İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2019/9 K.2019/27

- 30777

Esas2019/9Karar2019/27Tarih11 Nisan 2019Okuma11 dk · 2.113 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
11 Nisan 2019
Esas Sayısı
2019/9
Karar Sayısı
2019/27
R.G. Tarih – Sayı
17/5/2019
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.113 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

- 30777

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Yargıtay 19. Ceza Dairesi

İTİRAZIN KONUSU: 20/10/2016

tarihli ve 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Ticari işletme rehin sözleşmesine konu rehinli araç ve makine teçhizatına ulaşılamaması ve bunların teslim edilmemesi nedeniyle sanık hakkında açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 1. maddesi şöyledir:

“Geçiş hükümleri

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanun, yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan dava ve takiplere uygulanmaz.

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ticari işletme veya esnaf işletmeleri üzerinde tesis edilen rehin haklarına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri uygulanmaya devam eder.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 13/2/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muharrem İlhan KOÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Uygulanacak Kural ve Sınırlama Sorunu

3. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.

maddelerine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme o dava sebebiyle uygulanacak

bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi

hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi

olduğu kanısına varması durumunda bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine

başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa

Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin

görevine giren bir davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak kurallar,

davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde ve davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte olan

kurallardır.

4. İtiraz konusu kural “Geçiş hükümleri” kenar başlığı altında düzenlenmiş olup 6750 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla görülmekte olan dava ve takiplere uygulanmayacağını hükme bağlamaktadır.

5. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olan uyuşmazlık, rehinli araç ve makine teçhizatına ulaşılamaması ve bunların teslim edilmemesi nedeniyle sanığın mülga 21/7/1971 tarihli ve 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle açılmış bir davadır.

6. Bu itibarla “Bu Kanun, yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan dava ve takiplere uygulanmaz” biçimindeki itiraz konusu kuralda yer alan “…takiplere…” ibaresinin bakılmakta olan davada uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu ibareye ilişkin başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

7. Öte yandan kuralın “Bu Kanun, yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan… uygulanmaz.” bölümü görülmekte olan davaların yanı sıra takipler yönünden de ortak ve geçerli kural niteliğindedir. Bu nedenle kalan bölüme ilişkin esas incelemenin “…dava ve…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.

8. Açıklanan nedenlerle 20/10/2016 tarihli ve 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun geçici 1. maddesinin;

A. (1) numaralı

fıkrasında yer alan “…takiplere…” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. (1) numaralı fıkrasının kalan

bölümünün esasına ilişkin incelemenin “…dava ve…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B. İtirazın Gerekçesi

9. Başvuru kararında özetle 6750 sayılı Kanun ile mülga 1447 sayılı Kanun’un ceza hükümlerinin farklı olduğu, mülga Kanun döneminde işlenen suçlarla ilgili olarak sanık hakkında lehe olan kanun hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

10. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

11. Kanun koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında düzenleme yaparken hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı konusunda anayasal sınırlar içinde takdir yetkisine sahiptir.

12. Hukuk devleti olmanın gerekliliklerinden biri de kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak kullanması gerekir.

13. Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse,

işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı

cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan

cezadan daha ağır bir ceza verilemez” denilerek suçun kanuniliği;

üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak

kanunla konulur” denilerek cezanın kanuniliği ilkesi güvence altına

alınmıştır. Anayasa’nın anılan maddesinde yer

alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin

yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer

bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve

sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak fiilleri önceden

bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence

altına alınması amaçlanmaktadır.

14. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, temel hak ve

özgürlüklerin somutlaştırıldığı uluslararası sözleşmelerde de yer almaktadır.

Bu ilke Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Kanunsuz ceza

olmaz” kenar başlıklı 7. maddesinin

birinci paragrafında “Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya

uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu

bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha

ağır bir ceza verilemez.” şeklinde; Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin

Uluslararası Sözleşme’nin 15. maddesinin birinci paragrafında ise “Hiç

kimse, işlendiği zamanda ulusal ya da uluslararası hukuk bakımından suç

sayılmayan bir fiil ya da ihmal yüzünden suçlu sayılamaz. Suç sayılan bir

fiile, işlendiği zaman yürürlükte olan bir cezadan daha ağır ceza verilemez.

Fiilin işlenmesinden sonra yasalarda bu fiile karşılık daha hafif bir ceza

öngörülecek olursa, fiili işleyene bu ikinci ceza uygulanır.” biçiminde

düzenlenmiştir.

15. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin kuralın suç ve cezalar yönünden özel düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, cezalandırmanın temel haklara etkisinden kaynaklanan özel önemi nedeniyle zaman içinde bir ceza hukuku kavramı olarak alt ilkeler de içerecek şekilde gelişmiştir.

16. Bu

bağlamda toplumun ihtiyaçlarına göre suç sayılan fiiller için uygulanacak

cezalar, nitelik ve nicelik olarak zamanla değişebilmektedir. Suç tarihinden

sonra yürürlüğe giren kanunla bir suç için daha hafif bir ceza öngörülebileceği

gibi daha ağır bir ceza da belirlenebilir. Hukuki belirliliğin ve hukuk

güvenliğinin gereği olarak Anayasa’nın 38.

maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…kimseye

suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza

verilemez” hükmüyle aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasaklanmıştır. Ceza

normlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyici nitelikteki bu kural

kanunilik ilkesinin bir alt ilkesi olan aleyhe kanunun geçmişe uygulanması

yasağı olarak ifade edilmektedir. Bu yasak kişi özgürlüğü lehine kabul

edilmiş bir güvence niteliğindedir.

17. Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanunun aynı fiili suç olmaktan çıkarması veya aynı suç için daha hafif bir ceza öngördüğü durumlarda ise diğer bir alt ilke olan lehe kanunun uygulanması ilkesi gündeme gelmektedir. Sonraki kanunun fiili suç olmaktan çıkarması veya daha hafif bir ceza öngörmesi durumunda lehe kanundan söz edilir. Aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağından farklı olarak lehe kanunun uygulanması ilkesine ilişkin bir hükme Anayasa’nın 38. maddesinde açıkça yer verilmemiştir. Bununla birlikte aynı maddede suç için mutlaka fiilin işlendiği zaman yürürlükte olan kanunun öngördüğü cezanın verilmesi yönünde bir kural da bulunmamaktadır.

18. Fiilin işlenmesinden, hükmün kesinleşmesine kadar

geçen ceza muhakemesi sürecinde bir suç için fiilin işlendiği tarihte

yürürlükte olan ve daha sonra yürürlüğe giren kanun olmak üzere uygulanması

mümkün birden fazla kanun hükmü söz konusu olabilmektedir. Suç nedeniyle başta

hürriyeti bağlayıcı cezalar olmak üzere uygulanan çeşitli ceza ve güvenlik

tedbirleri temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturduğundan, Anayasa cezayı

ağırlaştıran kanunun yürürlük tarihinden önce işlenmiş suçlara uygulanmasını

açık biçimde yasaklamıştır. Hukuki belirliliğin ve hukuk güvenliğinin bir

sonucu olan bu yasak, aynı zamanda suçun işlendiği tarihteki kanuna göre lehe

olan sonraki kanunun uygulanmasını da gerekli kılmaktadır. Zira işlendiği

tarihte suç sayılan bir fiilin daha sonra yürürlüğe giren kanun ile suç

olmaktan çıkarılması veya ilga edilen kanuna nazaran anılan suç fiiline daha

hafif bir ceza öngörülmesi durumunda mülga kanunun aleyhe hükümlerinin

uygulanmaya devam edileceğinin kabul edilmesi, suçların ve cezaların ancak

kanunla belirleneceğini emreden suç ve cezaların kanuniliği ilkesi karşısında

bireylerin objektif olarak beklemeyecekleri dolayısıyla öngöremeyecekleri bir

ceza ile cezalandırılmaları sonucunu doğuracaktır. Bunun ceza hukuku alanında

kişilerin hukuki güvenliklerini anayasal güvenceye bağlamayı amaç edinen suç ve

cezaların kanuniliği ilkesiyle bağdaştırılması mümkün değildir.

19. Öte yandan lehe ceza kanununun geçmişe uygulanması hukuk devletiyle bağlantılı olarak adalet ve hakkaniyet ilkelerinin de bir gereğidir. Gelişen sosyal düzen ve değişen toplumsal ihtiyaçlar karşısında artık suç oluşturmadığı kabul edilen veya daha hafif ceza öngörülen bir fiilin yalnızca daha önce işlenmiş olması nedeniyle daha ağır bir yaptırıma tabi tutulması adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

20. Anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde ceza yargılamasında lehe kanunun uygulanmasının Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında anayasal bir zorunluluk olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

21. Diğer yandan uluslararası hukukta lehe kanun uygulamasının suçta ve cezada kanunilik ilkesinin bir unsuru olarak görüldüğü konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’de de fiilin işlenmesinden sonra kanunlarda bu fiile karşılık daha hafif bir ceza öngörülmesi durumunda fiili işleyene bu ikinci cezanın uygulanacağı ifade edilerek anılan ilke açıkça düzenlenmiştir.

22. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi; Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasıyla benzer içerikte

olan Sözleşme’nin 7. maddesinin birinci

paragrafına ilişkin içtihadında lehe kanunun uygulanması ilkesinin Avrupa

Birliği Temel Haklar Şartı dâhil bütün temel insan hakları metinlerinde

tanındığını, artık Avrupa ve uluslararası ceza hukukunun temel bir ilkesi

olduğunu, yargılama yapan mahkemenin suç oluşturan eyleme kanun koyucunun

orantılı olarak belirlediği cezayı vermesinin 7. maddenin temel bir unsuru olan

hukukun üstünlüğü ilkesiyle uyumlu olduğunu ifade etmektedir. Mahkeme ayrıca

suç işleyene sadece suç işlediği tarihte öngörüldüğü gerekçesi ile daha ağır

bir ceza verilmesinin ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı bulunduğunu, bunun

aynı zamanda suçun işlendiği tarihten sonra meydana gelen bütün yasal

değişiklikleri ve toplumun o suç karşısındaki yaklaşım değişikliğini görmemek

anlamına geldiğini, lehe olan ceza hükmünün geriye yürümesi ilkesinin cezaların

öngörülebilir olması gerekliliğinin bir uzantısı olduğunu, buna göre suçun

işlendiği tarihte yürürlükte olan ceza kuralı ile kesin bir hükmün

verilmesinden önce kabul edilen bir ceza kuralı farklı ise hâkimin sanığın

lehine olan ceza kuralını uygulaması gerektiğini belirtmiştir (Scoppola/İtalya

(no. 2) [BD], B. No: 10249/03, 17/9/2009, §§ 105-109).

23. Nitekim sözü edilen anayasal ilke doğrultusunda düzenlenen 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında lehe kanunun uygulanması ilkesi “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” şeklinde ifade edilmiştir.

24. İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun 1/1/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olup 17. madde ile 1447 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Kuralın yer aldığı geçici madde ile Kanun’un geçiş hükümleri düzenlenmiştir.

25. Mülga Kanun’un 12. maddesinde belirtilen fiiller için bir yıldan beş yıla kadar hapis ve yüz günden aşağı olmamak üzere adli para cezası öngörülmüş iken 6750 sayılı Kanun’un 16. maddesinde yer alan suçları işleyenlere, güvence altına alınan borç tutarının yarısını geçmemek üzere adli para cezasının uygulanması düzenlenmiştir.

26. Kural, hukuk ve ceza normu ayrımı yapmaksızın

Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla görülmekte olan davalara Kanun

hükümlerinin uygulanmamasını öngörmektedir. Bu durum ceza hükümlerinin

uygulanması bakımından farklı sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu

çerçevede kural 6750 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce işlenen ve ceza

davası açılmış bir suç yönünden bu Kanun’un ceza hükümlerinin uygulanmasına

engel oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle kural, mülga Kanun döneminde işlenmiş

ve anılan Kanun yürürlükte iken ceza davası açılmış suçlar hakkında önceki ve

sonraki kanun hükümlerinden lehe olanın tespitine ve sonraki Kanun hükümlerinin

lehe olması durumunda bunların uygulanmasına imkân vermemektedir. Bu durum

suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında

olan lehe kanunun uygulanması ilkesine aykırılık

oluşturmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural, Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa’nın 10. maddesi yönünden incelenmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

20/10/2016 tarihli ve 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun geçici 1. maddesinin;

A. (1) numaralı fıkrasında yer

alan “…takiplere…” ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. (1) numaralı fıkrasının kalan bölümünün esasına ilişkin incelemenin “…dava ve…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,

C. (1) numaralı fıkrasında yer

alan “…dava ve…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

11/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Üye Kadir ÖZKAYA Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/9, K. 2019/27, 11 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu: 20/10/2016
  5. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  6. II. İlk İnceleme
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. Uygulanacak Kural ve Sınırlama Sorunu
  9. A. (1) numaralı
  10. B. (1) numaralı fıkrasının kalan
  11. B. İtirazın Gerekçesi
  12. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  13. A. (1) numaralı fıkrasında yer
  14. C. (1) numaralı fıkrasında yer
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/9
Karar No
2019/27
Tarih
11 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2019/6 K.2019/25
  • AYM Norm Denetimi E.2019/8 K.2019/26
  • AYM Norm Denetimi E.2019/43 K.2019/29
  • AYM Norm Denetimi E.2019/52 K.2019/34
  • AYM Norm Denetimi E.2017/156 K.2019/37
  • AYM Norm Denetimi E.2017/135 K.2019/35

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.