KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Mart 2017
- Esas Sayısı
- 2017/60
- Karar Sayısı
- 2017/27
- R.G.Tarih-Sayısı
- Tebliğ
Karar Metni
797 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Tokat 1. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen geçici 8. maddesinin Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Davacı tarafından açılan sigortalılığın tespiti davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu geçici 8. maddesi şöyledir:
“1479 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 8- (Değişik: 17/4/2008-5754/68 md.)
Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlar. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar.
Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu
Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu
Kanunun yürürlük tarihi ile 4/10/2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet
süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden
itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin
tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep
tarihindeki prime esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır
ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma
tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu
süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilen
borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler
sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89 uncu
maddesine göre iade edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 1479 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi gereğince 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre başlatılmış olan icra takipleri anılan Kanun hükümlerine göre takip edilerek sonuçlandırılır.”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem belirtilmiştir.
3. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında, bir davaya
bakmakta olan mahkemenin, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde
kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan
birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması
durumunda, bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa
Mahkemesine göndereceği kurala bağlanmış, anılan fıkranın (a) numaralı bendinde
de “İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı
olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı” Mahkemeye
gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Anılan maddenin (4) numaralı
fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan
itiraz başvurularının, Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye
geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
4. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
5. Yine İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de, Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği; (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
6. Yapılan incelemede, itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından gerekçeli başvuru kararı yazılmaksızın, sadece ara kararı ile davacı vekilinin Anayasa’ya aykırılık iddiasının hukuki bakımdan tartışılması gerektiğinden bahisle iddia hakkında karar verilmek üzere itiraz başvurusunda bulunulduğu, itiraz konusu kuralın Anayasa’nın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediği anlaşılmıştır.
7. Açıklanan nedenlerle, 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan itiraz başvurusunun, 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
M. Emin KUZ
Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Üye Kadir ÖZKAYA Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2017/60, K. 2017/27, 1 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası