İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2022/9 K.2022/80

- 31881

Esas2022/9Karar2022/80Tarih21 Haziran 2022Okuma21 dk · 4.107 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
21 Haziran 2022
Esas Sayısı
2022/9
Karar Sayısı
2022/80
R.G. Tarih - Sayı
29/6/2022
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.107 kelime·21 dk okuma·11 bölüm

- 31881

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Çorum İnfaz Hâkimliği

İTİRAZIN KONUSU

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinin (12) numaralı fıkrasında yer alan “…kasıtlı bir suç işlemesi…” ibaresinin “sırf askerî suçlar” yönünden Anayasa’nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Koşullu salıverilme kararının geri alınması talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın “sırf askerî suçlar” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ

İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un 107. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (12) numaralı fıkrası şöyledir:

“(12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 24/2/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

3. Koşullu salıverilme, mahkûm edildiği hürriyeti bağlayıcı cezalardan kanunun gösterdiği bir kısmını iyi hâlle ve kurallara uyarak geçirmiş bulunan hükümlünün konulmuş olan şartlara riayet etmediği takdirde geri alınması şartı ile hükümlülük süresini tamamıyla bitirmeden, infaz hâkimince alınacak bir kararla salıverilmesini ve böylece serbest hayata dönmesini ya da bu hayata geçişin kolaylaştırılmasını sağlayan bir hukuki kurumdur (benzer yöndeki kararlar için bkz. AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001; E.2020/44, K.2020/41, 17/7/2020, § 25).

4. 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin (12) numaralı fıkrasında, koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere infaz hâkiminin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararının geri alınacağı öngörülmüş olup anılan fıkrada yer alan “…kasıtlı bir suç işlemesi…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır. Kural “sırf askerî suçlar” yönünden incelenmiştir.

5. 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde 5275 sayılı Kanun’un koşullu salıverilme ve koşullu salıverilme kararının geri alınmasına ilişkin hükümlerinin askerî şahıslar hakkında da uygulanacağı, ayrıca koşullu salıverilme kararı alanların askerî yükümlülüklerinin tahliyeleri sonrasında tamamlattırılacağı belirtilmiştir.

6. 1632 sayılı Kanun’un ek 11. maddesinin ikinci fıkrasında ise bu Kanun’un 60., 62., 65., 66., 67., 68., 70., 79., 81., 82., 85., 87., 88., 89., 90., 91., 97., 98., 100., 101., 102. ve 136. maddelerinde düzenlenen ve asker kişiler tarafından işlenen suçların sırf askerî suç olduğu belirtilmiştir.

7. Sırf askerî suçlar anılan ek 11. maddede sayma yoluyla belirlendiğinden kuralın sırf askerî suçlar yönünden kapsamı anılan maddede sayılanlarla sınırlıdır. Kuralla hükümlünün denetim süresi içinde kasten işlediği ve hapis cezası gerektiren suç ile infazı devam eden cezayı aldığı suçun sırf askerî suç veya diğer suçlardan biri olmasına göre ayrım yapılmaksızın denetim süresinde işlenen ve hapis cezasını gerektiren kasıtlı herhangi bir suçun koşullu salıverilme kararının geri alınmasına neden olacağı öngörülmüştür. Bu itibarla koşullu salıverilen hükümlünün önceki suçu hangi suç olursa olsun sonraki sırf askerî suçu koşullu salıverilme kararının geri alınmasına neden olmaktadır.

8. 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin (13) numaralı fıkrasında ise koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek şartıyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği, koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili hakkında bir daha koşullu salıverilme kararının verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

B. İtirazın

Gerekçesi

9. Başvuru kararında özetle; 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesinin (4) numaralı fıkrasında sırf askerî suçlar

ile diğer suçlar arasında tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağının hükme

bağlanması suretiyle sırf askerî suçların diğer kasıtlı suçlardan ayrı bir yere

konulduğu, bu hükümle sırf askerî suçların kişilerin sivil hayatlarında etki

doğurmamasının amaçlandığı, askerlik hizmeti sırasında işlenen ve hayatın başka

bir evresinde işlenme imkânı bulunmayan sırf askerî suçların askerlik hayatı

dışında etki doğurmasının hukuk devleti ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı,

kişinin işlediği sırf askerî suç nedeniyle koşullu salıverilme kararının geri

alınarak ağır bir infaz koşuluna tabi tutulmasının hakkaniyet ve adalet

ilkelerini ihlal ettiği, denetim süresi içinde sırf askerî suç işleyenler ile

diğer suçları işleyenlerin aynı hukuki durumda olmadıkları, devletin temel amaç

ve görevleri kapsamında askerlik hizmetini yerine getiren kişilerin işledikleri

sırf askerî suçların sivil hayatlarını etkilememesi için koşullu salıverilme

konusunda da düzenleme yapılması gerektiği belirtilerek kuralın “sırf askerî suçlar” yönünden Anayasa’nın

2., 5. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya

Aykırılık Sorunu

10. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

11. Hukuk devletinin temel unsurlarından

biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem

kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer

vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca

kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.

Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup kişinin kanundan belirli

bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya

sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini

bilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda kendisine düşen

yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuki güvenlik

ilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,

devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden

kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2020/80, K.2021/34, 29/4/2021, § 25).

12. 5237 sayılı Kanun’un “Kast” başlıklı 21. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanun’un 50. maddesinin (5) numaralı fıkrasında ise uygulamada asıl mahkûmiyetin bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbir olduğu ifade edilmiştir.

13. Diğer yandan 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin

(15) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde “Hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir

suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse…” denilerek koşullu salıverilme kararının geri alınmasına

neden olan kasıtlı suçun sonuç ceza olarak hapis cezası verilmiş kasıtlı suç

olduğu ortaya konulmuştur. Bu itibarla denetim süresinde işlenen kasıtlı suç

nedeniyle verilen kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilip

çevrilmeyeceğine bağlı olarak koşullu salıverilme kararının geri alınıp

alınmayacağı farklılık gösterebilmektedir. Başka bir deyişle koşullu

salıverilme kararı ancak mahkemenin vereceği sonuç cezanın hapis cezası olması

hâlinde geri alınmaktadır. Bununla birlikte 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına

veya anılan fıkrada sayılan tedbirlere çevrilmesine karar verilirken suçlunun

kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve

suçun işlenmesindeki özellikler gözetilecektir. Hapis cezasının seçenek

yaptırımlara çevrilmesine karar verilirken gözetilmesi gereken hususlar kanunla

düzenlenerek keyfî uygulamalara karşı

koruyucu önlem alındığı açıktır.

14. Anılan hükümler dikkate alındığında açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olan kuralın belirlilik ilkesiyle çelişmediği ve öngörülebilir nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

15. Hukuk devleti ilkesi gereğince

kanunların kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yapılması gerekir. Anayasa

Mahkemesince kamu yararı konusunda yapılacak inceleme, kanunun kamu yararı

amacıyla yapılıp yapılmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa’nın

çeşitli hükümlerinde yer alan kamu yararı kavramının Anayasa’da bir tanımı

yapılmamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi

kamu yararı; bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal

yarardır. Kamu yararı düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlar için veya

sadece belli kişilerin yararına kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık

bir biçimde ve kesin olarak saptanması hâlinde söz konusu kanun hükmü

Anayasa’nın 2. maddesine aykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında bir kanun

hükmünün gereksinimlere uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu

yararının sağlanabileceği kanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda

kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM,

E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 23).

16. Kuralla koşullu salıverilen hükümlünün iyi hâlli şekilde hayatına devam etmesi ve bu bağlamda denetim süresi içinde suç işlemesinin engellenmesi suretiyle kamu düzeninin sağlanması hedeflenmektedir. Bu itibarla kuralın kamu yararı dışında bir amaca yönelik olduğu söylenemez.

17. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleriyle bunların infazına ilişkin kurallar, Anayasa’nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın ihtiyaçları gözönüne alınarak saptanacak ceza siyasetine göre belirlenir. Buna göre hangi fiilin suç sayılacağı, cezanın türü ve miktarı ile infaza ilişkin yasal düzenlemeler temelde devletin suç ve ceza politikasına bağlı bir konudur. Suç ve ceza yönünden sınırları belirtilen bu takdir alanı, ceza sisteminin tamamlayıcı bölümünü oluşturan infaz hukuku için de geçerlidir (AYM, 2020/53, 2021/55, 14/7/2021, §§ 186-187).

18. Almış olduğu cezanın tamamı infaz edilmeden koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresinde belirli yükümlülüklere tabi tutulması mümkündür. Sırf askerî suçlar; askerî disiplini korumak ve sürdürmek, adalet ile disiplin arasında denge sağlamak, adil ve sürekli bir disiplin düzeni oluşturmak amacıyla ihdas edilmiştir. Başka bir ifadeyle bu suçlar, askerî disiplini korumak ve sürdürmek ile askerî hizmete veya göreve bağlı olan kamusal menfaati korumak amacıyla öngörülmüştür (AYM, E.2018/161, K.2019/13, 14/3/2019, § 17).

19. Bununla birlikte kanun koyucuyu koşullu salıverilme kararının geri alınması bağlamında denetim süresinde işlenen sırf askerî suçlar ile diğer suçlar arasında ayrım yapmaya zorlayacak anayasal bir neden bulunmamaktadır. Bu itibarla hakkında koşullu salıverilme kararı verilen hükümlünün denetim süresinde sırf askerî bir suç işlememesinde toplumsal bir fayda görerek diğer suçlar gibi bu suçları da işlemesini engelleyebilecek bir kural öngörmesi kanun koyucunun takdirindedir.

20. Kanun koyucu, takdir yetkisi kapsamındaki

düzenlemeleri yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük

ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere

üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik getirilen kuralın ulaşılmak

istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik getirilen kuralın

ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılık ise

getirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade

etmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasında

da ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur (AYM,

E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, § 17). Buna göre

denetim süresinde kasten işlenen sırf askerî suç nedeniyle verilen hapis cezasının koşullu salıverilme kararının

geri alınmasına neden olacağını öngören kuralın elverişlilik, gereklilik ve

orantılılık alt ilkelerine uygun olması gerekir.

21. Denetim süresinde hapis cezasını gerektiren sırf askerî suç işleyen hükümlü hakkında daha önce verilmiş olan koşullu salıverilme kararının geri alınmasının yeni bir suçun işlenmesini caydırıcı ve önleyici etkiye neden olacağı gözetildiğinde kuralın kamu düzeninin sağlanması biçimindeki meşru amaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.

22. Kuralla hükümlünün denetim süresinde işlediği tüm suçların değil yalnızca hapis cezası gerektiren kasıtlı suçların koşullu salıverilme kararının geri alınmasına neden olacağı öngörülmüştür. Başka bir deyişle denetim süresinde kasıtlı bir suç işleyen hükümlüye hapis cezası verilmemesi durumunda koşullu salıverilme kararı geri alınmayacaktır. Bu itibarla kuralın sırf askerî suçlar yönünden hükümlüye katlanamayacağı bir külfet yüklemediği dolayısıyla sınırlama amacı ve aracı arasında makul olmayan bir dengesizliğin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre orantılılık alt ilkesi yönünden de kuralın ölçülülük ilkesini ihlal etmediği sonucuna ulaşılmıştır.

23. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Selahaddin MENTEŞ ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın Anayasa’nın 5. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kuralın Anayasa’nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinin (12) numaralı fıkrasında yer alan “…kasıtlı bir suç işlemesi…” ibaresinin “sırf askerî suçlar” yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Selahaddin MENTEŞ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 21/6/2022 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Koşullu salıverilme kararının geri alınması talebiyle açılan davada 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinin (12) numaralı fıkrasında yer alan “…kasıtlı bir suç işlemesi…” ibaresinin “sırf askerî suçlar” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, itiraz yoluna başvurmuştur. Sayın çoğunluk kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

2. İtiraz konusu kuralla koşullu salıverilen hükümlünün

denetim süresi içinde hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi hâlinde

koşullu salıverilme kararının geri alınacağı öngörülmüştür. Bununla birlikte

5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Bölge

Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların

Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 25.

maddesi ile değişik (15) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde “Hükümlü, geri

kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm

edilirse…” ifadesi kullanılmıştır. Anılan fıkrada hükümlünün hapis

cezasına mahkûm edilmesinden bahsedilmesi sebebiyle koşullu salıverilme

kararının geri alınması için denetim süresi içinde işlenen suç için hapis

cezası öngörülmüş olmasının yeterli olmadığı, hükümlünün bahse konu suçtan

dolayı hapis cezası ile cezalandırılması gerektiği, başka bir deyişle

hükümlünün denetim süresinde işlediği kasıtlı suçtan dolayı verilen sonuç

cezanın hapis cezası olmaması hâlinde koşullu salıverilme kararının geri

alınamayacağı anlaşılmaktadır. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (bkz.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2016/5358, K.2016/3896, 14/11/2016).

3. Diğer yandan kuralın yer aldığı maddenin (13) numaralı fıkrası uyarınca koşullu salıverilme kararının geri alınması durumunda hükümlünün sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecek ve koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili hakkında bir daha koşullu salıverilme kararı verilemeyecektir.

4. 24/6/2021 tarihli ve 7329 sayılı Askeri Ceza Kanunu ve

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesinde sırf askerî suçlar sayma yoluyla belirlenerek, 22/5/1930 tarihli ve

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 60., 62., 65., 66., 67., 68., 70., 79., 81.,

82., 85., 87., 88., 89., 90., 91., 97., 98., 100., 101., 102. ve 136.

maddelerinde düzenlenen ve asker kişiler tarafından işlenen suçların sırf

askerî suç olduğu hükme bağlanmıştır. Kanun teklifinin bahse konu 1. maddeye

ilişkin gerekçesinde “1632 sayılı Askerî Ceza Kanununa eklenen ek 11 inci

maddeyle, kanunilik ilkesine uygun olarak askerî suçların tanımı yapılmakta ve

sırf askerî suçlar belirlenmektedir. Yürürlükteki askerî mevzuatta askerî suç

ve sırf askerî suç tanımı bulunmamaktadır. Söz konusu tanımlar Askerî Yargıtay

içtihatlarıyla şekillenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında askerî suçlar, 1632

sayılı Kanunda düzenlenen suçlar ile asker kişinin askerlik hizmet ve

görevleriyle ilgili olarak işlediği suçlar olarak tanımlanmaktadır. Belirtmek

gerekir ki, 1632 sayılı Kanunda düzenlenen bazı suçlar asker olmayan kişiler

tarafından da işlenebilmektedir. Bu durumda yine 1632 sayılı Kanun uygulanacak

ve belirlenen askeri suçlara ilişkin davalara bakacak mahkemelerde yargılama

yapılacaktır. Maddenin ikinci fıkrasında, sırf askerî suçların hangi suçlar

olduğu düzenlenmektedir. Bu suretle, sırf askerî suçlara bağlanan sonuçların

sadece bu fıkrada düzenlenen suçlar bakımından uygulanması sağlanmaktadır.” denilmiştir.

5. Anayasallık denetimi kapsamında öncelikle kuralın

amacının ortaya konulması gerekir. Bu bağlamda kural incelendiğinde, hükümlünün

denetim süresi içinde hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi

durumunda iyi hâlli olduğuna ilişkin kabulün ortadan kalkacağı

değerlendirilerek bu hükümlü hakkındaki koşullu salıverilme kararının geri

alınmamasının adalet duygusunu zedeleyebileceğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan hükümlünün denetim süresinde hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suç

işlemesinin sosyal hayata uyum sağlayamadığını ve tehlike oluşturduğunu

göstereceği kabul edilerek kuralla toplumsal huzurun sağlanması da

hedeflenmektedir. Bu itibarla kuralın adil hukuk düzenini sürdürme ve toplumun

huzurunu sağlama bağlamında kamu yararı amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

6. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasına yol açacak durumları belirleme konusunda kanun koyucunun geniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu konuda yapılacak düzenlemelerin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak ölçülülük ilkesi yönünden denetlenmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla kuralın sırf askerî suçlar yönünden elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt ilkelerine aykırı olmaması gerekir.

7. Askerî suçlar ve sırf askerî suçlar; askerî disiplini korumak ve sürdürmek, adalet ile disiplin arasında denge sağlamak, adil ve sürekli bir disiplin düzeni oluşturmak amacıyla ihdas edilmiştir. Başka bir ifadeyle askerî suçlar ve sırf askerî suçlar, askerî disiplini korumak ve sürdürmek ile askerî hizmete bağlı olan kamusal menfaatin korunması amacıyla öngörülmüştür (AYM, E.2017/32, K.2018/81, 11/7/2018, § 11).

8. 22/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 5. maddesinde sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin adli sicil kaydına işlenmeyeceği, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesinin (4) numaralı fıkrasında ise sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülerek sırf askerî suçlar ile diğer suçlar arasında belirgin bir fark olduğu ortaya konulmuştur. Özellikle sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin adli sicil kaydına işlenmemesi bu suçları işleyen kişilerin sivil hayatta toplum için tehdit oluşturduklarını düşünmeye engel teşkil etmektedir.

9. Koşullu salıverilme kararının geri alınması bağlamında sırf askerî suçlar değerlendirilir iken, sivil hayatta söz konusu olmayan bu suçların koruduğu hukuki değer yanında asker kişiler tarafından işlenebildikleri, asker kişilerin ise ağır disiplin ve hizmet koşulları altında görev yaptıkları, daha da önemlisi yükümlüler yönünden askerî kurallara tabi olmanın yasal bir zorunluluk olduğu hususları da göz önünde bulundurulmalıdır.

10. Sırf askerî suçların diğer suçlardan farklı olarak askerî hizmetlerdeki disiplini ve düzeni koruması nedeniyle bu suçlar arasında failin tehlikeliliği bakımından doğrudan ilişki kurulması mümkün değildir. Bu bağlamda hükümlünün denetim süresinde sırf askerî suç işlemesinin önceki diğer suçundan pişmanlık duymadığını göstereceğine ilişkin bir genelleme yapılamaz. Hükümlünün sivil hayatta söz konusu olmayan askerî disiplini sağlamaya yönelik bir kuralı ihlal etmesinden yola çıkılarak toplumsal hayata uyum sağlayamadığı sonucuna varılması da olanaksızdır.

11. Bu itibarla diğer suçlardan mahkûm olan ve koşullu salıverilen hükümlülerin denetim süresinde sırf askerî suç işlemeleri nedeniyle haklarındaki koşullu salıverilme kararının geri alınması suretiyle adil hukuk düzenini sürdürme ve toplumun huzurunu sağlama amaçlarına ulaşılması mümkün değildir.

12. Sırf askerî suçlar dışındaki suçlardan mahkûm olanlar yönünden denetim süresinde kasten işlenen ve hapis cezası gerektiren sırf askerî suçlar dışındaki suçların koşullu salıverilme kararının geri alınmasına neden olacağının öngörülmesi ile yetinildiğinde amaca ulaşılamayacağı da söylenemez.

13. Bu itibarla denetim süresinde kasten işlenen ve hapis cezası gerektiren sırf askerî suçların her durumda koşullu salıverilme kararının geri alınmasına neden olacağını öngören kural elverişlilik ve gereklilik alt ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.

14. Bununla birlikte kuralın orantılılık alt ilkesi yönünden de incelenmesinde yarar bulunmaktadır. Bu alt ilke uyarınca kural ile amaç arasında makul bir dengenin bulunması gerekmektedir.

15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasında hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının kısa süreli hapis cezası olduğu belirtilmiş, 50. maddesinde ise kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi düzenlenmiştir. Koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresinde işlediği kasıtlı suç nedeniyle verilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi durumunda koşullu salıverilme kararı geri alınmamaktadır.

16. Bununla birlikte 1632 sayılı Kanun’un 23/6/2016

tarihli ve 6722 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 11. maddesiyle değişik ek 8.

maddesinde kısa süreli hapis cezalarının; 16/6/1927 tarihli ve 1076 sayılı

Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu hükümlerine göre askerlik

hizmetini yerine getiren yükümlüler ile yükümlü erbaş ve erler hakkında Türk

Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen seçenek

yaptırımlara, diğer askerî şahıslar

hakkında ise aynı fıkranın (a), (b) ve (d) bentlerinde belirtilen seçenek

yaptırımlara çevrilebileceği, ancak sırf askerî

suçlardan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan netice cezanın dört ay

veya daha fazla süreli hapis cezası olması hâlinde seçenek yaptırımlara

çevrilemeyeceği öngörülmüştür. Bu itibarla 5237 sayılı Kanun’un 49. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının

kısa süreli hapis cezası olduğu belirtilmiş ise de 1632 sayılı Kanun’un ek 8.

maddesinin ikinci cümlesi uyarınca sırf askerî

suçlardan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan netice cezanın dört ay

veya daha fazla süreli hapis cezası olması hâlinde seçenek yaptırımlara

çevrilmesi olanaksızdır.

17. Sırf askerî suçlar nedeniyle verilen hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilme şartıyla ilgili farklı hüküm öngörülmesi bu suçları işleyen kişilerin diğer suçları işleyen kişilerden daha tehlikeli oldukları anlamına gelmemektedir. Sırf askerî suçlar yönünden öngörülen bazı farklı hükümlerin temelinde bu suçların diğer suçlardan farklı niteliklere sahip olmaları ve askeri disiplini sağlamak bakımından önem taşımaları yatmaktadır. Bu itibarla koşullu salıverilmenin geri alınması bağlamında sırf askerî suç işleyen kişilerin diğer suçları işleyen kişilerden daha tehlikeli oldukları gibi dolaylı bir sonuç doğmaması için belli tedbirler öngörülmesi gerektiği açıktır.

18. Hükümlünün denetim süresi içinde işlediği kasıtlı suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilmesine bağlı olarak koşullu salıverilme kararının geri alınacağı öngörüldüğü hâlde sivil hayatta söz konusu olan ve toplumsal huzuru doğrudan ilgilendiren suçlar nedeniyle verilen hapis cezaları ile esas itibarıyla askerî disiplini sağlamaya yönelik olan sırf askerî suçlar nedeniyle verilen hapis cezaları arasındaki seçenek yaptırımlara çevrilebilme şartı yönünden mevcut olan farklılığın gözetilmemesi kuralla amaç arasında makul olmayan bir dengesizliğe neden olmaktadır.

19. Diğer yandan asker kişilerin askerliğin doğası gereği ağır hükümlere tabi olarak zorlu hizmet koşulları altında görev yapabilecek psikolojik ve fiziksel yapıya sahip olmaları gerekmektedir. Bununla birlikte silahlı kuvvetlerde görev yapanlar için hizmetin niteliği nedeniyle öngörülen ağır hükümlere bu hizmete yabancı kişilerin uyum sağlamalarının belirli bir süreç gerektirebileceği açıktır. Sivil hayatta kuralları ihlal etmeyen bireylerin dahi askerler için öngörülen hükümlere uyum sağlamakta zorlanmaları mümkündür. Kişinin sağlık yönünden askerliğe elverişli olması da silahaltına alındıktan sonra tabi olacağı hükümlere uyum sağlamakta zorlanmayacağı anlamına gelmemektedir.

20. 1632 sayılı Kanun’un 22/3/2000 tarihli ve 4551 sayılı

Askerî Ceza

Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 13. maddesi ile değişik 53.

maddesinde, askerî mahkemeler tarafından mahkum edilen askerî şahıslar hakkında

şartla salıverilme ve şartla salıverilme kararının geri alınması hususlarında

765 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun

ilgili hükümleri uygulanacağı, gerek askerî mahkemelerden ve gerekse adliye

mahkemelerinden şartla tahliye kararı alanların tamamlanacak askerî

yükümlülükleri varsa, tahliyelerinde tamamlattırılacağı hükme bağlanmıştır.

5275 sayılı Kanun’un 120. maddesinde diğer kanunlarda 647 sayılı Kanun’un hapis

cezaları ile tedbirlerin infazına ilişkin hükümlerine yapılan yollamaların bu

Kanunda düzenlenen ilgili hükümlere yapılmış sayılacağı, ek 20. maddesinde ise

kanunlarda geçen Askerî mahkeme kavramının bu Kanun uyarınca belirlenen asliye

ceza mahkemesini, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından

ise ağır ceza mahkemesini ifade ettiği belirtilmiştir. Öte yandan 1632 sayılı

Kanun’un 53. maddesindeki düzenlemeye koşut olarak 10/11/2021 tarihli ve 31655

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Denetimli Serbestlik Hizmetleri

Yönetmeliği’nin 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da 5275 sayılı Kanun’un

105/A maddesi gereğince ceza infaz kurumundan salıverilen hükümlülerin,

cezalarının koşullu salıverilmeye kadar olan kısmını denetimli serbestlik

altında tamamladıktan sonra askere alınacakları belirtilmiştir.

21. Bu itibarla askerî yükümlülüğü bulunan hükümlülerin koşullu salıverilmeleri durumunda silah altına alınmaları gerektiğinden vatan hizmetini ertelemelerini mümkün kılan hukuki durumlar dışında denetim süresi içinde askerî kurallara tabi olmaları kaçınılmazdır.

22. 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz

süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerektiği belirtilmiştir. Bahse konu

maddenin (9) numaralı fıkrasında hükümlünün sosyal uyumu ve sorumluluk

bilincindeki gelişme infaz hâkiminin hükümlüye rehberlik etmesi için görevlendirdiği

kişinin rapor düzenleyeceği konular arasında sayılmıştır. Öte yandan anılan

maddenin (10) numaralı fıkrasında infaz hâkiminin denetimli serbestlik

tedbirlerine ilişkin vereceği kararlarda koşullu salıverilen hükümlünün

kişiliğini ve topluma uyumdaki başarısını göz önünde bulunduracağı

öngörülmüştür. Ayrıca söz konusu Kanun’un 89. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında hükümlünün ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla

konulmuş kurallara uyup uymadığı, uygulanan iyileştirme programlarına göre

toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya

başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı idare ve gözlem kurulu

tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir

değerlendirmeye tabi tutulacak hususlar arasında, (2) numaralı fıkrasında ise

hükümlünün işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlık birinci fıkra uyarınca

yapılacak değerlendirmede dikkate alınacak hususlar arasında sayılmıştır.

Anılan maddenin (5) numaralı fıkrasında ise kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı

durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından

bu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Söz konusu düzenlemelerden

koşullu salıverilme yoluyla iyi hâlli hükümlünün sosyal hayata hazırlanmasının

hedeflendiği ve bu doğrultuda mahkûm olduğu cezanın tamamı infaz edilmeden

belirli koşullarla tahliye edilmesine imkân tanındığı anlaşılmaktadır.

23. Koşullu salıverilme kurumunun esas amacı hükümlünün

sosyal hayata hazırlanması olmakla birlikte denetim süresi içinde silah altına

alınan hükümlülerin bu süreçte kural uyarınca sırf askerî suç işleyip işlemedikleri de dikkate alınacaktır. Bu itibarla

hükümlünün koşullu salıverildikten sonra denetim süresinde işlediği ve hapis

cezası gerektiren sırf askerî suç,

askerî disiplinin sağlanması için

öngörülen yaptırımın dışında tabi olacağı infaz hükümleri bakımından da ağır

sonuçlar doğurmaktadır. Orantılılık alt ilkesi yönünden yapılacak

denetimde kural özellikle asker kişiler arasında bulunan yükümlüler yönünden

incelenmeli, bu kişilerin askerî kurallara

yabancı oldukları ve zorunlu olarak hayatlarının kısa bir döneminde bu

kurallara tabi oldukları da göz önünde bulundurulmalıdır.

24. Koşullu salıverilen hükümlünün silah altına alınmasını öngörmek kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Bununla birlikte sosyal hayata uyum sürecini dahi henüz tamamlamamış ve askerî kurallara yabancı olan hükümlünün silah altına alındıktan sonra sırf askerî bir suç işlemesine bağlı olarak sosyal hayata uyum sağlayamadığının kabul edilmesi de kuralla amaç arasındaki dengeyi bozmaktadır.

25. Başka bir deyişle koşullu salıverilerek sosyal hayata hazırlanmaya çalışılan hükümlünün denetim süresi içinde yasal yönden zorunlu olarak bulunduğu ve hayatının kısa bir bölümünü kapsayan statü içinde sırf askerî suç olarak öngörülen bir fiili gerçekleştirmiş olmasından yola çıkılarak önceki suçundan pişmanlık duymadığı ve toplum için tehlike oluşturduğu sonucu varılması da kuralla amaç arasında makul olmayan bir dengesizlik yaratmaktadır.

26. Bu itibarla orantılılık alt ilkesi ile de bağdaşmayan kural sırf askerî suçlar yönünden hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak uyulması gereken ölçülülük ilkesini ihlal etmektedir.

Açıklanan nedenlerle kuralın sırf askerî suçlar yönünden Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu kanaatine ulaştığımızdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmadık.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Kenan YAŞAR

Anayasa Mahkemesi, E. 2022/9, K. 2022/80, 21 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I. İptali
  6. İstenen Kanun Hükmü
  7. II. İlk İnceleme
  8. III. Esasın İncelenmesi
  9. A. Anlam ve Kapsam
  10. B. İtirazın
  11. C. Anayasa’ya
  12. Karşıoy Gerekçesi
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2022/9
Karar No
2022/80
Tarih
21 Haziran 2022

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2022/7 K.2022/79
  • AYM Norm Denetimi E.2022/13 K.2022/66
  • AYM Norm Denetimi E.2022/14 K.2022/70
  • AYM Norm Denetimi E.2022/15 K.2022/73
  • AYM Norm Denetimi E.2022/19 K.2022/74
  • AYM Norm Denetimi E.2022/33 K.2022/67

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.