İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2021/127 K.2022/85

31913

Esas2021/127Karar2022/85Tarih30 Haziran 2022Okuma26 dk · 5.255 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
30 Haziran 2022
Esas Sayısı
2021/127
Karar Sayısı
2022/85
R.G. Tarih - Sayı
4/8/2022 -
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.255 kelime·26 dk okuma·38 bölüm

31913

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR

1. Çanakkale İcra Hukuk Mahkemesi (E.2021/127)

2. Gaziantep 3. İcra Hukuk Mahkemesi (E.2022/2)

3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (E.2022/23)

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (E.2022/24)

5. İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesi (E.2022/26)

İTİRAZLARIN KONUSU: 4/11/1983

tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddenin Anayasa’nın 13., 35., 36., 46. ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talepleridir.

OLAY

Kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davaları sonucunda verilen hükümlerin icrası için başlatılan icra takiplerinin durdurulması veya iptalleri talebiyle açılan davalar ile bu tür davalara ilişkin kararların istinaf incelemesinde itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuştur.

I.

İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ

GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ

A. İptali İstenen Kanun Hükmü

Kanun’un itiraz konusu geçici 16. maddesi şöyledir:

“Geçici Madde 16- (Ek:9/6/2021-7327/21 md.)

Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması

hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin

bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya

kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle

malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle

mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda

verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların

icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği

tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra

takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur.”

B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri

12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun;

1. 350. maddesi şöyledir:

“Başvurunun icraya etkisi

MADDE 350- (1)

İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.

(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”

2. 367. maddesi şöyledir:

“Temyizin icraya etkisi

MADDE

367- (1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.

(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”

II. İLK İNCELEME

A. E.2021/127 Sayılı Başvuru Yönünden

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ın katılımlarıyla 30/12/2021 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152.

ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir

davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya

Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde

veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu

kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine

başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin

Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin

görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada

uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın

değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır.

3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 2942 sayılı Kanun’un

geçici 16. maddesinin iptalini talep etmiştir. Anılan maddenin birinci

cümlesinde kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç

yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği

tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir

ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara

kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası

olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet

hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen

kararların taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına

ilişkin hükümlere göre yerine getirileceği hükme bağlanmıştır. Maddenin ikinci

cümlesinde ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme

kararlarına dayanılarak başlatılan icra takiplerinin de kesinleşmiş mahkeme

kararı ibraz edilinceye kadar durdurulacağı öngörülmüştür.

4. Bakılmakta olan davanın konusu ise 4/11/1983 tarihinden sonra taşınmazlara hukuken el atılması sebebiyle açılan kamulaştırmasız el atma davasının kabulü sebebiyle hükmedilen tazminatın tahsili için başlatılan ilamlı icra takibinin iptali talebine ilişkindir. Dolayısıyla bakılmakta olan davada kamulaştırmasız el atmaya konu taşınmazların fiilen kamu hizmetlerine ayrılması veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tesis edilerek üzerinde tesis yapılması ile irtifak hakkı tesisi suretiyle fiilen el konulmasına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi kaynaklara ilişkin kamulaştırmasız el atma durumu da söz konusu değildir.

5. Ayrıca kuralın 19/6/2021 tarihinde yürürlüğe girdiği ve bakılmakta olan davaya konu icra takibinin bu tarihten sonra başlatıldığı gözetildiğinde kuralın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmemiş mahkeme kararına dayanılarak başlatılan bir icra takibinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

6. Bu itibarla anılan Kanun’un geçici 16. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan…”, “…veya kaynaklara…”, “…veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle…” ve “…fiilî el konulması…” ibareleri ile ikinci cümlesinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ve cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

7. Öte yandan itiraz konusu maddenin birinci cümlesinin “Kamulaştırma

işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen

4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar… taşınmazlara…

kısmen veya tamamen… malikin rızası olmaksızın… sebebiyle mülkiyet hakkından doğan

taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz

mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre

yerine getirilir.” bölümü bakılmakta olan davanın konusu olan

kamulaştırmasız el atma durumunun yanı sıra bakılmakta olan davada uygulanma imkânı

olmayan kamulaştırmasız el atmaya ilişkin diğer durumlar bakımından da geçerli,

ortak kural niteliğindedir. Dolayısıyla bakılmakta olan davanın konusu

gözetilerek anılan cümlenin esasına ilişkin incelemenin “…veya hukuki el

atılması…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.

8. Açıklanan nedenlerle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddenin;

A. 1. Birinci

cümlesinde yer alan “…fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan…”, “…veya kaynaklara…”, “…veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle…” ve “…fiilî el konulması…” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2. Birinci cümlesinin kalan kısmının esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “…veya hukuki el atılması…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,

B. İkinci

cümlesinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından, bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B. E.2022/2 Sayılı Başvuru Yönünden

9. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ın katılımlarıyla 26/1/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

10. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 2942 sayılı Kanun’un geçici 16. maddesinin iptalini talep etmiştir.

11. Bakılmakta olan davanın konusu 4/11/1983 tarihinden sonra taşınmazlara fiilî el konulması sebebiyle açılan kamulaştırmasız el atma davasının kabulü üzerine hükmedilen tazminatın tahsili için başlatılan ilamlı icra takibinin ve icra emrinin iptali talebine ilişkindir. Davaya konu icra takibi itiraz konusu kuralın yürürlük tarihi olan 19/6/2021 tarihinden sonra başlatılmıştır. Dolayısıyla bakılmakta olan davada kamulaştırmasız el atmaya konu taşınmazlara hukuki el atılmasına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi irtifak hakkı tesis etmek suretiyle fiilî el koyma veya kaynaklara ilişkin kamulaştırmasız el atma durumu da söz konusu değildir.

12. Ayrıca bakılmakta olan davaya konu icra takibinin kuralın yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlatıldığı gözetildiğinde kuralın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmemiş mahkeme kararına dayanılarak başlatılan bir icra takibinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

13. Bu itibarla anılan Kanun’un geçici 16. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…veya kaynaklara kısmen…”, “…veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle…” ve “…veya hukuki el atılması…” ibareleri ile ikinci cümlesinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ve cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

14. Açıklanan nedenlerle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddenin;

A. 1. Birinci

cümlesinde yer alan “…veya kaynaklara kısmen…”, “…veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle…” ve “…veya hukuki el atılması…” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2. Birinci cümlesinin kalan kısmının esasının incelenmesine,

B. İkinci

cümlesinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

C. E.2022/23 Sayılı Başvuru Yönünden

15. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ın katılımlarıyla 24/3/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.

16. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 2942 sayılı Kanun’un geçici 16. maddesinin birinci cümlesinin iptalini talep etmiştir.

17. Bakılmakta olan davanın konusu kamulaştırması hiç

yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden sonra taşınmazların tamamına

hukuken el atılması sebebiyle açılan kamulaştırmasız el atma davasının kabulü

üzerine hükmedilen tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine ilişkin

icra emrinin iptali kararının istinaf incelemesidir. Dolayısıyla bakılmakta

olan davada kamulaştırma işlemlerinin tamamlanamaması, kamulaştırmasız el

atmaya konu taşınmazların fiilen kamu hizmetlerine ayrılması veya kamu yararına

ilişkin bir ihtiyaca tesis edilerek üzerinde tesis yapılması ile irtifak hakkı

tesisi suretiyle fiilen el konulmasına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi

kaynaklara ilişkin kamulaştırmasız el atma durumu da söz konusu değildir.

18. Bu itibarla anılan Kanun’un geçici 16. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış…”, “…fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan…”, “…veya kaynaklara kısmen…”, “…veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle…” ve “…fiilî el konulması…” ibarelerinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

19. Öte yandan itiraz konusu maddenin birinci cümlesinin

“…veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu

maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar… taşınmazlara… veya tamamen… malikin

rızası olmaksızın… sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve

tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni

haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir.”

bölümü bakılmakta olan davanın konusu olan kamulaştırmasız el atma durumunun

yanı sıra bakılmakta olan davada uygulanma imkânı olmayan kamulaştırmasız el

atmaya ilişkin diğer durumlar bakımından da geçerli, ortak kural

niteliğindedir. Dolayısıyla bakılmakta olan davanın konusu gözetilerek anılan

cümlenin esasına ilişkin incelemenin “…veya hukuki el atılması…” ibaresi

ile sınırlı olarak yapılması gerekir.

20. Açıklanan nedenlerle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddenin;

A. Birinci

cümlesinde yer alan “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış…”, “…fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan…”, “…veya kaynaklara kısmen…”, “…veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle…” ve “…fiilî el konulması…” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. Birinci

cümlesinin kalan kısmının esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “…veya hukuki el atılması…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

Ç. E.2022/24 Sayılı Başvuru Yönünden

21. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ın katılımlarıyla 24/3/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

D. E.2022/26 Sayılı Başvuru Yönünden

22. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ın katılımlarıyla 24/3/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

23. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 2942 sayılı Kanun’un geçici 16. maddesinin iptalini talep etmiştir.

24. Bakılmakta olan davanın konusu 4/11/1983 tarihinden sonra kamulaştırması hiç yapılmamış olmakla birlikte taşınmazlara fiilî el konulması ve hukuki el atılması sebebiyle açılan kamulaştırmasız el atma davasının kabulü üzerine hükmedilen tazminatın tahsili için başlatılan icra takibinin iptali talebine ilişkindir. Dolayısıyla bakılmakta olan davada kamulaştırma işlemlerinin tamamlanamaması, irtifak hakkı tesisi veya kaynaklara ilişkin kamulaştırmasız el atma durumu söz konusu değildir.

25. Ayrıca bakılmakta olan davaya konu icra takibinin kuralın yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlatıldığı gözetildiğinde kuralın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmemiş mahkeme kararına dayanılarak başlatılan bir icra takibinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

26. Bu itibarla anılan Kanun’un geçici 16. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış…”, “…veya kaynaklara…” ve “…veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle…” ibareleri ile ikinci cümlesinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ve cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

27. Açıklanan nedenlerle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddenin;

A. 1. Birinci

cümlesinde yer alan “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış…”, “…veya kaynaklara…” ve “…veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle…” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2. Birinci cümlesinin kalan kısmının esasının incelenmesine,

B. İkinci

cümlesinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. YÜRÜRLÜĞÜN

DURDURULMASI TALEBİ

28. E.2022/2 sayılı itiraz başvurusunda yürürlüğü durdurma talebinde de bulunulmuştur.

29. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “İtiraz başvuru kararı ve ekleri” başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde “Yürürlüğü durdurma talebi varsa, yürürlüğün durdurulmaması durumunda doğacak olan telafisi imkânsız zararların açıklanması,” gerektiği belirtilmiştir. Ancak başvuran Mahkeme tarafından bu konuda bir gerekçe belirtilmeksizin yürürlüğün durdurulması talebinde bulunulduğundan söz konusu talebin yöntemine uygun olmadığı anlaşılmıştır.

30. Açıklanan nedenle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddeye yönelik yürürlüğün durdurulması talebinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE 26/1/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV. BİRLEŞTİRME KARARLARI

A. E.2022/2 Sayılı Başvuru Yönünden

31. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddenin birinci cümlesinin “…veya kaynaklara kısmen…”, “…veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle…” ve “…veya hukuki el atılması…” ibareleri dışında kalan kısmının iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2022/2 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2021/127 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2021/127 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 26/1/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B. E.2022/23 Sayılı Başvuru Yönünden

32. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddenin birinci cümlesinde yer alan “…veya hukuki el atılması…” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2022/23 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2021/127 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2021/127 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 24/3/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

C. E.2022/24 Sayılı Başvuru Yönünden

33. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddenin ikinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2022/24 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2021/127 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2021/127 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 24/3/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

Ç. E.2022/26 Sayılı Başvuru Yönünden

34. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici

16. maddenin birinci cümlesinin “…veya kamulaştırması hiç yapılmamış

olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar

fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis

edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara… kısmen veya tamamen… malikin

rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet

hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen

kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına

ilişkin hükümlere göre yerine getirilir.” bölümünün iptaline karar

verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2022/26 sayılı

davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2021/127 sayılı dava ile

BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2021/127 sayılı

dosya üzerinden yürütülmesine 24/3/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verilmiştir.

V. ESASIN İNCELENMESİ

35. Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

36. 2942 sayılı Kanun’un geçici 16. maddesinin birinci

cümlesinde kamulaştırma işlemleri

tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983

tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine

ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis

yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı

tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki

el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve

tazminata ilişkin davalarda verilen kararların taşınmaz mal ile ilgili ayni

haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirileceği

düzenlenmiştir. Anılan cümlenin “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya

kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına

ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara…

kısmen veya tamamen… malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki

el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve

tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni

haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir.”

bölümü itiraz konusu kurallardan ilkini oluşturmaktadır.

37. Anılan maddenin itiraz konusu ikinci cümlesinde ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra takiplerinin kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulacağı öngörülmüştür.

38. Kamu yararının gerektirdiği hâllerde gerçek ve özel

hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların devlet veya kamu

tüzel kişilerince kamulaştırılmasına ilişkin usul ve esaslar 2942 sayılı

Kanun’la düzenlenmiştir. Ancak usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi

yapılmaksızın kamu hizmetlerine tahsis amacıyla zaman zaman idarelerin

taşınmazlara fiilî el koyması veya hukuki el atmasına ilişkin çeşitli durumlarla

karşılaşılabilmektedir. Buna göre kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya

kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen taşınmazların fiilen kamu

hizmetine ayrılması, kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek

üzerinde tesis yapılması, malikin rızası olmaksızın taşınmazlara kısmen veya

tamamen fiilî el konulması veya hukuki el atılmasına ilişkin olarak hukuki

dayanağı bulunmamakla birlikte uygulamada ortaya çıkan çeşitli durumlar

kamulaştırmasız el atma olarak ifade edilmektedir.

39. Kurallar kamulaştırmasız el atma sebebine dayalı olarak bedel ve tazminat talebiyle açılan davalarla ilgili olup bu davalarda verilen kararların icrasına ilişkin düzenlemeler öngörmektedir.

40. Kamulaştırmasız el atmaların tamamı kuralların kapsamına alınmamış; kamulaştırmasız el atma olgusu belirli bir tarih aralığında gerçekleşmiş olanlarla sınırlı tutulmuştur. Buna göre yalnızca 2942 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 4/11/1983 ile kuralların yürürlük tarihi olan 19/6/2021 arasında gerçekleşmiş olan kamulaştırmasız el atmalar sebebiyle açılan bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararların icrası kurallara tabi olacaktır.

41. İtiraz konusu bölümde kamulaştırmasız el atma sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararların taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirileceği düzenlenmiştir.

42. 6100 sayılı Kanun’un “Sekizinci Kısmı”nın istinaf kanun yoluna ilişkin hükümler içeren “Birinci Bölümü”nde yer alan 350. maddesinde istinaf kanun yoluna başvurunun icraya etkisi, temyiz kanun yoluna ilişkin hükümler içeren “İkinci Bölümü”nde yer alan 367. maddesinde ise temyizin icraya etkisi düzenlenmiştir.

43. Anılan Kanun’un 350. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında kural olarak istinaf yoluna başvurmanın kararın icrasını

durdurmayacağı öngörülmüş; (2) numaralı fıkrasında ise kişiler hukuku, aile

hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların

kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Kanun’un 367.

maddesinde de temyiz başvurusunun icraya etkisi aynı şekilde düzenlenmiş ve (2)

numaralı fıkrasında kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni

haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceği

belirtilmiştir. Buna göre verilen mahkeme kararının taşınmaz mal ile ilgili

ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine

getirilmesinin hüküm kesinleşmedikçe yerine getirilememe hususunu ifade ettiği

açıktır.

44. Bu itibarla itiraz konusu bölümle 4/11/1983 tarihinden 19/6/2021 tarihine kadar gerçekleşmiş olan kamulaştırmasız el atmalar sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen mahkeme kararlarının kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

45. Maddenin itiraz konusu ikinci cümlesi ise kuralların yürürlük tarihi olan 19/6/2021 tarihinden önce, ilk kural kapsamında kalan kamulaştırmasız el atmalar sebebiyle bedel ve tazminata ilişkin kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılmış icra takiplerinin de kesinleşmiş mahkeme kararları ibraz edilinceye kadar durdurulacağını öngörmektedir.

B. İtirazların

Gerekçeleri

46. Başvuru kararlarında özetle; itiraz konusu kurallar

uyarınca kararların icrası için kesinleşme şartının aranmasının alacağın

tahsilini geciktirdiği, malike aşırı bir külfet yüklediği, ölçülü olmadığı,

kamu yararı ile kişisel yarar arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi malik

aleyhine bozduğu, mahkeme kararlarının uygulanma imkânının geçmişe etkili

olacak şekilde zorlaştırılmasının hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığı, daha

önce aynı konuyu düzenleyen hükümlerin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş

olmasına rağmen benzer düzenlenmelerin yeniden öngörülmesinin adil yargılanma

hakkını ve hukuk devleti ilkesini zedelediği belirtilerek

kuralların Anayasa’nın 13., 35., 36., 46. ve 153. maddelerine aykırı olduğu

ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

47. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Kamulaştırmasız el atmanın konusunu oluşturan taşınmaz mallar ile kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan bedel ve tazminatların mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

48. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların öngördüğü sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder.

49. Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesinde

ise “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde,

gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz

malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya

ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir./Kamulaştırma bedeli ile

kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım

reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin

gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve

turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla

gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme

süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak

ödenir./Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük

çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir./İkinci fıkrada öngörülen

taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde

kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” denilmektedir.

50. Anayasa’nın söz konusu maddesine göre özel mülkiyette bulunan taşınmazların gerçek karşılıklarının nakden ve peşin olarak ödenmesi, maddede sayılan istisnai hâllerde taksitlendirme süresinin beş yılı aşamaması, taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması kamulaştırma için belirtilen esaslardır.

51. Türk hukukunda idarelerin kamu

hizmetlerini yerine getirirken ihtiyaç duydukları ancak kendilerine ait olmayan

taşınmazlar üzerinde tasarrufta bulunabilmeleri kural olarak kamulaştırma ile

mümkündür. Kamulaştırma, mülkiyet hakkının idarenin tek taraflı tasarrufu ile

malikin rızası olmaksızın kısıtlandığı veya sona erdirildiği istisnai hâllerden

biridir. Nitekim Anayasa’da temel haklardan biri olarak düzenlenen mülkiyet

hakkı üzerinde yarattığı etkiden dolayı Anayasa koyucu kamulaştırmayı özel

olarak düzenlemiştir. Bu itibarla kişinin mülkiyet hakkının rızası dışında tek

taraflı bir işlemle sonlandırılmasının Anayasa’ya aykırı olmaması için

Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen usullere uyulması gerekmektedir.

52. Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesine göre temel unsurunun kamu yararı olduğu kabul edilen kamulaştırma, özel mülkiyet alanına devletin bir müdahalesidir. Kamulaştırma işlemi, taşınmaza el koymaya zorunlu kalındığında kamu yararının özel mülkiyet hakkından üstün tutulduğu durumlarla sınırlı olarak ve Anayasa’da belirlenen usul güvenceleri izlenerek yapıldığında hukuka uygun sayılır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, § 11; Şevket Karataş [GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018, § 45).

53. Plansız şehirleşme, idarelerin bütçelerinin kısıtlı olması gibi çeşitli nedenlerle geçmişte kamulaştırma yapılmaksızın bazı taşınmazlar fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiştir (AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012). İdarelerin zaman zaman Anayasa ve kanunlara uygun olmayan yöntemlerle özel mülkiyete konu taşınmazları kamu hizmetine tahsis etmek amacıyla hareket etmeleri sonucu kamulaştırmasız el atma olgusu ortaya çıkmıştır (AYM, E.2019/89, K.2021/10, 4/2/2021, § 94).

54. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesince

mahkeme kararlarını taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde

uygulanamaz hâle getiren düzenlemelerin bulunması veya mahkeme kararlarının

icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki

güvenceleri anlamsız kılabilecek nitelikte görülebilmektedir. Bu çerçevede,

mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını sağlayacak

etkili tedbirlerin alınması, hukuk devleti ilkesinin ve adil yargılanma

hakkının gereklerindendir (AYM, E.2018/108, K.2019/5, 13/2/2019, § 27).

55. İtiraz konusu kurallar, kamulaştırmasız el atmadan dolayı hak sahiplerince açılan bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararların kesinleşmedikçe yerine getirilmemesini, daha önce başlatılmış ve hâlihazırda devam etmekte olan icra takiplerinin de kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulmasını öngörmektedir. Bu durum Anayasa’da öngörülen usule aykırı olarak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin telafisi amacıyla malik lehine hükmedilmiş bulunan bedel veya tazminatın hak sahiplerine daha geç ödenmesine, malikin alacağına daha geç kavuşmasına sebebiyet vermek suretiyle mülkiyet ve adil yargılanma hakkını sınırlamaktadır (AYM, E.2019/89, K.2021/10, 4/2/2021, § 96).

56. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.

57. Bu kapsamda mülkiyet ve adil yargılanma hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.

58. Esasen temel hakları sınırlayan

kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan

hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel

olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem

içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin

sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının

öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven

duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici

yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§

153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak

belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk

devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.

59. İtiraz konusu kuralların kapsamına giren kamulaştırmasız el atma hâllerinin ve bu hâllere ilişkin mahkeme kararlarının icrasının mümkün olduğu aşamanın herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralların belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu açıktır. Bu itibarla kurallarda temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerektiğine ilişkin anayasal ilkeye aykırı bir yön bulunmamaktadır.

60. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise adil yargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Öte yandan Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakkın sınırlanması mümkündür.

61. Kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan bedel ve tazminata ilişkin mahkeme kararlarının yerine getirilmesini kararların kesinleşmesi koşuluna bağlayan ve başlatılan icra takiplerinin de kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulmasını öngören kurallarla kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan kamu kaynaklarının korunmasının, bu kapsamda kamu hizmetlerinde meydana gelebilecek aksaklıkların önlenmesinin ve kanun yoluna başvuru sonucunda mahkeme kararının bozulması hâlinde icranın iadesinde yaşanabilecek sorunların önlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

62. Anayasa’nın 5. maddesine göre kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak devletin temel amaç ve görevleri kapsamındadır. Yukarıda belirtilen amaca ulaşmak anılan madde gereğince devletin pozitif yükümlülükleri arasında yer almaktadır. Bu yönüyle kuralın gerek mülkiyet hakkı gerekse adil yargılanma hakkı yönünden anayasal bağlamda meşru bir amaca dayandığı görülmektedir.

63. Kuralların kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü olması da gerekir. Ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, orantılılık ise sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin bulunması zorunluluğunu ifade etmektedir.

64. Kuralların amacının kamu hizmetleri için gerekli olan kamu kaynaklarının korunması suretiyle kamu hizmetlerinde meydana gelebilecek aksaklıkların önlemesi, icranın iadesinin gerekmesi hâlinde yaşanması muhtemel sorunların ortadan kaldırılması olduğu gözetildiğinde belirli bir dönemde gerçekleşen kamulaştırmasız el atmaya dayalı bedel ve tazminat davalarının yerine getirilmesinin kararların kesinleşmesi şartına bağlanmasının söz konusu amaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.

65. Öte yandan kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için

taşınmaza ihtiyaç duyulması hâlinde kamulaştırma kanunlarının uygulanması,

kanunlardaki usul ve esaslara uygun hareket edilmesi gerekmektedir. Kamulaştırmasız

el atma ise fiilî bir durumu ifade etmekte olup kamulaştırmaya veya mülkiyeti

kamuya geçiren herhangi bir hukuki işleme dayanmamaktadır. Buna göre

kamulaştırmasız el atma sebebiyle mahkemelerce hükmedilen bedel ve tazminatlar

hukuka aykırı olarak ortaya çıkan fiilî durumun telafi edilmesi suretiyle

tasfiyesini amaçlamaktadır. Bu bakımdan yalnızca mahkemelerce kamulaştırmasız

el atma sebebiyle bedel ve tazminata hükmedilmesi değil, hükmedilecek bedel ve

tazminatların bir an evvel hak sahiplerine ödenmesi de hukuka aykırı fiilî

durumun ortadan kaldırılmasının bir gereğidir. Mahkeme kararlarıyla hükmedilen

bedel ve tazminatlar ödenmediği sürece gerçek anlamda bir telafiden veya

tasfiyeden bahsetmek mümkün olmaz.

66. Kamulaştırmasız el atmalar sebebiyle bedel ve

tazminata ilişkin davalarda verilen kararların yerine getirilmesi için kararın

kesinleşmesi şartının aranması ve bu kapsamda hâlihazırda başlatılmış olan icra

takiplerinin kesinleşmiş mahkeme kararları ibraz edilinceye kadar durdurulması

herhangi bir hukuki işleme dayalı olmaksızın mülkiyet hakkına müdahale edilen

hak sahiplerinin zararlarının telafisini geciktirmekte ve zorlaştırmaktadır.

Hâlihazırda hukuka aykırı olarak mülkiyet hakkına müdahale edilmiş olan

maliklerin ayrıca mahkemelerce hükmedilmiş olan alacak ve tazminatlarının

ödenmesinin geciktirilmesi hak sahiplerine aşırı bir külfet yüklemekte, kamu

yararı ile kişisel yarar arasındaki dengeyi bozmak suretiyle mülkiyet ve adil

yargılanma hakkının ölçüsüz biçimde sınırlanmasına neden olmaktadır (aynı yönde bkz. AYM, E.2019/89, K.2021/10, 4/2/2021,

§ 101).

67. Ayrıca yürürlük tarihinden önce alacağın tahsili için başlatılmış icra takiplerine ilişkin düzenleme getirerek bu icra takiplerinin kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulacağını öngören itiraz konusu cümle, geçmişe etkili yasama tasarruflarıyla kararların uygulanma imkânının önemli oranda zorlaştırılması niteliğinde bulunduğundan devlete olan güven duygusunu zedelemekte ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir (aynı yönde bkz. AYM, E.2019/89, K.2021/10, 4/2/2021, § 102).

68. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 13., 35., 36. ve 46. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.

Kuralların Anayasa’nın 153. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

VI. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

69. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.

70. 2942 sayılı Kanun’un geçici 16. maddesinin birinci

cümlesinin “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç

yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği

tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir

ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara… kısmen veya

tamamen… malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması

sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin

davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin

kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir.” bölümünün

iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan cümlenin kalan kısmının 6216

sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII. HÜKÜM

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen geçici 16. maddenin;

A. 1. Birinci

cümlesinin “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara … kısmen veya tamamen … malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir.” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

2. Birinci cümlesinin kalan kısmının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE,

B. İkinci

cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

30/6/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR

Anayasa Mahkemesi, E. 2021/127, K. 2022/85, 30 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuranlar
  4. İtirazların Konusu: 4/11/1983
  5. Olay
  6. İptali İstenen Ve İlgili
  7. Görülen Kanun Hükümleri
  8. A. İptali İstenen Kanun Hükmü
  9. B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
  10. Madde 350- (1)
  11. Madde
  12. II. İlk İnceleme
  13. A. E.2021/127 Sayılı Başvuru Yönünden
  14. A. 1. Birinci
  15. B. İkinci
  16. B. E.2022/2 Sayılı Başvuru Yönünden
  17. A. 1. Birinci
  18. B. İkinci
  19. C. E.2022/23 Sayılı Başvuru Yönünden
  20. A. Birinci
  21. B. Birinci
  22. Ç. E.2022/24 Sayılı Başvuru Yönünden
  23. D. E.2022/26 Sayılı Başvuru Yönünden
  24. A. 1. Birinci
  25. B. İkinci
  26. III. Yürürlüğün
  27. Durdurulması Talebi
  28. IV. Birleştirme Kararları
  29. A. E.2022/2 Sayılı Başvuru Yönünden
  30. B. E.2022/23 Sayılı Başvuru Yönünden
  31. C. E.2022/24 Sayılı Başvuru Yönünden
  32. Ç. E.2022/26 Sayılı Başvuru Yönünden
  33. V. Esasın İncelenmesi
  34. A. Anlam ve Kapsam
  35. B. İtirazların
  36. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  37. VI. İptalin Diğer Kurallara Etkisi
  38. A. 1. Birinci
  39. B. İkinci
  40. M. Emin KUZ
  41. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2021/127
Karar No
2022/85
Tarih
30 Haziran 2022

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2022/43 K.2022/81
  • AYM Norm Denetimi E.2022/64 K.2022/58
  • AYM Norm Denetimi E.2022/66 K.2022/59
  • AYM Norm Denetimi E.2021/123 K.2022/65
  • AYM Norm Denetimi E.2020/97 K.2022/62
  • AYM Norm Denetimi E.2021/132 K.2022/69

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.