İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2022/72 K.2023/3

Karar Sayısı : 2023/3

Esas2022/72Karar2023/3Tarih5 Ocak 2023Okuma17 dk · 3.469 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar No
2023/3
Karar tarihi
5 Ocak 2023
Esas Sayısı
2022/72
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.469 kelime·17 dk okuma·10 bölüm

Karar Sayısı : 2023/3

Karar Tarihi : 5/1/2023

R.G.Tarih-Sayı : 14/2/2023-32104

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 250. maddesinin (8) numaralı fıkrasına 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle eklenen üçüncü cümlede yer alan “…objektif…” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu nedeniyle yürütülen soruşturmada seri muhakeme usulünün uygulanması amacıyla düzenlenen talep yazısı üzerine açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 250. maddesi şöyledir:

“Seri muhakeme usulü

Madde 250 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)

(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),

2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),

3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),

4. Gürültüye neden olma (madde 183),

5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),

6. Mühür bozma (madde 203),

7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),

8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),

9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268),

suçları.

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer AletlerHakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.

c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.

d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.

e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.

(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.

(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.

(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.

(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.

(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.

(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.

(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;

a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,

b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,

c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,

d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,

f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,

g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,

h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,

gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.

(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki (Değişik ibare: 8/7/2021-7331/22 md.) şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.

(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.

(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz. (Ek cümle: 8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.

(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hâllerinde uygulanmaz.

(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.

(14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.

(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 21/6/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan SOYTÜRK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

3. Seri muhakeme usulü, ceza usul hukuku alanında alternatif çözüm yolu olarak ilk kez 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinin yeniden düzenlenmesiyle ihdas edilmiştir.

4. Seri muhakeme usulü, anılan Kanun’da açıkça düzenlenen suçlarla sınırlı olmak üzere uygulanabilecek istisnai bir muhakeme yolu olarak öngörülmüştür. Kanun kapsamında seri muhakeme usulünün uygulanması için belirli şartların gerçekleşmesi gerekir. Kanun’un 250. maddesinin (1) numaralı fıkrasında; aynı fıkranın (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde sayılan suçlarla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde söz konusu usulün uygulanacağı belirtilmiştir.

5. Soruşturma evresi, Kanun’un 2. maddesinde “…yetkili

mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen

evre…” olarak tanımlanmıştır. 160. maddeye göre suçun

işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen Cumhuriyet savcısının kamu davasını

açmaya yer olup olmadığına karar vermek için derhal işin gerçeğini araştırmaya

başlaması ve bu kapsamda tüm delilleri toplaması gerekmektedir. Benzer şekilde,

seri muhakemeye tabi bir suçun işlendiği izlenimini edinen Cumhuriyet

savcısının da maddi gerçeği araştırması ve delilleri toplaması gerekmektedir.

Başka bir deyişle suçun seri muhakeme kapsamında kalması hâlinde Cumhuriyet

savcısının soruşturma yapma ve delil toplama ödevi ortadan kalkmamaktadır.

6. Bu itibarla seri muhakeme usulü ancak soruşturma evresinin sonunda ve kamu davası açmaya yeterli şüphe elde edildiği durumda uygulanabilecektir. Kanun’un iddianame düzenlenmesi için 170. maddenin (2) numaralı fıkrasında aradığı yeterli şüphe şartı seri muhakeme bakımından da geçerli olup Cumhuriyet savcılığı tarafından yeterli şüphe elde edilemediği durumlarda seri muhakeme usulü uygulanmaksızın kamu davasının açılmasına yer olmadığına karar vermek gerekecektir.

7. Aksi takdirde Kanun’un 250. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarına göre Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir. Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.

8. Anılan maddenin (4) numaralı fıkrasına göre Cumhuriyet savcısı, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen hususları gözönünde bulundurarak suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve şartları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.

9. Bu suretle belirlenen hapis cezasının (5) ve (6) numaralı fıkralara göre Cumhuriyet savcısı tarafından, şartları bulunması hâlinde 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmesi veya anılan Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesi ya da 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılması mümkündür.

10. Söz konusu Kanun’un 250. maddesinin (8) numaralı fıkrasında Cumhuriyet savcısının şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep edeceği hükme bağlanmıştır. Talep yazısında hangi hususların yer alacağı aynı fıkra kapsamında belirtilmiştir.

11. Anılan fıkranın ikinci cümlesi uyarınca talep yazısı

mahkeme tarafından incelenir. Mahkeme tarafından (8) numaralı fıkraya aykırı

olarak düzenlendiği, belirtilen yaptırımda maddi hata yapıldığı, cezanın

niteliğine uygun bir güvenlik tedbirinin belirtilmediği veya yaptırım hakkında

cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesi, ertelenmesi ya da hükmün açıklanmasının

geri bırakılması talep edildiği durumlarda talep edilen bireyselleştirme

yöntemlerinin objektif şartlarının oluşmadığı tespit edildiği takdirde talep

yazısı eksikliklerin tamamlanması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına iade

edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı

noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye

gönderilir. Söz konusu cümlede yer alan “…objektif…” ibaresi itiraz

konusu kuralı oluşturmaktadır.

12. Cezanın bireyselleştirilmesi yöntemlerinden biri olan

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilmesi için Kanun’un

231. maddesi uyarınca varlığı aranan objektif şartlar; hükmolunan cezanın iki

yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, suçun Anayasa'nın

174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlardan

olmaması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması,

yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç

nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim

süresi içinde işlenmemiş olması, suçun işlenmesi sebebiyle mağdurun veya

kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin

suretiyle tamamen giderilmesi ve sanığın hakkında hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmesini kabul etmiş olmasıdır. Sanık hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması için yalnızca objektif şartların gerçekleşmesi

yeterli olmayıp sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve

davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemece

kanaate varılması şeklinde subjektif bir şart da öngörülmüştür.

13. Cezanın bireyselleştirilmesi yöntemlerinden bir diğeri olan cezanın ertelenebilmesi için 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca varlığı gereken objektif şartlar, hükmolunan cezanın ilke olarak iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olması ve sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmasıdır. Cezanın ertelenebilmesi için sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması ise ertelemenin subjektif şartını oluşturmaktadır.

14. Cezanın bireyselleştirilmesi yöntemlerinden biri de

cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesidir. 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesine

göre cezanın seçenek yaptırıma çevrilebilmesi için öngörülen objektif şart,

hükmolunan cezanın kısa süreli -bir yıl veya daha az süreli- hapis cezası

olmasıdır. Subjektif şart olarak ise mahkemece suçlunun kişiliği, sosyal ve

ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığı ve suçun işlenmesindeki

özellikler gözetilecektir. Bilinçli taksirle işlenen suçlar hariç olmak üzere

taksirli suçlarda uzun süreli hapis cezaları da diğer koşulların varlığı

hâlinde adli para cezasına çevrilebilecektir. Kanun koyucu anılan maddenin (3)

numaralı fıkrasında daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla,

mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği

tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş

bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının

zorunlu olarak seçenek yaptırıma çevrileceğini düzenlemiş ve bu konuda

mahkemeye subjektif yönden bir değerlendirme yapma yetkisi tanımamıştır.

15. Seri yargılama usulünde Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen talep yazısıyla şüpheli hakkındaki cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesi, ertelenmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması talep edildiğinde bu talep yazısının iadesinin gerekip gerekmediği konusunda mahkeme, anılan bireyselleştirme yöntemlerinin itiraz konusu kural uyarınca yalnızca objektif şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini denetleyebilecektir.

B. İtirazın Gerekçesi

16. Başvuru kararında özetle; nihai karar makamı olan

mahkemenin Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen talep yazısını ancak

belirli hususlar yönünden denetleyebildiği, bu hususlar yönünden kanuna

aykırılık veya bir eksiklik tespit etmediği durumlarda hâkimin talepte

belirtilen yaptırım doğrultusunda hüküm kurması gerektiği, cezanın

bireyselleştirmesine ilişkin subjektif şartları değerlendirme yetkisinin

mahkeme yerine Cumhuriyet savcısına verilmesinin ve Cumhuriyet savcısının bu

yetkisinin denetlenememesinin yargı yetkisinin mahkemelerce kullanılması ve

yargı bağımsızlığı ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek

kuralın Anayasa’nın 9., 138. ve 140. maddelerine aykırı olduğu ileri

sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesi yönünden de incelenmiştir.

18. Anayasa’nın 9. maddesinde “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır” denilmektedir. Anayasa’da yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağı hüküm altına alınmakla beraber yargı işlevinin ne olduğu tanımlanmamıştır. Doktrinde yargı işlevi, genel olarak hukuki anlaşmazlıkların yargısal yöntemlerle çözüme kavuşturulması fonksiyonu olarak nitelendirilmektedir (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 159).

19. Anayasa’nın anılan maddesinde, yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ifade edilirken hâkimlerin görevlerini, yürütme ve yasama organları dâhil her türlü kurum ve kişinin baskısından uzak, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre yerine getirebilmelerini sağlamak için bağımsız olmaları kabul edilmiş; Anayasa’nın 36., 138. ve 140. maddelerinde ise bu konuda anayasal güvenceler getirilmiştir.

20. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı organlarına başvurabilme, bunun doğal sonucu olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Adil yargılanma hakkı, bağımsız bir mahkemede yargılanmayı da güvence altına almaktadır.

21. Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı”

başlıklı 138. maddesinde bağımsızlığın kapsamı “Hâkimler, görevlerinde

bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine

göre hüküm verirler./Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin

kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge

gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz./Görülmekte olan bir dava hakkında

Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz,

görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz./Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve

idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine

getirilmesini geciktiremez.” şeklinde belirlenmiştir.

22. Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrasında ise hâkimlerin, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev yapacakları hükme bağlanmıştır. Bu hükmün anlam ve kapsamı, Anayasa’nın 138. maddesinde düzenlenen mahkemelerin bağımsızlığının anlam ve amacının belirlenmesiyle açıklık kazanacaktır.

23. Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi, yargının yasama ve yürütme başta olmak üzere her kişi ve kuruma karşı bağımsızlığını ifade etmektedir. Söz konusu bağımsızlık, yargılama fonksiyonunun gereği gibi yerine getirilmesi amacını gütmekte ve hukuk devleti ilkesinin bir gereğini oluşturmaktadır.

24. Öte yandan mahkemelerin bağımsızlığıyla hâkimlerin

bağımsızlığı birbirini tamamlayan, birbirinden ayrılması imkânsız ilkelerdir.

Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi, hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduklarını

ifade etmektedir. Yargının bir karakteri olan bağımsızlık, hâkimin çekinmeden

ve endişe duymadan, hukukun öngördüğü gereklerden başka herhangi bir dış etki

altında kalmadan yansız ve özgürce karar verebilmesidir. Hâkimlerin

görevlerinde bağımsızlıkları, onlara tanınan bir ayrıcalık olmayıp adaletin

dolaylı dolaysız her türlü etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzak

dağıtılması amacını gütmektedir. Bu nedenle mahkemelerin bağımsızlığı, insan

haklarının ve özgürlüklerinin en etkin güvencesidir (AYM, E.2016/144,

K.2020/75, 10/12/2020, § 26; E.1988/32, K.1989/10, 28/2/1989). Bu yönüyle Anayasa’nın

9. maddesi ile 138. ve 140. maddeleri arasında bağlantı bulunmaktadır (AYM,

E.2020/35, K.2021/26, 31/3/2021, § 34).

25. Ceza muhakemesinin nihai amacı olan maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için yargısal yetkinin bağımsız mahkemelerce kullanılması gerekir. Bu kapsamda yargı yetkisinin etkin bir şekilde kullanımı için yeterli şüphe ile başlayan ceza muhakemesi sürecinde mahkemelere, herhangi bir kısıtlama olmaksızın vicdani kanaate göre maddi gerçeği ortaya çıkarma ve kesin hükme ulaşma imkânının sağlanması gereklidir. Ceza muhakemesinde son aşamada suçu ve faili tespit etme ve bireyselleştirme yapmak suretiyle ceza verme faaliyetlerinin bağımsız ve tarafsız mahkemenin yargı yetkisi içinde değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

26. Bu yönüyle yargı yetkisinin etkin kullanımı, bu

yetkinin karar verme biçimindeki nihai faaliyetinin özgürce

kullanılmasına bağlıdır. Bu nedenle hukuk devletinde hâkimin hakka ve hukuka

bağlılığı sağlamasına engel olacak bir yönteme yer verilemeyeceği, aksine

hâkime hukuksal gerçeği belirleyebilmesi için geniş imkânlar tanınması gerekir

(AYM, E.1990/40, K.1991/33, 1/10/1991). Nitekim davada sonuca ulaşmayı sağlayan

olguların varlığını, hukuka uygunluğunu son aşamada takdir edebilecek yegâne

süje hâkimdir. Hâkimlerin görevlerini bağımsızlık içinde yapmalarını,

Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm

vermelerini engelleyen takdir yetkisini ortadan kaldıran ve bu suretle yargı

yetkisinin kullanılmasını kısıtlayan düzenlemelerin mahkemelerin ve hâkimlerin

bağımsızlığı ilkeleriyle bağdaşmayacağı açıktır.

27. Öte yandan Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında düzenlenen ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının da bir unsuru olan masumiyet karinesi, suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılmamasını teminat altına almaktadır.

Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan anılan güvencenin mahkeme kararına işaret

ettiği açıktır. Dolayısıyla bağımsız bir mahkeme tarafından verilen bir hüküm

bulunmaksızın kişilerin suçlu kabul edilmesi masumiyet karinesi güvencesiyle de

çelişebilir. Bütün bu hususlar gözetildiğinde kişinin suçluluğuna bağımsız

mahkemece karar verilmesini öngören anayasal güvencelerin feragat edilebilir

nitelikte olmadığı sonucuna varılmaktadır.

28. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 31/3/2021 tarihli ve E.2020/35, K.2021/26 sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinin (9) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda…” ibaresini seri muhakeme usulünde mahkemenin yargı yetkisini kısıtladığı gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.

29. Anılan iptal kararı üzerine 8/7/2021 tarihli ve 7331

sayılı Kanun’un 22. maddesiyle, 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinin (9)

numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…şartların gerçekleştiği ve

eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte

belirlenen yaptırım doğrultusunda…” ibaresi “…şartların gerçekleştiği,

eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere

göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında

belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri

doğrultusunda…” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca 7331 sayılı Kanun’un 22.

maddesiyle, itiraz konusu kuralın da yer aldığı 5271 sayılı Kanun’un 250.

maddesinin (8) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi ihdas edilmiştir.

30. Kural, seri yargılama usulünde Cumhuriyet savcısı

tarafından şüpheli hakkında cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesinin,

ertelenmesinin ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının talep edildiği

hâllerde mahkemenin Cumhuriyet savcısının bu yöndeki talebinin kabul

edilebilirliğini incelediği aşamadaki denetim yetkisini anılan bireyselleştirme

yöntemlerinin uygulanmasında yalnızca objektif şartların sağlanıp

sağlanmadığına münhasır kılmaktadır. Bu durumda, mahkemenin bu aşamadaki

denetim yetkisinin bireyselleştirme yöntemlerinin uygulanmasında yalnızca

objektif şartların bulunup bulunmadığına münhasır kılınmasının bağımsız

mahkemede yargılanmayla ilgili anayasal güvencelere aykırılık oluşturup

oluşturmadığının incelenmesi gerekir.

31. Anılan maddenin kuralın da yer aldığı (8) numaralı

fıkrasında cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesi, ertelenmesi ya da hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasının objektif şartlarının denetiminin yanı sıra

talep yazısının iadesine dair başkaca sebeplere de yer verilmiştir. Söz konusu

sebepler ile bu sebeplerin varlığı hâlinde dosyanın Cumhuriyet başsavcılığına

eksikliklerin giderilmesi amacıyla iade edildiği gözetildiğinde bu aşamada

mahkeme tarafından işin esasının çözümüne dair bir yargılama işleminin

yapılmadığı ve uyuşmazlığı nihai olarak çözecek bir kararın alınmadığı

anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle doktrinde ara muhakeme ya da ön inceleme

evresi de olarak adlandırılan iddianamenin iadesi kurumuna benzer bir

düzenlemenin yapıldığı görülmektedir.

32. Talep yazısında maddenin (8) numaralı fıkrasında

sayılan eksikliklerin bulunmaması hâlinde mahkeme (9) numaralı fıkra uyarınca

işin esasını inceleyecektir. Bu bağlamda anılan fıkraya göre mahkeme, şüpheliyi

müdafii huzurunda dinledikten sonra seri muhakeme teklif ve kabulünün usulüne

uygun yapılıp yapılmadığını denetleyecektir. Mahkeme, anılan işlemlerin usulüne

uygun yapıldığı, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki

mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa

talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere (4) ila (7)

numaralı fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kuracaktır. Aksi takdirde mahkeme

talebi reddedecek ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması

amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderecektir.

33. (9) numaralı fıkraya göre mahkemelerin hüküm

evresindeki yetkilerinin yalnızca şeklî denetimle sınırlı olmadığı

anlaşılmaktadır. Mahkemenin, seri muhakemenin şekli şartlarının oluştuğu,

dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine

varması hâlinde dahi talep yazısında belirtilen yaptırıma hükmetmek zorunluluğu

bulunmamaktadır. Bu aşamada mahkeme daha hafif bir yaptırıma hükmedebileceği

gibi (5) ve (6) numaralı fıkralara göre bireyselleştirme de yapılabilecektir.

Anılan fıkralarda ise seçenek yaptırıma çevirme, erteleme, hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi koşullarının bulunması

aranmıştır. Başka bir ifadeyle yalnızca objektif koşulların varlığı aranmamış,

yargılama makamının takdir yetkisini de yansıtabilecek şekilde subjektif

koşulların da denetimine imkân tanınmıştır. Bu kapsamda, cezanın bireyselleştirilmesine

dair kurumlardan birinin subjektif şartlarının oluşmadığı kanaatine varması

durumunda mahkemenin talep edilen bireyselleştirme kurumunun subjektif

koşullarının oluşmama gerekçesini belirtmek kaydıyla daha hafif nitelikteki

başkaca bir yaptırım uygulaması ve bu yönde hüküm kurması mümkündür.

34. Mahkûmiyetin mahkemece karara bağlanması şeklindeki

anayasal güvence cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesinin, ertelenmesinin ya da

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının subjektif şartlarının oluşup

oluşmadığının ön inceleme aşamasında incelenmesini zorunlu kılmamaktadır. Bu

bağlamda seri muhakeme usulünün belirli bir önem derecesinin altındaki ve

kanunda tahdidi olarak sayılan suçlarla sınırlı olarak yargılama sürecinin

kısaltılması, işlenen suçlara kısa süre içinde etkili ve orantılı bir karşılık

verilerek bozulan kamu düzeninin yeniden sağlanması amacıyla ihdas edildiği

gözetildiğinde, bu usulün uygulanma biçiminin suç ve suçlulukla mücadele

bakımından kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu açıktır. Alternatif

yargılama usullerinin ön inceleme/ara muhakeme şartlarının belirlenmesinde

kanun koyucunun geniş takdir yetkisinin de olduğu gözönünde tutulduğunda,

subjektif şartların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin esas inceleme

aşamasında yapılmasının öngörülmesinde anayasal güvencelere aykırı bir yön

bulunmamaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 9., 36., 138. ve 140. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

IV.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 250. maddesinin (8) numaralı fıkrasına 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle eklenen üçüncü cümlede yer alan “…objektif…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 5/1/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE

Anayasa Mahkemesi, E. 2022/72, K. 2023/3, 5 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu: 4/12/2004
  5. Olay
  6. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  7. II. İlk İnceleme
  8. III. Esasın İncelenmesi
  9. A. Anlam ve Kapsam
  10. B. İtirazın Gerekçesi
  11. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2022/72
Karar No
2023/3
Tarih
5 Ocak 2023

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2022/117 K.2023/4
  • AYM Norm Denetimi E.2022/130 K.2023/14
  • AYM Norm Denetimi E.2023/10 K.2023/6
  • AYM Norm Denetimi E.2022/141 K.2023/17
  • AYM Norm Denetimi E.2022/136 K.2023/16
  • AYM Norm Denetimi E.2022/133 K.2023/15

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.