İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2023/191 K.2024/58

tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasının “…hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.” bölümünün Anayasa’nın 36., 40. ve 125. maddelerine aykırılığını ileri…

Esas2023/191Karar2024/58Tarih22 Şubat 2024Okuma17 dk · 3.321 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
22 Şubat 2024
Esas Sayısı
2023/191
Karar Sayısı
2024/58
R.G.Tarih-Sayı
3/4/2024-32509
İtiraz yoluna başvuran
İstanbul 7. İdare Mahkemesi
İtirazın konusu
20/7/1966
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.321 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasının “…hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.” bölümünün Anayasa’nın 36., 40. ve 125. maddelerine aykırılığını ileri sürerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Davacı tarafından, belediyece yıkım işleminin uygulanacağının bildirilmesi üzerine açılan iptal davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 18. maddesi şöyledir:

“Yeniden gecekondu yapımının önlenmesi:

Madde 18 – Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.

Yıkım sırasında lüzum hasıl olduğunda, belediyeler ilgili mülkiye amirlerine başvurarak yardım istiyebilirler. Mülkiye amirleri, Devlet zabıtası ve imkanlarından faydalanmak suretiyle, izinsiz yapıların yıkım konusunda yükümlüdürler.

Özel kişilere veya bu maddenin 1 inci fıkrasında sözü geçenler dışındaki tüzel kişilere ait arazi ve arsalar üzerinde yapılacak izinsiz yapılar hakkında, arsa sahiplerinin yazılı müracaatları üzerine ve mülkiyet durumlarını tevsik etmeleri şartiyle bu madde hükümleri, aksi halde genel hükümler ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 27/12/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih TORUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

3. 775 sayılı Kanun’un 1. maddesinde mevcut gecekonduların ıslahı, tasfiyesi, yeniden gecekondu yapımının önlenmesi ve bu amaçlarla alınması gereken tedbirler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiş; Kanun’un 2. maddesinde ise Kanun’da sözü geçen gecekondu deyimiyle imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde, sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapıların kastedildiği belirtilmiştir.

4. Kanun’un 18. maddesinde yeniden gecekondu yapımının önlenmesi amacıyla yapının yapıldığı tarih itibarıyla kişinin mülkiyet, irtifak, kira, tahsis gibi herhangi bir ayni veya şahsi hakka dayanılmaksızın Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde bulunan izinsiz yapıların yıkılması veya yıktırılması hususunda belediye veya devlet zabıtasının görevli ve yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.

5. Bu kapsamda Kanun’un 18.

maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı

birinci fıkrasında, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra,

belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere,

katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya devletin hüküm ve tasarrufu

altında bulunan yerlerde yapılacak, daimî veya geçici bütün izinsiz yapıların,

inşa aşamasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına

lüzum kalmaksızın, belediye veya devlet zabıtası tarafından derhâl

yıktırılacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan fıkrada yer alan “hiçbir karar

alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal

yıktırılır.” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

6. Kanun’un 18. maddesinin ikinci fıkrasında, yıkım sırasında lüzum hasıl olduğunda, belediyelerin ilgili mülkiye amirlerine başvurarak yardım isteyebileceği, mülkiye amirlerinin, devlet zabıtası ve imkânlarından faydalanmak suretiyle, izinsiz yapıların yıkımı konusunda yükümlü olduğu düzenlenmiştir.

7. 775 sayılı Kanun’a göre

yıkım kararına tabi olan yapının maddede sayılan kamu arazisi üzerinde

yapıldığının tespiti gerekmektedir. Ayrıca anılan hüküm uyarınca izinsiz

yapının yıkılabilmesi için yapının tamamının maddede sayılan yerlerde bulunması

şarttır. Kamu arazisinde bulunan bu yapıların daimî ya da geçici yapı olmasına,

inşa aşamasında olmasına veya iskân alınmış bulunmasına bakılmaksızın hiçbir

karar alınmasına gerek duyulmadan 775 sayılı Kanun’un 18. maddesi gereğince belediye

veya devlet zabıtası tarafından derhâl yıkım işlemi icra edilecektir. İzinsiz

yapının tamamının veya bir kısmının 775 sayılı Kanun’un 18. maddesinde

belirtilen belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere,

Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya devletin

hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler dışında bulunması durumunda 775

sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca yıkım

işlemi tesis edilmesi mümkün değildir.

8. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında ise özel mülkiyete

konu arazi ve arsalar üzerinde yapılacak izinsiz yapıların hangi durumlarda Kanun’un 18. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı birinci fıkrası hükümleri uygulanmak

suretiyle yıktırılabileceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Buna göre özel

kişilere veya bu maddenin birinci fıkrasında sözü geçenler dışındaki tüzel

kişilere ait arazi ve arsalar üzerinde yapılacak izinsiz yapılar hakkında, arsa

sahiplerinin yazılı müracaatları üzerine ve mülkiyet durumlarını tevsik

etmeleri şartıyla bu madde hükümlerinin uygulanması mümkündür. Aksi hâlde özel

mülkiyete konu arazi ve arsalar üzerinde yapılacak izinsiz yapılar hakkında 775

sayılı Kanun’un 18. maddesinde yer alan hükümlerin uygulanması söz konusu

değildir.

9. Kanun’un 37. maddesinde ise izinsiz yapıların

yıktırılmasına ek olarak uygulanacak ceza hükümleri düzenlenmiştir. Anılan

maddede, bu Kanun hükümlerinden faydalanmak amacıyla yalan beyanda bulunan veya

hakikate aykırı beyanname verenler ile bu Kanun’un yayımından sonra belediye

sınırları içinde veya dışında belediyelere, Hazineye, özel idarelere veya katma

bütçeli dairelere ait arazi ve arsalar üzerinde veya devletin hüküm ve

tasarrufu altında bulunan yerlerde izinsiz yapı yapanlar, yaptıranlar, bu gibi

yapıları satanlar, bağışlayanlar, rehin edenler veya diğer şekillerde

devredenler ile bilerek devir ve satın alanların, 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre cezalandırılacağı öngörülmektedir. Buna

göre anılan yerlerde izinsiz yapı yapan ve bu yapılardan tasarruf edenler ile

bilerek devir ve satın alanlar hakkında izinsiz yapıların Kanun’un 18. maddesi

uyarınca yıkılmasının yanı sıra ayrıca cezai yaptırım da uygulanabileceği

görülmektedir.

B. İtirazın Gerekçesi

10. Başvuru kararında özetle; itiraz

konusu kuralla belediye sınırları içinde

veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere

ait arazi ve arsalarda veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan

yerlerde yapılacak bütün izinsiz yapıların hiçbir karar alınmasına lüzum

kalmaksızın, belediye veya devlet zabıtası tarafından derhâl yıktırılacağının

öngörüldüğü, herhangi bir yazılı işlem tesis

edilmeden ve yargı yolu gösterilmeden yıkım kararı alınmasının ve bu kararın

uygulanmasının ilgililerin bu işleme karşı yargı yoluna başvurma imkânını

ortadan kaldırdığı, bu durumun hak arama özgürlüğü, mahkemeye erişim hakkı ve

etkili başvuru hakkını ihlal ettiği, öte yandan idari işlemlere karşı

açılacak davalarda dava açma süresinin başlamasında yazılı bildirim esas

alındığından idare tarafından tesis edilen idari

işlemlerin ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde yazılı olarak bildirilmesi

gerektiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 36., 40. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

11. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniyle itiraz konusu kural Anayasa’nın 35. maddesi yönünden de incelenmiştir.

12. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.

13. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

14. Anayasa Mahkemesinin benzer konulara

ilişkin çeşitli kararlarında vurgulandığı üzere ruhsata aykırı dahi olsa, özel

kişiler adına kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde kamu makamlarının bilgisi ve

zımni onayı dâhilinde özel kişiler tarafından oluşturulan ve uzun yıllardır

kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın kullanılan yapının kullanılmasından

kaynaklanan ekonomik değer Anayasa’nın 35. maddesi çerçevesinde bir mal varlığı

değeri ve dolayısıyla bir mülk oluşturmaktadır (birçok karar arasından

bkz. AYM, E.2023/117, K.2023/121, 13/07/2023, § 11; Ayhan Işık Aslım, B.

No: 2018/14339, 14/9/2021, § 42; Hasan Kaya ve diğerleri, B. No:

2017/22750, 1/7/2020, § 33; Ayşe Öztürk, B. No: 2013/6670, 10/6/2015, §

85; Nazif Kılıç, B. No: 2014/5162, 15/6/2016, § 35; İrfan Öztekin,

B. No: 2014/19140, 5/12/2017, §§ 43-45; Rifat Algan, B. No: 2014/19138,

22/2/2018, §§ 49-51). Bunun yanı sıra hakkında yıkım kararı alınan yapılar; 775 sayılı Kanun’un 18. maddesinde

sayılan yerlerde bulunmayan yapılar, anılan maddede yıkım kararı verilmesi için

aranılan şartların gerçekleşmediği yapılar, taşınmaz için imar affından

yararlanılan yapılar ve 2886 sayılı Kanun uyarınca kiralanarak ecrimisil ödenen

yapılar gibi 775 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamına girmeyen yapılar da

olabilir. Dolayısıyla 775 sayılı Kanun’un 18. maddesi

kapsamına girmemekle birlikte anılan madde uyarınca hakkında yıkım kararı

alınan yapıların da mülk

teşkil ettiği ve bu yönden Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında

korunması gereken bir menfaatin mevcut olduğu sonucuna varılmaktadır.

15. Öte yandan Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin

korunması” başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası “Anayasa ile tanınmış

hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden

başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir” hükmünü

içermektedir. Anılan hükme göre kişilerin yargı makamları ile idari makamlar

önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması anayasal bir

zorunluluktur. Bu zorunluluk, temel hak ve özgürlüğü ihlal edilen ya da ihlal

edildiğini iddia eden kişilerin ilgili yargı veya idari merciler nezdinde

şikâyetlerini dile getirmesi hususunda devlete gerekli ve yeterli mekanizmaları

oluşturarak uygun koşulları sağlama yükümlülüğü getirmektedir (AYM, E.2019/102,

K.2019/99, 25/12/2019, § 16; E.2021/46, K.2022/47, 21/4/2022, § 15; E.2022/141,

K.2023/17, 25/01/2023, § 17; E.2023/134, K.2023/209, 30/11/2023, § 17).

16. Bu çerçevede Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını teminat altına almaktadır (AYM,

E.2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, § 17; E.2021/46, K.2022/47, 21/4/2022, § 16

E.2022/141, K.2023/17, 25/01/2023, § 18).

17. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet

hakkı bakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir.

Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler

ise müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal,

idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Mülkiyet hakkına müdahalenin doğurduğu

olumsuz sonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesi, mümkün değilse malikin

zarar ve kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya yargısal birtakım

hukuki mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif yükümlülüklerinin bir

gereğidir (AYM, E.2023/117, K.2023/121,

13/07/2023, § 15; AYM, E.2018/77, K.2023/105, 31/05/2023, § 323; E.2023/134,

K.2023/209, 30/11/2023, § 19; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri

A.Ş., B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §§ 46, 48).

18. Anayasa’nın 56.

maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip

olduğu düzenlenmiştir. İnşa edilecek yapıların imar mevzuatına uygun olarak

yapılmasının sağlanması ve bu kapsamda ilgili mevzuat hükümleri uyarınca ruhsat

alınmadan yapılabileceği açıkça düzenlenen yapılar hariç bütün yapıların

ruhsata bağlanması suretiyle yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun

olarak gerçekleştirilmesi sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik yaşam

çevrelerinin oluşturulması bakımından önem teşkil etmektedir. Bu bakımdan

yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygunluğunun sağlanmasının yanı

sıra kamu arazileri üzerinde gecekondu niteliğinde izinsiz ve kaçak olarak inşa

edilen binanın yıkılmasının idare açısından yasal bir yetki ve sorumluluk

olduğu aşikârdır.

19. Bununla birlikte izinsiz ve kaçak olarak inşa edilen binaya ilişkin yıkım kararı alınması ve bu kararın uygulanması durumunda söz konusu taşınmazın kullanım imkânı ve kullanılmasından kaynaklanan ekonomik menfaatin tamamen ortadan kalkacağı gözetildiğinde yıkım kararının ve bu kararın uygulanmasının hukuka aykırı olduğunun ilgililer tarafından ileri sürülmesi ve iptali için yetkili makama başvurma imkânının, diğer bir ifadeyle etkili başvuru hakkının sağlanmasının Anayasa'nın 40. maddesinin gereği olduğu anlaşılmaktadır.

20. Bu kapsamda mülkiyet hakkı ile bağlantılı olan kuralla Anayasa’nın 40. maddesi kapsamında devletin bu hakkın korunmasıyla ilgili gerekli koşulları sağlama fonksiyonunu ne ölçüde yerine getirdiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

21. Esas itibarıyla yıkım kararı, yürürlükteki mevzuat hükümlerinde öngörülen usul ve esaslara, imar planlarına veya yapı ruhsatı ve eklerine aykırı olarak inşa edilen veya inşası devam eden bir yapının ekonomik ve fiziksel varlığının ortadan kaldırılmasına yönelik olarak tesis edilen ve bu doğrultuda gerçekleştirilen yıkım eylemi ile tamamlanan bir idari işlemdir. Yapının yıkılmasına yönelik olarak tesis edilen idari işlemi takiben gerçekleştirilen yıkım eylemi ise idari işlemin icrası niteliğindedir.

22. Taşınmazın ekonomik ve fiziksel varlığının ortadan kalkmasına yol açan yıkım kararının ilgililerinin söz konusu taşınmazı kullanma imkânını ve kullanılmasından kaynaklanan ekonomik menfaatini de tamamen ortadan kaldıracağı açıktır. Bu itibarla yıkım kararının hukuka uygun olup olmadığının denetimi noktasında idari ve yargısal yollara başvurma imkânının açık olması zaruridir.

23. Hak arama özgürlüğü bakımından kişilerin idareye karşı sahip olduğu en etkili yargısal koruma mekanizması iptal davasıdır. İptal davasında, idari işlemin hukuk kurallarına aykırılığının belirlenmesi hâlinde iptaline karar verilmekte ve bunun sonucunda idarenin hukuka bağlılığı ve hukuk düzeninin korunması sağlanmaktadır (AYM,

E.2016/205, K.2019/63, 24/7/2019, § 141; E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, §

258; E.2022/14, K.2022/70, 01/06/2022, § 6). İptal davasında, idari işlemin hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesi amaçlandığından hukuka aykırı bir işlemin hukuk düzeninden çıkarılmasını sağlamanın bu davayla mümkün olduğu açıktır.

24. Öte yandan kişileri iptal davası sonuçlanıncaya kadar hukuka aykırı idari işlemin olumsuz etkilerinden korumak, ileride giderilmesi veya düzeltilmesi imkânsız veya zor olan durumları önlemek, idarenin hem olası bir tazmin yükünden kurtarılması hem de hukuk sınırları içinde kalması sağlanarak hukuk devletinin kesintiye uğramadan devamını temin etmek amacıyla yürütmenin durdurulması kurumu öngörülmüştür (AYM, E.2022/14, K.2022/70, 01/06/2022, § 6; E.2016/205, K.2019/63, 24/7/2019, § 141; E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, § 258; E.2022/141, K.2023/17, 25/01/2023, § 23).

25. Buna göre yıkım kararlarına karşı açılacak iptal davalarında da söz konusu idari işlemin hukuka aykırılığı yolundaki iddiaların yargı yerlerince inceleneceği, bu bağlamda bu davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi hâlinde uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemler kategorisinde değerlendirilebilecek olan yıkıma ilişkin işlemlere devam edilemeyeceği ve bu işlemlerin dava sonuna kadar ertelenebileceği, ayrıca yıkım kararlarının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptali yolunda verilecek kararların yıkım kararlarıyla ortaya çıkan tüm hukuki sonuçları ortadan kaldırabilecek niteliğe sahip olduğu değerlendirilmektedir.

26. Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların ileri sürülebileceği bir başvuru yolunun mevzuatta öngörülmesi yeterli değildir. Söz konusu başvuru yolunun aynı zamanda uygulamada da etkili olması diğer bir ifadeyle başarı şansı sunması gerekir (AYM, E.2023/33, K.2023/117, 22/06/2023, § 43). Bu bağlamda itiraz konusu kuralın mevzuatta öngörülen başvuru yolunu işlevsiz kılacak nitelikte bir düzenleme içerip içermediği hususunun ortaya konulması gerekmektedir.

27. Belirtildiği üzere iptal davalarında, idari işlemin

hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesi amaçlanmakta olup yıkım kararlarına karşı açılacak bir iptal davasında da yıkım

kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptali yolunda bir karar verilmesi

durumunda söz konusu iptal kararının yıkım kararıyla ortaya çıkan tüm hukuki

sonuçların ortadan kalkmasını sağlayacak niteliğe sahip olması beklenmektedir.

Bu çerçevede yıkım kararına karşı açılan iptal davasında amaçlanan, yapının yıkılmasına

yönelik olarak tesis edilen idari işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle

iptal edilmesi durumunda bu idari işlem akabinde gerçekleştirilecek olan yıkım

eyleminin uygulanmasını önlemek ve yapının fiziki varlığının devamını

sağlamaktır.

28. İtiraz

konusu kuralda ise Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye

sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma

bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya devletin hüküm ve tasarrufu

altında bulunan yerlerde yapılacak daimî veya geçici bütün izinsiz yapıların,

inşa aşamasında veya iskân edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum

kalmaksızın, belediye veya devlet zabıtası tarafından derhâl yıktırılması öngörülmektedir.

Böylece kamu arazisi üzerinde izinsiz bir yapının inşa edildiğinin veya

inşasının devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda herhangi bir yıkım kararı

alınmasına gerek duyulmaksızın belediye veya devlet zabıtası tarafından izinsiz

yapının derhâl yıkılabilmesine imkân sağlanmıştır.

29. Öte yandan kuralda, kamu arazisi üzerinde izinsiz bir yapının inşa

edildiğinin veya inşasının devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda herhangi

bir yıkım kararı alınmadan yıkım eyleminin gerçekleştirilebileceği

belirtildiğinden izinsiz yapıyı inşa edenlere, hâlihazırda yapıdan

yararlananlar ile yapıyı kullananlara veya diğer ilgililere söz konusu yıkım

işleminin tebliğ edilmek suretiyle bildirilmesinin de söz konusu olmayacağı

açıktır. İlgililere herhangi bir bildirim yapılmaksızın yıkım işleminin

gerçekleştirilmesi durumunda ise izinsiz yapıyı inşa edenlerin, hâlihazırda

yapıdan yararlananlar ile yapıyı kullananların veya diğer ilgililerin yıkım

işleminden ancak yıkım eyleminin gerçekleştiği anda veya yıkım sonrasında

haberdar olabileceği görülmektedir. Bu durumda ise herhangi bir yıkım kararı

alınmadan yıkım eylemi gerçekleştirileceğinden yıkım eyleminden önce yıkım

işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava açılması mümkün olmayacaktır.

30. Diğer bir ifadeyle, dava konusu kuralla yıkım işlemi tesis edilmemesi öngörülmek suretiyle idarenin yıkım kararı alması yolundaki iradesinin iptal davasına konu edilmesi önlenmektedir. Bu itibarla kuralda, kamu arazisi üzerinde izinsiz bir yapının inşa edildiğinin veya inşasının devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda söz konusu yapının yıkılmasına ilişkin bir işlem tesis edilmesi ve ilgilinin hakkında tesis edilen işlemin içeriğinden haberdar edilmesi suretiyle bu işleme karşı kullanabileceği dava açma hakkının korunmasını sağlayacak güvencelere yer verilmediği görülmüştür.

31. İlgililerin

yıkım eyleminin gerçekleşmesinden sonra dava açma imkânı bulunmakta ise de bu

aşamada yıkım kararı uygulanmış ve yıkım gerçekleşmiş olacağından bu şekilde açılan

iptal davasında verilecek muhtemel bir iptal kararının yıkım fiiliyle ortaya

çıkan hukuki sonuçların ortadan kalkmasını sağlayacak niteliğe sahip olmayacağı

açıktır. Zira bu aşamada yıkım kararına karşı açılan iptal davasında verilecek

muhtemel bir iptal kararının fiilen uygulanma imkânı kalmadığından iptal

davasından beklenen sonucun elde edilmesi de mümkün değildir. Bu yönüyle

kuralın, yıkım kararının hukuka uygun olup olmadığının iptal davası yoluyla incelenmesine

imkân sağlayan başvuru yolunun işlevsiz hâle gelmesine yol açtığı sonucuna

varılmıştır.

32. Diğer taraftan idarenin yıkım kararına karşı açılan iptal davasının işlevsiz hâle gelmesinin mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal edip etmediğinin değerlendirilebilmesi için bu iradenin başka bir şekilde yargısal denetime konu edilmesinin mümkün olup olmadığı ve söz konusu denetimin iptal davasıyla ulaşılacak sonucu temin etmeye elverişli bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

33. Bilindiği üzere Türk idari yargılama hukukunda yer

alan idari dava türlerinden bir diğeri de tam yargı davasıdır. Tam yargı

davası, idarenin işlem ve eylemleri sonucunda kişisel hakları zarar görenler

tarafından bu zararların telafisi için açılan davalardır. İptal davasının

konusunu idari işlemin iptali oluşturmakta iken özel hukuktaki eda davasına

benzetilen tam yargı davasının konusunu ise idari işlem veya eylemle

gerçekleştirilen ihlalin telafisi oluşturmaktadır. Bu dava türünde davacı, bir

hakkın yerine getirilmesini veya uğranılan zararın giderilmesini istemektedir.

Başka bir ifadeyle iptal davası ile idari işlemlerin hukuka uygun olup

olmadığının denetimi yapılırken tam yargı davası ile hakları muhtel olanların

ihlal edilmiş haklarının tazmin ve telafisi amaçlanmaktadır. Bu itibarla tam

yargı davasının da yıkım kararıyla ortaya çıkan hukuki sonuçların ortadan

kalkmasını ve eski hâlin iadesini sağlayacak niteliğe sahip olmayacağı

görüldüğünden Anayasa’nın 40. maddesi anlamında etkili bir yol olmadığı

sonucuna varılmıştır.

34. Bu itibarla kural, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturmaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 36. ve 125. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

36. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.

37. 775 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasının “…hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.” bölümünün iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan fıkranın kalan kısmının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.

V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

38. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da

bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte

yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe

gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede

yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216

sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural

tekrarlanarak mahkemenin gerekli gördüğü

hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının

yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği

belirtilmektedir.

39. 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasının “…hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.” bölümünün iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasının;

A. “…hiçbir

karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

B. Kalan kısmının

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE,

iptal hükümlerinin Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince

KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE

GİRMESİNE 22/2/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

M. Emin KUZ

Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL

Anayasa Mahkemesi, E. 2023/191, K. 2024/58, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  4. II. İlk İnceleme
  5. III. Esasın İncelenmesi
  6. A. Anlam ve Kapsam
  7. B. İtirazın Gerekçesi
  8. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  9. E.2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, § 17; E.2021/46, K.2022/47, 21/4/2022, § 16
  10. E.2016/205, K.2019/63, 24/7/2019, § 141; E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, §
  11. IV. İptalin Diğer Kurallara Etkisi
  12. V. İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  13. A. “…hiçbir
  14. B. Kalan kısmının
  15. Kararın Resmî Gazete’de Yayımlanmasından Başlayarak Dokuz Ay Sonra Yürürlüğe
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2023/191
Karar No
2024/58
Tarih
22 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2024/30 K.2024/36
  • AYM Norm Denetimi E.2024/19 K.2024/23
  • AYM Norm Denetimi E.2024/34 K.2024/41
  • AYM Norm Denetimi E.2023/163 K.2024/57
  • AYM Norm Denetimi E.2024/33 K.2024/40
  • AYM Norm Denetimi E.2024/32 K.2024/39

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.