İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2019/55 K.2020/44

Mahkemesi

Esas2019/55Karar2020/44Tarih10 Eylül 2020Okuma22 dk · 4.369 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
10 Eylül 2020
Esas Sayısı
2019/55
Karar Sayısı
2020/44
R.G.Tarih-Sayısı
27/10/2020-31287
İtiraz yoluna başvuran
Erzurum Asliye Ticaret
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.369 kelime·22 dk okuma·26 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinin altıncı fıkrasının Anayasa’nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Varlık yönetim şirketince açılan alacak davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu yönündeki iddiayı ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 143. maddesi şöyledir:

“Varlık yönetim şirketi

Madde 143- Bankalar ve Fon dâhil diğer malî kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacıyla, kuruluş ve faaliyet esasları Kurul tarafından belirlenen varlık yönetim şirketleri de kurulabilir. Varlık yönetim şirketleri alacaklarının tahsili ve alacakların ve/veya diğer varlıkların yeniden yapılandırılması kapsamında alacak tahsili amacıyla edindiği gayrimenkul veya sair mal, hak ve varlıkların işletilmesi, kiralanması ve bunlara yatırım yapılması ve yine alacaklarını tahsil etmek amacıyla borçlularına ilâve finansman sağlamak veya sermayelerine iştirak etmek dâhil olmak üzere her türlü faaliyeti gerçekleştirmeye yetkilidir.

(Ek fıkra: 2/1/2017-KHK-684/5 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7074/5 md.) Sermayesinin yarıdan fazlası doğrudan veya dolaylı olarak kamuya ait olan veya kamu tarafından kontrol edilen bankaların alacaklarının varlık yönetim şirketlerine satışında uygulanacak usul ve esasları belirlemeye Kurul yetkilidir.

Fon kurulacak varlık yönetim şirketlerine sermaye sağlamak suretiyle kurucu ortak veya hissedar olarak katılmaya yetkilidir.

Fonun en az yüzde yirmi hissedar olduğu varlık yönetim şirketleri, Fondan devraldığı alacaklarla ilgili olarak bu Kanunun 132 nci maddesinin sekizinci fıkrası ve 138 inci maddesinin beşinci fıkrasında Fona tanınan hak ve yetkileri kullanır.

Varlık yönetim şirketleri bu kapsamdaki işlemleri nedeniyle doğmuş veya doğması beklenen, ancak miktarı kesin olarak belli olmayan zararlarını karşılamak amacıyla karşılık ayırmak zorundadırlar. Karşılık ayrılacak alacakların nitelikleri ile karşılıklara ilişkin esas ve usûller Kurul tarafından belirlenir. Varlık yönetim şirketlerinin bu fıkra uyarınca ayırdıkları karşılıkların tamamı, ayrıldıkları yılda kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilir.

Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri ile 4743

sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü

maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik

kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla

ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere

kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 488 sayılı Damga

Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa

göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek

tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta

muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak

kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu

maddesi hükmünden istisnadır.

Varlık yönetim şirketi tarafından, bu borçların, taahhütlerin yüklenilmesi veya alacakların, varlıkların devralınması hâlinde, bu borç, taahhüt, alacak ve varlıklarla ilgili olarak, takibi şikayete bağlı suçlar dahil olmak üzere açılmış veya açılacak her türlü ceza davalarında, alacağın devralındığı veya borcun, taahhüdün yüklenildiği tarihten itibaren, suçtan zarar gören olarak, varlık yönetim şirketi kendiliğinden müdahil sıfatını kazanır.

Bu Kanunun yayımı tarihinden önce kurulmuş olan varlık yönetim şirketleri bu Kanun hükümlerine tâbi olarak faaliyetlerini yürütürler.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ASLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nun katılımlarıyla 30/5/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hülya ÇOŞTAN ÇETİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Uygulanacak Kural ve Sınırlama Sorunu

3. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine

göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir

kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı

görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının

ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa

Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir

mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve

mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da

o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan

davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır.

4. Başvuru kararında 5411 sayılı Kanun’un 143. maddesinin

altıncı fıkrasının iptali talep edilmiştir. Anılan fıkra bu Kanun kapsamında

kurulan varlık yönetim şirketlerinin yanı sıra 30/1/2002 tarihli ve 4743 sayılı

Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan 3.

maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun

(Kurul) çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim

şirketlerinin yaptıkları işlemlerin ve bununla ilgili olarak düzenlenen

kâğıtların, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve

bunu izleyen beş yıl süresince 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi

Kanunu’na göre ödenecek damga vergisinden, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı

Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun

tahsil edilecek tutarların 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri

Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, kaynak

kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 7/12/1994 tarihli ve

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 39. maddesi hükmünden istisna

olmasını öngörmektedir.

5. Bakılmakta olan davanın konusunu ise 5411 sayılı Kanun

uyarınca kurulan bir varlık yönetim şirketinin 492 sayılı Kanun uyarınca

ödemesi gereken harçlar oluşturmaktadır. Bu itibarla itiraz konusu fıkrada yer

alan “…ile 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması

ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten

kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu

yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin…”, “…488

sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden,…” ve “…her

ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider

Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,

kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı

Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden…”

ibarelerinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Açıklanan

nedenle bu ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi

gerekir.

6. Diğer yandan itiraz konusu fıkranın kalan kısmında yer alan

bazı ibareler bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmayan 4743 sayılı

Kanun’un, 5411 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılan 3. maddesinin yedinci

fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık

yönetim şirketleri ve fıkrada öngörülen damga vergisi, banka ve sigorta

muameleleri vergisi, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesinti ve

4054 sayılı Kanun’un 39. maddesi hükmü istisnaları bakımından da geçerli, ortak

kural niteliğindedir. Bu itibarla anılan fıkranın kalan kısmının esasına

ilişkin incelemenin fıkrada yer alan “Bu Kanun kapsamında kurulan varlık

yönetim şirketleri…” ibaresi yönünden yapılması gerekir.

7. Açıklanan nedenlerle 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinin;

A. Altıncı fıkrasında yer alan “…ile 4743 sayılı Malî Sektöre

Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması

Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci

fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık

yönetim şirketlerinin…”, “…488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek

damga vergisinden,…” ve “…her ne nam altında olursa olsun tahsil

edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve

sigorta muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak

kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu

maddesi hükmünden…” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin

bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin

başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. Altıncı fıkrasının kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin

fıkrada yer alan “Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri…” ibaresi yönünden yapılmasına,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B. Genel Açıklama

8. 2000-2001 yıllarında bankacılık sektöründe yaşanan kriz sebebiyle ekonomik yapıda ortaya çıkan zararın giderilmesi ve buna bağlı sorunların çözümü ihtiyacı, yeniden yapılandırma programlarını ve bu kapsamda yasal düzenlemeleri beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede varlık yönetim şirketleri de Türk Hukukunda ilk olarak 2002 yılında 4743 sayılı Kanun’un 3. maddesinin yedinci fıkrasıyla hükme bağlanmıştır. Anılan fıkra ise 2005 yılında 5411 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış ve varlık yönetim şirketleri, söz konusu Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 143. maddesiyle yeniden düzenlenmiştir.

9. Kanun’un 143. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde bankalar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (Fon) dâhil diğer malî kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacıyla, kuruluş ve faaliyet esasları Kurul tarafından belirlenen varlık yönetim şirketlerinin de kurulabieceği öngörülerek varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konuları belirlenmiştir.

10. Varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konusunu oluşturan

alacaklar ve varlıklar; bankaların, Fonun ve ana faaliyet konuları para ve

sermaye piyasaları olan ve bu konulardaki özel kanunlara göre izin ve ruhsat

ile faaliyet gösteren kurumlardan, finansal kiralama şirketleri, faktoring

şirketleri, finansman şirketleri ve varlık yönetim şirketleri gibi finansman

sağlama veya ödünç para verme işleriyle iştigal eden tüzel kişiler olarak tanımlanmış

olan diğer malî kurumların alacakları ve varlıkları ile sınırlandırılmıştır.

Söz konusu alacak ve varlıklar ise öğretide de kabul edildiği üzere en genel

tanımıyla borçlunun borcunu vadesinde ifa etmemesi gibi sebeplerle sorunlu

alacak olarak nitelenen alacaklar ile çeşitli sebeplerle değer kaybına uğradığı

için sorunlu varlık olarak nitelenen varlıklardır.

11. Varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konusu kanun ile düzenlenmiş olup bu faaliyet konusu bankaların, Fonun ve diğer malî kurumların sorunlu varlık ve sorunlu alacaklarının yönetimi olarak belirlenmiştir. Böylelikle özellikle bankaların sorunlu alacaklarının ve sorunlu varlıklarının bu konuda uzman şirketler tarafından yönetiminin sağlanmasıyla bankacılık sektöründe yaşanabilecek olası krizlerin ve bunun ekonomiye olumsuz etkilerinin önlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

C. İtirazın Gerekçesi

12. Başvuru kararında özetle varlık yönetim şirketlerinin kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince harç ödemekle yükümlü olmamalarının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı, varlık yönetim şirketlerine bu konuda imtiyaz tanınmasının kanun önünde eşitlik ilkesini ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

13. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 73. maddesi yönünden de incelenmiştir.

14. İtiraz konusu kural, 5411 sayılı Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemlerin ve bunlarla ilgili olarak düzenledikleri kâğıtların, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 492 sayılı Kanun’a göre ödenecek harçlardan istisna tutulduğunu hükme bağlamaktadır.

15. Harç, kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerden yararlananlardan bu yararlanmaları karşılığı alınan bedeldir. Bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumunun sunduğu hizmetlerden yararlanması, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekir.

16. Anayasa’nın 73.maddesinin üçüncü fıkrasında “Vergi,

resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya

kaldırılır” hükmüyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Verginin

kanuniliği ilkesi, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların

kanunda yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin

düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının kanun ile

yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Verginin kanuniliği ilkesi vergilendirmeye

ilişkin istisna ve muafiyetleri de kapsamaktadır. Vergilendirmede genel kural,

kanunla belirlenmiş konu ve kişilerden vergi, resim ve harç alınmasıdır. Kanun

koyucu, kimi durumlarda vergi kapsamına alınan konuyu, kimi durumlarda kişileri

vergi dışında tutabileceği gibi verginin tümünden ya da bir bölümünden de

vazgeçebilir. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerde sosyal,

ekonomik, malî ve kültürel amaçlı birtakım muaflık, istisna ve indirimler

tanınması, kanun koyucunun takdirine bağlı bir konudur (AYM, E.2016/1,

K.2017/81, 29/03/2017, § 5).

17. 5411 sayılı Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemlerden ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlardan, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 492 sayılı Kanun’a göre harç ödenmemesini öngören kuraldaki konunun unsurlarının, kapsamının ve süresinin yeterli açıklıkta kanunla belirlendiği gözetildiğinde kuralda kanunilik ilkesine bir aykırılığın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

18. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkekler eşit haklara

sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla

alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./ Çocuklar,

yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve

gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./ Hiçbir

kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organları ve

idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak

hareket etmek zorundadırlar.” denilmek suretiyle kanun önünde eşitlik

ilkesine yer verilmiştir.

19. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde

eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke

ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı

durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını

sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,

aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun

karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her

yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki

özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve

uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal

durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi

zedelenmez.

20. Varlık yönetim şirketlerinin belli bir süreyle harç ödememesi bağlamında eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığı belirlenmelidir. Yapılacak bu belirlemenin ardından ise farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olup olmadığı hususları irdelenmelidir.

21. Kanun’un 143. maddesinin birinci fıkrası uyarınca varlık yönetim şirketlerinin kuruluş ve faaliyet esasları Kurul tarafından belirlenmektedir. 1/11/2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasında bu şirketlerin Kurulun izni ile kurulabileceği hükme bağlanmıştır. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde ise varlık yönetim şirketlerinin anonim şirket şeklinde kurulması gerektiği, diğer bentlerinde ise bu şirketlerin kuruluşuna ilişkin diğer şartlar düzenlenmiştir.

22. Anonim şirketler esas itibarıyla 13/1/2011 tarihli ve 6102

sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olmakla birlikte Kanun’un 330.

maddesinde “Özel kanunlara tabi anonim şirketlere, özel hükümler dışında bu

kısım hükümleri uygulanır” denilmektedir. Dolayısıyla anonim şirket

şeklinde kurulması gereken varlık yönetim şirketleri de 5411 sayılı Kanun’daki

özel hükümler dışında 6102 sayılı Kanun’a tabidir. Bu itibarla diğer anonim

şirketlerin harç ödeme yükümlülüğünün kural olarak devam etmesine karşın 5411

sayılı Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerine yaptıkları işlemler

ve düzenledikleri kağıtlar sebebiyle belli bir süreyle de olsa harç ödememe

imkânının tanınmış olması nedeniyle diğer anonim şirketler ile farklılık

yaratıldığı anlaşılmaktadır.

23. Eşitlik ilkesinin gereği olarak karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasından bir kısmı lehine getirilen farklı düzenlemenin bir ayrıcalık tanınması niteliğinde olmaması için nesnel ve makul bir temele dayanması ve ölçülü olması gerekir.

24. Anayasa’nın 167. maddesinin birinci fıkrasında “Devlet,

para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli

işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır;…” denilmiştir. Bu kapsamda devlet, tasarrufları korumak ve

biriken tasarrufların millî ekonominin gereklerine göre kullanılmasını

sağlamakla görevli olup bu görevini yerine getirebilmek için para ve kredi

piyasalarını düzenleme ve denetleme gereksinimi duyabilir. Devletin para, kredi

ve sermaye politikalarının oluşması ve belirlenmiş politikaların uygulanması

konusunda sahip olduğu ekonomik görevlerini gerçekleştirebilmesi için ulusal

ekonominin gereklerine uygun olarak hangi düzenlemeleri yapacağı ise anayasal

sınırlar içinde kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.

25. İtiraz konusu kural uyarınca 5411 sayılı Kanun kapsamında

kurulan varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bunlarla ilgili

olarak düzenledikleri kâğıtlar sebebiyle harç ödemeyecek olması, bu şirketlerin

faaliyet konusu dikkate alınarak değerlendirmelidir. Yukarıda da belirtildiği

üzere varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konusu bankaların, Fonun ve ana

faaliyet konuları para ve sermaye piyasaları olan ve bu konulardaki özel

kanunlara göre izin ve ruhsat ile faaliyet gösteren kurumlardan, finansal

kiralama şirketleri, faktoring şirketleri, finansman şirketleri ve varlık

yönetim şirketleri gibi finansman sağlama veya ödünç para verme işleriyle

iştigal eden tüzel kişilerin sorunlu varlıklarının ve bu kapsamda özellikle

sorunlu alacaklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve

satılması olarak belirlenmiştir. Böylelikle bir taraftan başta bankalar olmak

üzere finans piyasası aktörlerine sorunlu varlıklarını ve sorunlu alacaklarını

varlık yönetim şirketlerine devrederek kendi bilançolarından çıkarmak suretiyle

bilançolarını iyileştirme imkânı tanınmış, diğer taraftan da sorunlu varlık ve

alacakların, alanında uzman varlık yönetim şirketleri tarafından nakde

çevrilebilmesinin önü açılmıştır.

26. Varlık yönetim şirketleri tarafından devralınan sorunlu

varlıklar ve sorunlu alacaklar, nitelemeden de anlaşıldığı üzere nakde

çevrilememe veya gerçek değeri üzerinden nakde çevrilememe ihtimalini içeren

varlık ve alacaklardır. Başka bir ifadeyle para, kredi ve sermaye piyasalarının

sağlıklı ve düzenli işleyişini riske atabilecek nitelikte olan sorunlu

varlıklar ve sorunlu alacaklar, varlık yönetim şirketleri tarafından

devralınmaktadır. İtiraz konusu kuralla konusu sorunlu varlıklar ve alacaklar

olan hukuki işlemlerden doğacak masrafın azaltılması suretiyle bankacılık

sektörünün sağlıklı bir şekilde işleyişinin sağlanması ve sürdürülmesi

gayesiyle kurulan varlık yönetim şirketlerinin teşvik edilmesinin amaçlandığı

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralla öngörülen ayrımın nesnel ve makul bir

temele dayanmadığı söylenemez. Kuralla getirilen harç avantajının ölçüsüz bir

yönünün de bulunmadığı anlaşıldığından kuralın Anayasa’nın 10. maddesinde

güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ilkesini ihlal etmediği sonucuna

varılmıştır.

27. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 10. ve 73. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlar kanunilik ilkesi kapsamında ele alınmış olduğundan Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kuralın Anayasa’nın 11. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinin;

A. Altıncı

fıkrasında yer alan “…ile 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden

Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca

Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim

şirketlerinin…”, “…488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga

vergisinden,…” ve “…her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek

tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta

muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak

kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu

maddesi hükmünden…” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin

bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin

başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,

B. Altıncı fıkrasının kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin fıkrada yer alan “Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri…” ibaresi yönünden yapılmasına OYBİRLİĞİYLE,

C. Altıncı

fıkrasının “Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri … yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince … 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, ... istisnadır.” kısmının “Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri…” ibaresi yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Celal Mümtaz AKINCI’nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

10/9/2020 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü

ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Üye

Recai

AKYEL

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru kararında 5411 sayılı Kanun’un 143. maddesinin

altıncı fıkrasının iptali talep edilmiştir. Anılan fıkra bu Kanun kapsamında

kurulan varlık yönetim şirketlerinin yanı sıra 30/1/2002 tarihli ve 4743 sayılı

Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan 3.

maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun

(Kurul) çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim

şirketlerinin yaptıkları işlemlerin ve bununla ilgili olarak düzenlenen

kâğıtların, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve

bunu izleyen beş yıl süresince 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi

Kanunu’na göre ödenecek damga vergisinden, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı

Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun

tahsil edilecek tutarların 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri

Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, kaynak

kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 7/12/1994 tarihli ve

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 39. maddesi hükmünden istisna

olmasını öngörmektedir.

2. Mahkememizce yapılan ilk incelemede; 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinin;

A. Altıncı fıkrasında yer alan “...ile 4743 sayılı Malî Sektöre

Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması

Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci

fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık

yönetim şirketlerinin...”, “...488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek

damga vergisinden,...” ve “...her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek

tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta

muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak

kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu

maddesi hükmünden...” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin

bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin

başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. Altıncı fıkrasının kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin

fıkrada yer alan “Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri...” ibaresi yönünden yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuran Mahkemece, varlık yönetim şirketlerinin kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince harç ödemekle yükümlü olmamalarının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı, varlık yönetim şirketlerine bu konuda imtiyaz tanınmasının kanun önünde eşitlik ilkesini ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

4. Varlık yönetim şirketleri, Banka, Tasarruf Mevduatı Sigorta

Fonu, diğer mali kurumlar ve kredi sigortası hizmeti veren sigorta

şirketlerinin söz konusu hizmetlerinden doğan alacakları ile diğer varlıklarını

satın alabilir, satabilir, satın aldığı alacakları tahsil edebilir, varlıkları

nakde çevirebilir veya bunları yeniden yapılandırarak satabilir. Alacaklarını

tahsil amacıyla edindiği gayrimenkul veya sair mal, hak ve varlıkları

işletebilir, kiralayabilir ve bunlara yatırım yapabilir. Söz konusu

hizmetlerinden doğan alacakları ile diğer varlıklarının tahsilatı, yeniden

yapılandırılması veya üçüncü kişilere satışı konularında aracılık, destek ve

danışmanlık hizmeti verebilir. Ana faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere sermaye

piyasası mevzuatı dahilinde ve gerekli izinleri almak kaydıyla faaliyette

bulunabilir ve menkul kıymet ihraç edebilir, ihraç edilmiş menkul kıymetlere

yatırım yapabilir. Faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla iştirak edinebilir.

Şirketlere kurumsal ve finansal yeniden yapılandırma alanlarında danışmanlık

hizmeti verebilir.

5. Görüldüğü üzere varlık yönetim şirketleri bankaların, fonun ve belirli finansal kuruluşların sorunlu varlık ve alacaklarını temlik yoluyla devralarak tahsil ve tasfiyesine aracılık etmek suretiyle diğer anonim şirketler gibi gelir elde etmek amacıyla kurulmuş şirketlerdir.

6. Bankaların ve diğer finansal kuruluşların tahsili zor alacaklarının tahsiline yardımcı olduğu için varlık yönetim şirketlerinin kamusal yarara hizmet ettiği, bu nedenle teşvik edilmesi gerektiği ve bu yüzden de bu şirketlere vergi, harç vb. birçok istisnanın tanınmasının Anayasa’ya aykırı olmadığı kabul edilmişse de bu görüşe katılmak mümkün olmamıştır.

7. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına bakıldığında benzer

konuların Anayasa’nın 10., 73. maddeleri yönünden incelendiği, her ikisinin de

ölçü norm olarak kullanıldığı görülmektedir. Anayasa’nın 73. maddesinde; kamu

giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre herkesin vergi ödemekle

yükümlü olduğu, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye

politikasının sosyal amacı olduğu belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi de muafiyet

ve istisnalara ilişkin yasal düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğunu denetlerken

bu çerçevede değerlendirme yapmış ve muafiyet ve istisnayı “mali güce göre

vergilendirme”nin ve “vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı”nın

sağlanmasının araçları olarak kabul etmiştir.

8. Harcın bir hizmetten yararlanma karşılığı alınması nedeniyle

kural olarak kamu hizmetinden yararlananların ödeme güçlerine bakılmaksızın

harca tabi tutulmalarının asıl olduğunu belirten Anayasa Mahkemesi 17.12.1968

tarihli kararında: “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, katma bütçeli bir

kuruluştur ve yukarıda belirtildiği gibi tamamıyla kamu hizmeti

görmektedir. …harcı verenle harcı alan aynı devlet örgütlerindendir. Böyle

olunca da sözü geçen genel müdürlüğün görevini gereği gibi yapmasını sağlamak

için işlemlerinde harçtan muaf tutularak olanaklarının tümünün amaçlarına

neşredilmesinde kamu yararı olduğu söz götürmez gerçektir.” diyerek DSİ’nin

ticari bir amacının bulunmaması ve tamamen kamu hizmeti gören bir kuruluş

olması nedeniyle kendisine imtiyaz tanındığından söz edilemeyeceğini ve

eşitliğe aykırılık da bulunmadığını belirtmiştir (AYM, E:1968/12, K:1968/65).

9. Anayasa Mahkemesi 09.6.2011 tarihli kararında yine benzer bir gerekçeyle Başbakanlık taşıtlarının KDV ve ÖTV’den istisna tutulmasını Anayasa’ya aykırı bulmamıştır; “…devlet tüzel kişiliği içinde yer alan Başbakanlığın merkez teşkilatına teslimi işleminin katma değer vergisinden ve bu malların Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ilk iktisabının özel tüketim vergisinden istisna edilmesi yolunda getirilen düzenleme, yasa koyucunun vergilendirme alanındaki taktir yetkisine dayanmakta ve Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır (AYM, E:2009/62, K:2011/96).

10. Yukarıdaki kararlardan görüleceği üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili muafiyet ve istisna düzenlemelerinde Anayasa Mahkemesi yasa koyucunun daha geniş bir taktir yetkisi olduğunu kabul etmektedir.

11. İtiraz konusu kuralla işlemleri Harçlar Kanununa göre

ödenecek harçlardan istisna tutulan “varlık yönetim şirketleri”nin kamu

kuruluşu olmadıkları, Türk Ticaret Kanununa göre kurulan anonim şirketler

oldukları açıktır. Bankalar ve diğer mali kuruluşların bu şirketlerle

yaptıkları anlaşmalar nedeniyle, alacakları tahsil ve tasfiye için gösterilen

çaba ve çalışmalar, varlık yönetim şirketlerinin niteliğini değiştirmemektedir.

Kamu bankası – özel banka ayrımı olmaksızın tüm bankaların alacakları veya

varlıkları yönünden işlem tesis etme yetkisine sahip olan varlık yönetim

şirketleri, özel hukuk tüzel kişileridir. Yürüttükleri hizmetin

Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında belirtilen bir kamu hizmeti olmadığı

kuşkusuzdur.

12. Bankaların faaliyetlerinin ülke ekonomisi bakımından

taşıdığı önem tartışmasızdır. Bu nedenle de bankalar, yasa koyucu tarafından

özel düzenleme ve denetime tabi tutulmuşlardır. Piyasaların denetimi yönünden

Devlet’e görev veren Anayasa’nın 167. maddesinde, Devlete para, kredi sermaye,

mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve

geliştirici tedbirleri alma görevi verilmiş olması, varlık yönetim

şirketlerinin Harçlar Kanununda öngörülen harçlardan muaf tutulmalarının haklı

ve yeterli bir gerekçesi olarak kabul edilemez. Varlık yönetim şirketleri, özel

hukuk tüzel kişileridir ve bankaların alacaklarını özel hukuk hükümlerine göre

tahsil etmeye çalışmaktadırlar.

13. İnternet ortamından yapılacak araştırmalarda varlık yönetim

şirketlerinin, banka alacaklarını, sadece kamu iştiraki olan bankalar değil

özel bankaların da, alacak miktarının %10 hatta çok daha altında, (örneğin “….

özel bankası 399,8 milyon liralık alacağını 10,8 milyon liraya …..varlık

yönetim şirketine sattı.” gibi haberleri görmek mümkün) devir ve temlik

aldıkları göz önüne alındığında bu şirketlerin harçlardan muaf tutulmaları,

Anayasa’nın 10. maddesi anlamında kendilerine bir imtiyaz tanınması anlamını

taşımaktadır. Yukarıda ifade edildiği gibi bunun haklı bir sebebi olmadığı

gibi, özel hukuk tüzel kişileri (anonim şirketler) arasında eşitsizliğe neden

olmaktadır. Bünyesinde binlerce, on binlerce işçi çalıştırıp, sermaye koyup

risk alarak istihdama, üretime, ihracata katkı sağlayan anonim şirketler

alacaklarını tahsil için vergi, resim, harç vb. öderken sadece sermayesiyle

diğer anonim şirketlere göre çok daha az personelle çok daha az riskli ve bunun

yanında ise oldukça yüksek karlılıkla (bankalar ve diğer finans kurumları kredi

verirken alacaklarını ipotek, rehin vb. surette teminat altına aldıklarından

temlik alınan alacakların tahsili çok da zor olmamaktadır ve bu yüzden varlık

yönetim şirketleri az risk, yüksek karlılık oranlarıyla çalışmaktadır.)

faaliyet gösteren varlık yönetim şirketlerine ayrıcalık tanınmasında kamu

yararı olmadığı açıktır.

14. Yasaların, kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasa koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir (AYM, E.2007/16, K.2009/147, 15.10.2009, aynı yönde E.2011/70, K.2012/77, 24.5.2012).

15. Üzerinde durulması gereken bir diğer husus, konunun “mali güce göre vergilendirme” ve “vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı” ilkeleri yönünden de ele alınması gereğidir. Kuralın bu ilkelere de aykırılığı söz konusudur. Bu ilkelerin yalnızca vergilere ilişkin olmadığı, harçların da bu ilkeler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünüldüğünde, itiraz konusu kuralın bu ilkelere aykırı olduğu görülmektedir.

16. Sonuç olarak, vergilerden farklı olarak, harçların yararlanılan bir kamu hizmeti karşılığı alındığı dikkate alındığında, özel hukuk tüzel kişisi olan varlık yönetim şirketlerinin, yararlandığı kamu hizmetinin karşılığını ödememesini sağlayan itiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 2., 10. ve 73. maddelerine aykırı ve iptali gerektiği düşüncesinde olduğumdan farklı yöndeki çoğunluk görüşüne katılmadım.

Üye

Selahaddin

MENTEŞ

Üye

Basri

BAĞCI

Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/55, K. 2020/44, 10 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay
  5. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  6. II. İlk İnceleme
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. Uygulanacak Kural ve Sınırlama Sorunu
  9. B. Altıncı fıkrasının kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin
  10. B. Genel Açıklama
  11. C. İtirazın Gerekçesi
  12. Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  13. A. Altıncı
  14. C. Altıncı
  15. Arslan
  16. Özkaya
  17. Özgüldür
  18. Üstün
  19. Yıldırım
  20. Dursun
  21. Topal
  22. Güleç
  23. Akyel
  24. Seferinoğlu
  25. Karşıoy Gerekçesi
  26. B. Altıncı fıkrasının kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin
  27. Menteş
  28. Bağcı
  29. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/55
Karar No
2020/44
Tarih
10 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2020/27 K.2020/52
  • AYM Norm Denetimi E.2018/111 K.2020/47
  • AYM Norm Denetimi E.2019/69 K.2020/45
  • AYM Norm Denetimi E.2018/113 K.2020/48
  • AYM Norm Denetimi E.2020/12 K.2020/46
  • AYM Norm Denetimi E.2019/21 K.2020/51

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.