İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2017/47 K.2017/84

Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)

Esas2017/47Karar2017/84Tarih29 Mart 2017Okuma15 dk · 3.000 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
29 Mart 2017
Esas Sayısı
2017/47
Karar Sayısı
2017/84
R.G.Tarih-Sayısı
4.5.2017-30056
İtiraz yoluna başvuran
Pasinler
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.000 kelime·15 dk okuma·11 bölüm

Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)

İTİRAZIN KONUSU

31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen geçici 8. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın 2., 5., 10., 13. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Davacı tarafından açılan sigortalılığın tespiti davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren geçici 8. maddesi şöyledir:

“1479 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri

GEÇİCİ MADDE 8- (Değişik: 17/4/2008-5754/68 md.)

Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlar. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar.

Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu

Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu

Kanunun yürürlük tarihi ile 4/10/2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet

süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden

itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin

tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep

tarihindeki prime esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır

ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma

tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu

süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilen

borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler

sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89 uncu

maddesine göre iade edilir.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 1479 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi gereğince 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre başlatılmış olan icra takipleri anılan Kanun hükümlerine göre takip edilerek sonuçlandırılır.”

II- İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü Arslan, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 1.3.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, mahkemeler,

bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde

kararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri

sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali

için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca

bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince

açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen

kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa

kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya

davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte

bulunan kurallardır.

3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun’un geçici 8. maddesinin, birinci fıkrasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

4. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olan davanın uyuşmazlık konusunu, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen köy ve mahalle muhtarlarının sigortalı sayılması oluşturmaktadır. Kanun’un geçici 8. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ise tarımsal faaliyette bulunanlarla ilgilidir. Dolayısıyla, Kanun’un geçici 8. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi bakılmakta olan davada uygulanacak kural değildir.

5. Açıklanan nedenlerle; 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen geçici 8. maddesinin birinci fıkrasının;

A- İkinci cümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B- Birinci cümlesinin esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III- ESASIN İNCELENMESİ

6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü ve dayanılan Anayasa kuralları ile

bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Anlam ve Kapsam

7. Kanun’un geçici 8. maddesi 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’na ilişkin geçiş hükümlerini düzenlemektedir.

8. Maddenin birinci fıkrasının itiraz konusu kuralı içeren ilk cümlesi, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde Kanun’un yürürlük tarihi olan 1.10.2008 tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmamış olanların, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin Kanun’un yürürlük tarihinden başlayacağını kurala bağlamıştır.

9. Sigortalılığın başlangıcı ile sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlangıcı 5510 sayılı Kanun’un 7. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu anılan düzenlemede sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin ne zaman başlayacağını çalışma ilişkisine göre ayrı ayrı belirlemiştir. Farklı statüdeki çalışanların sigorta hak ve yükümlülüklerinin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür. Söz konusu madde, sigortalılığın başlangıç tarihi bakımından genel düzenleme niteliğindedir.

10. İtiraz konusu kural ise 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerinde belirtilen sigortalılar için geçici 8. maddede özel bir düzenleme getirmiştir. Buna göre, Kanun’un yürürlük tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayanların sigorta hak ve yükümlülükleri Kanun’un yürürlük tarihi olan 1.10.2008’de başlayacaktır.

11. Kanun’un geçici 8. maddesi, 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değişikliğe uğramıştır. Değişiklik öncesi halinde, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce kayıt ve tescil yaptırmamış olanların iki yıl içinde kayıt ve tescil yaptırmamaları durumunda sigortalılık hak ve yükümlülüğünün düşeceği düzenlenmiştir.

12. 1479 sayılı Kanun’un mülga 26. maddesi uyarınca, zorunlu sigortalı sayılanlar sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar.

B- İtirazın Gerekçesi

13. Başvuru kararında özetle, seçim dönemi boyunca köy muhtarlığı

yapanların sırf süre sınırlaması nedeniyle çalıştığı bu sürelerin sigortalıktan

sayılmamasının sosyal bir hukuk devleti olma ilkesiyle çeliştiği, devletin

sosyal güvenlik hakkı gibi temel bir hakkı, süre ile sınırlayarak engel

koymasının devletin temel amaç ve görevleriyle bağdaşmadığı, getirilen başvuru

süresi nedeniyle aynı süre çalışmaları bulunan kişilerden bazılarının daha

erken emekliliğe hak kazanmalarının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu,

Anayasa’nın 60. maddesi gereğince herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip

olduğu, itiraz konusu kural ile sosyal güvenlik hakkına getirilen sınırlamanın

Anayasa’da sayılan bir neden olmayıp itiraz konusu kuralın Anayasa ile güvence

altına alınan sosyal güvenlik hakkının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verdiği

belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 5., 10., 13. ve 60. maddelerine aykırı

olduğu ileri sürülmüştür.

C- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

14. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

15. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin

vazgeçilmez unsurlarından biri kanunların hukuk güvenliğini sağlaması, bu

doğrultuda geleceğe yönelik, öngörülebilir kurallar içermesi gerekliliğidir. Bu

nedenle, hukuk devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarak

kanunlar, yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanırlar.

Kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, kanunlar kamu yararı ve kamu

düzeninin gereği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi

kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay,

işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren kanunların

geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun

genel ilkelerindendir.

16. Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden biri olup, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar ise bu nitelikte değildir. Kanunlarda yapılan değişiklikler kazanılmış hakları etkilemediği ve hukuk güvenliğini zedelemediği sürece bu değişikliklerin hukuk devleti ilkesine aykırı oldukları ileri sürülemez.

17. İtiraz konusu kural 1479 sayılı Kanun’a ilişkin geçiş

hükümlerini düzenlemektedir. 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı

sayılanların anılan Kanun’un mülga 26. maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları

tarihten itibaren üç ay içerisinde kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda

olduklarını belirtmiştir. 5510 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi ile getirilen

düzenleme ile bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescilini

yaptırmayanların, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin Kanun’un yürürlük

tarihinden itibaren başlaması hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte itiraz

konusu kuralın değişiklik öncesi halinde de kayıt ve tescilini yaptırmayanlar

hakkında bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için iki yıllık bir süre

öngörülmüştür. Dolayısıyla, bu kapsamdaki kişiler kendilerine yüklenmiş olan

kayıt ve tescil yükümlülüğünü yerine getirmedikleri için kendileri yönünden

kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş bir kazanılmış hak bulunmamaktadır.

Kaldı ki itiraz konusu kural, belirtilen tarihe kadar kayıt ve tescilini

yaptırmayanları da sosyal sigorta sistemine dahil etmiştir. Belirli bir hakkın

kullanılabilmesi için bir sürenin belirlenmesi hukuk devleti ilkesine aykırılık

oluşturmaz.

18. Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen “kanun önünde eşitlik”

ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli

değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda

bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,

ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda

bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında

eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden

aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,

kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları

gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı

kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

19. Kanun’un geçici 8. maddesi, kanunlar tarafından kendilerine yüklenmiş olan yükümlülükleri süresinde yerine getirmeyenler için bir düzenleme getirmektedir. Yükümlülüklerini yerine getirip kayıt ve tescil yaptıranlar ile yaptırmayanlar aynı hukuki statüde bulunmadıklarından aralarında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.

20. Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa’nın 60. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” denilmektedir. Bu hüküm bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malullük gibi sosyal riskler karşısında asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamayı amaçlamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilerek bu görevin, Devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesi öngörülmektedir.

21. Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin, yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.

22. İtiraz konusu kural, sigortalılık niteliği taşıdıkları halde kayıt ve tescillerini yaptırmadıkları için sigortalılık hak ve yükümlülükleri başlamamış olanların Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren sigortalılık hak ve yükümlülüklerini başlatmak suretiyle sosyal güvenlik hakkından faydalanmalarını sağlamaktadır. Böylece, itiraz konusu kural kapsamındaki sigortalıların geçmiş çalışmaları tümüyle yok sayılmamıştır. Bu bağlamda kuralın, sosyal güvenlik hakkına aykırılık oluşturduğu söylenemez.

23. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 10. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

24. Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.

25. Kural’ın Anayasa’nın 5. ve 13. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV- HÜKÜM

31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen geçici 8. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin, Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 29.3.2017 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

KARŞIOY GEREKÇESİ

İtiraz yoluyla iptali istenen kuralın uygulandığı davada, ilgili 31.3.2004 -29.3.2009 tarihleri arasında Köy muhtarlığı yapmış ve bu sürenin hizmetinden sayılması istemiyle davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK’ya) başvurmuş, bu isteminin reddi üzerine, anılan süreye ilişkin Bağ-Kur sigortalılığının tespiti için SGK ve ilgili köyün bağlı olduğu kaymakamlık aleyhine hukuk davası açmış; itiraz mahkemesi de davada uygulanacak kural olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen Geçici 8. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

İtiraz istemine konu 31.5.2006 tarih ve 5510

sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi “1479 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri”

başlığını taşımakta olup; iptali istenen 1. fıkra, orijinal (ilk) halinde

“2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği

taşıdığı halde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kayıt ve tescilini

yaptırmamış olanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü, bu Kanunun

yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde kayıt ve tescil yaptırmadıkları

takdirde düşer.” şeklinde idi. 5510 sayılı Kanun, yürürlüğe gireceği

1.1.2007 tarihinden itibaren 506, 5434, 1479 sayılı Kanunları yürürlükten

kaldırarak tek bir emeklilik sistemi öngörmesi itibariyle, Bağ-Kurlular

yönünden böyle bir geçiş hükmü öngörmekteydi. 31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı

Kanunun birçok hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine bu kez

yürürlüğe konulan 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle, 5510

sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesinin iptal istemine konu birinci fıkrası şu

şekilde değiştirilmiş ve bu yeni hükmün yürürlüğe gireceği 1.10.2008 tarihinden

itibaren Bağ-Kur’lular yönünden yeni bir başvuru süresi tanınmıştır: “Bu

Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt

bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde

bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların

sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlar.

Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt

bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7’inci maddenin

birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar.”

Davanın somutunda, 8.5.2008 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ve 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülen bu kural ile evvelce 31.3.2004-29.3.2009 tarihleri arasında köy muhtarlığı yapmış olan ve az sonra açıklanacak mevzuat hükümleri uyarınca, normalde bu süresi Bağ-Kur hizmetinden sayılabilecek olan ilgili, 8.5.2008- 1.10.2008 tarihleri arasında SGK’ya bu yönde bir talepte bulunmadığı gerekçesiyle, anılan kural gerekçe gösterilerek davalı SGK’ca söz konusu imkândan yararlandırılmamış ve anılan süre Bağ-Kur hizmetine esas alınmamıştır.

29.8.1977 tarih ve 2108 sayılı “Muhtar Ödenek

ve Sosyal Güvenlik Yasası”nın, 5754 sayılı Kanunla yapılan değişiklik

öncesindeki 4 ncü maddesi “Köy ve mahalle muhtarlarından bir sosyal güvenlik

kurumuna bağlı olmayanlar 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu kapsamına alınmıştır.

Bunlardan yeniden bu görevlere seçilmeyenler veya ayrılanların Bağ-Kur’la

ilişkileri, kanuni primlerini ödedikleri sürece devam eder.“ hükmünü

öngörmekte; aynı Kanunun 5 nci maddesinde ise “Köy ve mahalle muhtarları ile

daha önce muhtarlık yapmış olanların, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki

muhtarlık hizmetleri, istekleri halinde 1479 sayılı Bağ-Kur

Kanunu hükümlerine göreborçlandırılmak suretiyle değerlendirilir…”

denilmekteydi. Ne var ki anılan 4. maddede 31.5.2006 tarih ve 5754 sayılı

Kanun’un 89. maddesi ile yapılan değişiklikle, anılan madde “31/5/2006 tarihli

ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 4 üncü

maddesi kapsamında sigortalı sayılmayı gerektirecek bir çalışması bulunmayan ve

bu kapsamda aylık ve gelir almayan köy ve mahalle muhtarları, 5510

sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı

sayılırlar.” şeklini almış; 5. madde ise 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi

ile ilga edilerek yürürlükten kaldırılmıştır. Böylelikle, 2108 sayılı Kanun’un

Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 10.9.1977 tarihinden, 5510

sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihine kadar, köy ve mahalle

muhtarları Bağ-Kur’a ne zaman başvururlarsa başvursunlar, muhtarlık hizmet

sürelerini geçmişe yönelik borçlanma imkânlarına sahipken; dava konusu kuralla

geçmişe yönelik muhtarlık hizmet sürelerini borçlanma imkânından yoksun

kalmışlardır.

Konunun diğer cephesi, 2.9.1971 tarih ve 1479

sayılı “Esnaf ve Sanatkârlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kurumu Kanunu”nun (Bağ-Kur Kanunu) 26 ncı maddesindeki “…Bu Kanuna göre

sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay

içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Üç

ay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalılar Kurumca re’sen kayıt ve

tescil edilir…” hükmüdür. Bu hüküm, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı

sayılanlar (köy ve mahalle muhtarları dahil) bakımından bir yükümlülük

(durumlarını 3 ay içinde SGK’ya bildirmeleri) öngördüğü gibi; Kurum (Bağ-Kur,

bilahare SGK) yönünden de bir yükümlülük (re’sen kayıt ve tescil yapma)

getirmektedir. Ne var ki uygulamada görüldüğü gibi, sigortalıların

yükümlülüklerini yerine getirmemenin yaptırımı “hak mahrumiyeti” şeklinde

kendisini göstermekte; Kurum (Bağ-Kur, bilahare SGK) yönünden ise öngörülen

yükümlülüğün yerine getirilmemesinin herhangi bir yaptırımı bulunmamaktadır.

Diğer bir değişle, külfet sadece sigortalı üzerinde bırakılmakta, kurum

(Bağ-Kur, SGK) ise çıkan sonuçtan sorumlu görülmemektedir.

Anayasa’nın “Sosyal Güvenlik Hakkı” başlıklı

60. maddesi “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği

sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” hükmünü amir

bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde ise” Sosyal güvenlik hakkı çalışanların

yarınının güvencesidir… sosyal güvenlik haklarının geliştirilmesi şüphesiz

ekonomik gelişme çerçevesi içinde, ekonomik istikrar içinde

gerçekleşebilir. Devlet, bu gereğe de riayet etmelidir.”

denilmektedir. 1479 sayılı Kanun’un 26. maddesinin açık hükmü karşısında, “üç

ay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan” Bağ-Kur sigortalılarının Kurum’ca

re’sen kayıt ve tescil edilmesi gerekmektedir. Zorunlu Bağ-Kur sigortalısı

sayılan köy ve mahalle muhtarları, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki esnaf ve sanatkârlara

nazaran farklı bir konumda olup; mahalli idareler seçimleriyle göreve

başlamakta ve bir kamu görevi ifa etmektedirler. Köy ve mahalle muhtarlarının

seçimleri, Kaymakamlık ve Valiliklerin yakın gözetiminde, ilçe ve il seçim

kurullarının kontrolunda yapılmakta; seçim sonuçları ise yine genel idarenin

birimleri olan bu kaymakamlık ve valiliklerce İçişleri Bakanlığına

bildirilmektedir. Sosyal güvenlik kuruluşunun (önceleri Bağ-Kur, sonra SGK) bu

sonuçları hemen öğrenip gereğini yapması ve üç aylık bir bekleme süresini

takiben muhtar seçilenleri (zorunlu sigortalı statülerini gözeterek) re’sen

sigortalı yapması mümkün ve zorunlu bulunmaktadır. Bu vecibe, aynı zamanda

işaret edilen Anayasa’nın 60. maddesinin de bir gereğidir. Çalışanların yarının

güvencesi olan sosyal güvenlik hakkı böyle bir uygulamayı zorunlu kılmaktadır.

Öte yandan, 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe

girdiği 1.10.2008 tarihine kadar geçmiş muhtarlık sürelerini her zaman

borçlanabilme hakkı mevzuatla öngörülen muhtarların, bu “meşru ve haklı”

beklentilerinin dava konusu kuralla ellerinden alınarak, kısa bir başvuru

süresi sonrasında bu hizmetlerin yok sayılması, aynı zamanda “hukuk devleti”

ilkesi ile de bağdaşmamaktadır. 5510 ve 5754 sayılı Kanunlarla yeni bir sosyal

güvenlik sistemine geçilmesi, evvelki çoklu sosyal güvenlik sisteminin (Emekli

Sandığı, SSK, Bağ-Kur, Tarım Bağ-Kur) kaldırılarak tek bir şemsiye altında bir

sistemin benimsenmesi yasa koyucunun takdirindeyse de; yeni sisteme geçilirken

önceki kazanılmış durumların ve beklenen hakların, bu meyanda yine önceki

mevzuatla öngörülen “haklı ve meşru beklentilerin” dikkate alınması ve geçiş

hükümlerinin de buna uygun biçimde düzenlenmesi, hukuk devleti ilkesinin doğal

gereğidir. Oysa iptali istenen kural bu ilkeye aykırı biçimde, evvelce tanınmış

ve süreye bağlanmamış borçlanma hakkını çok kısa bir süreye tâbi kılmak

suretiyle Anayasa’nın 2. maddesi ile bağdaşmayacak biçimde yürürlüğe

konulmuştur.

Açıklanan nedenlerle; kuralın Anayasa’nın 2. ve 60. maddelerine aykırı düştüğü ve iptali gerektiği kanaatine vardığımızdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyoruz.

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Serruh KALELİ Üye Celal Mümtaz AKINCI Üye Muammer TOPAL

Anayasa Mahkemesi, E. 2017/47, K. 2017/84, 29 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay
  5. I- İptali İstenilen Kanun Hükmü
  6. Iı- İlk İnceleme
  7. Iıı- Esasın İncelenmesi
  8. Kömürcü
  9. Akıncı
  10. M. Emin KUZ
  11. Gökcan
  12. Karşıoy Gerekçesi
  13. Hakyemez
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/47
Karar No
2017/84
Tarih
29 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2017/70 K.2017/52
  • AYM Norm Denetimi E.2017/69 K.2017/51
  • AYM Norm Denetimi E.2017/83 K.2017/73
  • AYM Norm Denetimi E.2017/81 K.2017/63
  • AYM Norm Denetimi E.2017/54 K.2017/39
  • AYM Norm Denetimi E.2017/67 K.2017/49

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.