İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2014/142 K.2014/182

1. Asliye Ceza Mahkemesi

Esas2014/142Karar2014/182Tarih4 Aralık 2014Okuma10 dk · 2.073 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
4 Aralık 2014
Esas Sayısı
2014/142
Karar Sayısı
2014/182
Karar Günü
4.12.2014
R.G. Tarih-Sayı
13.3.2015-29294
İtiraz yoluna başvuran
Çankırı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.073 kelime·10 dk okuma·16 bölüm

1. Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun;

1- 271. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan " Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir;." ibaresinin,

2- 309. maddesinin (5) numaralı fıkrasının,

Anayasa'nın 2., 10., 11., 13., 36. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Kesinleşen iddianamenin iadesi kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesince bu karar bozulmuştur. İtiraza bakan Ağır Ceza Mahkemesi, bozma kararını gözeterek, Cumhuriyet savcılığınca yapılan itirazın kabulüne ve iddianamenin iadesine ilişkin kararın kaldırılmasına karar vermiştir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme de itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak, iptalleri için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

Kanun'un itiraz konusu fıkra ve ibarelerin de yer aldığı 271. ve 309. maddeleri şöyledir:

"Karar

Madde 271- (1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir.

Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.

(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.

(3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.

(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Kanun yararına bozma

Madde 309- (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.

(4) Bozma nedenleri:

a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.

b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.

d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.

(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10., 11., 13., 36. ve 138. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 25.9.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür

Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, mahkeme, bakmakta

olduğu davada uygulayacağı kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını

Anayasa'ya aykırı görür veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık

iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, o hükmün iptali için Anayasa

Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin

Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin

görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada

uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak kanun kuralları, davanın değişik

evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada

olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

Kanun'un 309. maddesinde kanun yararına bozma kanun yolu

düzenlenmiş olup (5) numaralı fıkrasında, "Bu madde uyarınca

verilen bozma kararına karşı direnilemez." denilmiştir. İtiraz

yoluna başvuran Mahkemedeki bakılmakta olan davada, iddianamenin iadesine

ilişkin itiraz yoluna başvuran Mahkemenin kararına karşı Cumhuriyet

savcılığınca Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz edilmiş ve bu itiraz

reddedilmiştir. İtirazın reddine ilişkin olarak Ağır Ceza Mahkemesince verilen

bu karara karşı Cumhuriyet savcılığı tarafından Kanun'un 309. maddesi uyarınca

kanun yararına bozma kanun yoluna gidilmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi

tarafından Ağır Ceza Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Kanun'un 309. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca kanun yararına

bozma kararlarına karşı direnilemeyeceğinden dolayı Ağır Ceza Mahkemesi

bozma kararına uyarak bu karar doğrultusunda Cumhuriyet savcılığının itirazının

kabulü ile itiraz yoluna başvuran Mahkemenin iddianamenin iadesine ilişkin

kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Dolayısıyla, kanun yararına bozmaya

konu edilen karar, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin iddianamenin iadesine

ilişkin kararı değil, bu karara karşı Cumhuriyet savcılığınca yapılan itiraz

üzerine Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddine ilişkin verdiği karardır. Buna

göre, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin verdiği karar, kanun yararına bozmaya

konu edilmemiş olduğundan Kanun'un 309. maddenin (5) numaralı fıkrasının itiraz

yoluna başvuran bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı

bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun;

A- 309. maddesinin (5) numaralı fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B- 271. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir;." ibaresinin ESASININ İNCELENMESİNE,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, merci tarafından verilen karara karşı, kararı denetlenen mahkemeye söz hakkı tanınmamasının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, mercii tarafından ilk kez verilen tutuklama kararına karşı itiraz hakkı tanınırken, diğer özgürlüğü kısıtlayıcı kararlara karşı bu hakkın tanınmamasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gibi yapılan bu sınırlamanın hakkın özüne dokunduğu ve adil yargılanma ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10., 11., 13., 36. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kanun'un 271. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (4) numaralı fıkrasında, merciin, itiraz üzerine verdiği kararların kesin olduğu; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği öngörülmüştür. Buna göre, itiraz konusu kural uyarınca, merci tarafından itiraz başvurusu üzerine verilen kararlar kesin olduğundan, artık mahkemece yeni bir değerlendirme yapılmadan aynı kararın verilmesi söz konusu olamayacaktır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlara kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, kanun yoluna başvurma hakkı da, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamındadır.

Kanun yolu, bir yargı yeri tarafından verilen ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir kararın, kural olarak başka bir yargı yeri tarafından incelenmesini sağlayan hukuki yoldur. Kanun yolunun amacı, yargı yerleri tarafından verilen kararların, kural olarak başka bir yargı yeri tarafından denetlenmesine imkân tanınmak suretiyle daha güvenceli bir yargı hizmeti sunmaktır. Bunun nasıl yapılacağı ise usul hükümleri ile gösterilir.

Anayasa'nın 142. maddesinde, "yargılama

usullerinin" kanunla düzenleneceği öngörülmüştür. Kanun yolu

usulü de yargılama usulü kapsamındadır. Buna göre, kanun yolu usulünün ve

merciinin belirlenmesi hususu kanun koyucunun takdirine bırakılmıştır. Ancak,

kanun koyucu bu takdir yetkisini kullanırken hukukun genel ilkelerine ve

Anayasa'daki kurallara, özellikle de hukuk devleti ilkesine ve adil yargılanma

hakkına uygun hareket etmelidir. Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında korunan

kanun yoluna başvurma hakkının etkili bir şekilde sağlanabilmesi için kanun

yolu merciinin, incelenen kararı gerektiğinde değiştirme yetkisine de sahip

olması gerekir. Kanun yoluna başvurma hakkının birden fazla tanınmasına ilişkin

Anayasa'da bir hüküm bulunmamaktadır. Yargı denetiminde sonsuzluk söz konusu

olamayacağından, bunun bir yerde kesilmesi gerekir. Bu nedenle kanun koyucu

kanun yollarını davaların özelliklerine göre düzenlemekte ve kimi kararların

kesin olduğunu belirtmektedir.

İtiraz konusu kuralda itiraz incelemesi sonucu verilen kararların kesin olduğu hüküm altına alınarak kanun yoluna başvurma hakkı, iki derece ile sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla kuralla getirilen itiraz konusu düzenleme, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup hukuk devleti ilkesi ve adil yargılanma hakkını zedelememektedir.

Diğer taraftan, Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen "kanun

önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz

konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik

ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme

bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını

önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı

kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun

önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına

gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik

kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı

hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik

ilkesi zedelenmez.

İtiraz konusu kural uyarınca merciin itiraz üzerine verdiği

kararlar kesin olmakla birlikte, Kanun'un 271. maddesinin itiraz konusu kuralın

da yer aldığı (4) numaralı fıkrasında buna bir istisna getirilmiş ve mercii

tarafından ilk defa verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna

gidilebileceği hususu düzenlenmiştir. Başvuru gerekçesinde, mercii tarafından

ilk kez verilen tutuklama kararına karşı itiraz hakkı tanınırken, diğer

özgürlüğü kısıtlayıcı kararlara karşı bu hakkın tanınmamasının Anayasa'nın 10.

maddesine aykırılık teşkil ettiği iddia edilmiş ise de, merciin ilk kez verdiği

tutuklama kararı ile özgürlüğü kısıtlanan sanığa bu kararı bir başka yargı

organı önüne taşıma olanağı tanıyan kural ile merci tarafından itiraz başvurusu

üzerine verilen kararların kesin olduğunu düzenleyen itiraz konusu kuralda

farklı hukuksal durumlar düzenlenmekte olup bu iki kuralın Anayasa'nın eşitlik

ilkesi yönünden karşılaştırılması mümkün değildir. Bu nedenlerle, itiraz konusu

kuralın eşitlik ilkesiyle çelişen bir yönü bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

Kuralın Anayasa'nın 11., 13. ve 138. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir;." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 4.12.2014 gününde karar verildi.

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Muammer

TOPAL

KARŞIOY GEREKÇESİ

İtirazda bulunan Mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "Merciin, itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir" ibaresinin Anayasa'nın 2., 10., 11., 13., 36. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptalini istemiştir.

Mahkemenin başvuru gerekçesinde, kuralın bütününde her ne kadar ilk defa verilen tutuklama kararlarına karşı itirazı mümkün kılan bir düzenleme bulunmakta ise de kişi hakkındaki iddianamenin kabulü ile kişinin sanık yapılmasına veya tutukluluk dışındaki tedbirlere ilişkin merci kararlarının kesin olmasının, kişi hak ve özgürlükleri ve adil yargılanma hakkı noktasından ağır sonuçlar doğurduğuna işaret edilmiştir. Bu nedenle ibarenin adil yargılanma hakkı yönünden incelenmesi gerekmektedir.

Kuralda Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı yolundaki çoğunluk görüşünde, itirazın bir kanun yolu olduğuna, kanun yollarına ilişkin usul kurallarının yasa koyucunun takdir yetkisi dahilinde bulunduğuna, bir kanun yolu olan itirazın iki derece ile sınırlandırılmasının adil yargılanma hakkına aykırılık içermediğine değinilmiştir.

Hukuk devletinin kişilere sağladığı temel güvencelerin biri de "masumiyet

karinesi" dir. Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan bu ilkeye göre

suçluluğu hükmen sabit olmadıkça kimse suçlu sayılamaz. İnsan onurunu haksız ve

mücerret suçlamalara karşı korumayı da içeren bu ilkenin aynı zamanda, yeterli

delil bulunmadıkça kişinin sanık konumuna getirilmemesini ve kovuşturma

başladıktan sonra da gereksiz tedbirlere konu yapılmamasını da içerdiği

kuşkusuzdur. Masumiyet karinesini sadece kesin hüküm olmadan infaza

başlanmaması veya suçun karşılığı olan cezanın sanık üzerindeki hukuki

sonuçlarının veya toplumsal etkilerinin, hükmün kesinleşmesine kadar ötelenmesi

biçiminde, dar bir şekilde yorumlamak günümüz insan hakları anlayışıyla

bağdaşmaz. Nitekim kişi hakkında sadece dava açılmış olmasının, kişinin çalışma

hayatını, aile ve özel hayatını son derece olumsuz etkileyebildiği, gerçek

hayattaki pek çok örnekleriyle görülebilmektedir. Bu nedenle, kişi

hakkında yeterli neden olmadan dava açılmasına veya koruma tedbirlerine karar

verilmesine karşı yeterli güvencelerin, bu bağlamda itiraz olanaklarının usul

kanunlarında azami düzeyde sağlanması gerekir. İtiraz yoluyla iptali istenen

kural, bu temel ilkeyle uyumlu değildir.

Masumiyet karinesine anlam kazandıran, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkıdır. Adil yargılanma, yargılanan lehine azami usul güvencelerinin uygulanmasını gerektirir. Tutuklama kadar ağır olmasa bile belli ölçülerde özgürlük kısıtlaması getiren hakim veya mahkeme kararlarına karşı itiraz imkanının sınırlı tutulması, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğuna dair Anayasa'nın 2. maddesi ile adil yargılanma hakkına ilişkin 36. maddesine aykırıdır.

Yukarıdaki nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Üye M. · Emin KUZ Üye Hasan · Tahsin GÖKCAN Üye Osman · Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi, E. 2014/142, K. 2014/182, 4 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Kaleli
  9. Altan
  10. Özgüldür
  11. Kömürcü
  12. Üstün
  13. Yıldırım
  14. Necipoğlu
  15. Dursun
  16. Tercan
  17. Topal
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2014/142
Karar No
2014/182
Tarih
4 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2014/185 K.2014/187
  • AYM Norm Denetimi E.2014/186 K.2014/188
  • AYM Norm Denetimi E.2014/114 K.2015/9
  • AYM Norm Denetimi E.2014/108 K.2015/8
  • AYM Norm Denetimi E.2014/138 K.2015/7
  • AYM Norm Denetimi E.2014/164 K.2015/12

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.