İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2020/2 K.2020/1

Esas Sayısı:2020/2

Esas2020/2Karar2020/1Tarih22 Ocak 2020Okuma11 dk · 2.264 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2020/2
Karar No
2020/1
Karar tarihi
22 Ocak 2020
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.264 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

Esas Sayısı:2020/2

Karar Sayısı:2020/1

Karar Tarihi:22/1/2020

R.G. Tarih – Sayı:Tebliğ edildi.

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 3/11/1980

tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının 1/4/1998 ve 4356 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen (a) ve (b) bentlerini bağlayan hükümden sonra gelen paragrafta yer alan “…karar tarihindeki…” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Yapılan nakdi tazminat ödemesinin davalıdan tahsili amacıyla açılan rücu davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 3. maddesi şöyledir:

“Nakdi tazminat

Madde 3- Bu kanun kapsamına girenlerden;

a) (Değişik: 1/4/1998 - 4356/1 Md.) Ölenlerin kanuni mirasçılarına, en yüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 katı tutarında,

b) (Değişik: 1/4/1998 - 4356/1 md.) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a) bendinde belirtilen tutarın % 25’inden % 75’ine kadar, yaralananlara ise % 20’sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre,

Nakdi tazminat ödenir.

Bu nakdi tazminatın tespitine esas tutulacak aylık; tazminat verilmesine dair karar tarihindeki en yüksek Devlet memuru aylığının (Ek gösterge dahil) brüt tutarıdır.

c) (a) bendi esaslarına göre tespit edilen nakdi tazminatın kanuni mirasçılara intikalinde; ölenin eş ve füruu veya yalnızca füruu ile içtima eden ve ölüm tarihinde sağ olan ana ve babasının her birine ayrı ayrı olmak üzere % 15 tutarındaki kısmı verildikten sonra kalanı içtima eden diğer mirasçılara ödenir. Diğer hallerde miras hükümleri uygulanır. Ancak ana veya babaya verilen tazminat çocukların her birine ödenen tazminattan fazla olamaz.

d) (Ek: 7/6/1990 - 3658/2 md.) Kesin raporun alınmasının uzayacağının anlaşılması halinde tazminatın ödenme usüllerine göre, olay tarihi itibariyle, (b) bendine göre hesaplanacak miktarın asgari oranı üzerinden avans ödenir.

Olağanüstü halin devam ettiği süre içinde, bu maddede yer alan nakdi tazminat miktarlarının yarıya kadar indirilmesine veya nakdi tazminata ilişkin hükümlerin uygulanmamasına Cumhurbaşkanı yetkilidir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Burak FIRAT tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.

maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak

bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı

görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının

ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa

Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin

Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin

görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada

uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın

değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır.

3. 2330 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının

(a) bendinde Kanun kapsamına girenlerden ölenlerin kanuni mirasçılarına, en

yüksek devlet memuru brüt aylığının (ek gösterge dâhil) 100 katı tutarında, (b)

bendinde ise Kanun kapsamına girenlerden yaşamak için gerekli hareketleri

yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek

şekilde malul olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a) bendinde

belirtilen tutarın %25’inden %75’ine kadar, yaralananlara ise %20’sini geçmemek

üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre nakdi tazminat ödeneceği

düzenlendikten sonra anılan bentleri bağlayan hükümden sonra gelen paragrafta

bu nakdi tazminatın tespitine esas tutulacak aylığın tazminat verilmesine dair

karar tarihindeki en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) brüt

tutarı olduğu belirtilmiştir. Söz konusu paragrafta yer alan “…karar tarihindeki…”

ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

4. Kanun, 2. madde kapsamındaki kişilerin yaptıkları görev ve yardımlar nedeniyle maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri ya da engelli hâle gelmeleri durumunda ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın usul ve esaslarını düzenlenmektedir. Bu Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminatın söz konusu tazminatın ödenmesine eylemleriyle neden olan kişilerden aynı miktarda tahsil edileceğine ilişkin herhangi bir kurala Kanun’da yer verilmemiştir.

5. Bu bağlamda Kanun, idare ile haksız fiile maruz kalan kamu görevlisi arasındaki ilişkiyi düzenlemektedir. İdarenin ilgili kamu görevlisine itiraz konusu kural uyarınca belirlenecek tutarda nakdi tazminat ödeyecek olması, ödediği tazminat dolayısıyla söz konusu zarara haksız fiili nedeniyle sebep olan kişiye açacağı rücu davasında da 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması sonucuna yol açmaz.

6. Dolayısıyla ödenen nakdi tazminatın ilgilisinden tahsil edilmesi amacıyla açılan rücu davasının 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre çözülmesi gerektiği açık olup 2330 sayılı Kanun hükümlerinin ve bu kapsamda itiraz konusu kuralın söz konusu davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.

7. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kurala ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının 1/4/1998 tarihli ve 4356 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen (a) ve (b) bentlerini bağlayan hükümden sonra gelen paragrafta yer alan “…karar tarihindeki…” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA 22/1/2020 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü

ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Üye

Recai

AKYEL

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. İlk İnceleme Kararı : Mahkememiz çoğunluğu, 2330 sayılı Kanunun (b) bendinde yer alan “karar tarihindeki” ibaresinin itiraz yoluyla iptal isteminin ilk incelemesinde, kuralın mahkemenin uyuşmazlığı çözmesi için uygulaması gereken kural olmadığı sonucuna ulaşarak, itiraz başvurusunun reddine karar vermiştir. İptali istenen ibarenin yer aldığı fıkranın tamamı; “Bu nakdi tazminatın tespitine esas tutulacak aylık; tazminat verilmesine dair karar tarihindeki en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarıdır.” şeklindedir. Bu karara aşağıda gerekçesi açıklanan görüşlerim nedeniyle katılmamaktayım.

2. Uygulanacak Kuralın Belirlenmesi Sorunu ve

Mahkememizin Uygulamaları : İtiraz yoluyla norm denetimi sisteminin kabul

edildiği hukuk sistemlerindeki kimi örneklerde uygulanacak kural sorunu

Anayasalarında kısıtlayıcı biçimde “hükme tesir edecek kanun” (Federal Almanya

Anayasası m. 100/1) “mahkemenin kararına esas teşkil eden kanun” (Avusturya

Anayasası m. 140/1) biçiminde belirlenmiştir. (örnekler için bkz. Özen Ülgen,

Anayasa Yargısında İlk İnceleme, İstanbul 2013, s. 272). Buna karşın bu konu

Anayasanın 152/1. maddesinde; “uygulanacak kanun veya Cumhurbaşkanlığı

kararnamesinin…” ibaresiyle açıklanmış, aynı husus 6216 sayılı Kanunun 40.

maddesinde; “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir kanun

veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse …”

şeklinde daha geniş bir kapsamda belirlenmiştir.

3. AYM de çeşitli kararlarında uygulanacak kuralın ne

şekilde belirleneceğini açıklamıştır. Örneğin; “Davada uygulanacak yasa kuralı,

bakılmakta olan davayı yürütmeye, uyuşmazlığı çözmeye, davayı sona erdirmeye ya

da kararın dayanağını oluşturmaya yarayacak kuraldır.” (AYM 29.9.2005, 2005/102

E. – 2005/58) ya da; “Uygulanacak yasa kurallarından amaç, davanın değişik

evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada

olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan yahut tarafların

istek ve savunmaları çerçevesinde bir karar vermek için ön planda (göz önünde)

tutulması gereken kurallardır.” (AYM 12.2.2007, 2003/40 E. – 2007/96

K.11.4.2000, 2000/22 E.-2000/7 K.). AYM uygulamasında da bilindiği üzere bir

hukuk veya ceza davasının ilerlemesi veya karar verilmesi sürecinde ilgili

mahkemenin görevi veya delil ikamesiyle ilgili usul kuralları ve maddi

meselenin çözümüyle alakalı kanun hükümleri, mahkemenin uygulayacağı kural

olarak kabul edilmektedir. Ancak ilgili kuralın davada teorik olarak uygulanma

ihtimali yeterli görülmemeli, somut olay koşullarında kuralın uygulanması imkan

dahilinde ve muhtemel kabul edilebilmelidir. Diğer taraftan AYM davanın

sonuçlandırılmasında dolaylı olarak etkili olan kuralların da uygulanacak kural

sayılabileceğini kabul etmiştir; “Davada uygulanacak kuraldan, sonucu

değiştirecek nitelikte doğrudan veya dolaylı biçimde uygulanacak kuralların

anlaşılması gerekir” (AYM 25.3.1997, 1997/31 E. – 1997/38K.).

4. Tazminat veya alacak istemini içeren bir hukuk

davasında uyuşmazlığın sonuçlandırılabilmesi çok farklı kanun hükümlerinin

uygulanmasını gerektirebilir. Sözü edilen kanun hükümlerinin bir kısmı

uyuşmazlığın doğrudan çözümüyle ilgili olmayabilir ise de dolaylı olarak

uygulanması gerekebilir. Sözgelimi icrai davranışla görevi kötüye kullanma

suçuyla ilgili ceza yargılaması sırasında doğrudan uygulanacak hüküm TCK’nın

257. maddesi iken, köy muhtarı olan sanığın görev alanını belirleyen köy

kanununun somut olayla ilgili hükmü de uyuşmazlığın çözümü için uygulanması

gereken dolaylı kural mahiyetindedir. Yine örneğin trafik kazası dolayısıyla

kaska sigortacısının sigortalısına yaptığı ödeme nedeniyle haksız fiil failine

yönelik açtığı rücu davasında rücuya ilişkin Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu

hükümleri doğrudan uygulanacak hükümler ise de somut olayda davalının trafik

kurallarına aykırı davranıp davranmadığının tespiti için 2918 sayılı

Karayolları Trafik Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanması da gerekmektedir.

Nitekim AYM de bir kararında, karşılıksız çek keşide etme suçunu yargılamakla

görevli mahkemenin, 3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesiyle birlikte, hükümde

uygulaması gerektiğini ifade ettiği 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164/son

maddesindeki ‘avukata aittir’ ibaresinin de uygulanacak kural olduğuna karar

vermiştir (bkz. AYM 3.3.2004, 2002/126 E. – 2004/27 K.)

5. İncelemeye Konu İtiraz Davasında Uygulanacak

Kuralın Tespiti Sorunu : İtiraz başvurusunda bulunan mahkemenin önündeki

dava, bir polis memurunun görevi sırasında üçüncü kişi tarafından yaralanması

nedeniyle 2330 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca verilen tazminat bedelinin

İçişleri Bakanlığı’nca rücu yoluyla haksız fiil faili üçüncü kişiden

istenilmesine ilişkindir. Davaya bakacak olan Asliye Hukuk Mahkemesi hakimi,

her ne kadar Yargıtay tarafından rücu davasında olay tarihi esas alınsa dahi,

ilgili davada tazminatın ödenme nedenini oluşturan ve bu nedenle rücuda dikkate

alınması gereken anılan kuralın karar tarihini esas aldığı, bu kuralın esas

alınarak uygulanması durumunda davalının aleyhine bir sonuç doğurduğu ve bu

nedenle kuralın mülkiyet hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle iptal isteminde

bulunmuştur.

6. Rücu davası, ifa yükümlüsü adına bir borcu yüklenerek

yerine getiren kimsenin, zarar sorumlusundan ödediği bedeli talep ettiği bir

dava türüdür. Rücu hakkından söz edilebilmesi için, bir kişinin aslen başkasına

ait bir borcu kanun veya sözleşme gereği üstlenerek ödemesi gerekir. Bu olayda

borcun üçüncü kişi yerine üstlenilmesinin nedeni kanundur. Kanun idareye,

görevi sırasında kolluk görevlisine verilen zararı karşılamak üzere özel bir

hesaplama yöntemiyle bir tazminat ödenmesi ödevi yüklemektedir. İdare de

ödediği bu bedeli zarar sorumlusundan istemektedir. Bu bedel, bir risk

karşılığı ödenen sigorta bedeli değildir. Nitekim Kanunun 6. maddesinde görev

sırasında görülen zararlar dolayısıyla kurumların ödemekle yükümlü

tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi

tazminatın gözönünde tutulacağı belirtilmektedir. Yargıtay da bir kararında,

hakkındaki ceza yargılaması sırasında failin verdiği zarar nedeniyle kolluk

görevlisine yaptığı ödemenin, 2330 sayılı Kanunun 6. maddesi gereği maddi ve

manevi zararın karşılığı olarak ödendiğinin ve dolayısıyla ödenen bedelin

tazminat miktarından indirilmesi gerektiği belirtilmiştir (bkz. Y.4.HD.

14.2.2018, 2016/5050 – 2018/910).

7. Rücu davalarında talep hakkı ödeme tarihinde doğduğu gibi talep de ödenen miktarla sınırlıdır. Sonuç olarak rücu hakkının, başkasına ait borcu ifa edenin mal varlığında ortaya çıkan eksilmeyi karşılamayı amaçlayan tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğu söylenebilir. Başkasının verdiği zararı gidermeyi sağlayan ilgili kanun hükmünde özel bir düzenleme bulunmadığı takdirde elbette rücu hakkının yasal dayanağı borçlar hukukunun genel hükümleridir. Fakat bu durum, rücuya temel olan, başka deyişle üçüncü kişinin verdiği zararı (borcu) üstlenmeyi gerektiren kanun hükümlerinin rücu davasında hiçbir şekilde uygulanmayacağı anlamına gelmemektedir.

8. Nitekim Yargıtay kararlarında tazminatın hesaplanması

yöntemini belirleyen 2330 sayılı Kanunun 3. maddesine dayalı olarak bozma

kararları verildiği görülmektedir. Örneğin davacı İçişleri Bakanlığı tarafından

zarar verdiği iddia edilen şahsa karşı açılan ve mahkemece kısmen kabulüne dair

verilen kararın temyiz yoluyla incelendiği bir olayda; “Mahkemece hükme esas

alınan bilirkişi raporunda 2330 sayılı Kanunun 3. maddesi 1. fıkrasının (a) ve

(b) bentlerine uygun olmayan yöntemle hesaplama yapılmıştır. Şu durumda,

rücunun kapsamının 2330 sayılı Kanunun 3. maddesi esas alınmak suretiyle en

yüksek devlet memuru brüt aylığının 100 katı tutarının iş ve gücüne engel

bulunan her gün için yüzde bir oranında yapılacak hesaplama ile belirlenmesi

gerekirken hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu ve eksik incelemeye

dayalı olarak hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması

gerekmiştir.” gerekçeleriyle bozma kararı verilmiştir (Y.4.HD. 5.12.2018,

2016/12340 – 2018/7615. Benzer diğer kararlar; 4.HD. 3.12.2019, 2017/2103 –

2019/5735; 4.HD. 15.4.2015, 2015 – 2671/4826). Ayrıca dikkat edilmelidir ki

Yargıtay iptali istenen “karar tarihindeki” ibaresini “olay tarihinde”

biçiminde yorumlayıp uygulamaktaysa da bozma kararında tazminatı belirlerken

Borçlar Kanununa gönderme yapmamakta, aksine; “olay günündeki katsayıya göre

yapılacak hesaplama” (4.HD. 14.10.2019, 2017/968 – 2019/4586) veya “haksız fiil

tarihindeki en yüksek brüt aylığının esas alınması gerekir” gerekçeleriyle,

tazminatın belirlenmesinde doğrudan veya dolaylı biçimde 2330 sayılı Kanunun 3.

maddesini ve bu arada (b) bendini temel almakta, başka deyişle bu kuralı

uygulamaktadır. Bu uygulamanın amacı, idarenin kamu görevlisine yaptığı

ödemenin, kanun hükümlerine uygunluğunu tespit etmektir. Zira borçlar hukuku

ilkelerine göre yaptırılan bilirkişi incelemesinde zarar miktarı daha çok

belirlense dahi, idarenin Kanunda öngörülen hesap sistemine aykırı biçimde

yapacağı fazla ödemenin rücu edilmesi imkanı bulunmamaktadır. Yargıtay anılan

bozma kararlarıyla bu durumu tespit etmektedir. Nitekim itiraz yoluyla iptal

isteminde bulunan yerel mahkeme de Yargıtay’ın farklı değerlendirmesine karşın,

kanunda “karar tarihindeki” ibaresinin yer aldığını, bu hükmü uyguladığında

davalının aleyhine olacağını belirtmektedir. Örneğin karar tarihindeki brüt

aylığa göre hesaplandığında idare tarafından memura 100.000TL ödeme yapılacak

iken dava tarihi esas alınırsa söz gelimi 80.000TL ödenebilecektir. Memurun

yaralanması nedeniyle borçlar hukuku kuralları gereği belirlenen gerçek zararın

daha az (örneğin 70.000TL) belirlenmesi durumunda bu uygulamanın sonuca bir

etkisi olmayacak, fakat aksi halde (örn. 110.000 TL olması gibi) idarenin

ödediği rakamın (örnekte 100.000TL) tamamının rücuen ödenmesine karar verilecek

ve bu durum rücu borçlusu aleyhine sonuçlanacaktır.

9. Sonuç olarak, rücu ile ilgili özel bir hüküm

bulunmamakla birlikte, dava açan idarenin üçüncü kişiye yaptığı ödemenin hukuki

bir dayanağının bulunup bulunmadığının öncelikle tespit edilmesi bir

zorunluluktur. Bu nedenle rücu davasına bakan mahkemenin, idarenin yaptığı

ödemenin kanuni dayanağının varlığını ve ödemeyi kanunda belirtilen yönteme

uygun yapıp yapmadığını, başka deyişle ödeme ile haksız fiil arasında illiyet

bağının kurulup kurulmayacağını belirlemek adına 2330 sayılı Kanunun kuralı da

içeren 3. maddesini uygulaması zorunludur. Kanundaki hesap yöntemini aşan

miktarda bir ödeme olduğunda, ödeme ile haksız fiil arasında illiyet bağı

kurulamayacağı için (belirlenen gerçek zarar miktarına bağlı olarak) aşan kısma

yönelik talebin reddedilmesi gerekebilecektir. Nitekim verdiğimiz örneklerden

de gerek ilk derece mahkemelerinin anılan kanun gereği ödeme yapılıp

yapılmadığını belirlemek için bilirkişi raporu aldığı, Yargıtay’ın da bu

kuralları uyguladığı açıkça görülmektedir. Bu nedenlerle iptali istenilen kural

ve ibarenin uyuşmazlıkta uygulanacak bir kural olmadığı görüşüne

katılmamaktayım.

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin

MENTEŞ

Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili

Anayasa Mahkemesi, E. 2020/2, K. 2020/1, 22 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu: 3/11/1980
  5. Olay
  6. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  7. II. İlk İnceleme
  8. Arslan
  9. Kömürcü
  10. Özgüldür
  11. Üstün
  12. Yıldırım
  13. Dursun
  14. Topal
  15. Özkaya
  16. Güleç
  17. Akyel
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Seferinoğlu
  20. Menteş
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2020/2
Karar No
2020/1
Tarih
22 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2019/78 K.2020/6
  • AYM Norm Denetimi E.2020/23 K.2020/8
  • AYM Norm Denetimi E.2018/152 K.2020/11
  • AYM Norm Denetimi E.2018/139 K.2020/12
  • AYM Norm Denetimi E.2018/163 K.2020/13
  • AYM Norm Denetimi E.2018/91 K.2020/10

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.