İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2023/130 K.2024/17

Esas Sayısı : 2023/130

Esas2023/130Karar2024/17Tarih23 Ocak 2024Okuma16 dk · 3.268 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2023/130
Karar No
2024/17
Karar tarihi
23 Ocak 2024
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.268 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

Esas Sayısı : 2023/130

Karar Sayısı : 2024/17

Karar Tarihi : 23/1/2024

R.G.Tarih-Sayı : 5/3/2024-32480

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Adana 4. Tüketici Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 13/10/1983

tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 94. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarının Anayasa’nın 35. ve 172. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY: Ödenen tazminatın rücuen tahsili talebiyle başlatılan icra takibine konu itirazın iptali davasında itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN

KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 94. maddesi şöyledir:

“Sigorta sözleşmesinin verilmesi ve işletenin değişmesi halinde yapılacak işlemler

Madde 94 – (Birinci fıkra mülga: 25/6/1988 – KHK – 330/5 md.; Aynen kabul; 31/10/1990 – 3672/4 md.)

(Değişik : 25/6/1988 – KHK – 330/5 md.; Aynen kabul:31/10/1990 – 3672/4 md.) Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır.

Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir.

Sigorta fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir.

(Beşinci fıkra mülga: 25/6/1988 – KHK -330/5 md.; Aynen kabul: 31/10/1990 – 3672/4 md.)

(Değişik: 21/5/1997-4262/4 md.) Bu madde hükmüne uymayanlar 1 800 000 lira para cezası ile cezalandırılırlar.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 26/7/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan SOYTÜRK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Genel Açıklama

3. Mali sorumluluk sigortası, sigortanın konusunu oluşturan riskin gerçekleşmesi hâlinde sigortayı yaptıran kişinin hukuken sorumlu tutulabileceği zararlar nedeniyle ödemekle yükümlü olacağı tazminatın sigorta şirketi tarafından teminat miktarıyla sınırlı olarak karşılanmasını güvence altına alan sigorta türüdür. Anılan sigorta, sigorta kapsamındaki riskin gerçekleşmesi ve zararın doğması durumunda, zarar gören kişilerin tazminat alacaklarını teminat altına almanın yanı sıra sigortayı yaptıran kişi bakımından da güvence sağlamaktadır. Söz konusu sigorta ihtiyari ya da zorunlu nitelikte olabilmektedir (AYM, E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 8).

4. 2918 sayılı Kanun’un 85. maddesinde işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına ya da bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında ya da bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır.

5. Söz konusu Kanun’un 91. maddesinin birinci fıkrasında da karayolunda motorlu taşıt işletenlerin Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasından doğan hukuki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin tarafları işleten ile sigorta şirketidir.

6. Kanun’un 101. maddesinin birinci fıkrasında ise zorunlu mali sorumluluk sigortasının Türkiye'de kaza sigortası dalında çalışmaya yetkili olan sigorta şirketleri tarafından yapılacağı, bu sigorta şirketlerinin anılan sigortayı yapmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. Bunun yanı sıra 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1483. maddesi ile 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigorta sözleşmelerini yapmaktan kaçınamayacakları öngörülmüştür.

7. Bu kapsamda ülkemiz tarafından 26/6/1974 tarihinde

imzalanan ve 4/11/1999 tarihli ve 4477 sayılı Kanun ile onaylanması uygun

bulunan Motorlu Taşıtlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa

Sözleşmesi 15/2/2000 tarihli ve 23965 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanmıştır. Anılan Sözleşme’nin 1.

maddesinin (1) numaralı fıkrasıyla âkit taraflara motorlu taşıt işletilmesi

sebebiyle zarar gören kişilerin tazminat taleplerinin kurulacak zorunlu sigorta

sistemi yoluyla teminat altına alınması yükümlülüğü yüklenmiştir. Sözleşme’nin

10. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da motorlu taşıtın sigorta

ettirilmesinden sorumlu olan kişilerin tespit edilmesi gerektiği, Sözleşme’ye Ek Hükümler’in 3.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise sigortanın, sigorta edilmiş taşıtın

sahibinin, zilyedinin ve sürücüsünün mali sorumluluğunu teminat altına alması

gerektiği hükme bağlanmıştır.

8. Kanun koyucu sigorta şirketlerinin belirli konularda

sözleşme yapmasını zorunlu kılan hükümlerin yanı sıra sözleşmenin içeriğine

yönelik düzenlemeler de öngörmüştür. Bu bağlamda 5684 sayılı Kanun’un “Sigorta

sözleşmeleri” başlıklı 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Sigorta

sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince

aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak,

sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis

edilebilir. Bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı

altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir.”

denilmektedir. Anılan fıkrada yer alan “…Müsteşarlıkça…” ibaresi söz

konusu Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (j) bendine göre Hazine

Müsteşarlığını ifade etmekte ise de anılan Müsteşarlık, 10/7/2018 tarihli ve

30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (1) numaralı

Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle Hazine ve

Maliye Bakanlığı (Bakanlık) bünyesinde teşkilatlanmıştır. Dolayısıyla sigorta

sözleşmelerinin ana muhtevasının, Bakanlık tarafından onaylanan ve sigorta

şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak

düzenlenmesi gerekmektedir.

9. 5684 sayılı Kanun’un 11. maddesinin gerekçesinde de

ifade edildiği üzere sigorta sözleşmesinin ana muhtevasının Bakanlıkça

onaylanan genel şartlara tabi kılınmasının amacı, si­gor­ta mev­zu­atının tek­nik

ve ay­rın­tı­lı yapısı ne­de­niyle si­gor­ta­ şirketiyle sözleşme yapmak

isteyenlerin, si­gor­ta­nın kapsamına ve hü­küm­le­ri­ne iliş­kin doğ­ru ve ye­ter­li

bil­gi­ye sa­hip olmalarının sağlanması ve böylece sigor­ta­lı­nın korunma­sıdır.

Başka bir deyişle kanun koyucunun sigorta sözleşmesi ilişkisinde güçlü taraf

olan sigorta şirketlerinin lehine ve sigorta sözleşmesi yapmak isteyen

kişilerin aleyhine olacak şekilde sözleşme şartlarının belirlenmesini

engellemeyi ve zayıf tarafı korumayı amaçladığı anlaşılmaktadır (AYM,

E.2021/82, K.2022/167, 29/12/2022, § 36).

10. 2918 sayılı Kanun’un 93. maddesinin birinci fıkrasında zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin özel bir düzenleme öngörülmüş ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının Bakanlıkça tespit edileceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacağı hükme bağlanmıştır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin ana muhtevası niteliğinde olan bu genel şartlar, düzenleyici idari işlem niteliğinde olup kanuna nazaran ikincil nitelik taşımaktadır (AYM, E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 18).

11. 14/5/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (Genel Şartlar) A.1 maddesinde bu Genel Şartlar’ın amacının, 2918 sayılı Kanun uyarınca motorlu araç işletenlere yüklenen hukuki sorumluluk için yaptırılması öngörülen zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olduğu belirtilmiştir.

12. Genel Şartlar’ın “SİGORTALININ DEĞİŞMESİ” başlıklı C.4 maddesinde “Sigorta sözleşmesi, sözleşmeye taraf olan sigortalıyı takip eder./ Sigortalının değiştiği her durumda mevcut sözleşme değişim tarihi itibarıyla kendiliğinden sona erer ve ilgiliye gün esasına göre prim iadesi yapılır. Ancak, mevcut sözleşme sigortalının değiştiği tarihten itibaren onbeş gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için sözleşme yapılana kadar geçerlidir.” denilerek sigortalının değişimi hâlinde sigorta sözleşmesinin ne şekilde sona ereceği ve sona ermeden itibaren hangi tarihe kadar hüküm ve sonuç doğuracağı belirlenmiştir.

B. Anlam ve Kapsam

13. 2918 sayılı Kanun’un 94. maddesinde sigorta sözleşmesinin tarafı olan işletenin değişmesi hâlinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında sigortalı aracı işletenlerin değişmesi durumunda devreden kişinin on beş gün içinde sigortacıya bildirimde bulunma zorunluluğu öngörülmüştür.

14. Maddenin itiraz konusu kurallardan ilkini oluşturan üçüncü fıkrası uyarınca, sigortacı sigorta sözleşmesini, işletenin değiştiğine dair bildirimin kendisine tebliğinden itibaren on beş gün içinde feshedebilir. Kuralda sigorta sözleşmesinin sigortalı tarafından yapılan bildirime rağmen sigortacı tarafından feshedilmediği durumda sözleşmenin devam edip etmeyeceği konusunda açık bir düzenleme yer almamakta ise de fesih işlemi yapılmadığı takdirde sözleşmenin aynı şartlar altında hüküm ve sonuç doğurmaya devam edeceği anlaşılmaktadır.

15. Söz konusu maddenin itiraz konusu diğer kural olan dördüncü fıkrasıyla da sigortanın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren on beş gün sonrasına kadar geçerli olacağı öngörülmüştür.

C. İtirazın Gerekçesi

16. Başvuru kararında özetle; kişinin aracını sattığı

anda araç üzerindeki mülkiyet hakkının sona ermesine karşın itiraz konusu

kurallar uyarınca sigorta sözleşmesinden kaynaklı sorumluluğunun devam ettiği,

bu itibarla kusuru olmadığı hâllerde dahi tazminat sorumluluğunun

bulunabileceği, kişinin işlediği veya ihmal ettiği bir fiilden sorumlu

tutulması gerekirken kusursuz sorumluluğuna gidilmesinin mülkiyet hakkını ihlal

ettiği, diğer yandan kurallara konu sigorta sözleşmesinin bir tüketici işlemi

olduğu, sigorta sözleşmesinin feshedilip edilmeyeceği konusunda açıklığın

bulunmamasının ve bu husustaki takdirin sigortacıya bırakılmasının devletin

tüketiciyi koruma yükümlülüğüyle de bağdaşmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın

35. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 48. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

18. Anayasa'nın 48. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.” denilmek suretiyle sözleşme özgürlüğü güvence altına alınmıştır.

19. Özel hukuk, kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini eşitlik ve irade serbestisi esasına göre düzenleyen hukuk kurallarının bütünüdür. Özel hukukta irade özerkliği, kişilerin yasal sınırlar içinde istedikleri hukuki sonuca bu yoldaki iradelerini yeterince açığa vurarak ulaşabilmelerini ifade etmektedir. Bu bağlamda sözleşme iki taraflı bir hukuki işlem olup tarafların karşılıklı ve birbirine uygun surette irade açıklamalarıyla meydana gelir. Sözleşme özgürlüğü ise özel hukuktaki irade özerkliği ilkesinin anayasa hukuku alanındaki dayanağıdır (AYM, E.2016/141, K.2018/27, 28/2/2018, § 15; E.2016/192, K.2017/160, 29/11/2017, § 13).

20. Sözleşme özgürlüğü devletin kişilerin istedikleri

hukuki sonuçlara ulaşmalarını sağlaması ve kişilerin belirli hukuki sonuçlara

yönelen iradelerini geçerli olarak tanıması, onların iradelerinin yöneldiği

hukuki sonuçların doğacağını ilke olarak benimsemesi ve koruması anlamına

gelmektedir. Sözleşme özgürlüğü uyarınca kişiler, hukuksal ilişkilerini özgür

iradeleriyle ve sözleşmelerle düzenlemekte serbesttir. Türk hukukunda tanınan

bu ilke çerçevesinde taraflar, istediği zaman istediği bir kişiyle herhangi bir

konuda hukuksal ilişki kurabilmekte, bu ilişkiyi değiştirebilmekte veya ortadan

kaldırabilmektedir. (AYM, E.2018/78, K.2022/114, 13/10/2022, § 252).

Anayasa’nın anılan maddesinde koruma altına alınan sözleşme özgürlüğü, sözleşme

yapıp yapmama ve yapılan sözleşmeyi sona erdirme serbestisinin yanı sıra

yapılan sözleşmelere dışarıdan müdahale yasağını da içerir (bazı farklarla

birlikte bkz. AYM, E.2016/192, K.2017/160, 29/11/2017, § 13; E.2017/154,

K.2019/18, 10/4/2019, § 11; E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 27).

21. İtiraz konusu kurallar sigortalı aracı işletenin değişmesi hâlinde, aracı devreden işleten ile sigorta şirketi arasındaki sözleşmenin ne şekilde ve ne zaman sona ereceğini düzenlemektedir. Kurallar, aracı devreden işletenin sigortacıya yapacağı bildirimden sonra sigorta sözleşmesinin sona erdirilmesi konusunda sigortacıya takdir yetkisi tanımak ve tarafların karşılıklı olarak sözleşmenin sona erdirilmesi yönündeki iradeleri açıklamalarından sonra da belirli bir süre hüküm ve sonuç doğuracağını öngörmek suretiyle Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğünü sınırlamaktadır.

22. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.

23. Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında, sözleşme özgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kanuni düzenlemelerin keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.

24. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu

niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk

devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem

kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer

vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca

kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.

Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından

da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, kişilerin

tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal

düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli

kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla

Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,

Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında

yorumlanmalıdır.

25. 2918 sayılı Kanun’un 94. maddesinin itiraz konusu

üçüncü fıkrası uyarınca sigortalı aracı işletenin değişmesi hâlinde, bu durumun

aracın önceki işleteni tarafından sigortacıya bildirilmesinden itibaren

sigortacı tarafından sözleşmenin on beş gün içinde sona erdirilebileceği, sona

erdirilmediği takdirde sözleşmenin devam edeceği anlaşılmaktadır. Anılan

maddenin itiraz konusu dördüncü fıkrasına göre ise sözleşme, sona ermesinden

itibaren on beş gün daha geçerli olacaktır. Kurallarla sigortalı aracı

işletenlerin değiştiğine ilişkin durumun sigortacıya bildirilmesinin mevcut

sigorta sözleşmesine etkisinin herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde

açık, net ve anlaşılır bir biçimde düzenlendiği gözetildiğinde kuralların

belirli ve öngörülebilir oldukları, bu itibarla kanunilik şartını taşıdıkları

sonucuna ulaşılmıştır.

26. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine de uygun olması gerekir. Anayasa’nın 48. maddesinde sözleşme özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM, E.2021/128, K.2022/68, 4/8/2022, § 26).

27. Anayasa’nın 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Bu kapsamda devlet, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmış olan yaşam hakkı ile kişilerin maddi ve manevini varlığını koruma ve geliştirme hakkının yanı sıra Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri almakla yükümlüdür.

28. Karayolunda motorlu taşıt işletilmesi, üçüncü

kişilerin yaşam, maddi ve manevi varlıklarını koruma ile mülkiyet haklarının

ihlali riskini içeren bir faaliyettir. Dolayısıyla karayolunda motorlu taşıt

işletilmesini düzenleyen hükümlerin ihlali hâlinde uygulanacak idari ve cezai

yaptırımları belirlemenin yanı sıra bu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü

kişilerin uğrayabileceği zararın tazmin edilmesini güvence altına alan

yöntemleri geliştirmek de devletin görevleri kapsamındadır. Bu bağlamda meydana

gelen zararların tazmininde, ilke olarak, motorlu taşıt işletenin hukuki

sorumluluğu bulunmakla birlikte sigortacının bu zararları tazmin etmekle sorumlu

tutulmuş olması, zarar gören kişinin Anayasa’nın 17. ve 35. maddelerinde

düzenlenen haklarının Anayasa’nın 5. maddesiyle bağlantılı olarak korunmasının

hedeflendiğini göstermektedir (AYM, E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, §§ 38-39).

29. Buna göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının

feshedilmesi konusunda sigortacıya takdir yetkisi tanıyan, feshedilmediği

takdirde sözleşmenin aynı şartlar altında hüküm ve sonuç doğurmaya devam

etmesine imkân tanıyan ve sözleşmenin feshi sonrasında sigorta sözleşmesinin on

beş gün daha geçerli olmasını öngören kurallarla, sigortalı aracı işletenin

değiştiği durumlarda, bu aracın işletilmesi sebebiyle zarar gören üçüncü

kişilerin uğradığı zararın tazmin edilmesinin güvence altına alınmasının

amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralların motorlu aracın işletilmesi

sebebiyle yaşam, maddi ve manevi varlıklarının korunması ile mülkiyet hakları

ihlal edilebilecek kişilerin, bu haklardan kaynaklanan menfaatlerinin korunması

için kabul edildiği ve anayasal bağlamda meşru bir amacının bulunduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

30. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

31. Kurallar sigortalı aracın işleteninin değiştiği durumlarda sigorta sözleşmesinin belirli şartlar altında bir süre daha devam etmesini öngörmektedir. Motorlu aracın yeni işleteninin zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmadığı, ancak önceki işleten tarafından yaptırılan sigorta sözleşmesinin geçerli olduğu dönemde, bu aracın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayacağı zararların sigorta şirketi tarafından teminat miktarıyla sınırlı olarak tazmin edilmesine imkân tanıyan kuralların, zarar gören üçüncü kişilerin yaşam, maddi ve manevi varlıkları ile mülkiyet haklarından kaynaklanan menfaatlerinin korunması amacına ulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır.

32. Mali sorumluluk

sigortası sözleşmesinin belirli şartlar altında bir süre daha devam edeceğini

öngören kurallar uyarınca, sözleşmenin tarafları olan önceki işleten ile

sigorta şirketinin hukuki sorumluluklarının bu süre boyunca devam edeceği

anlaşılmaktadır. Anılan Kanun’un 91. maddesinin birinci fıkrasında da ifade

edildiği üzere zorunlu mali sorumluluk sigortaları karayolunda motorlu taşıt

işletenlerin Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasından doğan hukuki

sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere yaptırılmaktadır. Başka bir

deyişle araç işletenin hukuki sorumluluğunun sigorta şirketi tarafından teminat

altına alınması söz konusudur. Buna karşın aracın devri ile sigortalı işleten,

işleten sıfatını kaybetmektedir. Dolayısıyla, kurallar uyarınca sigorta

şirketi, sözleşmenin tarafı olmayan yeni işletenin üçüncü kişilere karşı

verebileceği zararları sözleşme ilişkisinin tarafı konumundaki önceki işletenin

rızası olmaksızın belirli bir süreyle teminat altına almaktadır.

33. Kanun’un 95. maddesindeki sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği şeklindeki düzenleme de dikkate alındığında, yeni işleten tarafından üçüncü kişilere karşı verilecek zarar sigorta şirketi tarafından karşılanacaktır.

34. Diğer yandan sigortalı önceki işletenin de artık işleten sıfatı bulunmamasına karşın yeni işletenin üçüncü kişilere karşı -sigortacının sigortalıya rücu hakkını doğurabilecek şekilde vereceği zararlarda- hukuki sorumluluğunun devam etmeyeceği söylenemez.

35. Önceki işletenin aracı satmakla araç üzerindeki fiili ve hukuki hakimiyetinin sona erdiğinin altı çizilmelidir. Diğer taraftan önceki işletenin yeni işleten üzerinde herhangi bir denetim ve gözetim sorumluluğu bulunmadığı gibi yeni işletenin davranışlarını kontrol etme ve yönlendirme yetkisi ve gücü de mevcut değildir. Önceki işletenin, davranışlarını kontrol etme kudretini haiz olmadığı bir kimsenin üçüncü kişilere zarar veren fiillerinden sorumlu tutulması oldukça ağır bir müdahale niteliği taşımaktadır. Önceki işletene bu derece ağır külfet yükleyen bir araç ancak daha hafif bir tedbirin bulunmaması hâlinde gerekli görülebilir.

36. Bu bağlamda kurallar uyarınca, sözleşmenin tarafları

olan önceki işleten ile sigorta şirketinin belirli bir süre daha hukuki

sorumluluklarının devam etmesinin son çare niteliğinde olup olmadığı ve

sözleşme özgürlüğüne yönelik daha hafif bir sınırlama aracının bulunup

bulunmadığı değerlendirilmelidir. Bu kapsamda satış veya devir işlemi yapılan

ve işleteni değişen motorlu araçların tescilinde ya da trafiğe çıkarılmasında

yeni işleten tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılması şartının

aranması biçiminde bir aracın seçilmesinin de mümkün olduğuna işaret

edilmelidir. Yeni işleten tarafından aracın tescili veya trafiğe çıkarılması

öncesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılmasının araç işletenin

Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasından doğan hukuki sorumluluklarının

karşılanması ve bu aracın işletilmesi sebebiyle yaşam, maddi ve manevi

varlıklarının korunması ile mülkiyet hakları ihlal edilebilecek kişilerin, bu

haklardan kaynaklanan menfaatlerinin korunması bakımından önceki işleten

tarafından yaptırılan sigorta sözleşmesinin bir süre daha devam etmesi kadar

etkili sonuç doğurabileceği anlaşılmaktadır.

37. Kanun koyucunun tehlikeli bir faaliyet niteliğinde

olan araç işletme sebebiyle oluşan zararların objektif sorumluluk esasına göre

tazmini yolunda düzenleme yapmasının önünde anayasal bir engel bulunmamaktadır.

Bununla birlikte kişinin, üzerinde hukuki ve fiilî olarak denetim ve kontrol

imkânına sahip olmadığı kişilerin fiillerinden sorumlu tutulmasının bir

zorunluluk olduğu söylenemez. Bu bağlamda aracın devri suretiyle araç

üzerindeki her türlü kontrol ve denetim yetkisini yitirmiş bulunan sigortalının

artık işleten sıfatı da kalmadığı hâlde sözleşmenin sigorta şirketince

feshedilmemesi durumunda sözleşme süresince, sözleşmenin feshedilmesi hâlinde

dahi fesih tarihinden itibaren on beş gün boyunca yeni işletenin üçüncü

kişilere vermiş olduğu zararlardan sorumlu tutulabilmesine imkân tanıyan

kuralların gerekli olmadığı anlaşılmaktadır.

38. Bu itibarla kurallarla hedeflenen sonuca daha hafif bir sınırlamayla ulaşılmasının mümkün olduğu gözetildiğinde kuralların ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

39. Açıklanan nedenle kurallar, Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.

Kuralların Anayasa’nın 35. ve 172. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 48. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 172. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

IV.

İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

40.

Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, Cumhurbaşkanlığı

kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların

hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten

kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği

tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı

günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak suretiyle

Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de

yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir

yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.

41. 2918 sayılı Kanun’un 94. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarının iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

V.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 94. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarının Anayasa’ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, iptal hükümlerinin Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE 23/1/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR

Anayasa Mahkemesi, E. 2023/130, K. 2024/17, 23 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu: 13/10/1983
  5. I. İptali İstenen
  6. Kanun Hükümleri
  7. II. İlk İnceleme
  8. III. Esasın İncelenmesi
  9. A. Genel Açıklama
  10. B. Anlam ve Kapsam
  11. C. İtirazın Gerekçesi
  12. Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  13. İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2023/130
Karar No
2024/17
Tarih
23 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2023/135 K.2024/18
  • AYM Norm Denetimi E.2023/61 K.2024/10
  • AYM Norm Denetimi E.2022/34 K.2024/16
  • AYM Norm Denetimi E.2023/115 K.2024/13
  • AYM Norm Denetimi E.2023/156 K.2024/19
  • AYM Norm Denetimi E.2021/28 K.2024/11

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.