KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Esas No
- 2016/27
- Karar No
- 2016/162
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2016
Karar Metni
2.289 kelime·11 dk okuma·21 bölüm
Esas Sayısı : 2016/27
Karar Sayısı : 2016/162
Karar Tarihi : 12.10.2016
R.G. Tarih – Sayısı : 4.11.2016 - 29878
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Manisa 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 14.7.1965
tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 18.5.1994 tarihli ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesiyle eklenen (I) sayılı Ek Gösterge Cetveli’nin “VII. EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI” bölümünün (e) bendinin, 29.1.2016 tarihli ve 6663 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle değiştirilmeden önceki (aa) alt bendinde yer alan “2200” rakamının, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6. ve 91. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Birinci dereceli kadroda polis memuru olarak görev yapan davacının, kendisi hakkında uygulanan ek gösterge rakamının, aynı derecedeki jandarma personeli kadrosu için öngörülmüş olan ek gösterge rakamı esas alınarak düzeltilmesi için yaptığı başvurunun reddi işleminin iptali talebiyle açılan davada, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme, itiraz konusu kuralın iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN
HÜKMÜNDE KARARNAME KURALI
657 sayılı Kanun’a 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile eklenen (I) sayılı Cetvel’in itiraz konusu kuralın da yer aldığı ilgili bölümleri şöyledir:
I SAYILI CETVEL (Ek: 9.4.1990-KHK-418/3 md.; İptal: Ana.Mah.nin
5.2.1992 tarih ve E.1990/22, K.1992/6 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18.5.1994-KHK-527/3 md.)
HİZMET SINIFLARI İTİBARİYLE UNVAN VEYA AYLIK ALINAN DERECELERE
GÖRE EK GÖSTERGELER
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’in katılımlarıyla 7.4.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Volkan HAS tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu KHK kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, kadroları emniyet hizmetleri sınıfına dahil olup da Kanun’a ekli (I) sayılı Cetvel’in “VII. EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI” bölümünün (a) ile (d) bentleri arasında sayılan unvanlar dışında kalan bir unvana sahip olan yüksek öğrenim mezunu personelden 1. dereceli kadroda bulunanlara uygulanacak ek gösterge rakamını belirleyen itiraz konusu kuralı öngören 527 sayılı KHK’nın dayanağı olan 18.5.1994 tarihli ve 3990 sayılı Yetki Kanunu’nun iptal edildiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6. ve 91. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. İtiraz konusu kural, kadroları emniyet hizmetleri sınıfına dahil olup da Kanun’a ekli (I) sayılı Cetvel’in “VII. EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI” bölümünün (a) ile (d) bentleri arasında sayılan unvanlar dışında kalan bir unvana sahip olan yüksek öğrenim mezunu personelden 1. dereceli kadroda bulunanlara uygulanacak ek gösterge rakamını belirlemektedir.
5. İtiraz konusu kural, 527 sayılı KHK’yla 657 sayılı Kanun’a eklenmiştir. 527 sayılı KHK, 18.5.1994 tarihli ve 3990 sayılıMemurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Özlük Haklarının Yeniden Düzenlenmesine, Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilatlanmalarına, 8.6.1949 Tarihli ve 5434 Sayılı, 19.7.1972 Tarihli ve 1615 Sayılı, 12.3.1982 Tarihli ve 2634 Sayılı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler Çıkarılması Amacı ile Yetki Verilmesine Dair Kanun kapsamında çıkarılan KHK’lardandır.
1- Kanun Hükmünde Kararnamelerin Yargısal Denetimi Hakkında Genel Açıklama
6. Anayasa’da, KHK’ların
siyasal denetimi yanında yargısal denetimi de öngörülmüştür. KHK’lar, işlevsel
yönden yasama işlemi niteliğinde olduklarından bunların yargısal denetimlerinin
yapılması görev ve yetkisi de Anayasa Mahkemesine verilmiştir. Yargısal
denetimde KHK’nın, öncelikle yetki kanununa sonra da Anayasa’ya uygunluğu
sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar, Anayasa’nın 148. maddesinde
KHK’ların yetki kanunlarına uygunluğunun denetlemesinden değil, yalnızca
Anayasa’ya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz
edilmekte ise de Anayasa’ya uygunluk denetiminin içerisine öncelikle KHK’nın
yetki kanununa uygunluğunun denetimi girer. Çünkü Anayasa’da, Bakanlar Kuruluna
ancak yetki kanununda belirtilen sınırlar içerisinde KHK çıkarma yetkisi
verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına çıkılması, KHK’yı Anayasa’ya aykırı
duruma getirir. Böylece, KHK’nın yetki kanununa aykırı olması Anayasa’ya aykırı
olması ile özdeşleşir.
7. Olağanüstü dönem KHK’ları dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa’nın 121. ve 122. maddelerinden alırlar. Bu tür KHK’ların bir yetki kanununa dayanması gerekli değildir. Buna karşılık olağan dönemlerdeki KHK’ların bir yetki kanununa dayanması zorunludur. Bu nedenle, KHK’lar ile dayandıkları yetki kanunu arasında çok sıkı bir bağ vardır.
8. KHK’nın yetki kanunu ile olan bağı, KHK’yı aynen ya da değiştirerek kabul eden kanun ile kesilir. KHK’nın Anayasa’ya uygun bir yetki kanununa dayanması, geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki kanununa dayanmadan çıkarılan veya dayandığı yetki kanunu iptal edilen bir KHK’nın kurallarının, içerikleri yönünden Anayasa’ya aykırılık oluşturmasalar bile Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemez.
9. KHK’ların Anayasa’ya uygunluk denetimleri, kanunların denetimlerinden farklıdır. Anayasa’nın 11. maddesinde, “Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.” denilmektedir. Bu nedenle, kanunların denetiminde, onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. KHK’lar ise konu, amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki kanununa hem de Anayasa’ya uygun olmak zorundadırlar.
10. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadında vurgulandığı üzere, iptaline karar verilen bir yetki kanununa dayanılarak çıkarılan KHK’ların, Anayasa’nın, 2. maddesindeki “Hukuk devleti” ilkesiyle 6. maddesindeki “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” kuralı ve KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91. maddesiyle bağdaştırılmaları olanaksızdır (E.2001/411, K.2001/348, 6.11.2001; E.2004/6, K.2004/5, 27.1.2004; E.2006/97, K.2006/74, 27.6.2006; E.2006/138, K.2006/100, 20.10.2006).
2- İtiraz Konusu Kuralın Anayasa’ya Aykırılığı Sorunu
11. İtiraz konusu kuralı içeren 527 sayılı KHK, 18.5.1994 tarihli ve 3990 sayılı Yetki Kanunu’na dayanılarak çıkarılmıştır.
12. 527 sayılı KHK’nın dayandığı 3990 sayılı Yetki Kanunu ise Anayasa Mahkemesinin 5.7.1994 tarihli ve E.1994/50, K.1994/44-2 sayılı kararıyla Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 7., 87., 91. ve 153. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptal edilmiştir. Böylece 527 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksun kalmıştır.
13. Açıklanan nedenle, Anayasa’ya aykırı görülerek iptal edilen 3990 sayılı Yetki Kanunu’na dayanılarak çıkarılan KHK’da yer alan itiraz konusu kural Anayasa’nın 2., 6. ve 91. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
14. M. Emin KUZ, bu görüşe katılmamıştır.
15. Kuralın, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile ilgisi görülmemiştir.
IV- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
16. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun,
kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da
bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe
gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede
yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216
sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural
tekrarlanarak, Mahkemenin gerekli
gördüğü hâllerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının
yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği
belirtilmektedir.
17. 14.7.1965 tarihli ve 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 18.5.1994 tarihli ve 527 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 3. maddesiyle eklenen (I) sayılı Ek Gösterge
Cetveli’nin “VII. EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI” bölümünün (e)
bendinin, 29.1.2016 tarihli ve 6663 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle
değiştirilmeden önceki (aa) alt bendinde yer alan “2200” rakamının iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte
görüldüğünden, Anayasa’nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin
(3) numaralı fıkrası gereğince iptal
hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra
yürürlüğe girmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
UNVANI
Derece
1/1/1994’den İtibaren Uygulanacak Ek Göstergeler
1/1/1995’den İtibaren Uygulanacak Ek Göstergeler
…
VII.
EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI
a) Emniyet Genel Müdürü,
b) Teftiş Kurulu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı ve Emniyet Genel Müdür Yardımcıları ile Ankara, İstanbul, İzmir Emniyet Müdürleri,
c) Daire Başkanları ile Diğer Birinci Sınıf Emniyet Müdürleri,
d) Kadroları bu sınıfa dahil olup da Emniyet Müdürü sıfatını kazanmış olanlar
e) Kadroları bu sınıfa dahil olup da, yukarıda sayılanlar dışında kalanlardan;
aa) Yüksek Öğrenimliler
…
…
1
1
1
1
2
3
4
1
2
3
…
…
6100
3800
3200
2600
1900
1350
900
1900
1350
900
…
…
7000
4300
3600
3000
2200
1600
1100
2200
1600
1100
…
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOY GEREKÇESİ
657 sayılı Kanuna 527 sayılı KHK ile eklenen (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “VII. Emniyet Hizmetleri Sınıfı” Bölümünün (e) bendinin (aa) alt bendinde 29/1/2016 tarihli ve 6663 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önce yer verilen “2200” ek göstergenin Anayasanın 2., 6. ve 91. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde, kanun hükmünde kararnamenin Anayasaya uygun bir yetki kanununa dayanması gerektiği, yetki kanununa dayanmadan çıkarılan veya dayandığı yetki kanunu iptal edilen bir kanun hükmünde kararnamenin kurallarının, içerikleri yönünden Anayasaya aykırılık oluşturmasa bile Anayasaya uygunluğundan söz edilemeyeceği, 527 sayılı KHK’nın da, dayandığı 3990 sayılı Yetki Kanununun Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sebebiyle anayasal dayanaktan yoksun kaldığı belirtilmektedir.
Bilindiği gibi, Anayasanın 91. maddesinde TBMM’nin, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceği ve yetki kanununda, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin amacı, kapsamı, ilkeleri, yetkinin süresi ile bu süre içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağının gösterileceği hükme bağlanmaktadır.
İdare hukukunda geçerli olan zaman bakımından yetki kurallarına
göre, bir yetkinin kullanılmasının belirli bir süre ile sınırlandığı hallerde,
işlemin anılan süre içinde yapılması kaydıyla, işlemi yapan makamın daha sonra
herhangi bir sebeple yetkisiz hâle gelmesinin bu işlemin geçerliliğini
etkilemeyeceği kabul edilmektedir (Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa 2000,
s.718-719; Kemal Gözler, İdare Hukuku, C.I, 2. bs., Bursa 2009, s.1202-1204; A.
Şeref Gözübüyük/Turgut Tan, İdare Hukuku, C.I, Genel Esaslar, 10.bs., Ankara
2014, s.383). Başka bir anlatımla, bu tasarrufların hukuka uygunluğu kabul
tarihinde yürürlükte olan kurallara göre, yani tasarruf tarihindeki hukukî
duruma göre belirlenmektedir (Gözübüyük/Tan, age., C.I, s.415; C.II, İdari
Yargılama Hukuku, 8.bs., Ankara 2016, s.391). Bu sebeple, mezkûr işlemlerin
yargısal denetimlerinin de, işlemin yapıldığı tarihteki hukukî duruma göre
yapılması gerekmektedir (Gözübüyük/Tan, age., C.I, s.415).
Kararın gerekçesinde, kanun hükmünde kararnamenin Anayasaya uygun bir yetki kanununa dayanmasının, geçerliliğinin “ön koşulu” olduğu belirtilmekte ise de iptal edilen kural açısından bu şartın gerçekleşmediği ileri sürülemez. Yukarıda da belirtildiği üzere, bu ön şart kanun hükmünde kararnamenin çıkarıldığı an itibariyle aranır (Gözler, İdare Hukuku, C.I, s.1203). İptali talep edilen ek göstergeyi öngören 527 sayılı KHK, 3990 sayılı Yetki Kanunu iptal edilmeden önce çıkarıldığından, anılan KHK bakımından bu şart gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Bu sebeple, 3990 sayılı Yetki Kanununun Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması, bu Kanuna dayanılarak çıkarılan 527 sayılı KHK’yı kendiliğinden Anayasaya aykırı hâle getirmemektedir.
Diğer taraftan, iptal kararının gerekçesinde, Anayasada Bakanlar Kuruluna ancak yetki kanununda belirtilen sınırlar içinde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmesi öngörüldüğünden, kanun hükmünde kararnamelerin Anayasaya uygunluk denetiminin öncelikle yetki kanununa uygunluğu bakımından yapılacağı belirtilmekte; böylece, açıkça ifade edilmese de, yetki kanununun iptalinin buna uygunluk denetiminin yapılmasını imkânsız hâle getireceği için kanun hükmünde kararnamelerin esasına girilmeden iptalini gerektireceği sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere, zaman bakımından yetki kuralları gereğince kanun hükmünde kararnamelerin çıkarıldığı tarihte yetki kanununun yürürlükte olmasının gerekli ve yeterli olması sebebiyle bu görüşe katılmak da mümkün görünmemektedir.
Kanun hükmünde kararnamenin çıkarıldığı tarihte dayandığı yetki kanunu yürürlükte ise, kanun hükmünde kararnamenin Anayasaya uygunluk denetiminin yapıldığı tarihte yetki kanununun başka bir kanunla yürürlükten kaldırılmış veya Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının kanun hükmünde kararnamenin Anayasanın 91. maddesine ve yetki kanununa uygunluğunun denetlenmesine engel oluşturmayacağı düşünülmektedir.
Kuşkusuz kanun hükmünde kararnamelerin dayandığı yetki kanununa
uygun olup olmadığının denetlenmesi, kanun hükmünde kararnamenin amaç, kapsam,
ilkeler ve süre bakımından TBMM’den alınan yetki içinde olup olmadığının
belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Yetki kanununda belirlenen amaçla ve
ilkelerle bağdaşmayan veya yetki kanununun kapsamı dışında bulunan bir konuda
düzenleme içeren yahut yetki kanununun öngördüğü süre dolduktan sonra yürürlüğe
konulan kanun hükmünde kararnamelerin bu sebeplerle Anayasanın 91. maddesine
aykırı olduğunu belirlemek amacıyla, Anayasa Mahkemesince daha önce iptal
edilmiş olan, ancak kanun hükmünde kararnamenin çıkarıldığı tarihte yürürlükte
bulunan yetki kanununa uygunluğunun incelenmesine bir engel bulunmadığı gibi
böyle bir incelemenin Anayasanın 91. maddesinin de gereği olduğu
düşünülmektedir.
Aksinin kabulü Anayasanın 153. maddesinde öngörülen “iptal kararlarının geriye yürümeyeceği” ilkesine aykırı şekilde, Anayasa Mahkemesinin yetki kanununun iptaline ilişkin kararının etkisinin, yetki kanununun -Anayasaya aykırılığı konusunda bir tespit yapılmadan ve iptal kararı verilmeden önce- verdiği yetkiye dayanılarak kanun hükmünde kararnamenin çıkarıldığı tarihe kadar geriye yürütülmesi anlamına gelir.
Kararın gerekçesinde, kanun hükmünde kararnameler ile dayandıkları yetki kanunu arasında “çok sıkı bir bağ” bulunduğu ve dayandığı yetki kanunu iptal edilen bir kanun hükmünde kararnamenin kurallarının içerik yönünden Anayasaya aykırılık oluşturmasa bile Anayasaya uygunluğundan söz edilemeyeceği belirtilmektedir.
Tüzükler ve yönetmelikler gibi yürütmenin düzenleyici işlemleri arasında yer alan kanun hükmünde kararnamelerin fonksiyonel olarak yasama işlemi niteliğinde olduğu bilinmektedir. Bu itibarla kanun hükmünde kararnamelerin yetki kanunu ile bağının, tüzüklerin ve yönetmeliklerin dayanaklarını oluşturan kanunlarla olan bağından daha zayıf olduğunun da gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
Anayasanın 115. maddesine göre tüzükler “kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere”; 124. maddesine göre yönetmelikler “kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere” çıkarılırken, 91. maddesi uyarınca kanun hükmünde kararnameler ile dayandığı yetki kanunu arasında böyle sıkı bir bağ bulunmamaktadır.
Dayanak kanunu yürürlükten kaldırılan veya Anayasa Mahkemesince
iptal edilen tüzük ve yönetmeliklerin de iptal edilmeleri talep edildiğinde,
Anayasanın 115. ve 124. maddelerinde öngörülen varlık sebepleri (yani dayandığı
ve uygulanmasını belirtmek ve sağlamak üzere çıkarıldığı kanun hükümleri) de
kalmadığından, tüzük ve yönetmeliğin esasına girmeden, sadece dayandıkları
kanunun yürürlükten kaldırılması veya iptal edilmesi sebebiyle iptal edilmeleri
gerektiği düşünülebilirse de, kanun hükmünde kararnameler yürürlükteki bir
yetki kanununa dayanarak çıkarıldıktan sonra, yetki kanununun uygulanmasını
göstermek veya sağlamak için değil, düzenlediği alanı (Anayasanın 91.
maddesinde belirtilen konular dışında) bir kanun gibi düzenlediğinden, bunların
esasının incelenmesine geçilmeden, sadece yetki kanununun artık yürürlükte
olmaması veya iptal edilmesi sebebiyle iptaline hükmedilmesinin isabetli
olmadığı düşünülmektedir. Aksinin kabulü, kanun hükmünde kararnamelerin
fonksiyonel olarak yasama işlemi niteliğinde olduğunun gözardı edilmesi ve
bunların anayasal dayanaklarının ihmal edilerek tüzüklerle ve yönetmeliklerle
aynı şekilde değerlendirilmesi anlamına gelir.
Bu sebeplerle, itiraz konusu kuralın esasının incelenmesine geçilmeden, dayandığı Yetki Kanununun iptal edilmesinden dolayı anayasal dayanaktan yoksun kaldığı gerekçesiyle iptal kararı verilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ
Üye
M. Emin KUZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2016/27, K. 2016/162, 12 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası