İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2019/5499 K.2022/4836

2- … VEKİLİ : Av. …

Esas2019/5499Karar2022/4836Tarih31 Ekim 2022Okuma6 dk · 1.269 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5499 E., 2022/4836 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
31 Ekim 2022
Esas No
2019/5499
Karar No
2022/4836
Temyiz eden (davacılar)
1- …
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.269 kelime·6 dk okuma·9 bölüm

2- … VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA

VEKİLLERİ

Hukuk Müşaviri Av. … Hukuk Müşaviri Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'nin Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirdiği doğum sırasında plesantanın tam olarak çıkarılmaması nedeniyle zehirlenerek ölüm tehlikesi geçirdiğinden ve olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ... için 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, eşi ...için 50.000,00 TL manevi tazminatın olayın yaşandığı 25/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; bakılan uyuşmazlığa ilişkin düzenlenmiş olan Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu raporu doğrultusunda, olayda davalı idareye atfedilecek hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, ilk doğum olduğunun bilinmesine rağmen hizmet kusuruna sebebiyet verecek ölçüde gerekli bilgi aktarımında bulunulmadığı, rahatsızlığı sebebiyle kontrole gittiği hastanede herhangi bir tedavi yapılmadan evine gönderildiği ve rahatsızlığının artması nedeniyle başka hastaneye kaldırılarak plasentanın tam olarak temizlenmediği için zehirlendiğinin anlaşıldığı, şikayetlerine rağmen başvurduğu hastanenin tetkik dahi yapmadan evine göndermesi ve aradan geçen kısa süre içerisinde daha da ağır hale gelerek hastaneye kaldırılmış olması nedeniyle olayda komplikasyon değil hizmet kusurunun bulunduğu,

erken teşhis ve tedavi yapılabilecekken zehirlenmesine neden olunduğu, kararda zehirlenmenin nasıl meydana geldiği ve doğum yaptığı hastanenin kendisini tetkik dahi yapmadan eve gönderdiği hususlarına değinilmediği, rest plasentanın temizlenmemesi komplikasyon olarak nitelendirilse dahi ağır ağrı ve sancı ile başvurduğu hastanenin kendisine iyi olduğunu söyleyerek evine geri göndermesinin komplikasyon değil hizmet kusuru olduğu iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin reddi ile davanın süresinde açılmaması nedeniyle temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacılardan ...'nin 24/11/2010 tarihinde Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine miadında ağrılı gebe olarak başvurduğu, 25/11/2010 tarihinde normal doğum ile 3500 gram ağırlığında canlı bir erkek bebek doğurduğu, 26/11/2010 tarihinde sorunu olmayan anne ve bebeğin istekleri üzerine taburcu edildiği görülmektedir.

Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 20/01/2011 tarihli epikriz raporunda, davacının 11/01/2011 tarihinde vajinal kanama şikayeti ile hastaneye başvurduğu, 13/01/2011 tarihinde rest plasenta (rahimde parça kalması) tanısı ile küretaj (kazıma ile çıkartma) yapıldığı, küretaj sırasında uterin rüptür ve ileum defekti olduğunun farkedildiği, davacıya uterin rüptür ve defekt onarımı da yapıldığı ve takip ve tedavisinin ardından taburcu edildiği belirtilmektedir.

Davacı ... tarafından, 11/08/2014 tarihli dilekçe ile olayda kusurlu olduğu iddia edilen sağlık personeli hakkında Savcılığa şikayet başvurusunda bulunulduğu, Savcılık tarafından, Ankara Valiliğinden, ilgili personel hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca inceleme yapılarak soruşturma izni verilmesinin istenildiği, Ankara Valiliği İl İdare Kurulunun 26/11/2014 tarihli kararı ile ilgili personel hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verildiği, bu karara karşı davacı ... tarafından yapılan itirazın.

Bölge İdare Mahkemesi ... Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, bunun üzerine.

Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve S:…, K:… sayılı kararı ile ilgililer hakkında soruşturma izni verilmediği gerekçesi ile evrakın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, akabinde davacılar tarafından 30/04/2015 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile davalı idareye maddi ve manevi tazminat istemli başvuruda bulunulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasının ön karar başvurusu tarihi itibarıyla yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerekli olduğu; bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği hükmü yer almıştır.

Maddede yer alan tam yargı davaları, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmektedir. Bu nedenle, tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur.

İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir.

Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar, bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken; bazen de çok sonra, eylemin niteliğine göre ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.

Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılmaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Yukarıda da ifade edildiği gibi dava açma süresinin başlangıcı için eylemin yol açtığı zararın ve eylemin idariliğinin ortaya çıkması aranmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı ...'nin 25/11/2010 tarihli doğumundan sonra, doğum sırasında vücudunda kalan plesanta parçasının 13/01/2011 tarihindeki çıkarıldığı görülmektedir. Bu durumda, dosyada başka bir bilgi ve belge de bulunmadığından eylemin yol açtığı zararın 13/01/2011 tarihli operasyon ile ortaya çıktığı sonucuna varılmaktadır. Bu sebeple idari eylem nedeniyle dava açma süresinin başlangıcı noktasında değerlendirilmesi gereken husus eylemin idariliğinin davacılar tarafından ne zaman öğrenildiğidir.

Olayda, davacı ... tarafından Savcılığa yapılan şikayet başvurusu sonucunda, ilgili sağlık çalışanları hakkında Valilikçe soruşturma izni verilmemesine karar verilmesi, bu karara karşı yapılan itirazın Ankara Bölge İdare Mahkemesince reddedilmesi ve Savcılıkça ilgililer hakkında soruşturma izni verilmediğinden evrakın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi birlikte değerlendirildiğinde, olayın ceza hukukuna yansıyan sürecinde eylemin idariliğine ilişkin yeni bir hukuki durumun veya tespitin ortaya çıkmadığı anlaşıldığından,

eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihin zikredilen kararların verildiği tarihler olduğundan bahsedilemeyecek, bu nedenle davacı tarafından eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihin vücudunda kalan plesanta parçasının alındığı operasyon tarihi olan 13/01/2011 tarihi olduğunun kabulü gerekecektir.

Bu durumda, davacının vücudunda kalan plesanta parçasının alındığı operasyon tarihi olan 13/01/2011 tarihi itibarıyla zararın ve eylemin idariliğinin davacı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiğinden, anılan tarihi izleyen günden itibaren bir yıllık süre içerisinde maddi ve manevi tazminat talebiyle davalı idareye başvuru yapılarak başvurunun reddi üzerine bu ret işleminin tebliğinden itibaren ya da başvurunun zımnen reddi halinde zımnen ret tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 30/04/2015 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine açılan iş bu davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemi üzerine incelenen, davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2019/5499, K. 2022/4836, 31 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Vekilleri
  4. Yargılama Süreci
  5. Danıştay Tetkik Hâkimi : …
  6. Düşüncesi
  7. Türk Milleti Adına
  8. İnceleme Ve Gerekçe
  9. Maddi Olay
  10. İlgili Mevzuat
  11. Hukuki Değerlendirme
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2019/5499
Karar No
2022/4836
Tarih
31 Ekim 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2019/5500 K.2022/4623
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5501 K.2022/4484
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5502 K.2022/4620
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5504 K.2022/4619
  • Danıştay 7. Daire E.2019/5505 K.2022/3981
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5507 K.2022/4480

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.