KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Mart 2023
- Esas Sayısı
- 2023/53
- Karar Sayısı
- 2023/49
- R.G.Tarih-Sayı
- 4/5/2023-32180
- İtiraz yoluna başvuran
- Ankara 20. İdare Mahkemesi
- İtirazın konusu
- 27/1/1954 tarihli ve
Karar Metni
1.263 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu’nun 26. maddesinin Anayasa’nın 2., 38. ve 135. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Davacı hakkında verilen altı ay süreyle mesleğin icrasından men kararının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu 26. maddesi şöyledir:
“Madde 26 – Odalara kayıtlı meslek mensuplarından bu kanuna aykırı hareketleri görülenlerle, meslekle alakalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle zarara sebebiyet veren veya akdettiği mukavalelere riayet etmiyen veyahut meslek şeref ve haysiyetini muhil durumları tesbit olunanlara kayıtlı bulundukları oda haysiyet divanınca aşağıda yazılı inzibati cezalar verilir:
a) Yazılı ihtar;
b) (25) liradan (100) liraya kadar para cezası;
c) (100) liradan (1 000) liraya kadar para cezası;
ç) 15 günden 6 aya kadar serbest sanat icrasından men'i;
d) Odadan ihraç.
Bu cezaların verilmesinde sıra gözetilmez. Ancak sebep teşkil eden hadisenin mahiyet ve neticelerine göre bu cezalardan biri tatbik olunur.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 22/3/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih TORUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralda
disiplin konusuyla ilgili herhangi bir ilkenin belirlenmediği, hangi disiplin
fiillerine ne tür cezaların uygulanacağının kanunda düzenlenmediği, ayrıca
verilecek cezanın belirlenmesi konusunda haysiyet divanlarına sınırsız bir takdir
yetkisinin tanındığı, kural uyarınca aynı fiil nedeniyle en hafif cezanın
uygulanabileceği gibi en ağır cezanın da uygulanmasının mümkün olduğu, bu
hâliyle disiplin suç ve cezaları konusunda kanuni güvencenin sağlanmadığı,
bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuki yaptırımın veya sonucun
bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal
çerçevede imkân tanınmadığı, bu nedenle hukuki belirlilik ile suçta ve cezada
kanunilik ilkelerinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 38.
ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. İtiraz konusu kuralla Türk mühendis ve mimarları
odaları haysiyet divanının 6235 sayılı Kanun’a aykırı hareketleri görülenlerle,
meslekle alakalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle
zarara sebebiyet veren veya akdettiği sözleşmelere uymayan veyahut meslek şeref
ve haysiyetini ihlal eden durumları tespit olunan meslek mensupları (yüksek
mühendis, yüksek mimar, mühendis ve mimarlar) hakkında fiil ve hareketlerinin niteliğine
göre yazılı ihtar, (25) liradan (100) liraya kadar para cezası, (100) liradan
(1.000) liraya kadar para cezası, 15 günden 6 aya kadar serbest sanat icrasından
meni ve odadan ihraç şeklinde düzenlenen disiplin cezalarından birinin
uygulanacağı, bu cezaların verilmesinde sıra gözetilmeyeceği ancak sebep teşkil
eden hadisenin nitelik ve neticelerine göre bu cezalardan birinin uygulanacağı hükme
bağlanmıştır.
5. Anayasa Mahkemesi 22/9/2021 tarihli ve E.2021/16, K.2021/62 sayılı kararında 25/1/1956 tarihli ve 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun eczacı odaları haysiyet divanının görev ve yetkilerini düzenleyen 30. maddesinin ilgili kısmını incelemiş ve söz konusu kuralın eczacı odaları haysiyet divanının meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulama yetkisini kullanmaları sırasında bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığı gerekçesiyle kuralı Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir.
6. Anılan kararda ilk olarak kuralda eczacılar hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları sayılmakla birlikte söz konusu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde sayılan hâllerde hangi disiplin cezasının uygulanacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 17).
7. Bu kapsamda haysiyet divanının
kendisine intikal eden bir dosyada yer alan eylemin söz konusu kuralda sayılan
hâllerden birisinin kapsamına girdiği kanaatine varması durumunda yine maddenin
birinci fıkrasında sayılan disiplin cezalarından herhangi birisine
hükmedebileceği, haysiyet divanının, hangi fiile hangi cezayı uygulayacağı
konusunda herhangi bir kayıt ve şartla bağlı olmayıp tamamen serbest
bırakıldığı, kuralda eczacılar hakkında disiplin cezası uygulanabilecek hâller
sayılmakla ve disiplin cezaları da gösterilmekle birlikte maddede sayılan
disiplin suç ve cezaları arasında yeterli bağlantının kurulamadığı, bu
çerçevede disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda fiil ve
hareketin niteliğine göre disiplin cezalarının verilebileceği öngörülmekle
birlikte bu ölçütün disiplin cezasının muhatapları açısından yeterli bir hukuki
güvence sağlamadığı belirtilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 18).
8. Öte yandan kuralda “Haysiyet divanı bu cezaların verilmesinde sıra gözetmeksizin geniş takdir hakkını haizdir.” denilmek suretiyle disiplin cezasının belirlenmesi konusunda haysiyet divanına sınırsız bir takdir yetkisinin tanındığı, bu bağlamda kuralın haysiyet divanına disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda kuralda yer alan disiplin cezalarından istediğini uygulayabilme yetkisini tanımakta olduğu, haysiyet divanının bu yaptırımı uygularken anılan Kanun’da öngörülen sırayı gözetme zorunluluğuna da tabi tutulmadığı ifade edilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 19).
9. Bu tespitlerden hareketle kuralla haysiyet divanına tanınan yetkinin somut olayın özelliklerine, eylemin ağırlığına, oluşan zararın büyüklüğüne göre kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmasını sağlamanın yanında işlenen disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini sağlayacak gerekli ve yeterli mekanizmaların kurulmadığı, bu nedenle kural kapsamında verilecek disiplin cezaları bakımından keyfî yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvencenin sağlanmadığı sonucuna varılmıştır (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 20).
10. Bakılmakta olan itiraz başvurusunda Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen kural bakımından yapılacak anayasallık denetiminin konusunu da benzer şekilde, Türk mühendis ve mimarları odaları haysiyet divanının meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulama yetkisini kullanmaları sırasında bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanınıp tanınmadığı hususu oluşturmaktadır.
11. Bu kapsamda itiraz konusu kural bakımından da Anayasa Mahkemesinin anılan 22/9/2021 tarihli ve E.2021/16 ve K.2021/62 sayılı kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığından 6643 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ilgili kısmının Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
12. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 38. ve 135. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
13. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da
bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten
kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği
tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı
günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 30/3/2011 tarihli
ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak
mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî
Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği
tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
14. 6235 sayılı Kanun’un 26. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
M. Emin KUZ
Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE
Anayasa Mahkemesi, E. 2023/53, K. 2023/49, 22 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası