İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2017/27 K.2017/117

3. Dairesi

Esas2017/27Karar2017/117Tarih12 Temmuz 2017Okuma25 dk · 4.914 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
12 Temmuz 2017
Esas Sayısı
2017/27
Karar Sayısı
2017/117
R.G.Tarih-Sayısı
22.9.2017 - 30188
İtiraz yoluna başvuran
Sayıştay
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.914 kelime·25 dk okuma·17 bölüm

3. Dairesi

İTİRAZIN KONUSU: A. 21.9.2006 tarihli ve 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu’nun 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,

B. 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 11. maddesinin birinci fıkrasının, 12.7.2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle değiştirilen (c) bendinin “Mesleki Yeterlilik Kurumu” yönünden,

Anayasa’nın 49., 53., 54. ve 55. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY

Meslekî Yeterlilik Kurumu personeline fazla ödeme yapılması nedeniyle oluşan kamu zararının sorumlulardan tahsili yönünde düzenlenen rapor üzerine yapılan yargılamada, sorumluların Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme, itiraz konusu kuralların iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ İLE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

KURALI

1. 5544 sayılı Kanun’un 25. maddesinin itiraz konusu (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Malî haklar

MADDE 25- (1) Başkan, yönetici personel ve diğer personelin ücret, malî ve sosyal hakları; bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.”

2. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) ek 11. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu (c) bendi şöyledir:

“c) (Değişik: 12/7/2013-6495/73

md.) Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta

Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk

Standardları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajansları ve Mesleki Yeterlilik

Kurumu kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel

sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personeline, ilgili

mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret,

prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad

altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar

kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı;

genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür

yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı,

uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında

kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında

yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 9.2.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, bir davaya

bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun

hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya

taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına

varması durumunda, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya

yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir

davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması

gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde

ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da

olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

3. Başvuran Mahkeme, 5544 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptali ile 375 sayılı KHK’nın ek 11. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin “Mesleki Yeterlilik Kurumu” yönünden iptalini talep etmiştir.

4. 5544 sayılı Kanun’un 25. maddesinin itiraz konusu (1) numaralı fıkrası, Meslekî Yeterlilik Kurumu Başkanının, yönetici personelinin ve diğer personelinin ücret, malî ve sosyal haklarının; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirleneceğini düzenlemektedir.

5. Başvuran Mahkemede görülmekte olan dava ise Meslekî Yeterlilik Kurumu personeline, anılan kuralda belirtilen sınırdan fazla ödeme yapılması nedeniyle oluşan kamu zararının sorumlulardan tahsili yönünde düzenlenen rapor üzerine yapılan yargılamaya ilişkindir. Bu itibarla, 5544 sayılı Kanun’un 25. maddesinin itiraz konusu (1) numaralı fıkrasının “Başkan, yönetici personel ve diğer personelin ücret, malî ve sosyal hakları;…” ve “…Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.” bölümü, bakılmakta olan davada uygulanacak kural değildir. Bu nedenle, belirtilen bölüme yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

6. 375 sayılı KHK’nın ek 11. maddesinin birinci fıkrasının itiraz

konusu (c) bendinde ise Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor

Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve

Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standardları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma

ajansları ve Meslekî Yeterlilik Kurumu kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya

yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel

sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personeline,

ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim,

zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında

olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında

yapılan bütün aynî ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarının; genel

müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı

ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı, uzman

unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna

bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması

öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemeyeceği hükme

bağlanmıştır.

7. İtiraz konusu KHK kuralı, Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standardları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajansları ve Meslekî Yeterlilik Kurumu kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personelini kapsamaktadır.

8. 5544 sayılı Kanun’a bağlı “İHDAS EDİLEN POZİSYONLAR CETVELİ” ile bakılmakta olan davadaki yargılamaya esas rapor gözetildiğinde davaya konu fazla ödemenin, 375 sayılı KHK’nın itiraz konusu kuralında belirtilen unvanlardan yalnızca “uzman unvanlı meslek personeli”ne yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

9. Bu itibarla, KHK kuralında yer alan “Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standardları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajansları ve…”, “…genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile…” ve “… genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı,…” ibarelerinin uyuşmazlıkta uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle, söz konusu ibareler yönünden başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

10. Açıklanan nedenlerle;

A. 21.9.2006 tarihli ve 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu’nun 25. maddesinin;

1. (1) numaralı fıkrasında yer alan “…bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla,…” ibaresinin esasının incelenmesine,

2. (1) numaralı fıkrasının kalan bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bölüme yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 11. maddesinin birinci fıkrasının, 12.7.2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle değiştirilen;

1. (c) bendinde yer alan “Türk Akreditasyon Kurumu Genel

Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli

İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standardları

Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajansları ve…”, “…genel müdür, genel

sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile…” ve “… genel müdür ve genel

sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı

ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı,…” ibarelerinin,

itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı

bulunmadığından, bu ibarelere yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği

nedeniyle REDDİNE,

2. (c) bendinin kalan bölümünün esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

11. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Volkan HAS tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü ile KHK kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

12. Başvuru kararında

özetle; Meslekî Yeterlilik Kurumu (MYK) personelinin iş hukuku mevzuatına tabi olarak istihdam edildiği,

MYK personeline yapılacak ödemelerde üst sınır öngörülmesi sebebiyle itiraz konusu kuralların, toplu iş

sözleşmesi hükümleri ve Yüksek Hakem Kurulu kararları uyarınca

sağlanan malî ve sosyal haklardan MYK personelini mahrum bıraktığı, öte

yandan 375 sayılı KHK’da yer alan kuralla personelin malî ve sosyal haklarında,

MYK’da istihdam edilme tarihine göre farklılaştırma yaratıldığı, aynı unvanlı

personelin farklı ücret statülerine tabi olduğu, bu durumun ise çalışma

barışını bozduğu ve ücrette adaletsizliğe yol açtığı belirtilerek kuralların,

Anayasa’nın 49., 53., 54. ve 55. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

13. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniyle kurallar, Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.

14. İtiraz konusu kurallar,

5544 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…bakanlık genel

müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla,…” ve 375

sayılı KHK’nın ek 11. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin “…Mesleki

Yeterlilik Kurumu kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan … uzman

unvanlı meslek personeline, ilgili

mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat,

ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun

yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün

ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; … uzman unvanlı meslek personeli

için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile

sosyal hak ve yardımlar kapsamında

yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez.” bölümü olup anılan bölüm, “Mesleki

Yeterlilik Kurumu” yönünden incelenmektedir.

15. İtiraz konusu Kanun hükmü, MYK Başkanının, yönetici

personelinin ve diğer personelinin, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun

onayı ile belirlenen ücret, malî ve sosyal haklarına bir üst sınır öngörmekte

ve bu hakların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Genel Müdürüne yapılan

ödemeleri aşmaması gerektiğini belirtmektedir. İtiraz konusu KHK kuralı da MYK

kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan uzman unvanlı meslek

personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret,

ek ücret, prim, zam, tazminat,

ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun

yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün

aynî ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarının, Başbakanlık

uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve

yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net

tutarını geçemeyeceğini hükme bağlamaktadır.

16. MYK’da görevli uzman unvanlı meslek personeline yapılacak bütün aynî ve nakdî ödemeler yönünden KHK kuralı ile getirilen üst sınır, KHK kuralında değişiklik öngören yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra MYK kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan uzman unvanlı meslek personeli bakımından geçerli iken yürürlük tarihinden önce atanmış bulunan uzman unvanlı meslek personelini kapsamamaktadır.

17. Anayasa’nın 49. maddesinde, çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu, Devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Anayasa’nın “Ücrette adalet sağlanması”başlıklı 55. maddesinde de “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.” denilmektedir.

18. Anayasa’nın 51. maddesinde güvenceye bağlanan sendika hakkı, demokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçasıdır. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğüdür. Bu özgürlük, bireylere topluluk hâlinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendika hakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olarak görülmektedir.

19. Sendika hakkı, çalışanların ve çalıştıranların sadece istedikleri sendikaları kurmaları ve bunlara üye olmaları yolunda bir hakla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda oluşturdukları tüzel kişiliklerin varlığının ve bu tüzel kişiliklerin kendine özgü faaliyetlerinin de garanti altına alınmasını içermektedir. Üyelerinin ekonomik ve sosyal ortak menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla kurulan sendikalar ve bunların üst kuruluşlarının, iş uyuşmazlığı çıkarması, toplu görüşme ve toplu iş sözleşmesi yapması, grev ve lokavt kararı vermesi ve uygulaması da sendika hakkının gereklerindendir.

20. Anayasa, sendika hakkının bir unsuru olan toplu iş sözleşmesi hakkını, 53. maddede özel olarak düzenlemiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında, “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” denildikten sonra devamındaki fıkrada, “Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

21. Anayasa’nın 53. maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmemiştir. Ancak toplu iş sözleşmesi hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğünden Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülen sınırlama nedenlerinin toplu iş sözleşmesi hakkı yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekir. Buna göre, toplu iş sözleşmesi hakkının, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanması mümkündür.

22. Anayasa’nın 54. maddesinde, toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin grev hakkına sahip oldukları, grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği, grev ve lokavtın yasaklandığı veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kurulunca çözüleceği, uyuşmazlığın her safhasında tarafların da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilecekleri, Yüksek Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olduğu belirtilmiştir.

23. MYK hizmetlerinin, iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütüleceğini, MYK personelinin, emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olduğunu öngören 5544 sayılı Kanun’un 24. maddesi göz önünde bulundurulduğunda MYK personelinin işçi statüsünde bulundukları ve toplu iş sözleşmesi ile grev haklarına sahip oldukları açıktır.

24. Toplu iş sözleşmesi hakkı, işçilere, üyesi bulundukları sendikalar aracığıyla işverenle karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla görüşme ve anlaşma yapabilme yetkisi tanıyan sendikal bir haktır. MYK personeline verilebilecek ücret, malî ve sosyal haklar yönünden itiraz konusu kurallarla üst sınırların belirlenmesi, norm alanını daralttığı için sendika özgürlüğünün birer parçası olan toplu iş sözleşmesi ve grev haklarına müdahale niteliği taşımaktadır.

25. Kanun’un 3. maddesi uyarınca MYK’nın, kamu tüzelkişiliğini

haiz, idari ve malî özerkliğe sahip, özel bütçeli, Çalışma ve Sosyal Güvenlik

Bakanlığının ilgili kuruluşu, bu itibarla kamu gelirlerinden harcama yapma

yetkisi verilen bir kamu idaresi olması karşısında itiraz konusu kuralların

kamusal harcamaları sınırlandırmak, bütçe disiplinini ve bu suretle kamu

yararını sağlamak ve başkalarının hak ve özgürlüklerini

korumak amacına hizmet ettiği açıktır. Nitekim MYK’nın harcamaları, aynı

amaç doğrultusunda, Sayıştay denetimine tabi kılınmıştır. Kanun koyucunun,

çalışan personele yapılacak ödemelerin üst sınırını belirlerken, hizmetin

niteliği ve niceliğinin yanı sıra ülkenin ekonomik ve malî kaynaklarını

gözeterek tavan belirlemesi takdir yetkisi içindedir.

26. Bununla birlikte, bir düzenlemenin kamu yararına yönelik olarak yapılmış olması, onun Anayasa’ya uygunluğu bakımından tek başına yeterli değildir. Temel hak ve hürriyetler bakımından meşru amaçla getirilen sınırlamalar Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen ölçütlere aykırı olamaz. Bu anlamda itiraz konusu kurallar yönünden kanun koyucunun, çalışan personele yapılacak ödemelerin üst sınırlarını belirleme yetkisinin Anayasa’nın 13. maddesine aykırılık taşımaması gerekir.

27. Temel hak ve özgürlükler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dokunulamayacak “öz”, her temel hak ve özgürlük açısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi surette güçleştirip, amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir.

28. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka deyişle, öze dokunan sınırlamalar, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkelerine evleviyetle aykırı olacağından, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalar yönünden “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkeleri bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

29. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönünden gözetilmesi öngörülen “demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikle ilgili hak yönünden getirilen sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendilerini göstermelerini gerektirmektedir. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri”nden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.

30. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda dikkate alınması gereken bir diğer ilkedir. Demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri, iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın, demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte, başka bir ifadeyle öngörülen kamu yararı amacını gerçekleştirmekle birlikte, temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.

31. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile sınırlama araçları arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple, kuralın hedeflenen amaca ulaşabilmek için elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.

32. Belirtilen nitelikleri gereği, Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, “temel hak ve hürriyetlerin özü”, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük ilkesi” kavramları, bir bütünün parçaları olup, “demokratik bir hukuk devleti”nin özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütleri oluşturmaktadır.

33. İtiraz konusu kurallarla öngörülen üst sınırlar gözetilmek kaydıyla ücret, malî ve sosyal haklarla ilgili konular da dâhil olmak üzere toplu iş sözleşmesinin içerdiği tüm konularda toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının kullanılmaya devam edilebilmesi karşısında, toplu iş sözleşmesi veya grev neticesinde elde edilebilecek ücret, malî ve sosyal haklar yönünden belirli bir ölçü ve denge gözetilerek üst sınırların belirlenmesi, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını ortadan kaldıran veya onları kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olarak nitelendirilemez.

34. Merkezi yönetim bütçesi kapsamında yer alan, özel bütçeli bir kamu kuruluşu olan MYK’nın personeline ücret, malî ve sosyal haklar kapsamında yapılacak ödemeler yönünden üst sınırlar belirlenmesi suretiyle kamusal kaynakların etkili ve verimli kullanılmasının, kamusal harcamaların kısıtlanmasının, bütçe disiplininin sağlanmasının ve bu suretle kamu yararının gerçekleştirilmesinin amaçlandığı gözetildiğinde, söz konusu sınırlamaların, “demokratik toplum düzeninin gerekleri”ne aykırılık taşımadığı açıktır.

35. Diğer yandan, getirilen sınırlamaların toplu iş sözleşmesinde yer alan konulardan sadece biri olan ücret, malî ve sosyal haklara ilişkin olması, buna karşılık toplu iş sözleşmesine konu olabilecek diğer alanların tamamında ve öngörülen üst sınırlar aşılmamakkaydıyla ücret, malî ve sosyal haklarda da toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını kullanma imkânının devam etmesi nedeniyle, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarına yapılan müdahalenin, ölçülü olduğu ve çalışanlara aşırı bir külfet yüklemediği sonucuna ulaşılmaktadır.

36. Ayrıca, MYK’da görevli uzman unvanlı meslek personeline

yapılacak bütün aynî ve nakdî ödemeler yönünden üst sınır öngören itiraz konusu

KHK kuralının, aynı veya benzer kadrolarda olup farklı kurumlarda görev

yapanlar arasındaki ücret dengesizliğini gidermeye yönelik olduğu

anlaşılmaktadır. Nitekim, itiraz konusu kuralın temelini oluşturan 666 sayılı

KHK’nın gerekçesinde düzenlemenin amacı şu şekilde açıklanmıştır: “Kamu

görevlilerine mali haklar kapsamında değişik adlar altında ve farklı tutarlarda

ilave ödemeler yapılması, aynı veya benzer kadrolarda görev yapan kamu

görevlileri arasında maaş farklılıklarına neden olmuştur. Ayrıca bazı kamu

idarelerinde çeşitli statülerde personel istihdam edilmesi ve bazı kamu

idarelerine mali hak tespitine yönelik verilmiş olan yetkiler genel ücret

dengelerini bozmuştur… Bu Kanun Hükmünde Kararname ile; kapsama giren kamu

kurum ve kuruluşlarındaki tüm kurumsal ek ödemeler kaldırılarak tek bir ek

ödeme sistemi getirilmekte ve farklı kurumlarda aynı hizmet sınıfında, aynı

veya benzer unvanlı kadrolarda çalışan kamu görevlilerinin aynı tutarda ek

ödemeden yararlandırılmaları sağlanmaktadır./… Yapılan düzenlemeler ile kamu

görevlilerinin mali hakları açısından mevcut adaletsizliklerin giderilmesi

amaçlanmakta, mevcut çalışanların mali haklarında herhangi bir azalma ve mevcut

statülerinde herhangi bir değişiklik öngörülmemektedir.” Dolayısıyla

çalışanlar arasında var olan ücret dengesizliğinin giderilmesi amacıyla kabul

edilen kuralın, kamu yararına aykırı olduğu söylenemez. Kanun koyucunun, kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla

çalışanların ücret politikasında geleceğe dönük olarak değişiklik

yapmasında Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Nitekim aksi düşüncenin

kabulü, çalışanların ücret politikalarında hiçbir zaman idarece değişiklik

yapılamayacağı sonucunu doğurur ki bu, idari fonksiyonun değişkenliği

karşısında mümkün değildir.

37. Öte yandan MYK personeli, hangi hak ve yükümlülüklere

sahip olduklarını önceden bilerek ve kendi rızaları ile çalışmaya

başlamaktadır. Bir başka ifadeyle, MYK Yönetim Kurulunun kararı ve Genel

Kurulun onayı ile belirlenen ücret, malî ve sosyal hakların Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı Genel Müdürüne yapılan ödemeleri aşamayacağının, MYK kadro

ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan uzman unvanlı meslek

personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü aynî ve nakdî ödemelerin

bir aylık toplam net tutarının, Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna

bağlı olarak yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını

geçemeyeceğinin, görevi kabul eden MYK personelince işe girme öncesinde

bilindiği açıktır. Bu anlamda, MYK personelinin ücret, malî ve sosyal hakları

yönünden itiraz konusu kurallarla öngörülen sınırlamaları bilmedikleri söylenemez. Herhangi bir zorlama olmadan,

serbest iradeleriyle bu şartlarda

çalışmayı kabul etmeleri karşısında MYK personelinin ücret, malî ve sosyal

hakları yönünden üst sınırların

belirlenmiş olması, Devletin, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal

yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne

bir aykırılık oluşturmadığı gibi ülkenin ekonomik ve malî kaynakları, kamu

yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alınarak ilk defa veya yeniden atanacak

olan MYK uzmanları yönünden geçerli olacak, aynî ve nakdî

ödemelere ilişkin yeni bir düzenleme yapılmasının da Devletin, çalışma barışını

sağlamak için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüyle bağdaşmayan bir yönü

bulunmamaktadır.

38. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13., 49., 53., 54. ve 55. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.

39. Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN ile Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

A. 21.9.2006 tarihli ve 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu’nun 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla,…” ibaresinin,

B. 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek

11. maddesinin birinci fıkrasının, 12.7.2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un

73. maddesiyle değiştirilen (c)

bendinin “…Mesleki Yeterlilik Kurumu kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden

atanan … uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her

türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla

çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer

ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî

ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; … uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında

kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar

kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını

geçemez.” bölümünün “Mesleki Yeterlilik Kurumu” yönünden,

Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN ile Rıdvan GÜLEÇ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 12.7.2017 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

KARŞIOY GÖRÜŞÜ

1. İtiraz konusu kurallar, 5544 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla,…” ve 375 sayılı KHK’nın ek 11. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde bulunan “…Mesleki Yeterlilik Kurumu…” ibareleridir.

2. Bu kurallarda Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Başkanının,

yönetici personelinin ve diğer personelinin, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel

Kurulun onayı ile belirlenen ücret, malî ve sosyal haklarına bir üst sınır

öngörülmekte ve bu hakların bakanlık (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı)

genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmaması gerektiği ifade edilmektedir. İtiraz

konusu KHK kuralı da MYK kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan

uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü

maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma

ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile

sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir

aylık toplam net tutarının, Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı

olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen

ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemeyeceğini hükme bağlamaktadır.

3. MYK hizmetlerinin, iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütüleceğini, MYK personelinin, emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olduğunu öngören 5544 sayılı Kanun’un 24. maddesi göz önünde bulundurulduğunda MYK personelinin işçi statüsünde bulundukları ve toplu iş sözleşmesi ile grev haklarına sahip oldukları açıktır.

4. Anayasa’nın 51. maddesinde güvenceye bağlanan sendika hakkının önemli bir boyutunu toplu görüşme ve toplu sözleşme yapmak oluşturmaktadır. Anayasa, sendika hakkının bir unsuru olan toplu sözleşme hakkını, 53. maddede özel olarak düzenlemiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında, “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” denilmektedir.

5. Anayasa’nın 54. maddesinde, toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin grev hakkında sahip oldukları, grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği, grev ve lokavtın yasaklandığı veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kurulunca çözüleceği, uyuşmazlığın her safhasında tarafların da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilecekleri, Yüksek Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olduğu belirtilmiştir.

6. Toplu iş sözleşmesi hakkı, işçilere, üyesi bulundukları sendikalar aracığıyla işverenle karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla görüşme ve anlaşma yapabilme yetkisi tanıyan sendikal bir haktır. MYK personeline verilebilecek ücret, malî ve sosyal haklar yönünden itiraz konusu kurallarla üst sınırların belirlenmesi sendika özgürlüğünün birer parçası olan toplu iş sözleşmesi ve grev haklarına müdahale niteliği taşımaktadır.

7. Temel hak ve hürriyetler bakımından meşru amaçla getirilen sınırlamalar Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen ölçütlere aykırı olamaz. Bu anlamda itiraz konusu kurallar yönünden kanun koyucunun, çalışan personele yapılacak ödemelerin üst sınırlarını belirleme yetkisinin Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen ölçülülük ilkesine ve demokratik toplum düzeni gereklerine aykırılık taşımaması şarttır.

8. Demokratik toplum düzeninin gerekleri ölçütü ilgili

sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacı

giderilmesi gerektiğini ifade etmektedir. İlgili

kurallardaki zorlayıcı toplumsal ihtiyaç, çoğunluk görüşüne

göre “kamusal kaynakların etkili ve verimli kullanılmasının, kamusal harcamaların

kısıtlanmasının, bütçe disiplininin sağlanmasının ve bu suretle kamu

yararının” gerçekleştirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu kurallar yukarıda

belirtilen hedeflerin gerçekleşmesine bir katkı yapmakla birlikte bunun

gerektirdiği fedakarlığı ve maliyeti tek başına MYK çalışanlarına yüklemek,

anayasanın tanıdığı bir temel hakkı kullanmalarından dolayı onları neredeyse

bir yaptırıma tabi tutmakla eşdeğer anlam taşımaktadır. Bildiğim kadarıyla iş

kanununa tabi olupta serbest toplu pazarlık sisteminde ücretlerin üst düzeyinin

devlet tarafından tek taraflı sınırlandırıldığı başka bir grup çalışan yoktur.

9. İtiraz konusu kurallar toplu iş sözleşmesi ve grev

haklarını ortadan kaldıran veya onları kullanılamayacak ölçüde sınırlayan

düzenlemeler içermemekle birlikte demokratik toplum düzeni gerekleri ölçütü

açısından ilgili hakka getirilen sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir

niteliğinde olmadığını ve başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en

son önlem olarak da nitelendirilemeyeceğini rahatlıkla

söyleyebiliriz. Getirilen düzenlemeler anayasada güvence altına alınan

toplu sözleşme özerkliğine demokratik toplum düzeninin gerçekleştirilmesi ve

sürdürülmesi bakımından hiç de gerekli olmayan sınırlamalar getirmektedir.

Kurallarla amaçlanan kamu yararı hak öznelerinin ilgili hakkını daraltmadan

yasa koyucu tarafından başka şekillerde sağlanabilir.

10. Anayasa’nın 53. maddesinin son fıkrasında, toplu sözleşme

hakkının kapsamının, istisnalarının, toplu sözleşmeden yararlanacakların, toplu

sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğünün kanunla düzenleneceği

belirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmemiştir. Ancak

toplu sözleşme hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğünden

Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülen

sınırlama nedenlerinin toplu sözleşme hakkı yönünden de geçerli olduğunun

kabulü gerekir. Buna göre, toplu sözleşme hakkının, millî güvenlik, kamu

düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla

sınırlanması mümkündür. Bununla birlikte serbest toplu sözleşme düzenine

yönelik itiraz konusu kurallarla getirilen sınırlamaların yukarıda sayılan

sınırlama nedenlerinden kaynaklanmadığı da son derece açıktır.

11. Devletin tek taraflı olarak müzakere edilebilecek konuları belirlemesi ve bunlarla ilgili çeşitli sınırlamalar getirmesi serbest toplu sözleşme sisteminin ruhuna ve özerk yapısına uymamaktadır. Nitekim ILO Sendika Özgürlüğü Komitesi de bu durumun 98 sayılı ILO Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesiyle (özellikle 4. maddesiyle) bağdaşmadığını teyit etmiştir.[1] Komite, toplu pazarlık konusu olan ücretlere bir üst sınır konulabileceğini ama bunun ekonomik istikrar politikaları çerçevesinde gerekli olması, istisnai bir nitelik taşıması ve makul bir süreyi aşmaması hususlarına dikkat çekmiştir.[2] İtiraz konusu kurallar bu özelliklerin hiçbirini taşımamaktadır.

12. Sonuç itibarıyla dava konusu kuralların Anayasa’nın 13., 53. ve 54. maddelerine aykırı olduğu düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

KARŞIOY

GEREKÇESİ

İtiraz yoluyla, 5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanununun 25. Maddesinin birinci fıkrası ile, 375 sayılı KHK’nın 6495 sayılı Kanunun 73. maddesiyle değiştirilen ek 11. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi’nin iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Kanunla kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumu, ulusal ve uluslararası alanda mesleki standartları ve mesleki yeterlilik esaslarını belirlemek amacıyla kurulan ve kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek üzere teşkilatlandırılan bir kamu tüzel kişisidir.

Mahkememiz çoğunluk gerekçesinde de belirtildiği üzere Kurum kamu

tüzelkişiliğini haiz olmakla birlikte, idari ve mali özerkliğe sahip olup, tüm

personeli özel hukuk hükümlerine tabi kılınmıştır. Yöneticiler de dahil,

çalıştırılan personel işçi statüsünde ve personelin özlük hakları da özel hukuk

(iş hukuku) hükümlerine tabi kılınmıştır (5544/m.24). Dolayısıyla çalıştırılan

personel, Anayasanın 128. maddesinde sözü edilen "memur veya diğer kamu

görevlisi" statüsünde değildir. Personel iş akdi ile istihdam edilmekte ve

uyuşmazlıklar da İş Kanunu ve ilgili mevzuata göre çözümlenmektedir. Buna

karşın, iptali istenilen kurallar ile toplu iş sözleşmesi hakkı ve ücrette

adalet hakkına aykırılık oluştur biçimde ölçüsüz bir sınırlama getirilmiştir.

Anayasanın 53. maddesi uyarınca işçiler ve işverenler, ekonomik ve

sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş

sözleşmesi yapma hakkına sahiptir. Hatta aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca

memurlar ve diğer kamu görevlileri de bu hakka sahip kılınmıştır. Toplu iş

sözleşmesiyle ilgili uyuşmazlıkları çözümleme konusunda da Anayasa ile Kamu

Görevlileri Hakem Kurulu ve grev-lokavt hakkı uyuşmazlıkları konusunda da

Yüksek Hakem Kurulu görevlendirilmiştir. Bu hakların Anayasada belirtilen veya

niteliğinden kaynaklanan nedenlerle sınırlandırılması söz konusu olabilir ise

de sınırlamanın Anayasanın 13. maddesi uyarınca demokratik toplumda gerekli ve

ölçülü bulunması zorunludur. Anayasada toplu iş sözleşmeleri için kabul edilen

bir hukuk düzeni varken, iptali istenilen kuralla bu Anayasal düzeni işlevsiz

bırakır düzeyde getirilen sınırlama, Kurum personelinin haklarına müdahale

niteliğindedir.

Kanunla işçi niteliği tanınan ve iş akdi ile istihdam edilen personelin, diğer işçilere getirilmeyen ve hatta diğer kamu tüzel kişilerinde istihdam edilen işçi statüsünde çalışanlar için de geçerli olmayan özel bir sınırlama hükmüne ölçüsüzce tabi kılınması, demokratik toplumda gerekli olmadığı gibi, Anayasanın 55. maddesinde belirtilen ücrette adalet hak ve ilkesine de aykırılık ve ölçüsüz bir müdahale oluşturmaktadır. Bu hukuki gerekçeler dolayısıyla kuralların iptali gerektiği düşüncesinde olduğumdan, farklı oy kullanmış bulunmaktayım.

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

[1] Freedom of association - Digest of decisions and principles of the Freedom of Association Committee of the Governing Body of the ILO. Fifth (revised) edition, 2006, http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---ed_norm/---normes/documents/publication/wcms_090632.pdf, §§ 912, 919, erişim tarihi 15 Temmuz 2017.

[2] Freedom of association - Digest of decisions and principles of the Freedom of Association Committee of the Governing Body of the ILO. Fifth (revised) edition, 2006, http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---ed_norm/---normes/documents/publication/wcms_090632.pdf, §§ 1024, 1030, erişim tarihi 15 Temmuz 2017.

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2017/27, K. 2017/117, 12 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. I. İptali İstenen Kanun Hükmü İle Kanun Hükmünde Kararname
  5. Kuralı
  6. II. İlk İnceleme
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. İtirazın Gerekçesi
  9. B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  10. Özgüldür
  11. Kömürcü
  12. Akıncı
  13. M. Emin KUZ
  14. Gökcan
  15. Karşıoy Görüşü
  16. Hakyemez
  17. Karşıoy
  18. Gerekçesi
  19. Gökcan
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/27
Karar No
2017/117
Tarih
12 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2017/149 K.2017/128
  • AYM Norm Denetimi E.2017/148 K.2017/127
  • AYM Norm Denetimi E.2017/147 K.2017/126
  • AYM Norm Denetimi E.2017/138 K.2017/114
  • AYM Norm Denetimi E.2017/141 K.2017/123
  • AYM Norm Denetimi E.2017/118 K.2017/120

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.