İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2019/6649 K.2021/5533

2- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- ... Anonim Türk Sigorta Şirketi 2- ... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ...

Esas2019/6649Karar2021/5533Tarih15 Kasım 2021Okuma10 dk · 1.931 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/6649 E., 2021/5533 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
15 Kasım 2021
Esas No
2019/6649
Karar No
2021/5533
Temyiz eden (davacılar)
1- ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.931 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

2- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- ... Anonim Türk Sigorta Şirketi 2- ... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılardan ...'in 22/09/2009 tarihinde İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde normal yolla gerçekleştirilen doğumunda davalı idarece hatalı ve eksik tedavi uygulamak suretiyle hayati tehlike geçirip uzun süre tedavi görmek zorunda kaldığı, bebeğin ise önce engelli olarak doğumuna ardından ölümüne sebebiyet verildiği ileri sürülerek uğranıldığı belirtilen zararlara karşılık anne ... için 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, baba ... için 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; davacıların çocuklarının vefatı olayında davalı idarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığının İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında görevli öğretim üyelerince hazırlanan 26/03/2015 tarihli rapordan anlaşıldığından, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin dayanağının bulunmadığı, davacıların iddialarının davalı idarenin maddi ve manevi tazminat ödemekle yükümlü kılınmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, davalı idareye bağlı hastanede anneye yanlış müdahale yapıldığı, yanlış doğum yönteminin seçildiği, annenin normal doğum yöntemi riskli olmasına rağmen normal doğuma zorlandığı, karnına şiddetli bir şekilde bastırıldığı, davalı idarece sezaryen doğum sırasında bebeğin başının doğum kanalına sıkışmış vaziyette olduğunun beyan edildiği, bu aşamada yapılan sezaryen doğumun da zor olduğu, doğumun yapıldığı hastanede yenidoğan ünitesi bulunmamasının bir ihmal ve eksiklik olduğu, yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, dosyadaki bilirkişi raporuna göre idarelerine atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Davalı yanında müdahillerden ... ve ... tarafından, davacı anneye yapılan tüm müdahalelerin tıp kurallarına uygun olduğu, dosyadaki raporların da bu yönde olduğu, hükme esas alınan raporun bilimsel verilerle hazırlandığı, netice ile tıbbi müdahaleler arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, olay hakkında açılan ceza davasında beraat kararı verildiği, olayda sezaryen doğum yapılmasını zorunlu kılacak herhangi bir klinik bulguya rastlanmadığı, kişinin fiziki muayenesinde baş-pelvis uyumsuzluğu gözlenmediği, uterus rüptürünün doğumun komplikasyonlarından olduğu,

rüptür şüphesi oluştuğunda gecikmeksizin sezaryen doğuma geçilerek rahmin onarıldığı, müdahillerin annenin rutin kontrol ve takiplerini yapan doktorlar olmadığı, olay tarihinde kıdemli asistan nöbetçisi ile icap nöbetçisi oldukları savunulmuş olup; ... Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ....

DÜŞÜNCESİ

Temyize konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğundan onanması, manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacılardan ...'in, ilk gebeliği devam ederken 21/09/2009 tarihi saat: 14.30'da İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesine miadında sancılı gebe olarak başvurduğu, yapılan muayenenin ardından normal doğum kararı alınarak yatışının yapıldığı, vajinal muayenelerinde saat: 15.30'da açıklık 1 cm, 17.00'da açıklık 2 cm, ÇKS (çocuk kalp sesi) 140, 19.30'da açıklık 4 cm, ÇKS 140, 22.00'da açıklık 5 cm, 23.00'da açıklık 5 - 6 cm, ÇKS 142 olduğu, su kesesinin açıldığı, sularının temiz geldiği, 24.00'da açıklık 8 cm, ÇKS 140 olduğu,

augmentasyona (destekleme, servikal açılma veya fetal inişin başarısız olması nedeniyle yetersiz kontraksiyonların uyarılması) başlandığı, 00.30'da açıklık tam, %90 silinme, ÇKS 138 olduğu, gebenin doğumhaneye alındığı, saat: 02.00'a kadar doğum takibinin yapıldığı, (dosyada mevcut doktor ifadelerine göre) gebeye iki kez kristaller manevrasının (fundal bası, annenin karnına yukarıdan bastırılarak bebeğin dışarı itilmesine yardımcı olmayı hedefleyen müdahale) uygulandığı, ancak doğumun gerçekleşmediği,

02.00'da hafif vajinal kanama, kontraksiyonlarda azalma ve ÇKS'de bradikardi (kalbin yavaş atması) gelişmesi sonrasında doğumun ikinci devresinin uzaması ve uterus rüptürü ön tanılarıyla acil sezaryen ameliyatına alındığı, ameliyat notuna göre, bebeğin sol omuz ve gövdesinin bir kısmının batında izlendiği (saptanan rüptür alanının sütüre edildiği), saat: 02.20'de hipotonik (kas direnci düşük - gevşek) bir bebek doğurtulduğu, kalp atımının olmadığı, kardiyopulmoner resüsitasyon uygulandığı, 45. dakikada spontan solunumunun geldiği,

ileri takip ve tedavi için bebeğin yenidoğan yoğun bakım ünitesine sahip özel bir sağlık kuruluşuna sevk edildiği, annenin yatarak yapılan takip ve tedavisinin ardından 13/10/2009 tarihinde taburcu edildiği, bebeğin özel sağlık kuruluşunda perinatal asfiksi tanısıyla yapılan tedavisinin ardından 29/08/2010 tarihinde vefat ettiği, davacılar tarafından, dava konusu olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle 12/07/2011 kayıt tarihli dilekçeyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olay hakkında ...

Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde ilgili doktorlar aleyhine görevi kötüye kullanma suçu dolayısıyla açılan ceza davası kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca bebeğe yönelik olarak hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda, "mevcut tıbbi belgelere göre ilk olarak normal doğum kararının doğru olduğu, uterus rüptürü ön tanısı ile ameliyata alınmasının doğru olduğu, ameliyata alınmasında bir gecikmenin olmadığı, travayda sezaryen kararına kadar çekilen NST'lere göre bebeğin intrauterin sıkıntıda olduğunu gösteren bulguların olmadığı,

uterus rüptürünün öngörülemez, önlenemez bir tablo olduğu cihetle doğum eylemine katılan sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği" görüşlerine; aynı Kurulca anneye yönelik olarak hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda ise, bebeğe yönelik olarak hazırlanan raporda belirtilen hususlara ek olarak, "uterus rüptürünün ağır kanama ile seyir eden bir patoloji olduğu, uterus rüptüründe anne ölüm oranlarının yüksek olduğu" görüşüne yer verilmiş;

anılan Mahkemenin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla da bahsi geçen raporlara dayanılarak sanıkların atılı suçun işlenmesinde kusurlarının bulunmaması nedeniyle beraatlerine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan temyiz başvuru neticesinde ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla, temyize konu kararın bozulmasına, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.

İdare Mahkemesince olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında görevli öğretim üyelerince hazırlanan 26/03/2015 tarihli raporda özetle, "başlangıçtaki normal doğum kararı ile travayda fetüste distress düşündürecek bulguların olmaması, annenin daha sonra uterus rüptürü ön tanısı ile ameliyata alınması, bu konuda bir gecikme olmaması hususlarının vakanın yönetimlerinin doğru yapıldığını gösterdiği,

ayrıca travayın ilerlemediği bu tip vakalarda 'augmentasyon' amacı ile kontrollü oksitosin kullanımında, literatürde yer bulan ve kullanılmaya devam edilen kontrollü kristaller manevrası uygulamasında tıbbi hata olmadığı” yönünde görüş bildirilmiş, anılan rapor doğrultusunda da davanın reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğü hizmet kusuruna dayanmaktadır.

Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.

Bunun yanında, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak ve idarenin sorumluluğunun varlığını ortaya koyacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

A) Temyiz İstemine Konu Kararın, Davacıların Maddi Tazminat İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: İdare ve vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyiz İstemine Konu Kararın, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

Bakılan davada, davacılar tarafından, dava dilekçesinde, annenin normal doğuma zorlandığı, karnına şiddetli bir şekilde bastırıldığı iddialarına yer verildiği, davacı annenin doğum takibine ilişkin evrakta, anneye kristaller manevrası (fundal bası) yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı, olay hakkında başlatılan inceleme kapsamında alınan ve dosyada mevcut olan doktor ifadelerine göre, annenin tam açıklığa geldiği 00.30 ile hafif vajinal kanamanın başladığı 02.00 arasında (ilki asistan doktor ... , ikincisi asistan doktor ... tarafından olmak üzere) iki kez kristaller manevrasının uygulandığı,

anılan ifade kapsamında "Uterin rüptür nasıl oldu?" sorusuna ... tarafından, "Uterin rüptür tahminen kristaller manevrası sırasında oluştu.", ... tarafından ise, "Rüptür kristallerden olabilir." şeklinde cevap verildiği görülmektedir.

Her ne kadar hükme esas alınan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında görevli öğretim üyelerince hazırlanan raporda, kontrollü kristaller uygulamasının tüm vakalarda rüptür oluşturduğuna dair veri olmadığı, hala uygulandığı, literatürde yer bulan ve kullanılmaya devam edilen kontrollü kristaller manevrası uygulamasında tıbbi hata olmadığı belirtilmiş ise de, dava konusu olaya yönelik tıbbi kayıtlarda gebeye iki kez kristaller manevrası uygulandığından bahsedilmemesi,

olay hakkında inceleme başlatılması üzerine alınan doktor ifadelerinde bu uygulamadan bahsedilmesi ve kristaller manevrasının rüptür sebebi olabileceğinin belirtilmesi karşısında, davacı annede gelişen uterus rüptürünün, anneye uygulanan kristaller manevrasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak ve ömür boyu şüphe duyacak olmaları nedeniyle uğradıkları manevi zararın, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilmek suretiyle makul bir tutarda tazmini gerekirken, davacıların manevi tazminat istemlerinin tümden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacıların maddi tazminata yönelik temyiz istemlerinin reddine, manevi tazminata yönelik temyiz istemlerinin kabulüne,

2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,

3. Davacılar tarafından fazla yatırılan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacılara iadesine,

4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/11/2021 tarihinde maddi tazminat istemi yönünden oy birliğiyle, manevi tazminat istemi yönünden oy çokluğuyla karar verildi.

(X) - KARŞI OY

Uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarihli, ... ve ... sayılı raporlar ile İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında görevli öğretim üyelerince hazırlanan 26/03/2015 tarihli rapor birlikte değerlendirildiğinde; kristaller manevrası dahil dava konusu olayda, davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurunun tespit edilmediği anlaşılmaktadır.

Buna göre, istenmeyen sonuç ile sunulan sağlık hizmeti arasında illiyet bağının bulunmadığı, dolayısıyla idarenin sorumluluk koşullarının oluşmadığı, bu nedenle, dava konusu olay nedeniyle davacılar lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Bu itibarla, davacıların manevi tazminat istemlerinin reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğundan onanması gerektiği oyuyla Daire kararının bu kısmına katılmıyoruz. 15/11/2021

Danıştay 10. Daire, E. 2019/6649, K. 2021/5533, 15 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Düşüncesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. (X) - Karşı Oy
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2019/6649
Karar No
2021/5533
Tarih
15 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Danıştay 9. Daire E.2019/6649 K.2021/5391
  • Danıştay 12. Daire E.2019/6652 K.2021/5821
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6652 K.2021/5695
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6654 K.2021/5729
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6657 K.2021/5316
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6660 K.2021/5890

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.