KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Temmuz 2024
- Esas Sayısı
- 2024/138
- Karar Sayısı
- 2024/131
- R.G. Tarih - Sayı
- Tebliğ
Karar Metni
998 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Muğla 4. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (e) bendinin Anayasa’nın 2., 19. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Tutuklama kararına yapılan itirazın incelenmesi sırasında itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 109. maddesi şöyledir:
“Adlî kontrol
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.
k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.) (Mülga:
2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır
bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını
yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca
tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay
geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına
alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle
ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP
kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî
kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında; başvuru kararı ve ekleri, Raportör Sümeyye KOCAMAN tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme,
bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin
hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri
sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu
hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak
anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için
elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması,
iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak
kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların
çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak
nitelikte bulunan kurallardır.
3. 5271 sayılı Kanun’un 109. maddesinin (1) numaralı fıkrasında bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada 100. maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebileceği, (2) numaralı fıkrasında anılan Kanun’da tutuklama yasağı öngörülen durumlarda da adli kontrole ilişkin hükümlerin uygulanabileceği belirtilmiştir.
4. Kanun’un 109. maddesinin (3) numaralı fıkrasında adli kontrol tedbiri çerçevesinde kişinin tabi tutulabileceği yükümlülükler sayılmıştır. Bu kapsamda söz konusu fıkranın itiraz konusu (e) bendi uyarınca özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek de bu yükümlülüklerden birini oluşturmaktadır.
5. Somut olayda, şüpheli hakkında sulh ceza hâkimliğince verilen tutuklama kararına yapılan itirazda Mahkeme şüphelinin tahliyesi ile hakkında Kanun’un 109. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri gereğince adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar vermiş; bu sırada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
6. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olan davada, şüpheli hakkında 109. maddenin (3) numaralı fıkrasının (e) bendinin uygulanmasına dair bir karar verilmediği gibi, Mahkemece somut olay koşullarında şüpheli hakkında bu yükümlülüğün uygulanmasını gerektiren bir durum da ortaya konulmamıştır.
7. Öte yandan 271. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca itiraz üzerine verilen kararın kesin olması nedeniyle Mahkemece iptali talep edilen kurala konu adli kontrol tedbirinin bir daha uygulanmasının mümkün olmadığı açıktır. Dolayısıyla itiraz konusu kuralın bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
8. Açıklanan nedenle kuralın itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR
Anayasa Mahkemesi, E. 2024/138, K. 2024/131, 23 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası