KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2013
- Esas Sayısı
- 2013/120
- Karar Sayısı
- 2013/120
- Karar Günü
- 31.10.2013
- R.G. Tarih-Sayı
- Tebliğ
Karar Metni
1.541 kelime·8 dk okuma·10 bölüm
edildi
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
4.11.1983 günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun, 24.5.2013 günlü, 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 21. maddesiyle değiştirilen geçici 6. maddesinin;
A-Onuncu fıkrasının'Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmiş tüm davalara uygulanır.'biçimindeki dördüncü cümlesinin,
B-Onikinci fıkrasının,
Anayasa'nın 2., 10., 35., 36. ve 90. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlülüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun uyarınca yapılan arsa ve parselasyon düzenlemesi kapsamında davacılar murisinin paydaşı bulunduğu taşınmazdan kesinti yapılması nedeniyle idare tarafından takdir edilen bedelin düşük olduğu belirtilerek açılan bedel artırımı davasında, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALLARI
2942 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralları da içeren geçici 6. maddesi şöyledir:
'Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti
GEÇİCİ MADDE 6-Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.
İdarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine, fiilen el konulan
taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının idarenin daveti veya
malikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesinin
ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle,
taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 inci
ve 12 nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir. Tespitten
sonra, bu Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşma
komisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç
altı ay içinde 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile,
tahmini değer bildirilmeksizin, talep sahibi uzlaşma görüşmelerine davet
edilir.
Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması suretiyle veya bunların mümkün olmaması hâlinde nakdi bedel üzerinden yapılabilir.
Uzlaşma görüşmeleri, hukuki veya fiili engel bulunmadığı takdirde
davete icabet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır ve
uzlaşmaya varılıp varılmadığı, malik veya temsilcisi ile komisyon üyeleri
tarafından imzalanan bir tutanağa bağlanır. Bu tutanak ile uzlaşma
görüşmelerine ilişkin bilgi ve belgeler, açılacak davalarda taraflar aleyhine
delil teşkil etmez. Uzlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde uzlaşılan hakkın
türünü, tanınma şart ve usullerini, nakdi ödemede bulunulacak ise miktarını ve
ödeme şartları ile taşınmazların tesciline veya terkinine dair muvafakati de
ihtiva eden bir sözleşme akdedilerek bu sözleşme çerçevesinde işlem yapılır ve
uzlaşma konusu taşınmazlar resen tapuya tescil veya terkin edilir.
Uzlaşılan bedel, bütçe imkanları dâhilinde sonraki yıllara sâri olacak şekilde taksitli olarak da ödenebilir. Taksitli ödeme süresince, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.
İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde,
uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik
veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması hâlinde,
fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava
tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre
mahkemece bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmak
suretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine
hükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddenin sekizinci fıkrasına göre idarece
ödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen
bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.
Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.
Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca
ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine
dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen
ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet
alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve
il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri
toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının
en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen
alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,
ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle
gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları
dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni
faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine,
üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu
maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
Bu maddenin bedele ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarı
ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıkları
tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş
olanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıkları davalar sonunda tazminat
almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden dolayı davaları reddedilmiş
olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve
gerekse milletlerarası hukuka göre evvelce açtıkları davalar sonunda hak
kazanmış oldukları tazminat henüz ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi
ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir
ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
Vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan
kamulaştırmasız el koymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce
tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna
gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç
ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler.
Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava
bekletilir; uzlaşılamaması hâlinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye
sunulmasından sonra davaya devam edilir. Uygulama imar planlarında umumi
hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların
uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve
3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan
sonra idari yargıda dava açılabilir.Bu madde hükümleri karara bağlanmamış
veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.Kararı kesinleşen davalara
ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.
Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.
24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dâhil olmak üzere her türlü alacak ve bedeller, borçlu idarelerce, ipotek veya uygulama tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunda belirtilen kanuni faiz oranı uygulanmak suretiyle güncellenerek ilgililerine ödenir. Bu hüküm devam eden davalarda da uygulanır. Bu fıkra uyarınca yapılacak ödemeler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.
4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar
kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış
olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca
tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından
kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine
hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleri
de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak
paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bu
alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan
taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri
uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında
açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.'
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu yasa kuralları ve dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un'Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi'başlıklı 40. maddesinde, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem kural altına alınmıştır.
Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda, bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiş; anılan fıkranın (b) bendinde Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında,'Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği'de sayılmıştır.
Anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının, Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Başvuru kararına ekli belgeler incelendiğinde,Anayasa Mahkemesine başvurulması kararını içeren tutanağın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6216 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine aykırı olduğu anlaşılan itiraz başvurusunun, 6216 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2013/120, K. 2013/120, 31 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası