İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2023/29 K.2024/112

- 32620

Esas2023/29Karar2024/112Tarih30 Mayıs 2024Okuma14 dk · 2.805 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
30 Mayıs 2024
Esas Sayısı
2023/29
Karar Sayısı
2024/112
R.G. Tarih – Sayı
2/8/2024
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.805 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

- 32620

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR

1. Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2023/29)

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

(E.2024/105)

İTİRAZLARIN KONUSU: 7/5/1987

tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 13. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırılığının ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talepleridir.

OLAY

Hekime karşı açılan rücu davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ

A. İptali İstenen Kanun Hükmü

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 13. maddesi şöyledir:

“Geçici Madde 13- (Ek:12/5/2022-7406/15 md.)

Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur.

Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde

görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık

mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye

ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen

tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih

itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci

fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması

için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden

reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve

davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.”

B. İlgili Görülen Kanun Hükmü

Kanun’un ek 18. maddesi şöyledir:

“Ek Madde 18- (Ek:12/5/2022-7406/14 md.)

Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan

soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum

ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri

ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında

yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar

nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri

uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki

Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık

kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş

hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık

müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere

görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7

nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk

Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.

Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde

görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık

mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin

tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı

ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin

gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp

kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından

bir yıl içinde karar verilir. (Ek cümle:21/2/2024-7496/21 md.) Devlet

üniversitelerinde görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından

Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine

aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş

ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay içinde nihai karar verilir.

(Ek fıkra:21/2/2024-7496/21 md.) İdare,

kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra

hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve

tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine

sebep olan ve zorunlu meslekî malî sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve

kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek

mensuplarının yerine geçer. Bu sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin

icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve

uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal

veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı idare tarafından ödenen

avukatlık vekâlet ücreti ve yargılama masrafları dâhil tazminat sağlık meslek

mensubunun kusuru oranında ve sigorta teminatı dâhilinde tıbbi kötü uygulamaya

ilişkin zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırdığı sigorta şirketinden talep

edilir.

Mesleki Sorumluluk Kurulu, Sağlık Bakanı tarafından belirlenen;

a) Bakan yardımcısı,

b) Sağlık Hizmetleri, Kamu Hastaneleri, Hukuk Hizmetleri, Yönetim Hizmetleri genel müdürleri veya yardımcıları,

c) Profesör veya doçent unvanlı biri dâhilî, diğeri cerrahi branştan iki hekim,

olmak üzere yedi üyeden oluşur. Mesleki Sorumluluk Kurulunun başkanı Bakan yardımcısıdır. (c) bendi uyarınca belirlenen üyelerin görev süresi iki yıldır.

Mesleki Sorumluluk Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz.

Sağlık Bakanı gelen işin niteliği ve sayısına göre, başka bir Bakan yardımcısının başkanlığında dördüncü fıkrada gösterilenlerden, yeni kurullar oluşturabilir.

Mesleki Sorumluluk Kurulu üyeleri, ikinci fıkra kapsamında verdikleri kararlar sebebiyle görevinin gereklerine aykırı hareket ettiklerinin kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararıyla tespit edilmesi dışında mali ve idari yönden sorumlu tutulamaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”

II. İLK İNCELEME

A. E.2023/29 Sayılı Başvuru Yönünden

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 16/2/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B. E.2024/105 Sayılı Başvuru Yönünden

2. Anılan İçtüzük hükümleri uyarınca Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 30/5/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. BİRLEŞTİRME KARARI

3. 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 13. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2024/105 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2023/29 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2023/29 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 30/5/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

IV. ESASIN İNCELENMESİ

4. Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Ahmet CANPOLAT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

5. 3359 sayılı Kanun sağlık hizmetleriyle ilgili temel esasları

düzenlemektedir. Anılan Kanun’un ek 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci

ve ikinci cümlelerinde 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim

Kanunu’nun 53. maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hâriç olmak

üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde

görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık

mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin

tıbbi işlem ve uygulamalar sebebiyle yapılacak soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu

Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerinin

uygulanacağı öngörülmüş ve soruşturma izninin Sağlık Bakanlığı bünyesinde

kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu (MSK) tarafından verileceği belirtilmiştir.

6. Öte yandan 3359 sayılı Kanun’un ek 18. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde kamu kurum ve kuruluşları ve devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminatın ilgili meslek mensubuna rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığına ve kusur durumu gözetilmek suretiyle MSK tarafından bir yıl içinde karar verileceği hükme bağlanmıştır.

7. Anılan fıkra gereğince MSK tarafından sağlık meslek mensuplarına rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına karar verilirken ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ile kusur durumu dikkate alınacaktır.

8. Söz konusu Kanun’un geçici 13. maddesinde de ek 18.

madde uyarınca getirilen düzenlemelere ilişkin geçiş hükümlerine yer

verilmiştir. Geçici 13. maddenin ikinci fıkrasıyla, ek 18. maddenin ikinci

fıkrasında düzenlenen rücu davalarına ilişkin hükümlerin görülmekte olan

davalar bakımından da uygulanması sağlanmıştır. Bu kapsamda geçici 13. maddenin

ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinde kamu kurum ve kuruluşları ve

devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık

meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları

muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare

tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği

tarih itibarıyla görülmekte olan rücu davalarında mahkemece, ek 18. maddenin

ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere MSK’ya başvurması için davacıya

iki aylık süre verileceği ve davacının bu süre içinde MSK’ya başvurmaması

durumunda davanın usulden reddedileceği düzenlenmiştir.

9. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasında dava şartları sayılmış, (2) numaralı fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Anılan Kanun’un 115. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise dava şartı noksanlığının tespiti hâlinde davanın usulden reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

10. Bu itibarla 3359 sayılı Kanun’un geçici 13. maddesinin ikinci fıkrasıyla MSK’ya iki ay içinde başvuru yapılmaması durumunda davanın usulden reddedileceği hükme bağlanmak suretiyle görülmekte olan davalar bakımından bir dava şartının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Davanın usulden reddine karar verilmesi hâlinde ise sonrasında davacı tarafından MSK’ya başvurularak yeniden dava açılmasına engel bir durum da bulunmamaktadır.

11. Davacının iki aylık süre içinde ek 18. maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere MSK’ya başvurmaması nedeniyle usulden reddedilen davalarda anılan fıkranın itiraz konusu üçüncü cümlesine göre yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılacak ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmeyecektir.

12. 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yargılama giderlerinin kapsamı belirlenmiştir. Buna göre yargılama giderleri genel olarak harçlardan, masraflardan ve vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinden oluşmaktadır.

13. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrasında genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen tarafın ödemekle yükümlü olduğu, üçüncü fıkrasında ise herhangi bir istek olmaksızın re’sen yapılacak işlemlere ait harçların, aksine hüküm yoksa lehine işlem yapılan kişilerden alınacağı hükme bağlanmıştır. Dava masrafları ise işin niteliğine göre davacıdan veya davalıdan tahsil edilebilmektedir.

14. 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine

hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Söz konusu maddenin (2)

numaralı fıkrasında da davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması

hâlinde mahkemece, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre

paylaştırılacağı öngörülmüştür. Anılan Kanun’un 330. maddesinde de vekil ile

takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin

haklı çıkan taraf lehine hükmedileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla dava ve

takiplerde yargı harçları, masraflar ve vekâlet ücretinden oluşan yargılama

giderleri ilke olarak haksız çıkan tarafa yüklenmektedir. Böylece dava veya

takipte haksız çıkan tarafın, karşı tarafın bu dava veya takip sebebiyle yapmak

zorunda kaldığı yargılama giderlerini karşılaması sağlanmaktadır.

15. Bu itibarla kamu kurum ve kuruluşları ve devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarında davacı tarafından iki ay içinde MSK’ya başvurulmaması nedeniyle rücu davasının usulden reddedilmesi hâlinde davalı sağlık meslek mensubu aleyhine hüküm kurulmamasına rağmen kural uyarınca bu kişilerin dava nedeniyle yaptıkları yargılama giderleri üzerlerinde bırakılacak ve lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmeyecektir.

B. İtirazların Gerekçesi

16. Başvuru kararlarında özetle; davayı tamamen veya kısmen kazanan tarafın yapılan yargılama giderlerinin tamamı ya da bir kısmı üzerinde, vekilinin ise vekâlet ücreti yönünden alacak hakkına sahip olduğu, itiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın meşru amacının bulunmadığı, kuralla davanın tarafları açısından eşitlik ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde idare lehine düzenleme getirildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

17. Anayasa’nın 36.

maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir./Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan

kaçınamaz.” denilmektedir. Anılan maddeyle güvence altına alınan dava

yoluyla hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer

temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin

bir haksızlığa uğradığını iddia edebilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir

uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin,

uğradığı zararı giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri

önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,

E.2004/25, K.2008/42, 17/1/2008; E.2008/102, K.2010/14, 21/1/2010; E.2017/178,

K.2018/82, 11/7/2018, § 11).

18. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Tarafların aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi ve yargılama sürecinde yüklendikleri giderlerin karşı tarafa yükletilmesi talebinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını sınırlamaktadır (benzer yönde bkz. AYM, E.2023/160, K. 2024/77, 14/3/2024, § 10; Hilmi Kocabey ve diğerleri, B. No: 2018/27686, 17/11/2021, § 98).

19. Kural, davanın usulden reddi hâlinde davalının karşı taraftan alması gereken yargılama gideri ve vekâlet ücretinden yoksun bırakılmasını öngörmek suretiyle mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirmektedir.

20. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.

21. Bu itibarla mahkemeye erişim hakkını sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.

22. Esasen temel hakları sınırlayan

kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına

alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel

unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem

kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer

vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca

kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.

Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından

da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,

bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de

yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını

gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla

Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,

Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında

yorumlanmalıdır.

23. Kuralda davanın usulden reddedilmesi hâlinde yargılama gideri ve vekâlet ücretinden kimin sorumlu olacağına ilişkin hususların herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır.

24. Öte yandan mahkemeye erişim hakkına sınırlama getiren kuralın Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması gerekir.

25. Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM, E.2023/79, K.2024/80, 14/3/2024, § 16).

26. Adil yargılanma hakkı, niteliği gereği devletin

düzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira bu hakkın Anayasa'da

zikredilmiş olması kendi başına bir anlam ifade etmemekte, bireylerin bu haktan

yararlanabilmesi için devletin en azından yargı teşkilatını kurması ve

yargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Devletin düzenleme yetkisini

haiz olduğu alanlarda belli ölçüde takdir yetkisine sahip olduğunun kabulü

gerekir. Bu sebeple adil yargılanma hakkına yönelik sınırlamalar getirilirken

kanun koyucuyu bağlayan belli bir meşru amaçlar listesi bulunmamaktadır. Ancak

kanun koyucunun bu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi

olduğu açıktır (Bekir Sözen [GK], B. No: 2016/14586, 10/11/2022, § 74).

27. Kamu kurum ve kuruluşları ve devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarının iki ay içinde davacı tarafından MSK’ya başvurulmaması nedeniyle reddedilmesi hâlinde davacı aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin öngörülmesinin davacı kurumun yargılama gideri yüküyle karşılaşmaması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

28. Yargılama giderlerine hükmedilmesinde ilke olarak

dava sonunda haklı çıkma ölçütü esas alınmaktadır. Kural ise yargılama

giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletileceği ilkesini sağlık meslek

mensubunun görev yaptığı kurum lehine değiştirmekte ve davanın usulden reddine

rağmen kurum aleyhine yargılama giderine hükmedilemeyeceğini öngörmektedir.

Kamu kurumlarının karşılaştığı yargılama giderlerinin azaltılması yönünde -harç

muafiyeti gibi- bazı düzenlemelerin yapılması makul kabul edilebilirse de bunun

yargılamanın diğer tarafı olan özel hukuk kişilerinin haklarının göz ardı

edilerek öngörülmesi mümkün değildir. Kamuya mali külfet yüklenmemesi

düşüncesi, kamu kurumunun dava şartını yerine getirmemesi nedeniyle usulden

reddedilen davada yargılama gideri yapmasına sebebiyet verdiği kişinin

katlandığı mali külfeti telafi etme yükümlülüğünün ortadan kaldırılmasını meşru

kılamaz. Dolayısıyla kuralın anayasal yönden meşru bir amacının bulunduğu

söylenemez.

29. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 36. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kuralın Anayasa’nın 5. ve 10. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 13. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE 30/5/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR

Anayasa Mahkemesi, E. 2023/29, K. 2024/112, 30 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuranlar
  4. (E.2024/105)
  5. İtirazların Konusu: 7/5/1987
  6. Olay
  7. I. İptali İstenen Ve İlgili Görülen Kanun Hükümleri
  8. A. İptali İstenen Kanun Hükmü
  9. B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
  10. II. İlk İnceleme
  11. A. E.2023/29 Sayılı Başvuru Yönünden
  12. B. E.2024/105 Sayılı Başvuru Yönünden
  13. III. Birleştirme Kararı
  14. IV. Esasın İncelenmesi
  15. A. Anlam ve Kapsam
  16. B. İtirazların Gerekçesi
  17. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2023/29
Karar No
2024/112
Tarih
30 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2024/95 K.2024/100
  • AYM Norm Denetimi E.2024/25 K.2024/116
  • AYM Norm Denetimi E.2023/193 K.2024/106
  • AYM Norm Denetimi E.2023/200 K.2024/103
  • AYM Norm Denetimi E.2021/106 K.2024/101
  • AYM Norm Denetimi E.2024/107 K.2024/109

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.