İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2016/46 K.2016/178

Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)

Esas2016/46Karar2016/178Tarih23 Kasım 2016Okuma13 dk · 2.503 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
23 Kasım 2016
Esas Sayısı
2016/46
Karar Sayısı
2016/178
R.G. Tarih-Sayısı
13.12.2016-29917
İtiraz yoluna başvuran
Karapınar
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.503 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)

İTİRAZIN KONUSU: 22.11.2001

tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 313. maddesinin birinci fıkrasının, 3.7.2005 tarihli ve 5399 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birinci cümlesinde yer alan “Evlât edinenin alt soyunun açık muvafakatiyle…” ibaresinin, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Ergin kişiyi evlât edinmek için açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu ibareyi de içeren 313. maddesi şöyledir:

“MADDE 313- Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı aşağıdaki hallerde evlât edinilebilir.

1. Bedensel veya zihinsel engeli sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç ve evlât edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmekte ise,

2. Evlât edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise,

3. Diğer haklı sebepler mevcut ve evlât edinilen, en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşamakta ise.

Evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlât edinilebilir.

Bunlar dışında küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.”

II- İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Alparslan ALTAN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’in katılımlarıyla 26.5.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III- ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cengiz ERTEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Sınırlama Sorunu

3. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı kural ile sınırlıdır.

4. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun’un 313. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle...” ibaresinin iptalini talep etmiştir.

5. Bakılmakta olan dava, ergin kişinin evlat edinilmesine ilişkindir. İptali istenilen “Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle…” ibaresi ise hem ergin hem de kısıtlılar için geçerli olan ortak bir hükümdür. Dolayısıyla itiraz konusu ibareye ilişkin esas incelemenin “ergin” ibaresi sınırlı olarak yapılması gerekir.

6. Açıklanan nedenle, 4721 sayılı Kanun’un 313. maddesinin birinci fıkrasının, 5399 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birinci cümlesinde yer alan “Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle…” ibaresine ilişkin esas incelemenin “ergin” ibaresi yönünden sınırlı olarak yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B- İtirazın Gerekçesi

7. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralın, henüz sağ durumdaki kişilerin mülkiyet haklarının kullanılmasına, gelecekteki mirasçılarının haklarını korumak için yasal engel getirdiği, oysa mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği, davacıların malikleri olduğu taşınır ve taşınmaz malları sağlıklarında diledikleri gibi tasarruf etmelerine bir engel bulunmadığı, saklı pay kurallarını dikkate alarak alt soydan birinin gelecekteki miras payını indirme imkânının mevcut olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

8. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca, kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 41. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

9. Kanun’un 313. maddesinin itiraz konusu ibareyi de içeren birinci fıkrasında; ergin ve kısıtlıların, bedensel veya zihinsel engeli sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç olmaları ve evlât edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmeleri; evlât edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmeleri ve eğitilmeleri; diğer haklı sebeplerin mevcut olması ve en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşamaları şartlarından birinin gerçekleşmesi halinde, evlât edinenin alt soyunun açık muvafakatiyle evlât edinilebilecekleri belirtilmektedir.

10. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

11. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.

12. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını ve “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir.

13. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş

ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri

büyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar hakkın özüne

dokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü

değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları

gibi güvenceler demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir.

Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve özüne dokunmamak

koşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde ve

ancak kanunla sınırlandırılabilirler. Demokratik bir toplumda temel hak ve

özgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğinden

fazla olması düşünülemez. Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa

olsun, kısıtlamaların, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve

belli bir özgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan

kaldıracak düzeye vardırılmaması gerekir.

14. Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı, temel

bir insan hakkı olup bireyin eşya üzerindeki hâkimiyetini güvence altına

almaktadır. Eşya üzerindeki hâkimiyet bir yönüyle bireye Devletin müdahale

edemeyeceği özel bir alan yaratırken, diğer taraftan emeğinin karşılığını

güvence altına almakla bireye kendi hayatını yönlendirme ve geleceğini

tasarlama olanağı sunmaktadır. Bu nedenle, birey özgürlüğü ile mülkiyet hakkı

arasında yakın bir ilişki vardır. Söz konusu ilişkiye rağmen mülkiyet hakkı

sınırsız bir hak değildir. Anayasa’nın 35. maddesinde, herkesin, mülkiyet ve

miras haklarına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla

sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı

olamayacağı hükme bağlanmıştır.

15. Anayasa’nın 41. maddesi ise ailenin Türk toplumunun temeli olduğunu, eşler arasındaki eşitliğe dayandığını belirttikten sonra “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” diyerek aile kurumunu özel olarak düzenlemiş ve anayasal güvenceye bağlayarak koruma altına almıştır.

16. Evlât edinme öncelikle, evlât edinen ile küçükler arasında kurulan, küçüklerin maddi ve manevi gelişimleri, bakım, eğitim ve korunma ihtiyaçları, gelecekleri, sosyal ilişkileri, inanç ve ahlâki yargılarının biçimlenmesi konularında yaşamsal yetkiler sunan ve bu ilişkiyi ana baba ve çocuk ilişkisi içinde gerçekleştirmeyi amaçlayan bir kurumdur. Ergin kişiler yönünden ise evlâtlık ilişkisi bakım, yardım ve korunma gibi ihtiyaçların ortaya çıktığı istisnai durumlar için tesis edilebilmekte ve küçüklerin evlât edinilmesine göre daha sıkı koşullarda gerçekleşebilmektedir.

17. Kuralda ergin kişilerin evlâtlık ilişkisi kurulmasının

şartlarından biri olarak, mevcutsa evlât edinenin alt soyunun açık

muvafakatinin gerektiği belirtilmektedir. Bu şart, evlâtlık ilişkisi kurulduğu

sırada doğrudan evlât edinenin mülkiyet hakkına bir sınırlandırma getirmese de

gelecekte, evlât edinilen ile evlat edinenin alt soyuna intikal edecek miras

haklarını etkilemektedir. Çünkü evlat edinenin alt soyunun evlâtlık

edinilmesine açık muvafakatinin bulunmaması halinde, evlât edinenin

malvarlığının, ölümünden sonra evlât edinilmek isteyene evlâtlık sıfatıyla

miras yoluyla intikali engellenmekte, böylece gelecek için malvarlığı

üzerindeki tasarruf hakkı dolaylı bir şekilde kısıtlanmaktadır.

18. Kanun’un itiraz konusu ibareyi içeren 313. maddesinin birinci

fıkrasında 5399 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin gerekçesinde, “Ülkemizin

sosyal şartları dikkate alındığında ergin veya kısıtlılardan aile himayesine

ihtiyacı olanların çok sayıda bulunduğu ve sosyal desteklerden yoksun oldukları

bilinmektedir. Geleneksel aile desteği içinde sağlanan imkanlar çoğu zaman

şartların değişmesi ile ortadan kalkmaktadır. Muhtaç ve kısıtlı bazı ergenlerin

kalıcı bir aile desteğine kavuşturulmaları bakımından Medenî Kanunun 313 üncü

maddesinin birinci fıkrasındaki “Altsoyu bulunmaması” koşulu kaldırılmıştır.

Altsoyun herhangi bir sosyal veya ekonomik zarara uğramaması için evlat edinme

sırasında açık onaylarının alınması öngörülmüştür.” denilmektedir.

19. Anayasanın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup aralarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada bunlardan birine öncelik tanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman zorunlu olarak birlikte uygulanan iki Anayasa kuralından biri diğerinin sınırını oluşturabilir. Bu bağlamda, mülkiyet hakkının sınırlarının belirlenmesinde ailenin korunmasına ilişkin hükümleri içeren Anayasa’nın 41. maddesinin gözetilmesi gerektiği açıktır.

20. Anayasa’nın 41. maddesindeki ailenin korunması için gerekli

tedbirleri alma yönünde Devlete verilen görevin yerine getirilmesi için

mülkiyet hakkı sınırlandırılabilir. Zira ailede bireylerin maddi ve manevi

varlıklarını geliştirebilmelerinin, huzur ve güven ortamının sağlanmasına bağlı

olduğu, bunun için de öncelikle aile içi sorunların önlenmesi gerektiği

tartışılmazdır. Kuralın gerekçesinde açıklandığı gibi, özellikle muhtaç ergin

kişilerin evlât edinilmesi onlar için kalıcı aile desteği sağlasa da söz konusu

evlât edinme işleminin alt soydan mal kaçırmaya yönelik şekilde kötüye

kullanılmasının önüne geçilmesi, alt soyun sosyal ve ekonomik zarara

uğramasının da engellenmesi gerekecektir. Başka bir ifadeyle evlât edinilen ile

alt soyun çıkarlarının dengelenmesine, evlât edinilen lehine alt soyun

çıkarlarının hakkaniyete aykırı şekilde zedelenmemesine özen gösterilmelidir.

Bu nedenle, itiraz konusu ibare, aile birliğinin huzurlu ve mutlu bir şekilde

devam etmesini sağlamak üzere düzenlenen koruyucu bir hükümdür. Kuralla

getirilen evlât edinenin altsoyunun açık muvafakati şartının amacı,

öncelikle ailenin ekonomik varlığının ve sosyal birlikteliğinin, bunun sonucu

olarak da huzurunun korunmasıdır.

21. İtiraz konusu kuralın ailenin huzurunu korumayı hedeflediği

dikkate alındığında, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı

olmadığı açıktır. Öte yandan evlât edinenin malvarlığı üzerindeki tasarruf

hakkını dolaylı bir şekilde de olsa kısıtlayan düzenleme, aile birliğinde

istenmeyen anlaşmazlıkların önüne geçerek ailenin geleceği için risk

oluşturabilecek davranışların engellenmesini amaçladığından kamu yararına

yöneliktir. Bu nedenle itiraz konusu ibare, Anayasa’nın 35. maddesindeki

mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabileceğine ve 41.

maddesindeki ailenin korunmasına ilişkin hükümlerine uygundur. Bununla

birlikte, düzenlemenin temel haklara ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup

olmadığının da incelenmesi gerekir.

22. Diğer şartların gerçekleşmesine rağmen itiraz konusu

ibare uyarınca altsoyunun açık muvafakati olmaksızın ergin kişilerin evlat

edinilememesi, evlât edinenin bireysel tercihine bir sınırlandırma

getirmektedir. Ancak evlât edinmenin, aile hukukuna özgü nitelikte ve mahkeme

kararıyla gerçekleşen soybağı ilişkisinin kurulmasını sağlaması göz önüne

alındığında, bu kamusal işlemin doğrudan kendi özerklik alanıyla sınırlı bir

tasarruf olmadığı bir gerçektir. İtiraz konusu ibare, mülkiyet hakkına keyfi

ya da hakkın özüne dokunacak bir sınırlama getirmemekte, temel hakkın

kullanımını ortadan kaldırmamakta veya güçleştirmemektedir. Bu nedenle

öngörülen şart, mülkiyet hakkı için sınırlı ve ölçülüdür. İtiraz konusu

ibaredeki şartın gerçekleşmemesi nedeniyle evlât edinemeyenin, saklı payları

gözeterek malvarlığını, evlât edinmek istediği kişiye vasiyet etmesine ve ona

bakıp gözetmesine bir engel de bulunmamaktadır.

23. Diğer taraftan, Anayasa’nın 41. maddesinin öngördüğü ailenin korunmasına yönelik Devlete yüklenen sorumluluğu yerine getiren düzenlemenin birey hakları ile kamu yararı arasında açık bir dengesizlik yarattığı da söylenemez. Dolayısıyla itiraz konusu ibare, alt soyun muvafakati olmaksızın evlât edinilmesine engel olarak ailenin huzur ve refahını koruduğundan, alt soyun muvafakatinin gerekliliği şartının bu açıdan da ulaşılmak istenen amaç ile orantılı ve amacı gerçekleştirmeye elverişli olduğu açıktır.

24. Açıklanan nedenlerle kural, “ergin” ibaresi yönünden Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

25. Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

IV- HÜKÜM

22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 313. maddesinin birinci fıkrasının, 3.7.2005 tarihli ve 5399 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birinci cümlesinde yer alan;

A- “Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle…” ibaresine ilişkin esas incelemenin “ergin” ibaresi yönünden sınırlı olarak yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE,

B- “Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle…” ibaresinin “ergin” ibaresi yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

23.11.2016 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

KARŞIOY YAZISI

1. İtiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvuran Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesince, Türk Medeni Kanunu’nun 313. maddesinin 5399 sayılı Kanunla değişen birinci cümlesinde yer alan “Evlat edinenin alt soyunun açık muvafakatiyle…” ibaresinin, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istenmiştir. Anayasa Mahkemesi, konuyu, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 41. maddeleri yönünden de incelemiştir.

2. Karara, öncelikle evlat edinme suretiyle soybağı tesisine

ilişkin kuralın, Anayasa’nın 17. maddesi yönünden incelenmemiş olması nedeniyle

katılmamaktayım. Her ne kadar evlat edinme tasarrufu aynı zamanda Anayasal

koruma altındaki bir kurum olan aileyi düzenleyen hukuk disiplini içinde kalsa

ve malvarlığı ile miras haklarını ilgilendirse de soybağı aynı zamanda kişinin,

Anayasa’nın 17. maddesinde güvencesini bulan “Maddi ve manevi

varlığını geliştirme hakkı” kapsamındadır. Nitekim, Türk Medeni

Kanunu’nun 303. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılan davada

Anayasa Mahkemesi, E:2010/71, K:2011/143 sayılı kararıyla, soybağını

Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında görmüş ve babalık davalarında dava açma

süresini aşırı biçimde sınırlayan ikinci fıkra hükmünü Anayasa’nın 2., 17. ve

36. maddelerine aykırı olması nedeniyle iptal etmiştir.

3. Konunun, miras hukukuna ilişkin sonuçları ve evlat edinenin mirasçılarına kalacak olan malvarlığı hakları bakımından, Anayasa’nın 35. maddesi çerçevesinde de değerlendirilmesi kuşkusuz hayatın gerçeklerine uygun ise de her şeyin mal ve mal paylaşımı noktasından değerlendirilmesi doğru olmadığı kadar ahlaki ve insani değerlere de aykırıdır. Altsoy, murisin ölümünü tabir caizse akbabalar gibi bekleyen ve kalacak ziyafete başkasının ortak olmasını asla kabul etmeyen kişiler olarak kabul edilmemelidir.

4. Öte yandan, evlat edinmek isteyen herkesin malı mülkü olmayabileceği, hatta borcu olabileceği gibi, salt manevi nedenlerle kişinin bir ergini evlat edinmek istemesi de mümkündür. Bir an için, hiçbir taşınmazı ve kıymetli malı olmayan, salt emekli maaşıyla geçinen ve kirada oturan bir emekli öğretmenin, bütün gayretlerine rağmen okumayan ve kendisini hayal kırıklığına uğratan öz çocuklarının yanısıra, yine kendi yetiştirdiği ve sporda, sanatta veya diğer bir alanda temayüz etmiş olan yeğenini evlat edinerek kendi soyadını başarılı bir insanda devam ettirmek istediğini farzedelim: Altsoy, sırf sübjektif ve iyi niyetten uzak saiklerle, bu tasarrufu engelleyebilecektir.

5. Anayasa’nın 41. maddesinde ailenin korunması için Devlete verilen görev, aile bireyleri arasında güveni, korumayı, uzlaşmayı, hoşgörüyü ve paylaşmayı üstün tutacak şekilde düzenlemeler yapılması şeklinde anlaşılmalıdır. İptali istenen kural, evlat edinmek isteyenin iradesini alt soyun onayına tabi tutarak şeklen aileyi korur gibi görünse de aslında bu amacı gerçekleştirmeye elverişli değildir. Çünkü evlat edinme işlemi evlat edinen ile altsoyu arasında rıza ile gerçekleştirilemiyorsa, alt soyun izin vermemesinin aileyi korumak bir yana küskünlük hatta açıkça husumete yol açması da muhtemeldir.

6. Konuya Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı yönünden bakıldığında yasa koyucunun, evlat edinenin istediği bir ergini evlat edinmede altsoyunun istek ve haklarını tamamen hiçe sayarak keyfince karar vermesini önlerken, çoğu kere hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilecek şekilde evlat edinmeyi altsoyun iznine bağlamak suretiyle altsoyun iradesine mutlak bir üstünlük vermek arasında makul ve dengeli bir düzenleme yapması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

7. Kuralın düzenlediği konuda gerek evlat edinenin gerek altsoyun Anayasa’nın 35. ve 41. maddelerinden doğan hakları yanında Anayasa’nın 17. maddesinden kaynaklanan hakları da vardır. Bu haklar arasında adil ve makul bir denge kurulması gerekmektedir. Ancak, iptali istenen kural bu bahiste evlat edinenin Anayasa’nın 17. maddesinden kaynaklanan hakları ile altsoyun yine Anayasa’nın 17. maddesinden kaynaklanan hakları arasında bir dengeleme yapmaksızın sadece altsoyu himaye etmekle, ölçüsüz bir düzenleme getirmektedir.

8. Hayatın her halinin yasa ile düzenlenmesine imkan bulunmadığı, her somut olayın hakkaniyete uygun çözümünün öngörülemeyeceği düşünüldüğünde, yapılacak adil ve makul bir düzenlemede ihtilaf vukuunda yargının karar vermesi imkanını açık tutmak normal olacaktır. Ancak iptali istenen kuraldaki kesinlik, buna imkan vermemektedir.

9. Sonuç olarak Anayasa’nın 41. maddesindeki amaçlara uygun olmayan ve 17. maddesindeki kişilik haklarını gözetmeyen kuralın anılan maddelere aykırılığı nedeniyle iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Üye Osman · Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi, E. 2016/46, K. 2016/178, 23 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu: 22.11.2001
  4. Olay
  5. I- İptali İstenilen Kanun Hükmü
  6. Iı- İlk İnceleme
  7. Iıı- Esasın İncelenmesi
  8. Özgüldür
  9. Kömürcü
  10. Necipoğlu
  11. M. Emin KUZ
  12. Gökcan
  13. Karşıoy Yazısı
  14. Hakyemez
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2016/46
Karar No
2016/178
Tarih
23 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2016/170 K.2016/163
  • AYM Norm Denetimi E.2016/173 K.2016/166
  • AYM Norm Denetimi E.2016/171 K.2016/164
  • AYM Norm Denetimi E.2016/177 K.2016/170
  • AYM Norm Denetimi E.2016/175 K.2016/168
  • AYM Norm Denetimi E.2016/184 K.2016/174

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.