanındığı anlamına gelmemelidir. Zira hak arama hürriyetinin mutlak ve sınırsız bir biçimde uygulanması mümkün değildir.

Anayasa'nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup, aralarında

bir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada bunlardan birine öncelik

tanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman zorunlu olarak birlikte

uygulanan iki Anayasa kuralından biri, diğerinin sınırını oluşturabilmektedir.

Hak arama hürriyeti Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede

bunun için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de mahkemelerin

kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla

düzenleneceğini öngören Anayasa'nın 142. ve davaların mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasını ifade eden Anayasa'nın 141. maddelerinin, hak arama

hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır.

İtiraz konusu kural ile basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde, davacı ve davalıya birer dilekçe ile iddia, savunma ve delillerini belirtme imkânı verilmiş olup, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi sunma imkanı tanınmamış olmakla, basit yargılama usulüne tabi davaların basit ve hızlı bir şekilde sonuçlanmasını sağlayarak adil yargılanma hakkına ve bireyin menfaatine hizmet ettiği açıkça anlaşılan bu sınırlandırmanın hakkın özüne dokunduğu ve hakkı anlamsız kılacak dereceye vardığı söylenemez.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

12.1.2011 günlü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317. maddesinin 'Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.' biçimindeki (3) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,22.3.2012 gününde karar verildi.

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

MUHALEFET ŞERHİ

İtiraz

konusu kural basit yargılama usulüne ilişkindir. HMK'nın altıncı kısmı

(m.316-322), basit yargılama usulünü düzenlemektedir. Hangi dava ve işlerde

basit yargılama usulünün uygulanacağı, HMK'nın 316. maddesinde sayılmıştır.

Basit yargılama usulünde dava, dava dilekçesiyle açılır ve davalı da iki hafta

içinde dilekçeyle cevap verir. Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi

veremezler (HMK.m.317, 1-3). Taraflar dilekçelerinde delillerini de göstermek

zorundadırlar (HMK.m.318). Dava değiştirme yasağı davanın açılmasıyla;

savunmayı değiştirme yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar

(HMK.m.319). Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri

inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama

yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki

açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse,

tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder (HMK. m.184).

Basit yargılama usulünün amacı bazı çeşit davaların daha kısa, basit ve çabuk sonuçlanmasıdır.

İtiraz

konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası ile iptali için başvuran

mahkeme, İş Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü ihtilafı halletmek ile görevli

bir ihtisas mahkemesi olan iş mahkemesidir. Diğer iş davalarına göre özellik

arz eden hizmet akdinden kaynaklanan davalar da dahil olmak üzere haftada üç

gün ortalama 40'ar dava dosyası ile duruşma yapan hâkimin, yazılı yargılama

usulüne nazaran henüz tahkikat safahatı tamamlanmamış bir dava dosyasında

tarafların yazılı replik ve düplik hakkını sözlü olarak tamamlatmak durumunda

olması, kanun koyucunun taraflara yazılı olarak cevaba cevap ve karşı cevap

hakkı vermemiş olması adil yargılama hakkını kısıtlar niteliktedir. Diğer

yandan adilane bir sonuca varabilmek tahkikatın iyi bir şekilde yapılmasına

bağlıdır. İtiraz konusu kural ile getirilen yasak, tahkikatın daha iyi

yapılmasına engel olduğundan daha adil bir sonucun da elde edilmesine engeldir.

Kaldı ki replik ve düplik safahatının ne kadar süre içerisinde

yapılabileceğini, basit yargılama usulünün genel mantığına uygun olarak

düzenlemek mümkündür. Diğer yandan sözlü olarak yapılan bir savunma veya

iddianın duruşma zaptına aynı ile geçirilemediği, hâkimin iddia ve savunmayı

kendi ifade ve anlayışına göre zapta derç ettirdiği de bir gerçektir. Sözlü

beyanın aynı ile dosya arasına alınmadığı, alınamamasının bir gerçeklik olduğu

yahut alınamamasının her zaman ihtimal dahilinde olduğu bir zeminde yazılı

olarak replik ve düplik hakkı verilmemesi hak arama hürriyetini tahdittir.

Çabuk yargılama yapma bahasına hak arama hürriyetinin etkinliği ortadan kaldırılamaz. Çabukluk ihtiyacı, etkin hak arama özgürlüğünü takviye etmek için ortaya çıkmıştır. Hakkını etkin olarak arayamayabileceğinden endişe eden şahsa, uyuşmazlıkların hızla çözüme bağlanmasının sağlayabileceği bir yarar yoktur. Asıl olan hak arama hürriyetidir. Basit yargılama usulü hak arama hürriyetini etkin bir şekilde temine elverişli bir vasıta olmalıdır. Yargılama hukukunun şekli gerçeği aramasına tutunarak, adaleti, asıl olanı, usule ve şekle feda etmek doğru olamaz. Replik ve düplik safahatının yazılı olarak da kullanılabilmesi basit yargılama usulünde dahi neticeye müessir olacaktır.

Yasakçı bir anlayışla adalete erişmek mümkün değildir. Hukuk Devleti, adalete ulaşmayı zorlaştırmayan, kolaylaştıran devlettir.

Nitekim, Anayasanın 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir." hükmü, 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz" hükmü yer almaktadır.

Hukukunun

amacı, toplumsal ilişkileri yaşanabilir kılıp ilerleme yolunu açık tutmak sureti

ile toplumun medeniyete erişmesini sağlamaktır. Hukukun amacının

gerçekleşebilmesinin esaslı umdelerden biri olan hak arama hürriyeti, bireyin

hakkı olanı elde etme ve haksızlığa karşı mücadele etme gayretinin en medeni

usulüdür. İnsan varlığını soyut ve somut değerleriyle koruyup geliştirmek

amacıyla hukuki bütün imkânlardan faydalanma hakkını havi hak arama hürriyeti,

hem hukuk devleti olma idesinin başlıca ölçüsü, hem de çağdaş demokrasinin

gereklerinden ve vazgeçilmez şartlarındandır. Kanun koyucuya düşen görev,

hukuki himaye kapsamında hak arama hürriyetini etkin olarak kullanmayı

sağlayacak tüm imkânları temin etmektir.

Hak arama özgürlüğü ilkesine göre kişilerin yargı mercileri önünde iddia, savunma, adil yargılanma hakkına sahip olduğu güvence altına alınmış ve bu hürriyete mahsus özel sınırlama nedeni öngörülmemiştir. İtiraz konusu kural, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verme hakkını yasaklayarak hak arama hürriyetine sınırlama getirmektedir. Kişinin karşılaştığı bir suçlamaya karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir eylem veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin en etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmek ve bu davada haklılığını ortaya koyabilme imkânına sahip olabilmekle mümkündür.

Hak arama özgürlüğü, yalnız toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri değil, aynı zamanda bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Bu hakkın kullanılması, yerine getirilmesi olabildiğince kolaylaştırılmalı, olumlu ya da olumsuz sonuç almayı geciktiren, güçleştiren engeller kaldırılmalıdır. Adalete ulaşma hakkı, hak arama hürriyeti ilkesi temelinde, bireylerin kendilerini yargı organları önünde tam olarak ifade edebilme ve savunabilmesini gerektirir.

İtiraz konusu HMK'nın 317. maddesinin, 'Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.' şeklindeki (3) numaralı fıkrası ile öngörülen amaç davaların daha kısa sürede sonuçlanmasını sağlamaktır. Bir kez daha vurgulamak gerekir ise, yargılamanın amacı adil bir yargılama sonucunda adaletli karar vermektir. Bazen sade, kısa usul yargılaması ile de adil bir sonuca ulaşmak mümkün ise de, itiraz konusu yasaklayıcı kuralın doğurduğu sakıncalar, davaların sadece çabuk bitmesi neticesini verebilmek faydasından daha fazladır.

Basit yargılama usulünde de hak arama hürriyetinin gereği olarak cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri safahatının olması mümkündür. İtiraz konusu kural ile yasaklanan söz konusu hakkın, ne şekilde hangi süreler içerisinde kullanılabileceğine ilişkin olarak kanun koyucu tarafından yasal düzenlemeler yapılabilir.

Sonuç olarak, yukarıda açıkladığım gerekçelerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye Celal · Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi, E. 2011/125, K. 2012/46, 22 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Kaleli
  9. Altan
  10. Kantarcıoğlu
  11. Erten
  12. Özgüldür
  13. Kömürcü
  14. Üstün
  15. Yıldırım
  16. Necipoğlu
  17. Dursun
  18. Muhalefet Şerhi
  19. Tercan
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2011/125
Karar No
2012/46
Tarih
22 Mart 2012

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2011/29 K.2012/49
  • AYM Norm Denetimi E.2011/128 K.2012/40
  • AYM Norm Denetimi E.2012/17 K.2012/35
  • AYM Norm Denetimi E.2011/116 K.2012/39
  • AYM Norm Denetimi E.2011/30 K.2012/36
  • AYM Norm Denetimi E.2011/34 K.2012/48

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.