İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2014/74 K.2014/201

Dairesi

Esas2014/74Karar2014/201Tarih25 Aralık 2014Okuma15 dk · 3.073 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
25 Aralık 2014
Esas Sayısı
2014/74
Karar Sayısı
2014/201
R.G. Tarih-Sayı
23.5.2015-29364
İtiraz yoluna başvuran
Danıştay Onbeşinci
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.073 kelime·15 dk okuma·20 bölüm

Dairesi

İTİRAZIN KONUSU : 31.5.2006

tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 78. maddesinin;

1- Birinci fıkrasının,

2- İkinci fıkrasının;

a- İkinci cümlesinin,

b- 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendiyle eklenen son cümlesinin,

Anayasanın 2., 7., 13. ve 20. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Davacılar tarafından 11.7.2012 tarihli ve 28350 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Verilerinin Güvenliği ve Paylaşımına İlişkin Yönetmelik'in bazı maddelerinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

Kanunu'nun itiraz konusu kuralları da içeren 78. maddesi şöyledir:

"Sağlık hizmeti sunucularının kayıt ve bildirim zorunluluğu ve kontrol yetkisi

MADDE 78- Kurum ile sözleşmesi olan, tüm sağlık hizmeti sunucuları, sağlık hizmeti sunduğu tüm kişilere ait sözleşme hükümlerinde yer verilen bilgileri, belirlenen yöntemlere ve süreye uygun biçimde elektronik ortamda veya yazılı olarak Kuruma göndermek zorundadır. Bu bilgiler gönderilmeksizin talep edilen sağlık hizmeti bedelleri, bilgiler gönderilinceye kadar ödenmez.

Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişinin sağlık bilgilerinin gizliliği esastır. Sağlık bilgilerinin ne şekilde korunacağı, ulusal güvenlik nedeniyle sağlık bilgisi paylaşıma açılmayacak kişilerin tespiti ilgili bakanlıkların önerisi üzerine Bakanlıkça tespit edilir. (Ek cümle: 17/4/2008-5754/66 md.) Bu kişi ve grupların sağlık bilgilerinin nasıl tutulacağı ilgili kuruluşların görüşleri alınarak hazırlanacak yönetmelik ile düzenlenir.

Kurum, genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili olarak işverenler, sağlık hizmeti sunucuları ve diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki defter, belge ve bilgileri inceleyebilir, ibrazını isteyebilir.

Kurum, bu Kanunda belirtilen görevleriyle ilgili olarak sağlık hizmeti sunucularının yürüttüğü hizmet ve işlemleri kontrol yetkisine sahiptir. Kurum, bu yetkisini görevlendirdiği personeli vasıtasıyla veya kamu kurumları ve özel kurumlardan hizmet satın almak suretiyle kullanabilir."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 7., 13. ve 20. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 22.4.2014 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hakan ATASOY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Kanun'un 78. Maddesinin Birinci Fıkrasının İncelenmesi

Başvuru kararında, itiraz konusu kurallar ile kişisel veri kapsamında olan sağlık verilerinin işlenmesi, gizliliğinin korunması ve paylaşılmasına yönelik usul ve esasları belirleme ve bu konuda düzenleme yapma yetkisinin bütünüyle yürütme organına bırakıldığı, yasama organı tarafından, temel ilkeleri koyulmadan, çerçevesi çizilmeden, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı düzenleme yetkisinin yürütme organına bırakılmasının, Anayasa'nın 7., 13. ve 20. maddelerine ve sonuçta Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kanun'un 78. maddesinin itiraz konusu olan birinci fıkrasında, Sosyal Güvenlik Kurumu (Kurum) ile sözleşmesi olan tüm sağlık hizmeti sunucularının, sağlık hizmeti sunduğu tüm kişilere ait sözleşme hükümlerinde yer verilen bilgileri, belirlenen yöntemlere ve süreye uygun biçimde elektronik ortamda veya yazılı olarak Kuruma göndermek zorunda oldukları, bu bilgiler gönderilmeksizin talep edilen sağlık hizmeti bedellerinin, bilgiler gönderilinceye kadar ödenmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların da Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı ifade edilmiştir.

Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmaları halinde, elde edilmek istenen kamu yararı ile temel hakkından mahrum bırakılan bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması gereğini ifade eder.

Anayasa'nın 20. maddesinde, özel hayatın gizliliği ve korunması güvence altına alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu ve özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı ifade edilmiş; ikinci fıkrasında ise özel hayatın gizliliğine ilişkin hakkın sınırlanma koşulları düzenlenmiştir. Dolayısıyla söz konusu hak mutlak ve sınırsız olmayıp, Anayasa'nın 13. ve 20. maddeleri gereğince belirli koşullarda, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamak üzere kanunla sınırlanabilir.

5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun;

1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı, Sosyal Güvenlik Kurumunun kuruluş, teşkilât, görev ve yetkilerine ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir.

Bu Kanun ile Kuruma görev ve yetki veren diğer kanunların hükümlerini uygulamak üzere; kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî açıdan özerk, bu Kanunda hüküm bulunmayan durumlarda özel hukuk hükümlerine tâbi Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuştur. Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşudur. Kurumun merkezi Ankara'dadır.

Kurum, Sayıştay'ın denetimine tâbidir."

denilerek Kurumun kuruluş amacı ve statüsü;

3. maddesinde ise "Kurumun temel amacı; sosyal sigortacılık ilkelerine dayalı, etkin, adil, kolay erişilebilir, aktüeryal ve malî açıdan sürdürülebilir, çağdaş standartlarda sosyal güvenlik sistemini yürütmektir.

Kurumun görevleri şunlardır:

a) Ulusal kalkınma strateji ve politikaları ile yıllık uygulama programlarını dikkate alarak sosyal güvenlik politikalarını uygulamak, bu politikaların geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak.

b) Hizmet sunduğu gerçek ve tüzel kişileri hak ve yükümlülükleri konusunda bilgilendirmek, haklarının kullanılmasını ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesini kolaylaştırmak.

c) Sosyal güvenliğe ilişkin konularda; uluslararası gelişmeleri izlemek, Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlar ile işbirliği yapmak, yabancı ülkelerle yapılacak sosyal güvenlik sözleşmelerine ilişkin gerekli çalışmaları yürütmek, usûlüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmaları uygulamak.

ç) Sosyal güvenlik alanında, eğitim, araştırma ve danışmanlık faaliyetleri yapmak ve yaptırmak, kamu idareleri arasında koordinasyon ve işbirliğini sağlamak.

d) Bu Kanun ve diğer kanunlar ile Kuruma verilen görevleri yapmak."

denilerek Kurumun amacı ve görevleri belirtilmiştir.

İtiraz konusu kural gereğince, kişilerin özel hayatlarını ilgilendiren sağlık verilerinin Kurum tarafından alınması, özel hayatın gizliliği hakkının sınırlanması sonucunu doğurmaktadır. Bu sınırlamanın Anayasa'ya uygun olabilmesi için Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin ilkelere aykırı olmaması ve bu bağlamda kamu yararı ile özel hayatın gizliliği hakkı arasında adil bir denge kurması gerekir.

İtiraz konusu kuralla Kurum ile sözleşmesi olan sağlık hizmeti sunucularının, Kuruma göndermek zorunda oldukları bilgilerin, Kurum ile sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sağlık hizmeti alımına ilişkin sözleşme hükümlerinde yer alan bilgiler olduğu ifade edilmiştir. Buna göre bu bilgiler, Kanun kapsamında sağlık hizmetinden faydalanan kimselerin kimlik ve ikamet bilgileri ile tanı veya ön tanı, muayene, tetkik, tahlil, tedavi gibi sağlıklarıyla ilgili hususlara ilişkin bilgilerden oluşmaktadır.

Kurumun faaliyet alanındaki görevlerini yerine getirebilmesi için, sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili verilere ihtiyacı bulunduğunda şüphe yoktur. Kurumun söz konusu verilere sahip olmadan, sağlık hizmetinden faydalanacak kişilerin tespiti; sağlık hizmeti sunucularına verdikleri hizmet karşılığında ödeme yapılması; denetim ve kontrol görevinin yerine getirilmesi ve sosyal güvenlik politikalarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapması mümkün değildir. Bu nedenle, özel hayatın gizliliği hakkını kamu yararı amacıyla sınırlandırdığı anlaşılan kuralın, demokratik toplum düzeninde gerekli bir müdahale niteliği taşıdığında kuşku bulunmamaktadır.

Öte yandan, itiraz konusu kural ile Kuruma verilen sağlık bilgisi toplama yetkisinin çerçevesi, Kurumun kuruluş amacı ve faaliyet alanı ile belirlenmiş ve bu şekilde kamu yararı ile özel hayatın gizliliği hakkı arasında adil bir denge kurulmuştur. Bu nedenle, Kuruma verilen kişilerin sağlık verilerini alma yetkisinin ölçülülük ilkesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın Anayasa'nın 2. ve 7. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

B- Kanun'un 78. Maddesinin İkinci Fıkrasının, İkinci Cümlesi ile 5754 Sayılı Kanun'un 66. Maddesinin Birinci Fıkrasının (f) Bendiyle Eklenen Son Cümlesinin İncelenmesi

Başvuru kararında, kuralların, Kanun'un 78. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen gerekçelerle Anayasa'nın 2., 7., 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kanun'un 78. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde,

genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişinin sağlık bilgilerinin

gizliliğinin esas olduğu ifade edildikten sonra, itiraz konusu ikinci

cümlesinde, sağlık bilgilerinin ne şekilde korunacağının ve ulusal güvenlik

nedeniyle sağlık bilgisi paylaşıma açılmayacak kişilerin tespitinin ilgili

bakanlıkların önerisi üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca tespit

edileceği; 5754 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendiyle

eklenen itiraz konusu son cümlesinde ise bu kişi ve grupların

sağlık bilgilerinin nasıl tutulacağının ilgili kuruluşların görüşleri alınarak

hazırlanacak yönetmelik ile düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

Kişisel veri kavramı, belirli veya kimliği belirlenebilir olmak

şartıyla, bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade etmektedir. Bu bağlamda adı,

soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan

bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik

numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak

izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan

kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan

veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel veri

kapsamındadır. Kişinin bedensel ya da zihinsel sağlığına ilişkin kayıt edilmiş

bilgilerinin tamamından oluşan sağlık bilgileri, aralarında bireyin ırk, siyasî

düşünce, felsefî inanç, din, mezhep veya diğer inançları, dernek, vakıf ve

sendika üyeliği, özel yaşamları ve her türlü mahkûmiyetleri ile ilgili

verilerin de bulunduğu "hassas" veya "özel niteliği olan"

kişisel veriler kategorisinde yer almakta olup, bu yönüyle özel bir öneme

sahiptir.

Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun

korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi

olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında

korumayı amaçlamaktadır. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucunda,

geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan çok sayıda verinin toplanabilmesi; daha

önce birbirinden ilişkisiz şekilde tutulan pek çok verinin merkezi olarak bir

araya getirilebilmesi; verilerin, veri eşleştirme ve veri madenciliği gibi

ileri teknolojik imkânlarla analize tabi tutulmak suretiyle, veriden yeni

veriler üretme kapasitesinin artması; verilere erişim ve veri transferinin

kolaylaşması; kişisel verilerin ticari işletmeler için kıymetli bir varlık

niteliği kazanması neticesinde, özel sektör unsurlarınca yaratılan risklerin

daha yaygın ve önemli boyutlara ulaşması ve terör ve suç örgütlerinin kişisel

verileri ele geçirme yönündeki faaliyetlerinin artması gibi etkenler, günümüzde

kişisel verilerin en üst seviyede korunmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda

Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde, "Kişisel

verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

hükmüne yer verilerek kişisel verilerin korunması hakkı anayasal güvenceye

bağlanmış ve bu şekilde kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı koruma

altına alınmıştır.

Yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesi gereğince, Anayasa'nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda yürütme organına doğrudan ve ilk elden düzenleyici işlem yapma yetkisi verilemez. Kurumun faaliyet alanı kapsamında elde ettiği sağlık bilgilerinin korunması, paylaşılması ve tutulmasına yönelik usul ve esasları belirleme yetkisini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına veren itiraz konusu kurallar, Anayasa'nın 20. maddesinde öngörülen kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların ancak kanunla düzenlenebileceğine ilişkin güvenceye aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 20. maddesine aykırıdır. İptalleri gerekir.

Kurallar, Anayasa'nın 20. maddesine aykırı bulunarak iptal edildiğinden dolayı Anayasa'nın 2., 7. ve 13. maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 78. maddesinin;

A- Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- İkinci fıkrasının;

1- İkinci cümlesinin,

2- 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendiyle eklenen son cümlesinin,

Anayasa'ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, OYBİRLİĞİYLE,

25.12.2014 tarihinde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

Zühtü

ARSLAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

5510 sayılı sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 78. maddesinin birinci fıkrasında, Kurum ile sözleşmesi olan tüm sağlık hizmeti sunucularının, sağlık hizmeti sunduğu tüm kişilere ait sözleşme hükümlerinde yer verilen bilgileri, belirlenen yöntemlere ve süreye uygun biçimde elektronik ortamda veya yazılı olarak Kuruma göndermek zorunda olduğu, bu bilgiler gönderilmeksizin talep edilen sağlık hizmeti bedellerinin, bilgiler gönderilinceye kadar ödenmeyeceği belirtilmektedir.

Bahse konu bilgiler, Kanun kapsamında sağlık hizmetlerinden faydalanan kimselerin kimlik ve ikamet bilgileri ile tanı veya ön tanı, muayene, tetkik, tahlil, tedavi gibi, sağlıklarıyla ilgili bilgilerdir. Buna göre, Kuruma iletilecek bilgilerin "kişisel veri" olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.

Anayasa'nın 20. maddesinde özel hayatın gizliliği güvence altına alınmış, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

İptali istenen kuralla, sağlık hizmeti sunucularının Kurumla yapacakları sözleşme kapsamındaki kişisel bilgilerin tamamını Kuruma iletmeleri öngörülmekle birlikte bu verilerin korunmasına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Sözleşmede yer alan bilgileri belirleme ve bunları kullanmada İdare'ye ucu açık, çerçevesi çizilmemiş, sınırsız bir yetki verildiği anlaşılmaktadır. Kurumun kuruluş alanı ve faaliyetlerinin yasa ile belirlenmiş olması, Anayasa'nın 20. maddesinin öngördüğü anlamda kişisel verilerin korunması için yeterli bir yasal düzenleme olarak kabul edilemez. Bu durumda iptali istenen kuralın, Anayasa'ya aykırı olduğu açıktır.

Açıklanan nedenle kuralın iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin GÖKCAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 78. maddesinin birinci fıkrası "Kurum ile sözleşmesi olup olmadığına bakılmaksızın tüm sağlık hizmeti sunucuları, sağlık hizmeti sunduğu tüm kişilere ait sözleşme hükümlerinde yer verilen bilgileri, belirlenen yöntemlere ve süreye uygun biçimde elektronik ortamda veya yazılı olarak Kuruma göndermek zorundadır. Bu bilgiler gönderilmeksizin talep edilen sağlık hizmeti bedelleri, bilgiler gönderilinceye kadar ödenmez" düzenlemesini içermektedir.

İtiraz konusu kuralla, Sosyal Güvenlik Kurumu sağlık hizmeti

sunucularından Kanun kapsamındaki sağlık hizmetinden yararlanan kimselerin

kimlik ve ikamet bilgileri ile tanı veya ön tanı, muayene, tetkik, tahlil,

tedavi gibi sağlıklarıyla ilgili hususlara ilişkin bilgileri alabilmektedir.

Hassas veri kategorisinde olan ve bireyin sağlığına ilişkin bilgileri içeren

kişisel sağlık verilerinin herhangi bir sınırlama yapılmadan, kapsam ve

şartları belirlenmeden toplanması ve işlenmesi Anayasa'nın 20. maddesine

aykırıdır. Özel hayata saygı hakkını düzenleyen bu maddede, herkesin kendisiyle

ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu ve bu hakkın,

kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere

erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları

doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı

belirtilmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun görevlerini yerine getirebilmesi için genel sağlık sigortası ile ilgili verilere ihtiyacı olduğu açıktır. Her ne kadar Çoğunluk, kuralla Sosyal Güvenlik Kurumu'na kişilerin özel hayatlarının gizliliğini ihlal eden bilgileri alma konusunda yetki verildiğinin söylenemeyeceğini iddia etse de, kural kapsamındaki verilerin çoğunun özel korumaya ihtiyaç duyan hassas kişisel veriler olduğundan kuşku duyulmamalıdır.

Anayasa'nın 20. maddesinin son fıkrası çok açık bir şekilde

kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceğini

hüküm altına almakla birlikte ülkemizde kişisel verilerin korunmasını düzenleyen

çerçeve bir kanun henüz yasalaşmamıştır. İtiraz konusu kuralla, Sosyal Güvenlik

Kurumu'na tanınan kişisel veri toplama ve işleme yetkisinin nasıl

kullanılacağıyla ilgili Genel Sağlık Sigortası ve Paylaşımına İlişkin

Yönetmelikte bazı güvencelere yer verilmiştir. Ancak, 20. maddenin son fıkrası

gereği, bu güvencelerin kanun düzeyinde sağlanması gerekmektedir. Kişisel

verilerin işlenmesinin genel ilke ve esaslarının, kişilerin haklarını

korumalarına yardımcı olacak mekanizmaların ve ilgili kuruluşların kişisel

verilerin işlenmesi sırasında hakka aykırı davranışlarda bulunmamalarını

önleyerek şikâyetleri değerlendirecek kanunla oluşturulmuş süreçlerin yokluğu,

kamu kurumlarının veri toplama iştahlarını neredeyse sınırsız bir şekilde

kabartmaktadır.

Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin özlerine

dokunulmaksızın ölçülülük ilkesine uygun şekilde, yasayla

sınırlandırılabileceği belirtilmektedir. Ölçülülük ilkesi sınırlamada

başvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını;

bu aracın sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve araçla

amacın ölçüsüz bir oran içinde bulunmamasını ifade eder.

Burada kısıtlama için kullanılan araçla amaç arasında hak ve özgürlüğü en az

sınırlayacak dengeli bir orantı aranmaktadır. Elverişlilik ölçütüne göre bir

yasal düzenlemenin sınırlama amacı bakımından elverişli sayılması için bu

düzenlemenin arzulanan amaca katkı yapması gerekmektedir. Konumuz açısından

bakıldığında, veri toplanmasının Kurum'un amaçlarını

gerçekleştirmesine katkı yaptığını söyleyebiliriz. Gereklilik ise bir temel

hakkı en az sınırlayan aracın seçilmesini gerektirmekle birlikte itiraz konusu

kuralın, hakkı en az sınırlayan yumuşak bir araç olduğunu söylemek mümkün

değildir. Çünkü söz konusu kural, çok geniş ve sınırsız bir çerçeveyi

kapsayarak bireyin neredeyse her türlü kişisel sağlık verisinin toplanması ve

işlenmesini kapsamı dâhilinde görmektedir. Orantılılıkta aranan ise araç ve

amacın birbirine karşı ölçüsüz bir oran içerisinde olmamasıdır. Herhangi bir

bağımsız denetime tabi olmadan, veri toplanması ve işlenmesi bir orantısızlık

yaratmaktadır. Bireyin özel alanının tehlikeye girmesi, onun hakkında veri

toplanması kadar, kime, hangi amaçlarla bunların aktarılacağı konusunda denetim

imkânını da kaybetmesinde yatmaktadır.

Demokratik toplumda gereklilikten anlaşılması gereken başvurulan tedbirin demokratik toplumu açıklayan ilkelerle uyumlu olup, olmamasıdır. Bu ilkelerin değerini azaltan her uygulama demokratik toplum için gerekli değildir. Demokratik toplum, ayrıca hak ve özgürlüklere karşı gerçekleştirilen her müdahaleye karşı kişilere bir takım güvencelerin de sağlanmasını gerektirir. Oysa itirazı talep edilen kural, kötüye kullanım olasılığı karşısında engelleyici etkili ve yeterli tedbirlere yer vermemektedir.

Özel hayatın gizliliği ve bu kapsamda kişisel verilerin korunması

konusu her şeyden önce insan onuruna saygı ve kişilik haklarına dayanmaktadır.

Bu hak, kişinin saygınlığını ve kişiliğini serbestçe geliştirmesini mümkün kılan

şeref ve haysiyet, özel yaşam ve sağlık gibi kişisel değerler üzerindeki

çıkarlarını belirterek, bireye kişiliğini dilediği şekilde, serbestçe

geliştirebileceği, kendisi ve sevdikleriyle bir arada olabileceği özerk bir

yaşam alanına sahip olma şansı vermektedir. Bu alanda birey, maddi ve manevi

kişiliğini geliştirmek ve başkaları tarafından bilinmesini istemediği

hususların güvence altına alınmasını istemek hakkına sahiptir. Kişisel

verilerin korunması kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesine imkân

tanıyarak, bireyin hayatını kendi özgür iradesiyle düzenlemesine katkı

sağlamaktadır. Bireyin kişisel verileri üzerindeki hakkı yeteri kadar

korunmazsa, kişiliğini serbestçe geliştirmesi zora gireceğinden, özgür

iradeleriyle yaşamlarını biçimlendiren bireylerden oluşan demokratik bir toplum

düzeninin ortaya çıkması ve korunması da güçleşecektir. Kişisel verilerin

korunmasıyla, kişisel veri toplanması, saklanması ve işlenmesi sırasında

bireyin hak ve özgürlüklerinin korunarak demokratik toplum düzeninin oluşmasına

katkı yapmak hedeflenmektedir.

Kişisel verilerin toplanması ve işlenmesi sırasında bireyin bu veriler üzerindeki hakkı, onun devlet veya üçüncü kişiler tarafından sıradan bir veri nesnesine indirgenmesini önlemek amacını taşımaktadır. Sağlıkla ilgili kişisel verilerin hiçbir sınırlamaya tabi tutulmadan toplanması, işlenmesi ve aktarılması, kişinin basit bir veri nesnesi yapılarak kişi olma vasfının dikkate alınmaması insan haysiyetini zedeleyici bir faaliyettir. Bireyin, ahlaki ve toplumsal kişiliğinin gelişiminde ve diğer insanlarla olan ilişkilerini düzenlemede önemli bir kavram olan mahremiyetin ihlali insan onurunun ve kişiliğinin ihlali anlamına gelmektedir.

Kişisel verilerin korunması, bir özgürlük sorunudur ve özel hayatın gizliliği, yalnız kalma hakkından kişinin kendisi hakkındaki veri ve bilgileri kontrol hakkını içerir bir şekle dönüşmektedir. Kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi, ancak ve ancak, faaliyetlerini özgürce gerçekleştirmesi ile mümkündür. Bireylere hayatlarını diledikleri gibi düzenleme fırsatı sunan bir alan yaratma imkânı tanıyan özel yaşamın gizliliği hakkı, kişinin özerk bir birey olması açısından son derece önemlidir. Bu hak, başkaları ve devlet tarafından ihlal edilmemesi, saygı gösterilmesi gereken bir çeşit onursal duvar yaratmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, Türkiye İstatistik Kanunuyla ilgili bir

kararında (E: 2006/167, K:2008/86), istenecek bilgilerin kapsam ya da

sınırlarının belirsizliğinin, bireyi İdare'ye karşı korumasız bıraktığını,

bunun da Anayasa'nın özel hayatın gizliliğini koruyan hükümlerine aykırı

olduğunu tespit etmiştir. AİHM de, hangi koşullar altında, hangi amaçla, ne

kadar süreyle kamu otoritelerinin özel hayatla ilgili bilgileri saklayacağı ve

kullanacağının belirsizliğini, istismarlara karşı hiçbir önlem alınmamasını,

kötüye kullanımı engellemeye yönelik etkili denetim mekanizmalarının

öngörülmemesini ve verilerin değerlendirilmesine ilişkin hukuki sınırlar

çizilmemesini, AİHS'in 8. maddesinin (ve 13. maddesinin) ihlali olarak

görmüştür (Rotaru/Romanya, Başvuru no: 28341/95, ECHR 2000-V, IHRL

2923 (ECHR 2000), 4 Mayıs 2000, para.57 ve 59).

Yukarıda açıklanan gerekçelerden dolayı itiraz konusu kuralın iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmadım.

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Engin

YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi, E. 2014/74, K. 2014/201, 25 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu : 31.5.2006
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Kılıç
  9. Kaleli
  10. Altan
  11. Özgüldür
  12. Kömürcü
  13. Üstün
  14. Yıldırım
  15. Necipoğlu
  16. Dursun
  17. Tercan
  18. Topal
  19. Arslan
  20. Karşıoy Gerekçesi
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. Yıldırım
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2014/74
Karar No
2014/201
Tarih
25 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2014/77 K.2014/202
  • AYM Norm Denetimi E.2013/114 K.2014/184
  • AYM Norm Denetimi E.2014/182 K.2014/185
  • AYM Norm Denetimi E.2014/187 K.2014/189
  • AYM Norm Denetimi E.2014/188 K.2014/190
  • AYM Norm Denetimi E.2014/193 K.2014/194

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.