İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2024/114 K.2024/186

tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’na, 4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen 39/A maddesinin (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’nın 5., 35. ve 172.…

Esas2024/114Karar2024/186Tarih5 Kasım 2024Okuma16 dk · 3.251 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
5 Kasım 2024
Esas Sayısı
2024/114
Karar Sayısı
2024/186
R.G.Tarih-Sayı
31/12/2024-32769
İtiraz yoluna başvuran
İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi
İtirazın konusu
21/11/2012
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.251 kelime·16 dk okuma·7 bölüm

tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’na, 4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen 39/A maddesinin (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında ödenen organizasyon ücretinin iadesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 39/A maddesi şöyledir:

“Tasarruf finansman sözleşmesi

MADDE 39/A- (Ek:4/3/2021-7292/7 md.)

(1) Tasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşmedir.

(2) Tasarruf finansman sözleşmesi, yazılı veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulacak şekilde düzenlenir.

(3) Müşteri, sözleşme imzalanmasını takip eden on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin tasarruf finansman sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir. Müşterinin söz konusu cayma hakkını kullanması hâlinde şirket, organizasyon ücreti dâhil, müşteriden aldığı tutarın tamamını cayma kararının bildirilmesinden itibaren on dört gün içinde iade etmekle yükümlüdür.

(4) Müşteri, tasarruf finansman sözleşmesinin tasarruf dönemi bitimine kadar sözleşmede fesih hakkına sahiptir. Şirket, müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde organizasyon ücreti bedeli dışında kalan toplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekle yükümlüdür. Müşterinin talebi ile tahsisat ileriki bir tarihe ertelenebilir, erteleme hâlinde müşterinin sözleşmedeki hak ve yükümlülükleri saklı kalır. Tasarruf finansman sözleşmeleri, müşterinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumu haricinde, şirket tarafından tek taraflı olarak feshedilemez.

(5) Tasarruf finansman sözleşmelerinde asgari olarak tutarlara, vadeye, organizasyon ücretine, gelir, maliyet ve masraflara, konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimine yönelik tasarruf etme ve finansman kullandırma dönem ve koşullarına, iade süre ve şartlarına, temerrüde, cayma hakkının kullanımına, sözleşmenin sona ermesine, feshine, mirasçılara intikaline, üçüncü taraflara devrine, tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin hükümler yer alır. Şirketler tasarruf finansman sözleşmeleri kapsamında taahhüt ettikleri yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır. Sözleşme kapsamında müşterinin bilgilendirilmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 27/6/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle başvurunun yöntemine uygunluğu sorunu görüşülmüştür.

2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya

aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa

Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem

düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta

olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin

hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri

sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada

sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği

belirtilmiş; anılan fıkranın (a) bendinde de “İptali

istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan

gerekçeli başvuru kararının aslı” Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler

arasında sayılmıştır. Maddenin (4)

numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun

olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye

geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.

3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

4. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği belirtilmiştir.

5. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinin (4) numaralı fıkrasının itiraz konusu ikinci cümlesinde yer alan “Şirket, müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde…” ve “...toplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekle yükümlüdür.” ibarelerinin Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırı olduğunun belirtildiği ancak hangi nedenlerle anılan hükümlere aykırı olduğuna dair herhangi bir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmıştır.

6. Buna göre anılan ibarelere yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşıldığından 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.

7. Açıklanan nedenlerle 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’na 4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen 39/A maddesinin (4) numaralı fıkrasının;

A. İkinci

cümlesinde yer alan “Şirket, müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde…” ve “...toplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekle yükümlüdür.” ibarelerine yönelik itiraz başvurusunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,

B. İkinci cümlesinin kalan kısmının esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Sümeyye KOCAMAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Genel Açıklama

9. Tasarruf finansman sözleşmesi isimsiz sözleşmeler arasında kabul edilmekteyken 6361 sayılı Kanun’da 7292 sayılı Kanun’la bir kısım değişiklikler yapılmak suretiyle tasarruf finansman sözleşmesine kanuni dayanak kazandırılmış ve anılan sözleşmenin isimli sözleşme hâline gelmesi sağlanmıştır.

10. 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinin (1) numaralı fıkrasında tasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı işyeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı; şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşme olarak tanımlanmıştır.

11. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında sözleşmenin

yazılı veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak

ya da mesafeli olsun olmasın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (Kurul)

yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik

haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin

doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulacak şekilde düzenleneceği

ifade edilerek şekil şartı öngörülmüştür. Sözleşmenin içeriğinde bulunması

gereken esaslı unsurlar ise maddenin (5) numaralı fıkrasında sayılmıştır. Buna

göre sözleşmelerde; asgari olarak tutarlara, vadeye, organizasyon ücretine,

gelir, maliyet ve masraflara, konut, çatılı işyeri veya taşıt edinimine yönelik

tasarruf etme ve finansman kullandırma dönem ve koşullarına, iade süre ve

şartlarına, temerrüde, cayma hakkının kullanımına, sözleşmenin sona ermesine,

feshine, mirasçılara intikaline, üçüncü taraflara devrine, tarafların hak ve

yükümlülüklerine ilişkin hükümlere yer verilmesi gerekmektedir.

12. Tasarruf finansman sözleşmesinin tarafları müşteri ve şirkettir. Şirket; müşterinin tasarruflarını yönetme, bunları geri ödeme ve finansman kullandırmakla yükümlü kılınmakta, bunlara karşılık ise müşteriden organizasyon ücreti alma hakkına sahip olmaktadır.

13. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere tasarruf finansman sözleşmesinin amacı, belirli bir birikim süreci sonunda belirli bir konuda finansman elde etmektir. Bu bakımdan sözleşme, birbiriyle bütünleşik bir tasarruf ve finansman taahhüdünü içermektedir. Sözleşmeyle müşteri taahhüt ettiği tasarruf tutarını sözleşme yaptığı şirket nezdinde biriktirmekte ve bunun sonucunda sözleşmede yer alan süre, yasal sınırlamalar ve ödeme gücünün devam etmesine ilişkin koşulların gerçekleşmesiyle müşteriye belirli bir konu ve tutarda finansman sağlanmaktadır.

14. Anılan Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (l) bendinde tasarruf finansman faaliyeti; “bir sözleşme kapsamında önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıtın edinimi için faizsiz finansman esaslarına göre belirli bir süre tasarruf edilmesi, müşterilere finansman kullandırılması ve toplanan tasarrufların yönetimi” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre tasarruf finansman sözleşmesinin konusunu ancak konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi oluşturabilecektir.

15. Söz konusu fıkranın (k) bendine göre tahsisat ise tasarruf finansman sözleşmesi çerçevesinde, belirlenen koşulların yerine gelmesi şartı ile müşterinin tasarruf birikimlerinin ve sözleşme kapsamında taahhüt edilen finansman tutarının müşterinin, mirasçısının veya vekilinin konut, çatılı işyeri veya taşıt edinmesi amacıyla satıcı konumundaki üçüncü kişilere hesaben ödenmesi olarak nitelendirilmektedir.

B. Anlam ve

Kapsam

16. 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinde müşterinin sözleşmeden cayma ve fesih hakları düzenlenmiştir. Anılan maddenin (3) numaralı fıkrasına göre müşteri, sözleşme imzalanmasını takip eden on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin tasarruf finansman sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir. Müşterinin söz konusu cayma hakkını kullanması hâlinde şirket, organizasyon ücreti dâhil, müşteriden aldığı tutarın tamamını cayma kararının bildirilmesinden itibaren on dört gün içinde iade etmekle yükümlüdür.

17. Maddenin dördüncü fıkrasında ise fesih hakkı düzenlenmiştir. Söz konusu fıkranın birinci cümlesinde müşterinin, tasarruf finansman sözleşmesinin tasarruf dönemi bitimine kadar sözleşmeyi fesih hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ikinci cümlesinde ise müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde şirketin, organizasyon ücreti bedeli dışında kalan toplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır. İtiraz konusu kural anılan cümlede yer alan “…organizasyon ücreti bedeli dışında kalan…” ibaresidir.

18. Organizasyon ücretinin niteliği Kanun’un 3.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (j) bendinde tanımlanmıştır. Anılan bende

göre organizasyon ücreti, müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında

tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında

ödeyecekleri tutardır. Organizasyon ücreti Kanun’un 39/A maddesinin (2)

numaralı fıkrası çerçevesinde sözleşmenin esaslı unsurlarındandır. Sözleşme

gereğince organizasyon ücreti dışında şirketin müşteriden herhangi bir bedel

talep etmesi mümkün değildir. Öte yandan Kanun’da organizasyon ücretinin

tutarına ve ödenme zamanına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından bu

hususlarda sözleşme serbestisi ilkesi geçerlidir.

19. İtiraz konusu kuralla, müşterinin tasarruf finansman sözleşmesini imzalamasını takip eden on dört günden sonra fesih hakkını kullanması hâlinde organizasyon ücretinin iade edilmemesi öngörülmektedir. Bu itibarla müşteri sözleşme imzalanmasını takip eden on dört gün içinde cayma hakkını kullanırsa toplam birikim tutarının yanı sıra organizasyon ücretini de iade alabilecek iken bu süreden sonra tasarruf dönemi bitimine kadar olan süreç içerisinde fesih hakkını kullanması hâlinde yalnızca organizasyon ücreti dışında kalan toplam birikim tutarını iade alabilecek, organizasyon ücreti ise şirkete ait olacaktır.

C. İtirazın Gerekçesi

20. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla müşterinin sözleşmede kalma süresine bakılmaksızın organizasyon ücretinin şirkete ait olmasının tüketicinin fesih hakkını ve ekonomik özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtladığı, bu durumun devletin tüketicileri koruma yükümlülüğüyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

21. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

22. Anayasa’nın “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle çalışma ve teşebbüs özgürlükleri güvence altına alınmıştır. Buna göre kişilerin istedikleri alanda yapacakları sözleşmeler yoluyla hukuki ilişkiye girebilmelerinin yanı sıra kuracakları teşebbüslerle ne şekilde faaliyet yürüteceğini de serbestçe belirleyebilmeleri Anayasa’nın 48. maddesinin gereğidir.

23. Özel hukuk, kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini eşitlik ve irade serbestisi esasına göre düzenleyen hukuk kurallarının bütünüdür. Özel hukukta irade özerkliği, kişilerin yasal sınırlar içinde istedikleri hukuki sonuca bu yoldaki iradelerini yeterince açığa vurarak ulaşabilmelerini ifade etmektedir. Bu bağlamda sözleşme iki taraflı bir hukuki işlem olup tarafların karşılıklı ve birbirine uygun surette irade açıklamalarıyla meydana gelir. Sözleşme özgürlüğü ise özel hukuktaki irade özerkliği ilkesinin anayasa hukuku alanındaki dayanağıdır (AYM, E.2016/141, K.2018/27, 28/2/2018, § 15; E.2016/192, K.2017/160, 29/11/2017, § 13).

24. Sözleşme özgürlüğü devletin kişilerin istedikleri

hukuki sonuçlara ulaşmalarını sağlaması ve kişilerin belirli hukuki sonuçlara yönelen

iradelerini geçerli olarak tanıması, onların iradelerinin yöneldiği hukuki

sonuçların doğacağını ilke olarak benimsemesi ve koruması anlamına gelmektedir.

Sözleşme özgürlüğü uyarınca kişiler, hukuksal ilişkilerini özgür iradeleriyle

ve sözleşmelerle düzenlemekte serbesttir. Türk hukukunda tanınan bu ilke

çerçevesinde taraflar, istediği zaman istediği bir kişiyle herhangi bir konuda

hukuksal ilişki kurabilmekte, bu ilişkiyi değiştirebilmekte veya ortadan

kaldırabilmektedir. (AYM, E.2018/78, K.2022/114, 13/10/2022, § 252).

Anayasa’nın anılan maddesinde koruma altına alınan sözleşme özgürlüğü, sözleşme

yapıp yapmama ve yapılan sözleşmeyi sona erdirme serbestisinin yanı sıra

yapılan sözleşmelere dışarıdan müdahale yasağını da içerir (bazı farklarla birlikte

bkz. AYM, E.2016/192, K.2017/160, 29/11/2017, § 13; E.2017/154, K.2019/18,

10/4/2019, § 11; E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 27).

25. Anayasa’nın 5. maddesi insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır.

26. Anayasa’nın 48. maddesinde bir temel

hak olarak güvence altına alınmış olan sözleşme özgürlüğünün gerçekten ve

etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına

bağlı değildir. Gerçek anlamda koruma sağlanması için devletin negatif

yükümlülükleri dışında pozitif yükümlülüklerinin de olması gerekir. Dolayısıyla

Anayasa’nın 5. ve 48. maddeleri uyarınca devletin sözleşme özgürlüğünün

korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Söz konusu pozitif

yükümlülükler, kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil

olmak üzere sözleşme özgürlüğünün korunması için belirli tedbirlerin alınmasını

gerektirmektedir. Bu bağlamda yasal, idari, mali, yargısal ve diğer tedbirlerin

alınması devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır.

27. Sözleşme özgürlüğü ilke olarak

tarafların yüklenecekleri edimleri serbest bir biçimde belirleyebilmelerini

gerektirse de bu durum devletin tarafların sözleşmeden kaynaklı edimlerini

düzenlemesine engel değildir. Aksine sözleşme özgürlüğünün devlete yüklediği

pozitif yükümlülükler sözleşmelerin hüküm ve sonuçlarının, bu bağlamda tarafların

edimlerinin düzenlenmesini de gerektirebilmektedir. Devletin özel hukuk

ilişkileriyle ilgili pozitif yükümlülüklerinin başında bu ilişkilere

uygulanacak belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir hukuk düzeni oluşturma ödevi gelmektedir. Özel hukuk ilişkilerine uygulanacak hukuk düzenlenirken tüm tarafların menfaatlerinin

gözetilmesi ve adil bir biçimde dengelenmesi gerekmektedir.

28. Anayasa’nın 167. maddesinin birinci

fıkrasında “Devlet, para, kredi, sermaye,

mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli

işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır;…” düzenlemesine yer verilerek ekonomik hayatın işleyişini

düzenlemek, gerektiğinde bu alana müdahale etmek hususunda devlet görevli

kılınmıştır. Bu çerçevede devlet, tasarrufları ve tasarruf sahiplerinin hak ve

menfaatlerini korumak ile biriken tasarrufların millî ekonominin gereklerine

göre kullanılmalarını sağlamakla görevli olup bu görevini yerine getirebilmek

için para ve kredi piyasalarını düzenleme ve denetleme gereksinimi duyabilir ya

da bu sistemi yönlendirebilir. Devletin para, kredi ve sermaye politikalarının

oluşmasında ve saptanmış politikaların uygulanması konusunda sahip olduğu

ekonomik görevlerini ve amaçlarını gerçekleştirebilmesi için ulusal ekonominin

gereklerine uygun olarak düzenlemeler yapmak, bunları değiştirmek ve kaldırmak

anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun yetkisindedir (AYM, E.2018/93, K.2021/69,

13/10/2021, § 33).

29. Anayasa’nın 172. maddesinde ise

devletin tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirleri alacağı, tüketicilerin

kendilerini koruyucu girişimleri teşvik edeceği ifade edilerek tüketicilerin

haklarının korunmasına ilişkin doğrudan ve özel bir düzenlemeye yer

verilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde de özetle tüketicilerin korunmasının tüketici

toplumu diye adlandırılan belirli bir gelişmişlik seviyesindeki ülkelerde

ortaya çıkmış olmakla birlikte- bu ölçüde gelişmemiş ülkelerde de toplumsal bir

sorun olduğunun sonradan görüldüğü ve bu konuda getirilecek tedbirlerin

tüketicileri koruyacağı, tüketicinin korunmasının bir serbest piyasa ekonomisi

tedbiri olduğu, her şeyden önce tüketicilerde tüketici bilincinin

oluşturulması gerektiği, devletin tüketicileri koruyucu başka tedbirler de

alabileceği belirtilmiştir (AYM, E.2016/162, K.2017/156, 15/11/2017, § 8).

30. Kural, müşteri ve şirket arasında

özel hukuk hükümleri çerçevesinde akdedilecek olan tasarruf finansman

sözleşmesinin feshi hâlinde müşterinin ödediği organizasyon ücretinin iade

edilmemesini öngördüğünden kuralın sözleşme özgürlüğüyle ilgisinin bulunduğu

açıktır. Organizasyon ücreti, şirketin tek gelir kalemi olduğundan, kurulan tasarruf ve finans sisteminin sağlıklı bir

şekilde yürümesinin de en önemli aracı niteliğindedir. Bununla birlikte kanun

koyucunun öngördüğü düzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasında

taraflardan biri aleyhine ölçüsüzlüğe neden olması, sözleşme özgürlüğünün

devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerle bağdaşmayabilir. Dolayısıyla her iki

tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan

biri aleyhine ölçüsüz bir netice doğuracak şekilde sonuçlandırılmaması gerekir.

31. 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinin (4) numaralı fıkrasının

ikinci cümlesi uyarınca müşterinin, sözleşmenin imzalanmasından itibaren on

dört gün geçmesinden başlayarak tasarruf dönemi bitimine kadar sözleşmeyi

feshedebileceği, bu durumda şirketin organizasyon ücreti bedeli dışında kalan

toplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iade

etmekle yükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Kuralla fesih süresi içerisinde

müşterinin bu hakkı kullanması hâlinde organizasyon ücreti bedeli dışında kalan

toplam birikim tutarının müşteriye iade edileceğinin herhangi bir tereddüde yer

vermeyecek şekilde açık, net ve anlaşılır bir biçimde düzenlendiği

gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu açıktır.

32. Tasarruf finansman sözleşmesi çerçevesinde şirket,

bir yandan tasarruf finansman sistemine katılmak isteyen kişileri bulmak, bir

araya getirmek, tasarruf ve finansman dönemlerini düzenlemek ve sözleşme

imzalamak şeklinde işleyen bir organizasyon faaliyeti yürütmekte iken diğer

yandan nezdinde biriken tasarrufların da yönetimini gerçekleştirmektedir.

Sunulan bu hizmetlerin karşılığı olarak şirketin müşteriden talep edebileceği

tek edimin ise organizasyon ücreti olduğu ve sözleşme ile işin niteliği gereği

uzun bir döneme yayılan yüksek meblağlı bir hukuki ilişkinin doğduğu açıktır.

Müşteri tarafından ödenen organizasyon ücretinin sözleşmenin feshi durumunda

iade edilmeyeceğine yönelik kuralla, bir yandan sözleşmenin muhtemel süresini

gözeterek bir organizasyon yürütmekte olan şirket bakımından fesihten kaynaklı

olarak müşterinin sistemden erken ayrılması nedeniyle sistemde oluşabilecek

aksamalar ve buna bağlı doğacak mali kayıpların önüne geçilmesinin, diğer

yandan o ana kadar sözleşmeye dayalı olarak müşterinin biriken tasarruflarını

yönetme borcunu yerine getiren şirketin bu ediminin karşılığını almasının amaçlandığı

anlaşılmaktadır.

33. Tasarruf finansman sözleşmesi

çerçevesinde öngörülen cayma ve fesih hakları ile müşterinin herhangi bir

gerekçe göstermeksizin sözleşmenin imzalanmasından tasarruf dönemi bitimine

kadar sözleşmeyi sonlandırabilmesine imkân tanınmıştır. Bu hakların

kullanılması herhangi bir koşula bağlanmamış; hakların kullanılması neticesinde

şirketin herhangi bir maddi talepte bulunması da öngörülmemiştir. Tasarruf

finansman sözleşmesinin konusunu müşterinin bizzat kendisinin tasarruf

etmesinin oluşturması ve biriken tutar üzerinde dilediği zamanda dilediği

şekilde tasarruf edebilmesinin amaçlanması bu hakların esasını oluşturmaktadır.

Buna karşılık, yalnızca müşterinin sözleşme

kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda sözleşmeyi feshetme

yetkisi olan şirketlerin, sözleşmenin öngörülen süreden önce ve kendisine

atfedilecek herhangi bir kusur bulunmamasına rağmen müşteri tarafından feshi

hâlinde hiçbir suretle karşı edime hak kazanamamasının, şirketlerin finansal yapısına

olumsuz etkide bulunacağı açıktır. Bu durum anılan sektörün sağlıklı ve düzenli

bir şekilde işlemesine engel oluşturabilecektir.

34. Kanun koyucunun Anayasa’nın 167.

maddesi kapsamında tasarruf finansman şirketlerinin de menfaatlerini gözetme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda müşterinin sözleşme ilişkisinin

kurulmasından on dört gün sonra fesih hakkını kullanması durumunda organizasyon

ücretinin şirket tarafından iade edilmeyeceğini öngörürken şirketin bu süre

içinde ücrete müstahak birtakım hizmetlerde bulunduğu gerçeğini gözettiği

anlaşılmaktadır. Müşterinin cayma hakkını, organizasyon ücretinin iadesine hak

kazanacak şekilde süresiz bir biçimde kullanabilme imkânına sahip olması

yatırım yapan ve bu amaçla personel istihdam eden, çeşitli giderlerde bulunan

şirketin ticari manada zorluklarla karşılaşmasına yol açabileceği ortadadır. Bu

sebeple müşterinin organizasyon ücretini iade alabilmesinin yalnızca on dört

gün içinde cayma hakkını kullandığı durumlarla sınırlanmasının tarafların

menfaatleri arasında bir dengesizliğe yol açmadığı değerlendirilmiştir.

35. Öte yandan kuralın emredici değil tamamlayıcı nitelikte bir hukuk kuralı olduğunda kuşku yoktur. Bu bağlamda tarafların özgür iradeleri ile düzenleyecekleri tasarruf finansman sözleşmelerinde organizasyon ücreti kararlaştırılırken kuralın aksine düzenleme yapmalarına engel bir durum bulunmamaktadır (Benzer yönde bkz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2021/2214, K.2022/1956, 6/4/2022).

36. Kanun

koyucunun müşteriye cayma hakkı ve cayma hakkının sözleşmenin

imzalanmasını takip eden ilk on dört gün içerisinde kullanması hâlinde

organizasyon ücretini iade alabilme imkânı tanıdığı anlaşılmaktadır. Müşteriye

cayma hakkının tanınması ve bu hakkın sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk on

dört gün içinde kullanılması hâlinde organizasyon ücretini iade alma imkânı

sağlanmasının tüketicinin korunması ödevi kapsamında alınmış bir tedbir olduğu

açıktır. Her ne kadar Anayasa’nın 172. maddesi devlete tüketiciyi koruyucu

önlemler alma yükümlülüğü getirmekte ise de bu yükümlülük, cayma hakkının ne

kadar sürede kullanıldığından bağımsız olarak organizasyon ücretinin her

durumda tüketiciye iadesi zorunluluğu doğurmamaktadır.

37. Bu itibarla kanun koyucunun tüketicinin korunmasıyla ilgili olarak alınması gereken tedbirleri belirleme konusunda haiz olduğu takdir yetkisi ve her iki tarafın menfaatlerinin dengelenmesine ilişkin olarak yapılan düzenlemeler dikkate alındığında kuralın müşteri aleyhine aşırı bir külfete yol açmadığı ve tarafların çatışan menfaatlerinin dengelendiği sonucuna ulaşılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 5., 48., 167. ve 172. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 35. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 5., 48., 167. ve 172. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’na 4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen 39/A maddesinin (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…organizasyon ücreti bedeli dışında kalan…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 5/11/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI

Anayasa Mahkemesi, E. 2024/114, K. 2024/186, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  4. II. İlk İnceleme
  5. A. İkinci
  6. III. Esasın İncelenmesi
  7. A. Genel Açıklama
  8. B. Anlam ve
  9. C. İtirazın Gerekçesi
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2024/114
Karar No
2024/186
Tarih
5 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2024/181 K.2024/176
  • AYM Norm Denetimi E.2024/81 K.2024/189
  • AYM Norm Denetimi E.2023/175 K.2024/184
  • AYM Norm Denetimi E.2023/9 K.2024/183
  • AYM Norm Denetimi E.2021/78 K.2024/181
  • AYM Norm Denetimi E.2024/79 K.2024/182

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.