İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2016/13779 K.2021/3422

2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … 9- … 10- … 11- … 12- … 13- … 14- … 15- … 16- … 17- … 18- … 19- … 20- … 21- … 22- …

Esas2016/13779Karar2021/3422Tarih17 Haziran 2021Okuma10 dk · 2.013 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/13779 E., 2021/3422 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
17 Haziran 2021
Esas No
2016/13779
Karar No
2021/3422
Davacılar
1- …
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.013 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … 9- … 10- … 11- … 12- … 13- … 14- … 15- … 16- … 17- … 18- … 19- … 20- … 21- … 22- …

VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR

1- …(Mülga …) 2- … Bakanlığı (Mülga … Bakanlığı)

VEKİLLERİ

Hukuk Müşaviri …

DAVANIN ÖZETİ

07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Doğankaya yerleşim birimine ilişkin kısmının ve davacılara ait taşınmazların da içinde bulunduğu Ankara ili, Şereflikoçhisar ilçesi, … Köyü'nü kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN İDDİALARI

Davacılar tarafından, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun amacına aykırı olarak kamulaştırma yapmamak için kanundan yararlanılarak söz konusu arazi üzerinden Ankara - Pozantı oto yolunu geçirmek amacıyla işlem tesis edildiği, davacılara ait taşınmazların bulunduğu alanda toplulaştırma yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı, bu nedenlerle dava konusu işlemin iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI

Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de ilanı ile tespit edilen yerlerin, 3083 sayılı Kanun'a göre uygulama alanı olduğu ve Bakanlar Kurulu kararının aynı zamanda kamu yararı kararı niteliğinde bulunduğu, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol uyarınca otoyol projesinin geçtiği alanda aynı zamanda toplulaştırma projesi yapılarak mümkün olduğunca düzenli ve ideal tarım arazileri parsellerinin oluşturulmasının ve tarım arazilerinin parçalanmasının önlenmesinin sağlandığı,

kamulaştırma işlemi ilk etapta vatandaş lehine gözükse de, vatandaşın elindeki tarım topraklarının alınması ve çiftçinin topraksız kalması sonucunu doğuracağı, otoyol projesinin yapıldığı alanda aynı zamanda arazi toplulaştırması yapılması ile tarım arazilerinin kullanımının ve ekonomiye katkısının devam ettirilmesi ve çiftçinin kamulaştırma ile topraksız kalmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, yapılan işlemlerin tamamıyla kamu yararına hizmet ettiği, haksız ve hukuki dayanağı olmayan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Hukuki dayanağı olmayan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ

Dava; Ankara İli, Şereflikoçhisar İlçe merkezi sınırlarında kalan ve davacılara ait taşınmazları da kapsayan alanın 3083 sayılı Kanun kapsamında uygulama alanı olarak belirlenmesine ilişkin 12.10.2012 tarihli, 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile anılan karar uyarınca yapılan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme işleminin tüm sonuçları ile birlikte iptali istemleriyle açılmıştır.

3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun 1'inci maddesinde, "Bu Kanunun amacı sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; a)Toprağın verimli şekilde işletilmesini,işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, b)Yeterli toprağı bulunmayan ve topraksız çiftçilerin zirai aile işletmeleri kurabilmeleri için Devletin mülkiyetinde bulunan topraklarla topraklandırılmalarını, desteklenmelerini, eğitilmelerini,

c)Ekonomik üretime imkan vermiyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi, d)Yeni yerleşme yerleri kurmayı, mevcut yerleşme yerlerine eklemeler yapmayı, e)Zorunluluk halinde tarım arazisinin diğer amaçlara tahsisini düzenlemeyi, f)Dağıtılmayan tarım arazisinin değerlendirilme şeklini belirlemeyi,

g)Bakanlar Kurulunca gerekli görülen diğer bölgelerde gayrimenkullerin Milli Güvenlik nedeniyle mülkiyet ve tasarruf şekillerinde ve yerleşim yerlerinde düzenlemeler yapmayı, sağlamaktır." hükümlerine yer verilmiş, 2'nci maddesinin k bendinde; uygulama alanı veya bölgesi, bu Kanunun amacına uygun olarak Bakanlar Kurulunca sınırları belirtilmiş alan olarak tanımlanmış, 3'üncü maddesinde ise," bu Kanunun uygulama alanı, ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile belirtilen alanlardır.

Bakanlar Kurulunun bu kararı, kamulaştırma ve diğer işlemler bakımından kamu yararı kararı sayılır ve Resmi Gazetede yayımlanır." düzenlemesine yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; davalı Bakanlık ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokolün 1'inci maddesinde, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün Arazi Toplulaştırma Projesi uygulanacak sahalarda Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılmış, yapılmakta veya yapılması planlanan yol güzergahları için gerekli alanın, 3083 sayılı Kanun uyarınca yapılacak toplulaştırma çalışmaları kapsamında kalan Hazine arazilerinden karşılanması, tescil harici arazilerin yol güzergahına kaydırılması, böylece kamulaştırma maliyetinin en aza indirilmesi,

Hazine arazisi ya da tescil harici arazi yok ise kamulaştırma yapılması amacıyla protokolün düzenlendiğinin belirtildiği, dava konusu 12.10.2012 gün ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Ankara İli, Şereflikoçhisar İlçesi,.

Mahallesininnde uygulama alanı sınırlarına dahil edildiği, davacılar tarafından; kamulaştırma yapmaktan kaçınıldığı, mülkiyet haklarının ihlal edildiği, mera alanlarının tarımsal arazi olarak tahsis edildiği ileri sürülerek Bakanlar Kurulu kararı ile anılan karar uyarınca yapılan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme işleminin tüm sonuçları ile birlikte iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Davalı idarelerce; Karayolları Genel Müdürlüğü ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol doğrultusunda otoyol projesinin bulunduğu alanlara ilişkin toplulaştırma çalışmalarına öncelik verildiği, toplulaştırma ve otoyol projelerinin birlikte yürütülmesi suretiyle, otoyol projeleri nedeniyle tarım arazilerinin parçalanmasının önlenmesi, dağınık ve modern tarıma elverişsiz hale gelen arazilerin toplulaştırma projeleri ile proje kapsamında değerlendirilerek kullanıma kazandırılması, yapılacak toplulaştırma ile parsellerin her birinin yola cepheli hale gelmesiyle ulaşım ve kullanım kolaylığı ve sulama olanağının sağlanmasının amaçlandığı, arazilerden kesinti yapılarak otoyol için arazi elde edilmediğinin belirtildiği görülmektedir.

Buna göre.

Karayolları Genel Müdürlüğü ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol doğrultusunda otoyol projelerinin geçtiği alanlarda yapılacak toplulaştırma projelerine öncelik verilerek toplulaştırma ve otoyol projelerinin birlikte yürütülmesi sonucunda, uyuşmazlığa konu alanların uygulama alanı olarak belirlenmesi ile tarım arazilerinin otoyol projesi nedeniyle parçalanması ve kullanılamaz hale gelmesi önlenerek, otoyol alanında kalan arazilerin karşılığında çiftçiye arazi verilmesi suretiyle, çiftçinin tarımsal faaliyetine devam etmesi,

toprağın verimli şekilde işletilmesi ve işletilmesinin korunması sağlanacağından, dava konusu Bakanlar Kurulu kararı ile 3083 sayılı Kanunun 3 ve 8'inci maddeleri uyarınca uyuşmazlığa konu alanın uygulama alanı olarak belirlenmesinde Anayasayanın 44 ve 46'ncı maddeleri ve söz konusu Kanunun 1'inci maddesinin (a) ve (e) bendinde öngörülen amaçlara ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahelenin Kanuna dayalı olarak, meşru ve kamu yararı amacıyla yapıldığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Öte yandan, parselasyon planlarının 3 askı yapılarak, her bir aşamada planların askıya çıkarılarak ilan edilmesi ve itirazların alınması suretiyle parselasyonun tamamlanması nedeniyle, dava konusu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme işleminin tüm sonuçları ile birlikte iptali isteminin, idari davaya konu edilebilir kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, davanın arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme işleminin iptali istemi ile ilgili kısmının, ortada idari davaya konu edilebilir kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem bulunmadığından; diğer kısmının ise, esastan; reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ

07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, karar ekinde yer alan alanlar, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 3. ve 8. maddeleri uyarınca "uygulama alanı" ilan edilmiştir. Davacılar tarafından, taşınmazları ile ilgili olarak yapılan uygulama işlemine karşı 15/08/2016 tarihli itirazlarına davalı idarece cevap verilmesi üzerine 22/09/2016 havale tarihli dilekçeyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın "Toprak mülkiyeti" başlıklı 44. maddesinde, "Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tesbit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.

Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.", hükümleri, "Kamulaştırma" başlıklı 46'ncı maddesinde ise, "Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır." hükümleri yer almaktadır.

3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle "Amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda;

a) Toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, b) Yeterli toprağı bulunmayan ve topraksız çiftçilerin zirai aile işletmeleri kurabilmeleri için Devletin mülkiyetinde bulunan topraklarla topraklandırılmalarını, desteklenmelerini, eğitilmelerini, c) Ekonomik üretime imkan vermiyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını,

tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi, d) Yeni yerleşme yerleri kurmayı, mevcut yerleşme yerlerine eklemeler yapmayı, e) Zorunluluk halinde tarım arazisinin diğer amaçlara tahsisini düzenlemeyi, f) Dağıtılmayan tarım arazisinin değerlendirilme şeklini belirlemeyi, g) Bakanlar Kurulunca gerekli görülen diğer bölgelerde gayrimenkullerin Milli Güvenlik nedeniyle mülkiyet ve tasarruf şekillerinde ve yerleşim yerlerinde düzenlemeler yapmayı, sağlamaktır." hükümlerine yer verilmiş,

2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde uygulama alanı veya bölgesi, bu Kanunun amacına uygun olarak Bakanlar Kurulunca sınırları belirtilmiş alan olarak tanımlanmış, 3. maddesinde ise, "Bu Kanunun uygulama alanı, ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile belirtilen alanlardır. Bakanlar Kurulunun bu kararı, kamulaştırma ve diğer işlemler bakımından kamu yararı kararı sayılır ve Resmi Gazete'de yayımlanır." düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Dosyanın incelenmesinden, davalı idarelerce.

Karayolları Genel Müdürlüğü ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol doğrultusunda otoyol projesinin bulunduğu alanlara ilişkin toplulaştırma çalışmalarına öncelik verildiği, toplulaştırma ve otoyol projelerinin birlikte yürütülmesi suretiyle, otoyol projeleri nedeniyle tarım arazilerinin parçalanmasının önlenmesi, dağınık ve modern tarıma elverişsiz hale gelen arazilerin toplulaştırma projeleri ile proje kapsamında değerlendirilerek kullanıma kazandırılması,

otoyol güzergahında kalan tarım arazilerinin karşılığında arazi sahiplerine arazi verilerek çiftçinin topraktan kopmamasının ve kamulaştırma maliyetlerinin azaltılmasının amaçlandığı, arazilerden kesinti yapılarak otoyol için arazi elde edilmediğinin belirtildiği görülmektedir.

Buna göre.

Karayolları Genel Müdürlüğü ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol doğrultusunda otoyol projelerinin geçtiği alanlarda yapılacak toplulaştırma projelerine öncelik verilerek toplulaştırma ve otoyol projelerinin birlikte yürütülmesi sonucunda, uyuşmazlığa konu alanların uygulama alanı olarak belirlenmesi ile tarım arazilerinin otoyol projesi nedeniyle parçalanması ve kullanılamaz hale gelmesi önlenerek, otoyol alanında kalan arazilerin karşılığında çiftçiye arazi verilmesi suretiyle, çiftçinin tarımsal faaliyetine devam etmesi,

toprağın verimli şekilde işletilmesi ve işletilmesinin korunması sağlanacağından, dava konusu Bakanlar Kurulu kararı ile 3083 sayılı Kanun'un 3'üncü ve 8'inci maddeleri uyarınca uyuşmazlığa konu alanların uygulama alanı olarak belirlenmesinde Anayasaya ve anılan Kanun'un 1. maddesinin (a) ve (e) bendinde öngörülen amaçlara ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan, dava konusu edilen arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin tamamının iptali istenmişse de, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında arazi toplulaştırma işleminin, uygulama alanı belirlenmesi ve buna ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımlanması, uygulama yapılacak bölgede toplulaştırmanın alışılmış usüllerle ilan edilmesi ve mahallin en büyük mülki amirine bildirilmesi,

arazi derecelendirmelerinin yapılması ve usulüne uygun olarak ilanı, bölgedeki taşınmaz maliklerinin mülkiyet durumunun tespiti ile yapılan parselasyon planlarının ilanı ve Bakanlıkça onaylanmak suretiyle kesinleştirilmesi, bölgedeki çiftçilere yeni tahsis edilen taşınmazların tapuda tescili ve fiilen teslimleri süreçleri sonucunda gerçekleştirilen işlemleri kapsadığı göz önünde tutulduğunda, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine ilişkin tüm projenin, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliğinde olmadığı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Kanuna dayalı olarak, meşru ve kamu yararı amacıyla yapıldığı sonucuna varıldığından, yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan; davacıların, gerçekleştirilen arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri projesi kapsamındaki uygulamalar sonucunda, alanda bulunan kadastral taşınmazlarına karşılık yeni parsel tahsisine ilişkin işlemlerle ilgili olarak tesis edilen işlemlerin toplulaştırma ilke ve esaslarına uygun olmadığı iddiasıyla ve bu işlemler dolayısıyla güncel, kişisel ve meşru menfaatlerinin ihlal edildiğinden bahisle İdare Mahkemesinde dava açabilmeleri mümkündür.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davanın REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2016/13779, K. 2021/3422, 17 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davalılar
  4. Vekilleri
  5. Davanın Özeti
  6. Davacıların İddiaları
  7. Davalıların Savunması
  8. Danıştay Tetkik Hakimi : …
  9. Düşüncesi
  10. Danıştay Savcısı : …
  11. Düşüncesi
  12. Türk Milleti Adına
  13. Maddi Olay Ve Hukuki Süreç
  14. İnceleme Ve Gerekçe
  15. İlgili Mevzuat
  16. Hukuki Değerlendirme
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2016/13779
Karar No
2021/3422
Tarih
17 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • Danıştay 4. Daire E.2016/13786 K.2021/2935
  • Danıştay 4. Daire E.2016/13787 K.2021/3051
  • Danıştay 4. Daire E.2016/13810 K.2021/3065
  • Danıştay 4. Daire E.2016/13836 K.2021/3453
  • Danıştay 10. Daire E.2016/13842 K.2021/3048
  • Danıştay 8. Daire E.2016/13862 K.2021/2921

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.